zaman tüneli

kadıköy'ü seviyorum ama kadıköycülüğü sevmiyorum.

-abi kadıköy böyle kadıköy şöyle.. bir gün yine kadıköydeyiz..
-bir içmişiz kadıköyde... kadıköy de bir mekan var.
- bizim yerler hep orası..
-ben hep kadıköy de takılırım.
bir de bunun orada doğanı var ki.. benim de kimlikte orası yazıyor da niye söylenirken bu kadar böbürlenilir ki, bunu da çözemedim.

kadıköy kadıköy olalı bu kadar zulüm görmedi bence. derdim kadıköy değil kadıköy'ü seviyorum.
devamını gör...

yeterince zeki değil. herhangi bir konuda ciddi bir bilgi birikimi yok. entelektüel herhangi bir meselede iki çift laf konuşamaz. yeryüzünün en ilkel dünya görüşlerinden birine sahip. kesinlikle kasaba görgüsüne sahip. yirmi yılı aşkın süredir ülkenin en baskın siyasetçisi ama... sebebi tam olarak şu, türkiye'de sözcüğün tam anlamıyla bir insan sürüsü vardır. bakmayın siz ulus, millet veya halk gibi fiyakalı sıfatlara. buralarda sürüden başka bir şey yoktur.
devamını gör...

beşiktaş'ın cumhuriyetin 100.yılına özel çıkardığı forma.
ne yalan söyleyeyim en güzeli fenerinki.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

gelmek isteyen için yol hep açıktır diyerek bırakıyorum buraya. hafifledim resmen
devamını gör...

kürt faşistleri, dinciler, solcular adını anmaktan imtina etselerde bu ülkenin kurucusu ve en büyük ideologlarından biridir ziya gökalpten aldığı ulus/millet doktrinli türkçülüğü arşa çıkarmış bu ülkeyi kurmuştur.

ülkede ne zamandır fazla araptan fazla araptan fazla arapçılar iktidar olmuş onlar ve destekçileri adını unutturmaya çalışmışlardır. ama yemiyoruz kusura bakmayın silemeyeceksiniz silineceksiniz!

aynı zamanda savaş görmüş mareşal ünvanı olan bir başkomutandır miting yapıp hiçbir şey yapmayanlara benzemez.
devamını gör...

beklediğim şeylerin olmaması beni sinir ediyor. düşündüğüm şeyi kafam tasarlıyorum, yapmaya çalışıyorum, yapıyorum diyelim tam istediğim gibi olmuyor. ya da düşündüğüm şeyi o anda ortaya koyamıyorum ortaya bambaşka bir şey çıkıyor, sinir oluyorum. hiçbir şey kafamda hayal ettiğim gibi olmuyor. bugün de öyle yarın da öyle ve hiç değişmeyen benim sürekli sinirlenmem. sinirlendiğim şey üzerine çikolatalı bir şeyler ısmarlıyorum kendime en azından tadını bildiğim ve güzel olduğunu düşündüğüm o tatlı ile buluşmam gerektiğini düşünüyorum... tatlıya ve çikolataya gömülün.. belki sinirleriniz yatışır. ben sinirli sinirli yiyiyorum ve yatışmayı bekliyorum. bugün de o günlerden biri işte... yine eften püften bir şeye sinirlenmişim.
devamını gör...

ne yahudilerden üstün cesaret madalyası aldı ne de kahraman bilmem ne askerlerine dua etti ne de ülkeyi başka azınlıklarla doldurup onları türk insanından daha kıymetli pozisyona soktu.
kendisine olan halk sevgisini bilip ölümünden sonra yerine geçirmesinler diye dünyadaki en güzel his olan evlat sahibi olmaktan bile vazgeçti.

ömrünü savaş alanlarinda ve politikada bağımsız bir ulus için harcadı.

son 2 asırdır savaşlardan bitap düşmüş bir ulusu küllerinden yeniden doğdurdu. yeni bir devlet, yeni bir halk yeni bir sanayi inşa edilmesi için gayret harcadı. bu süreçte, yeri geldi suriye için fransa'ya yeri geldi italya'ya yeri geldi sovyetlere ültimatom çekti.

ve kendisini hala sevmeyenler var. biri de malum laz ya da gürcü ya da her ne s...se. atatürk sevilmez mi lan ? şüphesiz atami sevmeyenin ta anasını s....m evet.

lakin sevmek de yetmez. ne olursa olsun gösterdiği yolda yürümek ve çalışmak gerekir. ne olursak ne iş yaparsak yapalım kendisinin de dediği gibi vatanını en çok seven işini en iyi yapandır.

beni bilen bilir ki cumhuriyet gibi demokratik yönetimlere karşıyımdır. yönetimi halka bırakırsan bugünkü gibi siyasal islam'la burnumuz pislikten çıkmaz.
ama onun bize bıraktığı mirasın ne kadar özel ve kıymetli olduğunu anlamak için orta doğuya bakmamiz yeterlidir.

her şey için kendisine teşekkür ediyorum.
malum güruh kendisini ne kadar unutturmaya çalışsa da efsaneler ölümsüzdür.
devamını gör...

bir justin torres kitabıdır ve doğan kitap basmıştır. çeviren de lale akalın.

bir kere doğan kitap benim için çok arada derede bi yayınevi. neylerse güzel eyler güveni ile kitaplarını alıp okuyabildiğim bir yayınevi değil. o yüzden mesafeliyim biraz. ancak bu kitap, nefisti.

lise yıllarımda james baldwin ile tanıştım. çok çok sevdim ve kitaplarının hepsini okudum. başka da muadil james baldwin bulamadım, bilen varsa söylesin.

justin torres için de "evreka evreka!" diyemiyorum ama giovanninin odası veya bir başka ülke düşünülünce çok benzer konular işlediği için baldwin'i aklıma düşürüyor.

bir oğlan çocuğunun büyüme serüvenini okuyoruz. ebeveynlerden biri siyah, biri beyaz. çok küçük yaşta kadın hamile kalınca kaçıp evleniyorlar. sonra bilinçsizce yaşamaya, çalışmaya ve üremeye devam ediyor kadın. yanlış hatırlamıyorsam 3 kardeş bunlar ya da 4. en ufağı, anlatıcı karakterimiz.

çok naif bir dili ve insanı kucaklayan bi nostalji hissi hakim. bir çocuğun gelişimi için çok yanlış şeyler yaşanıyor, ebeveynler yanlarında sevişiyor, maaile cıbıl cıbıl banyo yapılıyor, kavgalar patırtılar en kötüsü. ama kitabı okurken bi anda, anlatıcı karakter gibi ben de o ilkel ve kaotik evde büyümeden kalmak istiyorum, onlarla beraber. zaten belki bu yaşantı kitabın ismine anlam kazandırıyor, belki sonrasında olanlar, belki hepsi.

anlatıcı karakter genç bir delikanlı olduğunda eşcinsel olduğunu keşfediyor. kendi kendine hislerini, arzularını, hayatı çözmeye çalışırken tuttuğu günlük ailesinin eline geçiyor.

bir ırkçılık meselesi var bir de "melezlik" meselesi. bunların hepsi de yani siyahlar, beyazlar ve melezler, kendi alt gruplarını bulabiliyorlar o dönemde o toplumda. ama eşcinseller için bi aidiyet yok. eşcinsel melezler için hiç hiç yok.

babası anlatıcı karakteri yıkarken aklıma giovanni'nin (ya da sevgilisi miydi anımsayamadım) odasındaki küvette uzanışı geliyor.

gerçekten bu temayı, savaşı, ırkçılığı, ayrımcılığı okumayı, bunların ne kadar manasız şeyler olduğunu başka başka ülkelerden, kalemlerden defalarca okumayı inanılmaz seviyorum. kafayı yemiş bir dünyada, kaygan bile değil artık bu kadar akışkan ve dalgalı bir dünyada bu hikayeler benim için çapa oluyor.
sizlere de olur belki.
devamını gör...

başkomutan, başöğretmen, ileri görüşlü lider, koca dünyaya adını duyuran harika bir lider. sonsuz saygı sonsuz sevgi ve teşekkürle. açtığın yolda gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime; bilimin,ilimin izinden gideceğime cumhuriyetin ve aydınlığın adını duyurmak için sonuna kadar mücadele edeceğime and içerim. eyy büyük atatürk!
devamını gör...

sevgilim varken,
varlığınla kanlı bıçaklı, kalbim hep alacaklı hayalim üç kelime o da şöyle " evli,mutlu, çocuklu"

ayrılınca,
şimdi gördüm, çok şaşırdım
yeni mi geldin? burda mıydın?
oysa bir ara hep aklımdaydın
isim neydi? çıkaramadım
adın neydi? hatırlamadım

yeniden sevgili yapınca,
sevgilimi koluma takarım
bebekte üç beş tur atarım
olmadı bi de sinema yaparım
gördüğün gibi çok unutkanım

yenisinden de ayrılınca,
arkasına bakmadan çekip giden birisi var
eminim, bu gidişin yarın u dönüşü var
o şimdi kafdağı'nda ve kendinden çok emin
tabii kaderin her zaman son bir gülüşü var

görüldüğü üzere sonsuz bir döngü var şarkılarda. resmen time loop. demet reis bir tanedir.
devamını gör...

en mutlu olduğum zamanda en sevdiğim insanların yanımda olmaması tebrik etmemesi. inanılmaz dargınım bir de pişkin pişkin arayıp olmamış gibi devam ederler ay ben yani ne diyim ya siz en sevdiğimdiniz yazıklar olsun
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ırkçı ve islamofobik kitlenin doluştuğu, hitler gençliğinin kalbi. hatta hitler bu platforma bir göz atsa "kahrolsun faşizm" deyip ideolojisini değiştirebilir. r/europe bunların yanında sosyal demokratlar cephesi gibi kalır. yani şu filistin israil paylaşımlarını görüyorum da, tam zıttı olsa o platformu anında nefret içeriği diye kapatırlardı.

bakın arkadaşlar, israil filistin savaşında taraf tutup tutmamak bir tercihtir lakin olayın öncesini, eskisini araştırmadan "yahu bu filistinliler niye savaşıyor, kaşınıyorlar" filan demek en basit tabirle ahmaklıktır. sen git, bir devletin üzerine başka devlet kurmaya çalış, adamların topraklarına zorla el koyup "burada ikinci devlet kuracağız, uymaz iseniz canınıza okuruz" diye tehdit et, sonra adamlar bunu kabul etmeyince silah üstünlüğün ile daha fazla toprak al... en sonunda da gazze diye küçük bir yere 2 milyon insanı sürüp toplama kampı hayatı yaşat. batı şeria'daki evlere el koyma olaylarına girmiyorum zaten.

akla vicdana sığmayacak muameleyi gören bu insanlara "hepsini yok edelim, hayvandan farksız" yakıştırması yapan bir ergen yuvası olan bu platform aynı zamanda belli siyasi amaçlara hizmet eden botların da cirit attığı bir oluşum. insanlar tamamen bu botların da yaptığı beyin yıkama faaliyetiyle birlikte günah keçisi ilan edilen herkese saldırıyor. bu da z kuşağının geldiği hazin noktayı göstermesi açısından önemli bir hadise. "düşünme, araştırma, biz senin için zaten doğruyu bulduk. sen sadece bizi destekle."

(bkz: post truth)
devamını gör...

bir süredir özellikle burger ürünleri olan mekanlarına fazlaca gittiğim için yakın çevrem tarafından fişlendiğim mekan.

moda sahiden farklı bir yer.
moda çikolatacısı da öyle.

(bkz: rota yeniden oluşturuluyor)
devamını gör...

bu gece çok güzel olan ilçe.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

emir timur hakkında bir makale yayımlamış ki evlere şenlik. kaldı ki bu makale selçuk üniversitesi edebiyat fakültesi dergisinin 1 aralık 1999 tarihli 13. sayısında yayımlanmış. ahanda link.

makalenin mahiyeti şu: mikail bayram isimli öğretim üyesi "menem timur-ı cihan-guşay" tespit ettiğim kadarı ile doğrusu "menem timûr-i cihân-güşâ" yani ben cihan fatihi timur'um isimli kitabı esas alarak timur'un hatıratından bazı bölümleri makalesine taşıyor.

özet geçeyim: timur, kendisine esir düşen yıldırım bayezid ile istanbul önlerine geliyor, ben bu şehri nasıl alırım hesapları yaparken yıldırım bayezid'e istanbul'u alamadığı için laf vuruyor, yıldırım bayezid diyor bunların elinde rum ateşi diye bir şey var, su ile sönmüyor, sonra timur bir komutanı ile birlikte bir kaç küçük gemiyi haliç'e yönlendiriyor, rum ateşi ile karşılık verilmesi üzerine gemiler yanıyor, bakıyorlar gerçekten su ile sönmüyor, sonra diyor benim memleketimde de yerden çıkan bir ateş var, o da su ile sönmez, toprak atarlar, ertesi gün bir kaç tane küçük gemi bu sefer yanlarında toprakla tekrar haliç'e yanaşıyor, gene rum ateşi ile karşılık veriliyor ama bu sefer hazırlıklılar ve rum ateşinin üzerine toprak atınca ateş sönüyor, sonra timur yanındaki fransız elçisi marifetiyle istanbul kuşatması için gemiler yapılması talimatını veriyor ama gemilerin bakırla kaplanmasını istiyor, fransız elçisi fransa'da bu kadar bakır yok, olan da pahalı diyor, timur siz gemileri yapın bakırı doğu'dan getirtiriz diyor, falan filan, cart curt, vs.

gelelim işin aslına... mikail bayram'ın sadece eser adı vererek yaptığım bu yayımdaki hatalı nokta şu böyle bir kitap yok. ha, var ama uydurma bir kitap var, anlatayım:

zebihullah mansuri diye iranlı bir herif var. bu herif işi gücü yalan yanlış kitap yazmak. bahse konu timur hatıratı tek vukatı değil. internette bu ismi aratırsanız bir çok haber görürsünüz. özellikle şiiliğin hak bir mezhep olduğunu kanıtlama çalışmaları var.

işte bu iranlı zebihullah mansuri 1964 senesinde bir kitap yayımlıyor. adı menem menem timûr-i cihân-güşâ olan bu kitabı yayımlarkende fransızda bir eserden tercüme ettiğini belirtiyor lakin kaynak gösterdiği fransızca metinle, tercüme arasında dağlar kadar fark var. iranlı abimiz zebihullah mansuri, neredeyse tamamen kendisi tarafından yazılan bu kitabın yazarı olarak marcel brion’u göstermekte, kendisinin yalnızca tercümeyi yaptığını iddia etmektedir. ayrıca kitabın adını ben cihan fatihi timur koyup altına timur’un kendi ağzından hayat hikâyesi ibaresini eklemek suretiyle kitaba, ebu talib turbati’ye ait mülfuzat-ı timuri’nin marcel brion tarafından düzenlenmiş bir versiyonu olduğu izlenimini vermiştir. kaldı ki bir önceki cümlede adı geçen eserin bugünkü adı ile anlatacak olursak timur'un günlüğü'nün hakikati dahi kesin değildir. ortada gene bir iranlı oyunu vardır.

bir önceki paragrafta izah edildiği şekilde zebihullah mansuri, ustaca bir sahtekârlıkla, mülfuzat’tan tüzükat-ı timur'dan yararlanarak, tamamen kendisi tarafından yazılmış roman niteliğindeki kitaba marcel brion’un adını koymak suretiyle bilimsellik kazandırmış oluyor ve okuyucunun gözünde, sözde timur tarafından yazılan bu kitabın inanılırlığını artırmış oluyordu.

daha detaylı bilgi için bahse konu makaleden işkillenmem ve kaynağını araştırmaya koyulmam üzerine karşıma çıkan ve beni aydınlatan türkiyat mecmuası'nın 22 aralık 2017 tarihinde yayımlanan 27. cilt, 2. sayısında abdul ahat andican imzalı makalenin linkini aha da buraya bırakıyorum.

buna benzer, kahramanızın platon olduğu bir entry için link burada.
devamını gör...

turnava yılı ne olursa olsun değişmeyen tek şey renekton ve jax. uzak doğu bu ikisine bayılıyor. bu sene format çok hoş olmuş, skt nin bu oyun ile final görmesi çok çok zor. gen g ve jdg finali gibi duruyor ama iki çin takımı final oynar bence fakat oyuncu bazında bakarsan finalde oynayacak oyuncuların çoğu koreli olacaktır. showmaker nedense bana hep pawn ı hatırlatıyor. ben dk jdg finali isterdim.
devamını gör...

internetsizlikten gün boyu uykum geldi sinir kat sayım yerlerdeydi. bugün en sakin olduğum gün olabilir.
devamını gör...

fenerbahçe maçı olduğu vakit kesinlikle bulaşılmaması gereken bir ilçedir.
devamını gör...

her kelimesinde hakaret olan insanları küçümsemekten haz duyan insanlar. aman aman ben gidiyorum söylerken bile o insandan kaçasım geldi. kaçasım geldiğine göre ben gidiyorum.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim