ikindi vakti. pazarın en zevkli olduğu vakit.
gökyüzünde mavinin en güzel tonu.
hiçbir şey almayacak olsanız bile öylesine gezilebilir bu vakitte.
yine de biraz kalabalık.

pazarların en güzel tarafı da normalde bir araya gelmeyecek insanları görebilmek.
çeşit çeşit insan.
farkındalar mıydı acaba bir arada olduklarından?
menfaatti onları bir arada tutan.
menfaatleriydi o an tek düşündükleri.
masum bir menfaat ama.
'yok yok burdan almayalım baksana şu portakallara biraz küçükler, hem ucuzmuş, ekşi çıkar bir de... hiç gerek yok' tadında bir menfaatti.
keşke bütün menfaatler portakalın ekşiliğine endeksli olsaydı*.
bu küçük menfaatlerin arasında gezmek güzeldi.
ama bu küçük menfaatler bazen toplumsal bilinçaltının ortaya çıkmasına sebep oluyordu.


artık alacağını almış, rahat rahat dönüş yolundaydı.
solundaki tezgahta ise bir pazarlık dönüyordu.
kadın elindeki bozuk iki lirayı uzatmıştı. isteği çok basitti.
iki liralık karnabahar istiyordu.
pazarcı ise üçe tamamlayayım mı dedi.
kadın iki liralık istediğini söyledi. pazarcıda bir cesaret vardı.
tamamlayayım işte üç liraya, uğraştırma beni.
kadın bu sefer açıklama yapma gereği hissetti, ne yapayım o kadarını ihtiyacım olmayanı alacağım da nolacak!
bir lira için anlamsız bir diyaloğa girmişlerdi. pazarcının sesi yükselmeye başlamıştı.
kadının naifliğinden, yanında bir erkek olmayışından, yalnız alışverişe çıkmasından faydalanıyordu. elbette bunu bilinçsizce yapıyordu.
kadınsa karşısındakinin ne yaptığını anlayamamıştı. neden bağırıyordu ki? altı üstü bir karnabahar istemişti.
aslında biraz üste çıksa, biraz ses tonunu sertleştirse pazarcı geri adım atacaktı.
ama o kadının bunu yapmasına imkan yoktu sanki. o kadar çaresizdi ki. kim bilir kimden öğrenmişti bu sessizliği, bu hakkını arayamayışı.
işin tuhafı pazarcı, kadına bağırıyordu resmen ve onlarca insan sadece seyrediyordu. halbuki o kadın onlar için yabancı olmasaydı kıyametler kopardı.
ama bu güne kadar böyle gelinmişti. o an yaşanacaktı.
kadının çaresiz ısrarı sonucu pazarcı geri adım attı. iki liralık karnabahar alınmıştı.
bu kadar tantanaya gerek var mıydı?
bir lira için değer miydi? o karnabaharlar zaten parçalar halindeydi.
dönüş yolu kötü bir sürprizle sonuçlanmıştı.

menfaatlerin kesiştiği beyaz bir sebzeydi karnabahar.
devamını gör...

genel istatistik tablolarından bakılabilecek durum veya bilgi.
devamını gör...

ihtimaldir ama düşük ihtimaldir.sedat peker'in dediği gibi, bu iddiaları mahalle bakkalı değil, işin içerisinden bir organize suç örgütü lideri anlatmaktadır. ben bunları iddia etsem kimse ciddiye almaz ama dünyanın her ülkesinde bir suç patronu konuşursa onu herkes ciddiye alır.
sedat peker'i türk adaleti ciddiye almazsa, abd ve ab savcıları gayet de ciddiye alırlar ve bu iş patlar, türkiye de narko devletler içerisisinde yer alır.
türkiye cumhuriyetinin bu iddiaları objektif şekilde, gerekirse uluslararası bir komisyonla beraber araştırması gerekir.
aksi durumda her şeyi içimizde patlatırlar.

ama görülen o ki bu iddiaları bizim ülkemiz değil başkaları araştıracak.
devamını gör...

henüz avukat değilim ama elimden geldiğince sorularınızı cevaplayabilirim.*)
devamını gör...

biz yolda kaybolduk. gece yarısı şehir dışından dönüyorduk ailemle, arabayı babam kullanıyor, navigasyonu açtık hiç bilmediğimiz bir yerden geçiyoruz yol ayrımında da güvenlik kabini duruyor. güvenlikçiye selam verdik geçtik derken navigasyon bizi döndürüp dolaştırıp aynı güvenlik kabinine getirdi, navigasyonu yanlış takip ettik diye düşünüp tekrar yola çıktık ikinciye de aynı yere geldik, bu kez adamın yanında durup biz yolu bulamadık dedik, tarif etti. teşekkür ettik ayrıldık sonra yine aynı yere geldik shgahgdg. ikişer dakika aralıklarla aynı yere dönüp duruyoruz. bizi gören güvenlikçi uzaktan gülümsüyor, bu salaklar bir türlü bulamadı yolu diye düşünüyor o sıra muhtemelen. ben utandığım için kafamı eğmeye çalışıyorum, annem arka koltukta gülmekten kopuyor babam da bir sinirlenip bir gülüyor garip bir ortam. neyse yine yanaştık adam bu kez tane tane anlattı diğer yolu kullanın dedi, o yoldan güzelce eve döndük. adam olmasa dönüp duracaktık sabaha kadar herhalde.
devamını gör...

redd'in 2012'de yayınladığı hayat kaçık bir uykudur* albümünde bulunan şebnem ferah ile düet yaptığı muazzam şarkıdır. **
sözleri;

sarkıttım isimsiz derin sulara
bir oltanın ucuna takıp kalbimi
yem olmuş duygular faşizmiydi aşk
hep başa sarmıştı küstüğümde hayata
devretmiş dertler şehrinde
aynı güne uyanırken
mişli geçmiş çöker üstüme
istesem de bugünü hiç yaşayamam
yok ki sonrası durmuşsa zaman
günün birinde
bozulmuş kalbin çok kırılmadan
sevmeden geçer zaman
yok ki sonrası durmuşsa zaman
günün birinde
bozulmuş kalbin çok kırılmadan
sevmeden geçer
unutursun günün birinde
bir yabancıyla uyanırken
mişti dersin geçer üzülme
istesem de dünü sana yaşatamam
yok ki sonrası durmuşsa zaman
günün birinde
bozulmuş kalbin çok kırılmadan
sevmeden geçer zaman
yok ki sonrası durmuşsa zaman
günün birinde
bozulmuş kalbin çok kırılmadan
sevmeden geçer zaman
yok ki
yok ki sonrası
(durmuşsa zaman)
bozulmuş kalbin
(sevmeden geçer zaman)
yok ki sonrası
bozulmuş kalbin
(sevmeden geçer zaman)
yok ki sonrası
(durmuşsa zaman)
bozulmuş kalbin
(sevmeden geçer zaman)
yok ki sonrası
bozulmuş kalbin
(sevmeden geçer zaman)

devamını gör...

herhangi bir organik bağımızın kati surette olmadığı sözlüktür.
bir süredir kullanmış oldukları tema tamamı ile kafa sözlük markasına ait olup, bizlerin izni doğrultusunda dünya sözlük entegrasyonuna 1 yıl kadar süre ile izin verilmiştir.
buradaki ilişki ; dünya sözlük adlı oluşumun kapanmaması için ücret ya da menfaat göz etmeksizin, iyi niyetli bir yaklaşımdan ibarettir.
kafa sözlük yayın hayatına başlayacağı zaman, temanın kafa sözlük haricinde hiçbir platformda kullanımının söz konusu olmadığı kendilerine defaatle tebliğ edildi.

kafa sözlük yayına girdiğinde (7 kasım 2020), hali hazırda 1 senedir kullandıkları dünya sözlük'teki temamızı, konuştuğumuz üzere geri çekmemiz gerektiğini ilettik.
ancak yönetim yeni yazılımın bitmek üzere olduğunu, çok kısa bir süre daha idare etmemizi belirtince son tarihi 31 aralık 2020 olarak belirledik.
an itibarı ile belirlediğimiz gündeyiz. yalnızca teknik konuda da bir desteğimiz olmasına karşın bütün ilişiğimizi bitirmek istemekteyiz.
işbu sebepten dünya sözlük kendi kaderini kendisi tayin etmiştir.
bizlerle bir alakası yoktur.
devamını gör...

önce okuduğunu anlamıyordu, şimdi dinlediğini de anlamıyor malesef. bir de çok kinci olmaya başlamışlar.
devamını gör...

lise 3ün ikinci döneminde sayısaldan eşit ağırlığa geçeceğim için artık umursamadığım kimya sınavından aldığım nottur. sayısal değeri 7dir efendim. evet 100 üzerinden 7. ama almamın asıl nedeni konuları bilmemem değil (bkz: cristiano ronaldo)yu çok sevmemdir.
devamını gör...

eski sevgililerin isimleri.
devamını gör...

elektromanyetik dalgalarda dalga boyunun olması gereken yerden, elektromanyetik tayfın kısa dalga boylu tarafına doğru kaymış olduğu durum.

dalga boyunun maviye kayması ya da kısalması, dalganın enerjisinin ve frekansının artması anlamına gelir.

gözlenen bir cismin yaydığı ışık maviye kaymışsa, bu durum cismin bize doğru yaklaştığı anlamına gelir.

ses dalgasında da durum aynı olduğundan yaklaşan tren, ambulans gibi araçların sesi, yüksek enerji nedeniyle daha tizdir.


dalgaların kırmızıya ya da maviye kayma durumları doppler etkisi olarak da tanımlanır.

edit: frekans artar. düzelttim.
devamını gör...

son zamanlarda izlediğim en heyecanlı maçtı. hem benim hem de muslera'nın izlediği en heyecanlı maçtı.
adamı net yarım saat hiç görmedim, ne yaptı bir netflix mi patlattı, çekirdek mi çitledi bilemiyorum.
kaçan fırsatlarda delirdim. o direkleri, oraya dikenlere övgü dolu sözler dile getirdim. inanılmaz şanssızlıklar yaşadık.
halil derviş oğlu ilah mıdır? evet. bu çocuk bir kaç yıla canavar olacaktır.
kerem'in genç yaşına rağmen 70. dakikada tükenmiş olması ve terim'in onu 90. dakikaya kadar sahada tutması skandalı!
kolaysa sen çık 70 dakika koş diyeceksiniz fakat halil'in dalağının şiştiğini içimde hissettim, şener'in canı çıktı fakat asla pes etmediler ve ayrıca ben futbolcu değilim.*
arda'nın poposu cumhuriyet ilan etmiş, göndersinler artık o göbeleği....
oğulcan'ın çıkmadan saçlarına fön çektirmesi ayrıca takdire şayan.
gelelim hz. mustafa muhammedimize, iyi varsın. nice deistleri yeniden peygamber varlığına ve mucizelerine ikna ediyor.
yalnız 61. dakikada hz. mustafa muhammed bey hazırlanırken çıplaktı ve kameralar tam 30 saniye ona odaklanmıştı.
şu ramazan günlerinde günaha girmemek için bakamadın, peygamber günahına giremem, töbeeee....
covid dolayısı ile kasları erimiş, medine dilencileri gibi kalmış veya instagramda çıplak fotoğrafları shoplu.
antalya'nın kalecisi boffin'de ilah gibiydi. adam 80 dakika tek kale maça maruz kaldı ve ölümüne mücadele etti.
mete kalkavan net bir şekilde antalya'ya haksızlık yaptı, bence etik değildi. özellikle 87. dakika ve sonrasında barizdi.
maç sonu kırmızısı da bunu kanıtladı.
şahsen, antalya oyuncularına üzüldüm.
devamını gör...

volkan konak - cerrahpaşa
sebebi de, devlet kurumunu itham ettiği gerekçesi ile.
devamını gör...

aspiratör
süpürge
çamaşır makinası
devamını gör...

bir kemalist, türk milliyetçisi olarak, yazarlık yaptığı dönemde sürekli yeni şafak gazetesinin sitesine girmemi sağlayan orada dahi dayanamayıp ''ya başıma bir iş gelmeyecekse mustafa kemal'i seviyorum'' diyerek önünde etik anlamda secde ettiren muhteşem yazarın muhteşem beyin fırtınasını yansıtan, yıllar yılı değerinden asla kaybetmeyen kitap. ilk çıktığında koşarak alıp, okuyup, tekrar dönüp okuyup, cümlelerin altlarını çizip, beynimin parçalarının yere düştüğünü görürken dance me to the end love çalıyordu diyerek beni ağlatan, güldüren, kendimle her cümlesini özdeşleştirdiğim, güzide kitap. korkma ben varım ve ruhi mücerret de aynı seviyede ne daha iyi ne daha kötü, benim nezdimde murat menteş türk dilini parçalayan, dürüst, samimi ve bizden tabir edilecek bir insan, kitapları da öyle. gerçek aşkı yansıtan, kıskanan, deliren, krizler geçiren, öfke patlamaları ve bilim kurgu eşliğinde kendinizi birden bir filmin içinde bulacağınız cümleler, paragraflar hiç bitmesin isteyeceğiniz, birisinin elinde okurken görünce usulca yanaşıp, gözlerinin içine baktığınız ''sen de mi bizdensin'' diye tepki vermek istediğiniz olabilir. olmayabilir de, insanlar netice olarak farklı farklı yaratılmıştır, bende yarattığı etkiyi herkeste yaratacağını sanmam. ayrıca kitap yayımlandıktan çok uzun süre sonra kıymeti anlaşılmıştır ve aynı metrobüste üç kişinin aynı anda okuduğuna şahit olup, bu kadar yayıldığı için kıskanmışlığım da vardır.
devamını gör...

tabi lan man yak mısın. hatta reis esnafa 5000 ateşledi diye biden sinirden kendini s..yo şu an.
devamını gör...

anonim olarak var olduğumuz bir sözlük ortamında "o" dediğiniz kişiyle karşılaşma oranınız imkansıza yakındır. karşılaşsanız bile tanımayacağınız için direkt imkansız diyebiliriz. ama burada önemli olan nokta, anonim bir yerde bile onunla karşılaşma tedirginliğini taşıyor olmanızdır. bu tedirginlikle yaşamanın zor olduğunu belirtmek istiyorum, ne yapacağınız tabii ki size kalmış.

tanım: hiç istemediğimiz birilerinin sözlükte karşımıza çıkma oranı sorunsalına cevap arayan başlıktır.
devamını gör...

(bkz: gardrop fuat)
devamını gör...

trafikte giderken, gördüğüm plakaların iki yanındaki rakamları, herhangi bir matematiksel işlemi kullanarak birbirine eşitlemeye çalışıyorum. sanırım çok eski bir yarışma olan bir kelime bir işlemden kalma bir alışkanlık. şöyle ki, plaka 34 xx 3948 olsun, 4-3=1, (9/3)-(8/4)=1 gibi.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bahçeyi kuşlardan koruyalım derken korku filmi seti kurmak, 2021
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim