sarıkamış faciası
bembeyaz bir kar çölünün içinde, kış ayazında 90.000 genç donarak kırıldı. derler ki; bölgedeki köpekler insan eti yemekten domuz gibi olmuştu.
enver paşa açısından durum şundan ibaretti: "bunlar nasıl olsa bir gün ölecek değiller miydi?"
hatıralarının önünde saygıyla eğiliyorum.
bir kar yağar ince ince, yatan şehitler ışılar
sarıkamış altın bulak
soğanlı’ yı biz nerden bilek
bizim uşak göycek gezer
ağca zıbın kara yelek
yüzbaşılar binbaşılar
tabur tabur karşılar
bir kar yağar ince ince
yatan şehitler ışılar
gözünü sevdiğim eşe
tekerin dayandı taşa
seferberliği durdur
elin öpem enver paşa
enver paşa açısından durum şundan ibaretti: "bunlar nasıl olsa bir gün ölecek değiller miydi?"
hatıralarının önünde saygıyla eğiliyorum.
bir kar yağar ince ince, yatan şehitler ışılar
sarıkamış altın bulak
soğanlı’ yı biz nerden bilek
bizim uşak göycek gezer
ağca zıbın kara yelek
yüzbaşılar binbaşılar
tabur tabur karşılar
bir kar yağar ince ince
yatan şehitler ışılar
gözünü sevdiğim eşe
tekerin dayandı taşa
seferberliği durdur
elin öpem enver paşa
devamını gör...
saman sarısı
"ve hoşça kal demeğe hazır olan avucunda
ayrılık masanın üstünde dirseğini dayadığın yerdeydi
aklından geçenlerdeydi ayrılık
benden gizlediklerinde gizlemediklerinde
ayrılık rahatlığındaydı senin
senin güvenindeydi bana
büyük korkundaydı ayrılık
birdenbire kapın açılır gibi sevdalanmak birilerine ansızın
oysa beni seviyorsun ama bunun farkında değilsin
ayrılık bunu farketmeyişindeydi senin. " n. h
içinde onlarca iç acıtacak kelime barındıran bir nazım hikmet şiiri.
ayrılık masanın üstünde dirseğini dayadığın yerdeydi
aklından geçenlerdeydi ayrılık
benden gizlediklerinde gizlemediklerinde
ayrılık rahatlığındaydı senin
senin güvenindeydi bana
büyük korkundaydı ayrılık
birdenbire kapın açılır gibi sevdalanmak birilerine ansızın
oysa beni seviyorsun ama bunun farkında değilsin
ayrılık bunu farketmeyişindeydi senin. " n. h
içinde onlarca iç acıtacak kelime barındıran bir nazım hikmet şiiri.
devamını gör...
şu an dinlenen şarkıdan bir cümle
devamını gör...
silika jel
nem nedeniyle bozulabilecek maddelerin nemini alan sodyum ve silisyum bileşiği.
1919'da walter patrick tarafından icat edilen silika jel, tanecikli bir yapıya sahiptir. kuruyken mavi, turuncu ya da beyaz olabilen bu madde, ıslandığında pembe görünür. zehirli değildir ve yüksek enerjili reaksiyonlara girme ihtimali yoktur. bu nedenle besinler, deri eşyalar gibi malzemeler ile rahatlıkla kullanılır.
1919'da walter patrick tarafından icat edilen silika jel, tanecikli bir yapıya sahiptir. kuruyken mavi, turuncu ya da beyaz olabilen bu madde, ıslandığında pembe görünür. zehirli değildir ve yüksek enerjili reaksiyonlara girme ihtimali yoktur. bu nedenle besinler, deri eşyalar gibi malzemeler ile rahatlıkla kullanılır.
devamını gör...
sünnet düğünü
fotoğrafçı olarak gittiğim sünnet düğününde çocuk plevne marşıyla girmişti içeriye. sen koskoca komutan ol, 6 ay askerlerinle birlikte plevne kalesinde kal, açlıktan askerler ayakkabılarını yesin. bundan yıllar sonra bir velet erkek oldu* diye anne ve babası marşın neden yazıldığını bile bilmeden düğünde sana yazılan marşı çaldırsın. vay be. sünnete karşı değilim, sünnet düğünlerine karşıyım. bir mevlüt okutun kardeşim ne bu tantana.
devamını gör...
sabahın erken saatlerinde duyulan kumru sesi
herkesin muhakkak bir kere duyduğu sestir. ayrıca sabah melodisi gibi kulaklar bir süre sonra onu arar.
devamını gör...
sözlük yazarlarının bedava elde ettiği değerli şeyler
kendine saygı duymak.
devamını gör...
yazarlara bir enerji patlaması bir öz güven gelmesi
hep bu havalaradan.. bahar geldi ciceklendik..
devamını gör...
atatürk'ün dinsiz olduğu iddiası
atatürk'ün hayatını ve kişiliğini baz aldığımızda gayet normal. örneğin enver paşa ve atatürk çok kıyaslanır. enver samimi bir müslümandır aynı zamanda da hayalci bir kişilik yapısı olduğu açıktır. fakat atatürk materyalist ve realist bir kafa yapısına sahiptir.
nitekim bu iki şahsın hayatlarına bakarak bile bunları anlayabilirsiniz. halifenin ve şeyh-şıh takımının halkı sömürüp ingilizler ile işbirliği yaptığını, giderek yozlaşan arap halklarını gördükçe umudunu yitirmiştir. kendisi 1925-1926'dan sonra ciddi islam eleştirisi içeren kitaplar okumuş evrim teorisini kabul etmiştir.
atatürk google'a kur'an mucizeleri yazınca onlarca şey çıkmıyordu takdir edersiniz ki. gözünüzde canlandırmanız için söylüyorum arap ikiyüzlülükleri, yüzlerce yıl geride kalmış, cahil bir halk, ve binlerce kişinin öldüğü savaşlarda bir türlü gelmeyen melekler ermişler, ruhlar.
ayrıca atatürk bir mektubunda inanmadığını dile getirirken yine aynı mektubunda hz.muhammed'den peygamberimiz diye bahsetmiştir. bu ifadeleri büyük ihtimalle osmanlı=müslüman algısı yüzünden kullanmıştır.
ayrıca hz.muhammed'i öcü gibi değil de devrimci gibi görmesinden ötürü ve çoğu arkadaşı müslüman olduğu için tarihçilerin kafası karışmış olabilir. fakat atatürk kesinlikle dinlere inanmıyordu. bu arada kendisi bazen çevresindekilerden çekindiği için, halktan tepki almamak için vs. bugün hala bazı inançsızların yaptığı gibi arada inançlı gibi gözüken söz ve hareketleri olmuş olabilir.
nitekim bu iki şahsın hayatlarına bakarak bile bunları anlayabilirsiniz. halifenin ve şeyh-şıh takımının halkı sömürüp ingilizler ile işbirliği yaptığını, giderek yozlaşan arap halklarını gördükçe umudunu yitirmiştir. kendisi 1925-1926'dan sonra ciddi islam eleştirisi içeren kitaplar okumuş evrim teorisini kabul etmiştir.
atatürk google'a kur'an mucizeleri yazınca onlarca şey çıkmıyordu takdir edersiniz ki. gözünüzde canlandırmanız için söylüyorum arap ikiyüzlülükleri, yüzlerce yıl geride kalmış, cahil bir halk, ve binlerce kişinin öldüğü savaşlarda bir türlü gelmeyen melekler ermişler, ruhlar.
ayrıca atatürk bir mektubunda inanmadığını dile getirirken yine aynı mektubunda hz.muhammed'den peygamberimiz diye bahsetmiştir. bu ifadeleri büyük ihtimalle osmanlı=müslüman algısı yüzünden kullanmıştır.
ayrıca hz.muhammed'i öcü gibi değil de devrimci gibi görmesinden ötürü ve çoğu arkadaşı müslüman olduğu için tarihçilerin kafası karışmış olabilir. fakat atatürk kesinlikle dinlere inanmıyordu. bu arada kendisi bazen çevresindekilerden çekindiği için, halktan tepki almamak için vs. bugün hala bazı inançsızların yaptığı gibi arada inançlı gibi gözüken söz ve hareketleri olmuş olabilir.
devamını gör...
ümitcan uygun'un tahliye edilmesi
ülke için çok acı bir durum. bunun yanında kadınlara bir tavsiyem; lütfen, güçlü erkek ararken, psikopat, maço, hanzo erkeklere gönül vermeyiniz. bu ülkede işlenen kadın cinayetlerinin en az 1/3'ünü maço, kaba-saba-sevilmemiş-travmatik erkekler tarafından işlendiğini düşünürsek bu tür insanlardan uzak durunuz.
devamını gör...
evde tost yapıp iş yerine getiren kişi
"bunu da linçlemezsiniz be!" dediğim başlık.
dışardan parayla satın alıp getirirse elit, evde kendi yapıp getirirse varoş mu oluyor?
ekleme: kupamı ne yaptınız, kupamı verin!
ek2: kupa gelmiş, sağ olun. ^^
dışardan parayla satın alıp getirirse elit, evde kendi yapıp getirirse varoş mu oluyor?
ekleme: kupamı ne yaptınız, kupamı verin!
ek2: kupa gelmiş, sağ olun. ^^
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
...
zamanı hatırlatan her şeyden nefret ediyorum.
önce beklemekten.
ömür boyunca ya bekliyor ya bekletiyor insan.
ikisi de kötü, ikisi de hazin tarafı yaşantımızın.
...
ümit yaşar oğuzcan-beşinci mektup
zamanı hatırlatan her şeyden nefret ediyorum.
önce beklemekten.
ömür boyunca ya bekliyor ya bekletiyor insan.
ikisi de kötü, ikisi de hazin tarafı yaşantımızın.
...
ümit yaşar oğuzcan-beşinci mektup
devamını gör...
takva
erkan can'ın oyunculuğuna şapka çıkardığımız, siyasal islamın ne demek olduğunu çok iyi anlatan bir film.
ileride belki çok uzun bir yazı yazarım üzerine.
sinemada izlemiştim. o zamanlar 2006 filandı. dinsel temalı film bekleyen cemaatçiler, bir anda salonu terk etmişlerdi.
filmi tek başıma izledim dersem yeridir.
dinsel, ekonomik ve siyasal islam nedir? ahlak anlayışı nasıldır?
herkeslere tavsiye ederim
''
''
ileride belki çok uzun bir yazı yazarım üzerine.
sinemada izlemiştim. o zamanlar 2006 filandı. dinsel temalı film bekleyen cemaatçiler, bir anda salonu terk etmişlerdi.
filmi tek başıma izledim dersem yeridir.
dinsel, ekonomik ve siyasal islam nedir? ahlak anlayışı nasıldır?
herkeslere tavsiye ederim
''
''
devamını gör...
erkek yazarlardan kadın yazarlara sorular
#743217 her bir maddeden bir kitap cikacagini dusundugum sorulardir...
1-aslinda birden fazla duyunun ayni hassasiyette islevi kulaga hos gelse de fazla algi gucune neden olacaktir. dolayisiyla dunyayi algilama orani cok daha yogun ve karmasik olabilir, bu da bence iyi bir sey degil...
2- aklima ilk gelen sey, cok guzel bir yilki ati olarak dunyaya gelmek isteyecegim oldu...
3-once merak...bilime merakli bir toplum degiliz ne yazik ki, bunun da bir cok nedeni var. bilim aslinda hayatimizin ta kendisi, ozellikle fizik ve matematik. biz bu alanlari sadece formullerden ibaret biliyoruz ki yanlis bir algi... esasen gunluk rutinlerimizin icerisinde olup bizim farkedemedigimiz kanunlar. bizim bu gercekten bir haber olmamizin temel nedeni de bize bunu gosterememis ogretmenlerin elinden gecmemiz. (bunu ikinci neden olarak ilistirebilirim) ve isin bir de maddi olanak kismi var tabii ki, yeteri kadar fon saglanmadigi surece, bilimde gelisme saglanamaz...
4- su an okudugum kitapta sikca gecen iki olgu. var yada yok diyemem ki bu konu binlerce yildir sorulmakta ve henuz net bir cevabi bulunmamis. sanirim ben iki dusuncenin ortasindayim. var diyemem cunku akip giden zaman degil de gerceklesen degisimler de neden olabilir, bu da zaman kavramini ortaya cikarmistir diyebiliriz. ama madem durum boyleyse, yasadigimiz olaylar neyin nesidir? mesela benim suraya yazmam bir algi midir? (sorunun soruyu acmasi durumu)...her iki ihtimalin disinda emin oldugum bir gercek var ama, bu iki varsayim da kucuk kiyametin kapiya gelip dayandigi ana kadar gecerlidir, sonrasinda her sey sifirlanir...
5- delilik davranislarin mantiksal suzgecten gecirilmeden icten geldigi gibi yapilmasi durumudur bir tur sinirsel hastaliktir zaten...
6- felsefenin ve bilimin yolunun kesistigi sorulardandir "varlik-yokluk" meselesi. nihilist bir dusunce de degilim acikcasi. dusunuyorum o halde varim mantigi benim icin cok daha kabul goren bir dusunce tarzi. dusunuyorsam, zihnim algilayabiliyorsa, uretebiliyorsam, bunlarla beraber hislerim olusuyorsa bence alginin cok otesinde biz variz. yokluk kavrami ise varligin kabul gordugu noktada onaylanmis bir kavram. her seyin zittiyla var oldugu dusuncesiyle cikmis diyebiliriz. sicak varsa sogukta vardir, karanlik varsa isikta vardir gibi...
7-sadece icinde bulundugumuz toplum degilde evrensel acidan baktigimizda insanoglu olarak karamsar bir yapiya sahibiz. oznel bir takim sebeplerin disinda, icinde bulundugumuz toplumun sorunlari, kisisel ihtiyaclarin giderilmemesinden olusan doyumsuzluk (bunun icine yeterli beslenmeme de, sevgi yoksunlugu da girebilir), maddi kaygilar, gelecek endisesi vb. konularda neden olabilir. karamsarliktan kurtulamama nedeni olarak da, karsilasilan sorunlarin biraktigi olumsuz etki kaynakli olabilir diye dusunuyorum...
8- delilik ve dahilik kavramlarindaki sozde o ince cizgiyi kabul etmiyorum. birbirinden oldukca uzak kavramlar olarak goruyorum hatta. az once de belirttigim gibi delilik sinirsel bir rahatsizliktir. bu rahatsizlikta ic gudusel davranma soz konusu olabilir, cunku mantiksal bir dusunce yoktur, kisi icten geldigi gibi eylem gerceklestirilebilir. gecenin bir koru evinden cikip kilometrelerce uzaklasabilir mesela. dahilik ise ortalama zekanin cok uzerinde olmasindan mutevellit alisila gelmis dusunce bicimlerinden siyrilma durumudur. bu demek degildir ki ic guduleriyle davranirlar. hayir yaptiklari her eylemde mantiga dayalidir, dolayisiyla ikisinin arasindaki benzerlik, siyahla beyaz kadardir.
9-bu soruya katilmamakla birlikte oldukca da sacma buluyorum. sorudaki verilen sosyal mesaj sudur, kisi bilimin sundugu mantiksal aciklamalari ogrendigi takdirde, allah'in varliginin ne kadar gercek disi oldugunu kavrayacaktir. esasen bilim allah'in varligi yada yokluguyla ilgilenmez. bilim var oldugumuz gunden bu zamana nasil geldigimiz, dunyanin ve evrenin nasil olustugu, maddenin nasil var oldugu gibi konulari ele alir. dini yalanlamak yada ateizmi yaymak gibi bir dava ile var olmaz, ilerlemez. bilim yapabilmek icin allah'i inkar etmeyi, dindar olmak icin de bilimden uzaklasmaya luzum yoktur. bu sacma algoritma, insanoglunun urettigi en ahmakca dusuncedir. bence ne din bilimsellestirilmelidir ne de bilim dinsellestirilmelidir. yani insanin kafasini yormasi gereken asil mesele tarafini secmesi degil de,her iki meselenin cakistigi noktada takinilacak tavir nasil olmalidir once bunu dusunmelidir. acikcasi bu sorunun cevabini netlestirmek din- bilim ayristirmasini yapmaktan daha mantikli geliyor. sahsen ben bu sorunun cevabini hala bulmus degilim, ortada kalmis durumdayim...
1-aslinda birden fazla duyunun ayni hassasiyette islevi kulaga hos gelse de fazla algi gucune neden olacaktir. dolayisiyla dunyayi algilama orani cok daha yogun ve karmasik olabilir, bu da bence iyi bir sey degil...
2- aklima ilk gelen sey, cok guzel bir yilki ati olarak dunyaya gelmek isteyecegim oldu...
3-once merak...bilime merakli bir toplum degiliz ne yazik ki, bunun da bir cok nedeni var. bilim aslinda hayatimizin ta kendisi, ozellikle fizik ve matematik. biz bu alanlari sadece formullerden ibaret biliyoruz ki yanlis bir algi... esasen gunluk rutinlerimizin icerisinde olup bizim farkedemedigimiz kanunlar. bizim bu gercekten bir haber olmamizin temel nedeni de bize bunu gosterememis ogretmenlerin elinden gecmemiz. (bunu ikinci neden olarak ilistirebilirim) ve isin bir de maddi olanak kismi var tabii ki, yeteri kadar fon saglanmadigi surece, bilimde gelisme saglanamaz...
4- su an okudugum kitapta sikca gecen iki olgu. var yada yok diyemem ki bu konu binlerce yildir sorulmakta ve henuz net bir cevabi bulunmamis. sanirim ben iki dusuncenin ortasindayim. var diyemem cunku akip giden zaman degil de gerceklesen degisimler de neden olabilir, bu da zaman kavramini ortaya cikarmistir diyebiliriz. ama madem durum boyleyse, yasadigimiz olaylar neyin nesidir? mesela benim suraya yazmam bir algi midir? (sorunun soruyu acmasi durumu)...her iki ihtimalin disinda emin oldugum bir gercek var ama, bu iki varsayim da kucuk kiyametin kapiya gelip dayandigi ana kadar gecerlidir, sonrasinda her sey sifirlanir...
5- delilik davranislarin mantiksal suzgecten gecirilmeden icten geldigi gibi yapilmasi durumudur bir tur sinirsel hastaliktir zaten...
6- felsefenin ve bilimin yolunun kesistigi sorulardandir "varlik-yokluk" meselesi. nihilist bir dusunce de degilim acikcasi. dusunuyorum o halde varim mantigi benim icin cok daha kabul goren bir dusunce tarzi. dusunuyorsam, zihnim algilayabiliyorsa, uretebiliyorsam, bunlarla beraber hislerim olusuyorsa bence alginin cok otesinde biz variz. yokluk kavrami ise varligin kabul gordugu noktada onaylanmis bir kavram. her seyin zittiyla var oldugu dusuncesiyle cikmis diyebiliriz. sicak varsa sogukta vardir, karanlik varsa isikta vardir gibi...
7-sadece icinde bulundugumuz toplum degilde evrensel acidan baktigimizda insanoglu olarak karamsar bir yapiya sahibiz. oznel bir takim sebeplerin disinda, icinde bulundugumuz toplumun sorunlari, kisisel ihtiyaclarin giderilmemesinden olusan doyumsuzluk (bunun icine yeterli beslenmeme de, sevgi yoksunlugu da girebilir), maddi kaygilar, gelecek endisesi vb. konularda neden olabilir. karamsarliktan kurtulamama nedeni olarak da, karsilasilan sorunlarin biraktigi olumsuz etki kaynakli olabilir diye dusunuyorum...
8- delilik ve dahilik kavramlarindaki sozde o ince cizgiyi kabul etmiyorum. birbirinden oldukca uzak kavramlar olarak goruyorum hatta. az once de belirttigim gibi delilik sinirsel bir rahatsizliktir. bu rahatsizlikta ic gudusel davranma soz konusu olabilir, cunku mantiksal bir dusunce yoktur, kisi icten geldigi gibi eylem gerceklestirilebilir. gecenin bir koru evinden cikip kilometrelerce uzaklasabilir mesela. dahilik ise ortalama zekanin cok uzerinde olmasindan mutevellit alisila gelmis dusunce bicimlerinden siyrilma durumudur. bu demek degildir ki ic guduleriyle davranirlar. hayir yaptiklari her eylemde mantiga dayalidir, dolayisiyla ikisinin arasindaki benzerlik, siyahla beyaz kadardir.
9-bu soruya katilmamakla birlikte oldukca da sacma buluyorum. sorudaki verilen sosyal mesaj sudur, kisi bilimin sundugu mantiksal aciklamalari ogrendigi takdirde, allah'in varliginin ne kadar gercek disi oldugunu kavrayacaktir. esasen bilim allah'in varligi yada yokluguyla ilgilenmez. bilim var oldugumuz gunden bu zamana nasil geldigimiz, dunyanin ve evrenin nasil olustugu, maddenin nasil var oldugu gibi konulari ele alir. dini yalanlamak yada ateizmi yaymak gibi bir dava ile var olmaz, ilerlemez. bilim yapabilmek icin allah'i inkar etmeyi, dindar olmak icin de bilimden uzaklasmaya luzum yoktur. bu sacma algoritma, insanoglunun urettigi en ahmakca dusuncedir. bence ne din bilimsellestirilmelidir ne de bilim dinsellestirilmelidir. yani insanin kafasini yormasi gereken asil mesele tarafini secmesi degil de,her iki meselenin cakistigi noktada takinilacak tavir nasil olmalidir once bunu dusunmelidir. acikcasi bu sorunun cevabini netlestirmek din- bilim ayristirmasini yapmaktan daha mantikli geliyor. sahsen ben bu sorunun cevabini hala bulmus degilim, ortada kalmis durumdayim...
devamını gör...
güünnaaayydın diye mesaj atan insan
bu benim her zamanki günaydın deme şeklim*. kısa bi şekilde günaydın denilmesini ya da yazılmasını sevmiyorum hem ben, soğuk geliyor bana. ne güzel kocaman uzatarak yazın ki siz de karşınızdaki insan da mutlulukla başlasın gününe*.
devamını gör...
ilk buluşmada kızı ciğerciye götüren varoş
ciğerci değil de yenibosna'da kokoreççiye götürmüştüm ben. hatta bitiremediği yarımı ben yemistim. yarım koko kac para ziyan mı olsun.
9 yaşında oğlumuz var şimdi.
9 yaşında oğlumuz var şimdi.
devamını gör...



