yaklaşık 1 saat kadar oluyor. balkonda çamaşır asarken içerden eşimin bağırma sesini duydum. telefonda kavga ediyordu. karşı binamızdan bir amca arayıp beni şikayet etmiş şortla balkona çıktım diye. eşim "rahatsız oluyorsan bakma evine gir" diyip telefonu yüzüne kapattı. aradan 10 dakika geçti geçmedi üşenmeyip kapımıza geldi. 50 küsur yaşında adam sırf beni eşime şikayet etmek için 4 kat çıkmış. nefes nefese "sen nasıl adamsın" diye ahkam kesiyor. apartmanı birbirine kattı sanki onun beni izlemesi değil de benim balkona çıkmam yanlış gibi. polis bir arkadaşımı çağırmak zorunda kaldım sonunda. o bağırıp çağıran adam bi anda şikayeti duyunca süt dökmüş kediye dönüp özür diledi. ne diyim ki...
devamını gör...
pastanede parayı verirken vesikalığımı da içinde vermişim. bir de farketmedim gidiyordum, adam peşimden geldi vermek için. fotoğraf normal vesikalık da değil, sebebini hatırlamadığım bir biçimde sadece suratım gözükecek şekilde kesmişim. kendi kendime gülerek eve geldim. saçma sapan olay.
devamını gör...
sıfır araba alıp sürpriz için sevgilimin evine gitmiştim. çay kahve içtik. haydi gel bir tur atalım dedim, dışarı çıktık, araba park ettiğim yerde yok. kafayı yiyeceğim, araba harbiden park ettiğim yerde değil, sokak sokak araba aradım, park ettiğimi düşündüğüm yerden tam 3 sokak ötede buldum arabayı.
hala anlam veremem bu olaya. adım gibi eminim kapsının önüne patk ettiğime ama araba 3 sokak ötede çıktı.
devamını gör...
kendimi bunu yazmak zorunda hissediyorum cidden kafam ağrıyor artık düşünmekten. yaklaşık 1 buçuk ay önce ev aldık. oturmakta olduğumuz evin sahibine haber verdik bu tarihten itibaren bizimle sadece emlakçı muhatap oldu. daha çıkacağımız tarih belli değilken eve kiracılar gelmeye başladı. geçen hafta da birisi evi tuttu. o andan itibaren de her gün "ne zaman çıkacaksınız?" diye telefonla darlanmaya başladık. pazar günü apar topar taşınmak zorunda kaldık. evimize eşyaları bırakıp gidip çıktığımız evi temizleme niyetimiz varken emlakçı apar topar gelip anahtarı aldı. eski ev sahibimiz iki gün sonra evde gördüğü her hasarı bize yüklemek için aramaya başladı. "avize kullanmışsınız, mutfak pis, parkeler kabarmış" halbuki sadece eve badana yaptıracak vaktimiz olmamıştı. onun için de depozitoyu bıraktık. allah'tan dün aklıma evi tutarken yanımızda ekspertiz olduğu geldi de kurtulduk. herkese tek tavsiyem ev tutarken yanınızda ekspertiz bulundurun. yoksa böyle pis insanlarla uğraşırsınız.
devamını gör...
geçen hafta masterchef izliyordum ve takım oyununda pancarlı kısır yapmışlardı. bende merak edip bu hafta içi yapayım dedim. internetten tarifleri okuyordum, kendimce ortaya karışık bir tarif oluşturdum ve yapmaya koyuldum. bulgurları ıslatıp, kırmızı pancarı rendeledikten sonra rengi mor olmuştu ve gerçekten görüntüsü hoşuma gitmişti. sonra diğer malzemeleri ekledim ve en son nar ekşisini de katayım dedim. nar ekşisini kattıktan sonra mor olarak rengi siyaha döndü. meğer normalde 4 çay bardağı bulgura 1 yemek kaşığı nar ekşisinin katılması gerekirken, ben 2 çay bardağı bulgura 1 çay bardağı nar ekşisi katmışım ve hala renginin mora dönmesini bekliyordum...
devamını gör...
3-4 yıldır tanışıklığımız olan garip olarak nitelendirilebilecek bir abi aradı bugün. çok kısa bir nasılsın nerelerdesin faslından sonra lafa şöyle girdi:
"anax kardeşim bana acilen bir savaş gemisi lazım, bir sorar mısın çevrene? çok acil ama." savaş gemisinin fransızcasını bilmediğimden anlayamadım tabii ne istediğini. "kolay abi buluruz da savaş gemisi dediğin nedir?" diye sordum. anlattı; suda yüzen gemilerin askeri olanından diye. bunun üzerine normalde güzel şaka diye gülüp geçilir ama adam öyle biri ki gerçekten ciddi olma ihtimali de var. "yük gemisi istersen buluruz ama savaş gemisi pazarda satılan bir şey değil, siparişle imal ediliyor diye biliyorum, alıcı ve satıcı devletlerin anlaşması lazım" gibi şeyler geveledim ama adam inatçı, sen bulursun, mevzu önemli diyip duruyor. herhalde ben yanlış anladım diye düşündüm. abi sen fotoğrafını gönder ben bir sorayım sağa sola dedim. bildiğin uçak gemisi fotoğrafı gönderdi bana. "bundan istiyoruz, ikinci el olsa da olur" diye de yazdı. ağzımdaki içecek burnumdan aktı, cevap vermeyi unuttum. iki saat sonra arayıp "bulamadın mı?" diye sordu. "araştırıyorum" diyebildim adama. elinde ikinci el uçak gemisi olan veya dolandırıcılık kapasitesi yüksek arkadaşlar allah rızası için ulaşsın mesele ciddi.
devamını gör...
bir kaç ay önce, üç arkadaş avm'deyiz. birisinin 3 yaşında çocuğu var. diğerinin kaç aylık olduğunu bilmediğim ama daha yaşına girmediğini bildiğim bir bebeği var. bense sevgili çiftlerin yanındaki sap konumundayım.

**yaşsız bir bebek.. yaşı olunca ne güzel, mesela biliyorsun 3 yaşında, bir sene boyunca 3 yaşında diyorsun. ama aylık bebeğin ayı her ay değişiyor.
böyle enteresan olaylar var işte bu çocuk olaylarında. beni aşıyor bunlar.**

avm demişken buralarda ki asansör sıkıntılarından herkesin haberi vardır di mi? herkes doluşur o asansörlere ama bir tek bebek arabalı olanlar ya da bir engeli olan kişiler binemez. yani asıl binmesi gerekenler binemez.

biz de bunu bildiğimiz için asansörün o tarafa bir göz attık, 3 asansörün önüde dolu, bunlar bize fırsat vermez, düşüncsiyle yürüyen merdivenlere yöneldik. 3 yaşında çocuğu olan tuttu çocuğunun elinden merdivendeki yerini aldı. aşağı indi.
bebek arabalı arkadaşım bana dedi ki: "arabanın önünde dur, tut sıkıca ben de arkadan tutucam ineriz."

bana bir mantıksız geldi bu. belki de çok mantıklı ama korktum yahu. zaten bebekler konusunda çok korkağım. elim ayağıma dolaşır. yanlışlıkla katlayıp bir köşeye koyacakmışım gibi gelir hep.

tabii çaktırmadım korktuğumu "tamam" dedim. nasıl bir görev bilinci var bende o an anlatamam. işin ucunda bebek var. kadın bana güvenmiş böyle bir şey teklif etmiş. o bebeği en iyi şekilde o merdivenlerin sonuna ulaştırmam lazım.

döndüm merdivenlere ters, bebek arabasına düz şekilde.
tabii o bir anne, benim o ana kadar akıl edemediğim şeyi akıl etmiş, bebeğini kucağına almış.
ya ne olacaktı, ana o ana. ben nasıl akıl edeyim bunu. ben içinde bebek olan arabayı indiricez sandım. neyse ki artık benim görevim boş bebek arabasını tutmak. bebek benim sorumluluk alanımda değil. anası düşünsün onu.

sebepsizce yarım adım attım geriye. ohaa arabayı niye tutmadım lan ben. ne ince hesaplamalar yapmıştım halbuki. şimdi ise ince ince yürüyen merdivenlerde geri geri aşağı iniyorum. arkadaşım o sırada ben arabayi tutmadığım için merdivene binememiş (yürüyen merdivene biniliyor bence ) olduğu yerde durmuş bana bakıyor.
öbürü aşağıdan bize bakıp kahkaha atıyor.
yolculuğumu tamamlıyorum.

çok şaşkınım. allah allah halbuki hiiçç böyle garip şeyler yapmam.**

çevrede olayın farkında olanlar pis pis sırıtıyor.

geliyim mi yukarı yardıma dedim ama kabul etmedi arkadaşım. haklıydı belki ama kırdı.*
devamını gör...
bugün bakkala giderken geldi. hala şaşkınım. ben hep twitter'dan takip ederim böyle şeyleri diye düşünüyordum.

yol çalışması var. yolun minicik bir yeri asfalt yerine toprak haliyle ve bir kameraman bir de kapalı bir hanımefendi gelmiş ankara'daki yolların bedbahtlığından dert yakınıyorlardı fjdhj. sonra bakkaldan çıkan abi gördü ve onlara doğru yaklaşmaya başladı. niye yalan haber yaptıklarına dair çok sinirlendi ve sonuna kadar da haklıydı. zor tuttuk yoksa dalacaktı kameramana.

saçma diyemem işte ama haberciliği de sıradan millet anlatmak kalıyor asıl gazeteci olması gerekenlere. ona üzüldüm.
devamını gör...
çok sevdiğim bir memlekette* birinden evlilik teklifi aldım. kibarca reddettim, çocuk beni hayatından çıkarmak istemedi. aradan zaman geçti, çocuk sevgilisi ile tanıştırdı beni. çocuğun tek kız arkadaşı olarak sevgilisi ile tanıştım ve ilişkilerinde yetkili merci sayılıyorum. zaten böyle saçma olaylar beni bulur genelde.
devamını gör...
milyarlarca gezegen varken dünyaya gelmek.*
devamını gör...
bi gece iyi takıldık. gecenin ilerleyen saatlerinde arkadaşın teki yerde bağdaş kurmuş oturuyordu. ayağı uyuşmuş bir anda bacağım yok diye bağırıp ağlamaya başladı. bizde korktuk evin içinde bacak arıyoruz. biri birinin bacağa sarılmış buldum diyor. biri ayranı dökmeseydiniz içecektim ben onu diyor. kafamız hızlıydı ama gençlikte kaldı.
devamını gör...
bi fenomene benzediğim için, günümü ve sonraki bir haftamı berbat eden bi tartışma çıkmıştı. ikna da edemedim, ben o değilim diye. lanet ruh hastaları başımızdan eksik olsun.

katil balinalara ölüm.
devamını gör...
kısa dönem askerliğimin son günleri. bilenler bilir, o günlerde pek karışanınız girişeniniz olmaz. sıcak bir yaz günü. sabah içtimasından sonra, hava sıcak olduğu için kamuflaj falan giymeden üzerimde yeşil askeri fanilalardan biriyle garajın yanındaki gölge bir yerde, çay eşliğinde kitap okuyorum. hızla yanıma gelen biri, tak selam çakıp tekmilini verdi. birliğe yeni dağıtımı yapılmış bir asteğmen. zannedersem bu arkadaş rahatlığımı falan görüp beni komutan zannetti. işte komutanım ben şu şu... dağıtımım şuraya yapıldı, emir ve görüşlerinize hazırım, deyip hazır kıta karşımda bekliyor. neden bilmiyorum, belki hoşuma gitti, belki eğlenmek istedim. hiç bozuntuya vermeden "tamam, sen bugün istirahatlisin, git dinlen" dedim. emredersiniz deyip gitti, bir daha da görmedim.
devamını gör...
bugün tam twitterlık bir olay yaşadım. en değil ama saçma ve komikti.

yurtdışındayım, bir kafede çalışıyorum. bir müşteriden sipariş aldım ettim oydu buydu konuşuyoruz. yüzümü kaşıdım bir an, adam kolumdaki atatürk imzası dövmeyi gördü birden türk müsün? diye ingilizce sordu. ben de ingilizce evet türk’üm diye cevap verdim. adam yine ingilizce bir şekilde ben de azerbaycanlıyım dedi.
biz bayağı sohbet ettik adamla bu şekilde, sonra içeriden mutfakta çalışan kazakistanlı çocuk çıktı ve ingilizce bir şekilde neden türkçe konuşmuyorsunuz? diye sordu.

edit: keşke tam o an bele veziyyetin içine soxayım deseydim yaa.
devamını gör...
efendim daha öncesinde başka bir başlıkta bir mevzu anlatmıştım #2188801, bu hikayedeki karakterimiz ile yaşanıyor bu olay.
bütün bu yaşadıklarımı heyecanlı bir şekilde anlatmak için lisedeki en yakın arkadaşımı bulup kızlar tuvaletine gitmiştim. tuvalette kimse olmadığı için rahat rahat anlattım bütün olayı, biraz da yorum yapıyorum tabii*. tam konuşmanın ortasında bir sifon sesi geldi ve bu malum şahıs çıktı içeriden. ellerini bile yıkamadan çıktı gitti.*
devamını gör...
burada arkadaşlarımdan biri buluşmak istedi bir gün. kalktım gittim. güzel güzel hazırlanmış, makyajını yapmış. çok şık olmuş. ben yine dangalak gibi kot, tshirt gittim. seni çok seveceğin bir yere götüreceğim dedi. girdi koluma. başladık yürümeye. pl de la liberté'de bir türk restoranı varmış. oraya götürdü beni. oturduk. yemek yiyeceğiz. menüye baktım. kebaplar, sarmalar, bilmem neler her şey var her şey. içki menüsü geldi. orda da efes var, tuborg var. var oğlu var ya. nasıl mutluyum ama.

garson geldi. tip türk. sormaya bile gerek yok türk mü değil mi diye fakat hiç o toplara girmedim. direkt fransızca verdim siparişi. arkadaşım da öyle yaptı. geldi yemekler. hiç memnun değilim. arkadaşım adana sipariş etmişti bana güvenerek. ''aa bu kefta.'' dedi. burada köfteye kefta diyorlar bir cezayir yemeği olarak görülüyor. köfte işte. aynı şey. adana ile köftenin alakası yoktur ancak oradaki adana'nın adana'yla alakası yoktu. köfteydi o. diğer yemekler de benzerdi. zeytinyağlı yaprak sarmalar falan bir sürü şey sipariş edildi. arkadaşım o gün beni ''yaşatıyordu'' adeta ancak işte güzel değildi hiçbiri. bu kız zeytinyağlı yaprak sarmayı da bilen biri açıkçası. hemen anladı bunun konserve olduğunu. başladı garsonu çağırıp söylenmeye. türk yemeklerinin türkler tarafından nasıl bu kadar kötü yapıldığına dair karşımda bir türk bir romanyalı kavga etti. ben sessizce napıyorum lan burada diye tırnak pide kemirdim.

sonra hesabı ödemeye gittik. o esnada kız başka bir dilde konuştuklarını fark etti ve bana sordu türkçe mi bu diye. kulak kabarttım. ''yok ya değil bu türkçe'' dedim. hesabı öderken içime kurt düştü. biraz daha kulak kabarttım. yoo gayet türkçe konuşuyorlardı ama hayatında hiç türkiye'de bulunmamış, hiç türkçe konuşmamış biri tarafından üretilmiş bir türkçe gibiydi. hani doğudaki vatandaşlarımızın çok belirgin bir aksanı vardır ya, batı'da anlamak zordur, heh o aksan çok daha kolay anlaşılır bu duyduğum şeyden. türkçe'yi tanınmaz hale getirerek konuşuyorlardı.

velhasıl bir garip restoranda yemek yedim. hayatında hiç adana yememiş insanlar tarafından yapılan adana ve hiç türkçe konuşmamış insanlar tarafından konuşulan bir türkçe vardı. bu insanlar gemiye binip amerika'ya gidip orayı hindistan sanan colomb'u hatırlattılar bana. bir insan hiç gitmediği yerle hiç gitmediği yeri nasıl birbirine karıştırır diyoruz ya. bu abiler yapardı onu.
devamını gör...
okuldan çıktım otobüsü kaçırmıştım yorgun yorgun yarım saat beklemeyim şimdi diye otostop çekeyim dedim. bi kargo aracı durdu atla dedi hiç nereye gidiyorsunuz falan diye sormandan hipnotize olmuş halde atladım arkaya kargoların arasına orada 3 öğrenci daha varmış kaçak mülteci gibi gidiyoruz öyle. merkeze yakın bi yerde ileride polis var sıkıntı olmasın inin burada gençler dedi eyvallah abi deyip indik
devamını gör...
35 yaşında ki tertemiz bir adam tarafından "benim dayım mafya" minvalinde tehdit edildim.
la tamam hepimiz acı çekiyoruz, hepimiz hüzünleniyoruz, hepimize haksızlık yapılıyor belki ben de yanlışlar yapıyorum farkında olmadan ama "benim dayım mafya" tehdit şekli biraz senin yaşındaki adam için yanlış değil mi? *
devamını gör...
abi bi gün parkta arkadaşla çimlerde oturuyoruz uzaktan elinde bi şeyle biri koşuyor başta iplemedik sonra baktık ki bize koşuyor harbiden elindeki de döner bıçağı 70lik ve kendisi bizim yakın bi arkadaş aga panikle koşmaya başladık eleman bizi kovalıyor ciddi ciddi sonra hedefi benden kopardı yanımdaki arkadaşı kovalamaya başladı beni geçerek ben de ikisini kovalamaya başladım sonra birbirimizi kaybettik ertesi gün ilk arkadaşla buluştuk takılıyoz yine birden yanımızda türedi diğer p...enk beyler kusura bakmayın bana bi şey içirdiler dedi fark etmedim siz olduğunu uyuz oldum dedi. meğerse fark edince eve doğru koşmaya başlamış sağ ol kanka öldürmediğin için demek istedim o an ama delinin tekiydi.. diyemedim..
devamını gör...
arnella (bkz: köylü yazardan ironiler) (bkz: hazel grace) tarafından kollanan pp fotosu bir acayip olan yazarın bana salça olması durumu. gereken cevap verildi ama hala bana laf geçirmeye çalışıyor. (bkz: değer bilir) ortala 200 gram olan ve her yerde bulabileceğin bir şey için kendini küçük düşürme. bu kişilere çok güvenme. yarın bir gün ters düşersen çok sıkıntı yaşarsın. beni burada bilen biliyor ama seni kimse tanımıyor henüz. bir de o pp foton cidden çok komik değiştirmeni tavsiye ederim.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"sözlük yazarlarının başına gelen en saçma olay" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim