bir ara parayı bulunca düzgün bi dövmecide sırtıma komple şükrü saraçoğlu stadını yaptırmak istiyorum. üstüne de bir daire, yarısı atatürk silüeti yarısı fenerbahçe amblemi.
devamını gör...

sakar şakir.
devamını gör...

kesinlikle katıldığım tespit, eklemek istediğim sadece bugünle sınırlı kalmayıp son 3 4 gündür böyle hele ki akşam saatleri. fena can sıkıyor, yazma iştahına ket vuruyor.
devamını gör...

steve harris harikası güzide şarkı.

bruce dickinson'ın özellikle şarkının sonlarına doğru, haydi atlarımıza binip gidiyoruz havasına bürünmenize vesile olan vokaline ise şapka çıkartmak lazım.

tabi her şeyden önemlisi şarkının anlattıkları ve sözleri. o göndermenin önünde ise saygı duruşunda bulunmak lazım.

ha unutmadan metal müziğin, kendisini bir halt zanneden şımarık çocuğu metallica'nın - ki tek yaptıkları güzel şey "and justice for all'' albümünü çıkartmalarıdır- bir iron maiden efsanesi olan bu şarkıyı tiye alma çabaları da, gülünçtür. gidin kenarda oynayın topunuzu zibidiler denilesi bir durumdur. steve harris'in bass'ta apollon edası ile gezdirdiği parmaklarına kurban olun siz.


white man came across the sea
he brought us pain and misery
killed our tribes killed our creed
took our game for his own need

we fought him hard we fought him well
out on the plains we gave him hell
but many came too much for cree
oh will we ever be set free?

riding through dustclouds and barren wastes
galloping hard on the plains
chasing the redskins back to their holes
fighting them at their own game
murder for freedom the stab in the back
women and children and cowards attack

run to the hills run for your lives
run to the hills run for your lives

soldier blue in the barren wastes
hunting and killing their game
raping the women and wasting the men
the only good indians are tame
selling them whiskey and taking their gold
enslaving the young and destroying the old

run to the hills run for your lives




dibine not: aynı isimli bir ''iron maiden'' biyografisi de mevcuttur. mick wall tarafından yazılmıştır.
devamını gör...

buradan ulaşabileceğiniz, kafa sözlük röportaj videosunda geçen söylem.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
en iyi ozetleyen sey bu olmus bence
devamını gör...

spor yaparken izliyorum. normalde spor yaparken canım sıkılır, bir noktadan sonra tamam derim bu kadar yeterli, bu yürüyüş beni 4 sene idare eder. ancak bu programı izlerken spor yaptığım zamanlardan beri her yürüyüş saatlere yayılıyor, asla yeterli gelmiyor, resmen onlardan biri olmaktan korkuyorum. ve bazen ağlaya ağlaya spor yapıyorum üzülüp ki ben nasıl psikolojik bir ruh hastasıyım, hiç bilemiyorum.

çok üzücü. yaşamları gösterilen çoğu vaka cinsel istismara uğramış ya da sevgi açlığı çekmiş. içlerinde oluşan o sevgi açlığını yemek yiyerek doldurmaya çalışmışlar. yiyecekler bir tür madde bağımlılığı haline gelmiş. yaşama şansları %5. 300 kilolardan 80 kiloya düşmeye çalışıyorlar yaşamak için falan. çok zor ve sahiden çok iç acıtıcı.

tüm bunlar sonrası şu sonuca ulaşabiliriz sanırım. çok yememek lazım.
devamını gör...

hihihihi bir gün bu başlığın açılacağını biliyordum.*

cadillac eldorado 1959'muş benimki, ben sadece cadillac'ını bilirim, sanki alacağım, modelini bilsem ne olacak.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

sular sarardı
yüzün perde perde solmakta
güzel cadillacları seyret ki dibim düşmekte.
devamını gör...

hiç işim yok, madalya almak için modlara tanım göndereceğim. üstteki yazar isterse, bana verilen 1 madalyayı da ona verebilirim. noluyor madalya alınca ya? *
devamını gör...

tanışılan birisinin sana neden kötü olması gerektiğini düşündüren başlıktır. kötülük yaşantı gerektirir.
devamını gör...

kocaman bir bok çukuruna gırtlağına kadar batmışken, elinden kimsenin tutmayacağını bilmek ve tek çarenin kendi kendine kurtulmak olduğunu bilen insandır.ha bazen çıkılıyor iyice batılıyor ama olsun yaptığın herşeyin sonuçları sadece senin canını açıtabilir
devamını gör...

100tl=4.07 kuveyt dinarı.
devamını gör...

çok zor bir soru ama 'hazar' koyardım.

tanım: tek bir çocuğumuz olsa ismini ne koyardık sorusuna cevap verdiğimiz başlıktır.
devamını gör...

yasanın çıkacağını sanmıyorum. rte bir de kendilerinin 15-16 tane hayvanı olduğunu, çoğunun hediye geldiğini söyledi. bazılarını “bakıma alıyoruz” bazılarını da başkalarına “hediye ediyoruz” dedi. bu insandan doğru dürüst bir hayvan hakları yasası çıkarmasını bekleyemiyorum maalesef. bir iki kişiyi rastgele görevlendirmişler. onun yerine birkaç dernek falan belirlenip görüşleri alınarak yasa hazırlanmalıydı. durumu en iyi onlar bilebilir.
devamını gör...

öper beni annem yanaklarımdan
güzel bir rüyada
sanki sevdiklerim
hayattalarken hâlâ.
devamını gör...

en büyük silahımız çay kaşığını çıkarıp kenara koymaktır. *
devamını gör...

bu dünyada yokluk çeken öteki tarafta zenginlik içinde olacakmış.

hadi oradan!
devamını gör...

kalbim, hayırlı akşamlar.
devamını gör...

gebersin. şrfsz .o.ç
devamını gör...

varoluşsal bir sancı hikayesi: nilgün marmara

istanbul’da kızıltoprak’taki evleri dönemin yalnızlık tutkunu şairlerinin buluşma mekanı haline gelmiştir. ece ayhan, cemal süreya, edip cansever, tomris uyar, ilhan berk, cezmi ersöz, orhan akkaya… bu buluşma akşamlarında arkadaşlarınca zenci gırtlağına sahip olduğu söylenen nilgün şarkılar söyleyip arkadaşlarını eğlendirmiştir. belki de bu buluşmalardaki neşeli halinden cemal süreya, onu amerikalı yazar f.scott fitzgerald’ın ele avuca sığmayan karısı zelda’ya benzetir ve ona “çılgın zelda” derdi. bu yazar ve şairlerle sıkı dostluğuna rağmen kimseye yazdığı yazılardan pek bahsetmezdi ancak intiharından hemen önce eşine bıraktığı veda mektubunda ölümünün ardından daktiloya çekilmiş şiirlerini insanlarla paylaşabileceğini yazmıştır.

bu yıkıcı ölümün ardından yakın dostlarından cemal süreya şu açıklamayı yaptı “nilgün ölmüş. beşinci kattaki evinin penceresinden kendini aşağı atarak canına kıymış. ece ayhan söyledi. çok değişik bir insandı zelda. akşamları belli bir saatten sonra kişilik hatta beden değiştiriyor gibi gelirdi bana. yüzü alarır, bakışlarına çok güzel ama ürkütücü bir parıltı eklenirdi. çok da gençti. sanırım, otuzuna değmemişti daha. ece ile gergedan için yaptığımız söyleşide ondan söz ettim: bu dünyayı başka bir hayatın bekleme salonu ya da vakit geçirme yeri olarak görüyordu. dönüp baktığımda bir acı da buluyorum nilgün’ün yüzünde. o zamanlar görememiştim. bugün ortaya çıkıyor.”
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim