oksidasyon ya da yükseltgenme engelleyicilerdir.

gıdalarda bulunan yağların, havada avel avel gezen oksijenle teması sonucu otoksidasyon meydana gelir ve sonucunda serbest radikaller ortaya çıkar. bu serbest radikaller canlı hücreler için büyük tehlike arz eder. antioksidanların görevi; bu serbest radikallerle bağ kurmaktır, böylece serbest radikallerin hücrelere zarar vermesi engellenir. antioksidanlar sentetik olarak üretilebildiği gibi vücudumuzda doğal yoldan da üretilir *. bazı sentetik antioksidanların ( tbhq ve bha) kanserojen özelliğe sahip olma ihtimalinden dolayı doğal antioksidanlar önerilir. bunların dışında doğada birçok yiyecekte doğal antioksidan bulunur.

zengin antioksidan içerikli doğal yiyecekler: domates, kırmızı lahana, pancar, fasulye, ıspanak, enginar, baharatlar, çay türleri, ahududu, çilek, karpuz, greyfurt, yaban mersini, ceviz, bitter çikolata... ( kırmızı yiyeceklerin hemen hemen hepsi antioksidan içerir.)
bunların dışında; e vitamini, c vitamini ve koenzim-q10 preparatları şeklinde vücuda alınabilir. karaciğerde, kalpte ve damarlarda biriken yağlar ve daha bilmediğim birçok faktörün etkisiyle organlarda biriken yağlar oksidasyona müsaittir. oksidasyon sonucu oluşan serbest radikaller bu organlarda plakların oluşmasına sebep olur ve bu, hastayı ölüme götürebilir. o yüzden doğal antioksidan içerikli yiyecekler sağlıklı bir yaşam için birebirdir. her şeyden önce sık sık yağlı yiyecekler tüketmekten kaçınmanızı tavsiye ederim, aniden tahtalı köyü boylarsınız mazallah.

herhangi türde bir yağ içeren yiyeceğinizi havayla temastan uzak tutmak; yiyeceğinizin kalitesini, lezzetini ve sağlığınızı korur. örneğin marine ettiğiniz eti hava içeren bir kaba koyup streçlemeyin; bunun yerine sosladıktan sonra eti buzdolabı poşetine koyup ağzını sıkıca kapatın.

gıdalarda ve çözelti türü preparatlarda katkı maddesi olarak antioksidan kullanımı yaygındır. bu antioksidanlar diğer fikse edici katkı maddelerinin aksine ekstra kalite, lezzet, koku vermez. uygun miktarda uygun ambalajlarda kullanımı, yiyeceklerin otoksidasyonunu engeller ve yiyeceklerin mevcut kalitesini korur.
devamını gör...

başlığı görünce gülmeme sebep olmuştur.
o an adeta yaşam mücadelesi verirler, su içmek için son saniyeleri kalmış gibi.
devamını gör...

öz sanattan çok ithal sanatla uğraştığımızdan başımıza gelen durum.
devamını gör...

siz portakalda vitamin'ken biz sözlük sözlük dolaşıyorduk. e tabi "kurt kocayınca kuzunun maskarası" olur derler atalarımız. bizim hikayemizde böyle.
devamını gör...

edm türünde müzik yapan efsanevi kişi. 28 yaşında intihar etmiş bir müzik dehası. birtakım varoluşsal sıkıntıları olan bir insandı. entelektüel biriydi. yani öyle bilirdik. elektronik müzik dehalarındandır.

işte bazen güneşe, açan çiçeklere sevinen insanları görünce imrenirsin. bu dünya, bazı insanlar için cehennem gibi bir yer. bu insanlar sıradan insanlar da olmuyorlar.

ailesi, kendisi intihar edince hayranlarına bir açık mektup sunmuştur. işte:

oğlumuz tim bir arayıcıydı, varoluşsal sorulara yanıtlar arayan kırılgan bir sanatçı ruhtu. aşırı strese yol açan sert bir hızla seyahat eden ve çok çalışan bir mükemmeliyetçiydi. gezilerini sonlandırınca mutlu olmak için hayatta bir denge bulmak ve en sevdiği şey olan müzik yapmayı istedi. yaşam, mutluluk ve anlam hakkındaki düşünceler konusunda zorluk yaşıyordu. daha fazla devam edemedi. huzur bulmak istedi. tim kendini içinde bulduğu iş dünyası makinesi için uygun değildi, hayranlarını seven ancak spot ışıklarından çekinen hassas biriydi.
devamını gör...

felsefeye, akıl dünyasından sonra duyu dünyasını da kazandıran hatta modern bilimlerden birçoğunun* da kurucusu olan aristoteles'in öğretilerinden biridir.

bu öğretiye göre; insan denen akıl sahibi varlığın mutlu olabilmesi için tek şart vardır: o da ölçülü olmalısıdır. nitekim her türlü yanlılığı reddeden aristoteles, mutlak surette her iki taraftan da biraz biraz insanda mevcut olması gerekliliğine vurgu yapar. şöyle ki o'na göre; cesaretin fazlası zararlı olduğu olduğu gibi, korkaklığın da fazlası zararlıdır. gereğinden az harcama yapmak cimriliğe gireceği gibi, çok harcama yapmak da savurganlığa girmektedir.

insan ne yaparsa yapsın, belli bir ölçüyü tutturamadı mı? mutlu olamayacaktır.
aristo'nun bu görüşü, elbetteki daha öncesinde çizdiği mutlu insan formülündeki, 3 betimlemeden kaynaklıdır mutluluğun; ona göre 3 yolu yahut şekli vardır:

1- keyif ve hazdan beslenmek. yaşamda bu yolu seçmek.

2- hür ve sorumluluk sahibi bir vatandaş olarak yaşam sürdürmek.

3- bakılan her konuda, araştırmacı ve filozofluk yolunu seçmek.

işte bu noktada da insanlara, yine bir öğütte bulunur: mutluluk için seçim yapılan yolda hangi adım atılırsa atılsın, iki uçtan da uzak durulsun'dur. yani, keyif ve haz konusunda da belli bir ölçü olmalı, sorumluluk konusunda alınan yükün de bir ortası olmalı, araştırma ve filozofluğun da bir yeri ve zamanı olmalıdır.
esasında vurgusu hep, ölçü ve belli bir rota üzerine olunmalılığıdır. bu gerçekleştiği takdirde insan; mutlu olacaktır.
işte aristo'nun, insanın mutlu olması yolunda yapması gerekeni belirttiği bu görüşüne altın orta kanunu ve/veya öğretisi denmektedir.
devamını gör...

helali hoş olsun canım yoldaşım. olması gerekeni yaptın.
günümüzde reklam,promosyon ve ortaklık olmadan böyle bir yapıyı kendi başına ayaklar üzerinde tutmak oldukça güç.
ben şahsım adına bu zamana kadar verdiğiniz emekler için çok teşekkür ederim. normal sözlükte kült bir şey oluştuysa bu tamamen sizin çabalarınız sayesinde.
bundan sonrası için daha da iyiye gideceğimizi düşünüyorum. sana ve arkadaşlarına kolaylıklar diliyorum brom.
devamını gör...

dünyanın en güzel fıkrası:
bir gün adam smith, john m. keynes ve rte yolda karşılaşırlar.
adam smith: "laissez faire laissez passer" (bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler) der.
keynes: "olabilir ama bir yere kadar, abartmanın anlamı yok" diye ekler.
rte biraz durur, düşünür ve "ben tıp mensubu değilim, benim alanım ekonomi." cevabını verir.
devamını gör...

cibuti cumhuriyeti-cibuti
devamını gör...

zaman zaman çizimlerine denk geliyordum. sözlüğün hayvanlar alemini temsil eden üyeleri arasında resim ve müziğe olan ilgisi ile dikkatimi çekti. barajlarda set kurmak yerine kendisini sanata adamış. biraz değişik bir kunduz bu arkadaş, an itibarı ile doğal vazifelerini tamamen terk edip, eline almış gitarı, baraj setinin üzerine çıkarak, şarkı söylemeye başlamış. bu hareketi sonrası mühendisliği baba mesleği olarak benimsemiş olan kunduzlar arasında üzerine çizik yemesi olası gözüküyor. lakin doğru bildiğinden şaşma kunduz kardeş. onlar yığınla baraj yapar, malzeme de kunduzda bol. bizim sanatçıya ihtiyacımız var. çiz, çal, söyle gönlünce... tabi gitara biraz daha sıkı çalış ki, diğer kunduzların ağzını açacak hali kalmasın. * her şey gönlünce olsun genç kardeşim...
devamını gör...

8 mayıs 1926 tarihinde londra’da dünyaya gelen, sir david attenborough ya da tam bilinen adı david frederick attenborough olan ingiliz çevreci, doğa tarihçisi, belgesel yapımcısı ve yayıncı.

1952 yılında cambridge üniversitesi doğa bilim fakültesinden mezun olmasının ardından bbc’de işe başladı ve 13 bölümden oluşan ilk belgesel serisi life on earth, 1979 yılında yine bbc’de yayınlandı. bu tarihten günümüze sayısız belgesele imza atan david attenborough; büyüleyici ses tonu ve anlatımıyla milyonlarca insanın doğa, vahşi yaşam, çevre duyarlılığı gibi birçok konuda bilgi sahibi olmasına katkıda bulunmuştur. gerek insanlığa, gerekse de ingiliz televizyonculuğuna sağladığı bu katkılar sebebiyle 1985 yılında ingiliz monarşisi tarafından sir unvanına layık görülmüştür.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kendisinin seslendirdiği ya da yapımına doğrudan katkı sağladığı, en bilinen belgesel içeriklerinden bazıları şöyle:

(bkz: life on earth) (1979)
(bkz: the living planet) (1984)
(bkz: the trials of life) (1990)
(bkz: the private life of plants) (1994)
(bkz: the life of birds) (1998)
(bkz: the life of mammals) (2002)
(bkz: life in the undergrowth) (2005)
(bkz: life in cold blood) (2007)
(bkz: a life on our planet)  (2020)
devamını gör...

futbol milli takımı için yapılan bir şarkıda forma, bayrak, gol, tezahürat ve taraftar gibi futbolu futbol yapan ögeler bulunur. ama bu ne lan? üçüncü sınıf çocuğu bile dinlemez bu marşı.

tarkan 19 yıl önce süper bir şarkı yaparak çıtayı arşa çıkarmıştı. elbette şu anki sanatçılardan tarkan ayarında bir şarkı beklemiyoruz ama en azından adam gibi yapın lan şu işi. derya uluğ ve mustafa sandal'ın yaptığı şarkıyı dinledim, tiktoker tayfası tarafından beğenilir anca, bildiğin sahilde göbek atmalık bir şarkı. kıraç'ın yaptığı marş da, diriliş izlerken kılıç sallayan adamları tatmin eder.

bir bıkmadınız milli duyguları sömürmekten.
devamını gör...

