ilkokuldan akılda kalanlar
o kadar çok sıkışmıştım ki fotograf cekimi vardi bide o gun. yan yana tum ögrenciler arkadaslarim falan dizilmişiz. sol tarafimda bi kiz arkadasim vardi el ele tutusuyoduk onunla. kendimi altima yapmamak icin o kadar sıkmışım ki diger yanimda duran cocugun elinide tutmaya başladım. ama cocuk surekli elini elimden çekmeye çalışıyodu ve bende sülük gibi yapışmıştım. allah bilir ne anlamıştı cocuk o zamanlar.. bide son olarak altimada kaçırmıştım. berbat bi gündü.
devamını gör...
kız isteme söz nişan nikah düğün
hep masraf, hep sıkıntı.
devamını gör...
ülkeden ümidinizin kesildiği anlar
ümidin kesilmesinden geçeli çok oldu. sevmeseler(!) bari diyoruz toplum olarak.
devamını gör...
hiçbir tanımı beğenmeyen yazar
ben hoşuma giden her şeyi artılıyorum. neden bencil olayım ki çok saçma!
devamını gör...
21 temmuz 2021 normal sözlük protestosu
devamını gör...
devlet ne için vardır sorusu
-yurt savunmasını sağlamak için.
-yurtiçinde asayişi,dirlik-düzeni sağlamak için.
-adaleti gerçekleştirmek için.
-herkese fırsat eşitliği sağlayacak bir eğitim düzenini gerçekleştirmek için.
-herkese eşit,ulaşılabilir,mümkün olduğunca üst düzeyde bir sağlık hizmeti vermek için.
-yurttaşlarının sosyal güvenliğini sağlamak için.
(!)
-yurtiçinde asayişi,dirlik-düzeni sağlamak için.
-adaleti gerçekleştirmek için.
-herkese fırsat eşitliği sağlayacak bir eğitim düzenini gerçekleştirmek için.
-herkese eşit,ulaşılabilir,mümkün olduğunca üst düzeyde bir sağlık hizmeti vermek için.
-yurttaşlarının sosyal güvenliğini sağlamak için.
(!)
devamını gör...
ilginç genel kültür bilgileri
antarktika'nın açılımı anti-arktik anlamına geliyormuş.
devamını gör...
hakaret olmayan ama hakaret olan cümleler
birtakım ifadeler.
tam bir cümle olmamakla beraber, bana göre "senin anlayacağın" sözcük grubu bir nevi hakarettir. "uzun yoldan söyleneni anlamayan bir beyinsiz olduğun için anlayacağın şekilde kısalttım" demek gibidir. her ne kadar kullananlar bu amaçla kullanmıyor olsa da bana hep böyle gelmiştir. sevemedim gitti.
bir de "anlamıyorsun" ya da "anladın mı?" kelimeleri var. ilkini söyleyenlere diyeceğim şey şu: belki sen anlatamıyorsundur? son günlerde iyice taktım bu kelimeye.
ikincisi de ayrı bir garabet. anladın mı diyeceğine anlatabildim mi demeli insan. çok sevdiğim ve ağız alışkanlığı nedeniyle, kesinlikle kötü niyetli olmaksızın bu kelimeyi sık sık kullanan insanlar tanıyorum ama niyetlerinin iyi olması bundan rahatsızlık duymamak için yeterli değil bence.
edit: imla
tam bir cümle olmamakla beraber, bana göre "senin anlayacağın" sözcük grubu bir nevi hakarettir. "uzun yoldan söyleneni anlamayan bir beyinsiz olduğun için anlayacağın şekilde kısalttım" demek gibidir. her ne kadar kullananlar bu amaçla kullanmıyor olsa da bana hep böyle gelmiştir. sevemedim gitti.
bir de "anlamıyorsun" ya da "anladın mı?" kelimeleri var. ilkini söyleyenlere diyeceğim şey şu: belki sen anlatamıyorsundur? son günlerde iyice taktım bu kelimeye.
ikincisi de ayrı bir garabet. anladın mı diyeceğine anlatabildim mi demeli insan. çok sevdiğim ve ağız alışkanlığı nedeniyle, kesinlikle kötü niyetli olmaksızın bu kelimeyi sık sık kullanan insanlar tanıyorum ama niyetlerinin iyi olması bundan rahatsızlık duymamak için yeterli değil bence.
edit: imla
devamını gör...
after life
ricky gervais’in 3. sezon boyunca şarap içtiği dizidir ama adam güzel içiyor.
yakın zaman önce sevdiği birini kaybetmiş olanların izlememesi gereken dizidir. insanın boğazına çözülemeyen bir düğüm atan netflix yapımıdır.
sanırım izleyenleri hüzünlere gark eylemesinin sebebi, sinema dünyasının bu tarz konuları bizlere çoğunlukla bir kadının gözüyle aktarmasındandır. bu dizide bir erkeğin gözünden izliyoruz. oysa acının cinsiyeti olmaz. erkekler de yanar, hem de nasıl yanar şarkısının dizi hali demek yanlış olmaz. kısaca, çok sevdiği eşini kaybeden bir adamın, zor bir dönemi konu ediliyor diyelim. kaliteli mizahıyla, abartıya kaçmayan ve dozunda kalan duygusal sahneleriyle aslında basit bir dizi. ricky’nin de tam olarak yapmak istediği buymuş. hayatın normal akışını yazmış. diziyi samimi yapan ise abartı dilini hiç kullanmamasıdır.
bana göre bu dizinin dayanak noktası; gerçekler. hani şu hep kaçmaya çalıştığımız ve bunun için türlü bahaneler ürettiğimiz gerçekler. akıl dolu bir senaryo ve iyi bir oyunculukla aslında ricky gervais bizlere bilmediğimiz bir şey söylemiyor. böyle bir derdi de yok zaten. insanların ne kadar gerçeklikten uzak yaşadığını anlatıyor.
şu aralar biraz ağlayayım ama bunun için gerçekçi bir sebep gerek diyorsanız.
izleyiniz.
- sen insanmışsın
+ yavaş yavaş oluyorum
diziden alıntıdır.
yakın zaman önce sevdiği birini kaybetmiş olanların izlememesi gereken dizidir. insanın boğazına çözülemeyen bir düğüm atan netflix yapımıdır.
sanırım izleyenleri hüzünlere gark eylemesinin sebebi, sinema dünyasının bu tarz konuları bizlere çoğunlukla bir kadının gözüyle aktarmasındandır. bu dizide bir erkeğin gözünden izliyoruz. oysa acının cinsiyeti olmaz. erkekler de yanar, hem de nasıl yanar şarkısının dizi hali demek yanlış olmaz. kısaca, çok sevdiği eşini kaybeden bir adamın, zor bir dönemi konu ediliyor diyelim. kaliteli mizahıyla, abartıya kaçmayan ve dozunda kalan duygusal sahneleriyle aslında basit bir dizi. ricky’nin de tam olarak yapmak istediği buymuş. hayatın normal akışını yazmış. diziyi samimi yapan ise abartı dilini hiç kullanmamasıdır.
bana göre bu dizinin dayanak noktası; gerçekler. hani şu hep kaçmaya çalıştığımız ve bunun için türlü bahaneler ürettiğimiz gerçekler. akıl dolu bir senaryo ve iyi bir oyunculukla aslında ricky gervais bizlere bilmediğimiz bir şey söylemiyor. böyle bir derdi de yok zaten. insanların ne kadar gerçeklikten uzak yaşadığını anlatıyor.
şu aralar biraz ağlayayım ama bunun için gerçekçi bir sebep gerek diyorsanız.
izleyiniz.
- sen insanmışsın
+ yavaş yavaş oluyorum
diziden alıntıdır.
devamını gör...
sezai karakoç
mona rozanın sahibi sevgili şairimiz. az önce haberde vefat ettiğini öğrendim. şiirlerini beğendiğim, mona roza şiirini de çok sevdiğim bir şairdi. allah rahmet eylesin.
devamını gör...
hayata dair iç burkan detaylar
o zamanlar yoğun bakımda staj yapıyorum. her gün aldığım bir çocuk hastam var. altı yaşında ama minicik. kendi başına nefes alamayan, ağızdan beslenemeyen ve daha bir sürü durumu olan bir çocuk. onun durumu bile yeterince üzücü aslında. bilinci açık, sadece basit komutları alabilecek bir düzeyde ama etrafındakileri tanıyıp takip edebiliyor. sizi görünce gülümseyip öpücükler atıyor.
beni üzen şeyse daha farklıydı. haftanın bir günü ziyaret günü, günlerden de ziyaret günüydü. başka çocukların aileleri gelmişti. vakit geçirebilecekleri, çocuklarına dokunup sevebilecekleri kısıtlı zaman vardı ama hastamın ailesi yoktu. bilinçsiz yatan çocuklarını sadece onu sevmek için gelen aileler varken bu ailenin ilgi bekleyip gülücüklerle cevap vereceği bir çocuğu var ve ziyarete bile gelmiyorlardı. sağlıklı bir ikizi varmış sanırım ilgilendikleri o.
beni üzen şeyse daha farklıydı. haftanın bir günü ziyaret günü, günlerden de ziyaret günüydü. başka çocukların aileleri gelmişti. vakit geçirebilecekleri, çocuklarına dokunup sevebilecekleri kısıtlı zaman vardı ama hastamın ailesi yoktu. bilinçsiz yatan çocuklarını sadece onu sevmek için gelen aileler varken bu ailenin ilgi bekleyip gülücüklerle cevap vereceği bir çocuğu var ve ziyarete bile gelmiyorlardı. sağlıklı bir ikizi varmış sanırım ilgilendikleri o.
devamını gör...
türkiye'yi yaşanmaz kılan detaylar
adalet yok,
eşit haklar yok,
saygı yok,
tahammül yok,
empati yok,
her türlü yalan dolan, tuzak, dalavere, hile, aldatma vs var. o küçücük nohut beyinleri ile sırf iyi niyetli olduğu için insanları salak yerine koyma var.
hepsini geçtim bu ülkede babana bile güvenme diye söz var. daha ötesi var mı?
eşit haklar yok,
saygı yok,
tahammül yok,
empati yok,
her türlü yalan dolan, tuzak, dalavere, hile, aldatma vs var. o küçücük nohut beyinleri ile sırf iyi niyetli olduğu için insanları salak yerine koyma var.
hepsini geçtim bu ülkede babana bile güvenme diye söz var. daha ötesi var mı?
devamını gör...
kuran kursu sapıklığının son sürat devam etmesi
bir ateist olarak söylüyorum. bu çirkin ve insanlık dışı suçların kuranla, islamla ilgisi yoktur. aynı durumlar avrupa ve amerika'da da ziyadesiyle yaşanıyor. oradaki iğrençliklerin de incille isa ile alakası yoktur.
para bir yerde kümelenmeye başlayınca orada güç de birikiyor. güç birikince korku ve körlük başlıyor. yarın iktidarı biz komünistler ele geçirsek belki daha beterleri bizim vakıf ve derneklerimizde de olur. şok doktoriniyle denetimi yandaşlarımız için ortadan kaldırırsak kesin olur. bize güvenen halk, bunlar marksında leninin de adamlar öyle şey etmezler ataletine bir kere kapılırsa edilmeyen kötülük kalmaz.
kuranın, isa'nın suçu yok dedik de sevgili teist dostlarımız hiç mi suçu yok? enaz benim kadar sorumlulukları var bu tecavüz sisteminde. ilk çığlığı bu kötülerin suratına onlar tükürmediği için elbette biraz daha fazla sorumlulukları vardır benden.
birbirimizi sloganist linçlerle şarlamak artık çemberi hepimize kadar dayanan tecavüzden korunma yöntemi değildir. suçu onun bunun üzerine atarak da korunamayız. kötülüğün sorumluluğu hepimizin boynunda. pislik hepimizin üzerinde.
para bir yerde kümelenmeye başlayınca orada güç de birikiyor. güç birikince korku ve körlük başlıyor. yarın iktidarı biz komünistler ele geçirsek belki daha beterleri bizim vakıf ve derneklerimizde de olur. şok doktoriniyle denetimi yandaşlarımız için ortadan kaldırırsak kesin olur. bize güvenen halk, bunlar marksında leninin de adamlar öyle şey etmezler ataletine bir kere kapılırsa edilmeyen kötülük kalmaz.
kuranın, isa'nın suçu yok dedik de sevgili teist dostlarımız hiç mi suçu yok? enaz benim kadar sorumlulukları var bu tecavüz sisteminde. ilk çığlığı bu kötülerin suratına onlar tükürmediği için elbette biraz daha fazla sorumlulukları vardır benden.
birbirimizi sloganist linçlerle şarlamak artık çemberi hepimize kadar dayanan tecavüzden korunma yöntemi değildir. suçu onun bunun üzerine atarak da korunamayız. kötülüğün sorumluluğu hepimizin boynunda. pislik hepimizin üzerinde.
devamını gör...
günün sözü
bazı kitaplar tadılmalı, bazıları yutulmalı, birkaçı da ağır ağır çiğnenmeli ve sindirilmelidir.
francis bacon
francis bacon
devamını gör...
elalem ne der korkusuyla hayallerinden vazgeçen insan
çocukluğunda bunun temeli maalesef yetişkinler tarafından sağlam bir şekilde atılmış bir kişidir. şunu yapma, bunu deme, bunu giyme, büyüklerinin yanında konuşma vb. uyarılarla büyüyen kişi elbette yetişkin olduğunda çevresi ne der diye düşünür. örnek vereyim: güzel bir kıyafet alır, yakışmıştır da ancak hücrelerine işleyen uyarılar onu o kıyafeti giymekten alıkoyar.
hayalleri de öyle şekillenir. kendi istediklerini değil küçükken, ergen iken ondan istenenleri yapmaya programlanmıştır çünkü. kafasındakini hayata geçirmek ona sanki suç işliyormuş gibi gelebilir. bu yüzden devamında da verimsiz olabilir giriştiği her ne ise. velhasılı kelam kendi temelin sağlam olmazsa bina da yıkılır, hayaller de.
au revoir.
hayalleri de öyle şekillenir. kendi istediklerini değil küçükken, ergen iken ondan istenenleri yapmaya programlanmıştır çünkü. kafasındakini hayata geçirmek ona sanki suç işliyormuş gibi gelebilir. bu yüzden devamında da verimsiz olabilir giriştiği her ne ise. velhasılı kelam kendi temelin sağlam olmazsa bina da yıkılır, hayaller de.
au revoir.
devamını gör...
kimya
bütün pozitif bilimlerin küçük hatta çok küçük düzeyde (nano) çalışmaya başladığı 21. yüzyılda bütün bilimlerin başvurmak zorunda olduğu muhteşem bilim dalı.
icra eden kişilere kimyager derler.
icra eden kişilere kimyager derler.
devamını gör...
okuduğun kitaptan bir alıntı bırak
“geçmişin hayal kırıklıkları üzerine ne yeni bir köprü inşa edebilirlerdi, ne de olmamış gibi davranabilirlerdi .”
devamını gör...


