günaydın canım sözlüğüm..
devamını gör...

insan işine yarayacak şeyi okumalı yaramayacak şeyi okumamalı gibi bir fikre kesinlikle karşıyım. doğru okumayı bilen ve bunu sindiren insanlar en berbat yazıları okurken bile bunu avantaja çevirir, en azından bir yazı nasıl yazılmaz veya kötü yazı nasıl olur onu öğrenir. bilgi öğrenmek isteyen herkes için gayet ulaşılabilinirdir aslında. soruya cevap verecek olursam kafanızı bir başak, kitapları buğday tanesi olarak düşünün. boş başak nasıl dimdik durursa dolu başak o kadar yere bakar. hasat boş başaklar için değil dolu başaklar için yapılır. biçen, işleyen faydayı dolu başaktan görür karnını onunla doyurur. okumak okuyanın çevresine de fayda sunar. bilgi dışında insani özelliklerde kazandırır insana mütevazi olmak, sonunu bekleyip sabretmek, farklı açılardan görebilmek, dinleyebilmek, anlayabilmek gibi... kısacası okuyun efendim. sevgiler.
devamını gör...

hüngür hüngür ağlamak.
devamını gör...

çok doğru.

bence sadece otistik çocuklar üzerinde değil tüm çocuklar ve bebekler üzerinde hatta tüm insanlar üzerinde evcil hayvanların oldukça olumlu etkisi vardır.

en başta sorumluluk almayı öğretir. kolay değildir evcil hayvan beslemek çünkü onlar da bir candır.

insana merhameti öğretir her canlıya karşı.
devamını gör...

dokunan, yalnızlık değildir. birisidir!

özlemektir, aşktır, hasrettir, gurbettir mesela. uzaklıktır dokunan, yakınında olsa bile hiç haberin olmamasıdır. acını gömmektir şişelerin içine, yudum yudum içtiğini, göz yaşı olarak dökmektir. hisli şarkılara edilen eşliktir. dokunan, yalnızlık degildir.
bazen okumaktır, ama daha çok yazmak. kelimeleri bata bata yüreğine, bilerek kanatmaktır kendini. evin sağır duvarları değildir dokunan. insanın kendisine ördüğü duvarlardır.

dokunan, yalnızlık degildir. birisidir!
dokunan, bu yazıyı yazarken içilen rakıdır.

sonradan edit: yazım yanlışı düzeltilmiştir. yazıları teleskopla okuyan ve beni özelden uyaran yazar arkadaşa teşekkür ederim.
devamını gör...

franz kafka'nın en sevdiğim kitabıdır. kitabı bitirdiğimde, bir yandan kitabın hiç bir şey anlatmadığını bir yandan da her şeyi anlattığını düşünmüştüm. bay k.'nın kadastrocu olarak gittiği yerde tutunmaya çalışmasını anlatır. sonunda tutunur da, ama istediği bir şekilde mi tutunur, yoksa istemediği bir şekilde mi bilemeyiz. artık ne olursa olsun o yerde tutunmak ister ve kendinden ödün verir. tırmanmak için çıkılan yolda ne kadar mücadele ederse etsin yavaş yavaş aşağıya doğru kayar karakterimiz. kitabın sonunda bir yerlerde tutunur. hayat dediğimiz şey de böyle sanki.

devamını gör...

kendi sesinden dinlenmelidir. güldümü cenazeye benzerdi cümlesini gerçekten hissederek okur şair.

devamını gör...


sevgi, eşitlik ve özgürlük temeline dayanır. eğer taraflardan birinin boyun eğmesi ve bütünselliğini yitirmesi temeline dayanıyorsa, ilişki nasıl ussallaştırılırsa ussallaştırılsın, hangi kılıf altında gösterilirse göste­rilsin , mazoşist bir bağımlılıktır.


özgürlükten kaçış-eric fromm
devamını gör...

mozambik televizyonlarındaki tartışma programları. konular hep değişir fakat her programa çıkan aynı herbokologlar her konuda uzmandır. akılları yoktur ama fikir beyan ederler. mozambik halkı bunlara nasil tahammül ediyor anlamıyorum. gerçi bana ne ben türkiye'de yaşıyorum.
devamını gör...

ama tatlım hep bu çiçeği çekiyorsun demeyin de ,ne yapalım " bir de bu yandan çek güzelim" diyor gibime geldi...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

altmetni dehşet verici bir şekilde gerçekçi, çekici ve bir o kadar da korkutucu dizi. hakikati bağırıyor! hele de 21. yüzyıl distopyasına... izlenmelidir. birkaç yüzyıl sonra anılacak dizilerden birisidir. şaheser! * oyunculuklar zaten mükemmel. anthony hopkins ve ed harris var daha ne olsun yahu!

devamını gör...

ben de diyorum neden başım ağrıyor buldum şimdi cevabı..

kafayı yediler iyice sen tutuyorsan tut kimse bir şey demiyor. kalkıp tutmayana niye laf ediyorsun sonra da kalkıp islam hoşgörü dini derler. he çok hoşgörülüsün gerçekten gözlerim yaşardı.
devamını gör...

ne yapıyor lan bu gerizekalı diyen kesimin ünlü ettiği kişidir. kız çıkıp abuk sabuk hareket ediyor sonra birileri değil binlerce kişi ne yapıyor bu saçma saçma diye kaos ortamı oluştururken kız ünlü oluyor.
geçen gün(bkz: twitter)'da yavşak ali adında(bkz: ali babacan)'ı hedef alan tag açıldı. 10 bin tveet atılmış bunun 9999'u bu ne saygısızlıkdır böyle tag mı açılır? diye tveet atmış ulan gerizekalı sen o tveeti atmasan tag olmayacak.işte bizim insanlarımız gerçekten anlamıyor. bahar candan'ın mevzusuda bu. zekasına gerçekten çok hayranım. çok zeki birisini olduğunu düşünüyorum. *.
devamını gör...

insanların dediklerini/diyeceklerini düşünüp bunu umursamak yerine kendi istediğiniz ve mantığınıza uyan şeyleri yapmak. tabi verilen öneriler mantığa uygunsa uygulanır ama diğerlerini sırf birilerinin düşüncelerini iyileştirmek ya da onlar mutlu olsun diye yapmak bence insanın kendisine yapabileceği en kötü şeylerden biri.
devamını gör...

bir ayyaş kadar sarhoş, bir çocuk gibi umutlu ve bir ölü gibi çaresiz...
devamını gör...

güzel kızım - mia
devamını gör...

yapılan hal ve hareketlerin durumların başkaları tarafından kaale alınmaması durumudur. başkasının umrundan olmamadır.
devamını gör...

bizim ülkemizde hiçbir şeyin ortasının bulunmadığının kanıtı olaydır.

önceden öğretmen gaddar ve güçlü idi. öğrenciyi döverdi. şimdi öğrenci ve velinin eli güçlü ve saygısız, doyumsuz, cahil cesareti ile yürüyen egoistlerle doldu ortalık. öğretmenin hiçbir önemi kalmadı. halbuki ortasını bulabilsek çözülecek her şey.
devamını gör...

the do'nun çok sevdiğim parçasının da çalındığı, orijinal adıyla grave 2016 yılı bir fransız filmi. açıkçası filmi izlemeden önce gördüğüm yorumlardan dolayı daha sert bir film beklemiştim. beklediğim kadar olmadı hatta yamyamlığın okulun tamamında olduğunu düşünmüştüm, bu konuda da şaşırdım biraz. yamyamlık sahnelerinde, özellikle ilk sahnede tiksinme değil o sahnenin kamera arkasını, oyuncunun role nasıl girdiği gibi şeyleri daha çok düşündüm evet. keyifliydi.

--! spoiler !--

ilk sahnede annenin evet vejetaryensiniz ama neden bu kadar abartı tepki verdiğini filmin ortalarında anlamlandırdım. ablasının da yamyam olduğu çok belliydi. yalnız o nasıl bir okuldu öyle her yer leş. okul, ortam et yenilen sahnelerden daha tiksindiriciydi benim için. ayrıca vücudunun kaşındığı, kendini deli gibi sanki tahtaya tebeşirle bir şey çizersin gibi ses çıkar ya o ve saç kustuğu sahneler yamyamlıktan daha çok rahatsız etti beni. gay oda arkadaşıyla seviştiği sahnede kendini tutmaya çalışması, koklama ısırma dürtüsüyle yanıp tutuşurken verdiği mücadele ve en son kendi kolunu ısırması en beğendiğim sahneydi. anlamsız gibi duran maymunlarla ilgi konuşma sahnesinde hayvan hakları, onların da hisleri var diye savunan justine kızımız, ablasının parmağını iştahla kemirip suçu da köpeğin üstüne atarak ölmesine sebep oldu, evet... baştan et yese sanki böyle olmayacaktı bu kız diye düşündüm durdum açıkçası. ablasıyla girdiği savaş, birbirlerinde bıraktıkları izler, kanların içinden geçilen sekansta, görüş yerinde yüzlerinin birbirine karışması çok hoştu.
fakat sonunda bak annen de yamyamdı, vücudumun haline bak bu bizim ailenin laneti gibi tavır takınan baba ve böyle bitmesi hiç hoşuma gitmedi. daha çarpıcı bitebilirdi. ayrıca bunlar hiç mi ailecek bir tatile gitmemiş babanı hiç mi çıplak görmedin kızım sen??

--! spoiler !--
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim