binaenaleyh
bundan ötürü, bunun için, bundan dolayı, bunun üzerine, dolayısıyla.*
devamını gör...
mevlana celaleddin-i rumi
"tüm doğru ve yanlış fikirlerin ötesinde bir yer var; seninle orada buluşacağım" şeklinde efsane deyişe sahip şair, sufi mutasavvıf, büyük filozof. temel öğretisi tevhid etrafında kümelenir. rab'bine olan bağlılığı ve aşkı ile tanırız onu. maalesef ki, kalıplaşmış ve materyalist düşünmeye entegre olmuş birçok insan tarafından deyişleri çok çok farklı yerlere çekilmiş ve çekilmekte. halbuki o tüm bilişlerin ötesindeydi. öyleydi ki, bugün bile onu dünyanın her yerinden ziyarete gelen yüzbinler var.
ayrıca ilk başta yazdığım söz, julian casablancas tarafından yazılan human sadness adlı mükemmel şarkıya ilham olmuştur.
beyond all ideas of right and wrong there is a field, i will be meeting you there.
ayrıca ilk başta yazdığım söz, julian casablancas tarafından yazılan human sadness adlı mükemmel şarkıya ilham olmuştur.
beyond all ideas of right and wrong there is a field, i will be meeting you there.
devamını gör...
kadın erkek ilişkileri
her iki tarafta birbirinden şikayetçi ve kendisini anlamadığını söylüyor ama kimse demiyor ki belki kişi yanlıştır cinsiyette sorun yoktur.
devamını gör...
süslüman
yazıp silme ile hortlatılmış başlıklarda bugün. (bkz: moderasyon uyuma)
tanım: dini inancı için değil dışarıya güzel ve şık görünmek için kapanan müslümanlar için kullanılan tabir.
tanım: dini inancı için değil dışarıya güzel ve şık görünmek için kapanan müslümanlar için kullanılan tabir.
devamını gör...
öldükten sonra ne olacak sorunsalı
doğmadan önce ne olduysa o olacaktır , yani koskoca bir hiçlik.
devamını gör...
manaki mou
izmir, anneanne şarkısı, düeti.
hayatımda dinlediğim en güzel sese sahip kişi oydu, hayatımda duyduğum en güzel memleket şarkısı da bu.
yannis kotsiras yine harlamıştır ateşi, bize düşen yolunda ölmek.
anneanne evi 2 katlı, çevresindeki köylerin aksine mübadele öncesinde çoğunluğunun türk olduğu bir köyde, bahçeli, bahçesinde menengiç ağacı, taş fırın, tulumba var. anneanne evinin merdivenleri var, alt kat kiler, alt katta yarısı toprağa gömülü kocaman zeytinyağı küpleri, anforalar var. alt katın bir tarafı hayatımda yediğim en güzel üzümü veren asma, öbür tarafı incir ağacı. evin duvarları o kadar kalın ki büyük bir insan bile pencere içlerine rahat rahat oturabilir, ben ise küçücük çocuğum bana ne ki?
pencereden bakıyorum, karşımda şu an artık ayakta olmayan yıllar önce bir yıldırıma esir düşmüş fıstık çamı. insan, hatta küçük bir çocuk fıstık çamına aşık olur mu? ben olmuştum, çünkü koca ovanın en görkemli, en koruyucu ağacı idi o, o pencere içine sığdığım ev gibiydi, o her bayram kapısına dayanmak için can attığım mavi gözlü kadın, anneannem gibiydi.
merdiven korkulukları yoktu anneanne evinin, merdiven korkuları yoktu hiçbirimizin, o merdivenin her basamağında bembeyaz kireç boyalı peynir tenekeleri, her birinin içinde anneanne yadigarı acem karanfilleri.
her bir basamağın kokusu ayrı, her beyaz boyalı tenekenin özü farklıydı sanki, ya da ben küçüçük çocuktum sadece.
anneannem o merdivenin başında durup bana bakardı, en çok bana bakardı, en sevdiği torunu bendim, ya da en salak / en güvensiz olanı.
bir gün merdivene açılan evinin kapısında otururken bu türküyü söylemeye başladı, 6 da açılan trt'den bir saat önce 5 de açılan yunan radyosundan sonra ilk kez duyduğum yunanca kelimeleri kullanarak, usul usul, sakin sakin. en alt basamağa oturdum, gözlerimi ona diktim, eşi müftü, eşi tüm çocuklarını karışık eğitim veren köy enstitüsüne gönderen, eşi zamansız ölen, eşi öldükten sonra koca ev, koca köy, koca dünyayı tek başına omuzlayan kadını seyrettim. her erkek çocuğu annesine aşıktır ama sanırım ben anneanneme daha büyük bir aşkla bağlıydım, - ki hala da öyle içimde biryerler.
bitirdi anneannem o syminaiki tragoudia'yı, beni yanına çağırdı, içerden getirdiği nohut mayalı ekmek ve yanında kelle peyniri koyduğu tepsiyi yanıma koydu.
ve türkümüz bir daha da hiç susmadı.
hayatımda dinlediğim en güzel sese sahip kişi oydu, hayatımda duyduğum en güzel memleket şarkısı da bu.
yannis kotsiras yine harlamıştır ateşi, bize düşen yolunda ölmek.
anneanne evi 2 katlı, çevresindeki köylerin aksine mübadele öncesinde çoğunluğunun türk olduğu bir köyde, bahçeli, bahçesinde menengiç ağacı, taş fırın, tulumba var. anneanne evinin merdivenleri var, alt kat kiler, alt katta yarısı toprağa gömülü kocaman zeytinyağı küpleri, anforalar var. alt katın bir tarafı hayatımda yediğim en güzel üzümü veren asma, öbür tarafı incir ağacı. evin duvarları o kadar kalın ki büyük bir insan bile pencere içlerine rahat rahat oturabilir, ben ise küçücük çocuğum bana ne ki?
pencereden bakıyorum, karşımda şu an artık ayakta olmayan yıllar önce bir yıldırıma esir düşmüş fıstık çamı. insan, hatta küçük bir çocuk fıstık çamına aşık olur mu? ben olmuştum, çünkü koca ovanın en görkemli, en koruyucu ağacı idi o, o pencere içine sığdığım ev gibiydi, o her bayram kapısına dayanmak için can attığım mavi gözlü kadın, anneannem gibiydi.
merdiven korkulukları yoktu anneanne evinin, merdiven korkuları yoktu hiçbirimizin, o merdivenin her basamağında bembeyaz kireç boyalı peynir tenekeleri, her birinin içinde anneanne yadigarı acem karanfilleri.
her bir basamağın kokusu ayrı, her beyaz boyalı tenekenin özü farklıydı sanki, ya da ben küçüçük çocuktum sadece.
anneannem o merdivenin başında durup bana bakardı, en çok bana bakardı, en sevdiği torunu bendim, ya da en salak / en güvensiz olanı.
bir gün merdivene açılan evinin kapısında otururken bu türküyü söylemeye başladı, 6 da açılan trt'den bir saat önce 5 de açılan yunan radyosundan sonra ilk kez duyduğum yunanca kelimeleri kullanarak, usul usul, sakin sakin. en alt basamağa oturdum, gözlerimi ona diktim, eşi müftü, eşi tüm çocuklarını karışık eğitim veren köy enstitüsüne gönderen, eşi zamansız ölen, eşi öldükten sonra koca ev, koca köy, koca dünyayı tek başına omuzlayan kadını seyrettim. her erkek çocuğu annesine aşıktır ama sanırım ben anneanneme daha büyük bir aşkla bağlıydım, - ki hala da öyle içimde biryerler.
bitirdi anneannem o syminaiki tragoudia'yı, beni yanına çağırdı, içerden getirdiği nohut mayalı ekmek ve yanında kelle peyniri koyduğu tepsiyi yanıma koydu.
ve türkümüz bir daha da hiç susmadı.
devamını gör...
yazarların yönetimden başlık parası istemesi
yoldaş benjamin franklin'in yazarlara feda olsun diyerek başlattığı kitap kampanyasıydı spotifydı udemydi derken iyice cüzdanın dibini gören yönetimden yazarların açtığı başlık başına mangır isteme durumu.
neyse ki bugün cuma. her bir mod bir cami önüne mendil açarsa bu sorunu da çözebiliriz. ben sahte bebek alıp cami aramaya gidiyorum.
neyse ki bugün cuma. her bir mod bir cami önüne mendil açarsa bu sorunu da çözebiliriz. ben sahte bebek alıp cami aramaya gidiyorum.
devamını gör...
islamda kadına verilen değer
ayağının altına cenneti koyacak kadardır. tabi saliha bir ana olabilenin.
devamını gör...
bir normal sözlük yazarına yürümek
herkesin ben yapmam deyip yaptığı (bazen farkında olmadan ) yaptığı eylemdir sonuçta hepimiz aynı gemideyiz, hava ve zemin müsaitse neden olmasın burası sosyal bir platform.
devamını gör...
günaydın sözlük
en çok da 1 mayısta çalışan kamu'nun kölelerine "günaydın" *
devamını gör...
öğretmeninden dayak yiyen nesil
şimdiye oranla gayet kaliteli eğitim almış nesildir. dikkat dağıtıcı birşey yok tek yapacağın oturup ders çalışmak ödevlerini yapmak ve derste konuşmamak eğer öğretmen de kaliteliyse deme şansına. şimdi durum böyle mi?
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
sen olmasan,
seni bulmak hayali tamamıyla yok olsa,
yaşar mıyım dersin?
t. fikret
seni bulmak hayali tamamıyla yok olsa,
yaşar mıyım dersin?
t. fikret
devamını gör...
sadako ve kağıttan bin turna kuşu
okuduğum kitaplardan etkilenirim. ama ben, sanırım ilk defa kitabı bitirince, elimde ki kitaba bakarak bu kadar ağladım..
on iki yaşındaki bir kızın, öleceğini bilerek, bin turnayı tamamlarsa ölümden kurtulacağını umut ederek, gece gündüz kağıttan kuşlar yapması geliyor gözümün önüne..
644. bitişi ve 645. başlayamamak ve çekip gitmek..
hala nefesim kesiliyor.
bana tek kelime ile özet geç deseler, sanırım bu kitap için yalnızca (bkz: umut) derdim.
okumasanız bile lütfen sadako için turna kuşu yapar mısınız?
--! spoiler !--
''ölmek insanın canını yakar mıydı? yoksa uykuya dalmaya mı benziyordu?''
'' "sen de benim gibi kağıttan turna kuşları yapabilirsin," dedi.kuşlar bir mucize yaratabilir. ''
'' ey göklerin kutsal turnaları gelinde kanatlarınızla sarın yavrumu?.. ''
'' sadako kendisini öylesine yalnız hissediyordu ki, cesaretini toplamak için daha da fazla turna katladı.
on bir... umarım iyileşirim.
on iki... umarım iyileşirim. ''
--! spoiler !--
on iki yaşındaki bir kızın, öleceğini bilerek, bin turnayı tamamlarsa ölümden kurtulacağını umut ederek, gece gündüz kağıttan kuşlar yapması geliyor gözümün önüne..
644. bitişi ve 645. başlayamamak ve çekip gitmek..
hala nefesim kesiliyor.
bana tek kelime ile özet geç deseler, sanırım bu kitap için yalnızca (bkz: umut) derdim.
okumasanız bile lütfen sadako için turna kuşu yapar mısınız?
--! spoiler !--
''ölmek insanın canını yakar mıydı? yoksa uykuya dalmaya mı benziyordu?''
'' "sen de benim gibi kağıttan turna kuşları yapabilirsin," dedi.kuşlar bir mucize yaratabilir. ''
'' ey göklerin kutsal turnaları gelinde kanatlarınızla sarın yavrumu?.. ''
'' sadako kendisini öylesine yalnız hissediyordu ki, cesaretini toplamak için daha da fazla turna katladı.
on bir... umarım iyileşirim.
on iki... umarım iyileşirim. ''
--! spoiler !--
devamını gör...
apartman boşluğunun yayından kaldırılması hakkında
iki tarafta üzülmüş aslında hadi öpüşüp barışın emekler boşa gitmesin o kadar uğraşmışsınız. yönetimde uykusuz kalmış yayıncıda. ilk yayında bırakmak nedir ya çektiğiniz çileye değmez.
devamını gör...
görünmez el
adam smith'in tanrı'nın eline benzettiği kavramdır. liberal (piyasa) ekonomilerinin olmazsa olmazıdır adeta. görünmez el, teoride, tam istihdama ulaşılmasında piyasa dinamiklerini harekete geçiren itki olarak da tabir edilmektedir.
devamını gör...
normal sözlük'te küfrün yasak olması
yazılı bir interaktif platformda çok da ihtiyaç duymayacağınız basit bir eylemdir ama çok değerlidir.
8-9 yıldır sözlüklerde cirit atmış biri olarak, sadece bu özelliğini koruyarak bile müthiş yerlere geleceğini düşünüyorum. bir interaktif platformda seviyeye yüksek tutmak için en ciddi atılımdır.
bir şeyi ifade ederken, bir bilgiyi aktarırken, bir yorumda bulunurken, bir olayı tasvir ederken küfüre ihtiyacımız yoktur. bu yaşamımız içerisinde dilimize bulaşmış bir şey olabilir belki ama bunu kullanmadan iletişim kurulabilecek bir platform olarak kalabilmek ne kadar değerli. bu üslubu tercih etmemek, başka yollar, başka tasvirler kullanarak iletişim kurmak sizce de çok değerli değil mi?
bugün binlerin yarın on binlerin, yüz binlerin olacağı bu platformu en temelinden böyle inşa etmek ve bunu yıllar içerisinde doğal reflekse dönüşeceğini hayal etmek, yazmaktan okumaktan çekinmeyeceğiniz, bu üslup ile karşı karşıya kalmayacağınız, küfürden bakir bir interkaktif platform kalabilmek. ne kadar kolay ama ne kadar büyük bir hayal.
sözlüğe gelmemde beni en çok teşvik eden şeydir. moderasyon bundan bir cayarsa benden çekeceği var demedi demesinler. elleri arkada bağlayan köy muhtarı gibi dolanıyorum haberleri olsun*.
8-9 yıldır sözlüklerde cirit atmış biri olarak, sadece bu özelliğini koruyarak bile müthiş yerlere geleceğini düşünüyorum. bir interaktif platformda seviyeye yüksek tutmak için en ciddi atılımdır.
bir şeyi ifade ederken, bir bilgiyi aktarırken, bir yorumda bulunurken, bir olayı tasvir ederken küfüre ihtiyacımız yoktur. bu yaşamımız içerisinde dilimize bulaşmış bir şey olabilir belki ama bunu kullanmadan iletişim kurulabilecek bir platform olarak kalabilmek ne kadar değerli. bu üslubu tercih etmemek, başka yollar, başka tasvirler kullanarak iletişim kurmak sizce de çok değerli değil mi?
bugün binlerin yarın on binlerin, yüz binlerin olacağı bu platformu en temelinden böyle inşa etmek ve bunu yıllar içerisinde doğal reflekse dönüşeceğini hayal etmek, yazmaktan okumaktan çekinmeyeceğiniz, bu üslup ile karşı karşıya kalmayacağınız, küfürden bakir bir interkaktif platform kalabilmek. ne kadar kolay ama ne kadar büyük bir hayal.
sözlüğe gelmemde beni en çok teşvik eden şeydir. moderasyon bundan bir cayarsa benden çekeceği var demedi demesinler. elleri arkada bağlayan köy muhtarı gibi dolanıyorum haberleri olsun*.
devamını gör...
anime izleyen birini ciddiye almak
birini ciddiye almak için bahsettiği konuda ne kadar fikir sahibi, tecrübesi var mı diye bakılır. hiç anime izlemeyen birinin izleyen birini ciddiye alamamak için ne gibi bir tezi var merak ettim doğrusu.
devamını gör...
aristoteles
fizik ve astronomi hakkındaki görüşleri de önemli olan filozof. devinimi bilimsel bir şekilde açıklamak isteyen yunana birkaç dahinin durumu hariç salt mekanik görüş kendini pek hissettirmemiştir. iki fenomen kümesinden hareket edildiği düşünülmüştür: hayvanların hareketleri ve gök cisimlerinin hareketleri. modern bilim insanı için bir hayvanın vücudu çok karmaşık olmasına rağmen makine şeklinde açıklanacak bir biçime bürünmüştür. her yeni keşifle birlikte canlı ve makine arasındaki uçurum azalmaktadır. cansız devinimleri hayvanların devinimlerine benzetmek yunana daha doğal görünür. bir çocuğun canlı hayvanları diğer şeylerden kendi başına hareket edebilmeleriyle ayırması gibi bir özellik yunanlara ve özellikle aristoteles'e genel bir fizik teorisinin temeli gibi göründü. gök cisimlerine gelince; gök cisimlerini ilahi kabul etmeyen bir filozof yunanlara özgü düzen ve geometri sevdasına sahip bir ilahi varlığın iradesinin bir sonucu olarak onların hareket ettiğini düşünürdü. her hareketin kaynağı iradedir: dünyada insan ve hayvanların iradesi gökte ilahi varlığın iradesi. ilki değişken ikincisi değişken olmayan bir iradedir. değişmeyen irade düzenli hareketi, değişken irade düzensiz hareketi doğurur. aristoteles'in imgesel arka planı bu şekildedir.
aristoteles'te "fizik" kelimesinin ayrı bir anlamı var. dilimize "doğa" olarak çevrilir(physis) ama bu bizim ona atfettiğimiz anlamdan ziyade "bir şeyin uğruna var olduğu amaç" olarak aktarılır ve böylece teleolojik bir anlama sahip olur. bazı şeyler doğası gereği vardır, bazılarının farklı nedenleri bulunmaktadır. hayvanlar, bitkiler ve elementler doğası gereği vardır; içsel bir devinim(hareket, ebat, yer veya nitelik değiştirme) ilkesine sahiplerdir. şeylerin bu türden bir iç ilkeleri varsa bir doğaları vardır. "içlerindeki bir ilkeden kaynaklanan sürekli bir hareketle bir amaca ulaşan şeyler doğaldır." aristoteles, empedokles'in zorunluluk, amaçsızlık ve en güçlü olanın hayatta kalması gibi öğretilerine karşı çıkar.
devinim onun anlatımına göre potansiyel olarak var olanın gerçekleşmesidir ancak bu herşey bir yana yer değiştirmenin göreliliğiyle bağdaşmaz(a, b'ye göre hareket edince, b de a'ya göre hareket etmez mi?). modern fizikte hiçbir "amaç" kavrayışının yararlı olmayacağı ve bir devinimin göreliliği dışarıda bırakarak ele alınamayacağı görülmüştür.
aristoteles'e göre zaman "sayılamaya" olanak veren devinimdir. ona göre zamanın ruhsuz var olup olamayacağından söz etmek mümkündür. çünkü sayacak kimse olmadıkça sayılacak birşey de olmaz ve zaman sayılamayı gerektirir. ona göre bazı şeyler zamanda olmamak anlamında öncesiz-sonrasızdır(sayı gibi şeylerden bahsediyor olabilir). devinim hep vardı ve hep olacaktır; çünkü devinimsiz zaman olamaz ve her yunan filozofu zamanın yaratılmadığını kabul etmiştir(platon hariç). burada hristiyan aristotelesçiler kutsal kitaplarına dayanarak ona karşı gelmek zorunda kaldı çünkü incil evrenin başlangıcı vardır diyordu. ayrıca doğrudan dairesel devinime neden olan bir "hareket etmeyen hareket ettirici" vardır. işte bu ilk hareket ettiricinin parçaları ya da büyüklüğü yoktur ve dünyanın çemberindedir.
şimdi gökyüzü ile ilgili görüşlerinden bahsediyorum: ayın altındaki şeyler üremeye ve çürümeye tabidir. ayın yukarısında hiçbir şey üremiş değildir ve yok edilemez. dünya küre şeklindedir ve evrenin merkezindedir. ayaltı alanda herşey dört öğeden oluşur. ateş, su, toprak, hava. gök cisimleri ise bunlar dışında başka beşinci bir öğeden oluşur. yeryüzündeki şeyler doğrusal, gökyüzündekiler dairesel hareket eder. gökyüzünün mükemmel bir küreselliği vardır ve üst bölgelere gidildikçe ilahilik artar. gök cisimlerinin devinimleri bağlı oldukları kürenin deviniminden kaynaklanır. dört öğe birbirinden türemiştir; ateş mutlak olarak hafiftir, toprak mutlak olarak ağır. hava hafif ve su ağırdır.
bu görüşler tabii ki sonraki çağların bilimine binbir güçlük çıkardı. örneğin yeryüzü cisimleri doğrusal hareket ettiği için ateşlenen bir merminin yatay hareketinin bittiği anda aniden yere doğru dikey olarak düşeceği varsayıldı. galileo, kepler ve kopernik teorilerini geliştirirken aristoteles'le de savaşmak zorunda kaldı.
aristoteles'te "fizik" kelimesinin ayrı bir anlamı var. dilimize "doğa" olarak çevrilir(physis) ama bu bizim ona atfettiğimiz anlamdan ziyade "bir şeyin uğruna var olduğu amaç" olarak aktarılır ve böylece teleolojik bir anlama sahip olur. bazı şeyler doğası gereği vardır, bazılarının farklı nedenleri bulunmaktadır. hayvanlar, bitkiler ve elementler doğası gereği vardır; içsel bir devinim(hareket, ebat, yer veya nitelik değiştirme) ilkesine sahiplerdir. şeylerin bu türden bir iç ilkeleri varsa bir doğaları vardır. "içlerindeki bir ilkeden kaynaklanan sürekli bir hareketle bir amaca ulaşan şeyler doğaldır." aristoteles, empedokles'in zorunluluk, amaçsızlık ve en güçlü olanın hayatta kalması gibi öğretilerine karşı çıkar.
devinim onun anlatımına göre potansiyel olarak var olanın gerçekleşmesidir ancak bu herşey bir yana yer değiştirmenin göreliliğiyle bağdaşmaz(a, b'ye göre hareket edince, b de a'ya göre hareket etmez mi?). modern fizikte hiçbir "amaç" kavrayışının yararlı olmayacağı ve bir devinimin göreliliği dışarıda bırakarak ele alınamayacağı görülmüştür.
aristoteles'e göre zaman "sayılamaya" olanak veren devinimdir. ona göre zamanın ruhsuz var olup olamayacağından söz etmek mümkündür. çünkü sayacak kimse olmadıkça sayılacak birşey de olmaz ve zaman sayılamayı gerektirir. ona göre bazı şeyler zamanda olmamak anlamında öncesiz-sonrasızdır(sayı gibi şeylerden bahsediyor olabilir). devinim hep vardı ve hep olacaktır; çünkü devinimsiz zaman olamaz ve her yunan filozofu zamanın yaratılmadığını kabul etmiştir(platon hariç). burada hristiyan aristotelesçiler kutsal kitaplarına dayanarak ona karşı gelmek zorunda kaldı çünkü incil evrenin başlangıcı vardır diyordu. ayrıca doğrudan dairesel devinime neden olan bir "hareket etmeyen hareket ettirici" vardır. işte bu ilk hareket ettiricinin parçaları ya da büyüklüğü yoktur ve dünyanın çemberindedir.
şimdi gökyüzü ile ilgili görüşlerinden bahsediyorum: ayın altındaki şeyler üremeye ve çürümeye tabidir. ayın yukarısında hiçbir şey üremiş değildir ve yok edilemez. dünya küre şeklindedir ve evrenin merkezindedir. ayaltı alanda herşey dört öğeden oluşur. ateş, su, toprak, hava. gök cisimleri ise bunlar dışında başka beşinci bir öğeden oluşur. yeryüzündeki şeyler doğrusal, gökyüzündekiler dairesel hareket eder. gökyüzünün mükemmel bir küreselliği vardır ve üst bölgelere gidildikçe ilahilik artar. gök cisimlerinin devinimleri bağlı oldukları kürenin deviniminden kaynaklanır. dört öğe birbirinden türemiştir; ateş mutlak olarak hafiftir, toprak mutlak olarak ağır. hava hafif ve su ağırdır.
bu görüşler tabii ki sonraki çağların bilimine binbir güçlük çıkardı. örneğin yeryüzü cisimleri doğrusal hareket ettiği için ateşlenen bir merminin yatay hareketinin bittiği anda aniden yere doğru dikey olarak düşeceği varsayıldı. galileo, kepler ve kopernik teorilerini geliştirirken aristoteles'le de savaşmak zorunda kaldı.
devamını gör...
öğrenilmiş çaresizlik
başarısız olmayı kabullenmektir.
20 yıl boyunca hayvanat bahçesinde yaşayan ayı, kendi doğasına kavuştuğunda bile kendisini kafesin içinde sanıyor.
20 yıl boyunca hayvanat bahçesinde yaşayan ayı, kendi doğasına kavuştuğunda bile kendisini kafesin içinde sanıyor.
devamını gör...
uyunan en ilginç yer
ilginç değil benim ki ama ben sınıfta uyumaya bayılıyorum. yatağım bile o kadar rahat değil. bir yandan arkadaşların anlamsız gürültüsü bir yandan hocanın ninni gibi sesi. sağ tarafımda kalorifer kafamın altında çantam üstümde montum. yatağımdayken bile oraya özlem duyuyorum.
devamını gör...