şimdiye kadar hiç bir tanım girilmemesiyle beni şaşkına uğratmış başlıktır.

şimdi arkadaşlar bu coğrafya bir batlamyus'undan ibnül-heysemi'sine kadar bir çok bilim adamı yetiştirmiş bilgin barındırmaktaydı. özellikle astronomi ve matematik konusunda bir çok deha bu topraklardan gelmiş ve geçmiş...
geçerken de bize bir takım miraslar bırakmıştır.
bu miraslardan en önemlisi hipparchus tarafından bırakılan ''kadir sistemi''dir.
yıldız parlaklıklarını tanımlarken ingilizve fransızlar magnitude-büyüklük, almanlar grönklasse-büyüklük sınıfı, sistemi kullanmaktadır.
işte m.ö 2 yy. da iznik'te doğan ancak bilimsel çalışmalarını rodos'ta yapan hiparkos ise yıldız parlaklığını ''kadir'' ile sınıflamış ve bu sınıflama günümüze kadar gelmiştir.
araçpa kaynaklı bir sözcüktür kadir.

hiparkos; birinin parlaklığını diğeriyle karşılaştırarak bulmaya çalışmış, en parlak yıldızları 1 kadir ve en sönük yıldızları 6 kadir olarak sınıflandırmıştır. bu çalışması halen geçerlidir. ve bu yıldız parlaklığı belirlemede halen kullanılmaktadır.
şimdi efenim ozamanları teleskop filan yok, millet çıplak gözle gözlemliyor bunları... bu sebeple hiparkusun hazırlamış olduğu 1022 tane yıldızdan oluşan kataloğun tamamı gözle görülebilen yıldızlardan oluşmaktadır. aynı zamanda güneş ve ay içinde kullanılmaktadır.

sirius -1,42 kadirdendir.
güneş -26,8 kadirdendir.
uranüs ise 5,6 kadriyle çıplak gözle görme sınırı olan 6. dereceye çok yakın olduğundan zor görülebilirdir.
şurada itü astronomi klübünün biraz daha detaylı açıklaması var. astronomi.itu.edu.tr/genel/...
''
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel''
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yahya ve isa devirlerinde israil kralı olan antipas'ın yeğeni, antipas'ın annesi herodya ile evlendiği için de aynı zamanda üvey kızıdır.

salome kendisini her defasında reddetmiş (yaş farkı?,salomenin çocukça davranışları?) olan hz. yahya'ya olan takıntı derecesine varmış olan aşkı ile bilinir.

rivayet odur ki, salome, üvey babası aynı zamanda sıkı (o dönemin süper gücü) roma hayranı olan herodes antipas'ın verdiği bir doğum günü kutlamasında, çoğu roma'lı olan konuklara roma stilinde bir dans sergilemiştir.
salomenin hafif erotik bu dansını konukların çok beğenmesi üzerine, kendisinin artık roma'lıların gözüne iyice girdiği kanaatine varmış olan ve aşka gelen antipas'ın kendisinden ne isterse istesin yerine getireceğini sorması üzerine salome, yahya'nın kafasını istemiştir.

bununla birlikte, antipas'ın gittikçe kötüleşen yaşam şartları dışında bir yandan yahudi din adamlarının kendisini destekler görünseler de alttan alttan homurdanmaları, hem de vaftizci yahya'nın kendisini ve roma'yı halka karşı açıkça hedef göstermesinden dolayı tahtının epey bir sallandığını düşünüldüğünde, hem roma'yı hem de yahya'nın ortaya çıkış yılı birlikte kendisi gibi büyük bir itibar kaybı içine düşmüş yahudi din adamlarını memnun etmek ayrıca krallığının dayanağı gördüğü romanın gözünde ekstra bonus puanlar kazanmak için, yahya'yı bilerek ve kendi planı dahilinde öldürttüğü daha akla yatkın bir ihtimaldir.

öyle ya... söz konusu cinayetin salome'nin tutkulu aşkından dolayı işlendiğinin düşünülmesi, hem yahya'ya ''müjdeleyici'' gözüyle bakan halkın tepkisini salome'ye yönlendirecek hem de cinayetin arkasındaki gerçek siyasi nedenleri gölgeleyecektir.

bütün bunların ışığında yahya'ya köpek gibi aşık olan salome'nin yahya gibi üvey babasının kurbanlarından biri ve suçsuz olduğu söylenebilir.

şu meşhur erotik ''yedi şal'' meselesine gelince:

''yedi şal'' dansı aslında bir roma dansı olup bugünün popüler disco danslarıyla karşılaştırılabilir. tıpkı bugün olduğu gibi o dönemlerde de, kimilerinin çok beğendiği popüler bir dans olarak görülürken, kimileri de kadınların orasını burasını sallayarak kendilerini teşhir ettiği ''ahlaksızlık kokan'' bir dans olduğu düşüncesiydi.
ayrıca dönemin yakuboğulları kavmi arasında her türlü dedikodunun ortalıkta dolaşıyor olduğunu ve tıpkı üvey babası antipas gibi roma kültürüyle yetişmiş olan salomeye sıradan halktan insanların bu gibi yakıştırmaları rahatlıkla yapabileceğini de unutmamak gerekir.
kaldı ki tarihin her döneminde ve dünyanın her yerinde kraliyet üyeleri hakkındaki dedikodular asla bitmemiştir.(örn:(gbkz: britanya))

''yedi şal '' olayı bir safsatadır demeyelim ama büyük ölçüde çok sonraları oscar wilde isimli sarhoş bir şairin muhtemelen fazla alkol ,esrar artı frenginin etkisiyle abarttığı bir efsaneden başka birşey değildir.

işin özeti: yahya siyasi hesaplar sonucu başını vermiş suç salome'nin üzerine yıkılmıştır

ayrıca, salome dördüncü evliliğini yaptığı aristobul'un o dönemin roma imparatoru nero tarafından nikopolis (bugünkü sivas koyulhisar) krallığına atanması nedeniyle nikopolis kraliçeliği de yapmıştır.

kimileri salome'nin eski putperest gelenekleri yaşatmaya çalışan ''iştar'' tapınağının bir mensubu olduğunu savunsalar da,sözkonusu tarikatın kendisinden yüzyıllar önce kaybolduğu gözönüne alındığında bu sav oldukça gerçekdışı durmaktadır.
devamını gör...

başka insanlar ve o insanların neden olduğu şeylerdir.
devamını gör...

(bkz: konya ovası)
devamını gör...

sabah sabah can sıkan haber.

canımı sıkanlardan biri de şu; bugüne dek "bu yapılırsa ortalık ayağa kalkar" dediğimiz her şey yapıldı, kimsenin de sesi çıkmadı. halk arasında yapılan protestolar ve 3-5 cılız ses... gerisi yok. o nedenle şimdi bu gidişat çok ama çok tehlikeli çünkü yine kimse bir şey yapmıyor, yapmayacak. büyük büyük konuşup asıp kesiyor herkes ama isteyen, istediğini elde etmeye devam ediyor.

merak ediyorum, iran'da, afganistan'da ya da mesela venezuela'da da "işler bu noktaya gelirse şöyle karşı çıkarız, böyle yaparız" diyenler var mıydı, varsa şimdi ne haldeler...

kimse kusura bakmasın ama, halkın büyük bir kısmı bu olanlardan şikayetçi değilse, biz artık kaynayan sudaki kurbağayız demektir.
devamını gör...

türkçe adı cam kemik hastalığı.tarihte sıklıkla görülmesine rağmen, bu hastalık 1895 yılında tıp literatürüne girmiştir. tip ı cam kemik hastalığı, kolajen üretiminden sorumlu genlerden bir veya birkaçının mutasyona uğrayarak işlevini yerine getirememesi sonucu ortaya çıkar. kolajen, kemik yapısında bulunan ve kemiklerin dayanıklılığı için gerekli olan önemli bir proteindir. kolajenin yeteri kadar üretilemediği durumlarda vücutta birtakım yapısal bozukluklar görülebilir ve bu durum da kemikleri daha savunmasız hale getirerek kırılmasını kolaylaştırır. cam kemik hastalığına sahip kişilerde kemik yoğunluğunun düşük olduğu söylenebilir.belirtiler hastalığı taşıyan bireylerin hayatının herhangi bir döneminde ortaya çıkabilir.adında da anlaşılacağı gibi en büyük belirtisi kemiklerin kolaylıkla kırılmasıdır.
devamını gör...

mustafa kemal atatürk, anıtkabir, odtü ve nice köklü üniversitelerin yeri, ülkemizin başkenti.
mansur yavaş (mansur 'cuğum diyorum) güzel bir detay.(ankaralı değilim o halde gülüşüyle, hareketiyle güven veriyor, cb olsun lütfen, bu ülkenin ona ihtiyacı var)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

insan gerçekten hayret ettiren meraktır. neden? nereden gelmiştir bu merak. belki evrime inansam maymundan derdim. zira kimi maymundan bir farkı yokmuşçasına dolaşıyor. şöyle model olsun böyle ucunda bırak ya da yok yok top olsun diyenler var. güzel kardeşlerim o sizi dürtmüyor mu? kuaförden çıkınca yüzümdeki o değişik hissi seven ben, bu duruma acayip merakla yaklaşıyorum. yüzünde kıl var güzel kardeşim. hem de na böyle görünüyor, hem de sert tüy falan değil yani ve bunu uzatıyor, bazen bakım yapıyor, şekilden şekle sokuyor, canın sıkılınca oynuyor ve hatta övünüyorsun. neden?
devamını gör...

dolar yakmak,
iphone kırmak,
cola alıp yere dökmek,
twitterda tweet paylaşmak...
devamını gör...

kendisine osmanlı türkçesi diyerek sevimlileştirmeye çalışıyorlar fakat gayet de başlı başına bir dil, hatta olabildiğince de sevimsiz bir dildir. her ne kadar türkçe unsurlar barındırsa da, bir o kadar arapça ve farsça unsur da içerir. ayrıca arap alfabesinin (üzerine fars alfabesinden eklemeler yapılmış bile olsa), türkçe'ye uygun olmadığının da başlı başına kanıtıdır.

