peder mørk mønsted
1859-1942 yılları arasında yaşamış, danimarkalı realist ressam.
resimlerinde seyahat ettiği ülkelerden ve danimarka'dan manzaralar görüyoruz.
eserleriyle kış mevsiminden karlı manzaraları seyredebilir a mountain torrent in a winter landscape, wood in snow,
kendinizi orman ve nehir manzaralarında bulabilir river landscape, sunset over a forest lake (1895), white ducks in a pond (1918),
italya'ya summer in capri (1885), mısır'a view of cairo (1894) ya da cezayir'e street in algiers (1889) gidebilirsiniz.
cows grazing (1904)
eserlerindeki çok gerçekçi üslup beni benden alıyor. bulutlara, çiçeklerin rengine, otların suda bıraktığı yansımaya, ineklere, uzaktaki uçan minik kuşlara kadar tüm resme hayran kaldım. manzarayı tüm detaylarına kadar kusursuz çizebilen bir ressam. doğayla buluşabileceğim bir yere gidene kadar resimlerine bakıp iç çekeceğim.*
tüm eserlerini incelemek isteyenler için buradan
resimlerinde seyahat ettiği ülkelerden ve danimarka'dan manzaralar görüyoruz.
eserleriyle kış mevsiminden karlı manzaraları seyredebilir a mountain torrent in a winter landscape, wood in snow,
kendinizi orman ve nehir manzaralarında bulabilir river landscape, sunset over a forest lake (1895), white ducks in a pond (1918),
italya'ya summer in capri (1885), mısır'a view of cairo (1894) ya da cezayir'e street in algiers (1889) gidebilirsiniz.
cows grazing (1904)eserlerindeki çok gerçekçi üslup beni benden alıyor. bulutlara, çiçeklerin rengine, otların suda bıraktığı yansımaya, ineklere, uzaktaki uçan minik kuşlara kadar tüm resme hayran kaldım. manzarayı tüm detaylarına kadar kusursuz çizebilen bir ressam. doğayla buluşabileceğim bir yere gidene kadar resimlerine bakıp iç çekeceğim.*
tüm eserlerini incelemek isteyenler için buradan
devamını gör...
bir tedavi yöntemi olarak öpeyim de geçsin
bilimsel olarak işe yaradığı ile ilgili bir şeyler okuduğum fakat şu an kaynak gösteremeyeceğim yöntem.
küçük bir çocuk için anne idoldür ve ne söylerse doğrudur. çocuk bu doğrultuda annesinin öpücüğünün iyi geleceğine inanır ve geçer. plasebo etkisi olarak düşünülebilir.
öpün, tedavi etmese bile şevkatiniz karşı tarafa sirayet en azından.
küçük bir çocuk için anne idoldür ve ne söylerse doğrudur. çocuk bu doğrultuda annesinin öpücüğünün iyi geleceğine inanır ve geçer. plasebo etkisi olarak düşünülebilir.
öpün, tedavi etmese bile şevkatiniz karşı tarafa sirayet en azından.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
selamlar olsun. * ancak gelebildim kusuruma bakmayın. bir dahaki sefere tamamını takip edeceğim umarım. emeğinize sağlık.*
devamını gör...
veba geceleri
orhan pamuk’un 40 yıl düşünüp 5 senede yazdığım dediği romanıdır.
pamuk okuyuculara hayali bir ada olan minger adasında geçen “veba gecelerini” anlatıyor.
1901 yılında osmanlının minger adası’nda veba salgını ve salgının getirdikleri ustalıkla anlatılmış severek okudum.
öncelikle kitabın 2017 yılında çıkması bekleniyordu ama bir türlü çıkmadı ve ertelenip durdu herkes merakla bekliyordu ve sonunda 2021 yılında okuyucularla buluştu.
orhan pamuk harika bir dünya yaratmış hayranlıkla okudum minger adası ve içinde yarattığı dünya acayip lezzetli.
dönemi bütün gerçekliğiyle anlatması her kısmına özenmesi kitabın arkasında büyük bir emek olduğunu gösteriyor.
yarattığı dünyayı bu kadar iyi tasvir etmiş olması kitaptan alınan keyfi büyük miktarda arttırıyor. ayrıca ada için harita çizmesi fotoğraflar oluşturması okurken romanı daha anlaşılır yapıyor.
kitapta anlatıcı kişi mina mingerli adında bir kişi orhan pamuk yazarken daha iyi bir konfora sahip olmak için böyle bir şey tercih etmiş olmalı sanırım romanı yazarken kendisini daha özgür hissetmek için anlatıcı pozisyonunda mina mingerli adında bir hanımefendi bulunuyor.
orhan pamuk bu kitabında okuyucuya hem tarihi hem masalsı bir hikâye vadediyor. kitabı eline alan kişi zırhlı bir landoya atlayıp minger adasında hoş bir gezintiye çıkıyor. (bkz: lando)
ayrıca orhan pamuk’un bu kitabında kendisinden beklendiği üzere sık sık hatalar bulunuyor. devrik cümleler ve eksik virgüller bolca karşımıza çıkıyor. ben şahsen pek umursamam öyle şeyleri ama dikkat edip kitaptan soğuyacak kişiler olduğunu biliyorum ve tahmin ediyorum.
tabii orhan pamuk kitabı denince akla gelen bir başka mevzu ise siyasi göndermeler.
kitapta sık sık siyasi göndermeler bulunuyor ama orhan pamuk’un bir söyleşide bahsettiği gibi bu durum romanın dengesini bozmamış.
ben şahsen okuyucu olarak 100 yıl önce bulunan cahillikle şu an hala devam eden cahillik arasında bir fark göremedim ve bu duruma çok üzüldüm.
kitapta hoşuma en çok giden kısım ise yaratılan karakterlerin çok fazla detaylı olmasıydı. dediğim gibi karakterler üzerine çok düşünülerek yaratılmış ve hepsi okuma iştahını arttırıyor.
kitapta beğenmediğim kısımları spoiler bölümünde anlatacağım.
sonuç olarak orhan pamuk demlenmiş hatta yeterince demlenmiş güzel bir roman ortaya çıkarmış ben keyif alarak ve severek okudum.
kitaptan hoşuma giden bir kaç alıntıyı ekleyeyim.
karantina, halka rağmen halkı eğitip onlara kendi kendini koruma hünerini öğretme işidir.
bir tarih kitabındaki kişileri sevmemiz ya da onlardan nefret etmemiz zordur. ama romanları okurken bu duygulara kapılabilirsiniz.
insanların birbirleriyle ilişkileri zayıflamıştı, dostlukları ve yeni bir şeyleri öğrenme, yeni söylentilere öfkelenme isteği de azalmıştı. herkesin yeterince korkusu, yarası, telaşı vardı.
insan felaketin daha büyümeyeceğine, en sonunda bütün salgınlar gibi bunun da sönüp gideceğine, kimsenin görmediği bir köşede, hiç dışarı çıkmadan bir süre oturup beklerse başına bir şey gelmeyeceğine kendini inandırabilirdi.
tarihi hikayeler ne kadar “romantik” iseler, o kadar doğru değildirler ve ne kadar “doğruysalar” -ne yazık ki- o kadar da romantik değildirler.
kitapta geçen doktor nuri ve pakize sultan aşkı bu kitabı birçok bakış açısıyla değerlendirmemi sağladı. pakize sultan 1901 döneminde kadın olmanın ve sultan olmanın zorluklarını çekerken doktor nuri bilgili, namuslu ve mesleğine aşık biri olmanın zorluklarını çekiyor.
dönemin gelenekleri, yaşam koşulları, dini inançlar, ırk ayrımı, milliyetçilik, tarikatlar gibi konular arasında ve minger adasında sıkışıp kalan doktor nuri ve eşi pakize sultan romanda en sevdiğim karakterler oldular.
orhan pamuk’un bu kitabında sevmediğim kısımlar ise karakterlerin az oluşuydu. harika bir ada yaratmışsın çok güzel betimlemelerle anlatmışsın ama karakter sayısı bir elin parmağını geçmiyor bu durum beni büyük hayal kırıklığına uğrattı.
bir başka konu ise veba konusuydu yazar veba konusunu yeterince detaylı anlatmamış veya anlatmayı tercih etmemiş. ayrıca adada yaşayan insanların yaşadığı ürkü (topluluğu saran korku) çok iyi yansıtılmamış.
yazarın sık sık parantez içine bir şeyler eklemesi bir başka canımı sıkan konuydu sanırım bunları yapmak istediği için anlatıcıyı başka birisi yapmış bilmiyorum hoşuma gitmedi.
ayrıca tarihi bir kitap diye yapıldı sanırım ama kitap size spoiler veriyor çok rahatsız oldum 100. sayfada kim ölecek kim kalacak öğrenmiş oldum.
kitabın arkasında bulunan gösterişli ifadeler hoşuma gitmedi (satış mevzusuyla alakalı ticari bir konu sanırım) “pamuk yaşayan en büyük yazar” orhan abi bu cümleyi keşke koydurmasaydın yahu.
kitapla ilgili sevmediğim son olay ise kitapta bulunan yıllar sonra kısmıydı bence biraz gereksiz ve fazla olmuş.
kitapta sevdiğim kısımlar ise az bulunan karakterlerin mükemmele yakın şekilde oluşturulmasıydı.
öncelikle orhan pamuk’un bu romanında aşk kavramı çok güzel ve gerçek şekilde anlatılıyor. ölüm korkusu ve ölüm korkusunun insana neler yaptıracağı çok başarılı şekilde anlatılıyor.
minger adasının başlarda cennet gibi tasvir edilip zamanla cehenneme dönmesi bence bu romanın en başarılı kısmıydı.
dönemin tarihinin her iki bakış açısıyla ele alınması hoşuma giden bir başka detaydı.
anlatılan minger adasının kitapta harita şeklinde bulunması gerçekten çok hoşuma gitti haritayı incelemek incelerken hikâyeyi okumak çok keyifliydi.
bir başka konu orhan pamuk’un ölüme bakış açısıydı kitapta ölen karakterlerin ölümü abartılmadan gerçek şekilde anlatılmış. pamuk ölenle ölünmez niyetiyle ölümleri anlatmış ve anlamsızca çok hoşuma gitti.
büyük emek verilmiş bu romanı bizlerle geç de olsa buluşturduğu için orhan pamuk abiye buradan teşekkürlerimi iletiyorum. minger adasında çok güzel gezintilere çıkardın beni sağ ol orhan abi
not: 537 sayfalık bir kitabı hızlı şekilde okuduğum için unuttuğum veya yanlış değerlendirdiğim kısımlar olmuş olabilir kusura bakmayın.
pamuk okuyuculara hayali bir ada olan minger adasında geçen “veba gecelerini” anlatıyor.
1901 yılında osmanlının minger adası’nda veba salgını ve salgının getirdikleri ustalıkla anlatılmış severek okudum.
öncelikle kitabın 2017 yılında çıkması bekleniyordu ama bir türlü çıkmadı ve ertelenip durdu herkes merakla bekliyordu ve sonunda 2021 yılında okuyucularla buluştu.
orhan pamuk harika bir dünya yaratmış hayranlıkla okudum minger adası ve içinde yarattığı dünya acayip lezzetli.
dönemi bütün gerçekliğiyle anlatması her kısmına özenmesi kitabın arkasında büyük bir emek olduğunu gösteriyor.
yarattığı dünyayı bu kadar iyi tasvir etmiş olması kitaptan alınan keyfi büyük miktarda arttırıyor. ayrıca ada için harita çizmesi fotoğraflar oluşturması okurken romanı daha anlaşılır yapıyor.
kitapta anlatıcı kişi mina mingerli adında bir kişi orhan pamuk yazarken daha iyi bir konfora sahip olmak için böyle bir şey tercih etmiş olmalı sanırım romanı yazarken kendisini daha özgür hissetmek için anlatıcı pozisyonunda mina mingerli adında bir hanımefendi bulunuyor.
orhan pamuk bu kitabında okuyucuya hem tarihi hem masalsı bir hikâye vadediyor. kitabı eline alan kişi zırhlı bir landoya atlayıp minger adasında hoş bir gezintiye çıkıyor. (bkz: lando)
ayrıca orhan pamuk’un bu kitabında kendisinden beklendiği üzere sık sık hatalar bulunuyor. devrik cümleler ve eksik virgüller bolca karşımıza çıkıyor. ben şahsen pek umursamam öyle şeyleri ama dikkat edip kitaptan soğuyacak kişiler olduğunu biliyorum ve tahmin ediyorum.
tabii orhan pamuk kitabı denince akla gelen bir başka mevzu ise siyasi göndermeler.
kitapta sık sık siyasi göndermeler bulunuyor ama orhan pamuk’un bir söyleşide bahsettiği gibi bu durum romanın dengesini bozmamış.
ben şahsen okuyucu olarak 100 yıl önce bulunan cahillikle şu an hala devam eden cahillik arasında bir fark göremedim ve bu duruma çok üzüldüm.
kitapta hoşuma en çok giden kısım ise yaratılan karakterlerin çok fazla detaylı olmasıydı. dediğim gibi karakterler üzerine çok düşünülerek yaratılmış ve hepsi okuma iştahını arttırıyor.
kitapta beğenmediğim kısımları spoiler bölümünde anlatacağım.
sonuç olarak orhan pamuk demlenmiş hatta yeterince demlenmiş güzel bir roman ortaya çıkarmış ben keyif alarak ve severek okudum.
kitaptan hoşuma giden bir kaç alıntıyı ekleyeyim.
karantina, halka rağmen halkı eğitip onlara kendi kendini koruma hünerini öğretme işidir.
bir tarih kitabındaki kişileri sevmemiz ya da onlardan nefret etmemiz zordur. ama romanları okurken bu duygulara kapılabilirsiniz.
insanların birbirleriyle ilişkileri zayıflamıştı, dostlukları ve yeni bir şeyleri öğrenme, yeni söylentilere öfkelenme isteği de azalmıştı. herkesin yeterince korkusu, yarası, telaşı vardı.
insan felaketin daha büyümeyeceğine, en sonunda bütün salgınlar gibi bunun da sönüp gideceğine, kimsenin görmediği bir köşede, hiç dışarı çıkmadan bir süre oturup beklerse başına bir şey gelmeyeceğine kendini inandırabilirdi.
tarihi hikayeler ne kadar “romantik” iseler, o kadar doğru değildirler ve ne kadar “doğruysalar” -ne yazık ki- o kadar da romantik değildirler.
kitapta geçen doktor nuri ve pakize sultan aşkı bu kitabı birçok bakış açısıyla değerlendirmemi sağladı. pakize sultan 1901 döneminde kadın olmanın ve sultan olmanın zorluklarını çekerken doktor nuri bilgili, namuslu ve mesleğine aşık biri olmanın zorluklarını çekiyor.
dönemin gelenekleri, yaşam koşulları, dini inançlar, ırk ayrımı, milliyetçilik, tarikatlar gibi konular arasında ve minger adasında sıkışıp kalan doktor nuri ve eşi pakize sultan romanda en sevdiğim karakterler oldular.
orhan pamuk’un bu kitabında sevmediğim kısımlar ise karakterlerin az oluşuydu. harika bir ada yaratmışsın çok güzel betimlemelerle anlatmışsın ama karakter sayısı bir elin parmağını geçmiyor bu durum beni büyük hayal kırıklığına uğrattı.
bir başka konu ise veba konusuydu yazar veba konusunu yeterince detaylı anlatmamış veya anlatmayı tercih etmemiş. ayrıca adada yaşayan insanların yaşadığı ürkü (topluluğu saran korku) çok iyi yansıtılmamış.
yazarın sık sık parantez içine bir şeyler eklemesi bir başka canımı sıkan konuydu sanırım bunları yapmak istediği için anlatıcıyı başka birisi yapmış bilmiyorum hoşuma gitmedi.
ayrıca tarihi bir kitap diye yapıldı sanırım ama kitap size spoiler veriyor çok rahatsız oldum 100. sayfada kim ölecek kim kalacak öğrenmiş oldum.
kitabın arkasında bulunan gösterişli ifadeler hoşuma gitmedi (satış mevzusuyla alakalı ticari bir konu sanırım) “pamuk yaşayan en büyük yazar” orhan abi bu cümleyi keşke koydurmasaydın yahu.
kitapla ilgili sevmediğim son olay ise kitapta bulunan yıllar sonra kısmıydı bence biraz gereksiz ve fazla olmuş.
kitapta sevdiğim kısımlar ise az bulunan karakterlerin mükemmele yakın şekilde oluşturulmasıydı.
öncelikle orhan pamuk’un bu romanında aşk kavramı çok güzel ve gerçek şekilde anlatılıyor. ölüm korkusu ve ölüm korkusunun insana neler yaptıracağı çok başarılı şekilde anlatılıyor.
minger adasının başlarda cennet gibi tasvir edilip zamanla cehenneme dönmesi bence bu romanın en başarılı kısmıydı.
dönemin tarihinin her iki bakış açısıyla ele alınması hoşuma giden bir başka detaydı.
anlatılan minger adasının kitapta harita şeklinde bulunması gerçekten çok hoşuma gitti haritayı incelemek incelerken hikâyeyi okumak çok keyifliydi.
bir başka konu orhan pamuk’un ölüme bakış açısıydı kitapta ölen karakterlerin ölümü abartılmadan gerçek şekilde anlatılmış. pamuk ölenle ölünmez niyetiyle ölümleri anlatmış ve anlamsızca çok hoşuma gitti.
büyük emek verilmiş bu romanı bizlerle geç de olsa buluşturduğu için orhan pamuk abiye buradan teşekkürlerimi iletiyorum. minger adasında çok güzel gezintilere çıkardın beni sağ ol orhan abi
not: 537 sayfalık bir kitabı hızlı şekilde okuduğum için unuttuğum veya yanlış değerlendirdiğim kısımlar olmuş olabilir kusura bakmayın.
devamını gör...
muharrem ince’nin yeni parti logosu
milliyetçi demokrasi partisi'nin logosundan bu yana gördüğüm en ilginç logo bu oldu. es kaza muharrem bey'in partisine oy verecek olsam, gülerken mührü kesin yanlış yere vururum ve oyum geçersiz sayılır. bu riske giremeyeceğim için muharrem bey beni affetsin. bir oyum var onu da kabinde gülerken zayi etmek istemiyorum.
devamını gör...
agapeye ağıt
bir william gaddis kitabıdır.
agape kelime anlamı olarak o kadar dolu bir kelimedir ki başı yerden kalkmaz. dünya üzerinde gelecek nesillere ya da türlere bir sözcük bırakmak gerekse benim tercihim agape olurdu.
agape yunancada karşılıksız sevgi anlamına gelen bir sözcüktür. hiçbir insani zaafa kapılmadan sadece sevginin kendisini hissetmek için duyulan sevgi.
agape italyancada arkadaşça sevgi anlamına gelir ki genelde erkekçe bir dayanışma duygusu üzerinden sağlanır bu sevgi. isa’nın son akşam yemeğine kadar da uzanır kökleri.
agape ingilizcede şaşkınlıktan ağzı açık kalmak anlamına gelir. bu da ingilizlerin olaylara ne kadar yabancı olduğunun bir göstergesi olsa gerektir.
agapeye ağıt kitabı bu sözcük anlamlarını ön bilgi olarak kabul ederek okunmalıdır.
kanser yüzünden ölmekte olan bir yazarın sayıklamalarını yazan kanser yüzünden ölmekte olan bir yazarın kaleminden hem nalına hem mıhına vuran dolu dolu bir kitap.
edebiyatı kirleten edebiyat ödüllerinden yazardan çok yazıcı haline gelen edebiyatçıların doldurduğu zavallı edebiyat dünyasına. savaştan barışa, müzikten resime kadar her yere girip çıkan bir sayıklamalar bütünü.
ve anlamsızca, nedensizce ve de öldüresiye akan kan.
mutlaka okunması gereken enfes bir kitap...
agape kelime anlamı olarak o kadar dolu bir kelimedir ki başı yerden kalkmaz. dünya üzerinde gelecek nesillere ya da türlere bir sözcük bırakmak gerekse benim tercihim agape olurdu.
agape yunancada karşılıksız sevgi anlamına gelen bir sözcüktür. hiçbir insani zaafa kapılmadan sadece sevginin kendisini hissetmek için duyulan sevgi.
agape italyancada arkadaşça sevgi anlamına gelir ki genelde erkekçe bir dayanışma duygusu üzerinden sağlanır bu sevgi. isa’nın son akşam yemeğine kadar da uzanır kökleri.
agape ingilizcede şaşkınlıktan ağzı açık kalmak anlamına gelir. bu da ingilizlerin olaylara ne kadar yabancı olduğunun bir göstergesi olsa gerektir.
agapeye ağıt kitabı bu sözcük anlamlarını ön bilgi olarak kabul ederek okunmalıdır.
kanser yüzünden ölmekte olan bir yazarın sayıklamalarını yazan kanser yüzünden ölmekte olan bir yazarın kaleminden hem nalına hem mıhına vuran dolu dolu bir kitap.
edebiyatı kirleten edebiyat ödüllerinden yazardan çok yazıcı haline gelen edebiyatçıların doldurduğu zavallı edebiyat dünyasına. savaştan barışa, müzikten resime kadar her yere girip çıkan bir sayıklamalar bütünü.
ve anlamsızca, nedensizce ve de öldüresiye akan kan.
mutlaka okunması gereken enfes bir kitap...
devamını gör...
yazarların uyumama sebepleri
çünkü sabah iş yok. ağır işsizlik benim sebebim.
devamını gör...
gelen moderatörlük teklifini reddetmiş olmam
yani şimdi para gelecek yerden tavuk esirgememek lazım ama parada gelmeyeceği için tavukların telef olmaması çok akıllıca bir seçim.
devamını gör...
erkeğin ağlaması
bir kadının ağlamasıyla eş değer durumdur. hepimiz insanız yahu.
devamını gör...
berat albayrak'ın sağlık sorunu
çok çokomel yemiş, karnı ağrımış.
devamını gör...
sigmund freud
sadece kızı anna freud'a yaptığı eziyetlerle bile yerin dibine sokulması gereken psikanalizin kurucusu şahsiyet.
kadınların penis hassedi yaşadıklarını yazan ve kadınların doğaları gereği nevrotik olduğunu iddia eden avusturyalı nörolog.
evlat olsa sevilmez.
kadınların penis hassedi yaşadıklarını yazan ve kadınların doğaları gereği nevrotik olduğunu iddia eden avusturyalı nörolog.
evlat olsa sevilmez.
devamını gör...
coldplay
sky full of stars adlı şarkısı efsanedir.
devamını gör...
1 kelimelik hikayeler
değişti.
devamını gör...
yazarların bugüne kadar hissettiği en büyük fiziksel acı
regl sancısı... yaşayanlar bilir ki acıdan koltukları tırmalayacak, duvarları yumruklayacak kıvama gelirsiniz. ve en kötüsü de şu ki bunu neredeyse her ay yaşarsınız...
devamını gör...
lgbti birey
lezbiyen, gay, biseksüel, transgender, interseks vb. cinsel yönelimlere sahip insanlardır. lgbti bireyi sıradan eşcinsellerden ayıran en önemli özellik politik bilince sahip olmaları ve kamusal hakları için sivil toplum faaliyetlerinde bulunmalarıdır.
devamını gör...
konseri bedava olsa bile gidilmeyecek şarkıcı
ajdar.
devamını gör...
çocukken yapılan salaklıklar
kafalarımızın biraz daha farklı şekilde çalışmasından dolayı yapılan salaklıklardır.
doksanlarda chicago bulls efes pilsen ile bir gösteri maçı oynamıştı ve bizim aramızda basketbol aşırı popüler olmuştu. arkadaşlarım basketbol formasının altına beyaz tshirt giyerek basketbol oynamaya gitmeye başladı ve bu çok moda oldu. ya benim babam evin tek çalışanı, formalar hem pahalı hem de bizi ülküalan pasajına götürüp forma alacak kimsemiz yok. ne yapayım diye düşünürken buldum. beyaz fanile giydim, üstüne de beyaz atlet, öyle gittim basketbol oynamaya. milletin kahkahası hala kulağımda çınlar.
doksanlarda chicago bulls efes pilsen ile bir gösteri maçı oynamıştı ve bizim aramızda basketbol aşırı popüler olmuştu. arkadaşlarım basketbol formasının altına beyaz tshirt giyerek basketbol oynamaya gitmeye başladı ve bu çok moda oldu. ya benim babam evin tek çalışanı, formalar hem pahalı hem de bizi ülküalan pasajına götürüp forma alacak kimsemiz yok. ne yapayım diye düşünürken buldum. beyaz fanile giydim, üstüne de beyaz atlet, öyle gittim basketbol oynamaya. milletin kahkahası hala kulağımda çınlar.
devamını gör...
beyin yakan tramvay ikilemi
bu tramvayın vatmanı nerede kardeşim diye sorulması gerekir öncelikle.
devamını gör...
normal sözlük patreon hesabı
bağışçının kart bilgileri, adı soyadı vb. hiçbir bilgi bizlere patreon tarafından verilmez.
bağışçı ödeme yaptıktan sonra biz patreon üzerinden kendisi ile iletişim kurup ondan listeye eklemek için mahlas isteriz.
patreon'u tercih etmemizin en büyük sebeplerinden birisi de bağışçılara %100 anonimlik sağlamasıdır.
bağışçı ödeme yaptıktan sonra biz patreon üzerinden kendisi ile iletişim kurup ondan listeye eklemek için mahlas isteriz.
patreon'u tercih etmemizin en büyük sebeplerinden birisi de bağışçılara %100 anonimlik sağlamasıdır.
devamını gör...
oobah butler
13 şubat 1992, feckenham , ingiltere doğumlu yazar, gazeteci ve film yapımcısı. aynı zamanda dünyanın gelmiş geçmiş en büyük troll'ü bu adam. en bilinen icraatları ise paris moda haftası ve tripadvisor'u trollemesi olarak kayıtlara geçmiş.
paris moda haftası trolü
sahte restoran aldatmacası tripadvisor trolü
paris moda haftası trolüsahte restoran aldatmacası tripadvisor trolü
devamını gör...