delice sevişirken kapıya gelen komşu
bi susmadınız olma ihtimali yüksek olan komşudur.
ve siz hiçbir ödün vermeden sevişmeye devam edeceksiniz. gelen de evine dönüp sallanan avizeyi izleyecektir.
ve siz hiçbir ödün vermeden sevişmeye devam edeceksiniz. gelen de evine dönüp sallanan avizeyi izleyecektir.
devamını gör...
bip
arka sokaklarda bile ürün yerleştirme şeklinde reklamı yapılan tırt ötesi uygulama. millet dizi arasında reklam izlemiyor diye illa gözümüze gözümüze bu reklamları sokmayı bir şekilde beceriyorlar.
devamını gör...
can temiz
model grubunun bas gitaristi olmasıyla ünlenmiş olması muhtemel sanatçı ya da ben kendisini böyle tanıdım. seven day sleep projesi için bir dönem abd’de müzik yapıp daha sonra tekrar türkiye’de müziğe devam eden sanatçıdır.
devamını gör...
beş saniye kuralı
gerçekleştirmemiz gereken bir eylemi yapmaya başlamamız için beş saniyelik bir süremizin olduğunu iddia eden bir kural. beynimiz beş saniyeden sonra bu eylemi gerçekleştirmemizi engelliyor. bu yüzden erken harekete geçmekte fayda var.
bu kuralı ortaya atan mel robbins şöyle diyor" bir şeyi yapmak istediğinizde bunu beş saniye içerisinde yapmazsanız zihninizin fren mekanizması devreye girer. fikri öldürmüş olursunuz. sorun fikirler değil. sorun harekete geçmemek. ve bunu bir başkası değil kendiniz yapıyorsunuz. yapmayın!"
çok haklı bir açıklama olduğunu düşünüyorum. çoğu insandaki erteleme hastalığını bu kuralla halledebiliriz. biz yapmaya başlamadıkça, harekete geçmedikçe yapacağımız iş gözümüzde büyüyor ve bize ağır gelmeye başlıyor. ağırlaşmasına izin vermeden harekete geçersek hayatımızın kolaylaşacağına inanıyorum.
bu kuralı ortaya atan mel robbins şöyle diyor" bir şeyi yapmak istediğinizde bunu beş saniye içerisinde yapmazsanız zihninizin fren mekanizması devreye girer. fikri öldürmüş olursunuz. sorun fikirler değil. sorun harekete geçmemek. ve bunu bir başkası değil kendiniz yapıyorsunuz. yapmayın!"
çok haklı bir açıklama olduğunu düşünüyorum. çoğu insandaki erteleme hastalığını bu kuralla halledebiliriz. biz yapmaya başlamadıkça, harekete geçmedikçe yapacağımız iş gözümüzde büyüyor ve bize ağır gelmeye başlıyor. ağırlaşmasına izin vermeden harekete geçersek hayatımızın kolaylaşacağına inanıyorum.
devamını gör...
kadınlı erkekli başlıkların tutması
insanlar konuşmayı sever hele ki kendileri ya da başkaları hakkında konuşmaya bayılırlar. normal yani.
devamını gör...
herkes mahlasına yakışanı yapsın
herkes sanıyor ki ben çayın demiyim
bilmezler ki ben niye yedinci dem'im.
çayın yedinci demi mi olur
içilmez o çay çok fena bayat olur*
bilmezler ki ben niye yedinci dem'im.
çayın yedinci demi mi olur
içilmez o çay çok fena bayat olur*
devamını gör...
google akademik
fazla kaptırmayın derim, sonra gözlerinizi bozarsınız. internet aleminin de en faydalı arama motoru. aranırken birçok muhteşem site de bulabilirsiniz. abartmamakla birlikte insanın hayatında olmalı bu yahu.
devamını gör...
yolda görsem selam vermem diyeceğimiz ünlüler
demet akalın.
devamını gör...
korku iklimi
içinde yaşamakta olduğumuz iklimdir.
her anı sert ve kurak geçtiği içindir ki kavruk yüzleri ile dolaşan insanlar ülkelerini sevmekten bile çekinirler. içten gelerek sevmek isterler, tüyleri diken diken olsun isterler bu sevgiyle, gözleri dolsun isterler bu sevginin şiddetiyle. ama olmaz.
evden çıktığın an başına ne geleceğini bilemediğin için o iklimi gömlek cebinde taşır gibi hisseder insan. her an bir adaletsizliğin faili meçhulü olabileceği gibi aklına bile gelmeyen bir suçtan ötürü kamu vicdanını yaralayarak mapus damlarında çizgilerden duvar kağıdı yaparak gün sayabilir.
eleştirinin ne olduğu unutulmuştur bu iklimde. çünkü eleştirirsen ya birinin yandaşı olursun ya da vatan haini. hakkını aramak ise söz konusu bile değildir zira herkes hak ettiğini aldığın konusunda hemfikirdir.
anayasal olarak güvence altına alınmış bütün hakların ikinci bir genelgeye kadar askıya alınmıştır. beklersin ki birileri askıda adalet kampanyası başlatsın.
ölmek bile hak değildir, küçük yaşta ölünce binlerce insana seni yuhlatabilir o ülkede kim sorumluysa iklim mühendisliğinden.
korku iklimi içimizde eriyen buzulların çıkardığı sestir.
her anı sert ve kurak geçtiği içindir ki kavruk yüzleri ile dolaşan insanlar ülkelerini sevmekten bile çekinirler. içten gelerek sevmek isterler, tüyleri diken diken olsun isterler bu sevgiyle, gözleri dolsun isterler bu sevginin şiddetiyle. ama olmaz.
evden çıktığın an başına ne geleceğini bilemediğin için o iklimi gömlek cebinde taşır gibi hisseder insan. her an bir adaletsizliğin faili meçhulü olabileceği gibi aklına bile gelmeyen bir suçtan ötürü kamu vicdanını yaralayarak mapus damlarında çizgilerden duvar kağıdı yaparak gün sayabilir.
eleştirinin ne olduğu unutulmuştur bu iklimde. çünkü eleştirirsen ya birinin yandaşı olursun ya da vatan haini. hakkını aramak ise söz konusu bile değildir zira herkes hak ettiğini aldığın konusunda hemfikirdir.
anayasal olarak güvence altına alınmış bütün hakların ikinci bir genelgeye kadar askıya alınmıştır. beklersin ki birileri askıda adalet kampanyası başlatsın.
ölmek bile hak değildir, küçük yaşta ölünce binlerce insana seni yuhlatabilir o ülkede kim sorumluysa iklim mühendisliğinden.
korku iklimi içimizde eriyen buzulların çıkardığı sestir.
devamını gör...
samurai
12 ile 19 yuzyil arasinda japonya'da varolmus aristokrat, savasci sinif. japonya'da savasci anlamina gelen bushi ile neredeyse ayni anlamda kullanilir. ilk basta, samurailar, bir daimyo (derebeyi) altinda hizmet eden askerlerdi. sengoku jidai donemi baslarken, samurailari, japonya'nin şövalyeleri olarak dusunebiliriz. samurailar, ustun askeri becerilerinin yaninda lordlarina olan sadaket ve onurlarindan dolayi populer kulturde meshur hale gelmistir. sengoku jidai yani ic savas doneminin bitimiyle askeri alanda daha az etkili olmus ancak tam olarak bir aristokratik sinif haline gelmislerdir. ordudan cok idari islerde rol almislardir. bu donem boyunca sanatlan ilgilenmeye de baslamislardir, ozellikle siir ile. samurai sinifi, meiji restorasyonu ile 1870 yilinda ortadan kaldirilmistir. (bkz: boshin savaşı).
muharebede oncellikle at ustunde savasan samurailar bir suru farkli silah kullanmaktaydi: (bkz: yumi) adli bir okun haricinde, yari ve naginata gibi farkli mizraklar da kullanmaktaydilar. amma velakin, samurailar, isimleri ile ozdeslesmis katana isimli kiliclar ile meshur hâle gelmislerdir. genellikle katanayla beraber daha kisa bir kilic veya bicak da kullanirlardi.
muharebede oncellikle at ustunde savasan samurailar bir suru farkli silah kullanmaktaydi: (bkz: yumi) adli bir okun haricinde, yari ve naginata gibi farkli mizraklar da kullanmaktaydilar. amma velakin, samurailar, isimleri ile ozdeslesmis katana isimli kiliclar ile meshur hâle gelmislerdir. genellikle katanayla beraber daha kisa bir kilic veya bicak da kullanirlardi.
devamını gör...
tanrıdan cevap bekleyen şarkılar
(bkz: ben insan değil miyim)
devamını gör...
madecassol
cilt üzerindeki yara dokularını onarmak, yara ve yanıkların neden olduğu izleri ve lekeleri iyileştirebililmek, akne ve cilt çatlaklarını yok etmek için kullanılan merhem. direk güneşe çıkmadığınız zamanlarda cilt leke tedavisi için de kullanılabilir.
devamını gör...
komşunun verdiği ikram tabağını boş verememek
karşı dairede kalan öğrencilerden tabağı geri istemek zorunda kaldığım durumdur koyacak bir şey bulamamışlar. olsun dedik hepimiz öğrenciyiz.
devamını gör...
sevgili tarafından aldatılmak
üzücü bir durum.ama aynı zamanda karşınızdaki kişinin sizi gerçekten sevmediğini de anlarsınız çünkü “insan seviyorsa iki şeyi asla yapmaz. aldatmaz ve ağlatmaz. çünkü aldatmak insan onuruna; ağlatmak ise insan yüreğine yapılmış en çirkin saldırıdır.”.
devamını gör...
fight club
--- spoiler ---
--- spoiler ---
--- spoiler ---
--- spoiler ---
modern toplumun ironisini eleştiren birçok film gibi dövüş kulübü filmi de yaşam tarzlarımızı sorgularken, bunu bilinçaltı, ilkel benlik, üst benlik, saldırganlık ve cinsellik gibi temeller üzerine dayandırılmıştır. film, günümüz toplumunun dayatmalarının bir insanı bu şekilde cendereye alıp buhrana sürükleyebileceğini ya da belki her bireyin, dayatılan ve beyinleri uyuşturup robotlaştıran modern toplum düzenine karşı bir başkaldırıya girişmesi gerektiğini ustaca işlemiştir. modern dünya düzeni ve yaşam tarzlarını psikolojik ve toplumsal açıdan irdeleyen çok güzel bir örnek olması itibarıyla dövüş kulübü’nün, sinema dünyasında ayrı bir yeri vardır.
dövüş kulübü filminin psikolojik çözümlenmesi
---jack'ın biinçaltı---
film, ne olduğunu sonradan kavrayacağımız bir jenerikle başlar. kamera anlatıcının beyninin kıvrımları arasında geriye doğru hareket etmektedir. böyle bir başlangıç, algılarımızı belirleyenin beynimizdeki kimyasal salınımlar ve elektrik sinyalleri olduğunu anlatır. bu görüntülerin sonunda ulaşılan sahnede, jack’in ağzında bir silah sokulmuş olduğu görülür. binlerce kere büyütülmüş görüntülerden oluşan hücreler ve dokular arasındaki iç yolculuk, jack’in bilinçaltının karmaşıklığını andırır, yönetmenin çıkış noktası adeta jack’in bilinçaltıdır.
jack’ın kafasında oluşturduğu ikinci kişilik tyler, onun iradesi dışında devreye girmektedir ve jack, tyler olarak yaptığı şeyleri hatırlamamaktadır. yani bilinçaltının yarattığı tyler, jack’ın bilincini tamamen ele geçirmekte asıl kişilik jack kendine geldiğinde tyler ile ilgili hiçbir şey hatırlamamaktadır. jack, kendisini yapamadıklarının işkencesinden, zayıf karakterinin çektiği ezilmişlik tarzı kötü duygulardan korunmak için daha güçlü ve kendinden emin olan tyler kişiliğine bürünür. aslında hayatının kontrolünün kendi elinde olmadığını fark etmiş, kontrolü kendi başına ele alamayacak kadar zayıf hissettiği için ise tyler karakterinin arkasına saklanmıştır. araba ile gittikleri sahnede tyler kişiliği ile iç çatışma yaşar. tyleronu bu kadar kontrolcü olma noktasında eleştirmekte ve bırak her şey akışında gitsin, demektedir.
dövüş kulübü, bilinci uyuşturulmuş ve uygar olarak tasvir edildiği halde yanlışlıklarla dolu bir toplum içinde uyumlu yaşanmaya zorlanmış insanların bilincini uyandırma amacıyla doğmuştur. bilinçaltının köleleştirici dürtüleriyle başa çıkmak, bilinci uyuşukluktan kurtarıp kontrolü ele almak düşüncesi tyler’ın kullandığı “insanları uyandırmak” ifadesinde kendini gösterir.
---25. kare---
filmde kitle iletişim araçlarıyla bilinçaltına sızılan yöntemlerle ilgili göndermeler de vardır. gözün, görülen her tür kareyi anlık bile olsa kaydederek bilinçaltına göndermesi gerçeği, reklamcılar tarafından sıkça kullanılır. tyler'ın, aile filmlerine 25. karelerde cinsel özneler eklenmesi ve bitiş sahnesindeki erkeklik organı görüntüsü, izleyicinin bilinçaltına sızma görevi gören ajanlar gibidir. burada yönetmen, tyler figürünün bizlerin bilinçaltına doğru işlenmesinde önemli bir görev görür.
---id, ego, süper ego---
jack’in, hayatı boyunca ailesinin baskılarına, toplum kurallarına, kayıtsız şartsız uymak zorunda olduğu anlaşılmaktadır. bu yüzden id kaynaklı dürtülerinin ego bölümüne geçmesine bile izin vermemiştir. arzularını hiçbir şekilde tatmin etmemiş, ya da arzularını bile çevresi belirlemiştir. onun, kendisine sürekli hegemonya hissettirmesi yüzünden patronuna karşı oluşan kini baskıladığı savunma dürtüleri, patronun fotokopi makinesinde yakaladığı “dövüş kulübü” kuralları yüzünden üstüne geldiği an üst benliğini de aşarak saldırgan bir savunma tavrına dönüşür.
---cinsellik---
jack’in hoşlandığı ve ilgisini çektiği halde karşı cinsle ilişkiye geçmekte çekingen, kendini ortaya koyamayıp aşağılanmaktan korkan bir hali olduğu görülür. sosyal hayat kurma, cinselliği yaşama gibi gereksinimlerini karşılayamamaktadır. terapi gruplarında dikkatini çeken marla’yla birlikte olmak ister, ancak pısırık jack kimliğinden sıyrılıp ona sokulamaz. bu gelişmenin de etkisiyle jack'in bilinçaltı, pasif kişiliğinin karşıtı, güçlü, marla’ya istediği gibi davranabilen tyler durden'i yaratmıştır. filmin en başında anlatıcı rolünü de üstlenen jack’in `“bütün bunların marla adında bir kızla ilişkisi vardı”demesi, filmi başından sonuna cinsellik ve aldırganlık ikilemine bağlayan bir ipucudur. tyler aracılığıyla marla’ya kavuşan jack,` buluştukları her gecenin sonunda tekrar kendi kimliğine bürünür ve onun tyler’la olduğunu hayal ederek marla’ya anlam veremediği, çoğu zaman hakaret içeren sözler sarf eder.
“senin burda ne işin var? sen her önüne gelenle birlikte mi olursun? şu haline bir bak, nasıl göründüğünden haberin yok mu senin?”
marla ise bu söylenenlere anlam veremez, onun oyun oynadığını bile düşünür.
“dinle öyle çatlaksın ki, ben senin yanında hiç kalırım!”
filmin kurgusu şöyle bir düşünüldüğünde mesajların, freud’un bilinçaltına hükmeden iki temel haz, “cinsellik” ve “saldırganlık” üzerine dayandırıldığı olduğu görülecektir. çünkü jack’ın sorunları vardır, ikinci kişilik olarak geliştirdiği tyler’ı marla’yla tanıştıktan sonra yaratmıştır. marla’ya duyduğu arzu ona, hayranlık duyulacak, başarılı tyler kişiliğini yarattırır; çünkü kendi can sıkıcı, beceriksiz, işe yaramaz, en önemlisi de sosyal ve iş hayatında iktidar yoksunu kişiliği bastırılmıştır.
---semboller---
1. sabun
sabun, filmde sıradan bir nesne olmaktan öte filmin başrol oyuncusu gibidir. sabunun filmde oynadı rolün, uygarlık için oynadığı rolden türediği ileri sürülebilir. film, sabunun uygarlıkların kurulmasındaki tarihi önemine bir yenisini daha eklemek niyetindedir. uygarlığın kuruluşunda önemli bir yere sahip olan sabun, şimdi de uygarlıkların çöküşü yolunda üzerine düşen görevi üstlenecektir.
tyler durden’ın bir liposuction kliniğinin tıbbi atıkları arasından ülkenin ‘zengin şişkolarının’ emdirmek için para verdikleri yağlarını çalmaları ile başlayan sahne tyler'ın faydalı bilgiler verdiği şu sözlerle devam etmektedir.
“ eski insanlar giysilerin nehrin bir noktasında daha temiz yıkandığını keşfettiler. çünkü o noktanın yukarısındaki tepede insan kurban edilmişti. bedenler yakılmış ve su küllere karışarak kül suyunu yaratmış. bedenlerin erimiş yağlarıyla karışınca bu madde sabun olup nehre dökülüyordu.”
tyler durden, sabununun insanlık tarihi açısından önemini çift katmanlı bir anlam üzerine kurmuştur. bunlardan ilki ‘temizlenmek çabası' ikincisi ise, önceki ile aynı ‘kurban etme’ hakkındadır.
jack ve tyler’ın uçakta, ilk kez karşılaştıkları sahnede, jack, tyler'a "ne iş yapıyorsun" şeklinde bir soru yöneltir. bu soruya verilen cevap ‘sabun, medeniyetin mihenk taşı.’ şeklinde olur. ilk düzeyden bakıldığında oldukça açık bir biçimde tyler’ın sabun yapıp satmak sureti ile geçimini sağladığını anlatmaktadır. fakat bu cevap gizli veya açık ikinci bir anlam da barındırmaktadır. tyler insanı sindiren, disipline eden, pasifleştiren uygarlığın yıkımı için, insana yaşam alanı bırakmadığını düşündüğü modern hayatın mahvı için sabun yapmaktadır. bu yolla, yani uygarlığın yıkımı ile insana yeniden yaşanabilir gerçek bir hayat olanağı yaratılacağını öne sürer.
2. uzay maymunları
insanların tüketim toplumunda modernlik ne kadar da övülse, deney maymunundan ve kurulmuş kölelerden öteye geçemediğini sembolize eder, zira ‘uzay’ modern ve teknolojik gelişmişliğin simgesidir.
3. gökdelenler
gökdelenlerin para ve iktidarı temsil ettiği düşünüldüğünde, gökdelenlerin yıkılış sahnesi, iktidar hırsının boş oluşunu kanıtlamak isteyen bir gösterge gibidir.
4.prezervatif
marla’nın prezervatifi tarif ederken onu tek kullanımlık kristal bir ayakkabıya benzetmesi, hem harika bir icat olduğunu vurgular hem de aşkı ve bağlılığı yok eden, tek gecelik ilişkileri eleştiren bir ironi yaratır. prezervatif, tek gece birlikte olunan bir “yabancı” eşi sembolize eder.
---düşler---
jack, uykusuzluğun neden olduğu uyuşmuş beyniyle için de onu sarmalayan gerçeklikte bir problem vardır. ofisteki bir fotokopi makinesinin başında iken her şeyin ‘bir kopyanın kopyasının kopyası gibi’ göründüğünü söyler ve simülasyon dünyasında gerçekliğinden emin olabileceğimiz tek şey gerçek deneyimin fiziksel acı olduğunu dile getirir.
kaynak
kaynak
devamını gör...





