nat king cole şarkısı. 1948 senenisnde kaydedilmiştir. o günden bu güne çok kez coverlanmış ve başka başka sanatçılar tarafından icra edilmiştir. david bowie'sinden tutun, frank sinatra'sına kadar, müthiş sanatçıların elinden geçen parçanın benim için en değerli kaydı ise aurora'nın yaptığı cover'dır. içime içime işleyen tek versiyonudur hatta.

orijnal sözleri şöyledir;

there was a boy
a very strange enchanted boy
they say he wandered very far, very far
over land and sea
a little shy and sad of eye
but very wise was he
and then one day
a magic day he passed my way
and while we spoke of many things
fools and kings
this he said to me
the greatest thing you'll ever learn
is just to love and be loved in return
the greatest thing you'll ever learn
is just to love and be loved in return



bunun yanı sıra, aurora'nın söylediği versiyonda ise sözler biraz değişmiştir;


there was a boy
a very strange enchanted boy
they say he wandered very far, very far
over land and sea
a little shy and sad of eye
but very wise was he

and then one day
a lucky day he passed my way
then we spoke of many things
fools and kings
then he said to me:
"the greatest thing you'll ever learn
is to love and be loved in return"


değişen sadece sözler de değil pek tabii. şarkıya bir de çello eklenmiş ki, tadından yenmiyor efendim. zaten çello sesine hayran olduğumdan, şarkıyı ayrı bir sever oldum. bu versiyon ise 2016 senesinde piyasaya çıkmıştır. ve yine aynı sene vizyona giren alien: covenant filminin trailer'ında da kullanılmıştır.
bir riddley scott filminde bu şarkıyı duymanın zevki ise bambaşkadır.
neyse efendim, ben bu şarkıyı ilk frank sinatra'dan dinlemiştim. ve hoşuma gitmişti. sonra araştırınca orijinalini buldum. o daha güzeldi:p
daha sonra mevzubahis filmin fragmanında da duyunca şok oldum. art arda kaç kez dinlediğimi hatırlamıyorum bile. dinlemek şurda kalsın, bir de sesli sesli söylüyordum karga sesimle. iş bu girdi ile de o dönemde kimlere rahatsızlık verdiysem özür dilerim. ama seviyorum napayım. nedensizce bir hüzne gark ettiği de doğrudur naçizane beni.
haa unutmadan, iki versiyonunu da şöyle bırakayım. belki dinlemek isteyen olur.

orj;


aurora;
devamını gör...

vakitsiz öten horozun son dileğidir darı
seherde atını alan sanma geçer üsküdarı
kırdım bacağını atın çare bulamaz baytarı
çoban matımla 4 dizede rezil olursun soytarı
devamını gör...

elma ve tarçın ancak bu kadar yakışır birbirine ve muhteşem bir lezzet verir. ağızda dağılan içi bol, bi de cevizli olursa yemesi çok keyifli. sağlık için fazlası zarar tabi. bizler bu lezzetten asla vazgeçmeyenlerdeniz. bu muhteşem kurabiyeyi yapanlara, yiyenlere, sevenlere afiyet olsun.
devamını gör...

üç ya da daha fazla insanı, belirli bir ritüele bağlı kalarak öldüren kişilere seri katil denmektedir.

karındeşen jack’ten bu yana araştırmacılar seri katil psikolojisini çözmek üzerine birçok çalışma yapsa da bir seri katilin zihnini tam anlamıyla kavrayabilmek mümkün değildir.

cinayetin modeli ya da modus operandi* seri katillere ismini veren şeydir.

(bkz: sapa yol katili)
(bkz: kanlı kontes)

seri cinayetlerde her zaman ortak bir nokta bulunmaktadır. cinsiyet, görünüm, ırk, vb. birçok unsur ortak nokta olabilir.

seri katillerin öldürme güdüsünü oluşturan temel unsurların çoğunlukla çocukluk döneminde yaşanan travmalar, korku, öfke ya da nefret olduğu tespit edilmiştir. çocuklukları boyunca dışlanan, istismar edilen, yok sayılan, sevilmeyen ve istenmeyen bireyler güç ve aidiyet konusunda saplantılı bir arzu duyar ve bu arzusunu öldürme güdüsü ile bastırır.

belirli bir ritüel ile öldüren seri katiller çoğunlukla kendilerinden fiziksel olarak güçsüz kişileri fantezileri doğrultusunda kurguladıkları şekilde öldürürler. gerçekleştirdikleri bu ritüelin sağladığı güç ve kontrol hissi yapılan bir hatada sarsılırsa kontrolü tamamen kaybedecek ve daha da saldırganlaşacaklardır.



neredeyse tüm seri katil vakalarında müşterek bir arka plan gözlenmektedir: zihinsel, fiziksel ve cinsel istismar. çocuklukta yaşadıkları talihsiz olaylar, onları kendi içlerine kapanmaya; içlerinde bulundukları topluma karşı güçlü bir haset beslemeye ve kusurlu bir ahlak sistemine sahip olmaya yönlendirir. çevrelerindeki, hatta dünyadaki tüm insanların kendi enselerinde olduklarını ve kendilerine zarar vereceklerini; dünyayı kötü insanlardan arındırmak için gereken ne ise yapılması gerektiğini düşünerek büyürler. birçok seri katil kendilerini cinayete yönlendiren şeyin tanrısal bir emir sonucu olduğunu, buna bağlı olarak asıl suçlunun tanrı, şeytan ya da kafalarının içindeki ses olması gerektiğini iddia etmiştir.


birçok seri katilin sahip olduğu öldürme güdüsünün çocukluklarında başladığına inanılır. hayvanları öldürmekle başlayan bu güdü gün geçtikçe büyür ve onları kontrol edilemez bir açlığa sürükler.

aynı zamanda birçok seri katilin yüksek iq’ya sahip olduğu da söylenmektedir.


son yıllarda birçok psikoloğun yaptığı çalışma ve araştırmalar seri katillerin belirli özelliklerini öne süren teorileri beraberinde getirmiştir. adını sıklıkla duyduğumuz teorilerden biri macdonald üçlemesi’dir. macdonald üçlemesi, daha çok seri katillerde rastlanan semptomların birliğini tanımlamaktadır. bu semptomlar sosyopatik davranışla doğrudan ilişkilendirilen üç davranışsal karakteristikten oluşmaktadır.

bu davranışlar 1963 yılında american journal of psychiatry’de, kendisi bir forensik psikiyatrist olan john macdonald tarafından dile getirilmiştir:

hayvanlara zulüm / ateşe duyulan ilgi (piromani) / altını ıslatma:

istatistiklere göre bu üç karakteristik davranışa, çoğu seri katilin çocukluk çağında rastlanılır. bu semptomlar ailenin ihmal ve istismarından kaynaklayıp çocuğu aşırı seviyede utangaç ve sessiz bir birey olarak büyümeye iterken; yetişkinlik dönemlerinde çevrelerine karşı daha da agresif olmalarına ve saldırganlaşmalarına neden olur. bir seri katil aşağıda gösterilen psikolojik rahatsızlıklardan en az birine sahiptir. gözlem altında tutulmuş bazı seri katillerin psikolojik rahatsızlıkları şunlardır:

şizofreni
çoklu kişilik bozukluğu
antisosyal kişilik bozukluğu
anksiyete bozukluğu
bipolar duygulanım bozukluğu
borderline kişilik bozukluğu
çocukluk antisosyal bozukluğu
delüzyonel bozukluk
depresyon obsesif kompulsif
davranış ve düşünce bozukluğu
obsesif kompulsif kişilik bozukluğu
fiziksel istismar
panik atak
pedofili kişilik bozukluğu
psikotik bozukluk
cinsel sadizm

seri katillerin sahip olduğu psikolojik rahatsızlıkların listesi daha da uzatılabilir. tüm bu semptomlar az ya da çok birbirleriyle ilintilidir ve pek çok durumda biri diğerine neden olur.
devamını gör...

jfk suikastini konu alan, fantastik bir tek sezonluk dizidir.
bir issizlik ornegi olarak, kitabinda da dizide de gecen mandal sahnesini aydinlatmak istiyorum.

izkemeyenler icin asagida yazdiklarim spoiler icermektedir.

sadie hanimefendinin eski ile cinsel iliskisini anlattigi bir sahne var. bu sahnede "bir de baktim ki cinsel organinda mandal takili. bana bu sekilde sahip oldu. sonra git yikan kirlendin dedi." diyor. bu sahne kafami cok kurcaladi. ceviri hatasi degildi cunku. baya baya sadie hanim esinin cinsel organinda mandal takili oldugunu soylemisti.

belki dizide repligi degistirdiler diye dusunup kitabini okudum. ancak kitabinda da bu sahnede esinin cinsel organinda mandal takili oldugunu soyluyordu. evet bildigimiz camasir mandalindan bahsediyordu. clothes pegs diye geciyordu.

boylece bunun ne oldugunu anlamak icin caba gostermeye basladim. fantazi miydi? hayir degildi. forumlara yazdim. bircok izleyicinin bu sahne dikkatini dahi cekmemisti.

kanadada yasayan bir saglik calisani ile konustum. buralarda boyle bir fantezi yok amerikayi bilemem dedi. iyice delirmistim artik, redditte de sonuc alamiyordum. cinsel organa clothes pegs takilir miydi? acimaz miydi? kafamda deli sorular donuyordu.

turkce sonuclara bakmamaya karar verdim ve yabanci bir forumda mandal konusuna benim kadar takilan bir beyefendi cesaret edip annesine sormustu ve o muhtesem sorumun cevabini bulmustu.

1960'li yillarda amerikadaki ergen erkekler, masturbasyon yapip ailesine yakalandigi zaman ailesi cezalandirmak amacli cinsel organina camasir mandali takarmis. iste sadie hanimefendinin esi ergenliginde masturbasyon yaptigi icin, ailesi tarafindan clothes pegs ile cezalandirilmis ve bu travma ile cinsel organina mandal takmaya devam etmis.

tanim bu kadar. alin bu bilgiyle naparsaniz yapin..
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bilmiyorum canım daha ne kadar yanabilir?
ya da bilmiyorum içimde ayak basılmamış bir hüzün,
çekilmemiş bir acı kaldı mı?
en dibi gördüm mü?

dıştan normal benim ama içimde sönmeyen bir volkan var gibi,
etrafında dolanıp duruyorum.
patladı patlayacak diye sessizce çekiyorum canımı yakan offf'ları.
gözyaşlarımı arka odalara sakladım,
başka bir şey için ağladığıma ikna etmeye çabalıyorken buluyorum kendimi
olmadık bir anda aslında sana, bize ağlarken.

bütün hüzünlü şarkılar bana yazılmış gibi geliyor,
acı çekmekten hoşlanır gibi döne döne dinliyorum bazılarını,
o ateş çemberinin dışına çıkmak istemiyorum ilginç şekilde,
acımla baş başa yanmak istiyorum içinde.

ben artık bu kadar sevdiğim sen misin?
yoksa ben içimde senden bağımsız sevilecek bir sen yarattım da onu mu seviyorum?
niye seviyorum? neden seviyorum? bilmiyorum.
ve ben öznesi "biz" olmayan bir cümlenin herhangi bir kelimesi olmak istemiyorum artık..*
devamını gör...

kedilerim bensiz uyuyamaz.
kimse onlara iyi davranmaz ben ölürsem.
sırf onlar için bile yaşamak denen zorlu yolculuğa katlanırım.
annem veya babamın sırf ben öldüm diye kalp krizi geçirip ölmesini istemem. domino taşı gibi sırayla evdeki herkesin benim ölümümden etkilenip ansızın ölmeleriniz ve evin benim salak hayatım yüzünden dağılmasını, yerle bir olmasını istemem.
aileden muaf bir vatandaş olsaydım belki daha kolay olurdu ölmek.
çünkü insan kendinden çok geride kalanları düşünüyor. ölürken bile diğerkam dır bazılarımız.
devamını gör...

çok zordur zor olduğu karar kıymetli biz anlatmadan bizi anlayan insanlarla çok nadir yollarımız kesişir belki de hiç kesişmez
bunu en güzel zülfü livaneli kelimelere dökmüş
"yanımda olmanı istiyorum diyemediğim için bu yağmur içimi ıslatıyor dediğimi nasıl anlamaz? düpedüz, sarıl bana dedikten sonra, sarılmanın ne anlamı kalır ..."
devamını gör...

ruh adam kitabı önyargısız bir şekilde her türk genci tarafından okunması gereken yazar, türkçü.

bir diğer güzel kitabı (bkz: deli kurt).
devamını gör...

ilk birkaç sayfasında "bu ney lan böyle?" tepkisi verdiren, ve fakat birdenbire coşuveren, akan kopan durdurulamayan bir anlatıma sahip roman. bir murat menteş eseri

tuhaf benzetmeler bazen can sıksa da * * sonuna kadar elden bırakılmıyor.

gelgelelim sonu hayal kırıklığı. çok ustaca ilerleyen hikaye bir anda "böyle bitmeseydi" dedirtiyor. spoiler verdirtmeyin insana, okuyu

*türk edebiyatının absürd dile en hakim yazarlarından biri olan murat menteş'in yayınlandığı dönem her okuyan tarafından önce garipsenmiş sonra hayranlık duyulmuş romanı. kurgu, dil, kelime oyunları, bölüm isimleri oldukça yaratıcı ve keyiflidir. ancak asıl olay korkma ben varım adlı kitabındadır. onu okuduktan sonra bu kitap hafızadan silinmeye mahkumdur.
devamını gör...

kadıköy
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

eski fotoğraflara bakarken bir kaç şey buldum gerçi şimdiki telefonların kameraları o zamanın fotoğraf makinelerinden -en azından benimkinden- daha iyiler. ilk fotoğraf için belirtmek isterim ki... şey yaptığım teknik olarak yasal sayılmaz ama 2006 yılında çekilmiş bir fotoğraf yani sadece küçüğüm bahanelerim var.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
antonio di viccaro altında aşıklar diyorum ben buna yani en azından öyle not düşmüşüm. fotoğraf çekmekten gram anlamayan küçücük çocuğun eline fotoğraf makinesi tutuşturunca böyle oluyormuş demek.

home sweet home... 2006'nın sonları ve bahçesi için iki yılımı verdiğim ev. şimdi kimler oturuyor acaba ve umarım bahçemi mahvetmemişlerdir. türkiye'ye dönmeden önce son yeşil yılım o yüzden resim beni içten içe mahvediyor.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

2005 okul gezisi... bremen'e 10 saatlik uçak yolculuğu çekip sonunda resmini çekmeyi başarabildiğim en iyi şey mezarlığın orada bulunan bir şapel. paula -adını asla unutmayacağım sinsi yılan- makinemi suya attığı için onunkini kullanmak zorunda kalmıştım yani kibarca rica etmiştim. ( aslında uyurken saçlarını kesmekle tehdit ettiğimi hatırlıyorum ya da benzeri bir şey ama bence gayet diplomatik bir yaklaşım)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bir de şey... bunlar var o korkunç geziden kalan. ne diyebilirim ki fotoğrafçı olmak için doğmamışım.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

herkesin sempatisini kazanmış bakkal.
(bkz: çay erdal bakkalda içilir)
devamını gör...

karma meslek lisesi ve erkeklerin sayıca fazla olduğu bir sınıfta okuyunca haliyle her günümüz olaylıydı. nöbetçi hocanın da yokluğunu fırsat bilip bölüm derslerinin dışında ki dersleri işlediğimiz sınıf parkedendi ve sınıfın kapisi da dandik çelik kapıdandı. ne yapsak da okul müdürümüzü şaşırtsak diye düşünürken birden "sınıfın çöp kovasının içine kağıt dolduralim yakalım da ısınalım " dedi biri. sıraları kenara çektik sınıfça, çöp kovasını ortaya koyduk." keşke yiyecek bir şeyler de olsaydı " dedi biri. tabi kimse de para da yok. oturduk kara kara yemek alacak parayı nasıl bulacağımızı düşünüyoruz. dedik bari sınıfın kapısını 2 sokak ötede ki eskiciye satalım, eskiciden aldığımız parayla da yol üstündeki ucuzcu donerciden yemek alır keyfimize bakarız dedik. elektrik -elektronik okumanın da vermiş olduğu el becerisinden dolayı,herkes takim çantasından tornavida pense ne kadar ıvır zıvır varsa çıkardı ve kapıya giriştik. 2 kişi koridorda gözetçilik yapıyor tabi. uzun uğraşlar sonucu kapıya zarar vere vere söktük. 25 kişinin arasından bir allahin kulu da çıkıp demedi ki "biz bu kapıyı okuldan nasil çıkaracağız?" diye. sınıfın zeka seviyesini düşünün. neyse, sınıfın penceresinden aşağı atalım nasıl olsa atacağımız yer çim çok ses çıkmaz dedik. bu arada eski lisemiz tarihi bir binaydi. önceden akil hastalarını da tedavi etmek amacıyla kullanılırken zamanla okul olmuştur. bu yüzden sınıfın penceresi tavana yakin yükseklikte ve geniştir. önce sınıfça herkes çelik kapiyi havaya kaldırmaya yardım etti tam sinif penceresinden atacağımız sırada, biri dedi ki" asagida biri varsa veya başka sınıfların beden dersi varsa yakalaniriz. en iyisi aşağıya telefonu olan 2 kişi insin baksin haber etsin " dedi. bu sırada bizim çöp kovası söndükce sınıftakiler mangal yapar gibi kağıt vs ne bulursa atmaya ateşi harlamaya devam ediyorlar. sınıfın ortasında yanan bir çöp kovası, camdan atılmayı bekleyen sınıf kapisi var. neyse aşağıya inen 2 arkadaş aradılar. "asagida kimse yok salın aşağıya emaneti" dediler. sınıfça abanıp aşağıya attığımız kapı güm diye yere düştü. oyle bir ses çıktı ki , tüm okulda bir sessizlik oldu size anlatamam. deprem olduğunu sanan mi dersin, sınıfın kapisi olmadığı için ve yanan çöp kovasından ötürü her yer dumanalti olduğu için yangın çıktı sanan mi dersin, üst kattaki öğrenciler panikle aşağıya inmeye çalışırken birbirini ezen mi dersin... ortalık bildiğin savaş alanı oldu.tabi bunun cezası da çok ağır oldu. yemek yemeden karnı doyan tek liseli bizdik.
devamını gör...

yemeyenin balığını yerler.
devamını gör...

daha dün sözlüğe kazan kaldıranlar bu kez taraf değiştirmiş ,ironik.bugün bu sözlük kısa zamanda fark yaratmasının yegane nedeni farklılığı ile ortaya çıkmasıydı yani klişe şeyler yoktu.daha sonra belaltı ve vasat troll başlıklar türedi .sosyal medya ve burası özgür platform ama kusura bakmayın bunun da sınırı var.madem burası özgür insanların eleştirileri sizi niye rahatsız ediyor,herkesin tercihi farklı olabilir. benim de katıldığım nokta haber paylaşımından bile rahatsız olanlar oldu veya spor ile ilgili haber yapılmasından o konuda katılıyorum ama insanların da bazı şeyleri eleştirme hakkı var.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ressam, heykeltıraş ve aynı zamanda şairdir.en ünlü eseri (bkz: guernica) eseridir.guernica alman hava kuvvetlerinin guernica kasabasının bombalamasını anlatır.picasso "bu resmi siz mi yaptınız?" diye soran alman generale "hayır siz yaptınız" cevabını vermiştir.tablo savaşa duyulan nefreti anlatmaktadır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim