herkeste iğrenç ama avmde gezerken,durakta beklerken ağzınızı sonuna kadar açıp esnemeyin,evinizde değilsiniz.bir kişi mi eliyle kapatmaz.sürekli denk geliyorum.inanın berbat görünüyor.
devamını gör...

20 ekim 1990 tarihinde aydın'da doğmuştur. üniversite eğitimini hindistan'da tamamlayıp, 2011 yılında tekrar türkiye'ye gelmiştir. türkiye'ye geldikten sonra youtube platformu için video üretmeye başlamıştır. bilgilendirici, eğitici ve öğretici türlerinde videolar çekmektedir.
devamını gör...

hiç başıma gelmedi . azcık değiştiklerini fark edersem yol veririm gider. artık mantık ön planda olmalı canlar. hem neymiş ; hayat anlardan ibaretmiş...o kısacık anları da çekilmez hale getirenler varsa şimdiden bay bay.
devamını gör...

eyyyy ekşi misin tatlı mısınn? sen kimsin ya-huuuu?
devamını gör...

yazar gibi yazar . sözlüğün okuyup beğendiğim nadir yazarlarından. daim olsun .
devamını gör...

meteoroloji diyebilirim kendi adıma. gerek sitelere ödediğim üyelik bedelleri, gerek satın aldığım kitaplar, gerek istasyon kurmak için harcadıklarımı üst üste koyarsam 15 senede herhalde 5000$'a yakın harcamışımdır.
bilim, uğruna harcanan her kuruşu sonuna kadar hak etmiştir bence.
devamını gör...

zevkler ve renkler tartışılmaz cümlesi her ne kadar kulağa hoş gelse de boş bir cümledir aslında. bu cümleyi her tartışmanın merkezine oturtmak makûl ve nesnel ölçütleri imkânsızlaştırma potansiyeline sahiptir. zirâ zevkler pekâlâ tartışılabilir ve bazı estetik ölçütler oluşturulabilir. nitekim tarih boyunca bu böyle olmuştur. kimse bugün bir bach ve ibrahim tatlıses kıyası yapmayacaktır. tabii ki bunları söylerken bu gibi aşırı örneklere yol açabilme potansiyelinden bahsediyorum. yoksa herkesin kendine göre bir estetik anlayışı, müzik ve dizi/film zevki ve genel olarak bireysel eğilimleri vardır. bunlar belirli sınırlar dâhilinde teveccüh ve saygıyı da herhalde hak ederler. ama bazen özellikle sosyal medyanın "dilsizlere dil olan" yapısı sonucunda acayip şeylerle karşılaşıyorum. doğrusu bu mecranın kendine göre bir dili de var ve ben genellikle bu dili anlayamıyorum. sözgelimi herhangi bir meseleden bahsederken kullanılan" şişirilmiş balon" ifadesi benim kulağımı tırmalıyor. örnekler çoğaltılabilir. bence dizi tarihinin en kaliteli yapımlarından biridir breaking bad. en iyi dizi nedir sorusuna nesnel ölçütler getirebilir miyiz emin değilim ama herhalde en iyilerinden biri demekte bir sakınca yok. her şeyden önce breaking bad trajikomik tecrübelerden tutun da dramaya kadar pek çok klasik unsuru barındırır. yakın bir tarihte öleceğini düşünen "örnek vatandaş" walter white zamanla bana kalırsa bir canavara dönüşmektedir. ve bu süreç müthiş işlenmiş yahu! öleceğini bilerek yaşayan tek varlık olarak insanın ölüm gerçeğiyle yüzleşmesini görüyoruz. ailesini düşünüyor mesela başlangıçta, kendisi öldükten sonra onların ne olacağını filan. ama bence bir süreden sonra insanın kötücül doğasını çok iyi gözlemleme şansımız oluyor. ki iyileşiyor aslında daha sonra, bir anda ölümün pençesinden sıyrılıyor. ama bu girdiği yoldan geri dönmesine sebebiyet vermiyor. belki de boğazına kadar kire battığı için geri dönüşü düşünemiyor. walter'ın müthiş zekâsı ve kibri de buna engel oluyor sanki. pinkman karakteri de müthiş işlenmiş. aaron zaten sesiyle ve oyunculuğuyla çok karizmatik bir adam. ilerleyen süreçte gustavo gibi baskın bir karakter ve mike gibi bence dizi tarihinin en sıradışı karakterlerinden birini görüyoruz. benim açımdan dizinin başka önemli bir tarafı ingilizce dinleme ve altyazı kullanma sürecimde önemli dizilerden biri olması. sebebini tam olarak bilmiyorum ama breaking bad bana çok anlaşılır bir ingilizce izlenimi vermişti. yani zorlanmadan takip edebiliyor ve anlıyordum genel olarak. dizide kullanılan muhteşem müzikler de etkileyici bence. hâlâ bazılarını dinlerim.
devamını gör...

chp den bir yetkili bunu söylese 7/24 vatan millet sakarya edebiyatı yapıp bahçeli den de öfke nöbetleriyle karışık linç kampanyası yürütürler. tabi reis söylediği için kimseye garip gelmeyecek, muhalefet dışında bir kesimden ses çıkmayacak...neresinden bakarsan bak garip bir açıklama. e tabi prompter olmayınca defolar görünüyor.
devamını gör...

gözlerin zamansız bir yağmur gibi
süzülegelir damlalar usulca...
bitap bir sonbahar akşamı gibi
kırık dökük hikayeler..

ve gözlerin baharın en güzel renkleri kimine hayal, kimine sevinçli bakışlar

gözlerin...
en masum, çocuksu bir sevinç
şairin yüreğine serpilmiş duygu mahzeni

kaleme sarılmış en derin duygular
gözlerin...
belki en yalan belki de en gerçek
en derin duygular yüreğe emanet
gözlerin bir hayal gibi...

usulca bir haykırış

bir dokunuş..

bir hoşça kal..
devamını gör...

beynin, nörotransmitterlerin ve biyolojimizin düşüncelerimizi ve duygularımızı nasıl etkilediğini analiz eden psikoloji dalıdır.
bu alandaki araştırmaların uzun bir geçmişi olsa da (ilk filozofların zamanına kadar uzandığı söyleniyor) biyopsikoloji 20. yüzyıla kadar bir disiplin haline gelmemiştir.

pinel, j. p. j. (2010) biopsychology, 8th edition, p:3.
devamını gör...

kısaca etnik bir müzik grubudur. daha önce çok dinlemediğim ama (bkz: hellblade: senua's sacrifice) oyunu sayesinde tanıştığımdır. heilung'un ''in maidjan'' parçasını dinlediğimde bir ağız dolusu kanı yutmuş ve ağzımda kalan o demir tadının sevimsizliğini içimde hissederken kendimi buluyorum ve bundan zevk almıyor değilim.
devamını gör...

yulafı yiyilebilir hale getiren kombinasyon.
devamını gör...

asuman çok küçük değil, ibrahim çok mu büyük demek istiyorsun?

sende çok küçük değilsin ibrahim, aramızda on yaş yok yahu.

has*****r be rıfat ağğğğbi!
devamını gör...

internetin evrensel kişisel özgürlük tanımını kapsayacak kadar özgür olması durumu. başta ifade özgürlüğü olmak üzere, başkasının özgürlük alanının taciz edilmediği ve bariz etik kurallarla çakışmadığı sürece internette herkesin, her şeyi, dilediği gibi yapabilmesini tanımlar. doğal olarak, alenen işlenen bir suç ilgili kapsamın dışındadır.*

gelişmiş ülkelerde olabildiğince yüksek bir derecede sağlanabilmişken, öteki fikirlerin kabullenilemediği geri kalmış ülkelerde son derece kısıtlıdır.
devamını gör...

yalnızlık

kuş uçmaz, kervan geçmez bir yerdesin.
su olsan kimse içmez,
yol olsan kimse geçmez,
elin adamı ne anlar senden?
çıkarsın bir dağ başına,
bir ağaç bulursun tellersin
pullarsın gelin eylersin.
bir de bulutları görürsün,
bir de bulutları görürsün,
bir de bulutları görürsün.
köpürmüş gelen bulutları.
başka ne gelir elden?
çın çın ötüyor yüreğimin kökünde
şu dünyanın ıssızlığı.
tanrı kimsenin başına vermesin
böyle bir yalnızlığı!


dizelerinin sahibi çok sevdiğim yazardır.
devamını gör...

sinirlenirim. sonra sinirlendiğim için daha çok sinirlenirim. bu defa kendime. hoff çok kötü olur o zaman. bir de bunun üzülmek versiyonu var. orası kara delik. ben değil terapistimin gelip yazması gerek buraya oranın tahlili hususunda. anlatacağım diye sızlanacağım, ağlayacağım yaşları çoktan geçtim. ben söylemem sen anla güzel motto millet. turnusol da bir yandan biliyor musunuz? bilin.

kendini oyalamayı iyi bilen bir insanım ama. kendimden korktuğumdan hee. bir kayboldum mu bulunmam çok zor çünkü. kanıra kanıra öğrendim kestirmeden beni düze çıkaracak sokakların yerlerini. son kertede yapacağım şeyi iyi öğrendim. önce mecburiyettendi, sonra konfor alanıma dönüştü kendileri. yalan yok bu bir nebze rehabilite ediyor beni. dizginliyor de süreç içerisinde. yoksa gelmişim 32 yaşıma. takribi 15-20 yaşları arasında oturtması gereken sistemlerini irdeleyip durmaya devam edecektim insanların. erenköy'den toplardınız beni artık. geniş zamanının hikayesinde nelere dönüşebilirdim düşününce akım çıkıyor.

dünya hassas kalpler için cehennem di' mi? evet evet, biz mahalle yansa saçlarını tarayacaklar olarak o kadar ve hiç yaşamayız bu cehennemde, anca siz söylediğinizde fark ediyoruz bunu. falan.
hoff yine sinirlendim. gideyim ötedeki sokak beni bekler şimdi.
devamını gör...

ilk tanımı yapan yazar arkadaşın belirttiği gibi the shining (film)inin devamı niteliğinde bir film. fakat the shining'teki gibi bir beklentiye girmek iyi olmayacaktır. filmin ilk 50 dakikasına dayanıp ve merak edip izleyebildiyseniz devamı da geliyor, ondan sonrasını sıkılmadan izleyebiliyorsunuz sanırım. yoksa biraz kafa yakıcı olabiliyor.

filmde korkunun aslında ne kadar güçlü bir duygu olduğu ve kötülüğün iyilerin korkularına ait enerjisinden/buharından beslendiğini hatırlatıyor bize. günümüze gönderiler olarak düşünüyorum bu durumu da. dünyayı düşündüğümüzde bizlerin korkularıyla güçlenenler ve beslenenler yok mu? bir de bizim korkularımızla güçlenenler de aslında bize kıyasla daha korkak olmuyorlar mı??

filmde korkularının üzerine git klişesi olsa da, filmin sonunu bu şekilde görebiliyoruz.

--! spoiler !--
filmde, şeytani özellikte olan yaşlı kötünün ruhu??? bedenini terk etmek üzeredir. ana kötü kraliçe rose ile arasında geçen bir konuşma aslında korkunun güçlü enerjisini özetliyor:

+korkuyorum...
-hayır korkmuyorsun! imparatorlukların yükselip yıkılmasına şahit oldun. roma’da gladyatörleri alkışladın. denizlere açılıp yeni dünyaları geçtin. krallar, kraliçeler ve papalardan beslendin. seninle ilgili efsaneler yazdılar ve heykeller yaptılar. köylerinde, yataklarında ve gökdelenlerinde korkudan tir tir titrediler. o yüzden hayır korkmuyorsun. sen bir kralsın ve korku yersin…..”
--! spoiler !--
devamını gör...

karşımdaki insanın iki lafından birinin küfür olması.
devamını gör...

özlenen yazar. tülay geri dönmesin ama sen n'olursun geri dön *

seviyorum yazılarını.
devamını gör...

peygamberimiz, içtihad kapısı kıyamet gününe kadar açıktır diyor. ilk zamanlar değişik yorumlar islam'a güç verirken, bir zaman sonra artık belli bir mezhep (görüş) kesin doğru görüş haline getirilmiş ve daha sonra birbirlerine düşman olmuşlardır. içtihad kapısı kapatılıp, durağanlık oluşmuştur.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim