zaman tüneli

ahmağın çok olduğu yerde mermi havada gezermiş.
devamını gör...

cesur bir ölü…. ölenlerin kaç tanesi bu bedeli bilerek gösterdi cesaretini ? kaç cesurun adı geride kaldı? ölüler konuşamaz. yücelten de, hatırlayan da anlatan da hep diri kalanlardır. demekki bir cesurun ölümü ardından kalan diriler kadardır.

ayrıca yaşama isteği yada bireyselcilik ne zamandan beri korkaklıktır. belki de akıllı olanın işidir hem cesaretini gösterip hem de diri kalmak.

hem neden cesareti sadece ölümle denk tuttuğunuzu da sorgulayın. ancak ölünce mi yeterince cesur oluyor insan. kavramları romantize etmeyi ne zaman bırakırsak o zaman manasına erebiliriz. cesaret kendi sınırınızın ötesi, korkaklık ise sınırlarınızın içinde kalmaya ne kadar çabaladıgınızdır.
devamını gör...

serenayın serenay olmadığı zamanlar...
devamını gör...

birde uzun süre set saatleri olduğundan dondurma yerine patates püresi falan kullanılırmış.
devamını gör...

bazı sahnelerde esas karakterler masada önemli bir konuyu tartışırken, masada oturan yan oyuncuların löpür löpür yemeği mideye indirdiği oluyor.
devamını gör...

turgay fişekçi'nin şiiri, selim atakan'ın bestesi, yeni türkü'nün şarkısı. çok seviyorum bu şarkıyı. nahif, sevimli bir ruhla yazılmış, söylenmiş.
çakır kafa bir kafaya sahip olduğunuzda eşinize, sevgilinize atabilirsiniz. çakır kafa şart mıdır? bence şarttır, çakırken daha bir aşık oluyor insan.

"elbet olmuştur geçmişte
açıklanamaz şeyler
bağlardan çaldığım üzümleri
yemişimdir yaslanıp mavi göğün göğsüne"

iyi geceler sözlük.
buradan
devamını gör...

bazen gözler konuşur:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

12727 adım attım.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bugün düğüne giderken kuzenim bana arabada sakız ikram etti. (falım sakızlarına hayır diyemem şekerli olanlardan nefret ediyorum ve bu devirde sadesi zor neyse.) vardık, iniyoruz hâlâ ağzımda. 1 arabayı geçtikten sonra pakete sarıp çantama koyarken park işlemini bitiren kuzenim bana çarpınca elimden gitti. ben sakıza bakınırken beni kolumdan çekip "neye bakıyorsun, herkes gitmiş acele et. tek girmek istediğini sanmıyorum." deyince gayette beni ikna etti. biz yetiştik tam girişte annemin topuklu ayakkabısının alttan tabanı açıldı. biz şok. girişten sağa doğru kaydık. neyle halledebiliriz vs. diye düşünürken aklıma o sakız geldi. "tam iş görür mü bilmiyorum ama bekleyin bir dk." deyip gittim sakızı buldum. ağzımdan çıkan olduğu için elimle açmak bana düşüyor. (kendi sakızım olsa da gıcık olmadım değil ama olay ciddi. girişte göründük o kalabalığa (biraz geç gittik bir de.) sonra sağa doğru gitmek tuhaf kaçtı. :)) sakızı 4 yandan çektim ve ön taraftan boşluklu yere attım. "ez bakalım." deyince nazik nazik basıyor, ağzımdan taze çıkmadı ki soğudu yani böyle basarsa yapışmaz o kadar."ayak altında tacizci eli ezer gibi ez şunu." deyince istediğim performansı sergiledi. ve öyle ilerledik.
çok tuhaf geldi. ayakkabısının resmini de koyayım anı kalsın istiyorum. görünsün diye ben biraz açtım. bu tarz şeyleri biriktirme huyum var. (: normalde basmaktan kaçınılır ve nefret edilir ama isteğiyle memnun bir şekilde bastı. hayat farklı şekilde yaşatınca olayların bu kadar değişiklik gösteriyor olmasını hep hayret verici bulurum...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

türkçe konusunda hassasiyeti olan bir bilim insanı. bir ara anıtkabirin mimari yapısını eleştirmiş, türk mimarisi olmadığını, yunan ve nazi mimarisinden esinlenilerek inşa edildiğini açıklamıştı. vefat edeli neredeyse 8 yıl olmuş, ulusal kanal'da programlara çıkışı sanki dün gibi geliyordu. kız kardeşi olan hanımefendi de kendisi gibi artık hayatta değil, ömür denilen gerçek işte bu.
devamını gör...


doğacaktır sana vadettiği günler hakk'ın, kim bilir, belki yarın belki yarından da yakın.


kaybettiği seçimlerin öncesinde bize çoktan vaat ettiği şeyi yapmıştır. artık gitmesi gerekiyordu.

ama şunun altını çizelim türkiye de chp den başka parti yok ki; bugün parti kurultayında liderini demokratik bir seçimle değiştirebilsin. bir düşünün.

dip not; özgür özel olmadı bence ama bu da bir başlangıç
devamını gör...

sucuklu tost yaptim birde film açtım oh mis.
devamını gör...

doğada toprak;
sınırlı bir çizgide haritalarla belirlenmiş, isimlendirilip, bayraklar dikilmiş durumda olduğundan dolayı, şu an çok sıcak bir savaşı ekranlardan izliyoruz. insanın en temel hakkı olan göç edebilme ve ya yer değiştirme hakkını yasalar, kanunlar, demokrasi ve bir kağıt parçası belirliyor. doğa'da tüm canlılar arasında göç edebilen ve özgürce uçabilen kuşların sınırları belli değildir, doğa' ya uyumlu ve anatomik fiziksel özellikleri koşulları ile doğayı takip edip uçabilecek alanları iyi bilirler. evrende tek göç edebilen canlılar hayvanlardır. doğada insan olmanın en temel koşulu insanca tıpkı bir insan gibi yaşayabilmektir. hiç bir koşulda, hiç bir gerekçede savaş olsun ve ya olmasın ben bir insan olarak, doğduğum alanda havada, topraklarda kalmak zorunda değilim. benim en temel hakkım olan hakkımı, demokrasiden, yasalardan, hukuktan, kanunlardan, başka devletlerden ve başka devletlerin yasalarından izin almak zorunda değilim. bunlar bizim sonradan öğrendiğimiz kavramlar, fikirler, düşünceler. demokrasi bana izin almam için emredip, kimlik çıkartmamı istiyorsa, o zaman kimliğimle dünyanın her yerine gidebilme hakkına sahip olmam gerekir.
devamını gör...

daha fazla ders çalıştım. kendim için yapacağım en iyi şeydir. ve bu sene içerisinde ilgileneceğim tek şey. vaktimi alan her şeyden uzak durmam gerektiğinide biliyorum. küçük küçük sorunlarla moral bozup derslerimi aksatmamam gerektiğini de. o masanın başına geçtikten sonra hiçbir şeyin önemi kalmıyor. çünkü her şey kendim için. başarım sadece benim hayatımı renklendirecek ve başarısızlığımın da yine sadece bana zararı olacak. bu yüzden hiçbir şey o kadar da önemli değil benim için.
devamını gör...

pendik kadıköy arası sefer yapan iki katlı çift biletli otobüs. birkaç kez üst tarafında yolculuk etme fırsatım oldu.
devamını gör...

ne oldum değil ne olacağım diyeceksin.
devamını gör...

alkol sonrası da olur.
devamını gör...

yeni nick ukdesi.

anthony giddens imzalı 192 sayfalık kitaptır.
modernleşme ideolojisini konu alır.

modernleşelim derken kapitalizme yardım etmiş olabilir miyiz?

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sinirsel ağlamalara eşlik eden bir ağrı. bu ağrı daha çok şakak ağrısı ile birleşiyor. ancak kuvvetli bir ağrı kesici ile çözülebiliyor.
devamını gör...

yakın çevremi sürekli maruz bıraktığım hareket severek kullanıyorum
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim