san andreas fayı'nın neden olduğu 7,8 büyüklüğünde olan ve 50 saniye boyunca sürerek 3000'den fazla kişinin ölümüne neden olan doğal afet.

sabaha karşı saat 5:12'de gerçekleşen depremin tarihi 18 nisan 1906.

depremden geride kalan enkazda şehir genelinde çıkan ve büyük san francisco yangını olarak anılan yangın, şehirdeki durumu daha da zorlaştırmıştır. doğal gaz patlamaları, şehrin hemen hemen her yerinde yangına neden olmuştur. şehirdeki insanların depreme karşı sigortası yoktur. fakat çoğu, yangına karşı sigortalıdır. bu nedenle sigorta şirketleri, yangınların kasıtlı çıkarıldığını iddia etmiş ve birçok insana para ödemeyi reddetmiştir.

depremin ardından, evlerinden eşyalarını almaya çalışan insanların yaklaşık 500 tanesi, askerlerin onları yağmacı sanması nedeniyle vurularak öldürülmüştür. 200.000'e yakın insan ise evsiz kalmıştır.
devamını gör...

cevap olarak;
sagopa - bergen parçası gelsin o zaman.
devamını gör...

hiç oturup da bir ünlünün libidosu hakkında düşünmemiştim.

esas soru şu: siz niye düşündünüz ki be!
devamını gör...

doğa bir banka olsaydı, onu çoktan kurtarmışlardı. eduardo galeano
devamını gör...

bayram eğlencesinin akşama iyice coşacağının habercisi şahane bir bölümle yayında olacak, radyomuzun hem cici, hem duyarlı, hem de sürprizli programıdır. sorsalar kırk yıl düşünürdüm kesin, ama benim için öyle güzel bir şarkı seçmişler ki bahtiyar oldum tam manasıyla. anladım ki yaptığımız programlarla kendimizi gerçekten ele veriyor, içimizi döküyormuşuz. derdimiz de sahiden anlaşılıyormuş üstelik iyi kalpli insanlar tarafından, daha ne olsun... hediyemi şimdiden aldım bile, çok çok teşekkür ederim hem aykut hem de kırkyama'ya, şimdi programı iple çekme zamanı.*
devamını gör...

"türk kızı dediğin yağmur yağdığında eline kahvesini alıp kitap okumaz, 500 kilometre hızla balkondaki elbiseleri toplamaya koşar." bu yazıyı okuduğumda beri her hatırladığım da gülerim. gerçekten çok doğru.
devamını gör...

islamiyet öncesi (bkz: arabistan)'a verilen ad.

cahiliye dönemini tam dürüst bir şekilde, iyisiyle kötüsüyle, çok çok kısa bir şekilde inceleyelim;

1. cahiliye döneminde erkek
normal erkek. iyisiyle-kötüsüyle. insan yani. bu madde pek önemli değil.

2. cahiliye döneminde çocuk
fazla nadiren de olsa kız çocuklarının diri-diri gömüldüğü oluyordu. fakat erkek çocukların katledildiği de oluyordu ki bu daha da azdı. fazla erkek çocuğa sahip olmak, şeref ve izzet demekti. bir kadın doğum yaptığında, kocası heyecanla beklerdi. çocuk erkekse fazla sevinir, kızsa üzülürdü.

onlardan birine bir kız müjdelendiğinde, öfkelenerek yüzü mosmor kesilir. (aklınca) verilen müjdenin kötülüğünden dolayı halktan gizlenir. böyle bir alçaltıcı duruma rağmen onu yanında mı tutsun yoksa toprağa mı gömsün! görün işte, ne kötü yargıda bulunuyorlar! (nahl/58-59)

tabiki bu kız gömme olayına cahiliye döneminde karşı çıkan bazı insanlar olmuştu. bundan ilave kızını seven babalar da yok değildi.

3. cahiliye döneminde kadın
meslek sahibi kadınlar vardı. hatta kahinlik yapan kadın, kabilenin en şereflisi ya da en şereflilerinden biri olarak bile kabul edilirdi. fakat kadının özel bir kimliği yoktu. yani "kadın" demek, herhangi bir cinsiyeti ifade etmiyordu. yani kadınlık daha çok erkekle birlikte bir insanı oluşturan bir cinsiyet değil de, daha farklı bir şekilde düşünülüyordu. ayrıca hür olan, meslek sahibi kadınlar bunu kendi kimlikleri sayesinde değil, soyları sayesinde başarıyorlardı. erkek, maddi durumu yettiği kadar istediği kadar kadınla evlenebilirdi. cahiliye döneminde kadın, daha çok çocuk doğuran bir varlık olarak tasvir edilmiş ve erkeğin aklını başından alan bir şeytan gibi düşünülmüştür. fakat namuslu, iffetli kadınlar için onları öven şiirler yazıldığı da olmuştur. ayrıca kadınlar miras ve vasiyetten pay alamazlardı.

4. cahiliye döneminde köle
baba geçim sıkıntısı çektiğinde kendi çocuğunu köle olarak satabilirdi. fakat köleliğin asıl kaynağını savaş esirleri oluşturuyor ve köle olan bir anneden doğan çocuk da köle sayılıyordu. rebîa kabilesi hariç diğer tüm doğu arabistan kabileleri ele geçirdiği esirleri köleleştiriyor ve bu kölelerin çoğunluğunu afrikalı siyahiler oluşturuyordu. köleler kesinlikle hürler gibi değillerdi. ikisi de ayrı bir sınıf olarak kabul ediliyordu. tabii kölenin efendisi onu haksız davranışlara karşı güvence altına almıştı fakat yine de efendi, kölesi üzerinde her istediğini uygulayabilirdi.

5. cahiliye döneminde cariye
yine erkek kölelerdeki gibi kadın kölelerin üzerinde de efendilerin her istediklerini uygulama hakları vardı. örneğin, cariyelerini öldürseler kimse karışamaz, burunlarını, kulaklarını kesseler kimse bir şey diyemezdi. efendiler cariyelerini fuhşa zorlayarak bu yolla para kazanabilirdi. cahiliye arapları, cariye ile dişi bir deveyi bir tutarlardı. cariyelere kesinlikle hür kadınlar gibi davranılmazdı.

6. cahiliye döneminde evlilik
cahiliye döneminde normal nikahın da olduğu gibi bazı değişik nikah çeşitleri de vardı. örneğin, bir grup erkek toplanır, bir kadının yanına girer ve onunla ilişkide bulunurlardı. kadın hamile kalıp doğurunca onları çağırırdı, bu durumda hepsi gelmek zorunda kalırdı. daha sonra da istediği bir kişiyi aralarından seçer bu senin çocuğundur derdi. artık adam zorla o çocuğa babalık yapmalıydı. bundan başka iki erkeğin karılarını belli bir süreliğine değiştirmeleri gibi, hatta babası ölen büyük oğlanın dul kalan üvey annesiyle evlenmesi gibi akıl almaz nikah çeşitleri bulunuyordu.

7. cahiliye döneminde meslekler
cahiliye döneminde fahişelik(evet bu bir meslekti), kahinlik, tüccarlık ve şairlik gibi çeşitli meslekler bulunuyordu.

8. cahiliye döneminde şiir
cahiliye araplarının en önem verdiği şeydir. kim en iyi şiir yazarsa, o kişi fazlaca saygı görür ve çok sevilirdi. nitekim bu şiirlerde bazı dinî sözler de görüyoruz. mesela, m.s. 590-600 civarı yıllarda ölmüş olan hristiyan arap şair adî bin zeyd'in şu şiiri,

mekke'nin ve haçın rabbine yemin olsun ki
düşmanlar aleyhimde hiçbir kötülüğe aldırmaksızın çalışıyorlar.


hatta cahiliye dönemi şiirlerinde, putperestliğe karşı olan bazı sözlerle de karşılaşıyoruz. mekkeli haniflerden olan ve m.s. 605-606 yıllarında vefat etmiş olan zeyd bin amr'ın şu şiiri:

insan ve şeytan cinlerini kendimden uzaklaştırdım,
mert ve cesur kişi böyle yapar..
ne uzza'ya taparım ne de iki kızına,
ne de tasın oğullarının iki putuna..
aklımın ermediği çocukluğumda,
rabb bildiğim hubel'e de tapmam,
büyüyüp kendimi kurtardığımda tek bir rabb'e mi,
yoksa bin rabb'e mi tapacağım?..
bilmez misin allah yok etti,
yolunu şaşırmış birçok kimseyi.
iyi olanları ise bıraktı,
onların küçükleri büyüsün diye.
kişi elbet birgün gerçeği yakalayacak,
aynen susuz bir dalın yeşillenmesi gibi,
ben ancak rahman'a rabb'imize kul olurum,
şefkatli rabbim günahlarımı bağışlasın diye.
allah'tan rabbinizden daima korkun,
böyle olursanız felakete uğramazsınız,
iyilerin yurdudur cennet,
kâfirlerin ise yakıcı bir cehennem...
dünyada rezildirler, ölünce de,
gönülleri sıkıp daraltan azapla karşılaşırlar...


9. cahiliye döneminde inançlar
putperestlik, hristiyanlık, yahudilik, sabiilik olduğu söylenebilir.
devamını gör...

8. sınıfta dershaneden arkadaşımla sırf birlikte kalmak için ablalara gitmiştik. yemekten sonra fethullah gülen videoları izletmişlerdi. ablalar nasıl ailelerini karşılarına alıp katıldıklarını anlatmıştı. çok korkunç bir oluşum cidden.
devamını gör...

orhan için sürüklenen uğur'un ve uğur için sürüklenen onun p*z*v**i bekir'in hikayesidir.
yönetmeni ve senaristi (bkz: zeki demirkubuz) olan, 1997 yapımı , (bkz: kader(film))'in devamı olan ama daha önce çekilen film. demirkubuz, bekir (haluk bilginer)'in yusuf(güven kıraç)'a hikayeyi anlattığı yedi dakikalık tiradı kader'e çevirmiştir.

kader ve masumiyet ile ilgili aklımda kalanlar:

-masumiyet'te , uğur'un bekir'e "s****ne ulan, s****ne!" demesi ve kader'de uğur'un bekir'e "vursana ulan, vursana!" demesi.
-kader'de, uğur'un annesini or******la suçlaması ve o***pu olması.
-kader'de, uğur'un şehre geri döndüğünde dükkana gelip bekir'den para istemesi ve bekir'in bunu arkadaşlarına çarpıta çarpıta anlatması.
-masumiyet'te, son sahnede yaşlı adamın orhan'ın babası oldugunu görmemiz .
- masumiyet'te, eniştenin yusuf'a minnettar olması, yusuf'un ablasını dilsiz bırakması, eniştesi ablasına hakaret ederken ve döverken yusuf'un hiçbir sey demeden çantasını alıp gitmesi .
- masumiyet'te , yusuf "aşık oldum"diyince, uğur'un "kime ?" demesi ve yusuf'un "sana abla, kime olacak..." demesi .
- kader'de, bekir'in çocuğu ilaç beklerken bekir'in kars'a, uğur'un yanına gitmesi...

film hakkında fikrim:
oyınculukları beğendim, senaryo gerçekçi değil ve uçuktu. bekir'in yaşadığının da uğur'un yaşadığının da aşk olduğunu düşünmüyorum.
kader'de, izmir'den sahneler görünce mutlu oldum.
devamını gör...

lokanta camına ekmek banan kemal sunal gibi izlediğim reklamlardır.
devamını gör...

tuşlu telefondan ios'a geçiş yapmaktan bir tık daha kolay olabilecek durumdur.
devamını gör...

şüpheden doğan düşünce.
devamını gör...

her bireyin özel alanı vardır.
devamını gör...

başlıktaki tüm yazarlar "ben" demiş ama cidden bu kişi benim.
hani ayda yılda bir dışarı çıkmak istersin, normalde hiç adetin değildir. fakat niyeyse o gün gezmek için can atarsın ama o gün dışarıda fırtına kopar.
evet evet bu kişi benim.
devamını gör...

2000'lerin başlarında üretilmiş, çilekli, muzlu, karamelli, kakaolu ve fındıklı türevleri bulunan, okul sabahlarımın vazgeçilmezi canım kek idi. ne hikmetse birden piyasadan kaldırıldı. şimdiki kekler onun yerini tutmuyor. tutamaz.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
herkesin bu kek sayesinde anlamsızca mutlu olduğu reklamını da şuraya iliştireyim.
devamını gör...

deri altında oluşan ödemler, palpasyonda hamur kıvamında hissedilir.
devamını gör...

van münit!!!

t:racon diye mafya özentilerinin toplandığı başlık. racon dediğin yukarıdaki video gibi olur.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
böyle bir şeydir.
bir tür hizmet.
devamını gör...

aşk ve öbür cinler.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ne güzel iş değil mi bütün yaz tatillere gidin gezin eğlenin sorun yok. kış geldi tıkın herkesi eve. hayat eve sığar bilmem ne... ben marttan beri evdeyim neredeyse. maskesiz sokağa adım atmadım. toplu ortamlara girmemeye dikkat ettim. yine de kısıtlanmaya devam ediyoruz. en başından beri bu kadar salmamalıydık olacaklar belliydi. şaşırmıyoruz.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim