kardeşiniz bir hayvan olsaydı
hayvan zaten. öküzün teki.
devamını gör...
su bardağı
pasta-borek yapimi icin olcu birimi.
anne evi itemi ayni zamanda; guncel “yeni gelin” evlerinde incik boncuklu bir tik buyuk boyutlulari var artik bunlarin, kocislerine servis yaparken kullaniyorlar.
ergonomik diye uretmisler bu bardagi ama bence degil ya, herhangi bir icecek tuketmeye asla yetmiyor cunku; surekli doldur-bosalt yapmaktan yoruyor, candan bezdiriyor, tak ettiriyor. dusundukce afakanlar basti, vallahi harakiri yapacagim.
bununla bir sey icmeye kalksam minimum 2 tam tur yapiyorum, sonunda mide bulantisi garanti.
icecek icin kullanmayin lan, ben manyak oldum bunun yuzunden. devasa kupalarim kalp ben.*
anne evi itemi ayni zamanda; guncel “yeni gelin” evlerinde incik boncuklu bir tik buyuk boyutlulari var artik bunlarin, kocislerine servis yaparken kullaniyorlar.
ergonomik diye uretmisler bu bardagi ama bence degil ya, herhangi bir icecek tuketmeye asla yetmiyor cunku; surekli doldur-bosalt yapmaktan yoruyor, candan bezdiriyor, tak ettiriyor. dusundukce afakanlar basti, vallahi harakiri yapacagim.
bununla bir sey icmeye kalksam minimum 2 tam tur yapiyorum, sonunda mide bulantisi garanti.
icecek icin kullanmayin lan, ben manyak oldum bunun yuzunden. devasa kupalarim kalp ben.*
devamını gör...
ağdacıya gitmiş bir kadınla evlenmek
ya amacım hate speech yapmak ya da sözlükteki yazarları rahatsız etmek değil, buranın ağası da değilim, ama terk et bu sözlüğü ya deme isteği uyandıran yazar ve başlığı. bu ne yani. its twenty twenty okay.
devamını gör...
4 kişiyle pazar kahvaltısı yapma şansınız olsa
yalnızlık, çaresizlik, dertler ve ölüm.
devamını gör...
çocuk izlem merkezi
çocuk istismarı konusuna giren, çocuğu olumsuz etkileyen bilinçli veya bilinçsiz tutum ve davranışları ortadan kaldırmak için kurulan, sağlık bakanlığı'na bağlı bir hastanedir. çocuğa ve ailesine adli, tıbbi ve psikolojik destek vermektedir. bir çocuğun istismara uğradığı tespit edildiğinde, sivil bir araçla çocuk alınır ve dışarıdan bakıldığında diğer kliniklerden ayırt edilemeyen hastaneye getirilir. amaç, çocuğun rencide ve utanmış hissetmesini önlemektir. çocuğa rahat ve güvenli ortam sunulur. ayrıca, yazışmalarda, çocuğun isminin geçmediği özel yazılımlar kullanılmaktadır. gizlilik esastır.
gizlilik esas olduğundan, adli, psikolojik ve tıbbi destek aynı yerde sağlanmaktadır. yani aynı zamanda birçok mesleğin ve dalın bir arada bulunduğu bir kurumdur. bu kadar ayrıntılı düşünülen merkezin ne yazık ki sayısı yeterli değildir. ilki ankara yenimahalle'de kurulan ve bildiğim kadarıyla toplam 53 tane olan çimlere umarım gereken önem verilip sayıları artırılır.
son olarak, lütfen bir çocuğun istismar edildiğini düşünüyorsanız (cinsel, fiziksel, duygusal veya ihmal) 155, 183'ü arayın veya çim ile iletişime geçin, çim listesi burada.
gizlilik esas olduğundan, adli, psikolojik ve tıbbi destek aynı yerde sağlanmaktadır. yani aynı zamanda birçok mesleğin ve dalın bir arada bulunduğu bir kurumdur. bu kadar ayrıntılı düşünülen merkezin ne yazık ki sayısı yeterli değildir. ilki ankara yenimahalle'de kurulan ve bildiğim kadarıyla toplam 53 tane olan çimlere umarım gereken önem verilip sayıları artırılır.
son olarak, lütfen bir çocuğun istismar edildiğini düşünüyorsanız (cinsel, fiziksel, duygusal veya ihmal) 155, 183'ü arayın veya çim ile iletişime geçin, çim listesi burada.
devamını gör...
zaman bir algı mıdır yoksa gerçek mi sorunsalı
güzel bir soru.
fizik mühendisi değilim ama şansımı deneyeceğim. *
önce dünyada neye "zaman" dediğimizi anlamak gerek sanırım.
gündüz, gece, yaz, kış dediğimiz olaylar, güneş'in etrafında dönerken, kendi eksenimiz etrafında da döndüğümüz için gerçekleşen bazı olaylar, bu cepte. elimizde hareketli bir dünya var, doğup battığını gördüğümüz bir güneş var ve bu doğma batma sürecini eşit parçalara ayırmak istiyoruz. bunu en iyi nasıl yaparız? hiç değişmeyen ya da çok az değişen bir şeyleri temel alarak. konuya merakı olanlar, sezyum 133 atomunun belirli bir salınım sayısına saniye dediğimizi biliyordur mutlaka. işte bu atomun bu hareket sayısından yola çıkarak, günümüzü, yılımızı belirli zamanlara böldük ki işlerimizi kolaylaştırabilelim.
şimdi meşhur bir düşünce deneyini irdeleyelim: elimizde 2 adet kutu var. bunların içerisinde de kutunun üst ve alt tabanındaki aynalara her çarpışında seken ve her bir çarpmasında 1 saniye geçen birer foton var. yani 2 tane ışık saatimiz var. bu saatler yan yana dururken ikisi için de 1 saniye, 2 saniye, 3 saniye... süresi eşit şekilde geçecek. sonra ben geliyorum ve kutulardan birini alıp yürümeye başlıyorum. şimdi, normalde bir aşağı bir yukarı gidip gelen foton bu kez benimle birlikte hareket eden kutunun içerisinde, alt ve üst tabanlara vurmak için hareket etmek ve belli bir yolu almak zorunda kalacak.
temsili görsel (soldaki duran, sağdaki hareketli olan saat):

(görsel, physics.stackexchange. com'dan alıntıdır.)
bu durum, başta eşit süreler deneyimleyen ışık saatlerinin o eşitlik durumunu bozdu. artık ilk saatimiz hareketsiz olduğundan saniyeleri aynen baştaki gibi saymaya devam ederken, 2. kutudaki fotonumuzun 2 çarpışı arasında geçen süre uzamaya, yani artık zamanımız daha yavaş akmaya başladı.
kütle çekimi nedeniyle uzay zamanın bükülmesi dediğimiz şey, büyük kütlelerin yakınında daha yüksek seviyelerde meydana geliyor. böyle büyük kütlelerin yakınındaysanız ve bu tür bir kütleye doğru düşüyorsanız, kütlenin büyüklüğü ve kendi kütlenize bağlı olarak belirli bir ivme kazanıp hızlanırsınız. hızlandığınız zaman, taşıdığınız ışık saatinizdeki parçacığın alması gereken yol da gittikçe artar ve 2 çarpma arasında geçen süre daha da uzar. bu da büyük kütlelerin yanında neden zamanın neredeyse durma sınırına geldiğini açıklar.
yalnız burada olup bitenlerin, referans çerçevesine bağlı olduğunu unutmayın. ben saati taşırken benim için hiçbir değişiklik hissedilmez ama dışarıdan bakan kişiye göre saat yavaşlamış olur. biyolojik faaliyetlerimiz de saatle paralel şekilde ilerlediğinden, yüksek hızlarda hareket edenlerde yaşlanma, o kişilere eylemsiz referans çerçevesinden bakanlara kıyasla daha geç gerçekleşir.
fizik mühendisi değilim ama şansımı deneyeceğim. *
önce dünyada neye "zaman" dediğimizi anlamak gerek sanırım.
gündüz, gece, yaz, kış dediğimiz olaylar, güneş'in etrafında dönerken, kendi eksenimiz etrafında da döndüğümüz için gerçekleşen bazı olaylar, bu cepte. elimizde hareketli bir dünya var, doğup battığını gördüğümüz bir güneş var ve bu doğma batma sürecini eşit parçalara ayırmak istiyoruz. bunu en iyi nasıl yaparız? hiç değişmeyen ya da çok az değişen bir şeyleri temel alarak. konuya merakı olanlar, sezyum 133 atomunun belirli bir salınım sayısına saniye dediğimizi biliyordur mutlaka. işte bu atomun bu hareket sayısından yola çıkarak, günümüzü, yılımızı belirli zamanlara böldük ki işlerimizi kolaylaştırabilelim.
şimdi meşhur bir düşünce deneyini irdeleyelim: elimizde 2 adet kutu var. bunların içerisinde de kutunun üst ve alt tabanındaki aynalara her çarpışında seken ve her bir çarpmasında 1 saniye geçen birer foton var. yani 2 tane ışık saatimiz var. bu saatler yan yana dururken ikisi için de 1 saniye, 2 saniye, 3 saniye... süresi eşit şekilde geçecek. sonra ben geliyorum ve kutulardan birini alıp yürümeye başlıyorum. şimdi, normalde bir aşağı bir yukarı gidip gelen foton bu kez benimle birlikte hareket eden kutunun içerisinde, alt ve üst tabanlara vurmak için hareket etmek ve belli bir yolu almak zorunda kalacak.
temsili görsel (soldaki duran, sağdaki hareketli olan saat):

(görsel, physics.stackexchange. com'dan alıntıdır.)
bu durum, başta eşit süreler deneyimleyen ışık saatlerinin o eşitlik durumunu bozdu. artık ilk saatimiz hareketsiz olduğundan saniyeleri aynen baştaki gibi saymaya devam ederken, 2. kutudaki fotonumuzun 2 çarpışı arasında geçen süre uzamaya, yani artık zamanımız daha yavaş akmaya başladı.
kütle çekimi nedeniyle uzay zamanın bükülmesi dediğimiz şey, büyük kütlelerin yakınında daha yüksek seviyelerde meydana geliyor. böyle büyük kütlelerin yakınındaysanız ve bu tür bir kütleye doğru düşüyorsanız, kütlenin büyüklüğü ve kendi kütlenize bağlı olarak belirli bir ivme kazanıp hızlanırsınız. hızlandığınız zaman, taşıdığınız ışık saatinizdeki parçacığın alması gereken yol da gittikçe artar ve 2 çarpma arasında geçen süre daha da uzar. bu da büyük kütlelerin yanında neden zamanın neredeyse durma sınırına geldiğini açıklar.
yalnız burada olup bitenlerin, referans çerçevesine bağlı olduğunu unutmayın. ben saati taşırken benim için hiçbir değişiklik hissedilmez ama dışarıdan bakan kişiye göre saat yavaşlamış olur. biyolojik faaliyetlerimiz de saatle paralel şekilde ilerlediğinden, yüksek hızlarda hareket edenlerde yaşlanma, o kişilere eylemsiz referans çerçevesinden bakanlara kıyasla daha geç gerçekleşir.
devamını gör...
hiç kazıklı maria izlememiş insan
bu doğru bir pr taktiği değil. çoğunluğu yeni yazarlardan oluşan kitleyi başlık altına toplayıp izlemeyen insanlar için cahildir, ufku açılmamıştır, kültür sanatta geri kalmıştır diye aşağılayıcı ifadeler kullanırsanız izleme ihtimali olan kişiyi de kaybedersiniz. toplu tanım girmeyin demiyorum ancak neden izlenmesi gerektiğini anlatan tanımlar girin izlemeyenleri yeren tanımlar yerine. şahsen biraz göz gezdirdim, ilk izlenimim sözlükte çok daha ufuk açan yazarlar olduğu yönünde. bir süre daha kazıklı maria izlemek yerine onların tanımlarını okumayı tercih edeceğim.
devamını gör...
selvi boylum al yazmalım
kıymetli cengiz aytmatov'un 1970 yılında kaleme aldığı romanı. aynı isimle türk sinemasına da uyarlanmıştır.
cengiz aytmatov romanında iki zıt karakter olan ilyas ve baytemir'i büyük bir ustalıkla işlemiş. öyle iki karakter ki, hem güçlü benzerlikleri hem de onları birbirinden ayıran güçlü farklılıkları var. zaten filmden de bildiğimiz üzere asya'nın filmin sonunda yaptığı seçimin nedeni de bu farklılık. küçükken filmi izlerken hep cemşit'in (kitapta baytemir) tarafını tutardım. kitabı okurken ilyas'ın duygularını daha iyi anlayabildiğimi düşünüyorum fakat ben yine baytemir'in tarafındayım. gerçek sevgiyi gösteren kişi oydu çünkü. eğer hayatta sevgi denen duygu/ his gerçekten varsa, baytemir'in sahip olduğu şeydi bu. çünkü sevgi neydi? sevgi; iyilikti, dostluktu. sevgi, emekti.
film'i de güzel elbet, hatta türk sinemasında türkan şoray, kadir inanır ve ahmet mekin gibi oyunculardan dolayı ölümsüz bir yere sahip lakin bazı duyguları daha iyi anlayabilmek için kitap filmden emin olun daha önemli. gerçi ben ikisini de çok seviyorum ve birbirinden ayrı düşünemem.
cengiz aytmatov romanında iki zıt karakter olan ilyas ve baytemir'i büyük bir ustalıkla işlemiş. öyle iki karakter ki, hem güçlü benzerlikleri hem de onları birbirinden ayıran güçlü farklılıkları var. zaten filmden de bildiğimiz üzere asya'nın filmin sonunda yaptığı seçimin nedeni de bu farklılık. küçükken filmi izlerken hep cemşit'in (kitapta baytemir) tarafını tutardım. kitabı okurken ilyas'ın duygularını daha iyi anlayabildiğimi düşünüyorum fakat ben yine baytemir'in tarafındayım. gerçek sevgiyi gösteren kişi oydu çünkü. eğer hayatta sevgi denen duygu/ his gerçekten varsa, baytemir'in sahip olduğu şeydi bu. çünkü sevgi neydi? sevgi; iyilikti, dostluktu. sevgi, emekti.
film'i de güzel elbet, hatta türk sinemasında türkan şoray, kadir inanır ve ahmet mekin gibi oyunculardan dolayı ölümsüz bir yere sahip lakin bazı duyguları daha iyi anlayabilmek için kitap filmden emin olun daha önemli. gerçi ben ikisini de çok seviyorum ve birbirinden ayrı düşünemem.
devamını gör...
teori
kuram; genel, soyut ve rasyonel olan herhangi bir olayı, doğrulanmış gözlem ve deneyler baz alınarak açıklamak için kullanılan düşünce sistemidir. günümüzde hayal ürünü, dayanaksız fikir yürütme gibi çağrışımlar taşır.
devamını gör...
ruşendil-i beşer
"umut için daha çok umut etmeliyiz!" diyeceğim çok sevgili yazar; hep mutlu kal*
devamını gör...
edebiyatçıların ilginç ölümleri
ahmet haşim bir süredir hasta olarak yattığı yatağından, bir gün bir anda telaşla fırlar. kendisine bakmakta olan ve maaşını kendisine bırakmak maksadıyla yakın bir dönemde evlenmiş olduğu eşi, onun yatağından hasta hasta kalktığını görünce hemen terliklerini getirir. ahmet haşim "canım, şimdi sırası mı!" diye bağırır ve yatağa yığılıp kalır. son sözleri bunlar olmuştur.
devamını gör...
sol belediyeler asla yerli ve milli değiller
arap sevicilerin yerli ve millilikten bahsetmeleri tam bir hezeyan.
devamını gör...
düşün ki tüm dünya bunu okuyor
insan gibi insan olmak bu kadar mı zordu??
devamını gör...
ukde bırakmak
sözlükte ilgili buton-menüye rast gelmediğim göremediğim eylem.
neden yok ki. profilleri mi dolaşacağız?
edit: alıştığımdan farklı bir yerdeymiş buldum tamam. *
neden yok ki. profilleri mi dolaşacağız?
edit: alıştığımdan farklı bir yerdeymiş buldum tamam. *
devamını gör...
insanın yapmaktan bıkmayacağı şey
baloncuklu naylonları patlatmak.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının okumakta olduğu kitaplar
caner özdurak- iktisat kantini.
devamını gör...
benim yeşil yenli leydim
dante gabriel rossetti'nin 1863 yılında bitirdiği, fogg sanat müzesinde yer alan eseri.

rosseti bu resim için, bir parçasını da resmin arkasına yazdığı bir balad kaleme almış. önce balad nedir onu da açıklayalım, orta çağ'da üç bentten oluşan, danslara eşlik edilen bir batı şiiri türü.
demiş ki rossetti,
"miğferime bağladı yeşil yenini,
aşkın tatlı şarabın tatlı yeminini."
bu eser, ilham kaynağı olarak, orta çağ'da şövalyelerin aşkını ifade etmek için sevgilisinin yenini miğferine bağlamasından alıyor. resimde rossetti'nin stdüyo asistanının eşi bayan knewstub modellik yapmış.

rosseti bu resim için, bir parçasını da resmin arkasına yazdığı bir balad kaleme almış. önce balad nedir onu da açıklayalım, orta çağ'da üç bentten oluşan, danslara eşlik edilen bir batı şiiri türü.
demiş ki rossetti,
"miğferime bağladı yeşil yenini,
aşkın tatlı şarabın tatlı yeminini."
bu eser, ilham kaynağı olarak, orta çağ'da şövalyelerin aşkını ifade etmek için sevgilisinin yenini miğferine bağlamasından alıyor. resimde rossetti'nin stdüyo asistanının eşi bayan knewstub modellik yapmış.
devamını gör...