örneğin:

اون

yukarıda orijinal olarak "avn", ama aslında "on" (10), "ön" ("arka"nın zıttı olan), "un" (hani şu ekmeğin yapıldığı) ya da "ün" (şöhret) yazıyor. birinden biri. aynı zamanda hepsi. artık hangisi olursa. böyle bir şey olabilir mi ya?
devamını gör...

bir ara karanlıkta telefonumun feneriyle telefonumu aramıştım. itiraf ediyorum, sarhoş değildim.
devamını gör...

sabahları tanımlarını okuyunca bünyede aşırı pozitif etki yapıp şok geçirilmesine sebep olabilen yazar.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

konuşulan konuda bilgi sahibi olmak.
devamını gör...

insanın içinde eski bir şeyleri uyandıran film. film hakkında genel kanı rahatsız edici olduğu yönünde fakat ben farklı bir açıdan yaklaşmayı tercih ediyorum. psikolojik ve fiziksel şiddet içerikli sahneleri izlerken bir çoğunuz gözlerinizi kapatmış ya da huzursuz hissetmişsinizdir muhakkak. geriye dönüp baktığınızda yalnızca bu huzursuzluk hissini hatırlamak normal ama filmin başka bir etkisi daha var; insanın zevkten kaslarını uyuşturacak kadar keyif vermesi. bunu şiddetten zevk almak üzerinden değerlendirmiyorum aksine bu vahşetten rahatsızlık duymak anlaşılabilir, benim sözünü ettiğim zevk duyma hâli tamamen gerçeğe yönelik bir açlığın tatmin edilmesi üzerine.

sahneler akıp giderken kapattığınız gözlerinizi açmanızın tek sebebi merak olamaz, bu sahneler; bütün şartlar gerçekleştiğinde insanın (evet biz dahil) ne kadar canileşebileceğinin bir portresi. bu gerçekliğin farkına varmak, insanın içinde gerçeğe aç olan o yanı tatmin ediyor. biz huzursuzca tırnaklarımızı avuçlarımıza geçirirken, kafamızın içinde başka bir şey keyifle zihnimizin duvarlarını eşeliyor. bütün gerekli şartlar sağlandığında sen, ben ya da hiç ummadığın biri bundan daha canice şeyleri yapabilir, bu senin, benim ve insan doğasının gerçeğidir. bu tarz filmleri rahatsız edici yapan da keyif verici hâle getiren de bu durumdur oysa film bittiğinde yalnızca rahatsız edici kısmını hatırlar ve gerçeğe duyduğumuz açlığı temsil eden yanımızı görmezden geliriz.
devamını gör...

bir amerikan kurumudur. bizdeki kökeni 1863 yılına yani osmanlı imparatorluğuna kadar dayanıyor.
1863'de erkek okulu olarak açıldı, 15 sene sonra gösterdiği başarıdan ötürü kız okulu açılmasına da müsaade edildi. 1878'de arnavutköy amerikan kız koleji kuruldu.
1971 yılında ise karma eğitim modeli ile bu iki okul birleştirildi.

vehbi koç vakfının okula bağışları ciddi düzeydedir.
okul her yıl 200 öğrenci almakta.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kral cennetkuşu, dustin chen çekimi.
devamını gör...

hayatımda yazar olarak kullandığım tek sözlük burası oldu, burada yazmaya devam ediyorum. bir gün gelir de yazmayı bırakmışsam ya yönetim teşekkür etmiştir ya da hak vaki bulmuştur. başka yere de yazmam.
devamını gör...

kesinlikle dünyanın en manasız söylemi, gitmezdin kardeşim bunu ikimiz de biliyoruz, çünkü sen araştırmaktan üşenen tembel ve pasaklı bir adamsın bunu kabul et.
en azından sözlükte üstü kapalı bilgiler insanı araştırmaya sevk ediyor right ?
bilgi içerikli tanım ben de uzun süredir girmiyorum neden ? zaten 10 küsür saat çalışıyorum, zihinsel olarak çökmüş bir şekilde bilgisayarı açıp gırgır muhabbet yapmak istiyorum, gülmek eğlenmek istiyorum, insanlara tatlı tatlı sataşıp bundan arsızca zevk almak istiyorum.

edit:birileri bu başlıktan kendini özümsemiş, insanın kendini bilmesi çok güzel.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim