medeni insanın özellikleri
hiç bir fikre körü körüne bağlı olmayan ve insanları yaşayış biçimleri ne olursa olsun yargılamayan kişi.
devamını gör...
kilolu olmak
buraya kilolu olmanın tanımını yapmam mümkün lakin ben kişilerinin tercih/mecburiyet durumlarından ötürü aldıkları sıfat yada tanımların hakaret olarak kullanılmasından bahsetmek istiyorum bir miktar izniniz ile.
bir arkadaşınız ile tartıştığınız vakit ona; "spastik misin?" , "otistik misin?" şeklinde hakaretler yağdırdığınız zamanlarda gerçekten otizmli birini gördüğünüzde vicdanınızı rahatsız ediyor bu durum ve ifadeleri yumuşatmak için elinizden geleni yapıyorsunuz. otizmli demek yerine özel gereksinimli gibi gibi bir sürü ifade uyduruyorsunuz bir çoğuda itiraf etmeliyim ki saçma sapan ifadeler oluyor ve kişinin durumu ile örtüşmüyor. kilo konusunu da aynı şekilde hakaret olarak gördünüz için karşınızda gerçekten kilolu bir insan olduğunda ne yapacağınızı ne söyleyeceğinizi şaşırıyorsunuz. bu konuda insanların ciddi manada şapkasını önüne koyup düşünmesi gerekiyor. üslup herşey değildir ama çok şeydir
son derece yaratıcı olan insanların bu konuda bu kadar kıt zihniyetli olması gerçekten beni çileden çıkartıyor.
ve son olarak eklemek isterim;
bu memleketi kurtaracak 3 kutsal soru;
bana ne?
sana ne?
kime ne?
bir arkadaşınız ile tartıştığınız vakit ona; "spastik misin?" , "otistik misin?" şeklinde hakaretler yağdırdığınız zamanlarda gerçekten otizmli birini gördüğünüzde vicdanınızı rahatsız ediyor bu durum ve ifadeleri yumuşatmak için elinizden geleni yapıyorsunuz. otizmli demek yerine özel gereksinimli gibi gibi bir sürü ifade uyduruyorsunuz bir çoğuda itiraf etmeliyim ki saçma sapan ifadeler oluyor ve kişinin durumu ile örtüşmüyor. kilo konusunu da aynı şekilde hakaret olarak gördünüz için karşınızda gerçekten kilolu bir insan olduğunda ne yapacağınızı ne söyleyeceğinizi şaşırıyorsunuz. bu konuda insanların ciddi manada şapkasını önüne koyup düşünmesi gerekiyor. üslup herşey değildir ama çok şeydir
son derece yaratıcı olan insanların bu konuda bu kadar kıt zihniyetli olması gerçekten beni çileden çıkartıyor.
ve son olarak eklemek isterim;
bu memleketi kurtaracak 3 kutsal soru;
bana ne?
sana ne?
kime ne?
devamını gör...
facebook'tan tüm haklarım saklıdır yazısı paylaşan insan
annemin merak ederek bana sormasına vesile olan, beraber güldüğümüz durum.
"bu yazıyı kopyalayıp profilinize yapıştırın" demiş bir de, bak bak bak...
uygulamayı kullanırken zaten her şeye izin vererek kullanıyorsun, ancak uygulama üzerinden iznim yoktur diyorsun... üstelik izinler uygulamayı kullanmanın önkoşulu...
(bkz: başıma geleceklerden google play sorumludur) diyen çocuklardan farkı yok.
"bu yazıyı kopyalayıp profilinize yapıştırın" demiş bir de, bak bak bak...
uygulamayı kullanırken zaten her şeye izin vererek kullanıyorsun, ancak uygulama üzerinden iznim yoktur diyorsun... üstelik izinler uygulamayı kullanmanın önkoşulu...
(bkz: başıma geleceklerden google play sorumludur) diyen çocuklardan farkı yok.
devamını gör...
ankara
sebepsiz şekilde en sevdiğim şehir.
devamını gör...
kitap alıntıları
"her insan her şeyi yapabilir. kendisine sınır koymamak koşuluyla."
"üstünlük kompleksinin temelinde her zaman bir aşağılık kompleksi yatar."
-alfred adler.
"üstünlük kompleksinin temelinde her zaman bir aşağılık kompleksi yatar."
-alfred adler.
devamını gör...
viii. henry
ülkemizde olsa en az 3 sezonluk dizi çekilebilecek bir hayata sahip kişidir.
devamını gör...
çıplak bir insanla yapılabilecek en zevkli şey
mülteci sorununu konuşmak lazım.
devamını gör...
kafa sözlük tanım okuma metotları
az önce keşfettiğim yöntemi paylaştığım başlık.
hep şikayet ediyoruz ya sevdiğimiz, ilgimizi çeken yazarları istediğimiz gibi okuyamıyoruz diye. işte bunun bir yolu var.
maksimum artı adedi belli bir süreye bağlı . bu süreyi uzatmak için, keşfetmek istediğimiz ya da sevdiğimiz birden fazla yazar buluyoruz. sonra başlıyoruz okumaya, bize göre artıyı hak eden tanıma geldiğimizde diğer yazarın tanımlarını okumaya başlıyoruz. bu şekilde dönüşümlü olarak okuma yapıp yeni yazarlar keşfedebiliriz.
hep şikayet ediyoruz ya sevdiğimiz, ilgimizi çeken yazarları istediğimiz gibi okuyamıyoruz diye. işte bunun bir yolu var.
maksimum artı adedi belli bir süreye bağlı . bu süreyi uzatmak için, keşfetmek istediğimiz ya da sevdiğimiz birden fazla yazar buluyoruz. sonra başlıyoruz okumaya, bize göre artıyı hak eden tanıma geldiğimizde diğer yazarın tanımlarını okumaya başlıyoruz. bu şekilde dönüşümlü olarak okuma yapıp yeni yazarlar keşfedebiliriz.
devamını gör...
boğaziçi caz korosu
boğaziçi'nin müzik ve dans konusunda başarılı işler ürettiği topluluklar var, buyrunuz acapella grubu:
edit: boğaziçi üniversitesi ile alakası olmayan bir oluşummuş. isim benzerliği olduğunu bir yazar arkadaşımız aktardı.
edit: boğaziçi üniversitesi ile alakası olmayan bir oluşummuş. isim benzerliği olduğunu bir yazar arkadaşımız aktardı.
devamını gör...
güne bir söz bırak
“borç, borç, borç… o kadar oku, sonra gel, elifi mertek belleyen birine köle ol!”
orhan kemal
orhan kemal
devamını gör...
seri oylanınca hissedilenler
aslında ben bu başlığı seri oylanınca gelen dikizleniyorum hissi olarak açacaktım ama sözlüğün dinamiklerine daha uygun olacağından anket şeklinde olmasına karar verdim. hiç seri oylanmamış garip yazarlarımız varsa özür diliyorum, amacım kıskandırmak, kimsenin duygularını incitmek değil.
beni bilen bilir? (bunu hep kullanmak istemiştim, bilen olduğundan değil) sık sık uğrar goygoyumu yapar giderim. ülke ekonomisi, politika, güncel olaylar ilgi alanımın dışında kalıyor çünkü. müzikle, resimle, sanatla, şiirle de hiç işim olmaz. biri çıkıp bu pezevenk ne yazmış diye baştan sona okusa bir gram bilgi kırıntısı veya bir yorum göremez.
gel gör ki tüm bunlara rağmen bugün ikinci defa bilgisayarım ekranı turuncu turuncu uyarı baloncuklarıyla doldu. soldan soldan yukarı doğru diziliyor. kafam biraz yavaş çalıştığından ne olduğunu anlamam zaman aldı. biri profilime girmiş yazıklarımı okuyordu. samimi söylüyorum dikizleniyorum gibi hissettim. biri odama girmiş çekmecelerimi karıştıyormuş gibi geldi. halbuki herkes okusun diye yazıyoruz ama çok garip hissettim.
uzun lafın kısası, insanların özel hayatını çok karıştırmayın. sol frameden şaşmayın.
beni bilen bilir? (bunu hep kullanmak istemiştim, bilen olduğundan değil) sık sık uğrar goygoyumu yapar giderim. ülke ekonomisi, politika, güncel olaylar ilgi alanımın dışında kalıyor çünkü. müzikle, resimle, sanatla, şiirle de hiç işim olmaz. biri çıkıp bu pezevenk ne yazmış diye baştan sona okusa bir gram bilgi kırıntısı veya bir yorum göremez.
gel gör ki tüm bunlara rağmen bugün ikinci defa bilgisayarım ekranı turuncu turuncu uyarı baloncuklarıyla doldu. soldan soldan yukarı doğru diziliyor. kafam biraz yavaş çalıştığından ne olduğunu anlamam zaman aldı. biri profilime girmiş yazıklarımı okuyordu. samimi söylüyorum dikizleniyorum gibi hissettim. biri odama girmiş çekmecelerimi karıştıyormuş gibi geldi. halbuki herkes okusun diye yazıyoruz ama çok garip hissettim.
uzun lafın kısası, insanların özel hayatını çok karıştırmayın. sol frameden şaşmayın.
devamını gör...
çocukken yanlış bilinen şeyler
yalancının mumu yatsıya kadar yanar, deyimini gerçek sanıyordum. evde mum olmayışı tesellim olurdu, ezan okunup da yatağa girince dua ederdim yalanım ortaya çıkmadığı için.
devamını gör...
pkk kamplarında tecavüze uğrayan teröristler
bizi ilgilendirmeyen durumdur. yiyin birbirinizi ete para vermeyin...
devamını gör...
rıfat ılgaz
hangi dilde ağlar çocuklar,
hangi dilde güler
ağlamak her dilde tek anlamda çince, ingilizce, türkçe...
burnunu çeke çeke ağlamak
belki biraz çocukça.
ağlamak, hüngür hüngür,
ağlamak, içini çeke çeke insanca!
saygı ve özlemle... ruhun şad olsun...
hangi dilde güler
ağlamak her dilde tek anlamda çince, ingilizce, türkçe...
burnunu çeke çeke ağlamak
belki biraz çocukça.
ağlamak, hüngür hüngür,
ağlamak, içini çeke çeke insanca!
saygı ve özlemle... ruhun şad olsun...
devamını gör...
maaş alındıktan sonraki gün
ödemelerin tümünü yapıp geri kalan parayla geçinmeye çalıştığın günün başlangıcıdır.
devamını gör...
ölmek istemek
bugün çok sevdiğim bir arkadaşımın böyle bir girişimde bulunmaya çalıştığını öğrendim ve oldukça endişelendim.
ölmek istemek aslında gerçekten hayatı güzel yaşamak isteyen,bir yerden sonra maruz kaldığı kötü olaylardan, düşüncelerden sıyrılmak için tek çarenin hayattan bağını koparmak olduğu inancına sahip olan kimselerin tek çıkar yol olarak gördüğü bir istektir.
belki de sesimi duyun,beni fark edin çırpınışıdır ama emin olduğum tek şey var ki bu kişiler asla gerçekten ölmek istemez,son bir umut ışığı arayışı hep devam eder.ta ki tek bir ışık pırıltısı kalmayana dek..
ölmek istemek aslında gerçekten hayatı güzel yaşamak isteyen,bir yerden sonra maruz kaldığı kötü olaylardan, düşüncelerden sıyrılmak için tek çarenin hayattan bağını koparmak olduğu inancına sahip olan kimselerin tek çıkar yol olarak gördüğü bir istektir.
belki de sesimi duyun,beni fark edin çırpınışıdır ama emin olduğum tek şey var ki bu kişiler asla gerçekten ölmek istemez,son bir umut ışığı arayışı hep devam eder.ta ki tek bir ışık pırıltısı kalmayana dek..
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
yol şarkıları gecesi. dünyadan uzak bir yere giderken ne de güzel gider. yine efsane konsept ve eminim efsane şarkılar. demiştim heyecanla bekliyorum diye bak şimdi daha da heyecanlandım. bir an gelse keşke şu perşembe*.
devamını gör...
final fantasy vii remake
wrpg'nin kölesi olmuş yurdum oyuncularının jrpg'ye karşı canavar gözüyle bakmasından ötürü kıymeti bilinmemiş güzelim square enix oyunu. yıllarca süründükten sonra 2020 yılında artık derin bir nefes aldık ff hayranları olarak, yoksa almadık mı? oynanışa vs. geçmeden biraz final fantasy vii'den bahsetmek gerek, sana sonra geleceğim tetsuya nomura. aşağı yukarı jrpg seven her oyuncunun en az bir kere oynamış olduğu 1997 yapımı sıra tabanlı efsane bir oyun final fantasy vii. yıl 2004, 11 yaşlarında etrafta avare avare dolanan bir çocuğum daha o zamanlar. bir gün abim vasıtasıyla final fantasy vii elime geçti ama oyun japonca ve ben o kadar anlamıyorum ki. yine de az buçuk hikayedeki boşlukları kendi kafamda doldura doldura oynayıp bitirdim oyunu ama tadı damağımda kaldı resmen. çocuk aklımla o summonlar, büyüler, kılıçlar falan derken aklımı kaçıracağım öyle sevdim oyunu gerçi crpg falan da hiç anlamıyorum o zamanlar tabi. neyse daha sonra square enix oyun üstüne oyun çıkarmaya devam etti ama hiçbiri yedinci oyunun yanından bile geçemiyordu ve ben de bir süre sonra bunları oynayacağıma gider gow oynarım kafası ile bıraktım oyunları takip etmeyi. en sonunda yıllardır neden remake gelmiyor diye ağladıktan sonra sonunda 2020 yılında beklediğim oyun elime geçti ve koskoca kadın oturup çocuklar gibi mutluluktan ağladım, adamlar yapmış ve olmuş ne diyeyim.
önce biraz eksikliklerden bahsetmek gerek. final fantasy vii gerçek anlamda çok geniş bir haritaya sahipken sadece oyunun başında oynadığımız midgar'da geçen bölümü neden remake diye oyunculara itelemeye çalıştın eeey tetsuya nomura denen üşengeç piç? aslında bir açıdan mantıklıydı, kabul edilebilir bir durum. yan karakterlerin ana hikayelerine odaklanıp, midgar'da daha fazla cevaplara ulaşmak hikaye gidişatı açısından tatmin ediciydi ben dahil pek çok oyuncu için yine de tek oyundan 4-5 oyun çıkarıp yılların efsane oyununun ekmeğini yemeye çalışıyorsunuz, etik bile değil. oyun sadece midgar'da geçmesine rağmen sıkıcı değildi ama final fantasy 7'nin o geniş haritasına nazaran hayal kırıklığıydı. bir oyunu bitirebilmek için aşağı yukarı 8 sene beklemekten kimse hoşlanmaz. yan karakterlerin hikayelerinin daha da derinleşmesi evreni daha temeli sağlam hale getirmiş ama yine de başka eksiklikleri beraberinde getiriyor bu durum. sephiroth -hey gidi one winged angel- olmadan bir final fantasy vii düşünülemezdi ama oyunu parçalara bölme aptallıkları yüzünden sephiroth ile mecbur ilk oyunda karşılaşıp bir de final boss olarak kesiyoruz adamı. 97'de çıkan versiyonunda sephiroth bu kadar basite indirgenmiş değildi, oynarken ara ara adını duyduğumuz ve bizi korkudan titreten bir villaindi ama remake yüzünden adamın tüm zorluğu ve korkutuculuğu gitmiş durumda. ilk oyunda yendiğim adamdan neden diğer oyunda korkayım ki? hikayenin tüm etkileyiciliğini almış bu durum. boss fight yerine sadece oyunun başında gördüğümüz vizyonlar gibi görmeye devam etseydik en azından diğer oyunlar açısından daha verimli olurdu. gerçi sephiroth'u görmek için o kadar sene beklemek de zoruma gidebilirdi biraz.
onun dışında mekan tasarımları, korunmuş yarı açık dünya mantığı, yeni bir sisteme uyarlamada gösterilen başarı ve vuruş hissiyatı ile -ki gerçekten gow ile yarışırdı, buster sword oyunda akıyor- gerçek anlamda tertemiz iş çıkarmış adamlar. yalnız, hadi yeni bosslar eklediniz ki sevdiklerim oldu aralarında mesela speed demon gibi ama bu oyunda hikayeyi koruduk diğer oyunlar için söz veremeyiz temalı bir final dumura uğrattı beni. kaderi yenmek falan, hep senin işin bunlar nomura amca. güzelim hikaye senin fantezilerine kurban gitmez umarım. ölüler ölü olarak kalmaya devam etmeli, eğer onları kurtarma gibi bir şansımız olursa hikaye çok başka yerlere gidecek çok belli. o yüzden allah belanı versin tetsuya nomura diyor, karakter modellemelerinde muhteşem bir iş çıkardığı için maasaki kazeno'ya içten teşekkürlerimi sunarak bu tanımı yarı ağlak yarı mutlu bir biçimde sonlandırıyorum.
kısa özet: midgar'ın simp kralı -ki o cloud oluyor- reaktör patlatıp, robot doğrayarak aslında çoktan ölü olması gereken beyaz saçlı elemanı dövüyor... square enix sunar.
edit: anlam bozukluğu, bir takım devrik cümleler ve kelime hataları...
önce biraz eksikliklerden bahsetmek gerek. final fantasy vii gerçek anlamda çok geniş bir haritaya sahipken sadece oyunun başında oynadığımız midgar'da geçen bölümü neden remake diye oyunculara itelemeye çalıştın eeey tetsuya nomura denen üşengeç piç? aslında bir açıdan mantıklıydı, kabul edilebilir bir durum. yan karakterlerin ana hikayelerine odaklanıp, midgar'da daha fazla cevaplara ulaşmak hikaye gidişatı açısından tatmin ediciydi ben dahil pek çok oyuncu için yine de tek oyundan 4-5 oyun çıkarıp yılların efsane oyununun ekmeğini yemeye çalışıyorsunuz, etik bile değil. oyun sadece midgar'da geçmesine rağmen sıkıcı değildi ama final fantasy 7'nin o geniş haritasına nazaran hayal kırıklığıydı. bir oyunu bitirebilmek için aşağı yukarı 8 sene beklemekten kimse hoşlanmaz. yan karakterlerin hikayelerinin daha da derinleşmesi evreni daha temeli sağlam hale getirmiş ama yine de başka eksiklikleri beraberinde getiriyor bu durum. sephiroth -hey gidi one winged angel- olmadan bir final fantasy vii düşünülemezdi ama oyunu parçalara bölme aptallıkları yüzünden sephiroth ile mecbur ilk oyunda karşılaşıp bir de final boss olarak kesiyoruz adamı. 97'de çıkan versiyonunda sephiroth bu kadar basite indirgenmiş değildi, oynarken ara ara adını duyduğumuz ve bizi korkudan titreten bir villaindi ama remake yüzünden adamın tüm zorluğu ve korkutuculuğu gitmiş durumda. ilk oyunda yendiğim adamdan neden diğer oyunda korkayım ki? hikayenin tüm etkileyiciliğini almış bu durum. boss fight yerine sadece oyunun başında gördüğümüz vizyonlar gibi görmeye devam etseydik en azından diğer oyunlar açısından daha verimli olurdu. gerçi sephiroth'u görmek için o kadar sene beklemek de zoruma gidebilirdi biraz.
onun dışında mekan tasarımları, korunmuş yarı açık dünya mantığı, yeni bir sisteme uyarlamada gösterilen başarı ve vuruş hissiyatı ile -ki gerçekten gow ile yarışırdı, buster sword oyunda akıyor- gerçek anlamda tertemiz iş çıkarmış adamlar. yalnız, hadi yeni bosslar eklediniz ki sevdiklerim oldu aralarında mesela speed demon gibi ama bu oyunda hikayeyi koruduk diğer oyunlar için söz veremeyiz temalı bir final dumura uğrattı beni. kaderi yenmek falan, hep senin işin bunlar nomura amca. güzelim hikaye senin fantezilerine kurban gitmez umarım. ölüler ölü olarak kalmaya devam etmeli, eğer onları kurtarma gibi bir şansımız olursa hikaye çok başka yerlere gidecek çok belli. o yüzden allah belanı versin tetsuya nomura diyor, karakter modellemelerinde muhteşem bir iş çıkardığı için maasaki kazeno'ya içten teşekkürlerimi sunarak bu tanımı yarı ağlak yarı mutlu bir biçimde sonlandırıyorum.
kısa özet: midgar'ın simp kralı -ki o cloud oluyor- reaktör patlatıp, robot doğrayarak aslında çoktan ölü olması gereken beyaz saçlı elemanı dövüyor... square enix sunar.
edit: anlam bozukluğu, bir takım devrik cümleler ve kelime hataları...
devamını gör...

