eylül'ün gelmesi.
gökyüzü bile bir başka güzel sanki bu günlerde.
devamını gör...

bir metnin dil ve anlatım, imla, üslup, biçim konularında düzeltisini yapma işi. bu işi yapan kişiler redaktör olarak isimlendirilir. redaktör kişi kimi zaman editörün sorumluluğunda olan işleri de üstlenir.

akademik metinlerde, edebi metinlere nazaran daha rahat yaptığım iş. en azından zaman çekimi, üslup değişiklik göstermiyor ve soyut ifadelerle oldukça nadir karşılaşıyorum. akademik metinlerde standart bir dil olduğu için görece beyin karıncalanmadan halledilebilir buluyorum. edebi metinde düzelti yaparken ise adeta uykularım kaçıyor. metni anlam kaybına uğratmadan düzeltme kaygısıyla kıvranıyorum resmen. kimi metinleri redakte etmek ise hakikaten yeni baştan yazmaktan farksız olabiliyor. bu sebeple yazarının anlatmak istediğini özümsemeden düzelti yapılması ortaya çıkan iş iyi olsa dahi istenenin dışında bir sonuç doğurabiliyor.
devamını gör...

iş bankası kültür yayınları'ndan çıkmış william shakespeare'in 154 sonesini içinde barındıran kitap.

(bkz: sone)
devamını gör...

çünkü bilim karın doyurmuyor. cevabı bu kadar basit. en zenginler öğretmenler, akademisyenler, profesörler değil müteahhitler, emlakçılar ve siyasiler. ayrıca ne kadar okursan oku torpilin yoksa yine bir yerlere gelmen çok zor. eh bunu bilen yurdum insanı da bilim için değil en azından memur olayım diye okuyor. ve nihayetinde bilim sadece uzaktan bakılan bir film olarak kalıyor.
devamını gör...

durun! bu başlığa özel deneme yapacağım. kimseyi mahrum etmek istemem.
hayat zor, yollar engebeli,fikirler değişken, zaman kötü. yürekler gri küllü küllü. güneş ışıkları aydınlana dek umutlar yeşeriyor derken hevesler ansızın yok oluyor bu nasıl bir şey. acaba karamsarlığın hangi türü.

haydi yazarlar başlığa yaraşır tanımlar girme vakti. edebi ve depresif olacak, bir çoğumuz hepimiz için.

sebep: canı istiyor olabilir. arada edebiyattan felsefeye de geçebilir bazen dalga da geçebilir.bir gün öyle bir gün böyle idare ediyoruz işte. takmayanız geçiniz sizde.
devamını gör...

cevat şakir kabaağaçlı, nam-i diğer halikarnas balıkçısı'nın anadolu'da yaşanmış mitolojik öyküleri derlediği kitabıdır. şiddetle tavsiye edilir.
devamını gör...

tam içimi okuyarak açılan başlıktır. sürekli sözlük kıyaslaması yapılması saçmadır.
devamını gör...

geleneksel tarım olarak da adlandırılan ekstansif tarımda verim çok düşüktür. bu tarımsal yöntemin özellikleri;

birim alandan alınan verim düşüktür.
makine gücünden ziyade insan veya hayvan gücü kullanılır.
sulama, gübreleme, ilaçlama ve toprağın bakımı gibi faaliyetler çok yetersizdir.
tarımsal üretim doğal koşullara* bağlıdır. bu da üretimde yıldan yıla dalgalanmalara sebep olur.
daha çok geri kalmış ülkelerde ve kırsal bölgelerde yaygın olarak görülür.
örnek olarak hindistan, nijerya, somali, kenya gibi ülkeler ekstansif yöntemle tarım faaliyetlerini sürdürdükleri için tarımsal verimleri çok düşüktür.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ne yazık ki hala gerçekleştirilmesi zorunlu olan bilimsel aşama (hayvan deneyleri) için kullanılan bilim kahramanları, öz evlatlarımız.

arkadaşlar, olayın bizzat içinden gelen biri olarak çok kısa bir iki şeyden bahsetmek istiyorum. öncelikle canlı organizmayı bir bütün halinde simüle edebilecek bir teknolojimiz yok. doku ve organ mühendisliği son 10 yıla kıyasla çok gelişmiş durumda evet, laboratuvarda çip üzerinde doku üretebiliyoruz. hatta komple organ üretebilen çalışmalar var (kesin duymuşsunuzdur yapay böbrek, yapay kalp vs haberlerini).

gözden kaçırılan nokta şu: holistik yaklaşım

sizin pulmoner hipertansiyonu tedavi etmek amacıyla geliştirdiğiniz ilaç gerçekten etkili olabilir (ve bunu laboratuvarda kalp-damar sistemini simüle ederek gösterebilirsiniz belki) ama ya başka dokularda başka etkilere yol açıyorsa? mesela ereksiyonu tetikliyorsa? tanıdık gelmiştir hikaye muhtemelen ama bilmeyenler için (bkz: viagra) ya da (bkz: sildenafil)

bu olay, hayvan deneyi yapılmasına rağmen gözden kaçan advers etkiye sadece bir örnek. hayvan deneylerini ortadan kaldırırsanız holistik (bütüncül) yaklaşımı da tamamen ortadan kaldırmış olursunuz, oluşabilecek sorunları gözden kaçırırsınız.

yine bir örnek vereyim. kolistin bizim bildiğimiz bir antibiyotik. yıllar önce bol bol kullanılan fakat günümüzde geri çekilen, çok zorda kalmadıkça kullanılması tercih edilmeyen bir ilaç, çünkü nefrotoksik (böbreklere kalıcı hasar verir). neden böyle bir düzenlemeye gidildiği çok açık, çünkü sadece enfeksiyonla ilgili parametrelere bakılıp bakteriler üzerindeki öldürücü kabiliyeti araştırılmış. unutmayın ki yediğiniz içtiğiniz neredeyse her şey kana karışır, kana karışan bir şey de bütün vücudu dolaşır. yeni bir ürünü piyasaya sürmek istiyorsanız hepatonefrotoksik olmamasına özen göstermelisiniz (loreal'in ürettiği rujun uzun süreli kullanımda böbrek yetmezliği yaptığını düşünün. satın alır mısınız?). firmalar da bu açıdan yaklaşıyor olaya. ticari itibar diye bir şey var sonuçta.

kendinizi firmanın yerine koyun. böbreği ayrı, karaciğeri ayrı, deriyi ayrı, sinir sistemini ayrı, kardiyovasküler sistemi ayrı... bütün sistemlerini ayrı ayrı test etmektense hayvanda test edilmesi daha az maliyetli ve daha doğru. daha doğru olmasının sebebi de bu araştırdığınız sistemler arası iletişimde gizli. örnek veriyorum, ürettiğiniz şampuanı laboratuvar ortamında ayrı ayrı deri, karaciğer, böbrek, kas, kalp-damar (dolaşım) sinir sistemi vs gibi çeşitli dokularda test edersiniz. sorun çıkmaz fakat şampuanı piyasaya sürdüğünüzde müşterilerinizden ellerde titreme yaptığı şikayetini alırsınız. sebebi (tamamen hayal gücümü kullanıyorum) saçlı deriden emilerek kana karışan, beyne ulaşan, beyinden de istemsiz şekilde ellere kasılma komutu yollayan şampuanınız çıkabilir. ayrı ayrı değerlendirdiğinizde sorun görmemeniz, bunun sorunsuz bir ürün olduğu anlamına gelmiyor. faz 4 denilen evre bu yüzden var, piyasaya sürülen bütün ilaçların takip edilmesi durumu, farmakovijilans.

gönül ister ki hayvan deneyi yapmadan, bütün bu anlattıklarımı laboratuvarda yapabilelim, ama yapamıyoruz. teknoloji gelişene kadar hayvanları kullanmaya devam etmek zorundayız. yine de size söyleyebilirim ki o hayvanlara gözümüzden daha iyi bakıyoruz. gerçekten öyle.

bir diğer değinmek istediğim konu ise insanların "hayvan hakları" adı altında kendi faşist düşüncelerini kamu nezdinde paylaşmaları. neymiş efendim tecavüzcüler, kadına şiddet uygulayanlar, katiller, onlar, bunlar kullanılsınmış deneylerde. çocuklar bakın; çok romantik konuşuyorsunuz ama bir sağlıkçı olarak bu düşüncenizin karşısında evvela ben duracağım. her kimi öldürmüş, kimleri katletmiş, kime şiddet uygulamış olursa olsun insan, öncelikle insandır. primum non nocere sözünü size fakültede kafanıza vura vura öğretmedikleri için bu düşünceleriniz galiba. insan ne suç işlerse işlesin, hakları evrensel kanunlarla korunan bir canlıdır ve rızası dışında bir deneye tabi tutamazsınız. bu yapılsın diyen herkes benim gözümde potansiyel insan hakları teröristidir. bu durum neye benziyor biliyor musunuz, ısrarla idam gelsin diyenlerin karşısında duruyoruz ya biz hani (çünkü hepsinden öte idam ederek bir insanı öldürmek onuruna aykırı. ayrıca insan hakları ihlalidir), çünkü idam gelirse işler kontrolden çıkıp astığım astık kestiğim kestik diktatöryasına dönüşebilir ya hani ortalık. hah işte bir insanın rızası dışında deney materyali olarak kullanılması da aynı gerekçeyle yasaktır, yasak kalmalıdır, yasak kalacaktır. sevgiler.
devamını gör...

kullanılması gerekir diye düşündüğüm durumdur.

zira etkileşimin artması sözlüğümüzün büyümesine ve gelişmesine katkı sağlar.
devamını gör...

adam öldürmenin elbette bir cezası vardır, verilmeli. fakat bunu yapan birçok insan elini kolunu sallaya sallaya sokakta geziyor.adaletse herkese eşit davranmalı. kaç tane kadın cinayeti işlendi, katillerinin kaçı hapiste acaba. bu ülkede adalet gerçekten olsaydı bu olaya bu kadar tepki gelmezdi zaten.
devamını gör...

çalışmak zorunda olduğum bir doğum günümde elektrikler gitmiş ve tüm mekan mumlarla donatılmıştı. ve başka birinin doğum günü garsonu olmuştum.mumlar deniz müzik ve hikayedeki asıl kız başkası.
devamını gör...

ağları attım,
anılar doldu.
ağlar hasretimin kıyıları..

bir elimde defne,
bir elimde sevdan..
kalbim ege de kaldı
devamını gör...

nasıl koronanın her gün bir mutasyonu çıkıyorsa bu da trollün başarısız bir mutasyonu. fazla dayanamaz buralarda!
devamını gör...

bi sözlük ne kadar iyi t-shirt çıkartabilirse o kadar iyi t-shirtlerdir, ne iyidir ne kötüdür.

aynı zamanda yatarken dahi giymeyecek yazarları bize göstermiş oldu. ne cevherler saklıyormuşsun kafa sözlük.
krala bak be heyt, röpteşambırını çekip öyle yatıyor *

eskimekten benzi atmış, arkası delik çingene penpesi pijama giymiyorsa ben de bir şey bilmiyorum *
devamını gör...

"...dünya büyük çok küçük ellerim
seni tutmaya bile yetmiyor
kan revan şu çocuk kalbim
koca hüzünlere kafa tutuyor..."
fatma turgut - ilkbaharda kıyamet
devamını gör...

ölmedenönceduyduğunuztetiksesi.
devamını gör...

olgun: bilgi, görgü ve hoşgörüsü gereği kadar gelişmiş, ağırbaşlı kimse. olgunun sözlük manası budur.
cemil meriçe göre “ olgunlaşmak kalbin daha hassas, kanın daha sıcak, zekânın daha işlek, ruhun daha huzurlu olması demek.”
cemil meriç çok kapsamlı bir tanım yapmış.

bana göre de olgunlaşan insan kin gütmeyip affeden, farklılıklara saygı duyan, farklı fikirlere ve yaşantılara açık olan, ön yargılarından büyük oranda kurtulmuş, mutluluğu içinde bulabilen, ailenin kıymetini anlayıp gereken önemi gösterebilendir.
devamını gör...

dün yayınlanan haberde, kendisini sıcak suyla haşlayan adamın "ben işimi yarım bırakmam 3 yıl yatar çıkarım" diyerek eşini ölümle tehtit etmesi ve ardından serbest bırakılması sebebiyle zor (bu tek örnek değil maalesef artık liste çok uzadı) . bence tüm kadınlar ülkeden göç etse, daha sağlıklı sonuç alınır kadına şiddete!!!
devamını gör...

ne saçma değil mi dediğim durum. kardeşim ne bu soğukluk allasen ya? bak yatak sıcak falan bütün koşullar hazır sen illa bir problem illa bi farklılık bi şeyler. iyi tebrikler ya. hll spr dvm.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim