likit radyo yayını
yalnız playlist ateş ediyor ateşşş dediğim yayındır. (bkz: swh)
devamını gör...
insanı tüketen şeyler
(bkz: türkiye'de yaşamak)
devamını gör...
mars
bulutsuz bir gecede bu aralar kafamı tam kaldırıp fezaya baktığımda o yıldız gibi duran sarımtırak parıltı. küçükken bana kimse bak o mars demedi bunun için üzüldüm ve benim kız yukarı baktığında hadi gezegen bulalım diyor.(insanı mutlu eden şeyler)
devamını gör...
yazarların hemencecik de birbirlerini sevmeleri
allah vergisidir. kimi sevdiriyor kimi seviyor.
devamını gör...
meld skoru
açınımı model for end stage liver disease şeklinde olan karaciğer sirozunda mortalite riskini hesaplamak ve özellikle karaciğer transplantasyon önceliğini belirlemek için kullanılan bir skorlama sistemidir.
skorlama içerisinde bilirubin kreatinin ve inr değerlerine bakılır.
ek olarak diyalize giren hastalara ek puan verilir.
bu skorlamaya göre yüksek puana sahip olan kişilerin nakil için üst sıralarda olması sağlanır.
skorlama içerisinde bilirubin kreatinin ve inr değerlerine bakılır.
ek olarak diyalize giren hastalara ek puan verilir.
bu skorlamaya göre yüksek puana sahip olan kişilerin nakil için üst sıralarda olması sağlanır.
devamını gör...
kış günü tişört giyen insan
sanagulbahcesivadetmedim kişisidir*.
devamını gör...
25 ocak 2021 yalova’da alevi vatandaşların evlerine kırmızı boya ile çarpı atılması
anlaşılan o ki, siyasal islam ya kendi bacağına sıkıyor, ya da başka dümenlerin peşine düştü yine.
bir kaç gün önce bir başka yerde yaşanmıştı aynı olay.
edit : yakında yaşanan diğer olay da tokat'mış.
(bkz: tokat'ta alevi köylerinin kırmızı ile işaretlenmesi)
bir kaç gün önce bir başka yerde yaşanmıştı aynı olay.
edit : yakında yaşanan diğer olay da tokat'mış.
(bkz: tokat'ta alevi köylerinin kırmızı ile işaretlenmesi)
devamını gör...
piç
faruk nafiz çamlıbel şiiridir.
sıcak bir el değmeden henüz ilk gözyaşına kundağını serdiler bir musalla taşına
gözlerin bir caminin eşiğinde açıldı
atıldın doğduğun gün hayata tek başına
yanında anan olsa gene ömrün bahardı
sana dar günlerinde açık bir kucak vardı bağrına "oğlum" diye bastı isa’yı meryem
bir babasız yavrudan bir peygamber çıkardı.
sana, soylu olanlar der ki "soysuz kişi bu" onların belli çünkü gelmişi geçmişi bu
biz neden soyluyuz da, sana soysuz
diyorlar?
aslını hiç arama, tesadüfün işi bu.
haydi adsız doğmanın derdini duya duya
yat ölüme benzeyen bir uğursuz uykuya
yazık ki boğazına bir ip geçirmediler
yazık ki atmadılar seni bir kör kuyuya.
tanır gibi yüzüne bakınca her geçici
yarın öksüz kalbinin burkulacaktır içi
iki kattır azabın günahı işleyenden
anana "kahpe" derler, sana "kahpenin piçi"..
sıcak bir el değmeden henüz ilk gözyaşına kundağını serdiler bir musalla taşına
gözlerin bir caminin eşiğinde açıldı
atıldın doğduğun gün hayata tek başına
yanında anan olsa gene ömrün bahardı
sana dar günlerinde açık bir kucak vardı bağrına "oğlum" diye bastı isa’yı meryem
bir babasız yavrudan bir peygamber çıkardı.
sana, soylu olanlar der ki "soysuz kişi bu" onların belli çünkü gelmişi geçmişi bu
biz neden soyluyuz da, sana soysuz
diyorlar?
aslını hiç arama, tesadüfün işi bu.
haydi adsız doğmanın derdini duya duya
yat ölüme benzeyen bir uğursuz uykuya
yazık ki boğazına bir ip geçirmediler
yazık ki atmadılar seni bir kör kuyuya.
tanır gibi yüzüne bakınca her geçici
yarın öksüz kalbinin burkulacaktır içi
iki kattır azabın günahı işleyenden
anana "kahpe" derler, sana "kahpenin piçi"..
devamını gör...
asla mutlu olamayacak insanlar
hala şiir okuyan insanlar veya yüreği hassas olanlar. empati kurabilenler de olabilir. ki zaten şiir okuyan insanda nicesi bulunur.
devamını gör...
normal sözlük'ün 35 yaş istilasına uğramış olması
bu başlıkla farkettigim durum . neredeyse annem babam yaşında sayılırlar ama kafa yapılarımız aynı. onların ruhumu genç ben mi yaşlıyım bilemiyorum .ama burda sırıtmıyorlar kesinlikle .
devamını gör...
seinfeld
yıllar boyunca çevire çevire en az 6-7 tur izlediğim, sit comların şahı. her espriyi, her sahneyi ezbere bilirim. dizide walter reyiz ve hain karısı skyler da bir kaç bölümde yer almıştır. hangileri olduğunu söylemeyeyim, karşınıza çıkınca anlayın.
jerry seinfeld adlı bir komedyenin ekseninde arkadaşları george, kramer ve elaine'in "hiçbirşeyden bahsetmeyen" maceralarını anlatır.. eğlencelidir, mizah anlayışı biraz farklı olmakla beraber herkese uymayabilir..
george costanza ve cosmo, zaman içinde jerry"yi gölgelemiş, adeta rol çalmıştır.
costanza gibi iğrenç karakterli ama sevimli sayılabilecek bir arkadaşım vardı, tipi de benziyordu. ama kopamıyordum bu adamdan. diziyi önerdim, izledi. beraber izledik hatta bir kaç bölümü. adama baktım, sanki bir zamanlar anadolu'da yı seyrediyor. o nasıl ciddiyet. sanıyorum aynaya bakmasını sağladım. sonra her nedense ilişkimiz koptu.
jerry seinfeld adlı bir komedyenin ekseninde arkadaşları george, kramer ve elaine'in "hiçbirşeyden bahsetmeyen" maceralarını anlatır.. eğlencelidir, mizah anlayışı biraz farklı olmakla beraber herkese uymayabilir..
george costanza ve cosmo, zaman içinde jerry"yi gölgelemiş, adeta rol çalmıştır.
costanza gibi iğrenç karakterli ama sevimli sayılabilecek bir arkadaşım vardı, tipi de benziyordu. ama kopamıyordum bu adamdan. diziyi önerdim, izledi. beraber izledik hatta bir kaç bölümü. adama baktım, sanki bir zamanlar anadolu'da yı seyrediyor. o nasıl ciddiyet. sanıyorum aynaya bakmasını sağladım. sonra her nedense ilişkimiz koptu.
devamını gör...
kadınlar psikopat erkeklerle birlikte olmadığında kadın cinayetleri son bulur mu sorunsalı
aşırı rezil bir başlık resmen kurbanı suçlamak bu?! öldürülmek için kadın olmak yetiyo çoğu zaman. ayrıca hangi psikoloji ile insanların nasıl insanlarla birlikte olduğunu bilemezsiniz. nasıl bir travması var bilemezsiniz, tehdit mi ediliyor, ne kadar korkuyor bilemezsiniz. insanları öylece yargılamak kolay tabii bol keseden yazın
devamını gör...
in bruges
in bruges (2008), aslında tiyatro yazarı olan martin mcdonagh' ın ilk kez yönetmenlik yaptığı drama/kara mizah filmi olup, ters giden bir işin ardından belçika'nın brugge şehrinde saklanmak zorunda kalan iki kiralık katilin hikayesini anlatır.
film, zaman zaman komikliği, zaman zaman da hüznü hissettirmeyi çok iyi başarmış. özellikle, brugge şehrinin de gerçekten sinir bozucu sakinliğini de filme katınca karakterlerin psikolojisinin içine girmemiz kolaylaşmış. film aslında yavaş başlasa da karakterlerin aslında neden brugge'de saklanmak zorunda olduğunu ögrendiğimiz andan itibaren bütün filme bakış açımız değişiyor. özellikle colin farell'ın ve ralph fiennes'ın karakterleri gerçekten iyi yazılmış. film aynı sene en iyi orjinal senaryo akademi ödülüne aday olmuş ama kazanamamış.
filmin başrolü oyuncular değil, brugge şehri. mekanın bu tarz bir filmde bu kadar önde olması alışılmadık bir durum olmuş.
film, zaman zaman komikliği, zaman zaman da hüznü hissettirmeyi çok iyi başarmış. özellikle, brugge şehrinin de gerçekten sinir bozucu sakinliğini de filme katınca karakterlerin psikolojisinin içine girmemiz kolaylaşmış. film aslında yavaş başlasa da karakterlerin aslında neden brugge'de saklanmak zorunda olduğunu ögrendiğimiz andan itibaren bütün filme bakış açımız değişiyor. özellikle colin farell'ın ve ralph fiennes'ın karakterleri gerçekten iyi yazılmış. film aynı sene en iyi orjinal senaryo akademi ödülüne aday olmuş ama kazanamamış.
filmin başrolü oyuncular değil, brugge şehri. mekanın bu tarz bir filmde bu kadar önde olması alışılmadık bir durum olmuş.
devamını gör...
osuruğa benzer bir gıcırtı çıkarınca insanlar yanlış anlamasın diye aynı sesi tekrar çıkarmak
koskoca adam oldum hala aynı şeyi yapıyorum.
evdeyiz annem, babam, ablamlar bir de eniştem olacak adam var. ayağımla koltuğun üzerine kurulurken oturduğum yerde gıcırtı çıkardım ama böyle sanki ishal olmuş insan osuruğu gibiydi. bütün gözler sanki karşısına namlu tutulmuş ceylan gibi bana bakakalmıştı. sonra hemencecik ayağımla aynı gıcırtıyı çıkardım. salondaki gerginlik bitmiş, çekirdekler çıtçıtlanmaya başlanmış, kısacası hayat normal seyrine geri dönmüştü.
bu bir nevi "bakın ben osurmadım, benden size zarar gelmez" demenin göstergesidir. ev ahalisinin içinde osuran insan, kendisine saygısı olmayan güvenilmez bir kişi imajı verir çünkü...
evdeyiz annem, babam, ablamlar bir de eniştem olacak adam var. ayağımla koltuğun üzerine kurulurken oturduğum yerde gıcırtı çıkardım ama böyle sanki ishal olmuş insan osuruğu gibiydi. bütün gözler sanki karşısına namlu tutulmuş ceylan gibi bana bakakalmıştı. sonra hemencecik ayağımla aynı gıcırtıyı çıkardım. salondaki gerginlik bitmiş, çekirdekler çıtçıtlanmaya başlanmış, kısacası hayat normal seyrine geri dönmüştü.
bu bir nevi "bakın ben osurmadım, benden size zarar gelmez" demenin göstergesidir. ev ahalisinin içinde osuran insan, kendisine saygısı olmayan güvenilmez bir kişi imajı verir çünkü...
devamını gör...
kafa store'un enflasyondan etkilenmemesi
kafa store cebimizin dostudur.
devamını gör...
moderatörlerin kimseyi memnun edememesi
istekleri asla bitmeyen canlı türü olan insanla uğraşmak çok zordur. uğraşanın da insan olduğunu unutmamak gerekiyor. sözlük kimine göre bilgi kaynağı, kimine göre eğlence kaynağı, kimine göre sosyalleşme kaynağı olarak görülüyor. moderatörün görevlerini tam olarak bilmiyorum ama bugüne kadar sorduğum bütün sorulara anında cevap alabildim. tanımım silindi mi? evet. ama ağlamadım, çünki gerçekten formata uygun değildi. e ben şimdi kalkıp modlara “tü kaka” mı diyeyim? format belli, kurallar belli.
en büyük sıkıntı sanırım farklı insanları ortak paydada buluştururken, böylesine egolu, böylesine takıntılı ve hırslı yazarların olabileceğini düşünmemiştir hiç kimse. moderatörler arasında var mıdır bu türde insanlar bilemiyorum, tanımıyorum. en azından sık sık girdiğim sözlükte hiç bir mod tarafından sıkıntıya maruz kalmadım.
sözlükte bir kaç tartışmaya, okuyucu olarak şahit oldum. dünyanın en skandal savunma şekillerini ve fikirlerini okudum. arkadaşlar en nihayetinde hepimiz burada fikir veya bilgi paylaşıyoruz. bu kadar ciddiye alıp, bu kadar sinirlenmeye gerek var mı? herkesin sizi sevmesi veya fikirlerinize katılması mümkün müdür? değildir!
bir yazarın, bir mod ile fikir ayrılığına düşmesini, haksızlığa uğramasını elbette görebiliriz fakat bunun düzeltilmesi de gayet mümkündür. en azından haksızlığın süreceğine inanmıyorum. amma bir yazarın, bir mod ile yaptığı tartışma sonrasında aşırı sinirlenip saçma tanımlar girmesinin mantığını vallahi de anlamıyorum billahi de. hatta bazen tartışanların veya övenlerin yorumlarını okuyunca gözümün önüne bir partiden veya kişiden medet umanlar/nefret edenler geliyor. gruplaşmaya, ayrışmaya, nefret yaratmaya ne gerek var? aklınızı kullanmanızı ve mantıklı hareket etmenizi diliyorum. ilahlaştırıp, şeytanlaştırmadan; hayatımızda bir parçası olduğumuz belki de en huzurlu mecrayı kendimiz yaratabilir ve yazmaya devam edebiliriz.
hiç bir mod pizza değildir, herkesi memnun edemez.
en büyük sıkıntı sanırım farklı insanları ortak paydada buluştururken, böylesine egolu, böylesine takıntılı ve hırslı yazarların olabileceğini düşünmemiştir hiç kimse. moderatörler arasında var mıdır bu türde insanlar bilemiyorum, tanımıyorum. en azından sık sık girdiğim sözlükte hiç bir mod tarafından sıkıntıya maruz kalmadım.
sözlükte bir kaç tartışmaya, okuyucu olarak şahit oldum. dünyanın en skandal savunma şekillerini ve fikirlerini okudum. arkadaşlar en nihayetinde hepimiz burada fikir veya bilgi paylaşıyoruz. bu kadar ciddiye alıp, bu kadar sinirlenmeye gerek var mı? herkesin sizi sevmesi veya fikirlerinize katılması mümkün müdür? değildir!
bir yazarın, bir mod ile fikir ayrılığına düşmesini, haksızlığa uğramasını elbette görebiliriz fakat bunun düzeltilmesi de gayet mümkündür. en azından haksızlığın süreceğine inanmıyorum. amma bir yazarın, bir mod ile yaptığı tartışma sonrasında aşırı sinirlenip saçma tanımlar girmesinin mantığını vallahi de anlamıyorum billahi de. hatta bazen tartışanların veya övenlerin yorumlarını okuyunca gözümün önüne bir partiden veya kişiden medet umanlar/nefret edenler geliyor. gruplaşmaya, ayrışmaya, nefret yaratmaya ne gerek var? aklınızı kullanmanızı ve mantıklı hareket etmenizi diliyorum. ilahlaştırıp, şeytanlaştırmadan; hayatımızda bir parçası olduğumuz belki de en huzurlu mecrayı kendimiz yaratabilir ve yazmaya devam edebiliriz.
hiç bir mod pizza değildir, herkesi memnun edemez.
devamını gör...
şükrü erbaş
"ayrılık ne biliyor musun? ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne güz, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte... insanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık. ipi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini, birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine. ardında dünyalar ışıyan camlar dururken duvarlara dalıp dalıp gitmesi. türküsünü söyleyecek kimsesi kalmamak ayrılık. ödünç sesle konuşan bir kalabalık içinde kendi sesiyle silinmek. birdenbire büyümesi, gülüşü artık yaprak kıpırdatmayan bir çocuğun. insanın yaşlandıkça kendi kuyusuna düşmesi. bir kadının yatağına uzanan kül bağlamış bir gövde. saçına rüzgar, sesine ışık düşürememek kimsenin. parmaklarını sözüne pınar edememek. uzaklarda bir adamın üşümesi, bir kadın dağlara daldıkça. ışıklı vitrinlere bakmadan geçmek çarşılardan. çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun. evlerle sokaklar arasında bir ayrım kalmaması... ayrılık o küçük ölüm, usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan"
ayrılık gerçekten de buymuş, okuyunca iliklerime kadar hissettim.
ayrılık gerçekten de buymuş, okuyunca iliklerime kadar hissettim.
devamını gör...
walk again project
turkce karsiligi “yeniden yurume projesi” olan, felcli hastalari yeniden ayagi kaldirmak icin uretilmis bir proje. bu projenin amaci vucut icin zihinle kontrol edilen bir dis iskelet sistemi yapmak. buna vucudu kaplayan ozel bir giysi yada giyilebilir robotta diyebiliriz.

projeye gore felclilerin dusunce yoluyla yurumesi ve diger gunluk aktivitelerini yapmasi saglanabilecek. soyle ki; felcli hastanin beynine yillarca guvenli bir sekilde kalacak turden mikro cip yerlestirilecek. sonrasinda yirmi yada otuz bine yakin noron robotik kiyafeti kumanda edebilmesi icin kaydedilecek. beyinden gelecek olan sinyaller, giysinin belirli bolgelerine cep telefonu buyuklugunde yerlestirilmis bilgisayarlar tarafindan algilanmasiyla, hareketler sensorler tarafindan gelistirilecek. boylece hasta yuruyup elini yada kolunu haraket ettirebilecek. proje yaklasik 2010’lu yillarin basinda tasarlandi fakat hala uygulamaya gecilmedi. bunun en buyuk nedeni olusturulan projenin kablosuz bir agla kullanimi dusunulmesi. tabi bu da ekstra ozen gerektirmekte. ikinci meselesi ise, beyinden gelen sinyallerin bilgisayar yoluyla algilama sisteminin gunumuzun teknolojisinde daha da ilerlemesi gerekmekte. bir diger sorunsal ise kullanilan iskelet sisteminin guc kaynagi meselesi. henuz bu giysi icin tasinabilir uzun vadede kullanimini mumkun kilan bir guc kaynagi bulunamadi.
kaynak; zihnin gelecegi / michio kaku
ek olarak detayli bilgiyi buradan bulabilirsiniz (turkce bir kaynak bulamadim malesef) www.walkagainproject.org/

projeye gore felclilerin dusunce yoluyla yurumesi ve diger gunluk aktivitelerini yapmasi saglanabilecek. soyle ki; felcli hastanin beynine yillarca guvenli bir sekilde kalacak turden mikro cip yerlestirilecek. sonrasinda yirmi yada otuz bine yakin noron robotik kiyafeti kumanda edebilmesi icin kaydedilecek. beyinden gelecek olan sinyaller, giysinin belirli bolgelerine cep telefonu buyuklugunde yerlestirilmis bilgisayarlar tarafindan algilanmasiyla, hareketler sensorler tarafindan gelistirilecek. boylece hasta yuruyup elini yada kolunu haraket ettirebilecek. proje yaklasik 2010’lu yillarin basinda tasarlandi fakat hala uygulamaya gecilmedi. bunun en buyuk nedeni olusturulan projenin kablosuz bir agla kullanimi dusunulmesi. tabi bu da ekstra ozen gerektirmekte. ikinci meselesi ise, beyinden gelen sinyallerin bilgisayar yoluyla algilama sisteminin gunumuzun teknolojisinde daha da ilerlemesi gerekmekte. bir diger sorunsal ise kullanilan iskelet sisteminin guc kaynagi meselesi. henuz bu giysi icin tasinabilir uzun vadede kullanimini mumkun kilan bir guc kaynagi bulunamadi.
kaynak; zihnin gelecegi / michio kaku
ek olarak detayli bilgiyi buradan bulabilirsiniz (turkce bir kaynak bulamadim malesef) www.walkagainproject.org/
devamını gör...

