anne - babam beni 2 gün dayımlara bırakmıştı, 3 yaşlarında falanım. sabah kahvaltısında tarhana çorbası içmiştik, bana çok tuhaf gelmiş olacak ki annem geldiğinde koşarak ilk bunu söylemiştim ve çok gülmüşlerdi. şimdiyse rakı gecesinin peşine sabaha karşı ara sıra yaptığımız eylem *
devamını gör...

insan gücüne ihtiyaç duymadan süpürme işini yapan - bazı modellerinde de silme- süpürgelerdir.

tanımımızı girdikten sonra deneyimimiz de girelim ki faydamız olsun.

alet tam bir canavar. zaten temiz olan evi süpür talimatı verip dışarı çıkıyorum haznesine bakınca o kadar çok toz pislik görüyorum ki şaşırıyorum.

yaklaşık 3 haftadır kullanıyorum. hergün kullandığım eski süpürge bir kez yerinden çıkmadı. bir kez de yer silinmedi.

evim geniş ve çok fazla ayaklı eşyam yok. koltukların da altına girebiliyor. halılar da kalın değil.

hayat kalitesini üst seviyelere taşıyan bir alettir kendisi.
devamını gör...

tanım: bir dizi karakteri.

işte jokerin esinlenildiği adam. bariz ortada işte, bizim kürşati rolmodel almışlar...

allahım tipe bak ya. pörtlek gözlü şizo. küçükkende sevmezdim, istediği kadar diksiyonu yerinde olsun, o diyyymiii deyişi hiç hoşuma gitmiyor.
devamını gör...

son dizesi kayıplarla geçip giden ve umarım devam etmeyen bir yılın akabinde çalışma masamın üzerindeki beyaz tahtada yazılı.

ölüyoruz, demek ki yaşanılacak...
devamını gör...

oysa pasta yapıp kesip yeselerdi hem ağızları tatlanırdı hem de gözaltına alınmazlardı:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

günaydınlar sözlük, hayat geçiyor bir bir uçuyor yıllar.
yıllar sonra bu şarkıyı dinlemek, hem de bambaşka duygularla...
yıl 2003 tarkan dudu albümünü çıkarmış. babamın başından o yıl büyük bir iflâs geçmiş, her şeyini kaybetmiş, tüm hayatı alt üst olmuştu.

ve ben sekiz yaşındayım... babamın dertlerini umursuyorum ama çocuğum işte; bir çocuk ne kadar umursarsa o kadar umursuyorum.
babama dudu albümü istediğimi söyledim." hay hay, emrin olur kızım!" dedi.

bir hafta sonra babam sabaha karşı 03:00'te işten gelmiş. beni uyandırdı;
-hadi kalk kuzu, senin cdler geldi.
+başka cd de mi aldın?!
-bir de karma aldım. hadi kalk da dinleyelim.

iki vardiya çalıştığı halde, üç saatlik uykusunu feda edip sabahın ilk ışıklarına kadar birlikte iki albüm bitinceye kadar dinledik. kâh benimle dans etti, kah havalara attı, kâh duygulandı...

o gece dinlediğimiz son şarkı verme idi...

sebebimden doğmuş oldum seçmeden
çekeceğim derdim nedir bilmeden
yüklediğin yükle yıkıldım kaldım
vereceksen akıl verme istemem

verme verme verme akıl verme
vereceksen huzur ver vereceksen huzur ver

sonra babam kahvaltı yapıp işe gitti...
devamını gör...

ulan şeref yoksunu insanlar her yerde var tamam. bu hakimler nasıl bu kararları verip rahat uyuyabiliyor? nasıl eve gidip çocuklarını sevebiliyorlar? hukuku geçtim bunlar nasıl insanlar?
devamını gör...

öğrenci görünümlü pkk'lı teröristler tarafından şehit edilmiş genç.

fırat'ın arkasından iftira atanların da pkk sempatizanı olduğuna adım kadar eminim. bunlar; türk bayraklarıyla, atatürk posterleriyle yürüyüş yapan genci suçlu ilan edip, üniversite fakültesinde pkk yazıları yazan kişileri mağdur olmuş gibi gösterirler.

işte bu kadar da alçaksınız.
devamını gör...

bu benim değil, bir arkadaşımın başından geçen bir olay. birgün 3 yaşındaki oğlu ile mutfakta iken çocuk birden masanın altına giriyor. başlıyor konuşmaya:"biliyor musun anne bizim öğretmenlerimiz vardı doğmadan önce orada, bizi eğitiyorlardı. arkadaşım şaşkın."nerde oğlum?" "doğmadan önce işte, orda. beyaz, sarımsı bir yerdi. sıcak değildi ama üşümüyorduk. öğretmenlerimizin başında yuvarlak ışık vardı. ben babamla seni görmüştüm. bana gösterdiler." arkadaşım bana bu olayı anlatınca doğmadan öncesini hatırlamak mümkün mü, mümkünse anlatılanlar tutarlı mı diye araştırdım. ilk kez böyle bir şey duymuştum. evet ülkemizde bile ne çok hatırlayan varmış. internette ilgili videoların altındaki yorumlarda anlatmış insanlar. hepsi dünyaya gelmeden hazırlık için bir eğitimden geçtiğini söylüyor. kimisi bu olaydaki gibi anne babasının kendilerine gösterildiğini anlatıyor. eğitmen ruhların başının üzerindeki hare (ışık) ise çok dikkatimi çekti. hz. isa ve havarilerin ikonlarında farkındaysanız hep başlarının üzerinde böyle bir hale vardır, kapadokya'da resimlerde hep böyle resmedilmiş. olabilir mi acaba? hatırlayan varsa içinizde benimle irtibata geçsin lütfen. hala çok merak ettiğim bir konu çünkü.
devamını gör...

(bkz: youtube vanced)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

''nereye gitmek istiyorum ki. nereye gidebilirim ki. sürekli gitmek istemek de, bir yerde, hiçbir yerde olmak istemek değil mi?''

tezer özlü.
devamını gör...

kesinlikle hak veriyorum.

ahmet vefik paşanın karşı çıkmasına rağmen padişah fermanı ile kuruldu. ah bu padişahlar yok mu?

sizi gidiler sizi...
devamını gör...

erkek kelebekler egzantirik kokular yayarak dişileri etkilemeye çalışır. ekzantirik kokular için minerallere ihtiyaçları vardır. mineraller toprakta bulunur. mineraller çözmenin en iyi yolu ise sudur.
bu subaşında gördüğünüz tüm kelebekler rakiplerineden daha fazla mineral alıp dişi kapmaya çalışan erkek kelebeklerdir. en çok minareli alan dişiyi kapar:))

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bugün ölüm yıl dönümü olan, iq’su iki haneli olanların kendisini pek sevdiği, tarihin en “eli kanlı” insanlarından birisidir. tarihin en büyük katliamlarını yapmıştır. işin kötü yanı sadece nazi’leri veya japonları değil kendi halkını da katletmiştir. açlıktan binlerce insanı öldürmüştür, kalanları ise süründürmüştür. muhalifleri ülkenin ölümcül soğuğa sahip bölgelerine sürgün etmiştir. kendisine karşı gelen subayları bile katletmiştir.
bir örnek vereyim. katyn katliamında 22.000 polonyalı subay ve sivili kafalarına birer kurşun sıkarak infaz etmiştir. uzun yıllar bu suçu nazi almanyası’nın yaptığı düşünülmüştür ancak 1990 yılında mihail gorbaçov olayın failinin sovyetler olduğunu itiraf etmiştir ve infaz yargısının imzasını bizzat stalin’in attığı belgeler açığa çıkmıştır.
devamını gör...

başlığı açan kişi olarak bir açıklama yapma gereği duydum. hayatımda hiçbir zaman sansürü destekleyen biri olmadım olmayacağımda. kesinlikle düşünce özgürlüğüne inanıyorum, insanlar istedikleri platformda istedikleri şeyi özgürce konuşabilme özgürlüğüne sahip olmalılar.

fakat şuda bir gerçek artık herkesin hemfikir olduğu ve herkesi bayan durumlar oluşmaya başladı. sadece aşağılayıcı, ırkçı, cinsel yönelimler ile ilgili ince sataşmalar olan, başka insanların hassasiyetlerini ve değerlerini aşağılayan başlıklara da sözlük yönetiminin bir dur demesi gerektiğini düşünüyorum.

ve bunun kesinlikle sansür yaparak olmasını istemem. ama uyarsınlar insanları ve bu tür başlıklar daha önceki başlıklardan birinde (sanırım şu masturbasyon başlığı) zaten yoldaş benjamin franklin tarafından gündeme getirilmişti.

kimse kafa sözlüğün bir grup abazan insan artığının olduğu bir yer olarak görülmesini istemez. ya bakıyorsunuz değerli bir yazar bilgi paylaşıyor, hani insanlar bilgilensin faydalansın ufku açılsın diye belki hop arkasından gelen paylaşım (bkz: meme ucunda kıl olan kızlar) (bkz: sevgilinin banyosunda sakal dolu permatik bulmak) (bkz: ağzı kokan iri popolu kadınlardan hoşlanıyorum)

kimse kusura bakmasın ama insanlar bunlara maruz kalmak zorunda değil diye düşünüyorum.
devamını gör...

kendim bir vegan olmaktan bayaaaaaa uzak olsam da, olan herkesi de anlayabilip saygı duyduğum kişi sıfatıdır. aslında birçok konuda kendilerine hak veririm, vegan olmaya dair çokça da düşünmüşümdür.

gerçekten bugün öyle bir et sektörü var ki, bu sektör dünyayı adeta yiyip bitirmekte. her bir hayvanın yetiştirilmesi için tonlarca yem ve litrelerce su gerekiyor ve karşılığında aldığınız besine göre çok çok az verim alıyorsunuz. bu kadar talebi karşılamak için de kaynaklar silip süpürülüyor tabii ki. günümüzde bu kadar büyük bir nüfusu, ve buna dayalı olarak, ve yine ete devasa bir talep olmasından dolayı, hayvanların sadece üretim odaklı, rezalet koşullar altında yaşamak zorunda kaldığı bir sektör vardır. hayvanların yaşama hakkını elinden almak bir tarafta dursun, bence bu ölümden daha kötü bir kaderdir. ayrıca bu durum sadece et için de geçerli değil. süt, yağ ve bal üretim sektörleri de farklı bir amaca hizmet etmiyor.

bu yüzden yemeye devam edeceksek bile şimdilik talebi azaltmalı ve sağlıklı bir şekilde yetiştirilmiş hayvanların ürünlerini tercih etmemiz gerekiyor. eğer bunu yaparsak bu iğrenç sektör de ya kendini düzeltecektir yada yok olmaya mahkum olacaktır.
devamını gör...

sözlükte yazmak. hadi yine iyisiniz köftehorlar.
devamını gör...

karıncalar.. karıncaların dünya üzerindeki nüfusları ile ilgili şehir efsanesi diyebileceğimiz düzeyde çokça bakış açısı bulunuyor. hemen hemen hepimiz duymuşuzdur; "dünyada bulunan tüm karıncaları tartmamız mümkün olsaydı eğer, karıncaların kütleleri dünyamızda yaşayan insanların kütlesiyle eş değer olurdu." şeklinde düşünceler dahi bulunmaktadır. bu düşünce çokça münazaraya konu olmuştur.

bu mevzu aslında büyük bir araştırmanın neticesi olarak ortaya çıkmış durumda. ve dünyadaki büyük üniversitelerde görev yapan bir çok profesör tarafından da bu düşünce kanıksanmış durumda. bu kanıyı karıncaların varlığının boyutunu hatırlatmak amacıyla bir kenara bırakalım. karıncaların her mevsime uygun yaşam koşullarına ayak uyduramadığı hepimizin malumu. özellikle yağışlı ve karlı havalarda ortalarda pek görünmezler. ülkemizde karıncalar yaz mevsimlerinde çalışmaya başlayan canlılardır. ve bu durum karıncalar için dezavantaj olarak görünmekte. ancak bu büyük olumsuz koşula rağmen dünya üzerindeki sayılarının çokluğunun sebebi, azimli, hırslı, taktiksel kurallara bağlı, ortak yaşama uygun, görev bilincine sahip olmalarından kaynaklıdır. karıncaların esasında sadece iç güdüsel hareket etmedikleri de ortada.

karıncaların şekerli maddeleri sevdikleri bilinen bir şey. nektar ve bitki sıvılarını özellikle ararlar. yapraklardaki bitlerin üretimi olan özüte asla karşı koyamazlar, bu onlar için büyük bir besin kaynağı ve anlaşılan oldukça da lezzetli. herhangi bir yerde yaprakların altına doğru akın eden karıncaları görürseniz eğer bilin ki yapraklar umurlarında değil. akın ettikleri şey yaprak bitlerinin ürettikleri özüttür. yapılan araştırmalara göre, karıncaların bu özüt üretimini yapan bitleri yuvalarına dahi götürdükleri görülmüştür. hatta karıncalar özüt üreten bitleri yuvalarına götürürler.

işin garibi şudur ki; bazı karıncalar buldukları bitkileri tüketmezler, onlarla beslenmezler. aksine çiftçilik ve tabiri caizse tarımla uğraşırlar. yaprak kesen karıncalar bulunur. bu karıncalar yaprağı adeta bir oduncunun, odunu kestiği gibi keserler. bunlardan daha kuvvetli olan karıncalar ise oduncu karıncaların kestiklerini yuvaya taşımakla meşgul olurlar. yuvalarına taşıdıkları bu yaprak parçalarını, tükürükleriyle çiğnerler. daha sonra dışkıları ile yoğururlar ve ortaya çıkan hamurumsu madde ile yuvalarındaki mantarları besler ve büyütürler.

şu anda dünya üzerinde tespiti yapılmış ve sınıflandırılmış olan 12 binin üzerinde karınca türü vardır. tespiti yapılanların dışında kalanların 2000 civarında olduğu, yani toplamda 14 bin tür karıncanın var olduğu tahmin edilmektedir. dünya üzerindeki hemen hemen her toprak parçasında karıncaların var olduğu bilinmektedir.

kaynakça:
1- tr.wikipedia.org/wiki/Kar%C...
2- www.bilimlebak.com/
3- www.olaganustukanitlar.com/...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim