böyle bir olaya tanık olsam ne yaparım en ufak fikrim yok. çünkü daha önce defalarca tanık oldum, her birinde farklı bir aksiyon aldım fakat hangisi doğruydu bilmiyorum.

eşinin saçlarından tutup diğer eliyle kafasına vuran bir adama arkadan yaklaşıp kollarını tuttum, beni ittirdi ve yere fırlattı. olay çözüldüğünde polis merkezinde polis bana "böyle şeylere karışma, dönüp sana da saldırsaydı ne yapacaktın? karışma" dedi.

başka bir olayda komşumun evinden çığlıklar yükseliyordu, polisi aradım, geldi. aşağıdaydım, polise daireyi tarif ettim. polis girdi adamla kadını kolundan tuttu arabaya bindirdi. arabaya giderken kadın bana bakıp "sen mi aradın polisi .....çocuğu, görürsün sen" gibi bir cümle kurdu. ertesi gün evlerine geri göndermiş polisler bunları. orada geçici süre kalıyordum, kaldığım süre boyunca da mümkün olduğunca çıkmadım evden, korktum.

başka bir olayda bir parkta sevgilisini saçlarından tutup yerlerde sürükleyen birine denk geldim, uzaktaydım biraz, bağırdım. gençti saldırgan. bana doğru döndü, 4-5 adım attı, elinde parlayan bıçağı gördüm. yoluma devam ettim az ilerde polisi aradım ve izlemeye koyuldum kuytu bi yerden. çocukla kız yan yana gittiler polis gelmeden. kız ne bağırdı ne kaçmaya çalıştı. saçlarını düzeltiyordu. polis de geldi, arabayla parkın etrafında tur attı gitti.

başka bir olayda bir kitapçıda karısının kafasına kitapla vuran bir adamı durdurmaya çalıştım, çalışanlar geldi "karışma sen biz polisi aradık" dediler uzaklaştırdılar beni. adam da kadının kafasına vurmaya devam etti, çalışanlar da uzaktan adama bağırdılar, başka hiçbir şey yapmadılar.

üniversiteye ilk başladığım yıllarda yurtta kalıyordum, yurt da epey kötü bir yerdeydi: uyuşturucu, cinayet, hırsızlık alayı vardı. ismi duyulmuş bir semtti zaten. devasa bir park vardı. orada iki çocuğun bir kıza saldırdığını gördüm, kız birinin sevgilisiydi sanırım. korktum yaklaşamadım, çünkü berbat bir mahalleydi ve saldırganların tipleri de biraz tuhaftı. polisi aradım, 23 dakika sonra geldi polis siren çala çala. saldırganlar saldırmayı bırakıp birisi kızın kolunu tuttu, diğeri de başka bir şeyle ilgileniyormuş gibi yaptı. polis parkın etrafında arabayla bir tur atıp gitti.

başka bir olayda çarşının orta yerinde karısını arabadan tartaklayarak çekip yere fırlatıp tekmeleyen bir adam görmüştüm. işlek bir yerdeydi. çevredekiler bağırıyordu, kimse müdahil olmadı ama. 30'larının başlarında bir adam atıldı saldırganın üstüne, saldırgan savuşturdu onu, sonra çektiği bıçağı sapladı adama. karnını tutan adam yere yığıldı, 10dk sonra polis geldi ambulans geldi herkesi topladı gitti.

mahallede apartmanın önünde karısına saldıran 30'larında bir adamı tüm mahalleli camdan izledi. ötedeki apartmanda 4. katta oturan bir adam elinde kürekle indi 5-10 dk sonra. saldırgana vurdu bi' tane. sonra kadın girdi araya, kocasına siper oldu, eve götürdü.

sevgilisine saldıran bir liseli/üniversiteli gördüm, kuytu bir yerdi. çocuğa bağırdım, küfürler savurdu bana. gittim üstüne, bana döndü saldırmaya kalktı. kız kolundan tuttu çocuğu yapma diye. çok canım sıkkındı zaten o gün. çocuğa laf attım bilerek, saldırmaya çalışsın istedim, saldırdı da. sonra savuşturdum, dövdüm. dinlene dinlene dövdüm, ciddiyim. yarım saat civarı. çocuğun gözünü hırs bürümüştü, yerlerde yuvarlanıyor ama küfür etmekten ağzından köpükler saçmaktan geri durmuyordu. çocuk yere yuvarlandıkça kız, çocuğun üstüne atıldı kaşına gözüne baktı. çocuk kızı kenara itip bana saldırmaya devam etti her seferinde. çocuğun kalkacak dermanı kalmayana kadar dövdüm. kaşını gözünü patlamadım, en fazla kolunda bacağında morluklar olmuştur. yoruldu zaten dayak yemekten. en son "bu kıza ya da başka birine saldırdığını görürsem bir daha böyle bırakmam, dahasını yaparım" dedim*. kız da beni itmeye, uzaklaştırmaya falan çalıştı. kızı da tuttum kolundan evine götürdüm, dedim ben teslim etmeyeyim ailene sokağın başında bekliyorum, sen kendin git. gitti sonra.

bu ve bunun gibi bir sürü şey daha... bizzat aile içinde de küçüklüğümden beri çok fazla şiddete tanık oldum. fakat halâ nasıl aksiyon alınır kestiremiyorum. söyleyeceğim tek bir şey var: böyle bir şeyi deneyimlemedikten sonra buraya "ben olsam şöyle yapardım böyle yapardım" demek inanın çok kolay oluyor. bu yüzden olaya müdahil olana da olmayana da kızamıyorum ben.*

çözüm ne inanın bilmiyorum.

ekleme: yaşadığım olaylarda saldırıya uğrayan kadınları asla suçlamıyorum yanlış anlaşılmasın. polisi de suçlayamıyorum. babam emekli polis memuru, yılların polisi. yaşadığı bin türlü olay var buna benzeyen. söylediği tek bir şey var: bu tür şiddet olaylarının %99'unda kabak polisin başına patlıyor. şiddete uğrayanların büyük çoğunluğu* karakolda polise saldırıyormuş, "neden geldiniz, işinize baksanıza siz" diye... anlamak çok güç gerçekten...

ekleme: bu tür olaylar sadece türkiye'de yaşanıyor zannediyorsanız yanılıyorsunuz. bu, insanlığın ortak sorunu.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


eurostat’ın rakamlarına göre, kadına şiddetin her alanda yaygın olarak görüldüğü fransa’da 2019 yılı başından bu yana en az 130 kadın eski eşi ya da sevgilisi tarafından öldürüldü. bu rakam 2017 yılında 123 kadın iken, geçtiğimiz sene ise 108 olarak kayıtlara geçti.

fransa'da her yıl yaklaşık 200 bin kadının şiddet mağduru olduğu ifade ediliyor.

almanya’’da “kadına yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele günü” kapsamında yayımlanan rakamlar da ülkede kadına şiddetin büyük bir sorun olduğunu ortaya koydu.

ülkede 2018 yılında tecavüz, taciz ve zorla fuhuş mağduru 114 binden fazla kadın olduğu belirtilirken, yine geçen sene üç günde bir kadının yani 122 kadının öldürüldüğü duyuruldu.

italya’da ise italyan araştırma enstitüsü tarafından yayınlanan rakamlarda kadın cinayetlerinin artış gösterdiği belirtildi. son beş yılda 538 bin kadının eşleri tarafından fiziksel veya cinsel istismar gördüğünü duyuran enstitü, geçen sene 142 kadının öldürüldüğünü açıkladı.

bu arada romanya ise milyon kişi başına düşen kadın cinayeti sayısında 4.3‘lük oranla avrupa’nın en yüksek seviyesine sahip. buna göre, romanya’yı 4.2 ile macaristan, 3.6 ile ise cinsiyet eşitliği bakımından örnek gösterilen finlandiya takip ediyor.


devamını gör...

hayatında toplum tarafından başarılı sayılacak şeyleri olmayan insanlar belli metalarla övünür.ırk ya da takım gibi. onların başarısından kendisine pay çıkarır.gece özeti yeterli bu kadar şimdilik
devamını gör...

kimi ,kimden koruyacağız? inek öldü ,ortaklık bozuldu, çıkarlar çatıştı düşman olundu, şimdi oldu "tu kaka" herkes işine baksın, yarın onlar yine iyi olur , kaybeden yine halk olur.
devamını gör...

t: huysuzluk yapan birini ifade etmeye yarayan fiillerden biri. sürekli bir şeylerden şikayet eden insanlar için kullanılır:

+abi, bıktım bu hayattan vallahi.
+o'lum her gün zırlıyo'sun yeter lan.

sürekli zırlayana ise zırlak denir. kardeşi ağlaktır.
devamını gör...

lan bi sus (bkz: şöyle koyayım böyle koyayım) denilesi insandır.*

sağır yok karşında kardeşim, relax, sakin, bruhhhh.*
devamını gör...

fotoğraf düzenlemek isterseniz eğer kesinlikle en iyisi picsart.
devamını gör...

mutluluk nedir sahi? hiçbir çabam yok bu konuya dair ne olduğunu da tam anlamıyla biliyorum diyemem ama işte mevzu huzur ve sakinlik ise sağlıklı kararlar alıp olumlu, dingin bu minvalde dolu dolu bir yaşam sürebilmek ise bunlar şarttır. belki de mutlu olmak bunların genel adıdır orasını bilemem fakat mutsuz olmak nedir onu iyi bilirim. evvela mutsuzluk yarından umutsuz, sevgisiz, aşksız (yaşadığın her şeye karşı aşk-tutku), hayatı boş vermiş, çabasız ve umursamaz olmaktır, her şeyi bırakmışlıktır . işte kendinizi böyle hissediyorsanız ivedilikle bu ruh halinden çıkıp hayatınıza yetişmelisiniz o sizi beklemiyor zira bütün hızıyla devam ediyor. bana göre mutsuz olan insanlar rahat insanlardır oysa benim öyle bir şansım yok mesela.
devamını gör...

anca bel altı espri yapıp küfür edip hunharca gülen mağara adamlarının yaptığı tespit de bu kadar olur zaten.
devamını gör...

vücutta k vitamini eksikliği varsa, alımı çok da işe yaramayabilen vitamindir. çünkü, d vitamini kandaki kalsiyumun yeterli seviyede olmasını sağlarken, k vitamini bu kalsiyumdan kemiklerin daha fazla faydalanmasını sağlar ve böbrek ve damarlarda birikmesini engeller.

d vitamini ve k vitamini arasında bir tür ortak görev vardır diyebiliriz.
devamını gör...

iş ahlak bekçiliğine geldiğinde meydana gelen bir durumdur (gerçek müslümanları tenzih ediyorum).
devamını gör...

bu nasıl bir ihtiyaçtır şaşarım. ömrüm gitti yalnızlıktan, ben istemem ama kader işte.
devamını gör...

benim için hüzün kelimesinin ilçe olmuş hali.
devamını gör...

arkadaş haklı. ben bizzat yaşadım bu dönüşümü. 9-10 yaşından beri metal müzikle içli dışlıyım. 13-14 yaşlarıma geldiğimde yavaştan kabuğum çıkmaya başladı. reşit olduğum dönemde ise kabuk oluşumu tamamlanmış ve dört ayaklı bir hale bürünmüştüm. metal müzik dinlemeye devam ettiğim süreçteyse diğer ayrıntıların yerli yerine oturduğunu gördüm ve 25 yaşında tam olarak tosbağaya dönüştüm. zaten ondan sonra yapacak bir şey kalmamıştı. halen dinlemeye devam ediyoruz. kafa sallarken marul yemek en büyük hobim. bu zihin açıcı tespit için arkadaşımıza teşekkür ederiz.
devamını gör...

italyan ve dünya edebiyatının en ünlü ve en tanınan epik şiiridir şiir oldugu kadar destansıdır.

dante eserine yalnızca komedya diyordu fakat giovanni boccaccio tarafından ilahi kelimesi de eklendi ve o günden itibaren adı ilahi komedya olarak kaldı.

eserin bir diğer özelliği kitapta yazdığına göre toscana lehçesini kullanılarak italyan dilinin ilk ve en uzun şiiri olması. toscana lehçesi diye belirttim çünkü o dönemde italyada oldukça fazla italyan aksanı lehçesi ayriyetten latince de kullanıldığı için epey fazla dil mevcuttu bu yönden italyancanın gelişimine de katkısı oldugu yadsınamaz bir gerçek.

şiirin toplam dize sayısı 14233'dür ve ilk kez dante'nin kullandığı terza rima (aba,cbc,bdb vb.) kalıbıyla yazılmıştır.her bölümde 33 kanto yer alır toplamda 3 bölümden oluşur ve cehennem'e giriş bölümündeki kantoyla birlikte toplamda 100 kanto yer alır.

cehennem,araf ve cennet olmak üzere 3 bölüm den oluşur bu bölümlerin ikisinde cehennem ve arafta büyük usta,bilge kişi diye nitelendirdiği vergilius ona bu düşsel gezide yardımcı ve önder olur. cennette ise büyük sevgi duydugu gençlik aşkı beatrice ona eşlik eder.

dante yaşamının önemli bir bölümünü sürgünde geçirdiği için ve çözümü tanrı ya sıgınmada bulduğu için insanlara (aynı zamanda kendisine) doğru yolu göstermek amacıyla ilahi komedya'yı yazmış.

kitaptan alıntılar vermek gerekirse;

--- alıntı ---

insan yalnızca başkalarına zarar verecek şeyden korkmalı ,
bunun dışında korkuya yer olmamalı..

akıl, kötü niyetle kaba kuvvetle birleşirse, kimse karşı koyamaz bu güce..

aslınızı düşünün isterseniz; hayvanlar gibi yaşamak için dünyaya gelmediniz, erdem ve bilgi peşinde koşmak göreviniz..

--- alıntı ---
devamını gör...

birol güven'in en çok tutan dizisi. ayrıca halen iyi izlenmekte ki, 2010'dan itibaren çekilen yeni bölümleri (hele ki son sezonu) ciddi saçmalamasına rağmen çekiliyor, çok çok bir iki sezon nadasa bırakılıyor.

ayrıca ilk bölümlerden son bölümlere şöyle bir fark göze çarpar ki, sebebini bilmiyorum belki de seyirci öyle istiyordu:



orijinal seride haluk mutlaka haksız çıkar ve taş fırınlığın çoğu zaman zarar getirdiği görülürdü. örneğin apartman yöneticisiyle kavga ederler, sonra yönetici ortadan kaybolunca haluk'un adamı öldürdüğü sanılır. avm'ye gitse güvenlik görevlisine saldırır, romantizmi zaten anca meltem küstüğü vakit becerir...

halbuki yeni bölümlerde kabalıkla haluk üste çıkmasını biliyor ve kaynanalar'daki gibi kurnazlığı çok işe yarıyordu. keza çoğunlukla babadan kalma usuller de artık dizide yeni kuşağın alışkanlıklarına galebe çalar. orijinal dizide meltem'in babası, etrafındakilerin "servise götür" uyarılarını dinlemeden çamaşır makinesini tamir etmeye kalkıyor ama aleti iyice bozuyordu. yeni bölümlerdeyse haluk'un "ben bakarım, olmadı mahalle tamircisine veririz" itirazlarına rağmen aranan servise meltem ulaşamıyor bile...



yine de ilk bölümlerini izlemeyi severim o ayrı*. belki de çocukluğumuzu hatırlattığı için.
devamını gör...

gözlerini kapat ve aç... işte o kadar aydınlık... ellerini tenine hızlıca sürt... işte o derece sıcak... atatürk'ün saçlarına bak.. işte öyle altın sarı...
devamını gör...

kıytırık deme rozetime tamam mı? ne güzel heveslenip aldınız sonra havanızı attınız burada. şimdi ben alınca mı kıytırık oldu lan? çok ayıp hiç yakıştıramadım.
benim de anamı ağlattı bu rozet ama olsun, pantera için değer yani. sevdiğim saydığım bi grup en nihayetinde. hiç pişman değilim valla. sırada da motörhead rozeti var, onu da aldım mı tamamdır. *
devamını gör...

bir harfle kaçırmışım gibi geliyor “evet” kelimesini.

olsun fransızca ‘je’ ben demek.
devamını gör...

ben bunu iltifat olarak aldım.
joker eleman dedikleri çalışanlardan olduğum için sevdiğim bir arkadaşımın annesi bana zamanında isviçre çakısı demişti. * *


vikipedi der ki;
bir bıçağın yanında çeşitli araçlardan oluşan bir çakı türüdür. 1890'lardan bu yana victorinox ve wenger şirketleri tarafından isviçre ordusu için üretildiklerinden bu adla anılmaktadırlar. konserve açacağı, makas, tornavida gibi çok sayıda aracı içerebilirler.
kaynak
devamını gör...

hafif acılar konuşabilir ama, derin acılar dilsizdir.

- seneca
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim