sözlüğe her sabah girdiğimde bazen 10-20 arası ,bazen 0 olan güne motiveli başlama veya demoralize başlama durumudur. hiç böyle 230 lü bildirimleri görmedim nasıl bir ego patlaması yaşatır acaba.
devamını gör...

türk dil kurumu güncel türkçe sözlüğe göre altı farklı anlamı olan sözcüktür. ve elbette ki altı anlamını da yazıp alakalı alakasız bazı düşüncelerim ve anılarımla süsleyerek anlatacağım.

1. isim. yazma çizme vb. işlerde kullanılan çeşitli biçimlerde araç:

kırtasiyeye girince gözü dönenlerdenim ben de ama ille de kalemler. öğretmen olmanın verdiği mantıklı bir bahane ile sürekli kalem alabiliyorum. çünkü ihtiyacım var. dolma kaleme de, tükenmez kaleme de, uçlu kaleme de, kurşun kaleme de, ispirtolu kaleme de, tepesi püsküllü olanlara bile.

ama bir tür kalem vardı ki bir teknoloji harikası. şimdi bulsam alırım, hem de onlarcasını. içinde on kadar uç olurdu. bir uç azalınca onu tepeye takar ondan sonra gelen ucu kullanırdık. on uç sonra o ilk uç gelince eski bir arkadaşı görmüş gibi de sevinirdik. şöyle bir şeydi:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

2. isim. resmî kuruluşlarda yazı işlerinin görüldüğü yer:

okuduğum kitaplarda “kaleme gidenler” olurdu ve orda özel kalem diye bir ile görüşürlerdi. işte o an çocuk aklımda çok önemli bir andı benim için. özel kalem benim zihnimde: tepesinde silgi olan bir kalemdi. ama silgi fötr şapka şeklinde. boynunda kravat. takım elbiseli.

sonra özel kalemin normal bir insan, kalemin ise memurların bulunduğu bir daire olduğunu öğrenince yıkıldım ama iyiyim şimdi. merak etmeyin.

3. isim. yontma işlerinde kullanılan ucu sivri veya keskin araç:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
babam bir resim öğretmeni ve ressam olduğu için bu aletten birkaç boy bulunurdu evde. ama çok anlamsız gelirdi bana. kardeşime de öyle. zaten bana tuhaf gelen bir şey kardeşime anlamlı gelemez. ben abiyim. tornavida değildi ama çok da benziyordu. kürek değildi ama biraz andırıyordu. çekiç havası da vardı çivi havası da. dayak yemeden önce babanın oyma aletleri ile oynarken ona hiç dokunmazdık. insan anlamlandıramadığı şeylerden korkuyor.

4. isim. çeşit, tür. :

bu kullanımı da kitaplardan ve filmlerden biliyorum. kaç kalem mal aldıklarını sorduklarında hep aynı salaklığımla bunlar neden kalem alıyor diye düşünüp dururdum. sürekli kalem alan kerli ferli adamlar. tuhaf bir dünya bu.

5. isim, mecaz. bazı deyimlerde yazmak:

kaleme almak deyiminde görürüz bu kullanımı. yazdı demekten çok daha havalıdır. bir kitabı yazmak bambaşka şeydir, kaleme almak bambaşka. yazmak daha alelade bir eylemden kaleme almak daha ciddiyetli bir iştir.

6. isim, mecaz. yazar:

bu anlamı ile ilgili anlatacak bir şeyim yok açıkçası. edebiyatla ilgili olan yarım yamalak bilgim ile yazarlardan bahsedecek halde değilim.

kaleminiz daim olsun.
devamını gör...

neden haber olduğunu anlayamadığım reklam.
devamını gör...

mark zuckerbeg veya jack dorsey sosyal paylaşım platformları olan facebook ve twitter’ı kurduklarında akıllarında “işte, türk’ler için dünyaya güçlerini gösterebilecekleri bir platform daha” diye düşünmüşler midir bilmiyorum, ama bir şeyi çok iyi biliyorum. bizim halkımız sosyal medya arsızı. elbette ben de bir sosyal medya arsızıyım; yerli yersiz check inlerim, saçma sapan görsel paylaşmalarım, bitmek bilmeyen ahkam kesmelerim vs. vs. ama sürekli dikkat ettiğim bir husus vardır; sosyal medya etiği.

nedir bu sosyal medya etiği?

sosyal medya etiği içinde bulunduğumuz zaman dilimi içerisinde gelişmiş yazılı olmayan bir kurallar bütünüdür. münazara etiğine paralel olarak gelişmiştir. etik dışı hareketler ise osuruk gibidir. yapan kişi ve osuruğa gülenler haricinde, herkesi rahatsız eder. burada elbette ki soru bir web sitesinin (sözlük gibi) nasıl bir trend, fenomen veya kendi görgü kurallarını geliştirebilecek kadar bireyin hayatının içine girebildiğidir. buna viral sosyal medya pazarlaması diyoruz. öyle ya da böyle hepimizin facebook, twitter ve sözlük hesaplarımız oluşuyor ve burada başka (özellikle tanımadığımız kişilerle) etkileşime girerken deneye yanıla, sağda solda görerek etiğin nasıl bir şey olduğunu ve neye göre daha mantıklı ve iyi bir sosyal medya kullanıcısı olabileceğimizi öğreniyoruz.

peki bu bize ne kazandırıyor?

muhattabınız sizin gibi biriyse inanılmaz eğlenceli bir tartışma ortamı,

etiğin ne olduğuna dair fikri olmayan biri ise hiç bir şey.

ihlaller

bazı geleneksel ihlaller şunlardır;

all caps rage – sürekli caps ile bağırmak

1 ve 0’lardan oluşmuş bir sistemde hissiyat eksikliği duygusal insanlar için çok büyük bir sıkıntıdır. hele ki bir de bizim gibi törkiş kovboylar için tartışma esnasında bağıramamak argümanı tehlikeye atmaktadır.

bozuk türkçe

eşitlik namına burada şunu belirtmem gerek; (8 sene) zorunlu eğitim almış birinin –de, –ki, –misiniz? ve benzeri ekleri yanlış kullanmasına akıl sır erdiremiyorum. elbette arada sırada hatalar olabilir ama süreklilik görmeye başladığınız zaman, orada bir sıkıntı var demektir. türkçe 1. sınıfta öğrenilip sonra terk edilen bir ders değil ki? 8 sene boyunca bir adama aynı şeyi haftada en az 2 kere anlatıyorsan ve inatla öğrenemiyorsa artık iş dilden çıkmış, evrimin eline düşmüştür.

fikir yerine kişiye saldırmak

bu inanılmaz derecede yaygın bir ihlaldir.

-bence kapitalizm ve emperyalizm süper bir şey. bireye seçme hakkı veriyor, sosyal darwinizmi yüceltiyor vs.

-allah belanı versin, sattınız ülkeyi sattınız !!


ya da,

-bence sosyalizm ve komünizm süper bir şey. eşitlik, özgürlük, kardeşlik, tembellik hakkı vs.

-ha diyorsun ki hayvan gibi yaşayalım, tuttuğumuzu biip diyosun yani, öyle mi?


trollük

trollük biraz daha kabul görebilen, hatta şirin bile diyebileceğimiz bir ihlal türüdür. sürekliliği olmadığı sürece yaramazlık gibidir. etraftaki herkesi güldürür ve “hah, hah kerata seni” diye geçiştirilir.

çok kötü kurulmuş argüman

paylaşım yapılan ve herkesin dillendirecek bir şeyleri olduğu forum, sözlük gibi platformlarda yetki sahiplerinin düzen ve rota oluşturmak adına müdahil ettiği vizyon temelli kuralların kötüye kullanımı; iyileştirilebilecek aksiyonlar almak yerine sansür uygulaması, daha da kötüsü, hedef göstererek lince sebebiyet vermesi.

bütün bu ihlallerden sonra uzuuuuuun uzun uzatıp baydığım konuya geri dönersek;

benim tek derdim sosyal medyanın sürekli bir dostlar alışverişte görsün minvalinde kullanılıyor oluşu idi. söylediğimin de sonuna kadar arkasındayım. otoparklı, güvenlikli, havuzlu sitesinden terörü kınamak için profil fotosunu siyah kurdele yapandan da, her bayramda bir b.k varmış gibi 24 saatliğine milliyetçiliğin dibine vurup sonra “toplantıya gelemedim, timingi doğru ayarlayamamışım” tarzı cümleler kullanandan da, yerli yersiz bağırıyorum imajı verenden de, emek karşılığı olarak sansüre başvurandan da tiksiniyorum. bir fikri, bir düşünceyi, bir hissiyatı dışarı vurmak “sil” düğmesine basmaya kadar mı indirgendi?

vehlasıl, liste daha uzatılır, zaman buldukça editlerim belki.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

akp milletvekili ahmet hamdi çamlı'nın yaptığı fantastik olay. birinci mahmut tarafından yaptırılan 270 yıllık vezir çeşmesi'nin restorasyonunu yaptıran çamlı, çeşmenin kitabesine “sahibü’l hayrat merhum ahmed zeki çamlı ruhiçün el fatiha” şeklinde babasının adını yazdırtmış. akıllara arog'da arif'in 1 milyon sene önce kayalara adını yazması ve günümüzde 'arif yazmaları' şeklinde yer yerinden oynadığı sahneyi getiriyor ama bulamadım o sahneyi ne yazık ki.

haber: www.krttv.com.tr/gundem/akp...

ekleme: sahneyi buldum.

devamını gör...

vasalisa rus masal kahramanıdır.

külkedisinin zalim üvey annesi ve ablaları bu masalda da var.* bunların sonları her masalda ki gibi kötü. kötü olanın sonu kötü olmalıdır, bundan şaşmayalım.
üvey anne tarafından ormana gönderilen vasalisa'nın ateş almak için gittiği baba yaga isimli cadının evi, kendi için halletmesi gereken mühim bir meselenin döndüğü yere dönüşüyor. cadının evini silip süpürmek, bulaşıklarını yıkamak aksatmadan hizmetlerini tamamlamak gibi görünen ödevlerin karşılığı aslında zihin temizliğidir. her zorlu görev bir öğretidir. vasalisa'nın kendi içindeki uyanışını destekler niteliktedir. cadı korkutucudur aynı zaman da uyarıcıdır. içindeki vahşi gücü aktive eder. bu kızın başına neden böyle şeyler geldi durduk yere diyoruz değil mi? her şey annesinin ölmesi ile başlıyor. ona tek bıraktığı şey oyuncak bebek, bu zorlu yolculukta kılavuzu oluyor. bu masal da bebek sezgileri temsil ederken cadı bilgeliği temsil eder. anne ise konfor alanıdır. konfor alanından çıkmak elbette çok sancılı bir süreçtir.
anne'den ayrılış hayatın zorluklarına dalış, mücadele ve içindeki güçle yüzleşme. hayatta kalış. kapanış...

kızı resmen acıyla pişiriyorlar efendim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
zafer bir kuru kafa.. cadının ödülü anca bu kadar olur diyoruz. kuru kafa gözlerinden kırmızı ışık saçıyor. ışın kılıcı gibi gölgelerin gücü adına...

hikâye yola hiç çıkmayanlara, orman yoluna giremeyenlere, giripte dönemeyenlere atıfta bulunuyor. hikaye sonunda kadınların gücü adına deyip bitiriyoruz. savaşmadan, mücadele etmeden güçlenmiyorsun maalesef.

ben vasalisa'ya şöyle bir hava aldırayım garibimin canı çok sıkılmış.. ormanda ip atlayacakmış. tehlike anında ise kaçmayı düşünüyor. benim vasalisam ne oyundan vazgeçiyor ne ormandan..

edit: güçlü kadınlar kendilerini hemen nasıl da göstermiş. tanımlara bir baktım da coşmuşlar. helal be size...*
devamını gör...

bu topraklarda nefes alan herhangi bir şey olmak zor fakat kadın ve çocuk olmak çok daha zor. kafa sözlük'ü küçük bir türkiye simülasyonu olarak düşünürsek şayet burada da zor çünkü fikir ekebilen bir tek leonardo dicaprio vardı o filminde sonunda ne olduğu şüpheli. özetle hiç bir yönetim tek başına yetki alanındakilerin hastalıklı şekilde birbirine saldırmasını önleyemez yada alından öpüp; '' aydınlandım lan'' anı yaşatamaz.

yukarıda anlattıklarımdan sebep; insanların kendi hür iradesi ile yaşam alanlarını birbirine dar etmeden önce bu saldırgan tavrın ne zaman kendine döneceğini hesap etmesi ve otokontrolünü sağlamayı öğrenmesi gerek. ideolojik olarak çok uzak noktalarda da olsak sırrı süreyya önder'in mecliste bunun ile ilgili anlattığı bir hikaye vardı izlemek isteyenler buradan izleyebilir. zulüm etmek böyle bir şey işte. sıranın ne zaman kendine geleceğinden habersiz köşende oturmak.

dün; sokak hayvanının kolunu bacağını koparıp işkence edilen videonun altına; ''sokaklarda ölüm saçıyorlar'' diye müstehak gördünüz.
bugün; kadın, tacize uğrarken, şiddete ve istismarın her türlüsüne maruz kalırken; ''orada ne işi varmış, onu neden giymiş, bakkal süleyman'a neden selam vermiş.'' derseniz yarın sizleri sırf ideolojik olarak uyuşmadığınız için toprağa belinize kadar gömüp recm ederlerse ne dün sahip çıkmadığınız çocukların gücü yeter sizlere gün yüzü göstermeye ne de taciz edilirken sustuğunuz kadınlar sindirilmişliğini üzerinden atıp sesini yükseltebilir.

unutmayın ki;

tahran'da şu fotoğrafların çekildiği tarih çok uzak değil.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

toplumsal olarak her bir ferdimiz belirli kriter altında ezilip yok olmadan evvel hayat felsefesi yapmamız gereken; ''bana ne, sana ne, kime ne'' sorularını birileri zulüme uğrarken değil birileri birilerinin hayatının üzerinde tahakküm kurmaya çalışırken sormalıyız.

+memesini açmış?
-bana ne abi.
+etek giymiş?
-sana ne abi.
+süleymanla fingirdiyormuş?
-eee, bundan kime ne abi.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sokakta çıplak ayakla ve aç karna gezen çocukların hâlâ var olması.
devamını gör...

devamını gör...

dizi izleyememe sebep olan durum.
sonraki sahnesini tahmin ettiğim diziyi izleyemiyorum.
az yorun bizi az şaşıralım.
senaryo işine girsem diye düşünüyorum bazen.
kendi dizini kendin yaz,
(bkz: kendin pişir kendin ye) gibi.
devamını gör...

umarım birkaç sene sonra birileri gelip bu başlıgın altına maske yazar.
devamını gör...

kendisi, dünyanın merkezidir.

nasreddin hoca'ya sormuşlar dünyanın merkezi neresi? bak demiş, tam özür dilemeyen insanın ayaklarının dibidir. gidin ona tapının.
bir nevi tanrı'dır
.

koca hoca, yalan mı söyleyecek?..
devamını gör...

tarihi badelendiklerinden öğrendiğini sananlarla çokça girdiğim diyalog.mübarek günlerde nifak tohumu ekip büyük işler başarmış insanları güya kanıtlarıyla alt ettiklerini sanırlar bilinçsiz kinlerle nefretlerle doludurlar. mevlananın dediği gibi "cahilin karşısında kitap gibi sessiz ol." salak olduğumu sanırlar ama huzurlusu budur.
devamını gör...

başlık yanlış açılmış sanırım (bkz: maaşı iyi olan meslekler) olacaktı bu olursa erkeğe bile çekici gelir sen neyden bahsediyorsun düdük?.
devamını gör...

5 dakika.
sabahları kalkınca ilk iş, gözlerimi boyarım
haliyle makyaj için uğraşmam.
gideceğim yere göre üstümü başımı planlarım
geriye telefonu çantama atmak kalır.
bir reklam vardı,
yıkıyorum,
çıkıyorum diye öyle valla.
insan yaş alınca zaman yönetimi becerisi gelişiyor.
devamını gör...

üniversite zamanı eve dönerken yanlış trene binmemle başıma gelen olaylar silsilesi... başlıyorum!

istanbul'a giden değil de gelen trene arkadaşım tarafından "trenin geliyor, trenin geliyor" diye sepet misali bindirildim. önce anlaşılmıyor tabii, yarım saat geçtikten sonra bilet kontrol için biri geldi yanıma ve konuşma şöyle gerçekleşti:

-istanbul'a gidiyormuşsunuz?
-e tabii
-ama bu ankara treni!

ben adama bakıyorum, adam bana bakıyor e dedim yapacak bir şey yok ilk durakta ineyim geri bineyim bari diye konuşurken görevliden gelen cevap:

-ama bu ekspres tren yani durmuyor.

o andan itibaren artık ankaralı oldum yapacak hiçbir şey yoktu. derken biri konuşmaya şahit olmuş, resmen bana ölesiye acımış şeklinde bakarak ankara'da okuduğunu bana yardım edeceğini söyledi. iyi dedik gidiyoruz artık dağ tepe. sonra gene bir aksilik, oturduğum koltukta başkasının koltuğuymuş beni alıp arkalara bir yerlere oturttular. umudumun son kalesi, bana yardımcı olacak arkadaşı da kaybetmiş oldum.

o arada evdekiler de arıyor tabii. ben yanlış trene bindim diyorum evdekiler doğru söyle kaçtın mı diyor! yahu neden ankara'ya kaçayım. neden kaçmamı beklediler hala meraktayım tabii.

neyse tren bir şehir merkezinde durdu. insem mi diye düşünürken, hazır kayboldum son durağa kadar gideyim bari dedim. sonuç olarak son durakta indim. bir baktım bana acıyla bakan arkadaş arkamdan bağırıyor. sordum az önce bir yerde durdu tren orada inecektim aslında diye. olur mu ya orası sincan diyor. ne bileyim ben!

ikimiz yan yana dururken arkadaşı karşılamaya biri geldi. çocuk bir arkadaşına bakıyor bir bana bakıyor.
sevgilisi olsa tanır, değilse kimim ben? olayı açıklığa kavuşturdum hemen. yanlış trene binmişim arkadaşınız bana yardım ediyor diye anlattım. çocuk gülecek gülemiyor. güleceksen gül arkadaşım şu an çok absürt bir durumdayız alınmam yani dedim. orada bir sinirlerimiz boşaldı tabii.

veee beni aştiye gönderdiler. uğurlarken iyice tembih ettiler şuradan git buradan git diye. nasıl bir potansiyel gördülerse artık, benden çok korktular herhalde. bu da böyle bir anımdır.
devamını gör...

rahatlık olmadığını bu pandemi döneminde hepimizin gördüğünü zannediyorum üniversite kendi şehrinden ziyade baska ortamları görme farklı kültürlerle tanışma yeridir bence konfor alanından çıkılması gerektiğini düşünüyorum
devamını gör...

benim. özür diliyorum üzüldüğüm içün.

ilk baktığım kedim kanserden öldü. çok seviyordum, çok ağladım. aradan yıllar geçti hâlâ rüyamda onunla markette yürürken görüyorum kendimi. neden hep markette yürüyoruz o kısmı anlamadım. uyanınca yine ağlıyorum.

ondan sonra hasta kedilere karşı üzüntü oluştu, hiç arkamı dönemedim. tedavi etmek için uğraştım. hicbir bağım olmayan kediler tedaviye cevap vermeyince yine ağladım. sonra kediye özel ağlamadığımı, ölümün kendisine ağladığımı anladım.

insanlar ve diğer hayvanlar öldüğünde yine ağlıyorum. ölü olmadığım, çalışmak ve hayatımı bir şekilde idare etmek nedenli bir noktadan sonra susuyorum. yapacak bir şey yok çünkü, düzen böyle.

ölüm anlaşılması son derece güç ve çok gerçek bir mevzu. bence ölüm karşısında bu kadar çaresiz olduğumuz için ağlamamız aşırı normal. çok sevdiğin varlığı alıp götürüyor senden. buna ağlanmalı bence.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim