yazarların isimlerinin anlamı
çöl çiçeği, karanlıkta yol gösteren.
devamını gör...
terazi burcu erkeği
bu benim eşim.
temizlige ve görünüşe çok ama çok önem verir
her ne kadar tutumluyum dese de para harcamaya bayılır
zeki ve mantıklı öyle ki bir espri yapar ya da bir laf sokar bı kaç sn o neydi ya diye düşünürsünüz
o kadar çabuk fikir değiştirir ki ben artık bir plan yapılınca ona düşünme payı veriyorum çünkü her an yarın mi gitsek yeaa hiç canım istemiyo diyebilir
kaliteye çok önem verir
gizlisi saklısı yok
hep yanımda olduğunu hissettirir
kaliteli yemek sever yemeğin görünüşü de önemli
pek romantik değil ama öyle bişey yapar ki seviyo beni ya dersin
umarım yardımcı olmusumdur arkadaşım
temizlige ve görünüşe çok ama çok önem verir
her ne kadar tutumluyum dese de para harcamaya bayılır
zeki ve mantıklı öyle ki bir espri yapar ya da bir laf sokar bı kaç sn o neydi ya diye düşünürsünüz
o kadar çabuk fikir değiştirir ki ben artık bir plan yapılınca ona düşünme payı veriyorum çünkü her an yarın mi gitsek yeaa hiç canım istemiyo diyebilir
kaliteye çok önem verir
gizlisi saklısı yok
hep yanımda olduğunu hissettirir
kaliteli yemek sever yemeğin görünüşü de önemli
pek romantik değil ama öyle bişey yapar ki seviyo beni ya dersin
umarım yardımcı olmusumdur arkadaşım
devamını gör...
yazarların asla affedemeyeceği şey
cevap olarak;
sagopa - bergen parçası gelsin o zaman.
sagopa - bergen parçası gelsin o zaman.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük. kendimi cemal süreyya'nin soyadındaki y harfi gibi hissediyorum bugün. öylesine yersiz, öylesine gereksiz.
devamını gör...
eski sevgili ile karşılaşmak
bir tanesiyle uzun bir süre sonra karşılaştım. kız arkadaşı da vardı yanında ve bizi konuşurken görüp yanımıza geldi. hani sana bahsetmiştim ya bir zamanlar çok… diyip sustu, bana baktı. ben eyvah ediyorum, cümleyi tamamlama. kadın delircek…
kadın; merhaba, memnun oldum. ben biraz daha dolaşayım, siz konuşun deyip gidiyordu, tutmayayım sizi dedim ve ben gittim.
kadının olgunluğuna hayran kaldım, zira eski sevgilimin hep en iyisine layık olduğunu ve bu dünyanın en mutlu insanı olmasını dilemiştim. gerçekleştiğini görmek beni de mutlu etti.
kadın; merhaba, memnun oldum. ben biraz daha dolaşayım, siz konuşun deyip gidiyordu, tutmayayım sizi dedim ve ben gittim.
kadının olgunluğuna hayran kaldım, zira eski sevgilimin hep en iyisine layık olduğunu ve bu dünyanın en mutlu insanı olmasını dilemiştim. gerçekleştiğini görmek beni de mutlu etti.
devamını gör...
anın fotoğrafı
ıhlamur eşliğinde eğitim.
devamını gör...
faiz hadi in de biraz kardeşin binsin
devamını gör...
kendimizi hafiflemiş hissetmemizi sağlayan şeyler
köpürte köpürte duş almak, on gün aradan sonra yeni bir kupada nescafe içmek, bir kitabı bitirmek, ağlamak, küfretmek.
devamını gör...
hayat
"ölüm yok ya sonunda." denemeyecek tek yarıştır.
devamını gör...
rauf denktaş
ömrünün son yıllarında yeniçağ gazetesindeki köşesinde kıbrıs davasını haykırmış kişi. bunak dediler, bay hayır dediler ama gelinen noktada yine onun dediğine geldiler.
ruhu şad olsun.
ruhu şad olsun.
devamını gör...
marc
ing. machine-readable cataloging
kütüphanecilik terminolojisinde bir kaynağın elektronik ortamlarda taranabilir, erişilebilir olmasını sağlamaya yönelik kodlama dilidir marc. kongre kütüphanesi tarafından 20. yy'ın ikinci yarısında geliştirilmiştir. o dönemden beri dünyada kabul görmüş bir standart olarak kütüphanelerarası bilgi alışverişi, kaynakların belirli kodlarla marc dilinde ortak sistemlere kaydedilmesi prensibine bağlı olarak işletilmektedir. daha anlaşılır kılmak için şöyle bir örnek vereyim, bir kaynak, kütüphane sistemine marc standartlarına uygun olarak kaydedilmezse, kurum dışında taranabilir olma özelliği taşıyamaz. kütüphanenin marc dilinde yazılmış her bir katalog kaydı ortak/toplu kataloglarda, kurum z39.50 protokolüne de bağlıysa (iso gibi düşünebilirsiniz bunu, hukuki düzenlemeler, çeşitli imzalar falan işte) görünebilir, erişilebilir, taranabilir ve talep edilebilir ancak. aksi durumda (hep bu örneği veriyorum) örneğin singapur'da yapılmış ve onbinlerce dolara mal olmuş bir deney sonuçlarını içeren bir çalışma, doğru kataloglanıp paylaşılamazsa; dünyanın başka bir yerinde aynı deneyin tekrarlanmasına ve bir başka onbinlerce doların heba olmasına sebep olur. bu da hem bilimsel çalışmaların ilerleme hızını yavaşlatır hem de kaynakların efektif kullanımını zorlaştırır. yaa, buralar hep bilgi çağı.
basit bir basılı kaynak katalog kaydının marc standartlarında sıfırdan oluşturulması ortalama 15 dakikadır. eğer bir elektronik kaynak ya da rapor üzerinde çalışılıyorsa işler biraz karışabiliyor. meslek dışından biriyle tanışmıştım çok seneler evvel. ne iş yaptığımı sorunca cevap verdiğimde "aa ben biliyorum, marc falan var di' mi" demişti de gülmüştüm. kızın hobisiydi farklı iş kollarından teknik detay araştırmak. az önce linkedin'de çeviri yaptığı kitabı tanıttığı bir paylaşım yaptığını gördüm, çocuklar için temel kodlama, yapay zeka anlatan bir kitabı çevirmiş fince'den. merak etmiş basit html, java, css, react araştırmış, öğrenmiş. hiç şaşırmadım. olur ya sizin de böyle alışkanlıklarınız vardır, şuraya oclc marc yardım sayfasını bırakayım.
bir de tabi yeri gelmişken sözlük kütüphanesi'ni hatırlatayım.**
kütüphanecilik terminolojisinde bir kaynağın elektronik ortamlarda taranabilir, erişilebilir olmasını sağlamaya yönelik kodlama dilidir marc. kongre kütüphanesi tarafından 20. yy'ın ikinci yarısında geliştirilmiştir. o dönemden beri dünyada kabul görmüş bir standart olarak kütüphanelerarası bilgi alışverişi, kaynakların belirli kodlarla marc dilinde ortak sistemlere kaydedilmesi prensibine bağlı olarak işletilmektedir. daha anlaşılır kılmak için şöyle bir örnek vereyim, bir kaynak, kütüphane sistemine marc standartlarına uygun olarak kaydedilmezse, kurum dışında taranabilir olma özelliği taşıyamaz. kütüphanenin marc dilinde yazılmış her bir katalog kaydı ortak/toplu kataloglarda, kurum z39.50 protokolüne de bağlıysa (iso gibi düşünebilirsiniz bunu, hukuki düzenlemeler, çeşitli imzalar falan işte) görünebilir, erişilebilir, taranabilir ve talep edilebilir ancak. aksi durumda (hep bu örneği veriyorum) örneğin singapur'da yapılmış ve onbinlerce dolara mal olmuş bir deney sonuçlarını içeren bir çalışma, doğru kataloglanıp paylaşılamazsa; dünyanın başka bir yerinde aynı deneyin tekrarlanmasına ve bir başka onbinlerce doların heba olmasına sebep olur. bu da hem bilimsel çalışmaların ilerleme hızını yavaşlatır hem de kaynakların efektif kullanımını zorlaştırır. yaa, buralar hep bilgi çağı.
basit bir basılı kaynak katalog kaydının marc standartlarında sıfırdan oluşturulması ortalama 15 dakikadır. eğer bir elektronik kaynak ya da rapor üzerinde çalışılıyorsa işler biraz karışabiliyor. meslek dışından biriyle tanışmıştım çok seneler evvel. ne iş yaptığımı sorunca cevap verdiğimde "aa ben biliyorum, marc falan var di' mi" demişti de gülmüştüm. kızın hobisiydi farklı iş kollarından teknik detay araştırmak. az önce linkedin'de çeviri yaptığı kitabı tanıttığı bir paylaşım yaptığını gördüm, çocuklar için temel kodlama, yapay zeka anlatan bir kitabı çevirmiş fince'den. merak etmiş basit html, java, css, react araştırmış, öğrenmiş. hiç şaşırmadım. olur ya sizin de böyle alışkanlıklarınız vardır, şuraya oclc marc yardım sayfasını bırakayım.
bir de tabi yeri gelmişken sözlük kütüphanesi'ni hatırlatayım.**
devamını gör...
moderatör hy my i run'ın yaptığı ırkçılık
mahlası benzeyen fakat ben olmayan modun yaptığı ırkçılık. insan gerçekten hayret ediyor doğrusu.
devamını gör...
uykusuzkahve'nin en iyi mod olması
aslen hazallcı olup yükseleni de uykusuzkahve olan bir mod olarak kısmen katıldığım kıyas.
devamını gör...
son singapur vapuru (yazar)
sözlüğün 3.haftası aramıza katılmış olan yazar.
8.400 tanım, 31.000 karma puan ile 10.sırada.
birlikteliği daim olsun!
(bkz: kocaman alkış)
8.400 tanım, 31.000 karma puan ile 10.sırada.
birlikteliği daim olsun!
(bkz: kocaman alkış)
devamını gör...
özel mesaj ifşası
duruma göre gerekli olan ifşadır. adam durduk yere sapıkça ve salakça mesaj atıyorsa ifşalanmalı.
devamını gör...
her lafın altında bir şey aramak
alışkanlıktır.
ben de uzun cümleler arasında bir şeyler ararım genelde.
bulduklarım:
* * * *
ben de uzun cümleler arasında bir şeyler ararım genelde.
bulduklarım:
* * * *
devamını gör...



