sevgiliyi rehbere kaydetme önerileri
aşk böcüğüm diyorum.
öneriyorum ama uygulamam.
kimse kimseden üstün değil benim telefon rehberimde.
herkes ismi ile kayıtlı.
bana manasız bir enerji sarfiyatı gibi geliyor.
öneriyorum ama uygulamam.
kimse kimseden üstün değil benim telefon rehberimde.
herkes ismi ile kayıtlı.
bana manasız bir enerji sarfiyatı gibi geliyor.
devamını gör...
yükseklik fobisi
(bkz: akrofobi), yüksek yerlerden korkma durumudur fakat aslında fobi dediğimiz şey çok uç noktalarda yaşanan korkulardır. yükseklik birçok kişiyi rahatsız edebilir, bu durum fobiye dönüştüğünde ise kişi fiziksel ve duygusal olarak aşırı tepki gösterir. aşırı panik, ağlama, titreme, terleme, bayılma vb. gibi.
eğer akrofobi'nin nedeni travmatik bir olaya bağlıysa, terapi yöntemi ile bu aşırı korkuyu önlemek için güzel ve sağlıklı ilerlemeler kaydedilebilir.
eğer akrofobi'nin nedeni travmatik bir olaya bağlıysa, terapi yöntemi ile bu aşırı korkuyu önlemek için güzel ve sağlıklı ilerlemeler kaydedilebilir.
devamını gör...
yol ayrımı
hem yavuz turgul'un hem de şener şen'in performansı, eşkiya'dan sonra giderek düştü. av mevsimi benim için bardağı taşıran son damlaydı. bu nedenle yol ayrımı vizyona gireli dört sene olmasına rağmen filmi izlememiştim. rutkay aziz'in oynamasını öğrenmemle oturup izledim.
film tek kelimeyle berbat, sanırım kimse ayıp olmasın diye yorum yapmamış, sonuçta şener şen ve yavuz turgul söz konusu. eğer izlenmek istenirse, rutkay aziz'in hatrına izlenebilir. zaten sıkıntı olan oyunculuktan ziyade son derece kötü bir şekilde kurgulanan senaryo ve filmin yönetmenliği. senaryo sorunlu, çekimler sorunlu, ışık sorunlu vs.
ancak en kötüsü elbette senaryo. yani ne anlatıyor bu film desen, bir cevabı yok. klişe diyaloglar, klişe bir giriş, ilerleme yine aynı, fiyasko yani.
film hakkında bilgi vermemi gerektirecek bir durum dahi yok.
film tek kelimeyle berbat, sanırım kimse ayıp olmasın diye yorum yapmamış, sonuçta şener şen ve yavuz turgul söz konusu. eğer izlenmek istenirse, rutkay aziz'in hatrına izlenebilir. zaten sıkıntı olan oyunculuktan ziyade son derece kötü bir şekilde kurgulanan senaryo ve filmin yönetmenliği. senaryo sorunlu, çekimler sorunlu, ışık sorunlu vs.
ancak en kötüsü elbette senaryo. yani ne anlatıyor bu film desen, bir cevabı yok. klişe diyaloglar, klişe bir giriş, ilerleme yine aynı, fiyasko yani.
film hakkında bilgi vermemi gerektirecek bir durum dahi yok.
devamını gör...
uzun tanımlara verilen tepkiler
copy-paste yapmadığını anlarsam severek okuyorum, baktım copy-paste okumuyorum. kendi başlıklarım bile genellikle copy-paste iken böyle düşünen çok yazar vardır.
devamını gör...
randevusuna genelde iki saat kadar geciken rahat insanlar
hem kendisine hem de karşısındaki insana saygısızlık yapan insandır.
ben 1 dakika geç kalsam utanırım defalarca özür dilerim.
ben 1 dakika geç kalsam utanırım defalarca özür dilerim.
devamını gör...
sedat peker vs süleyman soylu
içişleri bakanı ve mafya kapışmasıdır. gündemdir.
evet burası türkiye.
evet burası türkiye.
devamını gör...
düşmanını arayan savaş
george orwell her zaman gerçeği görmüş ve doğruyu söylemiştir. george orwell bir ahir saman peygamberidir. modern kıyametin ilk işaretlerini gören ve bizi bu konuda uyaran kişidir. kimsenin onu dinlememiş olması onun suçu değildir ama içinden geçtiğimiz her ilginç zaman diliminde onu anmamız onun ne kadar özel bir adam olduğunun göstergesidir. 11 eylül 2001 tarihinde de hepimizin aklına orwell’ın öngörüleri geldi. ikiz kuleler kafa karıştırıcı bir şekilde çöktüğü anda orwell alemine giriş yaptık.
11 eylül 2001 günü kızılay’da metro çıkışının hemen karşısında kalan bir büfeden bir şişe su ve bir winston soft almak için durduğumda büfenin içindeki küçük televizyonda felaketler karşısında insanın içinde dalga dalga büyüyen o korku, heyecan ve coşku karışımı duyguyu yaşamama neden olan o görüntüleri gördüm. saat 16.00 civarında ikinci uçak kuleye dalarken çekilen görüntü idi bu. kaza olmadığını anında anlamam belki de fazla bilimkurgu okumamdan ya da içimdeki felaket istediğini bastıramamamdan kaynaklanıyor olabilirdi. artık dünyanın raydan çıktığını ve bundan sonra hiçbir şeyin aynı olmayacağını anlamıştım.
saldırılardan hemen sonra yasaklanan “kod adı kılıçbalığı” filmindeki cümle kafamda dönüp duruyordu. “ amerika ihtiyaç duyduğunda kendi düşmanını yaratır.” amerika ihtiyaç duymuş ve düşmanını aramaya başlamıştı. bu saldırıdan sonra yapılacak tek şey bu saldırıyı üzerine yolacak kârlı bir düşman bulmaktı ve dünyanın en kârlı düşmanları her saman ortadoğu’dan çıkardı. bu sefer de öyle oldu ve füzeler ortadoğu’ya yağmaya başladı. hala aynı savaşın devam etmekte olduğunu gördüğümüz ortadoğu yangın yerine döndü ve sönmeye de hiç niyeti yok.
okuduğum bu kitapta farklı bakış açıları ile 11 eylül saldırılarının sonuçları tartışılmış. herkes kendi bakış açısını göre suçluyu bulmaya çalışmış. ama o gün başlayan savaş aslında hala düşmanını arıyor. ve bulamayacak. çünkü o düşman her birimizin içinde.
güçlünün yanında durma alışkanlığına sahip avrupa ve ortadoğu sahte mağdur amerika’nın düşman arayışına çanak tutmaya devam ediyor. ben aranan bir katil olsaydım benim için en güvenli yer beni arayanların arasına karışıp onlara katilin yerini bulmak için yol gösterdiğim menfaatçi dostlarımın sahte dünyası olurdu.
11 eylül 2001 günü kızılay’da metro çıkışının hemen karşısında kalan bir büfeden bir şişe su ve bir winston soft almak için durduğumda büfenin içindeki küçük televizyonda felaketler karşısında insanın içinde dalga dalga büyüyen o korku, heyecan ve coşku karışımı duyguyu yaşamama neden olan o görüntüleri gördüm. saat 16.00 civarında ikinci uçak kuleye dalarken çekilen görüntü idi bu. kaza olmadığını anında anlamam belki de fazla bilimkurgu okumamdan ya da içimdeki felaket istediğini bastıramamamdan kaynaklanıyor olabilirdi. artık dünyanın raydan çıktığını ve bundan sonra hiçbir şeyin aynı olmayacağını anlamıştım.
saldırılardan hemen sonra yasaklanan “kod adı kılıçbalığı” filmindeki cümle kafamda dönüp duruyordu. “ amerika ihtiyaç duyduğunda kendi düşmanını yaratır.” amerika ihtiyaç duymuş ve düşmanını aramaya başlamıştı. bu saldırıdan sonra yapılacak tek şey bu saldırıyı üzerine yolacak kârlı bir düşman bulmaktı ve dünyanın en kârlı düşmanları her saman ortadoğu’dan çıkardı. bu sefer de öyle oldu ve füzeler ortadoğu’ya yağmaya başladı. hala aynı savaşın devam etmekte olduğunu gördüğümüz ortadoğu yangın yerine döndü ve sönmeye de hiç niyeti yok.
okuduğum bu kitapta farklı bakış açıları ile 11 eylül saldırılarının sonuçları tartışılmış. herkes kendi bakış açısını göre suçluyu bulmaya çalışmış. ama o gün başlayan savaş aslında hala düşmanını arıyor. ve bulamayacak. çünkü o düşman her birimizin içinde.
güçlünün yanında durma alışkanlığına sahip avrupa ve ortadoğu sahte mağdur amerika’nın düşman arayışına çanak tutmaya devam ediyor. ben aranan bir katil olsaydım benim için en güvenli yer beni arayanların arasına karışıp onlara katilin yerini bulmak için yol gösterdiğim menfaatçi dostlarımın sahte dünyası olurdu.
devamını gör...
sözlüğün sahibi gibi hissetmek
aşkam saatlerinde boğazlanan bir çocuğun kanı gibi akan akış , tam da bu saatlerde , dune kadar çorak ve ıssız. işte bu saatlerde bendeniz ve dahi birkaç online yazar , sözlüğün sahibi ilan ederiz kendimizi.kimisi gece geleneklerine uyarak korku hikayeleri anlatır , kimisi alakasız başlıkları hortlatır, kimisi de en büyük zevki ailesi evde yokken tuvalete kapı açık giriyormuş duygusunu yaşar.
bu saatlerde sözlük benim uleyn !
diyen bile var.*
hızlı edit : yoldaşçığım ben alıntı yaptım aslında ama alıntı şeysini kullanamamışım. yoksa ne haddime.*
bu saatlerde sözlük benim uleyn !
diyen bile var.*
hızlı edit : yoldaşçığım ben alıntı yaptım aslında ama alıntı şeysini kullanamamışım. yoksa ne haddime.*
devamını gör...
türkiye'nin kaybedip ukrayna'nın kazandığı diş hekiminin ahvali
hakaret edenlerin %99'una yarın sabah herhangi bir avrupa ülkesine bilet ve orada iş garantisi verin, arkanıza yaslanıp izleyin :)
devamını gör...
earth similarity index
dünya benzerlik endeksi. adı üzerinde, bir gezegen ya da uydunun dünya'ya ne kadar benzediğini belirten tanımlama.
dirk schulze-makuch, abel méndez ve diğerlerinin 2011 yılında astrobiology'de yayımlanan makalesiyle ileri sürülmüştür. buna göre, bir gök cisminin yarıçapı, yoğunluğu, yüzey sıcaklığı ve kurtulma hızı kullanılarak hesaplanır. hatta bu hesaplamanın formülü de şöyledir:

[görsel, mevzubahis makalenin yazarlarından biri olan méndez tarafından hazırlanan bir internet sayfasından alınmıştır. hesaplamanın detaylarına ilişkin bilgi aynı sayfadan görülebilir.]
gök cisimleri bu formülle 0'dan 1'e kadar derecelendirilir. 1, bizzat dünya'yı temsil ederken; 0'dan ne kadar yukarı bir değer elde edilirse benzerlik de o kadar artar.
örneğin, gezegenimizin ikiz kardeşi olarak betimlenen mars, 0.70 değerine sahiptir. buna karşın, koi-4878.01 adlı bir gezegen** 0.98 değerini taşır. yalnız bir sorun var, koi-4878.01 bizden 1075 ışık yılı uzakta. diyelim ki, şu anda elimize devasa lazerler alıp buradan selam gönderebilseydik, onlara 3096 yılında ulaşırdı. o zamana kadar bir nükleer savaşla türümüzü çoktan yok edecek olduğumuzdan*, en iyi ihtimalle 4171 yılında (orada gerçekten akıllı yaşam formları varsa ve hemen cevap verirlerse) alacağımız cevabı hiç göremezdik.
1075 ışık yılı fazla kaçtı, o yüzden gezegenimize en çok benzeyen (ve henüz keşfedebildiğimiz) 2. gezegene bakalım: trappist-1e. trappist-1e, bizden sadece 40 ışık yılı uzakta. elbette henüz oraya seyahat edebilecek teknolojik yeterliliğe sahip değiliz ama belki bir şekilde iletişim kurabiliriz. ama yine bir sorun var: büyük ihtimalle yıldızına kütle çekim kilidiyle bağlı. yani bir taraf günlük güneşlik, barındırdığı olası sıvı suyla cenneti andırırken; diğer tarafında mutlak sıfıra yakın eksi bilmemkaç derece yüzünden kelimenin tam anlamıyla popo donduran soğukları** yaşanıyor. bu kütle çekim kilidi meselesi kesin olmayabilir, ama trappist-1 gerçekten çok küçük bir sistem (öyle ki, bütün sistem güneş'le merkür arasına rahatça sığabilirdi, hatta bayağı boşluk da kalırdı), bilim insanları o sebepten böyle düşünmeyi uygun görmüşler.
gezegenimize en çok benzeyen 3. gezegen** ise teegarden b. çok yakınlarda, 2019'da keşfedildi. bizden sadece 12 ışık yılı uzaklıkta ve yıldızının yaşanabilir bölgesinde. üzerine araştırmalar hâlâ devam ediyor. hakkında henüz hiçbir olumsuz koşula rastlamadık. büyük ihtimalle, gelecekteki olası yıldızlararası seyahatimizdeki ilk duraklarımızdan biri olacak. canım benim.
listenin geri kalanının bir kısmı şöyle:

[ingilizce wikipedia'da güzelce sıralandığını görünce dayanamadım, ekran görüntüsü aldım. linki bırakayım, isteyen gidip baksın.]
bitirmeden önce bahsetmek gereken önemli bir şey daha var. yukarıdaki örneklerden anlaşılabileceği gibi, earth similarity index, yaşanabilirlikten* bağımsızdır. yani, bir gök cismi 1 değerine sahip olsa bile, bu yaşanabilir olduğu anlamına gelmez. çünkü o gök cisminin yıldızının aktivitesi, kütle çekim kilidine tutulup tutulmadığı ya da bir manyetik alana sahip olup olmadığı gibi hayati sorunları göz ardı eder. ama yine de yaşanabilir ötegezegenlerin ve bunlarda yaşayan akıllı yaşam formlarının araştırılması hususunda önemlidir. çünkü bilim insanlarının "ya ilk olarak nerelere baksak?" sorununa kabataslak bir çözüm getirir. yani "kesinkes burada yaşam vardır" demez, "herhâlde vardır" der.
---
bütün bu giriyi "ya düşünsenize, dünya'ya %98 benzeyen bir gezegen var ama hakkında hiçbir zaman, hiçbir şey öğrenemeyeceğiz" diyebilmek için yazdım.** yazmadan önce de şu kaynağı okudum. oradan öğrendiklerimi kendi bildiklerimle harmanlayınca ortaya bu çıktı. o sebepten benzerlik olması normaldir, intihal yapmış demeyin sonra. gerçi isterseniz de deyin, yine de meja'nın henüz açmadığı uzayla ilgili bir başlığı açmak benim için çok zevkliydi.*
dirk schulze-makuch, abel méndez ve diğerlerinin 2011 yılında astrobiology'de yayımlanan makalesiyle ileri sürülmüştür. buna göre, bir gök cisminin yarıçapı, yoğunluğu, yüzey sıcaklığı ve kurtulma hızı kullanılarak hesaplanır. hatta bu hesaplamanın formülü de şöyledir:

[görsel, mevzubahis makalenin yazarlarından biri olan méndez tarafından hazırlanan bir internet sayfasından alınmıştır. hesaplamanın detaylarına ilişkin bilgi aynı sayfadan görülebilir.]
gök cisimleri bu formülle 0'dan 1'e kadar derecelendirilir. 1, bizzat dünya'yı temsil ederken; 0'dan ne kadar yukarı bir değer elde edilirse benzerlik de o kadar artar.
örneğin, gezegenimizin ikiz kardeşi olarak betimlenen mars, 0.70 değerine sahiptir. buna karşın, koi-4878.01 adlı bir gezegen** 0.98 değerini taşır. yalnız bir sorun var, koi-4878.01 bizden 1075 ışık yılı uzakta. diyelim ki, şu anda elimize devasa lazerler alıp buradan selam gönderebilseydik, onlara 3096 yılında ulaşırdı. o zamana kadar bir nükleer savaşla türümüzü çoktan yok edecek olduğumuzdan*, en iyi ihtimalle 4171 yılında (orada gerçekten akıllı yaşam formları varsa ve hemen cevap verirlerse) alacağımız cevabı hiç göremezdik.
1075 ışık yılı fazla kaçtı, o yüzden gezegenimize en çok benzeyen (ve henüz keşfedebildiğimiz) 2. gezegene bakalım: trappist-1e. trappist-1e, bizden sadece 40 ışık yılı uzakta. elbette henüz oraya seyahat edebilecek teknolojik yeterliliğe sahip değiliz ama belki bir şekilde iletişim kurabiliriz. ama yine bir sorun var: büyük ihtimalle yıldızına kütle çekim kilidiyle bağlı. yani bir taraf günlük güneşlik, barındırdığı olası sıvı suyla cenneti andırırken; diğer tarafında mutlak sıfıra yakın eksi bilmemkaç derece yüzünden kelimenin tam anlamıyla popo donduran soğukları** yaşanıyor. bu kütle çekim kilidi meselesi kesin olmayabilir, ama trappist-1 gerçekten çok küçük bir sistem (öyle ki, bütün sistem güneş'le merkür arasına rahatça sığabilirdi, hatta bayağı boşluk da kalırdı), bilim insanları o sebepten böyle düşünmeyi uygun görmüşler.
gezegenimize en çok benzeyen 3. gezegen** ise teegarden b. çok yakınlarda, 2019'da keşfedildi. bizden sadece 12 ışık yılı uzaklıkta ve yıldızının yaşanabilir bölgesinde. üzerine araştırmalar hâlâ devam ediyor. hakkında henüz hiçbir olumsuz koşula rastlamadık. büyük ihtimalle, gelecekteki olası yıldızlararası seyahatimizdeki ilk duraklarımızdan biri olacak. canım benim.
listenin geri kalanının bir kısmı şöyle:

[ingilizce wikipedia'da güzelce sıralandığını görünce dayanamadım, ekran görüntüsü aldım. linki bırakayım, isteyen gidip baksın.]
bitirmeden önce bahsetmek gereken önemli bir şey daha var. yukarıdaki örneklerden anlaşılabileceği gibi, earth similarity index, yaşanabilirlikten* bağımsızdır. yani, bir gök cismi 1 değerine sahip olsa bile, bu yaşanabilir olduğu anlamına gelmez. çünkü o gök cisminin yıldızının aktivitesi, kütle çekim kilidine tutulup tutulmadığı ya da bir manyetik alana sahip olup olmadığı gibi hayati sorunları göz ardı eder. ama yine de yaşanabilir ötegezegenlerin ve bunlarda yaşayan akıllı yaşam formlarının araştırılması hususunda önemlidir. çünkü bilim insanlarının "ya ilk olarak nerelere baksak?" sorununa kabataslak bir çözüm getirir. yani "kesinkes burada yaşam vardır" demez, "herhâlde vardır" der.
---
bütün bu giriyi "ya düşünsenize, dünya'ya %98 benzeyen bir gezegen var ama hakkında hiçbir zaman, hiçbir şey öğrenemeyeceğiz" diyebilmek için yazdım.** yazmadan önce de şu kaynağı okudum. oradan öğrendiklerimi kendi bildiklerimle harmanlayınca ortaya bu çıktı. o sebepten benzerlik olması normaldir, intihal yapmış demeyin sonra. gerçi isterseniz de deyin, yine de meja'nın henüz açmadığı uzayla ilgili bir başlığı açmak benim için çok zevkliydi.*
devamını gör...
ilk öpüşme
mö 10.000’e tarihlenen beytüllahim’de bir mağarada bulunan heykelcik.
ain sakhri aşıkları aşkın, sevişmenin bilinen en eski tasviri. yüzleri yok, cinsiyetleri belli değil, öpüştükleri apaçık.
ain sakhri aşıkları aşkın, sevişmenin bilinen en eski tasviri. yüzleri yok, cinsiyetleri belli değil, öpüştükleri apaçık.
devamını gör...
sigmund freud
pdrcilerin gözü yaşlı. üstadımız, psikolojinin babası...
devamını gör...
sözlük yazarlarının poğaça tercihi
kafa sözlük yazarlarının poğaça tercihini merak eden başlıktır.
hemen hemen hepimiz poğaça yiyoruz.
kimisi işe giderken kimisi okula giderken alıyor eline kemire kemire kahvaltısını yapıyor.
kimler hangi poğaçayı tercih ediyor.
ben şahsen kaşarlı poğaça seviyorum bazen dümdüz simit yiyorum.
not: bu saatte uyanmak zorunda olan bütün sözlük yazarlarına günaydın diyorum.
hemen hemen hepimiz poğaça yiyoruz.
kimisi işe giderken kimisi okula giderken alıyor eline kemire kemire kahvaltısını yapıyor.
kimler hangi poğaçayı tercih ediyor.
ben şahsen kaşarlı poğaça seviyorum bazen dümdüz simit yiyorum.
not: bu saatte uyanmak zorunda olan bütün sözlük yazarlarına günaydın diyorum.
devamını gör...
soyun yavrum geliyorum
devamını gör...
takipten çıkan yazarları deftere yazmak
sizi siz onları takip etmeden evvel takip eden, bir takım şirinlikler yaparak gönlünüze giren, aslında sadece sizi tuzağa düşürüp sizin de onu takip etmenizi sağlayan, sonra da sizin poponuza tekmeyi basan şirin görünümlü aslında kara kalpli yazarları kara kaplı deftere yazmaktır..
ben direkt engeli basıyorum...
isterseniz allame-i cihan olun, bu kadar ucuz numaralara kalkıştığınız için artık bende engellisiniz..
siz adam, madam filan değilsiniz. bugün de 2 tane kaçak var. her gün 2 tane geliyor 2 tane de kaçıyor.
bu saatten sonra kimseyi takip etmeyeceğim. nasıl insanlarsınız ya siz?
yazık size. işim yokken takip listeme tekrar göz atıcam. bakalım kaçaklar arasında kimler var...
ben asla unutmam. artık benim için bir ölüsünüz..
ben direkt engeli basıyorum...
isterseniz allame-i cihan olun, bu kadar ucuz numaralara kalkıştığınız için artık bende engellisiniz..
siz adam, madam filan değilsiniz. bugün de 2 tane kaçak var. her gün 2 tane geliyor 2 tane de kaçıyor.
bu saatten sonra kimseyi takip etmeyeceğim. nasıl insanlarsınız ya siz?
yazık size. işim yokken takip listeme tekrar göz atıcam. bakalım kaçaklar arasında kimler var...
ben asla unutmam. artık benim için bir ölüsünüz..
devamını gör...
aşil tendonu
kopmasındansa yırtığının daha kötü olduğu söylenen tendon. kopunca daha çabuk iyileşiyormuş.
bu tendonu yırtılan arkadaşım vardı, üstelik halı saha maçı öncesi ısınırken ufacık bir hareketi yüzünden. doktor “kopsa daha iyi” demişti. uzunca bir süre (45 günden fazlaydı sanırım) izmir sıcağında, ayak parmak ucundan kasığa kadar alçıda kaldı bacağı. o alçı çıkınca bir süre de ayaktan dize kadar alçıya aldılar. 3-4 ayın sonunda alçıdan kurtulsa bile bir süre koltuk değneği ile yürüdü. fizik tedavi falan baya uğraşmıştı. 1 sene sonra bile hala ayağının üstüne basmaya korkuyordu. evlerden ırak.
bu tendonu yırtılan arkadaşım vardı, üstelik halı saha maçı öncesi ısınırken ufacık bir hareketi yüzünden. doktor “kopsa daha iyi” demişti. uzunca bir süre (45 günden fazlaydı sanırım) izmir sıcağında, ayak parmak ucundan kasığa kadar alçıda kaldı bacağı. o alçı çıkınca bir süre de ayaktan dize kadar alçıya aldılar. 3-4 ayın sonunda alçıdan kurtulsa bile bir süre koltuk değneği ile yürüdü. fizik tedavi falan baya uğraşmıştı. 1 sene sonra bile hala ayağının üstüne basmaya korkuyordu. evlerden ırak.
devamını gör...




