sözlüğün ennn sevdiğim yazarlarındandır bol giyimli kukla. yazdıklarını okurken kendimi buluyorum resmen. düşüncelerimiz aynı çoğu konuda. tanımlarını okurken aynı düşüncelere, duygulara sahip olduğum birinin olması beni mutlu ediyor. çok da doğru noktalara parmak basıyor ayrıca. sözlük buddylerimdendir. iyi ki var..

anlaşmamızı unutmadım bu arada. ne zaman destek lazımsa tek mesajda uçar gelirim klavyemle haberin ola.*
devamını gör...

bir keresinde bu söz için sözde bir gazete ''olmasaydın da olurduk'' şeklinde bir şeyler zırvalamıştı ve dünyanın en ünlü prezervatif markalarından biri olan okey firması da ''olsaydık, olmazdın'' yazarak cevap vermiştir.

tanım: ulu önder için söylenen bir söz.
devamını gör...

üsteki yazara katılmadığım sözlük, alttaki yazar için de sağlık sıhhat diliyorum. *
devamını gör...

ön edit: bence de bizi ilgilendirmez. sadece konu hakkındaki görüşlerimi belirttim. kafa*

malum, ekşi sözlük'ün seviyesi yerlerde, formata uyulmuyor, tam bir bilgi çöplüğü.

çaylak sisteminin asıl amacı seviyeyi korumak, öyle her önüne gelenin yazar olmamasını sağlamak.

biliyorsunuz ki bu sistem çöktü. binlerce vasıfsız ekşi'yi doldurmuş durumda. ve bu durumun geri dönüşü yok eğer büyük bir yazar uçurma operasyonu olmazsa.*** bu yüzden madem sistem işlemiyor, o zaman kaldırın. instagram'a üye olurmuş gibi direkt yazar olsun insanlar. yıllarca bekletmeye gerek yok. nasıl olsa ekşi o eski günlerine dönemeyecek.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ifşa iyidir bazen
devamını gör...

oğuz atay tutunamayanlar
devamını gör...

okuduğum kadarıyla katılmadığım sorunsal.
gayet nezih, eğlenceli bir ortama benziyor.
tabi, ne arandığına göre de değişir.
devamını gör...

pek diyalog değil. zira biz konuşamadık fazla.

5 yaşındaki kızım düğün fotoğraflarımızı görüp, beni niye çağırmadınız diye ortalığı birbirine kattı. hiç bir açıklamayı da kabul ettiremedik kendisine.
devamını gör...

benim midemi bulandıran bir deniz canlısıdır.

bazı tatil yerlerinde yakalanıp kurtulurlar ve süs eşyası olarak kullanılırlar.
devamını gör...

tamam.
devamını gör...

aslına bakarsak ölüm de masum erdal. ölümde de azımsanamayacak kadar nahiflik mevcut. bizim için gaddar ve zalim gözükmesinin tek sebebi de sadece yakınlarımızın ölümünü duyumsamamız. olması gerektiği şekilde ölen bir zalimin ardından kitleler tarafından bir oh çekilse ve bu ölüm nahif karşılansa de, zalimin zulmüyle kendine bağladıkları aynı ölümü gaddar karşılayabilir.
fakat emin olmamak ile birlikte ; ne gaddar ve zalim karşılanan ölüm, ne nahif bir umursamazlıkla karşılanan ölüm, ölen için bir anlam teşkil etmeyecektir.
asıl olan ölenin sizin nazarınızda anlamlandırılan varlığıdır. bu sadece bir karakter ya da sadece bir aşk değil, ölenle bütün deneyimlerinizin tümüdür.
ve bir ölen varsa, sarılın. çünkü siz de ölen için, ölen biri kadar ölüsünüz.

erdal baksır production "yas" ile sundu.
(bkz: canımıznezamanisterse)
hissedebiliyorken sarılın, hayatta kalın.
devamını gör...

vücudunda, ölümcül dozun 10 katı kadar radyoaktif madde bulunan ve bu nedenle hayatını kaybeden eski bir rus istihbaratçı.

hakkında açılan 3 soruşturma nedeniyle önce türkiye'ye, sonra ingiltere'ye kaçan litvinenko, bu kaçmaları nedeniyle soruşturma sayısının 4'e çıkmasına neden olur. litvinenko'nun ingiliz gizli servisi için de çalıştığı ve ispanya ile birlikte hareket ettiği de öne sürülür. hatta öne sürmekten öte, bizzat litvinenko'nun eşinin avukatı tarafından bu bilgiler açıklanır.

peki neden öldürme gereği duydular litvinenko'yu? rusya'da 1999 yılında bir bombalama olayı gerçekleşir. 300 insan hayatını kaybeder ve litvinenko, bu olayı bizzat rusya federal güvenlik servisi'nin, halk üzerindeki otoriteyi güçlendirmek için yaptığını ileri sürer. ingiltere'de görüşüp anlaştığı bir ingiliz gizli servis üyesi, kendisini rus devletinin mafyatik bağlantılarını araştırması için yönlendirir. bu noktada, bu görevi yürütürken kendisine rusya'da birlikte çalıştığı 2 arkadaşı daha yardımcı olacaktır. ancak litvinenko otele, bu 2 arkadaşıyla buluşmak için gittiğinde zehirlenir. bu nedenle ölümünde, rusya'nın parmağı olduğu iddia edilmektedir.

elbette rusya, böyle bir zehirleme olayını reddeder. litvinenko'nun otelde buluşacağı dmitriy kovtun ve andrey lugovoy daha otele gitmeden önce, başkalarının da litvinenko'nun vücudunda bulunan radyoaktif madde olan polonyum-210 maddesine maruz kaldığı iddia edilir. zira, bu maddeye maruz kalan isimlerden biri olan rus iş adamı boris berezovskiy, litvinenko'ya oldukça yakın bir isimdir ve bu zehirleme işini onun tertiplediği çünkü litvinenko'yu öldürmek için en güçlü gerekçeye sahip kişinin o olduğu iddia edilir. ancak şu alıntı


litvinenko, berezovskiy'in sırdaşı olarak biliniyordu. eski rus ajan, berezovskiy'in ingiltere'den siyasi sığınma statüsü alması için ingiliz makamlarına kanıtlar sunmuştu. berezovskiy, sığınma statüsü sayesinde büyük çaplı yolsuzlukla suçlandığı rusya'daki davadan kaçmasını sağlamıştı.


hiç de öyle demiyor bence. yani litvinenko kendisine böyle bir iyilik yapmışsa, o güçlü gerekçenin nedeni ne ola ki diye sormuyor değil insan.

***

zehirlenme olayı 2006 yılında gerçekleşti. ingiltere bu işte vladimir putin'in parmağı olduğunu iddia etti. rusya ise ingiltere'yi "davayı siyasileştirmekle" ve taraflı olmakla suçladı. bu arada, litvinenko'nun otelde buluşacağı 2 kişiden biri olan andrey lugovoy da kendilerinin olayla bir ilgisi olmadığını, yalan makinesine bağlı bir soruşturmada suçsuzluğunu kanıtladığını öne sürdü.

bildiğim kadarıyla dava henüz çözüme ulaşmadı. herkesin birbirini suçladığı böyle işler genellikle çözüme kavuşmuyor ya da geç kavuşuyor.

her ne olmuşsa olmuş, kabak litvinenko'ya patlamış belli ki. bu arada gereksiz bir bilgi olarak şu detayı da vereyim: litvinenko'nun babası, oğlunun ölümünden birkaç gün önce bir açıklama yapmış ve oğlunun islam dinini kabul ettiği söylemişti. zaten cenaze töreni de islami geleneklere göre yapıldı.
devamını gör...

orada bir johnny var. hani at olan. dönme dolap misali dönen ya da daha doğru tabirle heykeli tavaf eden. hah işte o koca öyküde durağan olmayan tek şey o. dön baba dönüyor garibim, millet atın haline ahvaline gülüyor. oysa trajikomik bir vakıa. zira öyküdeki doğrulayıcı ölü nesne bizatihi johhny. hepsinin hikaye boyunca oluşan durumunu özetleyen bu güzelim atın ta kendisi. aslında hikayenin ötesinde dublinliler kitabının pik noktası da johnny oluyor düşününce. ya da ben böyle düşünüyorum. zaten joyce anlaşılması zor bir yazar. daha sade bir dili olan bu öyküler bütününde, belki de ters köşe yapmıştır bize, ne bileyim... hatta mezarında gülüyordur; '' hay ben sizin yapacağınız tespitin iç açılar toplamını öpeyim!'' diyerek bizimle kafa buluyordur.

ha! öyküde çıkarım olarak emin olduğum bir nokta varsa, o da katolik kilisesine çaktığı bölüm. kadınlar korosu mevzusunda, yarattığı karakterin nahif eleştirileri, aslında tüm rezilliği gözler önüne sermek için kullanılmış güzel bir metot. mahcup ama bir o kadar da neşter vurucu bir bölüm orası. kilisenin zorbalığını, baskıcı yanını, ayrımcılığını ve yanardönerliğini bu kadar efendice gözler önüne sermek gerçekten ustalık isteyen bir iş. bak şimdi işkillendim yahu. hadi öyle değilse? mezardan fısıltılar gelmeye başladı. yok yahu başka ihtimal söz konusu değil . son kararım! seyirci ve joker hakkı ile de işim olmaz. yalnız nefis saçmaladım. bu konuda kendimi tebrik ederim.

hülasa; dublinliler güzel kitaptır. hikayeler arasında inceden bağlantılar vardır. yoksa da yine mezardan gelen sese kulak verirsiniz, o noktada sorumluluk kabul etmiyorum. esaret, durağanlık, başarısızlık ve son nokta da ölüm! dörtlü bir döngü. o yüzden yine en sonda johnny'e döneceğim. kitaba dair her şeyin ve tüm o hikâyelerin özünde, o atın olduğuna yemin edebilirim ama ispat edemem. ölüler hikayesinin en sonda yer alması ve johhny'nin orada ortaya çıkması da beni destekliyor. ha desteklemese ne olacak? söyledim ya nefis saçmaladım zaten *
devamını gör...

üye olmakta bir şey yok. ben üye olduğum kulüpleri bulamıyorum. discord benim için muallâklığın mekanı oldu. bütün herkes discord kurdu olmuş. elma kurdu biçare kalır haliyle.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hangi sözlük bu? olsa olsa kafa sözlüktür dedirten başlık.

kafa sözlük yazarları her zaman saygılıdır. farklı düşüncelere, farklı inançlara, farklı siyasi görüşlere, farklı yaşamlara, farklı ırklara her daim saygılıdır. eleştirir ama asla saygıyı elden bırakmaz. aynı zamanda doğaya, tüm canlılara, kullandığı hatta kullanmadığı eşyalara karşı da saygılıdır.

kafa sözlük yazarları asla küfür etmezler.

kafa sözlük yazarları nezaket sahibi insanlardır. eleştirirken asla nezaketlerini kaybetmezler. özellikle erkek yazarlar, kadın yazarlara karşı daha da naziktirler.

kafa sözlük yazarları duyarlıdır. doğaya ve tüm canlılara karşı hassastır. asla doğaya ve canlılara zarar vermezler.

kafa sözlük yazarları yardımseverdir.

kafa sözlük yazarları bencil değildir. sadece kendilerini düşünmezler.

kafa sözlük yazarları sosyal sorumluluk projelerini her daim desteklerler.

kafa sözlük yazarları kuşak çatışmalarına girmezler. farklı kuşaklardan yazarlar, birbirlerinden sürekli bir şeyler öğrenirler.

her bir kafa sözlük yazarı şunu çok iyi bilir. bir derdi, bir ihtiyacı olduğunda ona yardım edebilecek bir sürü yazar kardeşi vardır.
devamını gör...

dünyadaki en sevdiğim şeylerden biri de yağmurun yağmasıdır. şu an dünyanın en mutlu insanıyım. yağmur dinene kadar...
devamını gör...

k-pop üyeleri "inanç grubu gibi hareket ediyorlar. aşık olmaları, madde kullanmaları yasak. cinsiyetsizlik öneriyor ve kendilerine ciddi bir sadakat istiyorlar.''
bu nedenler yüzünden k-pop'un gençler için tehlikeli olduğu düşünülüyor.
(bkz: bts)
(bkz: everglow)
(bkz: blackpink)
(bkz: ıtzy)
(bkz: bigbang)
devamını gör...

zırt pırt kullanılmaması gereken araba parçasıdır. maalesef ki özellikle ülkemizdeki bilinçsiz sürücüler tarafından gereksiz yere kullanılmaktadır.
devamını gör...

18 temmuz 1610 - barok akımının en büyük temsilcilerinden italyan ressam michelangelo merisi da caravaggio'nun (1571-1610) ölüm yıl dönümü.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel boy bitten by a lizard (1593-1594)
devamını gör...

niye kandırsın ya? ihtiyaç mı var? zaten yavaş büyüme taraftarıyım diyor. neden yalana başvursun ki? mantıksız. kimi yazmayı seviyor, kimi sadece okuyayım ama atılmamak için ayda yılda bir yazayım diyodur. mesela bugün ben uzun yazıları okuyamıyorum, özene bezene de yazamıyorum. kısa tanımlar modumdayım. herkesin böyle günleri vardır bence...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim