biri demiş öldü kral geri döndü
gereksiz insanların sıklıkla kullandığı şimdilerde tarihe gömülmüş cümle.
gerçekten kral gibi olan insan mütevazi olur ve abartılı konuşmaz.
kendini bu şekilde büyütmeye çalışan kişiler ise boş insanlardır.
ne demiş necip fazıl kısakürek:
eskici bağırır,antikacı bağırmaz
pazarcı bağırır,kuyumcu bağırmaz
sadece malı ucuz olanlar kendi reklamını yapar.
gerçekten kral gibi olan insan mütevazi olur ve abartılı konuşmaz.
kendini bu şekilde büyütmeye çalışan kişiler ise boş insanlardır.
ne demiş necip fazıl kısakürek:
eskici bağırır,antikacı bağırmaz
pazarcı bağırır,kuyumcu bağırmaz
sadece malı ucuz olanlar kendi reklamını yapar.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
devamını gör...
başkası adına utanmak
özellikle yeteneksiz olmasına rağmen özgüven patlaması yaşayarak televizyon programlarına çıkan insanların saçmalıkları karşısında oluşan his.
devamını gör...
normal sözlük yazarlık rütbeleri
memati denmiş bana da. neymiş hemen bi gugılladım
1. ölüm.
ay müthiş bi şey bu harika.. inanılmaz bi algoritma muhteşem tek kelimeyle..
(bkz: allah belanızı versin)
1. ölüm.
ay müthiş bi şey bu harika.. inanılmaz bi algoritma muhteşem tek kelimeyle..
(bkz: allah belanızı versin)
devamını gör...
medusa
kainatın, tanrılar tarafından bölüşüldüğü çağlarda, medusa adında güzelliğiyle herkesi kıskandıran, aynı zamanda bütün tanrıları kendisine aşık eden bir kız yaşarmış. medusa o kadar güzel bir kızmış ki yeryüzünde güzelliğiyle ona rakip olabilecek başka bir kadın bulmak mümkün değilmiş. bu yüzden derlermiş ki; yeryüzünde bütün kadınlar bu güzelliği yüzünden medusa'yı kıskanırmış. işte bu güzel medusa kendisini tanrılara adamış ve iki kız kardeşi ile birlikte baş tanrı zeus'un en sevdiği kızı zekâ tanrıçası athena'ya ait bir tapınakta yaşarmış. phorkus ve keto'nun kızları olan bu üç kız kardeşten medusa'nın haricinde diğer ikisi ölümsüzmüş. kendi tapınağında yaşayan bu güzel kızı gören athena da kızın güzelliğinden etkilenmiş ama kendisini daha güzel ve çok daha zeki bulduğu için de pek fazla önemsememiş. athena, baştanrı zeus'un kardeşi olan denizlerin efendisi büyük poseidon ile birlikteymiş. güçlü ve ölümsüz, büyük tanrı poseidon da karısı athena'nın tapınağında yaşayan bu güzeller güzeli kızın farkındaymış ama tanrılar katında bir ölümlüye aşık olduğu için küçümsenmekten korktuğu için de gizliyormuş ona olan ilgisini. bir gün athena her şeyi bilen baş tanrı zeus'un izniyle öğrenmiş poseidon'un, medusa'ya karşı ilgisini. poseidon bunu şiddetle reddetmiş ve tanrıça athena'ya da yeryüzü ve gökyüzünde ondan daha güzel ve alımlı hiçbir canlının olmadığı üzerine yeminler etmiş. athena da poseidon'un bu söylediklerine inanarak olayı çok fazla büyütmemiş.poseidon athena'ya öyle demiş demesine ancak yine de bir türlü çıkaramıyormuş aklından dünyalar güzeli medusa'yı.
medusa tutkusu yüzünden poseidon aklını kaçıracak gibi oluyormuş. sonunda denizlerin büyük tanrısı bu tutkusuna yenik düşmüş ve bir gün gizlice girdiği sevgilisi athena'nın tapınağında, güzeller güzeli medusa'ya zorla sahip olmuş. dünyalar güzeli medusa harap bir halde tapınakta kalmaya devam ediyormuş ama bu olayı athena'nın duyması da fazla zaman almamış. athena, güçlü poseidon'un bu yaptığı karşısında kendisini aşağılanmış hissetmiş. bu hissi önce derin bir kıskançlığa, sonra da büyük bir sinire dönüşmüş. öyle hiddetlenmiş,öyle hiddetlenmiş ki medusa'yı çok acı bir şekilde cezalandırmaya karar vermiş ve kendi kendine demiş ki "öyle birden öldürmeyeceğim onu ve kardeşlerini, onlara da önce büyük acılar çektirmeliyim.tıpkı benim çektiğim gibi." ve bu sinirle medusa ve kız kardeşlerini birer ifrite çevirivermiş. dünyalar güzeli medusa ve kız kardeşlerinin artık yüzleri o kadar çirkinmiş ki kimse bakmaya tahammül bile edemiyormuş. medusa'nın gören herkesi bir mecnuna çeviren, en ufak bir yelde bile bütün telleri havalanan o güzelim saçlarının her bir teli bir yılana dönüşmüş. bununla da yatışmayan athena'nın siniri medusa'ya yine de bakmaya çalışan herkesi o bakışların taşa çevirmesini sağlamış ve o da bunun üzerine dünyanın en kuzeyindeki hyperborea'ya sürülmüş. gel zaman git zaman athena bu cezayla da yetinmemiş ve medusa'yı öldürmek için argos kralı akrisios'un kızı danae'nin, zeus'tan olma oğlu perseus'la yani üvey kardeşiyle işbirliği yaparak medusa'nın kafasını kesmeye karar vermiş.perseus üvey kız kardeşinin bu isteğini hemen yerine getirerek ışıltılar saçıp insanların gözlerini kamaştıran keskin kılıcını savurduğu gibi zavallı medusa'nın yılan saçlı kafasını bedeninden ayırıvermiş.
ancak athena'nın bilmediği bir şey varmış. güzel medusa, poseidon'un kendisine zorla sahip olduğu gece denizlerin kudretli tanrısından hamile kalmış. perseus'un gözleri kamaştıran kılıcı medusa'nın kafasını bedeninden ayırdığı anda poseidon'un medusa'nın rahmine bıraktığı çocukları pegasus ve chrsyar, medusa'nın cansız bedeninden dışarı çıkıvermişler. athena, denizler tanrısı poseidon'dan olma bu iki kardeşi kendisine köle yapmaya karar vermiş. kardeşlerden chrsyar'ın iyi bir savaşçı olacağını düşünen athena onu kendisine, kanatlı beyaz bir at olarak doğan pegasus'u da korinthos şehrinin kralı glaukos'un oğlu bellerophone'e vermiş. pegasus'u ona vermesinin nedeni de bellerophone'nin ağzından ateşler saçan, aslan başlı, keçi gövdeli ve yılan kuyruklu khmimaira adında bir canavarla savaşmaya gidecek olmasıymış. athena, uzun zamandır bu canavarla savaşmak için yardım isteyen bellerophone'a pegasus'u vererek yardım çağrılarına da kayıtsız kalmadığını göstermiş böylece. athena "pegasus, bellerophone için bu savaşta oldukça işe yarar, ne de olsa denizler tanrısı güçlü poseidon'un oğlu" diye düşünmüş. bellerophone, pegasus'u iyi bir savaşçı olarak eğitmiş ve çok güzel bir dostluk kurulmuş aralarında. zamanı gelince de bellerophone kanatlı atı pegasus'a binerek khimaira ile savaşmaya gitmiş. pegasus canavarın ağzından fışkırttığı alevlerin kendilerine ulaşamayacağı bir yüksekliğe çıkmış. bellerophone da canavara havadan oklarıyla saldırmış. kurşun ve demir karışımı oklarının birbiri ardına fırlatmış korkunç canavara. canavar yaralanıyormuş ama bu yaraları hiç de ölümcül değilmiş. en sonunda elinde tuttuğu, tanrıların onu kutsadığı mızrağını kaldırmış ve canavar khimaira'nın en zayıf yerine, yani tam çenesine saplamış.
canavar khimaira'nın ağzından fışkırttığı alevler mızrağın kurşun ucunu hemen eritmiş. eritince de kurşun canavarın boğazından içine doğru akmış ve canavar oracıkta ölüvermiş. bellerophone canavarın cansız bedenine gururla bakmış. yakın dostu büyük ve güçlü tanrı poseidon'un oğlu pegasus'la birlikteyken yenemeyeceği hiçbir düşman olamayacağını düşünmüş. bellerophone bu büyük zaferinin sarhoşluğu içinde kendinden geçmiş ve artık kendisini de bir tanrı olarak görmeye başlamış. yerinin de tanrıların yaşadığı olympos dağı'nın zirvesi olduğunu düşünerek oraya doğru yola çıkmış. o sırada olympos'taki tahtında olup biteni izleyen tanrıların tanrısı zeus, olympos'a doğru kanatlı atıyla gelen bellerophone'u görünce çok sinirlenmiş. hemen bir atsineğini göndererek pegasus'u ısırmasını emretmiş. at sineği baştanrıdan aldığı emirle birlikte hızla bellerophone ve pegasus'un yanına gitmiş ve pegasus'u ısırmış. at sineğinin ısırmasıyla canı çok yanan pegasus gökyüzünün engin mavilerinin ortasında çırpınınca sırtındaki bellerophone'u da atıvermiş. böylece bellerophone tanrılara karşı işlediği bu büyük günahının cezasını ölene kadar insanların ondan iğreneceği bir şekilde çirkin, kör, sakat olarak geçirmeye mahkûm olmuş. pegasus ise yükselmeye devam etmiş. sonunda olympos'un tepesine varmış. zeus buraya kadar gelebilen bu kanatlı beyaz atı çok sevmiş ve kendisinin silahlarını taşıyan bir hizmetkâr olarak yanında görevlenmiş...
üçü de gorgon ve kardeş olan medusa, stheno ve euryale, antik deniz tanrıçası olan ve kardeşi archaic dünyada yeraltı canavarı olan phorcys'in kızlarıydı. stheno, euryale ve medusa, phorcys tarafından yay ve ok ile kutsanmışlardı. yaylar yeraltına aitti ve lanet getirdiklerine inanılmıştı. medusa ölümlü olup güzelliğinden dolayı lanetlendiğinde yayını onu lanetleyenlerden intikam almak ve eski güzelliğine sahip olabilmek için kullanacaktı. medusanın lanetlendikten sonra yılanlardan ok yaptığına inanılır. bakışları taşa çevirirken okları da hedefi yok ederdi.medusa yayı sağ eliyle tutarsa lanet getirir, sol eliyle tutarsa bakışları ile taşa çevirirdi.
devamını gör...
online listesindeki kırmızılı yazarlar
bir kafa sözlük politikası olaraktan hizmetçiler kırmızı giyerler. kırmızılı yazarları köleleriniz gibi düşünebilirsiniz arkadaşlar, kafa sözlük ne kadar aydın gibi görünse de eski fantezilere sahip rp düşkünü yöneticilere sahiptir. kırmızılı yazarları aşağılamayı, her işinizi yaptırıp azarlamayı deneyin, hemen hizaya geçerler ayağınıza kapanırlar. bu bir sözlük sürpriz yumurtasıdır. deneyin, ne dediğimi anlayacaksınız.
devamını gör...
red dead redemption 2
bir yandan amerikan tarihini öğrendiğiniz, bir yandan harika senaryosu ile ilerlediğiniz ve ilk oyundaki john marston karakteri kadar karizmatik efsane arthur morgan ile oynadığınız rock star games yapımı oyun. oynun atmosferi ayrı övülesidir ayrıca.
devamını gör...
alttaki yazara seri oy atıyoruz
bende 23 nisan'da koltuğumu bir günlüğüne veririm.
devamını gör...
sizi kaybetmek istemeyen ama sizi sevmeyi bilmeyen insanlar
aslında tamamen sevgi açlığı yaşayan acınası insanlardır. gösterdiğiniz ilgiyi kaybetmek istemiyordur o, sizi değil. ister arkadaşınız olsun ister sevgiliniz, böyle insanlar sadece ağırlık olur ruhunuza. hatta öyle ki kendinizi sorgulatır, "acaba ben mi doyumsuzum?" sorusunu sordurtur kendi kendinize. dile kolay ama bırakın böyle insanları. ilginize değil size bağlı insanlarla çevreleyin etrafınızı. bu insanlardan ilk kurtulduğunuzda boşluğa düşeceksiniz belki, kendinizi suçlayacaksınız ama emin olun, bir en fazla üç haftaya iyileşmeye başlayacaksınız.
devamını gör...
türklerin hesap ödeme takıntısı
şu ülkede en nefret ettiğim durumdur herhalde. nasıl gelişti bu kültür, kimler sebep oldu bilmiyorum ama tam bir saçmalık olduğu kesin. arkadaşınla veya aile yakınlarınla market kasasına gidersin "ben öderim" diyince, "ya ben ödüyorum işte" dersin", sonra karşı taraf " olmaz öyle şey gücenirim bak" vs. şeklinde şeyler söyleyip insana öf çektirir. sevgiliyle buluşmaya gidersin yok efendim ilk erkeğin ödemesi gerekiyormuş hesabı. aile yemeğine gidersin yok hesap 3'e 4'e bölünürmüş de falan filan. kardeşim, ne yediysen öde işte, bu kadar zor mu ya? diye sormak istiyorum. cidden niye bu kadar gereksiz üzerinde tartışılıyor bu konu. gayet basit yani, eğer iddia kaybetme veya ısmarlama gibi bir durum söz konusu değilse adam gibi kendi yediğin kadarını öde işte yahu!
devamını gör...
roko'nun basiliski
gelecekten gelen bir yapay zekânın, kendisinin yapılmasına karşı çıkanları cezalandıracağı durumu tartışmaya açan argüman.
argüman, lesswrong adlı bir topluluğun üyesi olan roko tarafından ortaya atılmış. bunu tartışan topluluktan birçok kişinin psikolojisi bozulduğu için de siteden kaldırılmış.
***
hikâye kısaca şöyle:
avrupa'nın bazı bölgelerindeki hikâyelerde adı basilisk olarak geçen, yılan benzeri efsanevi bir yaratık vardır. adı basilisk olan yapay zekâdan, gelecekte insanlar, tüm uygarlığı elden geçirmesini ve iyileştirmesini istemişler. basilisk işe temelinden başlayıp önce geçmişte yaşayanlarla işe koyulmuş.
insanlar kendisinden uygarlığı iyileştirmesini istediklerine göre, basilisk iyi olmalı. bu durumda, geçmiş zamanda kendisinin yapılmasına katkıda bulunmayan ya da karşı çıkanlar kötü olmalı. o halde uygarlığı iyileştirmek adına bu kötü kişiler cezalandırılmalı.
burada sorun şu: mantıklı olan nedir? geçmişe dönüp insanları sonsuza dek işkenceyle kıvrandıracak böyle bir canavarın yapılmasına katkı sağlamak mı, yoksa böyle bir şeyin varlığına karşı çıkan tarafta olup onun işkencelerine maruz kalmak mı?
***
topluluktakilerin kafayı üşütecek hale gelmesinin esas nedenlerinden biri şu: durumu bilen ama böyle bir şeyin yapımında rol almayan herkes, basiliske göre "kendisinin yapımına karşı çıkan" kişiler sınıfında. yani durumdan haberdar olunması, işkence için yeterli sebep. bu durumda bu konuyu okuyan herkes, yani ben de , sizler de basilisk tarafından işkence edilecekler sınıfındayız artık. geçmiş olsun.
argüman, lesswrong adlı bir topluluğun üyesi olan roko tarafından ortaya atılmış. bunu tartışan topluluktan birçok kişinin psikolojisi bozulduğu için de siteden kaldırılmış.
***
hikâye kısaca şöyle:
avrupa'nın bazı bölgelerindeki hikâyelerde adı basilisk olarak geçen, yılan benzeri efsanevi bir yaratık vardır. adı basilisk olan yapay zekâdan, gelecekte insanlar, tüm uygarlığı elden geçirmesini ve iyileştirmesini istemişler. basilisk işe temelinden başlayıp önce geçmişte yaşayanlarla işe koyulmuş.
insanlar kendisinden uygarlığı iyileştirmesini istediklerine göre, basilisk iyi olmalı. bu durumda, geçmiş zamanda kendisinin yapılmasına katkıda bulunmayan ya da karşı çıkanlar kötü olmalı. o halde uygarlığı iyileştirmek adına bu kötü kişiler cezalandırılmalı.
burada sorun şu: mantıklı olan nedir? geçmişe dönüp insanları sonsuza dek işkenceyle kıvrandıracak böyle bir canavarın yapılmasına katkı sağlamak mı, yoksa böyle bir şeyin varlığına karşı çıkan tarafta olup onun işkencelerine maruz kalmak mı?
***
topluluktakilerin kafayı üşütecek hale gelmesinin esas nedenlerinden biri şu: durumu bilen ama böyle bir şeyin yapımında rol almayan herkes, basiliske göre "kendisinin yapımına karşı çıkan" kişiler sınıfında. yani durumdan haberdar olunması, işkence için yeterli sebep. bu durumda bu konuyu okuyan herkes, yani ben de , sizler de basilisk tarafından işkence edilecekler sınıfındayız artık. geçmiş olsun.
devamını gör...
hindistan'ın uluslararası yardım çağrısında bulunması
vizyon budur. hayır hayır kendimden bahsediyorum, bi iş ilk patladığında hindistan perişan olur dedim. oldu maalesef.
2012-2013 gibi "yok ya gelsin suriyeliler" diyen anteplilere, bu iş sizin fena başınıza patlayacak öngörüm gibi öngörü.
sanırım beyin bedava, herkes görüyor bunları, ama işte bişey yapmak lazım. yoksa öngörünün tek faydası kanmamak kandırıldık dememek.
ne iç döktüm ama, bye
2012-2013 gibi "yok ya gelsin suriyeliler" diyen anteplilere, bu iş sizin fena başınıza patlayacak öngörüm gibi öngörü.
sanırım beyin bedava, herkes görüyor bunları, ama işte bişey yapmak lazım. yoksa öngörünün tek faydası kanmamak kandırıldık dememek.
ne iç döktüm ama, bye
devamını gör...
ilk kadın hakları bildirgesi
fransa'da meclisin çıkardığı erkek ve yurttaş hakları bildirgesi`ne cevaben 1791 yılında olympe de gouges kadın ve yurttaş hakları bildirgesi`ni yayımlamıştır. tarihe geçen ilk kadın hakları bildirgesi şöyledir:
....anneler, kızlar, kız kardeşler, ulusun temsilcileri ulusal meclis’te bulunmayı talep ediyor. toplumun sefaletinin ve siyasal iktidarların ahlâki çürümüşlüğünün gerçek nedenlerinin, kadınların haklarının tanınmaması, unutulması ya da önemsenmemesinden kaynaklandığı dikkate alınarak, kadınların doğal, devredilemez ve kutsal hakları bir bildirgeyle ilan ediliyor. bu şekilde istenmektedir ki, bu bildirge toplumun bütün üyelerinin gözü önünde dursun, herkese hak ve yükümlülüklerini hatırlatsın; kadınların ve erkeklerin iktidarı kullanmaları siyasal kurumlar açısından kıyaslanabilsin ve buna daha çok saygı gösterilsin; kadın yurttaşların basit ve su götürmez ilkelere dayanan şikâyetleri her zaman, anayasanın ve iyi geleneklerin korunması ve herkesin esenliği için etkili olabilsin.
nihayet, annelik acılarındaki gibi cesaret ve güzelliği ile tanınan kadın cinsi, yüce varlığın himayesinde, kadının ve kadın yurttaşların haklarını bu bildirgeyle tanıyor ve ilan ediyoruz
ı. kadın özgür doğar ve erkeklerle eşit haklara sahiptir. toplumsal farklılıklar yalnızca genel fayda üzerine kabul edilebilir.
ıı. her siyasal toplumun amacı, kadının ve erkeğin doğal ve devredilemez haklarını korumaktır: bunlar özgürlük, güvenlik, mülkiyet ve özellikle de baskıya karşı direnme hakkıdır.
ııı. tüm egemenlik ilkesi kadının ve erkeğin birleşiminden başka bir şey olmayan ulustan kaynaklanır: hiçbir kuruluş, hiçbir birey, açıkça ulustan gelmeyen bir yetkiyi kullanamaz.
ıv. özgürlük ve adalet başkalarına ait olanı tümüyle onlara geri vermektir; erkeğin sürekli uyguladığı zorbalığa karşı, kadının doğal haklarının kullanım sınırı yoktur; bu yüzden bu kısıtlamaların doğa ve akıl yasaları tarafından yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.
v. doğanın ve aklın yasaları, topluma zarar verecek tüm edimleri ortadan kaldırır: bu yasalarca korunan ve bilgelerin ve tanrısallığın yasaklamadığı hiçbir şey engellenemez ve hiç kimse bu yasaların açıkça emretmediği bir şeyi yapmaya zorlanamaz.
vı. yasa, genel istencin ifadesi olmalıdır; her kadın ve erkek yurttaşın, bizzat ya da temsilcisi aracılığıyla yasaların yapılmasına katılma hakkı olmalıdır; yasa herkes için aynı olmalıdır. yasa önünde eşit olan her kadın ve erkek yurttaş, yetenek ve erdemlerinden başka bir ayrım gözetilmeksizin, kamu hayatındaki her makam, memuriyet ve mevkilere eşit olarak gelmelidir.
vıı. hiçbir kadın ayrıcalıklı değildir; kadın yasaca belirlenen koşullarda suçlanır, gözaltına alınır ve tutuklanır. kadınlar da erkekler gibi bu ceza yasasına tabidir.
vııı. yasa ancak açık ve zorunlu olarak gerekliliği beliren cezaları koymalıdır ve bir kimse ancak suçun işlenmesinden önce kabul ve ilan edilmiş ve kadınlara da meşru biçimde uygulanabilecek bir yasa gereğince cezalandırılabilir.
ıx. her kadın suç işleyebilir; suçlu olan bir kadın olduğunda da yasa tarafından belirlenen ceza kesinlikle uygulanır.
x. hiç kimse, temel düzeyde farklı olsa bile inançlarından ötürü tedirgin edilmemelidir, kadın idam sehpasına çıkma hakkına sahiptir; bu sebepten eylem ve ifadeleri yasa tarafından korunan kamu düzenini bozmamak şartıyla, konuşma kürsüsüne de çıkma hakkına sahip olmalıdır.
xı. düşüncelerin ve inançların serbest iletimi kadınların en önemli haklarındandır, çünkü bu özgürlük, babaların çocuklarıyla olan babalık bağlarını güvence altına almaktadır. her kadın yurttaş, barbar bir önyargı tarafından gerçeği gizlemeye zorlanmaksızın özgürce şunu söyleyebilmelidir: ben size de ait olan bir çocuğun annesiyim. ancak bu özgürlüğün yasada belirlenen kötüye kullanılması hallerinden sorumlu olunur.
xıı. kadın ve kadın yurttaşın haklarının güvencesi, daha büyük bir yararı zorunlu kılar; bu güvence, bu hakların tanındığı kişilerin ayrıcalığı için değil, herkesin yararı için olmalıdır.
xııı. kamu gücünün devamını sağlamak ve yönetimin masraflarını karşılamak için kadın ve erkekten eşit ölçüde vergi talep edilir; kadın, bu yükümlülük ve ödevleri yerine getirdiğinden dolayıdır ki, işlerde, mevkilerde, memurluklarda ve diğer mesleklerde aynı paya sahip olmalıdır.
xıv. kadın ve erkek yurttaşlar, bizzat ya da temsilcileri aracılığıyla vergilerin zorunlu olup olmadığına karar verme hakkına sahiptir. kadın yurttaşlar, yalnızca servetlerinde değil, resmi kurumlarda vergilerin toplanması, bunların kullanılması ve sürelerinin belirlenmesi sürecine de eşit oranda katılabildikleri takdirde bunu kabul ederler.
xv. vergi ödemesinde erkeklerle koalisyon içinde olan kadınlar, resmi devlet memurundan mali işlerle ilgili bilgi alma hakkına sahiptir.
xvı. hakların güvencesinin olmadığı ve güçler ayrılığının belirlenmediği bir toplumun anayasası yoktur; biçimlendirilmesinde ulusu oluşturan bireylerin çoğunluğu işbirliği yapmadıysa, o anayasa yoktur ve geçersizdir.
xvıı. birlikte ya da ayrı ayrı, mülkiyet her cinsiyetin hakkıdır. yasalarca belirlenmiş kamusal bir zorunluluk bunu açıkça gerektirmedikçe, ayrıca adil ve peşin bir tazminat ödenmedikçe, hiç kimse ulusun asli miras payından yoksun bırakılamaz.
“kadına darağacına çıkma hakkı tanınıyor; öyleyse kürsüye çıkma hakkı da olmalıdır.” demişti. olympe, giyotin ile öldürüldüğünde henüz 45 yaşındaydı.
....anneler, kızlar, kız kardeşler, ulusun temsilcileri ulusal meclis’te bulunmayı talep ediyor. toplumun sefaletinin ve siyasal iktidarların ahlâki çürümüşlüğünün gerçek nedenlerinin, kadınların haklarının tanınmaması, unutulması ya da önemsenmemesinden kaynaklandığı dikkate alınarak, kadınların doğal, devredilemez ve kutsal hakları bir bildirgeyle ilan ediliyor. bu şekilde istenmektedir ki, bu bildirge toplumun bütün üyelerinin gözü önünde dursun, herkese hak ve yükümlülüklerini hatırlatsın; kadınların ve erkeklerin iktidarı kullanmaları siyasal kurumlar açısından kıyaslanabilsin ve buna daha çok saygı gösterilsin; kadın yurttaşların basit ve su götürmez ilkelere dayanan şikâyetleri her zaman, anayasanın ve iyi geleneklerin korunması ve herkesin esenliği için etkili olabilsin.
nihayet, annelik acılarındaki gibi cesaret ve güzelliği ile tanınan kadın cinsi, yüce varlığın himayesinde, kadının ve kadın yurttaşların haklarını bu bildirgeyle tanıyor ve ilan ediyoruz
ı. kadın özgür doğar ve erkeklerle eşit haklara sahiptir. toplumsal farklılıklar yalnızca genel fayda üzerine kabul edilebilir.
ıı. her siyasal toplumun amacı, kadının ve erkeğin doğal ve devredilemez haklarını korumaktır: bunlar özgürlük, güvenlik, mülkiyet ve özellikle de baskıya karşı direnme hakkıdır.
ııı. tüm egemenlik ilkesi kadının ve erkeğin birleşiminden başka bir şey olmayan ulustan kaynaklanır: hiçbir kuruluş, hiçbir birey, açıkça ulustan gelmeyen bir yetkiyi kullanamaz.
ıv. özgürlük ve adalet başkalarına ait olanı tümüyle onlara geri vermektir; erkeğin sürekli uyguladığı zorbalığa karşı, kadının doğal haklarının kullanım sınırı yoktur; bu yüzden bu kısıtlamaların doğa ve akıl yasaları tarafından yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.
v. doğanın ve aklın yasaları, topluma zarar verecek tüm edimleri ortadan kaldırır: bu yasalarca korunan ve bilgelerin ve tanrısallığın yasaklamadığı hiçbir şey engellenemez ve hiç kimse bu yasaların açıkça emretmediği bir şeyi yapmaya zorlanamaz.
vı. yasa, genel istencin ifadesi olmalıdır; her kadın ve erkek yurttaşın, bizzat ya da temsilcisi aracılığıyla yasaların yapılmasına katılma hakkı olmalıdır; yasa herkes için aynı olmalıdır. yasa önünde eşit olan her kadın ve erkek yurttaş, yetenek ve erdemlerinden başka bir ayrım gözetilmeksizin, kamu hayatındaki her makam, memuriyet ve mevkilere eşit olarak gelmelidir.
vıı. hiçbir kadın ayrıcalıklı değildir; kadın yasaca belirlenen koşullarda suçlanır, gözaltına alınır ve tutuklanır. kadınlar da erkekler gibi bu ceza yasasına tabidir.
vııı. yasa ancak açık ve zorunlu olarak gerekliliği beliren cezaları koymalıdır ve bir kimse ancak suçun işlenmesinden önce kabul ve ilan edilmiş ve kadınlara da meşru biçimde uygulanabilecek bir yasa gereğince cezalandırılabilir.
ıx. her kadın suç işleyebilir; suçlu olan bir kadın olduğunda da yasa tarafından belirlenen ceza kesinlikle uygulanır.
x. hiç kimse, temel düzeyde farklı olsa bile inançlarından ötürü tedirgin edilmemelidir, kadın idam sehpasına çıkma hakkına sahiptir; bu sebepten eylem ve ifadeleri yasa tarafından korunan kamu düzenini bozmamak şartıyla, konuşma kürsüsüne de çıkma hakkına sahip olmalıdır.
xı. düşüncelerin ve inançların serbest iletimi kadınların en önemli haklarındandır, çünkü bu özgürlük, babaların çocuklarıyla olan babalık bağlarını güvence altına almaktadır. her kadın yurttaş, barbar bir önyargı tarafından gerçeği gizlemeye zorlanmaksızın özgürce şunu söyleyebilmelidir: ben size de ait olan bir çocuğun annesiyim. ancak bu özgürlüğün yasada belirlenen kötüye kullanılması hallerinden sorumlu olunur.
xıı. kadın ve kadın yurttaşın haklarının güvencesi, daha büyük bir yararı zorunlu kılar; bu güvence, bu hakların tanındığı kişilerin ayrıcalığı için değil, herkesin yararı için olmalıdır.
xııı. kamu gücünün devamını sağlamak ve yönetimin masraflarını karşılamak için kadın ve erkekten eşit ölçüde vergi talep edilir; kadın, bu yükümlülük ve ödevleri yerine getirdiğinden dolayıdır ki, işlerde, mevkilerde, memurluklarda ve diğer mesleklerde aynı paya sahip olmalıdır.
xıv. kadın ve erkek yurttaşlar, bizzat ya da temsilcileri aracılığıyla vergilerin zorunlu olup olmadığına karar verme hakkına sahiptir. kadın yurttaşlar, yalnızca servetlerinde değil, resmi kurumlarda vergilerin toplanması, bunların kullanılması ve sürelerinin belirlenmesi sürecine de eşit oranda katılabildikleri takdirde bunu kabul ederler.
xv. vergi ödemesinde erkeklerle koalisyon içinde olan kadınlar, resmi devlet memurundan mali işlerle ilgili bilgi alma hakkına sahiptir.
xvı. hakların güvencesinin olmadığı ve güçler ayrılığının belirlenmediği bir toplumun anayasası yoktur; biçimlendirilmesinde ulusu oluşturan bireylerin çoğunluğu işbirliği yapmadıysa, o anayasa yoktur ve geçersizdir.
xvıı. birlikte ya da ayrı ayrı, mülkiyet her cinsiyetin hakkıdır. yasalarca belirlenmiş kamusal bir zorunluluk bunu açıkça gerektirmedikçe, ayrıca adil ve peşin bir tazminat ödenmedikçe, hiç kimse ulusun asli miras payından yoksun bırakılamaz.
“kadına darağacına çıkma hakkı tanınıyor; öyleyse kürsüye çıkma hakkı da olmalıdır.” demişti. olympe, giyotin ile öldürüldüğünde henüz 45 yaşındaydı.
devamını gör...
erdoğan'ın kanal istanbul’a karşı çıkanlar atatürk ve cumhuriyet düşmanıdır sözü
bence saray’dan her gün, o gün kimlerin hain ve terörist sayılacağı açıklansın.
böyle çok kafam karışıyor benim.
böyle çok kafam karışıyor benim.
devamını gör...
domestic hıyar
tanımlarını desteklediği görseller ile beni fazlasıyla güldüren emekçi yazar, özellikle sabah aç karnına aldığınızda midede patlayan afyon etkisi gösterir.
devamını gör...
normal sözlük'ün gececi yazarları
an itibariyla 500 küsür olan yazarlardır.
devamını gör...
sözlükteki üç kişi problemi
artı oylardan 3 kişi bile olmadığını iddia ettiğim başlıktır.
3 kişi nedir yahu 3 kişi çok baya çok.
hayaletler okuyor tanımları.
3 kişi nedir yahu 3 kişi çok baya çok.
hayaletler okuyor tanımları.
devamını gör...