şunu söylemeliyim ki stefan zweig'ın birçok okuduğum eserine bayılmıştım. onlardan biri bilinmeyen bir kadının mektubu dur. içselleştirmelere doyamadığım, hatıralarıyla birlikte ring caddesi'nde dolaştığım, dönemin siyasetini ve erkek-kadın ilişkilerini en iyi kurguya döken yazarlardan biri: stefan zweig.
zweig, novellalarında tezatlıkları seviyor. ulaşılmak istenen taraf bazen bir kişi olsa bile bazen bir kalp oluyor bazen de bir hedef oluyor fakat o hedefte her daim bir umursamazlık hakim. anlatıcı karakterlerin bitmek bilmeyen çabası bu kitapta da en çok göze batan çabalardan biri. kürk mantolu madonna'nın raif bey'i gibi kapıda beklemelerden tutun da amelie filmindeki gibi amaçlanmış kişiden başka kişilerin asla ve asla anlatıcıya tam olarak ulaşamadığı, kitapta esintileri olan konulardan. deneyimsizlik, sevgi konusundaki saflık, herhangi bir şeyden habersiz olması, manevi yöndeki eksiklikler bu kızı oluşturan parçalar.
bu kitapta hiçbir cümle boş değil, her cümle o kadar samimi ki bilinmeyen bir kadının sevdiği adam keşke siz olaymışsınız da bu mektubu size yazsaymış diyesiniz geliyor. 1920 yılında bir gün, postacı gelip de kapınıza böyle bir mektup bıraksa sizin de eliniz ayağınız düğümlenirdi.
devamını gör...

bir ses kaydım,
çalarsa bir gün kapını.
al onu içeri.
anlatsın sana bir takım şeyleri.

bir ses kaydım,
çıplak sessizliğinde bir ucube.
dinle bu zavallı sesi.
bak neler söyleyecek sana.

bir ses kaydım,
gönlünün egemenliğinde biçare.
dokun bu sese.
bak nasıl da savunmasız.

bir ses kaydım,
sesine muhtaç bir geveze.
konuş bu sesle.
bak nasıl da hayran sana.

bir ses kaydım,
kulaklarına mahkum bir sevdalı.
azad et bu sesi.
ulaşsın ruhununun derinliklerine.
devamını gör...

bir bakterinin ortamda bulunan dna parçasını dolaysız kendi bünyesine aktarabilmesine verilen isimdir.
alıcı bakterinin dna alabilme yeteneği (kompetans faktörü) en önemli belirleyicidir.
devamını gör...

'tarihte hem felsefeci-filozof özellikte olup hem lider olan kaç kişi vardır?' sorusunu şahsıma sorgulatan lider.

bununla yetinmeyip karl marx'ın sözünü * eyleme geçirmiştir bence.

edit imla
devamını gör...

ileri, çok ileri ya da total işitme kaybı* olan kişilerde koklea denen duyma organına elektrot yerleştirilerek, sesin elektrik enerjisine çevrilmesini sağlayan tıbbi cihaz.

bu kişiler duymayı yeniden öğrenirler. sizin önceden "elma" olarak duyduğunuz ses, implantasyon sonrası "ıııgıkl" gibi gelebilir mesela. o yüzden ciddi bir rehabilitasyon sürecinden geçerler bu kişiler. tabii sonrasında sen, ben gibi duyarlar, müzik aleti çalarlar, hayatlarını güzelce idame ettirebilirler. ameliyatı kulak burun boğaz hekimi tarafından yapılır, riskleri elbette vardır ama oldukça azdır; ameliyat boyunca ve ameliyat sonrası çeşitli kontroller odyolog tarafından sağlanır.
devamını gör...

bu aslında bir farkındalık boyutu. hayatı izlediğimizi farkettiğimiz zamanlarda gerçekten yaşıyoruz. mağaradan çıktığımız anlar bu anlar. gölgeleri değil her şeyin gerçeğini gördümüz altın zamanlar.
özellikle günlük tutuyor ya da kendinize gelecekte tekrar okumak üzere mektup yazıyorsanız hayatınızın 'bir dönemini' izlemiş gibi de hissetmeniz mümkün.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kyiv/kaharlyk
devamını gör...

nereden biliyorsunuz acaba, kaç tane evli çiftin yanında bulundunuz, özeline girdiniz.
bırakın şu sağdan soldan duyduğunuz bilgilerle ahkam kesmeyi.

üstelik siz kimsinizki insanları eleştirebiliyorsunuz. benim karım hakkında bunu söyleyecek adamın aklını alırım.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim