ben aklii vaka;
benim, hayatım boyunca hiç bir parti, kurum veya kuruluş üyeliğim olmadı. okul hayatımdaki sınıf başkanlığı seçimleri dahil hiçbir zaman bir seçime aday olmadım. hiçbir zaman özel bir kursa gitmedim bunun nedeni para ile ilgili olabilir. topluluk önünde buna ailemde dahil hiçbir zaman konuşma yapmadım şarkı söylemedim şiir okumadım. gördüğüm duyduğum ve aklımın almadığı birçok olay birçok konu olmuştur ama hiç üstad diyebileceğim biri olmadı hayatımda soramadım. keşke öyle yapmasaydım dediğim milyon tane olay olmuştur. pişman olmaktan perişan olduğum zamanlar çokcaydı. kazandıklarımdan çok kaybettiklerim oldu. kaybederek tecrübe kazanıldığı doğrudur ama o tecrübe ile tekrar kaybetmek daha iyi bir tecrübe kazandırmıyor bunu öğrendim. insan herşeye alışıyor en yakının ölümüne, para kaybetmeye, aldatılmaya, yalana yani benim başıma gelse katlanamam denen ne varsa başa gelince katlanılıyor ve hatta bir zaman sonra unutup normale bile dönüyor. insanın başına gelen olaylar yetişme tarzı ve bulunduğu çevreden bağımsız olarak gelir ve insanı yine hiç bilmediği tanımadığı tarza ve çevrelere sokabilirmiş bunu yaşayarak teyit ettim. zaman her şeyin ilacı sözü bir gerçektir. bunun en güzel hikayesini size anlatmak isterdim ama halim yok ve daha bitmedi zaten. yukardaki yazdıklarım hikayemin ön sözü olsun buda bu yazının son sözü. ben adli değil akli bir vaka.
devamını gör...

hey hey sözlüğe geldim eşiiiden
bir daha gitmem onun peşinden
aşık lil derki siz de etmen ona minnet
kafa sözlük verir size sınırsız hizmet.
devamını gör...

düşünebilen, sorgulayan algılayan kardeşlerime bir sözüm yok yanlış anlamasınlar.

benim sözüm x/y köylü,x/y erkek, kadın, şunu yapan erkek bunu yapan kadın edası ile başlıklar açan turnusol insanlara. belki bu başlığı açan kişilikler 30 yaşında ama gözümde 15.
sevgili yazar arkadaşlar lütfen bu konuları beslmeyin...
birçok kişi eleştiri amaçla yazıyor evet ama siz yazdıkça o başlık besleniyor.
devamını gör...

#1514349

dikkat dikkat! bütün kadın yazarlar tarafından engellenen* bu yazar abimiz artık yön değiştirip...hahah

erkekler kendinizi koruyun.*

d: engelleyen erkekler de varmış.
devamını gör...

genellikle ayraç kullandığım için olmadığım insandır ancak niye bir şeyi mutlaka yüceltip bir başka şeyi yerin dibine sokmamız gerekiyor anlamıyorum. kitabın altını çizerim, not alırım. çağrışım yapan bir başka eserle ilgili düşüncemi yazarım bulduğum bir boşluğa. olur ya, kitabı okurken yaşadığım hoş bir anıyı bir düşünceyi dahi kitaba dahil etmişliğim vardır. benim için kitap yaşayan bir şeydir, benim kitabımın benimle birlikte oluşan deneyimleri vardır. yeri gelir aceleyle bir sayfasını katlarım, yeri gelir yağmurda koşarken ıslanırız. tekrar tekrar açar okurum kitapları, notlarıma yeni notlar, pek alışkanlığım olmasa da katlanmış sayfalar eklenebilir. bu kadar basit bir eylemi ve eyleyeni yanlışlamıyorum bu nedenle.
devamını gör...

eğer türkiye'de yaşıyorsanız hakkınızı aramanız yeterlidir.
devamını gör...

daha da kötüsü sinirliyken kendini yanlış ifade etmek ve hatta ağzından çıkanı kulağı duymayarak sıvamaktır.

aman diyim.
devamını gör...

spagetti eşek geldi.
(tanım kendini her an imha edebilir)
devamını gör...

başrollerini ali ersan duru ve aleksandra nikiforova'nın (dizide kendisini büyük bir beğeniyle izlediğim kişi) paylaştığı 2018 yapımı tarihi/romantik komedi dizisidir. ii. mahmud tebdili kıyafet istanbul ahalisini teftiş ederken genç muallime anna ile karşılaşır ve kendisinden çocuklarına yabancı dil öğretmesini ister. anna'nın sarayda yaşaması da sultan ile kendisinin yakınlaşmasına sebep olur. hoş atışmalarla insanın yüzünü güldüren, ilginç konusuyla benim çok sevdiğim bir dizi olan "kalbimin sultanı", maalesef türkiye'de sadece 8 bölüm yayınlanmıştır. rusya'da ise 9, 10 ve 11. bölümleri gösterilip yayın hayatına son vermiştir.
devamını gör...

edebiyat, müzik, sinema gibi güzel sanat alanlarında besteci, yorumcu, söz yazarı, oyuncu, dansçı, yönetmen, müzik yapımcıları vb. hak sahiplerinin eserlerinin ticari amac olmaksızın özel ve şahsi kullanımlar için kopyalanmasından kaynaklı zararları telafi etmeyi hedefleyen, bazen mecliste soru önergesi olarak da sunulan bir tazminattır. bu harç, kullanıcıların görsel veya işitsel eserler gibi içerikleri kopyaladıkları cihaz üzerinden alınır.
devamını gör...

merhabalar sevgili portakallar!
yayınımıza yaklaşık son 2 saat kalmışken işlerimizi halledip yayını dinlemeye hazır hale geldik mi?
bu gece anadolu rock müzikleriyle ruhumuzu doyurup hep birlikte eğleneceğimiz bir yayın bizi bekliyor, benden söylemes! o zaman gelsin yıldızlar!
saat 22.00'da görüşmek üzere, sevgiyle kalın mutlu kalın.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir üst basamağı "benim liyakatim yok, bu işi kabul etmem" demektir ve kendimle gurur duyuyorum ki bunu yapmışlığım var.

daha çorlu tren katliamı olmamıştı, yıl 2017, bana bir hızlı tren şantiyesinde yöneticilik teklif edildi. tabi liyakatli birine, bana teklif edecekleri maaşın muhtemelen en az 2 katını vermeleri gerekecekti. usulsüzlükleri kabul ettirememe ihtimali de cabası... bu bilmez nasıl olsa, atar imzayı geçer kafası ile o teklifin yapıldığına adım gibi eminim. görüşmeye bile gitmedim ve meslektaşlarımı da işe almamaları için uyardım, dinleyip dinlemediklerini bilmiyorum.

servet kazanacağımı bile bilsem, işin ucunda insan hayatı varsa ve yeterliliğim yoksa o işe girmem. nasıl yaşanır o vicdan azabıyla?

ha, aynı paraya bana atıyorum web sitesi yaptırmak isteseler kabul ederdim belki. web sitesini yapamazdım muhtemelen, carladıklarında da "sen bana geldin kardeşim, yazılımcı alsaydın o zaman" der, yoluma giderdim. ucunda ölüm yoksa ve geri zekalı bir patron parasını çarçur etmek istiyorsa, hiç itiraz etmem, etik metik de umrumda olmaz. neden? burası türkiye. para kazanma şansını yakalayınca kazanmak zorundasın, yarın ne olacağını bilmeden yaşıyoruz maalesef.
devamını gör...

selçuk'tan izmir'e dönerken.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir tek bana mı geldi bu his. sözlük baya bir sakin geliyor. online sayısı da düşüşte neler oluyor?
devamını gör...

mutlu olduğun anılarına duyduğun özlemdir, bir fotoğraf karesindeki o mutlu anlara tekrar dönemeyeceğinin bilinci ve acısıdır. hayatımız boyunca da bu durum böyle sürüp gidecektir. belki daha mutlu olduğumuz anlarımız da olacaktır ama bir süre sonra o anları da ağlayarak hatırlamanın acı gerçeğiyle yüzleşeceğiz.

"insan ağladığı anıları gülerek, güldüğü anıları ağlayarak hatırlar."
bu o kadar doğru ki, hayatımız bu tezatlık içerisinde sürüp gidiyor.
gülmenin ve ağlamanın arasında bambaşka bir ilişki var. mesela çok fazla gülersen gözlerinden yaş gelir, çok fazla ağlarsan bir yerden sonra gülmeye başlarsın. anlamsız görünen bu tezatlık aslında bizim var oluşumuzu ifade ediyor.
zaten mutlu anlarımızda içimizde hep bir korku yok mudur? "çok güldüm aman ağlamasam bari, çok gülen çok ağlar" gibi. hep bir bedel ödeme korkusundan bastırılmış sevinçlerimiz var. buna 'batıl inanç' diyoruz ama bir yanımız da gülümsememizin yerini acılar doldurursa diye hep bir endişe duyuyor.
devamını gör...

söğütlüçeşme durağındaki metrobüs turnikesine doğru koşan adam kartını okutmayı unutup turnikeden geçmeye kalkışınca turnike demiri karnına saplanmış. ilk başta etraftaki insanlar olayın şoku yüzünden ambulansı arayamamış. içlerinden birisi şoku atlatınca aramış, ambulans hattı polise yönlendirdiği kimse yetişememiş. bu yüzden kayıtlara cinayet olarak geçmesini talep eden adamın kızı yedi gün sonra evinde ölü bulunmuş. ölüm sebebi uyurken yataktan düşmesiymiş. bu ilginç vakayı okuduğumda uyumak üzereydim.

konuşurken tumturaklı kelimeler kullanan bir çocuğun ailesi, evlatlarını, tumturaklı kelimeler kullandığı için ileri zekalı sandıklarından taksim'deki ileri zekalılar okuluna göndermeyi planlamışlar. testleri geçen çocuk okula alındıktan sonra ileri zekalı olmadığını fark etmiş. bu gerçeğin yükünü kaldırmakta zorlanan çocuk okulu bırakma fikrini ailesini söylediğinde öfke patlaması yaşayan babası, çocuğu öldürmüş. çocuğun annesi bir hayli üzülmüş. testleri nasıl geçtiğini kimse bilmiyormuş.

boğa heykeli'nin önünden geçerken yedi turistin yerde uzandığını gördük. bu soğuk kış gününde niçin yerde uzandıklarını anlamlandıramadık. bizim gibi diğer insanlar da anlamdıramamış olacaklar ki, kimse yanlarına yaklaşmıyordu. hareketsiz bir şekilde yerde uzanan şahıslar, biz akşam dokuz civarı heykelinin önünden geçerken hala aynı şekilde uzanmaktaydılar. yine kimse yanlarına yaklaşmıyordu. görünmez olduklarını düşündük.

çocukluk fotoğraflarına bakarken içlerinden en sevdiği olanı bulamayan 20'li yaşlarında bir delikanlı, gün geçtikçe bitaplaşıyormuş. fotoğrafı bulamayışının on birinci gününde uykusuzluktan ötürü gerçek olmayan görüntüler görmeye başlayan ve kedisini telefon sanıp, kulağına tutup kendi kendine konuşmaya başlayan delikanlı, on altıncı gün fotoğrafı bulmuş. fotoğrafı bulmasına rağmen aynı hali devam eden delikanlı, yirmi ikinci gün ölmeye başlamış, yirmi üçüncü gün tamamen ölmüş. ailesi fotoğrafın gazeteye konulmasını istememiş. arkadaşlarımızla ailesinin evine gidip fotoğrafı görme ricasını bulunduğumuzda, annesi fotoğrafta pek bir şey olmadığını, yalnızca elinde bir salyangoz olduğunu söylemişti. biz hayret etmiştik.
devamını gör...

ingilizcesi bandwagon effect olan en yalın hali ile sırf insanların çoğu doğru olduğunu düşünüyor diye bir şeyin doğru olduğuna inanmak demektir. temelde “herkes böyle davranıyorsa bende böyle davranmalıyım” şeklindedir. başarılı ve popüler insanların alışkanlıklarını, davranışlarını, inançlarını izlemek insanın doğasında vardır. çünkü bunu yapmışta başarılı olmuş şeklinde düşünmenizi sağlar. başarılı bir insanın popülerliği ve güvenilirliğinden etkilenmiş bir insan, aynı hipnotze olmuş gibi muhakeme yeteneğini kaybeder. politikada sürü psikolojisi ise bir siyasi hareketi sadece popülerliğinden dolayı takip eden seçmenlerde görülmektedir. bu gibi sebeplerle seçmenler kazanması muhtemel görülen adayları desteklerler. (bir yerlerden size tanıdık geliyor mu, epey yakınınızdaki bir yer)

ingilizce adı ise bandwagon yani üzerinde bando olan bir at arabasından gelir. ilk kez amerikalı palyaço dan rice tarafından 1845 yılında kullanılır. o yılın başkanlık kampanyası boyunca rice, “herkesin olduğu yere gelin” gibi bir manaya gelecek şekilde “sürüye katılın” "to jump on the bandwagon" ifadesini kullanır. böylece başkan zachary taylor’ın zaferi elde etmesini sağlar.

ayrıca (bkz: asch deneyi)
devamını gör...

biraz geç olsa da kendisini tanıma şerefine nail olmama izin vermiş yazar. *
iyidir, güzeldir, pozitiftir, sevgiyle dolmama sebep olmaktadır. çokça özlem bırakayım buraya.
keyifli sözlükleri olsun.
devamını gör...

perdeyi açıp, gökyüzüne bakarak söylene söylene ağlamak, sonra da uyumak.
özellikle geceleri gökyüzü üzüntümü dağıtıyor, gündüzleri keyfimi artırıyor.
bana bir pencerelik gökyüzü verin ve gidin lütfen
devamını gör...

denetimli serbestlik verilerek serbest bırakılacak olması büyük ihtimal. türkiyede halen uyuşturucunun cezası net olarak yok.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim