inancı kaybetmek
allah'ın rahmetinden ümitsizlik hâlidir ki küfürdür. kulunun rahmet-i rahmân'ın kapısına samimi pişmanlık hisleriyle gelmesini, allah tahminimizin çok ötesinde önemsemektedir. yeter ki, vefâsız dünyanın can yakan fitnelerini fark edelim. yeter ki, bu dünyanın bir ağaç gölgesi altında kısaca gölgelendiğimiz ebedi hayat yolculuğumuzda bir menzil olduğunu bilelim. o (celle celâlühû), huzuruna içtenlikle varıp yakaranları, günahlarını tenha köşelerde itiraf ile tövbe edenleri asla mahrum etmez. bize şah damarımızdan daha yakın olan bir yaratıcımız var, her hâlimizi biliyor, kalplerimize bakıyor, bazen bir kulu ile, bazen bir belâ ile, bazen rüyâ âleminde, bazen hayatımızda karşılaştığımız ibretlik olaylarla ve işâret niteliğindeki mesajlarla bizi uyarıyor. o'na (celle celâlühû) bir söz verdik. sınırlı, eksik ve sonsuzluğu kuşatamayan aklımla değil ama kalbimde çok güçlü şekilde sorumluluğunu hissettiğim bir sözdür bu. ey allah'ım! bizlere rahmetinle muâmele eyle, yolundan ve kulluğundan saptırma bizi, kalplerimiz senin elindedir, kalplerimizi sana müteveccih eyle, peygamberimiz'in (allah'ın salât ve selâmı o'nun üzerine olsun) sığındığı gibi taşlaşmış kalpten, faydasız ilimden ve doymak bilmez nefisten sana sığınıyoruz, bizleri sensizlik azâbı ile cezalandırma allah'ım, âmîn!
devamını gör...
normal sözlük’ün etrafında kelebeklerin uçuştuğu yazarlar tayfası
abisi çoğumuzun derdi tasası var zaten gerçek hayatta. o etrafında kelebek uçuşan tayfanın da vardır inan ama burayı ağlama duvarı olarak değil de kafa dağıtmalık bir mecra olarak görüyorlardır. hepsi bu. herkesin burayı kullanım şekli farklı.
devamını gör...
sana laflar hazırladım
annemin "içimden yüzüne karşı küfür ettim" deyimini hatırlatmıştır. bende hep birilerine laflar hazırlarım ama çoğu zaman üzerinden vakit geçince tüm kızgınlığım yerini karşı tarafı yok saymak durumuna geçtiğinden boşa gider.
devamını gör...
rüyadayken rüyada olduğunun farkına varmak
son zamanlarda sürekli yaşıyorum. farkına vardığınızda, normalde mümkün olmayan şeyleri yapabiliyorsunuz. hep uçarım.
devamını gör...
sosyal fobi
sosyal anksiyete bozukluğu, tıp literatüründeki ismi.
utangaçlıkla karıştırılmakla birlikte , sosyal ortamlarda yoğun kaygı duyulması şeklinde baş gösterir. bu hastalığa mensup kişiler , mümkün olduğu sürece sosyal ortamlardan kaçınmaya, bulunması durumunda ise dikkat çekmemeye, ilgi odağı olmamaya çalışırlar. karşıdaki insanın gözünün içine bakamama en büyük belirtilerden biridir. alay edilme, aşağılanma, reddedilme, olumsuz eleştiri gibi durumlarda aşırı hassas ve tahammülsüz olurlar.
bu olumsuz duygulardan kurtulmak için de kendilerini rahatlatacak ve özgüven sağlayacak maddelerden medet umarlar; alkol, uyuşturucu gibi. bu hastalığa dahil olan kişilerde bağımlılık oranı yüksektir.
bu hastalık sahibi kişiler korku duyulan olaylardan, ortamlardan kaçma eğilimindedirler ve dikkat çekmemeye çalışırlar. yanlış bir hareket veya sözde alay edileceği, küçük düşürüleceklerinden korkarlar. kalabalık önünde konuşamama da bu hastalığın belirtilerindendir. yeni ortamlara girmekten korkma, alıştığı ve kendisine zarar vermeyeceğini düşündüğü insanlardan oluşan küçük bir toplulukla idare etme, kimseyle çok samimi olamama, verilecek cevaplardan korktuğu için kendiyle ilgili soru sormama; aşağılandığı ortamda bulunmak istememe( bu iş ortamı bile olsa) ve kaçıp o duygudan kurtulmak isteme gibi davranışlar sergilerler.
bu hastalıkta gerçekte ne olduğu değil, korkulan durumun kendilerinde yarattığı duyguya odaklanırlar. sonrasında gelsin depresyon.
bu hastalık genetik özellikler göstermektedir. beyinde bazı kimyasal bozulmalar ve dengesizliklerden oluşur.ama ortaya çıkışı genelde travmatik etki yaratan dalga geçilme, dışlanma veya küçük düşürülme durumlarında ortaya çıkar.
bir dönem bu hastalıkla mücadele eden ünlüler: einstein, adele, david bowie, neil armstrong.
bu hastalığın kesin bir tedavisi yoksa da ilaçlarla ve psikoterapi ile iyileşme olasılığı artıyormuş.
utangaçlıkla karıştırılmakla birlikte , sosyal ortamlarda yoğun kaygı duyulması şeklinde baş gösterir. bu hastalığa mensup kişiler , mümkün olduğu sürece sosyal ortamlardan kaçınmaya, bulunması durumunda ise dikkat çekmemeye, ilgi odağı olmamaya çalışırlar. karşıdaki insanın gözünün içine bakamama en büyük belirtilerden biridir. alay edilme, aşağılanma, reddedilme, olumsuz eleştiri gibi durumlarda aşırı hassas ve tahammülsüz olurlar.
bu olumsuz duygulardan kurtulmak için de kendilerini rahatlatacak ve özgüven sağlayacak maddelerden medet umarlar; alkol, uyuşturucu gibi. bu hastalığa dahil olan kişilerde bağımlılık oranı yüksektir.
bu hastalık sahibi kişiler korku duyulan olaylardan, ortamlardan kaçma eğilimindedirler ve dikkat çekmemeye çalışırlar. yanlış bir hareket veya sözde alay edileceği, küçük düşürüleceklerinden korkarlar. kalabalık önünde konuşamama da bu hastalığın belirtilerindendir. yeni ortamlara girmekten korkma, alıştığı ve kendisine zarar vermeyeceğini düşündüğü insanlardan oluşan küçük bir toplulukla idare etme, kimseyle çok samimi olamama, verilecek cevaplardan korktuğu için kendiyle ilgili soru sormama; aşağılandığı ortamda bulunmak istememe( bu iş ortamı bile olsa) ve kaçıp o duygudan kurtulmak isteme gibi davranışlar sergilerler.
bu hastalıkta gerçekte ne olduğu değil, korkulan durumun kendilerinde yarattığı duyguya odaklanırlar. sonrasında gelsin depresyon.
bu hastalık genetik özellikler göstermektedir. beyinde bazı kimyasal bozulmalar ve dengesizliklerden oluşur.ama ortaya çıkışı genelde travmatik etki yaratan dalga geçilme, dışlanma veya küçük düşürülme durumlarında ortaya çıkar.
bir dönem bu hastalıkla mücadele eden ünlüler: einstein, adele, david bowie, neil armstrong.
bu hastalığın kesin bir tedavisi yoksa da ilaçlarla ve psikoterapi ile iyileşme olasılığı artıyormuş.
devamını gör...
insanı yoran şeyler
her şeye karışan aile.
devamını gör...
datça
15 yıl öncesine kadar daracık yolları olan ve bakir koyları ile sadece doğasını ve kıymetini bilenlerin adımını attığı muazzam bir belde iken, dillenmesi ile birlikte 10 yıl içinde bodrum'dan beter hale gelecek olan huzur mekanıdır.
eski adı ile reşadiye yarım adasında bulunan datça, marmaris'den yaklaşık 45 dakika uzaklıkta yer alıyor. yol boyu envai çeşit koy geçiyorsunuz. lakin yol diye kestirip atmayın, datça kavşağını döndükten sonra harikulade kekik kokulu bir ormanın içinden yoğun deniz mavisi manzaralı bir maceradan bahsediyorum. bir kaç kilometrede bir durup fotoğraf çektirmek mümkün. zaten yol üzerinde arabadan inmeyi ihmal etmeyin, o havayı içinize çektiğiniz an bu vakte kadar ben hiç nefes almamışım diyeceğinize eminim. köyler hariç son yerleşim birimi datça, datça'dan sonra yola devam ederseniz yarım adanın tam burnunda knidos antik kenti yer alıyor. knidos'u ayrı bir başlıkta anlatmak lazım lakin söylemeden geçmeyeyim, iki denizin birleştiriği yer olarak anılır, ege ve akdeniz.

*yol üstü

*knidos
şehir, direkt geniş bir koyun yamacına kurulu ve merkezdeki plajlar da dahil olmak üzere çoğu mavi bayraklı. ağırlıklı olarak apart ve pansiyon tarzı konaklama hakim, bir ya da iki tane tatil köyü benzeri tesis var ama onlar da devasa oteller değil, tabiata uygun.
merkezde bir kaç tane açık disko bar tarzı mekan var ama pek tercih edilmez, kordon boyu beleş bar diye tabir edebileceğimiz havada geçiyor; genci, yaşlısı, ailesi, herkesin ellerde bira, arkada mekanlardan gelen abartısız müzikler, ayaklar denizde, geniş aile ortamı gibi. yemek için de çeşit bol, korsan'ın yeri diye bir lokanta var mesela, hem yöresel yemekleri yapıyor, hem de klasik pide, kebap vs. ısmarlayabiliyorsunuz. yine eklemeden geçmeyeyim, korsan'ın sulu yemekleri harikadır. (bkz: borani)

gündüz denize girilen sahillere akşamları restoranlar masa sandalye ve şemsiye çıkartıyor, ayaklar sıcacık kumların içinde bilumum balık çeşitlerini rakı eşliğinde gömmek de size kalıyor.

bir diğer konu, datça'yı datça yapan şeylerin başında dediğim gibi doğa geliyor, alt başlığı da elbette ki dünya harikası koyları. yine zamanla insanların keşfetmeye başlaması ile bir miktar bence hırpalansa da, tartışmasız türkiye'nin en güzel denizi ve koylarına sahip hala. özellikle kızılbük, hayıtbükü ve palamutbükü başı çekiyor. domuz çukuru ve akvaryum koyu gibi araç ile gidilemeyen daha onlarca bük de mevcut. koylara gidileceği vakit ki aç karnınıza gitmenizi öneririm zira frodo ve sam bile mordor'a giderken böyle virajlı yollardan geçmemiştir.

*kızılbük

*hayıtbükü

*palamutbükü
yine patara'yı aratmayacak nitelikte uçsuz bucaksız bir kumsal, perili köşk de keyfe göre tercih edilebilir lakin yönünüz o tarafa düşerse şemsiyeleri unutmayın, en yakın ağaçlık 100 metre geride falan kalıyor; kızgın kumların üzerindesiniz sadece.

*periliköşk
eğer sualtı merakınız var ise ben gibi, onca güzelliğinin yanında bir başka kapı daha açıyor size datça; zira o berrak denizde müren balığından ahtapota, iskorpitten malaça, lapinden palyaçoya binbir çeşit canlı ile haşır neşir olma imkanınız var.

unutmadan, eski datça tam gün geçirip harcayabileceğiniz bir yer değil, bir iki saat turlasanız kafi gelir.
bir filozof sözü ile de datça'yı sonlandırayım, yunan filozof ve coğrafyacı strabon der ki;
''tanrı, yarattığı kulunun uzun ömürlü olmasını ister ise, onu datça yarımadasına bırakır.''
eski adı ile reşadiye yarım adasında bulunan datça, marmaris'den yaklaşık 45 dakika uzaklıkta yer alıyor. yol boyu envai çeşit koy geçiyorsunuz. lakin yol diye kestirip atmayın, datça kavşağını döndükten sonra harikulade kekik kokulu bir ormanın içinden yoğun deniz mavisi manzaralı bir maceradan bahsediyorum. bir kaç kilometrede bir durup fotoğraf çektirmek mümkün. zaten yol üzerinde arabadan inmeyi ihmal etmeyin, o havayı içinize çektiğiniz an bu vakte kadar ben hiç nefes almamışım diyeceğinize eminim. köyler hariç son yerleşim birimi datça, datça'dan sonra yola devam ederseniz yarım adanın tam burnunda knidos antik kenti yer alıyor. knidos'u ayrı bir başlıkta anlatmak lazım lakin söylemeden geçmeyeyim, iki denizin birleştiriği yer olarak anılır, ege ve akdeniz.

*yol üstü

*knidos
şehir, direkt geniş bir koyun yamacına kurulu ve merkezdeki plajlar da dahil olmak üzere çoğu mavi bayraklı. ağırlıklı olarak apart ve pansiyon tarzı konaklama hakim, bir ya da iki tane tatil köyü benzeri tesis var ama onlar da devasa oteller değil, tabiata uygun.
merkezde bir kaç tane açık disko bar tarzı mekan var ama pek tercih edilmez, kordon boyu beleş bar diye tabir edebileceğimiz havada geçiyor; genci, yaşlısı, ailesi, herkesin ellerde bira, arkada mekanlardan gelen abartısız müzikler, ayaklar denizde, geniş aile ortamı gibi. yemek için de çeşit bol, korsan'ın yeri diye bir lokanta var mesela, hem yöresel yemekleri yapıyor, hem de klasik pide, kebap vs. ısmarlayabiliyorsunuz. yine eklemeden geçmeyeyim, korsan'ın sulu yemekleri harikadır. (bkz: borani)

gündüz denize girilen sahillere akşamları restoranlar masa sandalye ve şemsiye çıkartıyor, ayaklar sıcacık kumların içinde bilumum balık çeşitlerini rakı eşliğinde gömmek de size kalıyor.

bir diğer konu, datça'yı datça yapan şeylerin başında dediğim gibi doğa geliyor, alt başlığı da elbette ki dünya harikası koyları. yine zamanla insanların keşfetmeye başlaması ile bir miktar bence hırpalansa da, tartışmasız türkiye'nin en güzel denizi ve koylarına sahip hala. özellikle kızılbük, hayıtbükü ve palamutbükü başı çekiyor. domuz çukuru ve akvaryum koyu gibi araç ile gidilemeyen daha onlarca bük de mevcut. koylara gidileceği vakit ki aç karnınıza gitmenizi öneririm zira frodo ve sam bile mordor'a giderken böyle virajlı yollardan geçmemiştir.

*kızılbük

*hayıtbükü

*palamutbükü
yine patara'yı aratmayacak nitelikte uçsuz bucaksız bir kumsal, perili köşk de keyfe göre tercih edilebilir lakin yönünüz o tarafa düşerse şemsiyeleri unutmayın, en yakın ağaçlık 100 metre geride falan kalıyor; kızgın kumların üzerindesiniz sadece.

*periliköşk
eğer sualtı merakınız var ise ben gibi, onca güzelliğinin yanında bir başka kapı daha açıyor size datça; zira o berrak denizde müren balığından ahtapota, iskorpitten malaça, lapinden palyaçoya binbir çeşit canlı ile haşır neşir olma imkanınız var.

unutmadan, eski datça tam gün geçirip harcayabileceğiniz bir yer değil, bir iki saat turlasanız kafi gelir.
bir filozof sözü ile de datça'yı sonlandırayım, yunan filozof ve coğrafyacı strabon der ki;
''tanrı, yarattığı kulunun uzun ömürlü olmasını ister ise, onu datça yarımadasına bırakır.''
devamını gör...
ezidiler
ben şırnak, silopi'de askerlik yaparken, hemen karşımız ırak tarafında, barzaniye bağlı bir karakol ve yakınındada yezidilerin köyü vardı.
tabi o zamanlar herkes yezidi diyordu, sonra işid manyakları bunlara saldırınca ezidi demeye başladılar.
birgün bize bir uyarı geldi. barzani'nin aşiretinden bir müslüman kürt genci ve ezidi bir kız birbirine aşık olmuşlar. kız müslüman olmuş ve gençle birlikte kaçmışlar ama yakalanmış ve ezidilikten döndüğü için kızı ve yanındaki genci öldürmüşler.
tabi barzaninin aşireti ve bunlar arasında çatışma olmuş. o yüzden bizi "sizin karşınızdakilerde çatışabilir, yanlışlıkla havan topu düşebilir, roket yada mermi gelebilir, dikkatli olun" diye uyardılardı.
tabi o zamanlar herkes yezidi diyordu, sonra işid manyakları bunlara saldırınca ezidi demeye başladılar.
birgün bize bir uyarı geldi. barzani'nin aşiretinden bir müslüman kürt genci ve ezidi bir kız birbirine aşık olmuşlar. kız müslüman olmuş ve gençle birlikte kaçmışlar ama yakalanmış ve ezidilikten döndüğü için kızı ve yanındaki genci öldürmüşler.
tabi barzaninin aşireti ve bunlar arasında çatışma olmuş. o yüzden bizi "sizin karşınızdakilerde çatışabilir, yanlışlıkla havan topu düşebilir, roket yada mermi gelebilir, dikkatli olun" diye uyardılardı.
devamını gör...
hayatınızın mottosu olan sözler
neler neler geçmedi ki...
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
necati şaşmaz'ın kendisini mehdi olarak görmesi
kafayı yedik ülkece, aha şimdi de bir manyak tarikat kurup hay huy yapmaya başlamış. bari çocuğuna empoze etme değil mi, ama yok neredee? çocuğa acıdım.
devamını gör...
elmalı çocuk istismarı davası
yıllardır bu toplumun vicdanının ve ahlak kavramının ırzına geçiliyor. tecavüzler, sarkıntılıklar, tacizler normalleştiriliyor. insanlar bunları kanıksar hale geldiler. yok kanıksamadık demeyin zira yazmanın çizmenin iç soğutmaktan başka bir kıymeti harbiyesinin olmadığı aşikar. koktuk ve bundan sonra tuzlamak dahi işi kotarmayacak. olaya hukuk tekniği açısından baktığınızda zaten ortada bir facia var. yahu arkadaş bu çocuklar niye korumaya alınmaz? * adli tıp raporu neden göz önünde bulundurulmamış? tuttuğunuz yer elinizde kalıyor. bunlar artık iyice çamura batmış olan ve ahlaksızlık denizinde yüzen toplumun, su yüzüne çıkan münferit vakıaları. derinlerde neler olduğunu, nelere susulduğunu, sıçanı incelikle yiyenlerin, pisliğin içinde debelenenlerin ne halt yediğini aslında herkes biliyor. arkadaş hepimiz bu toplumun içinde yaşıyoruz. adım adım vicdansızlaşıyor bu toplum. bu kaçıncı çocuğa sarkıntılık ve tecavüz skandalı? ne kadar gündemde kalıyor? insanların vicdanlarını soğutabilecekleri kadar. sonra o çocuklar içine atıldıkları karanlığın içerisinde bu yaşamda var olmaya çalışıyorlar. üç beş gün görünür olup sonra unutuluyorlar yine öyle olacak! neden mi? çünkü vicdani reflekslerimiz toplum olarak elimizden alındı. atılan çığlıklar sessiz. çünkü sizi duyacak ve işitecek bir mekanizma yok. eserimizle gurur duymamız lazım(!) an itibarı ile çocuklarını bile korumaktan aciz bir toplumun zavallı fertleriyiz hepimiz. yazık o çocuklara ki, böylesine zavallı bir toplumun korkularının bedelini ödemek zorunda kalıyorlar.
devamını gör...
sanal kankacılık başvurusu
garip bir şekilde gelişen olay.
benimki sadece dm'de olan bir kankacılık. ne beğenide ne de nick altında belli olmaz. seviyeli ve kaliteli, canım benim.*
benimki sadece dm'de olan bir kankacılık. ne beğenide ne de nick altında belli olmaz. seviyeli ve kaliteli, canım benim.*
devamını gör...
waldeinsamkeit
'ormanda tek başına kalıp doğaya yakın olma' anlamına gelen almanca bir sözcüktür.
devamını gör...
tayland'ın tohum bombaları
yanılmıyorsam 2013 yazında hayata geçirilen, ormansızlaşmaya doğru giden dünyaya karşı tayland'ın aldığı karar.
tayland cumhuriyeti daha önce savaşlarda kullanılan araçları, şimdi oksijen üretimine katkı sağlamak amacıyla kullanmaya başladı.
tohumların toprağa havadan ekilmesi yıllardır kullanılan bir yöntemdi ancak tayland cumhuriyeti bu yöntemi bir hayli geliştirdi. toprak ve kilden yapılan toplar içerisine tohum yerleştiriliyor. daha sonra belirlenen askeri araçlar (uçaklar vs.) bunları önceden belirlenmiş alanlara serpiyor. böylece kullanılan ağaçların neredeyse 2 katı kadar ağacın temeli atılıyor.
projenin sağladığı birçok yarar var. en önemlilerinden biri ise; savaşta kullanılamayacak fakat henüz iş görür haldeki uçakların kullanılıyor olması. ne israf yapıyorlar, ne yeni üretim, ne de ihtiyaç dışı ürün... adamlar her şeyleriyle üstün başarı göstermişler anlayacağınız. üstelik bu bombalar sayesinde günde yaklaşık 900.000 bin tohum ekiliyor. inanılmaz bir rakam. *
tayland cumhuriyeti daha önce savaşlarda kullanılan araçları, şimdi oksijen üretimine katkı sağlamak amacıyla kullanmaya başladı.
tohumların toprağa havadan ekilmesi yıllardır kullanılan bir yöntemdi ancak tayland cumhuriyeti bu yöntemi bir hayli geliştirdi. toprak ve kilden yapılan toplar içerisine tohum yerleştiriliyor. daha sonra belirlenen askeri araçlar (uçaklar vs.) bunları önceden belirlenmiş alanlara serpiyor. böylece kullanılan ağaçların neredeyse 2 katı kadar ağacın temeli atılıyor.
projenin sağladığı birçok yarar var. en önemlilerinden biri ise; savaşta kullanılamayacak fakat henüz iş görür haldeki uçakların kullanılıyor olması. ne israf yapıyorlar, ne yeni üretim, ne de ihtiyaç dışı ürün... adamlar her şeyleriyle üstün başarı göstermişler anlayacağınız. üstelik bu bombalar sayesinde günde yaklaşık 900.000 bin tohum ekiliyor. inanılmaz bir rakam. *
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
aklım serin dalgalarında
derinsin
sarhoşluğunda nefes almak güç
mevsim kış olsa da içim hep bahar
gözlerine bakınca durur zaman
mucizeleri hatırlatır
huzur verir senle olmak
her an.
derinsin
sarhoşluğunda nefes almak güç
mevsim kış olsa da içim hep bahar
gözlerine bakınca durur zaman
mucizeleri hatırlatır
huzur verir senle olmak
her an.
devamını gör...
yazarların doğduğu sene gerçekleşmiş önemli olaylar
atatürk'ün 100'üncü doğum yıldönümü törenlerle kutlandı.
bülent ersoy'un sahneye çıkması yasaklandı.
sıkıyönetim komutanlığı gırgır dergisinin yayınını dört hafta durdurdu.
büyük britanya’da galler prensi prens charles, lady diana spencer ile evlendi.
heavy metal müzik grubu metallica, san francisco'da kuruldu.
bülent ersoy'un sahneye çıkması yasaklandı.
sıkıyönetim komutanlığı gırgır dergisinin yayınını dört hafta durdurdu.
büyük britanya’da galler prensi prens charles, lady diana spencer ile evlendi.
heavy metal müzik grubu metallica, san francisco'da kuruldu.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
büyülü sevda bahçesinde
dokunduğum her gül, sen oldu
bahçemin her yeri, seninle doldu
batan her diken, ruhumda soldu
güzel bir acıyla, onlar da sen oldu.
dokunduğum her gül, sen oldu
bahçemin her yeri, seninle doldu
batan her diken, ruhumda soldu
güzel bir acıyla, onlar da sen oldu.
devamını gör...

