geceleri ayrı bir ilham geliyor insana. tüm gün düşünürsün istediğini tam olarak yazamazsın ama gece yarısı olunca bir anda tüm düşünceler geceyle anlaşmalı olarak açığa çıkar. bunu da unutmadan, ilham gitmeden yazayım dersin ama bir de bakarsın ki saatler geçmiş.
devamını gör...

küfür yok, farklı başlıklar ve nezih insanlar var.başka sözlükteki gibi eksi basalım ,her yoruma ters cevap verelim değil de beğenen, katılmasa da düzgünce yazan insanların olduğu , adı gibi kafa sözlük.
devamını gör...

(bkz: 2023'te ay'a gidiyoruz)
devamını gör...

kısadan çok anlamsız olması insanı sinir ediyor.
devamını gör...

1 aralık 1928'de arap alfabesinden vazgeçilip latin harfleri kabul edilmiştir, çünkü arapça, türkçe kelimeleri yazmak için uygun değildi ve o dönem ne yazık ki birçok arapça sözcük halk tarafından kullanılıp türkçe kelimeler geri plana atılıyordu. türkçe kelimelerin daha sık kullanımı, okuma yazma oranının artması için yeni bir alfabe gerekliydi ve latin alfabesi türkçe'nin yapısına daha uygundu.

tabii ki yeni bir alfabeye geçilse de alışkanlıklardan kurtulmak zahmet gerektiren ve hemen gerçekleşmeyen bir durumdu. bu yüzden 1932'de türk dil kurumu kuruldu ve amacı ''türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek'' olarak kayda geçti. yani amaç, türkçeyi, farsça, arapça unsurlardan kurtarmaktı.

1930'lardaki dilde sadeleşme çabalarını daha yakından görebilmek için o yıl yayınlanan bazı gazeteleri incelemiştim ve dikkatimi çeken bazı kısımları paylaşmak istiyorum:

son posta, 27 eylül 1932 tarihli gazete'de ''türk dilinin hakir kalmasına müsaade etmeyeceğiz!'' adlı başlıkta dil inkılâbından bahsedilmekle birlikte okurlara öz türkçe maniler de paylaşılmış. ayrıca, ''on altıncı asırdayız. osmanlı padişahları ecnebi kanile bulaşa bulaşa türklükten çıkmışlardır, türkleri hakir görmeye başlamışlardır'' sözlerinin ardından ''fakat artık bu bilmiştir, saray yıkıldığı gibi saray lisanı da yıkılacaktır!'' vurgusu yapılmış. yani türk dil kurumunun da desteğiyle öz türkçeyi ortaya çıkarıp yabancı dillerin etkisini en aza indirmek için büyük bir çaba gösterileceği ve bunun gerekliliğinden, saray lisanı olan arapçanın artık kullanılmayacağından bahsedilmiş. bunun başarılacağına dair büyük bir inanç hâkimmiş o dönemlerde.

10 ağustos 1934 türkdili gazetesi'ni incelediğimde ise ''mütehassıs, tetkikat, tesviye'' gibi kökeni arapçaya dayanan kelimeler radarıma takıldı. cümlelerin asla anlaşılmayacak bir şekilde yazıldığını düşünmüyorum. dilde tam anlamıyla sadeliğe ulaşılamasa da bir anda dile yerleşmiş şeyleri kaldırmak zordur, yani dilde sadeleşme çabası görülüyor fakat tam anlamıyla başarılı olunduğunu söylemek güç.

not: gazeteleri incelerken bu siteden yararlandım. tanımım ve incelemem ise tamamen bana aittir.
devamını gör...

bana genel olarak kutlamalar saçma geliyor. içten gelmesi gereken şeyleri zorunluluğa çevirerek samimiyeti öldürme olayıdır.
devamını gör...

bedenim topraktaki bütün canlılara feda olsun, öldüğümde bile doğaya bir faydam olsun.
devamını gör...

demagoji,
minval,
muğlak,
imgelem,
sekans,
spekülasyon,
diyalektik materyalizm gibi gibi.

t: entelektüel kelimelerin bahsedildiği başlık.
devamını gör...

kitleler halindeki insan topluluklarını ayakta uyutmaktır.

(bkz: siyaset)
(bkz: futbol)
(bkz: din)
devamını gör...

halkın sokakta sarılan ya da el ele tutuşan genç bir çift görünce cinayetlere bile vermedikleri tepkiyi vermeleri.
devamını gör...

öncelikle konu için iki ayrı başlık açılmış. umarım mod’lar bunları birleştirirler.

tiyatrosunu izlemiş olanların, beğenmediği filmdir. galiba, zannumca, sanursam.

filme gelelim;
senaryosunu yılmaz erdoğan’ın yönetmenliğini andaç haznedaroğlu’nun üstendiği film; türkiye’nin 1950 sonrasından bugünlere uzanan bir kesitini aktarıyor.

dünyada değişimin en hızlı yaşandığı bir dönemi, bir sinema filmine aktarmak zordur. ancak bunu iyi yapabilen örnekler de çoktur. öncelikle filmin en büyük sorunu, bizim sözlüğün sorunu ile aynı olduğunu belirteyim. “akış“ ben boşuna sol frame’den şikayet etmiyorum.
filmin akışında bir sorun olduğunu düşünüyorum. açıkcası ben izlerken sıkıldım. bir diğer konu ise filmde müzik yok. yani bildiğin yok! bazı sahnelerde altta çalan fonlar hem alakasız hem başarısız. konu geçişleri kopuk, espiriler iyi satılamamış, dönemi anlatan dekor fazla abartılı. o kadar ki gerçekçilikten uzak, masala yakın.

beğenenler olmuştur. sonuçta sinema biraz da zevk meselesi.

bence yılmaz erdoğan kendi dönüşümünü anlatan bir film yapsa daha iyi olur. eminim çok güleriz. bu şahsiyetsiz herifi hiç sevmem. nedeni ise, ilk çıktığı dönemde sırtını ülkenin sol cenahına yaslamış, buradan aldığı destekle bir yerlere gelmiş ancak akp dönemi ile kafka’ya bile taş çıkartacak bir dönüşüm yaşamış, sanatçı muhalif kişiliğinden, paranın yeşiline doğru “eğilmiş” olmasıdır.

tiyatro oyunundan eksiltilen sahneler olduğu kadar, yeni eklenen durumlarda var. ancak bu tersine “dönüşmüş” herif, son yaptığı işlerde özellikle sol görüşlü karakterleri doğru yansıtmak yerine, karikatürize etmeyi seçmiştir. biri bu dangalaya 68 kuşağının ne olduğunu anlatmalı. bu insanlar hayatlarını verdiler ya! senin gibi akp’ye seks pozisyonu vermediler.

sağlam kişiliği olmayan, kıçı başı ayrı oynayan bu tipleri sevmiyorum. filmi izlediğim içinde kendimden özür diliyorum.

sizlere iyi seyirler.
devamını gör...

hiç beklenmedik bir yerde ve zamanda olanı güzeldir.
devamını gör...

bela anlamında 2020yi aratmayan yıl
devamını gör...

küfür ifade özgürlüğüdürden sonrasını okumadım.
devamını gör...

denenir ama günün sonunda birinin baskın gelmesi gerekir yoksa yürümez.
kendimden örnek verecek olursam kafası çalışan beyler evet dikkatimi çekiyor ama çok kibirli oldukları için maalesef başlamadan bitiyor.
bu durumun cinsiyetle bir alakası var mı bilmiyorum ama sanmıyorum kendimce. tamamen karakter meselesi olduğunu düşünüyorum.

bir şey soruyorum sen onu nerden anlıcaksın der gibi ya yüzüme bakıyorlar ya da işte geçiştirici bir şeyler söylüyorlar.
anladık abicim ya benden zekisin, kültürlüsün, süper bir insansın ama bir şey öğrenmeye çalışan birine böyle davranman neden?

ucuz bir ego tatmini..
devamını gör...

"toz pembe bir hayat anlamına gelen, 1940'lı yıllarda, ll. dünya savaşı kızışmışken yazılan ve savaşın acısını bir anlığına unutturan muhteşem bir edith piaf şaheseridir.

şarkı o kadar güzel ve derin ki;
dinleyince kendinizi savaşa meydan okuyan bir aşka şahit oluyormuş gibi hissediyorsunuz.

buyrun, buradan yakın;
tık tık.

edit: link düzenleme.
devamını gör...

ülkemizde siyaset kurumu en önlerde saf tutarken bilgisi olamdığı için yazılmıyor demek saçmalık olur .yazarların değinmemesini kaygı ve korkulara bağlıyorum .çünkü hükümet karşıtı olunca fetöcü,terörist damgası yeme ihtimalin çok yüksek
devamını gör...

yapmak isteyenler varsa, yapmamalarını tavsiye ederim. zekanın yüksek çıkması ihtimalinde havalara girme halleri başlıyor. "ben zekiyim, çalışmasam da olur" kafası yaşayıp tembelleşilir. kendimden biliyorum ve bunun araştırması bile yapılmış.
bir sınıfta yüksek iq'ya sahip olduğunu öğrenen çocuklarda tembelleşme gözlemlenmiş. normal zekaya sahip çocuklar daha çok çalışmaya gayret ederken, zeki çocuklar başka alemlerde.
devamını gör...

tavuk nugget. babam akşam yemek yapmak için buzluğa bakar ve nugget olduğunu görür. tarihini kontrol eder ama tarihi geçmiştir. yenisini almak üzere markete giderken bozuk nuggeti bilinmeyen sebeplerle buzlukta bırakır. yeni nugget ile eve geldikten sonra yeni nuggeti ve aldığı birkaç şeyi daha buzluğa koyar. akşam yemeği zamanı geldiğinde buzluktan bozuk nuggetleri çıkartır ve pişirir, yeni olanları da görüp bunlar bozuktu diye çöpe atar.
gece boyunca birbirimizden habersiz kalkıp kalkıp kusarız, sabah tuvaletin önünde karşılaşınca babam çöpe bakıp yaptığı hatayı anlar ve gün acilde serumlarla biter.
devamını gör...

müdürün keline şaplağı yapıştırı yapıştırıverip onu deli ederdim.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim