zenginlik
neyin yeterli olduğunu bilmektir.
devamını gör...
çocuklarla girilen komik diyaloglar
çocuk 1: abi sence burçlar ne işe yarıyor?
çocuk 2: kadınlar eş seçerken kullanıyor
çocuk 1 : nerden biliyorsun?
çocuk 2: anneme arkadaşı bir daha dünyaya gelsem bir balıkla asla evlenmezdim hep uyuyor dedi ya.
çocuk 1: abi sen hangi burçsun?
çocuk 2: aslan burcuyum. neden sordun,?
çocuk 1 : ben de kız olsaydım aslan burcu biri ile evlenmezdim.
çocuk 2 : nedenmis o?
çocuk 1: hep üstüne yemek döküyorsun. hep çamaşır yıkamak istemezdim.
çocuk 2: kadınlar eş seçerken kullanıyor
çocuk 1 : nerden biliyorsun?
çocuk 2: anneme arkadaşı bir daha dünyaya gelsem bir balıkla asla evlenmezdim hep uyuyor dedi ya.
çocuk 1: abi sen hangi burçsun?
çocuk 2: aslan burcuyum. neden sordun,?
çocuk 1 : ben de kız olsaydım aslan burcu biri ile evlenmezdim.
çocuk 2 : nedenmis o?
çocuk 1: hep üstüne yemek döküyorsun. hep çamaşır yıkamak istemezdim.
devamını gör...
özlenen basketbolcular
(bkz: bogdan bogdanovic)
(bkz: ekpe udoh)
(bkz: nikola kalinic)
(bkz: luigi datome)
(bkz: pero antic)
ah be içim gitti yazarken.
(bkz: ekpe udoh)
(bkz: nikola kalinic)
(bkz: luigi datome)
(bkz: pero antic)
ah be içim gitti yazarken.
devamını gör...
gündoğmuş belediye başkanı'nın yaptığı açıklamalar
afet mağdurlarının kafasına çay atan siyasi parti liderinin, aynı partili belediye başkanının beyanı. çok görmeyin arkadaşlar..
devamını gör...
bir tanrıya inanmadan kutsal kitapları okumak
bir tanrıya inananlarında yapması gereken davranış.
devamını gör...
hiç gelmeyecek birini özlemek
"birikmiş bir özlemi sakladınız mı. gelmeyecek bir gideni, olmayacak bir nedeni beklediniz mi."*
ilk aklıma bu sözler geldi ve birkaç cümle yazmak istedim. özlemek gerçekten zordur. ama hiç gelmeyecek birini özlemek ondan çok daha fazla zor ve acıdır. çünkü gelmeyeceğini bile bile özlemek, belki de kişinin kendine yapabileceği en büyük kötülüklerden biridir. aklımız bilir o kişinin gelmeyeceğini, kalbe: "zaten gelmez boşuna bekleme" der. ama kalbimiz hep bekler. o küçük umudunu hiç kaybetmez. bazen azalır o umut bazen çoğalır ama asla bitmez.
bazen de vefat eden ve gerçekten gelemeyecek birini özleriz. sahiden onlar da bizi özlüyor mudur? biz onların seslerini kulaklarımızda duyabilmek, gülüşlerini hatırlayabilmek için kendimizi paralarız çünkü.
her şekilde özleriz de özleriz... bile bile, içimiz yana yana, kalbimiz kan ağlaya ağlaya... ama vazgeçmeyiz. ne kadar çabalasak da didinsek de yüreğimiz bırakamaz özlemeyi. unutamaz sevdiğini. işte seven insan, sevdiğini sadece gelecek diye özlemez. evet, o kavuşma anının hayali çok güzeldir fakat bazen özlemek bile ayrı güzel değil midir?
"baharda kışı, kıșında baharı özler insan. ne uzaksa onu özler... kavuşmak șart mı? boșver! bazı şeyler yokken güzel."*
evet aynı şairden başka bir söz daha. ama gerçekten de haklı. bazen kavuşmak şart değildir. bazen kavuşmak yokken güzeldir...
ilk aklıma bu sözler geldi ve birkaç cümle yazmak istedim. özlemek gerçekten zordur. ama hiç gelmeyecek birini özlemek ondan çok daha fazla zor ve acıdır. çünkü gelmeyeceğini bile bile özlemek, belki de kişinin kendine yapabileceği en büyük kötülüklerden biridir. aklımız bilir o kişinin gelmeyeceğini, kalbe: "zaten gelmez boşuna bekleme" der. ama kalbimiz hep bekler. o küçük umudunu hiç kaybetmez. bazen azalır o umut bazen çoğalır ama asla bitmez.
bazen de vefat eden ve gerçekten gelemeyecek birini özleriz. sahiden onlar da bizi özlüyor mudur? biz onların seslerini kulaklarımızda duyabilmek, gülüşlerini hatırlayabilmek için kendimizi paralarız çünkü.
her şekilde özleriz de özleriz... bile bile, içimiz yana yana, kalbimiz kan ağlaya ağlaya... ama vazgeçmeyiz. ne kadar çabalasak da didinsek de yüreğimiz bırakamaz özlemeyi. unutamaz sevdiğini. işte seven insan, sevdiğini sadece gelecek diye özlemez. evet, o kavuşma anının hayali çok güzeldir fakat bazen özlemek bile ayrı güzel değil midir?
"baharda kışı, kıșında baharı özler insan. ne uzaksa onu özler... kavuşmak șart mı? boșver! bazı şeyler yokken güzel."*
evet aynı şairden başka bir söz daha. ama gerçekten de haklı. bazen kavuşmak şart değildir. bazen kavuşmak yokken güzeldir...
devamını gör...
ayrılık
"ayrılıklar da sevdaya dahil." diyor.atilla ilhan..ve cevap veriyor cahit zarifoğlu; "oturup konuşsaydık,geçerdi belki herşey. başını alıp gitmek sevdaya dahil değil....
devamını gör...
son singapur vapuru (yazar)
iyi, kötu, komik, melankolik bakmaksizin her daim yazmasini siddetle tavsiye edecegim yazar. sozluge yazsin, bir kitabin arkasina yada karalama defterine faketmez. . . kimin onu nasil gordugunden, nasil algiladigindan, ne derece onayladigindan bagimsiz hep yazsin. cunku anladigim kadariyla o bunu seviyor. sevdigi deger verdigi ne varsa baskasinin sozu uzerine birakmasin. ınsan sadece kendi dogrulariyla yasadigi gun en mutlu oldugu gundur. en kisa zamanda da mutlu olmani diliyorum.
devamını gör...
life
1936 ile 2007 yılları arasında, yayınlanmış abd dergisi.
aslında yayın hayatına, 1883yılında başlıyor ve 1936 yılında time yayıncısı henry luce , life'ı satın alarak dergiyi bir haber dergisi yapıyor.
asıl değinmek istediğim nokta bu değildi. 1915 yılında yayınlanmış bir fotoğrafı paylaşacağım lakin, lokum yeme bizi 1936'da kurulmuş olan dergi nasıl 1915'te foto paylaşabilir demeyesiniz diye biraz yazayım dedim,
yani velhasılı kelam, derginin ortaya çıkışı amerika'daki ingiliz kolonilerinden beri var olan bir şey.
1765 ila 1783 yılları arasında gerçekleşen, bağımsızlık savaşında erkek nüfusun büyük bir kısmı öldü.
babaları, kocaları, ağabeyleri askere giden kadınların amerika da ön planda olduğu yıllardı. hemde her anlamda. işte evde ticarette erkekler olmadığından mecbur kadınlar, her yerdeydi.
kadınlar kapı kapı gezerek , amerikan bağımsızlığı için para topladılar filan... bağımsızlık hareketi eylemlerine bizati katıldılar filan.
hatta, 1765 yılında ''özgürlüğün kızları'' olarak bilinen amerikanın ilk resmi kadın derneğini kurdular ve ingiltere vergilerine kitlesel tepki gösterdiler. zaman oldu devran geçti. amerika bağımsızlığını ilan etti.
1776 yılında amerika bağımsızlık bildirgesinde şu sözler geçiyordu: ''tüm erkekler eşit yaratılmıştır''
işte; 01/07/1915 tarihli life dergisinde aşağıdaki fotoğraf yayınlanmıştır. ''ve kadınlar'' eklenerek...
''
''
aslında yayın hayatına, 1883yılında başlıyor ve 1936 yılında time yayıncısı henry luce , life'ı satın alarak dergiyi bir haber dergisi yapıyor.
asıl değinmek istediğim nokta bu değildi. 1915 yılında yayınlanmış bir fotoğrafı paylaşacağım lakin, lokum yeme bizi 1936'da kurulmuş olan dergi nasıl 1915'te foto paylaşabilir demeyesiniz diye biraz yazayım dedim,
yani velhasılı kelam, derginin ortaya çıkışı amerika'daki ingiliz kolonilerinden beri var olan bir şey.
1765 ila 1783 yılları arasında gerçekleşen, bağımsızlık savaşında erkek nüfusun büyük bir kısmı öldü.
babaları, kocaları, ağabeyleri askere giden kadınların amerika da ön planda olduğu yıllardı. hemde her anlamda. işte evde ticarette erkekler olmadığından mecbur kadınlar, her yerdeydi.
kadınlar kapı kapı gezerek , amerikan bağımsızlığı için para topladılar filan... bağımsızlık hareketi eylemlerine bizati katıldılar filan.
hatta, 1765 yılında ''özgürlüğün kızları'' olarak bilinen amerikanın ilk resmi kadın derneğini kurdular ve ingiltere vergilerine kitlesel tepki gösterdiler. zaman oldu devran geçti. amerika bağımsızlığını ilan etti.
1776 yılında amerika bağımsızlık bildirgesinde şu sözler geçiyordu: ''tüm erkekler eşit yaratılmıştır''
işte; 01/07/1915 tarihli life dergisinde aşağıdaki fotoğraf yayınlanmıştır. ''ve kadınlar'' eklenerek...
''
''
devamını gör...
kadınların beğenilme arzusu
kadının değil, insanın özünde vardır beğenilme arzusu. sen mağara adamı gibi mi dolaşıyorsun, hayır.
devamını gör...
mafya sözlük olsa alınabilecek nick
ben sizin köylü ablanızım ben ne dersem o olur.
devamını gör...
kara mizah
bir yerden bununla ilgili basit bir şey duymuştum: "kara mizah bir çift bacak gibidir, herkeste olmayabilir."
devamını gör...
is düşüm
koy'lara takmış yazar. ama bilakis bu iyi bir şey coğrafik yerlerin sözlüğe eklenmesini desteklerim.
devamını gör...
platon bir gün kolunda bir ornitorenkle bara girer
felsefe hocamın önerisiyle aldığım bir kitaptı. harwardlı iki profesör birlikte yazmış. kitap felsefenin temel kavramlarını basit bir şekilde anlatıyor ve anlattıklarını felsefik mizahlarla destekliyor. kitabın yarısına kadar geldiğimde dayanamayıp sadece mizah kısımlarını okumuştum . bazıları gerçekten çok eğlenceliydi ama içinde saçma gelen fıkralarda vardı.* felsefeyi temelden öğrenmek ve öğrenirken eğlenmek istiyorsanız bu kitabı öneririm.
bir irlandalı, dublin'de bir bara girer, üç bardak bira ısmarlar; önce birinden, sonra diğerinden, daha sonra da üçüncüsünden birer yudum alır ve bu sırayla içerek üç bardağı bitirir. ardından üç bira daha ısmarlar.
meraklanan barmen, "her seferinde bir bardak alıp içsen, diğerleri ısınmaz," der. bunun üzerine adam, "biliyorum," der. "ama benim iki kardeşim var; biri amerika'da, diğeri avustralya'da oturuyor. birbirimizden ayrılırken, birlikte içtiğimiz günlerin şerefine hep böyle içeceğimize söz verdik. yani bardakların ikisi kardeşlerim, biri benim için."
barmen duygulanır, "ne kadar hoş," der.
adam kısa süre içinde barın müdavimi olur ve her gece aynı şekilde içer. derken günün birinde adam gene bara gelir ve bu sefer iki bardak ısmarlar.
barmen biraları verir ve içten bir üzüntüyle, "başınız sağ olsun," der.
adam gülümser, "yok, yok," der, "kardeşlerim hayatta... yalnız ben din
değiştirip mormon oldum; o yüzden alkolü bıraktım[[alıntı]]
[[alıntı]]
iki inek çayırda otlamaktadır. biri diğerine döner ve “pi genellikle beş sayıyla yazılıyor ama aslında sonsuza kadar devam ediyor.” der. diğer inek kafasını çevirir ve yanıtlar: “mö.”
[[/alıntı]]
psikiyatr, hastasına annesine yaptığı ziyareti nasıl geçtiğini sorar.
“hiç iyi geçmedi. feci bir freudçu dil sürçmesi yaşadım.”
“sahi mi?” der psikiyatr. “ne dediniz?”
“tuzu verir misin, diyecektim, onun yerine ‘hayatımı mahvettin pislik!’ dedim.”
[[/alıntı]]
bir iyimser, bu dünyanın, mümkün dünyaların en iyisi olduğunu düşünür.
bir kötümserse sahiden öyle olmasından korkar
bir irlandalı, dublin'de bir bara girer, üç bardak bira ısmarlar; önce birinden, sonra diğerinden, daha sonra da üçüncüsünden birer yudum alır ve bu sırayla içerek üç bardağı bitirir. ardından üç bira daha ısmarlar.
meraklanan barmen, "her seferinde bir bardak alıp içsen, diğerleri ısınmaz," der. bunun üzerine adam, "biliyorum," der. "ama benim iki kardeşim var; biri amerika'da, diğeri avustralya'da oturuyor. birbirimizden ayrılırken, birlikte içtiğimiz günlerin şerefine hep böyle içeceğimize söz verdik. yani bardakların ikisi kardeşlerim, biri benim için."
barmen duygulanır, "ne kadar hoş," der.
adam kısa süre içinde barın müdavimi olur ve her gece aynı şekilde içer. derken günün birinde adam gene bara gelir ve bu sefer iki bardak ısmarlar.
barmen biraları verir ve içten bir üzüntüyle, "başınız sağ olsun," der.
adam gülümser, "yok, yok," der, "kardeşlerim hayatta... yalnız ben din
değiştirip mormon oldum; o yüzden alkolü bıraktım[[alıntı]]
[[alıntı]]
iki inek çayırda otlamaktadır. biri diğerine döner ve “pi genellikle beş sayıyla yazılıyor ama aslında sonsuza kadar devam ediyor.” der. diğer inek kafasını çevirir ve yanıtlar: “mö.”
[[/alıntı]]
psikiyatr, hastasına annesine yaptığı ziyareti nasıl geçtiğini sorar.
“hiç iyi geçmedi. feci bir freudçu dil sürçmesi yaşadım.”
“sahi mi?” der psikiyatr. “ne dediniz?”
“tuzu verir misin, diyecektim, onun yerine ‘hayatımı mahvettin pislik!’ dedim.”
[[/alıntı]]
bir iyimser, bu dünyanın, mümkün dünyaların en iyisi olduğunu düşünür.
bir kötümserse sahiden öyle olmasından korkar
devamını gör...
englishman in new york
ingiliz şarkıcı sting'in ilk akla gelen klasiklerinden biri. şarkının klibinde oynayan ihtiyarı hep kadın sanırdım. meğer eşcinsel erkekmiş.
devamını gör...







