bir kadını kırmadan ona şişman olduğunu söylemek
evet kesinlikle söylemelisiniz hemen. çünkü o kadın aynaya bakmıyor,kendinin farkında değil. söyleyin ki şişman olduğunu öğrensin. yahu size ne ? şişman kadınlardan hoşlanmıyor musun? o halde zayıf kadınlarla konuşmalısın. dostum, nasıl fikir ama aydınlanma yaşadın değil mi ?
devamını gör...
uzay tazısının yolculuğu
fena kitap değildir. bilim-kurgu standartlarında benim için ortalama bir değeri haiz. amma velâkin bilim-kurgu seven her insanın okumasında da fayda olduğunu düşünürüm. zira kurgu eserlerdeki farklılık ve yelpazenin genişliği okurun da sınırlarını genişletir. aynı zamanda eserler arasında yaptığınız karşılaştırma sonucunda, kafanızda hem kitaplar hem de yazarlar anlamında öncelikler listesi belirlersiniz. benim bu kitapla ilgili sıkıntılı bulduğum birkaç nokta var: bunlardan birincisi ana karakter seçimindeki özensizlik. bunu da en çok morton karakterinde görüyorsunuz. özensizlik derken kast etmek istediğim şu; yazar bir karaktere kendi içerisinde bir özgül ağırlık tanımış ve siz bu karakterle ilgili kafanızda bir şeyler kurgulayıp ona göre hareket etmeye başlamışsınız. işte o anda öyle bir şey yapıyor ki, kafanızdaki kurgu, hikâyenin akıcılığı ve tüm büyü bir anda ortadan kalkıyor. mevzuyu elbette ipucu vermemek için anlatmayacağım ama bu durum benim bir hayli canımı sıkmıştı.
bununla birlikte grosvenor karakteri üzerinde de yazarın bazı rötuşları yapmayı atladığını düşünüyorum. ille de neksiyoloji diyorsun. her daim neksiyoloji diyorsun amma velâkin adamı madara ediyorsun. o muamelelere can dayanmaz arkadaş. adama resmen sürpriz yumurta muamelesi yapılmış lakin o kısımda çok ustaca yapılmış diyemem. tahmin ediyorsunuz ama beklediğiniz şeyler olana kadar da tabiri caizse kafayı kırıyorsunuz. bana göre, karakterlerde ortaya çıkan özensizlik anlatım dili ve kurgu sayesinde dengeleniyor. yine de ne varsa eskilerde var dedirtecek bir kitaptır ve okunmasında fayda vardır.
bununla birlikte grosvenor karakteri üzerinde de yazarın bazı rötuşları yapmayı atladığını düşünüyorum. ille de neksiyoloji diyorsun. her daim neksiyoloji diyorsun amma velâkin adamı madara ediyorsun. o muamelelere can dayanmaz arkadaş. adama resmen sürpriz yumurta muamelesi yapılmış lakin o kısımda çok ustaca yapılmış diyemem. tahmin ediyorsunuz ama beklediğiniz şeyler olana kadar da tabiri caizse kafayı kırıyorsunuz. bana göre, karakterlerde ortaya çıkan özensizlik anlatım dili ve kurgu sayesinde dengeleniyor. yine de ne varsa eskilerde var dedirtecek bir kitaptır ve okunmasında fayda vardır.
devamını gör...
ağlamak
belli bir yaşın altında iken insanların içinde hiç çekinmeden salya sümük gerçekleştirilen eylem.
bir de belli bir yaş eşiğini geçtikten sonra aynı umursamazlığa dönülüyormuş onu deneyimledim geçenlerde.
iş yerinde gerçekleşen pek çok can sıkıcı durumun sonunda kendimi başarıyla saatlerce tutabildim ancak evime yaklaşık 5 dakikalık mesafedeki avmden geçerken (metrobüs çıkışında en kestirme yol orası oluyor) birden yürüyen merdivenlerde ağlamaya başladım. hemen tuvalete koştum. kabine kapanıp ağlamaya devam ettim. uzunca bir süre sonunda tuvalette oturmaktan sıkılıp ağlamam da bir türlü durmayınca çıkayım bari dedim. english home'un önünden geçerken %70 indirim olduğunu fark ettim ve ağlayarak mevresimlere baktım. daha sonra media marktta ağlayarak çizim tabletlerini kurcaladım. lenovo yoga'da bir süre çizim yaptım. sonra o kadar uzun süre ağlamaktan olacak karnım acıktı. migrosa gidip market alışverişimi yaptım, ağlayarak marul seçtim.
sonuç olarak: ağlamak, gülmek kadar doğaldır. lütfen alışveriş merkezinde ağlayarak gezen insanlara dik dik bakmayalım.
bir de belli bir yaş eşiğini geçtikten sonra aynı umursamazlığa dönülüyormuş onu deneyimledim geçenlerde.
iş yerinde gerçekleşen pek çok can sıkıcı durumun sonunda kendimi başarıyla saatlerce tutabildim ancak evime yaklaşık 5 dakikalık mesafedeki avmden geçerken (metrobüs çıkışında en kestirme yol orası oluyor) birden yürüyen merdivenlerde ağlamaya başladım. hemen tuvalete koştum. kabine kapanıp ağlamaya devam ettim. uzunca bir süre sonunda tuvalette oturmaktan sıkılıp ağlamam da bir türlü durmayınca çıkayım bari dedim. english home'un önünden geçerken %70 indirim olduğunu fark ettim ve ağlayarak mevresimlere baktım. daha sonra media marktta ağlayarak çizim tabletlerini kurcaladım. lenovo yoga'da bir süre çizim yaptım. sonra o kadar uzun süre ağlamaktan olacak karnım acıktı. migrosa gidip market alışverişimi yaptım, ağlayarak marul seçtim.
sonuç olarak: ağlamak, gülmek kadar doğaldır. lütfen alışveriş merkezinde ağlayarak gezen insanlara dik dik bakmayalım.
devamını gör...
futboldan anlayan kadın
ofsayt: şimdi bir mağazaya arkadaşınızla gitmişsiniz. arkadaşınız kasaya yakın siz bir kıyafet gördünüz aynı anda başka bir kadın da o kıyafeti gördü. siz kadından önce kaptınız ve kıyafeti kasadaki arkadaşınıza atarak satın aldınız. işte bu haksızlık işte bu ofsayt.
ofsayt bilmeyen sevgiliye, ofsayt anlatma yolları.*
ofsayt bilmeyen sevgiliye, ofsayt anlatma yolları.*
devamını gör...
köprüaltı
duman'ın eski köprünün altında albümünün eğlenceli şarkısı.
devamını gör...
insanı mutlu eden bedava şeyler
bir sokak kedisinin ya da bir sokak köpeğinin başını okşamak.
devamını gör...
mektup arkadaşlığı
günümüze gelen tabiri ile mail arkadaşlığı olabilir. hiç tanımadığınız insanlarla veya tanıdığınız zevk olsun diye yapabileceğiniz eylemdir. dertleşmek, gülmek ve paylaşmak insanı iyi hissettiren durumdur. mektup arkadaşları forever.
devamını gör...
ilhan berk
ne zaman seni düşünsem,
…………..
bir parça mavi deniz alır beni.
ilhan berk
ne böyle sevda gördüm,
ne böyle ayrılıklar…
işbu giri, yeni yılın ilk tanımı olarak özenle seçilmiştir.
…………..
bir parça mavi deniz alır beni.
ilhan berk
ne böyle sevda gördüm,
ne böyle ayrılıklar…
işbu giri, yeni yılın ilk tanımı olarak özenle seçilmiştir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
bazen o kadar özlüyorum ki?
ama dur, özlediğim tek bir kişi ve ona duyulan özlem değil, hayatıma bir şekilde girmiş ve onlarla özdeşleşmiş bir çok şeyin karışımı, paçal, ortaya karışık, aşure kıvamında bir özlem.
niye böyle, niye böyleyim bilmiyorum, o kadının giydiği o güzel elbiseli halinin yanına başka bir kadının kokusunu ekliyorum, öbür kadının bana bakan bakışlarını koyuyorum yanına, arka planda belki de en mutlu olduğum tatilin anısı var, içinde de başka bir kadınla heyecan ve mutluluktan elimin ayağıma dolaşırken yaptığım dans.
başka insanlarda böyle olduğunu sanmıyorum, normal insanların hatıra ve özlemleri o an kimi düşünüyorsa ona ait, ben tamamen ben merkezciyim, kendimi alıyorum tam ortaya koyuyorum, işime gelen kim ve ne varsa da etrafımda dönüyor.
olmaz ki?
ama oluyor, yapıyorum.
mesela az önce dalyan'daydım, yanımda hayatımda gördüğüm en güzel gözlere sahip kadın vardı, başka bir kadının o muhteşem siyah elbiseli hali o kadının hayatta kullanmadığı bir parfümü sürmüştü, hiç duymadıkları bir şarkı çalıyordu, tarih 6 haziran 2017 idi, akşamdı ve bir kişi hariç hiçbirinin o andan haberi yoktu.
ve ben mutluydum.
ama dur, özlediğim tek bir kişi ve ona duyulan özlem değil, hayatıma bir şekilde girmiş ve onlarla özdeşleşmiş bir çok şeyin karışımı, paçal, ortaya karışık, aşure kıvamında bir özlem.
niye böyle, niye böyleyim bilmiyorum, o kadının giydiği o güzel elbiseli halinin yanına başka bir kadının kokusunu ekliyorum, öbür kadının bana bakan bakışlarını koyuyorum yanına, arka planda belki de en mutlu olduğum tatilin anısı var, içinde de başka bir kadınla heyecan ve mutluluktan elimin ayağıma dolaşırken yaptığım dans.
başka insanlarda böyle olduğunu sanmıyorum, normal insanların hatıra ve özlemleri o an kimi düşünüyorsa ona ait, ben tamamen ben merkezciyim, kendimi alıyorum tam ortaya koyuyorum, işime gelen kim ve ne varsa da etrafımda dönüyor.
olmaz ki?
ama oluyor, yapıyorum.
mesela az önce dalyan'daydım, yanımda hayatımda gördüğüm en güzel gözlere sahip kadın vardı, başka bir kadının o muhteşem siyah elbiseli hali o kadının hayatta kullanmadığı bir parfümü sürmüştü, hiç duymadıkları bir şarkı çalıyordu, tarih 6 haziran 2017 idi, akşamdı ve bir kişi hariç hiçbirinin o andan haberi yoktu.
ve ben mutluydum.
devamını gör...
islam'ı bilmeyen yazarların islam'ı kötüleyici başlıklar açması
bi' yayında celal şengör'e bir çocuk işte islamı bilmiyorsunuz kuranda şöyle böyle minvalinde bir şeyler zırvalayıp ders vermeye çalışmıştı celal hoca da ayetle cevap verip çocuğa ağzının payını vermişti aklıma o anı getiriyorsunuz ahahhaa
devamını gör...
erkek olarak doğmanın borcu
ticareti para eder mi bilmem, ama erkek olmak da bazen en az kadın olmak kadar zordur; en azından türkiye'de.
bir kere, en errrrrrrrrrrrkek senin olman gerekir her vakit. her zaman, ama her zaman *bir çük yarışı vardır. hem gerçek hem metaforik anlamda. bir ton kız tavlamak gerekir, sonra, hiçbirine bağlanmamak. tavladığın kız sayısı kaç kuruşluk erkek olacağına dair mühim bir değer meselesidir. kesinlikle duygusal olamazsın, yasaktır, errrrrrrrrrkekliğin kanununa aykırıdır. hep erkek en erkek olmalısındır. en önemli üçlemen; kahvehane siyaseti, dittiri boktan spor ve borsa olmalıdır. paradan daha fazla hiçbir şeye değer veremezsin. kendi evin, iyi bir araban, son model telefonun olması gerekir. faça hep sağlam olacak! çünkü errrrrrrrrkek olmak bunu gerektirir. allah'ın, evrenin, evrimin; artık size göre hangisiyse bitirdiği saçı uzatamazsın, karıya benzersin çünkü. erkeklik her daim kaybedilebilir bir meseledir. dikkat etmek gerek, en azından türkiye'de.
bir kere, en errrrrrrrrrrrkek senin olman gerekir her vakit. her zaman, ama her zaman *bir çük yarışı vardır. hem gerçek hem metaforik anlamda. bir ton kız tavlamak gerekir, sonra, hiçbirine bağlanmamak. tavladığın kız sayısı kaç kuruşluk erkek olacağına dair mühim bir değer meselesidir. kesinlikle duygusal olamazsın, yasaktır, errrrrrrrrrkekliğin kanununa aykırıdır. hep erkek en erkek olmalısındır. en önemli üçlemen; kahvehane siyaseti, dittiri boktan spor ve borsa olmalıdır. paradan daha fazla hiçbir şeye değer veremezsin. kendi evin, iyi bir araban, son model telefonun olması gerekir. faça hep sağlam olacak! çünkü errrrrrrrrkek olmak bunu gerektirir. allah'ın, evrenin, evrimin; artık size göre hangisiyse bitirdiği saçı uzatamazsın, karıya benzersin çünkü. erkeklik her daim kaybedilebilir bir meseledir. dikkat etmek gerek, en azından türkiye'de.
devamını gör...
kapatınca kafa ütülüyormuş denilen şeyler
aspiratör
süpürge
çamaşır makinası
süpürge
çamaşır makinası
devamını gör...
hugo gernsback
1884-1967 yılları arasında yaşamıştır. h. g wells ve jules verne ile birlikte bilim kurgunun babalarından sayılır. amazing stories adlı tamamen bilim kurgudan oluşan ilk dergiyi çıkarmıştır ve bu dergide ilk defa "science fiction" terimini kullanarak literatüre sokmayı başarmıştır. amatör radyonun yanında "izolatör" adı verilen odaklanma cihazını da icat etmiştir.
devamını gör...
yazarların seslendirdiği şiirler
merhabalar alimünyüm,
vocaroo.com/1cT04d61k1WJ
#1559808
(bkz: yagami light) adlı yazarımız, (bkz: normal sözlük yazarlarının şiirleri) başlığına bir şiirini attı birkaç saat önce. şu, 10 entry'den 9'unun troll olduğu başlık. rahat bırakın lan şu başlığı. şiir denemelerini atsın insanlar, atmayanlar okuyabilsin aralara troller karışmadan. alimünyüm. her neyse, sağ olsun yagami light adlı şairimiz, şiirini seslendirme isteğimi geri çevirmedi. onur duyacağı gibi bir şey olmadı tam, sabırsız ve tembel olduğumdan mütevellit, hani beğenmediyseniz yeteneksizliğimden falan değil, tamamen sabırsız ve tembel olduğum için.*
some ajitation: tek kulağım duymuyor bu kaydı alırken.*
vocaroo.com/1cT04d61k1WJ
#1559808
(bkz: yagami light) adlı yazarımız, (bkz: normal sözlük yazarlarının şiirleri) başlığına bir şiirini attı birkaç saat önce. şu, 10 entry'den 9'unun troll olduğu başlık. rahat bırakın lan şu başlığı. şiir denemelerini atsın insanlar, atmayanlar okuyabilsin aralara troller karışmadan. alimünyüm. her neyse, sağ olsun yagami light adlı şairimiz, şiirini seslendirme isteğimi geri çevirmedi. onur duyacağı gibi bir şey olmadı tam, sabırsız ve tembel olduğumdan mütevellit, hani beğenmediyseniz yeteneksizliğimden falan değil, tamamen sabırsız ve tembel olduğum için.*
some ajitation: tek kulağım duymuyor bu kaydı alırken.*
devamını gör...
seri artı oy veren melek
böyle melekleri nickaltında belirtmemek gerekiyor. artı oy vermekten başka bir şey yapmamış gibi bir algı oluşuyor.
devamını gör...
sözlükte hiç arkadaşının olmaması
yalnızlığa alışmış biri için teferruattır. ama yine de özenmiyor değilim.sizi gidi köftehorlar sizi ! *
devamını gör...
marlo morgan
aborjinler çölde giderken aniden dururlar. morgan da onlara "mola zamanı değil, neden durduk?" diye sorar. yerli reis der ki; "çok hızlı ilerledik, ruhlarımız geride kaldı, ruhlarımızı bekliyoruz."
böyle yazar bir çift yürek romanında marlo morgan.
ruhların geride kalması meselesi ve ruh bütünlüğü ile ilgili teorilerini, söz konusu romanına yansıtan yazar, bu konuyla ilgili ciddi baskılara maruz kalmış ve romanda anlattıklarının, ne dereceye kadar doğru olduğunu açıklamaya ve kanıtlamaya zorlanmıştır. en sonunda da kitaplarında yer alan hikayelerin doğru olmadığını açıklayarak bu baskıları bertaraf etmiştir.
1937, amerika doğumlu kadın yazar şu an 83 yaşındadır. lowa'da dünyaya gözlerini açmış ve eğitim hayatına, önce düz okullarda devam etmiş, lise döneminde önce normal, mahalli bir liseye gitmiş, ardından da kolej eğitimi alan yazar, kolej eğitiminin ardından missouri üniversitesi'nde biyokimya alanında eğitim almış, daha sonra bu alanlarda ve ek olarak alternatif tıp ilaçları hususunda doktora eğitimini tamamlamıştır.
amerika'nın kansas eyaletinde evlenip iki çocuk sahibi olmasının akabinde yani 25 yılı devirdikten sonra, sağlık alanındaki görevini bırakarak yazın hayatına giriş yapmıştır.
işte bu zamanda ilk kitabı olan bir çift yürek'i yazmış ve yayınlamıştır.
yazdığı birçok kitabında aborjinlerin yaşamına değinen morgan, aborjinli protestocuların tepki ve engellemelerine maruz kalmış, kitapları, film senaryoları hatta hale hazırdaki film çekimleri engellenmeye çalışılmış ve başarılı da olmuşlardır. yine de aborjinlerle tabışmasından memnun olan morgan, yukarıda da belirttiğim gibi baskı ve engellemelere daha fazla dayanamayarak kitaplarında anlattıklarının, kendisi tarafından uydurulmuş olduğunu itiraf etmiştir. son olarak aborjinlerle ilgili seminer ve konferans etkinliklerine düzenlemeye ve bu konuda bilgi vermeye devam etmiştir.
yazarın diğer kitapları ise; sonsuzluğun mesajı, traumfaenger, traumfänger: die reise einer frau in die welt der aborigines, walkabout woman: messenger for a vanishing tribe, det ægte folk : budskabet til mutanterne, to mēnyma, anazētōntas tis rizes, making the message mine'dır.
kitapları birçok dile çevrilen ve dünya üzerinde oldukça yankı uyandıran morgan'ın eserlerinden, henüz sadece iki tanesi dilimize çevrilmiştir. *
devamını gör...
hayalimdeki sevgili
bir yazarın* önerisi üzerine izlediğim filmdir. dream girl sahnelerini hiç anlamadım sanırım keserken oraları unuttular, başka bir açıklaması yok. filmin sonunu daha etkili bekliyorsunuz fakat daha etkili olmaktan çıkıp ilk tahmininiz neyse o gerçekleşiyor, keşke daha güzel olsaydı dedirten bir sonla bitiyor. genel itibariyle izlenebilir bir film, övmeye de yermeye de gerek yok da "abi o sonu bi revize etsek?" demedi mi kimse ya? 10 üzerinden 6.
devamını gör...
adanalılara sempati duyan yazarlar
adanalı olmamama rağmen adana'nın yerli insanı kendine has, sıcakkanlı, misafirperver, akdeniz karakterini yansıtan insanlardır. aklınıza üçüncü sayfadaki kriminal suçlar gelecektir ama bu suçların çoğu adana'nın esas halkından değil, dış göçlerle kente yerleşenlerden kaynaklı.
devamını gör...
