otobüste durduk yere sohbet başlatan dayı
on numara dayıdır.
aslında olması gerekeni yapıyordur yaşlılar biz gibi telefon sosyal medya müzik gibi olayları kullanmadıkları için yolda sıkılıyorlar ve muhabbet etmek istiyorlar.
aslında olması gerekeni yapıyordur yaşlılar biz gibi telefon sosyal medya müzik gibi olayları kullanmadıkları için yolda sıkılıyorlar ve muhabbet etmek istiyorlar.
devamını gör...
dinime küfreden müslüman olsa
mehmed bahaî efendi tarafından
"bize mülhid diyenin kendüde îman olsa
dahleden dinimize bari müselman olsa"
şeklinde çok güzel yorumlanan söz.
"bize mülhid diyenin kendüde îman olsa
dahleden dinimize bari müselman olsa"
şeklinde çok güzel yorumlanan söz.
devamını gör...
netflix'in fatih terim'in belgeselini yapacak olması
heykelini ne zaman yapacak sorusunu akıllara getiren başlıktır.
devamını gör...
george orwell
(bkz: hayvan çiftliği) ve özellikle(bkz: 1984) kitabı ile tanınan yazardır.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının içinde çok güzel insanlar olması
bilenler bilir zor günler yaşadım bir teşebbüsümüz oldu. yüze yakın yazardan mesaj geldi destek olmaya çalışanlar oldu. birkaç ay önce demiştim izlenimlerimden dolayı katıldığım başlıktır diye. evet bunu bir kere daha hatırladım. #820444
iyi ki varsınız yüreği güzel yazarlar. hepinize çok teşekkür ediyorum. daim olun.
iyi ki varsınız yüreği güzel yazarlar. hepinize çok teşekkür ediyorum. daim olun.
devamını gör...
amduat
eski mısır metni. yeni krallık dönemine ait. birçok firavunun mezarının içinde yazılı bulunmuştur. cenaze metnidir. amduat kitabı olarak bilinir. kelimenin anlamı, öbür dünyada olan olsa bile, yeraltı dünyasındaki gizli oda metni ve yeraltı dünyasının kitabı olarak da çevrilmiştir. bu metin diğer eski mısır cenaze metinlerinden farklıdır. çünkü metinde sadece firavunlar veya çok ünlü soylulardan bahsedilir.
mısır güneş tanrısı ra'nın hikayesi anlatılıyor. güneşin batıda battığı ve doğuda yeniden yükseldiği zamandan itibaren ra'nın yeraltı dünyasına seyahat ettiği söyleniyor. bu seyahat, bir gece seyahatidir. ve metin, ölen firavunun da nihayetinde ra ile bir olmak ve sonsuza kadar yaşamak için yine aynı yolculuğa çıktığı söylenir.
yeraltı dünyası, tüm firavunlarla güneş tanrısının karşılaşması için farklı müttefikleri ve düşmanları temsil eden, gecenin 12 saatine bölünmüştür. ve amduat tüm bu tanrılar ve canavarları adlandırıyor. amduat'ın asıl amacı, bu tanrı ve canavarların isimlerini ölü firavunun ruhuna vermektir. böylece onları yardıma çağırabilir veya onları yenmek için isimlerini kullanabilir.
mısır güneş tanrısı ra'nın hikayesi anlatılıyor. güneşin batıda battığı ve doğuda yeniden yükseldiği zamandan itibaren ra'nın yeraltı dünyasına seyahat ettiği söyleniyor. bu seyahat, bir gece seyahatidir. ve metin, ölen firavunun da nihayetinde ra ile bir olmak ve sonsuza kadar yaşamak için yine aynı yolculuğa çıktığı söylenir.
yeraltı dünyası, tüm firavunlarla güneş tanrısının karşılaşması için farklı müttefikleri ve düşmanları temsil eden, gecenin 12 saatine bölünmüştür. ve amduat tüm bu tanrılar ve canavarları adlandırıyor. amduat'ın asıl amacı, bu tanrı ve canavarların isimlerini ölü firavunun ruhuna vermektir. böylece onları yardıma çağırabilir veya onları yenmek için isimlerini kullanabilir.
devamını gör...
alkol ablasyonu
kimyasal ablasyon yöntemlerinden en sık kullanılanıdır. tümör dokusuna saf etil alkol enjeksiyonu ile hücrelerde nekroz sağlanarak tümör boyutunun küçülmesi sağlanmaktadır. hepatosellüler karsinomda, paratiroid ve tiroid nodüllerinde bir zamanlar kullanılmış olsa da artık hcc'de radyofrekans ablasyonun yaygınlaşmasıyla eski önemini yitirmiştir. tiroid nodüllerinde ise günümüzde her zaman tavsiye edilmez. çünkü alkol eğer boyunda tiroidin çevre dokusuna kaçış gösterirse ciddi yanma ve ağrıya sebep olur. bunların dışında çeşitli kistlerin drenajı sonrasında alkol enjeksiyonu ile kistin eski boyutuna ulaşması ve böylece nüksü engellenebilir. solid tümörlerde ise radyofrekans veya soğuk ablasyon(kriyoablasyon) seçeneği olanaklı değilse tercih edilebilir.
bunlara ek olarak alkol, hipertrofik kardiyomyopati 'de femoral arterden kateterle girilerek koroner arterlere ulaşılması suretiyle enjeksiyon sonucu myokardda enfarktüs oluşturup septal kalınlığı azaltır,buna da alkol septal ablasyonu denir.
bunlara ek olarak alkol, hipertrofik kardiyomyopati 'de femoral arterden kateterle girilerek koroner arterlere ulaşılması suretiyle enjeksiyon sonucu myokardda enfarktüs oluşturup septal kalınlığı azaltır,buna da alkol septal ablasyonu denir.
devamını gör...
türkiye'deki 196 rektörden 68'inin uluslararası makalesinin olmaması
68 mi? yine iyi yahu.şu şartlarda 160 çıksa şaşırmayacağım bir olay.
devamını gör...
40 yaşında adamsın sözlükte ne işin var sözü
ağır içerledim.
edit: bu sondaki ''sözü'' gibi ayrıştırıcı kelimeyi ben eklemedim moderasyon ekledi. bilinmesini isterim dostlar.
edit: bu sondaki ''sözü'' gibi ayrıştırıcı kelimeyi ben eklemedim moderasyon ekledi. bilinmesini isterim dostlar.
devamını gör...
davud monşizade
dikkatimi çeken bir şahsiyet olduğu için son zamanlarda araştırdığım iranlı dilbilimci, siyasi aktivist. pek farklı bir yaşamı olmuş monşizade'nin. kendisi 1914'te tahran'da doğdu. dedesi ve babası siyasi sebeplerden ötürü öldürülmüş. iran'da emir kebir lisesini bitirdikten sonra 1932 yılında devlet bursuyla fransa'ya gönderildi. avrupa'da bir askeri okula kaydolduğu da aktarılır. fransa'da pehlevi hanedanı'na karşı hareketleri tespit edilerek bursu kesilmesine rağmen 1937'de burgundy üniversitesinde edebiyat lisansı almıştır. monşizade, berlin üniversitesinde doktora yapmak için nazi almanyası'na taşındı ve bu üniversitede walther wüst* ile beraber çalıştı. akademik çalışmalarını genellikle iran, hindoloji ve islam üzerine yaptı. ikinci dünya savaşı sırasında çalışmaları aksadı fakat yine de 1945'te doktorasını tamamladı.
avrupa'da kaldığı süre boyunca nazi faaliyetlerini çok yakından takip etti hatta hitler gençliği'nin bir üyesiydi. önce sa (sturmabteilungen)'e katıldı, sonra ss (schutzstaffel) birliklerine. 1942 senesinde gönüllü olarak alman ordusu'na katıldı ve özellikle sovyetlere karşı savaşılan doğu cephesi'ndeki savaşlarda rol oynadı. diller konusunda yetenekli olduğu için sovyet savaş esirleriyle kolay bir biçimde anlaşabildi ve bu özelliği cephede çok yararlı oldu. aynı zamanda, "das reich" ve "deutsche verlag" gibi nazi yayın organlarına yaptığı katkılarla tanınıyordu. ayrıca, berlin radyosu'nun farsça programlarında yer aldı. savaş sırasında ağır yaralandı* ve iki yıl boyunca tedavi görmek zorunda kaldı. doktorasını aksatmasının nedenleri bunlardı.
1951'e kadar dünyanın birçok üniversitesinde akademisyenlik yaptı ve münih'te bir profesörün kızıyla evlendi. 1951'de tahran'a taşındı ve sumka*'yı kurdu. isminden de anlayacağınız üzere bu nazizmi ve onun değerlerini benimsemiş bir partiydi. parti kısa sürede hükümet karşıtı ve komünizm karşıtı faaliyetleriyle ünlendi. monşizade'nin siyasi kariyeri de başlamış oldu. monşizade'nin idol aldığı iki ekol vardı. bunlardan biri adolf hitler'in nazizmi öbürü ise ispanyol filozof josé ortega y gasset'nin felsefesiydi*. zaten monşizade'nin hitler'i idol aldığı tavırlarından ve dış görünüşünden de çok kolay bir biçimde anlaşılacaktır.

sumka partisi'nin programı neredeyse nazi partisi'nin kopyasıydı. her şeyden önce paniranizmi benimsemişlerdi. parti; amerika, rusya ve ingiltere karşıtıydı, iran'ın tam bağımsızlığını savunuyordu. iran'a iranî olmayanların göçünü yasaklıyordu. ırkların karışmasına karşıydılar, aryanlar; aryanlarla kaynaşmalıydı. parlamento karşıtı bir hükümet biçimini savunuyorlardı. yahudilerin iş yapmalarını yasaklamak istiyorlardı. ulusal çıkarlara aykırı olarak işletilen fabrikaların kamulaştırılması gerektiği görüşündeydiler. “yahudi hainlerin” elinde acı çeken orta sınıfın canlanmasını arzuluyorlardı. çocuk işçiliğine karşılardı. ulusal olmayan sanat eserlerini ve akımlarını ahlaksız buluyorlardı. çok gariptir ama bu parti cıa tarafından komünist tudeh partisi'ni ve iran ulusal cephesi'ni baltalamak adına fonlandı. parti 1953 darbesi*'nden sonra kapandı. bu da sumka partisinin logosu:

partinin kapanmasından sonra monşizade, 1958'e kadar iran'da yaşadı, abd'de bir süre kaldıktan sonra isveç'e taşınarak 1989'a kadar orada yaşadı. 30 yıl boyunca zamanının büyük bir kısmını akademiye ayırdı. isceç'te bernfried schlerath ve oscar stig wikander gibi akademisyenlerle tanıştı. schlerath, onu oldukça neşeli ve hoş biri olarak görüyordu. isveç gibi tatsız yemekleri olan bir ülkeye göre çok iyi bir şefti. 1989'da isveç, uppsala'da öldü. mezarı oradadır. iran dili ve kültürüne çok katkıları olmuştur.
avrupa'da kaldığı süre boyunca nazi faaliyetlerini çok yakından takip etti hatta hitler gençliği'nin bir üyesiydi. önce sa (sturmabteilungen)'e katıldı, sonra ss (schutzstaffel) birliklerine. 1942 senesinde gönüllü olarak alman ordusu'na katıldı ve özellikle sovyetlere karşı savaşılan doğu cephesi'ndeki savaşlarda rol oynadı. diller konusunda yetenekli olduğu için sovyet savaş esirleriyle kolay bir biçimde anlaşabildi ve bu özelliği cephede çok yararlı oldu. aynı zamanda, "das reich" ve "deutsche verlag" gibi nazi yayın organlarına yaptığı katkılarla tanınıyordu. ayrıca, berlin radyosu'nun farsça programlarında yer aldı. savaş sırasında ağır yaralandı* ve iki yıl boyunca tedavi görmek zorunda kaldı. doktorasını aksatmasının nedenleri bunlardı.
1951'e kadar dünyanın birçok üniversitesinde akademisyenlik yaptı ve münih'te bir profesörün kızıyla evlendi. 1951'de tahran'a taşındı ve sumka*'yı kurdu. isminden de anlayacağınız üzere bu nazizmi ve onun değerlerini benimsemiş bir partiydi. parti kısa sürede hükümet karşıtı ve komünizm karşıtı faaliyetleriyle ünlendi. monşizade'nin siyasi kariyeri de başlamış oldu. monşizade'nin idol aldığı iki ekol vardı. bunlardan biri adolf hitler'in nazizmi öbürü ise ispanyol filozof josé ortega y gasset'nin felsefesiydi*. zaten monşizade'nin hitler'i idol aldığı tavırlarından ve dış görünüşünden de çok kolay bir biçimde anlaşılacaktır.

sumka partisi'nin programı neredeyse nazi partisi'nin kopyasıydı. her şeyden önce paniranizmi benimsemişlerdi. parti; amerika, rusya ve ingiltere karşıtıydı, iran'ın tam bağımsızlığını savunuyordu. iran'a iranî olmayanların göçünü yasaklıyordu. ırkların karışmasına karşıydılar, aryanlar; aryanlarla kaynaşmalıydı. parlamento karşıtı bir hükümet biçimini savunuyorlardı. yahudilerin iş yapmalarını yasaklamak istiyorlardı. ulusal çıkarlara aykırı olarak işletilen fabrikaların kamulaştırılması gerektiği görüşündeydiler. “yahudi hainlerin” elinde acı çeken orta sınıfın canlanmasını arzuluyorlardı. çocuk işçiliğine karşılardı. ulusal olmayan sanat eserlerini ve akımlarını ahlaksız buluyorlardı. çok gariptir ama bu parti cıa tarafından komünist tudeh partisi'ni ve iran ulusal cephesi'ni baltalamak adına fonlandı. parti 1953 darbesi*'nden sonra kapandı. bu da sumka partisinin logosu:

partinin kapanmasından sonra monşizade, 1958'e kadar iran'da yaşadı, abd'de bir süre kaldıktan sonra isveç'e taşınarak 1989'a kadar orada yaşadı. 30 yıl boyunca zamanının büyük bir kısmını akademiye ayırdı. isceç'te bernfried schlerath ve oscar stig wikander gibi akademisyenlerle tanıştı. schlerath, onu oldukça neşeli ve hoş biri olarak görüyordu. isveç gibi tatsız yemekleri olan bir ülkeye göre çok iyi bir şefti. 1989'da isveç, uppsala'da öldü. mezarı oradadır. iran dili ve kültürüne çok katkıları olmuştur.
devamını gör...
esogü tıp öğrencilerinin sınav mağduriyeti
gündemde tutulması ve öğrencilerin mağduriyetlerinin giderilmesi gereken bir konudur.
gecesini gündüzüne katarak çalışan öğrencilerin emekleri, bu şekildeki basit hatalar ile hiçe sayılmamalıdır.
gecesini gündüzüne katarak çalışan öğrencilerin emekleri, bu şekildeki basit hatalar ile hiçe sayılmamalıdır.
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin söyleşisi
kaçamak cevap verirse radyo binasını basacağım yayındır. can kulağıyla dinleyeceğim söyleşi olacak.
devamını gör...
yazarların başından geçen tebessüm ettiren olaylar
dört yaşındayken eski tatil videolarını izlerken bir hotel hakkında "keşke yine oraya tatile gitsek" demiştim ve bir hafta sonra ailem beni oraya tatile götürmüştü. ailemin değerini ve sevgisini kavradığım ilk anlardan biriydi.
devamını gör...
tek şarkısı dahi kötü olmayan şarkıcı
candan erçetin
devamını gör...
saniyelik salaklıklar
telefon elindeyken telefonu aramak.
devamını gör...
erkek arkadaşı tarafından boğazı kesilerek öldürülen kadın
yine öldürülen kadını suçlayan, her fırsatta kadınlara nasihat vererek ahkam kesen iyi erkekler(!) ile dolmuş başlık.
biz anlatmaktan yorulduk siz kadınlara akıl vermekten yorulmadınız yeter yahu.
biz anlatmaktan yorulduk siz kadınlara akıl vermekten yorulmadınız yeter yahu.
devamını gör...
ivanmilinski
bir yazar nasıl olmalı sorusunun cevabı gibi bir yazar.
bilgi,makara,vizyon adam aşmış.
özellikle futbol hakkındaki entrylerini çok keyifli okuyorum yorumcu olsa kesin onu izlerdim.
birde gs li ama holigan değil tarafsız yazıyor ne yalan söyleyim dün fb penaltıyı kaçırınca frankfurtun kalecisinden sonra en çok ben sevindim. nasıl başarıyorsun bunu dostum ben yapamam çünkü azılı tinercilerdenim. eski kapalı alt a selam olsun.
bu arada ibanı dm ye bıraktım vaktinde göndermezsen entryi silerim.
bilgi,makara,vizyon adam aşmış.
özellikle futbol hakkındaki entrylerini çok keyifli okuyorum yorumcu olsa kesin onu izlerdim.
birde gs li ama holigan değil tarafsız yazıyor ne yalan söyleyim dün fb penaltıyı kaçırınca frankfurtun kalecisinden sonra en çok ben sevindim. nasıl başarıyorsun bunu dostum ben yapamam çünkü azılı tinercilerdenim. eski kapalı alt a selam olsun.
bu arada ibanı dm ye bıraktım vaktinde göndermezsen entryi silerim.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
çok mutluyum şu an. az önce hafif üşüyerek uyandım yataktan. odanın penceresi açıktı ve rüzgar çok güzel esiyordu. yemin ediyorum harika bir his. özlemişim bugünleri.
devamını gör...
kafası olmayan tavuk mike
--- alıntı ---
10 eylül 1945'te kolorado'da bir çiftçi rutin işlerinden birini yapıp tavukların ve horozlarının kafasını kesiyordu. eşi ise kafası kesilen horozları temizleyip pişiriyordu. o gün de 40 - 50 tanesinin kafası kesilmişti. fakat o gün kafası kesilen horozlardan birisi ölmeyi reddetti kafası olmadığı halde çılgın gibi etrafta koşuyordu.
en sonunda çiftliğin verandasındaki elma kutusuna girdi, geceyi de orada geçirdi. çiftçi lloyd olsen ertesi sabah kalktı ve gördüklerine inanamadı. kafasız horoz hala yaşıyordu.
lloyd olsen kafasız bu horoza mike ismini taktı ve kafasız mike2ın ne kadar yaşayabileceğini görmek için beklemeye karar verdi. belli bir süre geçti mike hala yaşıyordu. en sonunda mike'ı beslemeye karar verdiler. fakat kafasız bir horoz nasıl beslenirdi?
lloyd olsen, mike'ı sıvı besinler ile beslemeye karar verdi. bir damlalık yardımıyla sıvı yiyecekleri direk yemek borusuna iletiyordu. boğazında oluşan mukusu da şırınga ile temizlemeye başladı. birkaç gün sonra lloyd olsen, mike'ı kasabaya indirmeye karar verdi. bir at arabası ve vagonu vardı. mike'ı vagona attı ve insanlara "bu vagonun içerisinde kafasız yaşayan bir horoz olduğunu iddia ediyorum. bahse var mısınız?" dedi. lloyd olsen bu şekilde aslında altın yumurtlayan tavuğunu bulmuştu. kısa bir süre içerisinde kafasız mike ülke çapında meşhur oldu. yerel gazeteler olsen ailesiyle röportaj yapmak istiyorlardı. aynı şekilde organizatörler mike'ı sirklerde göstermek istiyordu. bu şekilde de olsen ailesi ciddi bir para kazanıyordu. time dergisi bile kafasız mike'ı haber yaptı.
özellikle bilim adamları mike üzerinde çalışma yapmak istiyorlardı. olsen mike'ı utah üniversitesine götürdü. oradaki bilim adamları yaklaşık 40 tane tavuk ve horozun kafasını kestiler ama aynı sonucu alamadılar. bu nasıl mümkün olmuştu?
utah üniversitesindeki araştırmalar belli etti ki lloyd olsen'in yaptığı balta hareketi mucizeviydi. balta öyle bir yere denk gelmişti ki beyin sapı ve şahdamar zarar görmemişti. bundan dolayı kalp atışı, kan dolaşımı ve nefes alma gibi hatayi fonskiyonları devam ediyordu. bunun dışında kafasız horoz mike'ın kanı çok çabuk pıhtılaşmıştı, kanamadan da ölmemişti.
horozlarda oldukça ufak bir beyin olduğundan mike onu da kaybederek yaşadığının farkında olmayan bir horoz haline gelmişti. kilo bile alıyordu. mike bu özelliğiyle guinness rekorlar kitabına bile girdi.
1947'nin bahar aylarında time deergisinden hope wade kafasız mike ve olsen ailesiyle gösterilere başlatmaya karar vermişti. bu gösteri kapsamında olsen ailesi ve mike phoenix'e gitti. işte mike'ın hayata gözlerini yumduğu yer de tam burasıydı.
lloyd olsen her ne kadar eşine phoenix'deki gösteride mike'ı sattım dese de ölümünden birkaç yıl önce eşine gerçeği açıkladı. o zaman kadar para kaynakları olan mike'ın ölümün sorumlusu olmak istememişti. fakir bir çiftçiyken mike onları zengin birer insan haline getirmişti. acı gerçek şuydu lloyd olsen, mike'ın şırıngasını gösteride unutmuştu bu nedenle de 18 aydır yaşayan mike boğazındaki mukusla boğularak ölmüştü.
her yıl mayıs ayında kolorado'da kafasız mike horoz festivali düzenlenir. bu ise mike'ı görmek için kasabaya akın eden insanların oluşturduğu bir gelenektir. zamanla festivale dönüşen bu ziyaretler günümüzde bile hale devam etmektedir. bu arada şunu da belirtmek gerekir ki birçok çiftçi elindeki tavukları ve horozları keserek bir tane daha kafasız mike oluşturmak istemişlerdir fakat kimse lloyd olsen'in açısını yakalayıp da bir kafasız mike oluşturamamıştır.

--- alıntı --- buradan
10 eylül 1945'te kolorado'da bir çiftçi rutin işlerinden birini yapıp tavukların ve horozlarının kafasını kesiyordu. eşi ise kafası kesilen horozları temizleyip pişiriyordu. o gün de 40 - 50 tanesinin kafası kesilmişti. fakat o gün kafası kesilen horozlardan birisi ölmeyi reddetti kafası olmadığı halde çılgın gibi etrafta koşuyordu.
en sonunda çiftliğin verandasındaki elma kutusuna girdi, geceyi de orada geçirdi. çiftçi lloyd olsen ertesi sabah kalktı ve gördüklerine inanamadı. kafasız horoz hala yaşıyordu.
lloyd olsen kafasız bu horoza mike ismini taktı ve kafasız mike2ın ne kadar yaşayabileceğini görmek için beklemeye karar verdi. belli bir süre geçti mike hala yaşıyordu. en sonunda mike'ı beslemeye karar verdiler. fakat kafasız bir horoz nasıl beslenirdi?
lloyd olsen, mike'ı sıvı besinler ile beslemeye karar verdi. bir damlalık yardımıyla sıvı yiyecekleri direk yemek borusuna iletiyordu. boğazında oluşan mukusu da şırınga ile temizlemeye başladı. birkaç gün sonra lloyd olsen, mike'ı kasabaya indirmeye karar verdi. bir at arabası ve vagonu vardı. mike'ı vagona attı ve insanlara "bu vagonun içerisinde kafasız yaşayan bir horoz olduğunu iddia ediyorum. bahse var mısınız?" dedi. lloyd olsen bu şekilde aslında altın yumurtlayan tavuğunu bulmuştu. kısa bir süre içerisinde kafasız mike ülke çapında meşhur oldu. yerel gazeteler olsen ailesiyle röportaj yapmak istiyorlardı. aynı şekilde organizatörler mike'ı sirklerde göstermek istiyordu. bu şekilde de olsen ailesi ciddi bir para kazanıyordu. time dergisi bile kafasız mike'ı haber yaptı.
özellikle bilim adamları mike üzerinde çalışma yapmak istiyorlardı. olsen mike'ı utah üniversitesine götürdü. oradaki bilim adamları yaklaşık 40 tane tavuk ve horozun kafasını kestiler ama aynı sonucu alamadılar. bu nasıl mümkün olmuştu?
utah üniversitesindeki araştırmalar belli etti ki lloyd olsen'in yaptığı balta hareketi mucizeviydi. balta öyle bir yere denk gelmişti ki beyin sapı ve şahdamar zarar görmemişti. bundan dolayı kalp atışı, kan dolaşımı ve nefes alma gibi hatayi fonskiyonları devam ediyordu. bunun dışında kafasız horoz mike'ın kanı çok çabuk pıhtılaşmıştı, kanamadan da ölmemişti.
horozlarda oldukça ufak bir beyin olduğundan mike onu da kaybederek yaşadığının farkında olmayan bir horoz haline gelmişti. kilo bile alıyordu. mike bu özelliğiyle guinness rekorlar kitabına bile girdi.
1947'nin bahar aylarında time deergisinden hope wade kafasız mike ve olsen ailesiyle gösterilere başlatmaya karar vermişti. bu gösteri kapsamında olsen ailesi ve mike phoenix'e gitti. işte mike'ın hayata gözlerini yumduğu yer de tam burasıydı.
lloyd olsen her ne kadar eşine phoenix'deki gösteride mike'ı sattım dese de ölümünden birkaç yıl önce eşine gerçeği açıkladı. o zaman kadar para kaynakları olan mike'ın ölümün sorumlusu olmak istememişti. fakir bir çiftçiyken mike onları zengin birer insan haline getirmişti. acı gerçek şuydu lloyd olsen, mike'ın şırıngasını gösteride unutmuştu bu nedenle de 18 aydır yaşayan mike boğazındaki mukusla boğularak ölmüştü.
her yıl mayıs ayında kolorado'da kafasız mike horoz festivali düzenlenir. bu ise mike'ı görmek için kasabaya akın eden insanların oluşturduğu bir gelenektir. zamanla festivale dönüşen bu ziyaretler günümüzde bile hale devam etmektedir. bu arada şunu da belirtmek gerekir ki birçok çiftçi elindeki tavukları ve horozları keserek bir tane daha kafasız mike oluşturmak istemişlerdir fakat kimse lloyd olsen'in açısını yakalayıp da bir kafasız mike oluşturamamıştır.

--- alıntı --- buradan
devamını gör...
