zaman tüneli
ömürlük aşk
olsada yesek.
ömürlük aşk vardı da biz mi sevmedik.
gülü bir gün seni hergün...
sözlük için fazla ciddi bir başlıktı, dağıttım, maksat muhabbet olsun.
ömürlük aşk vardı da biz mi sevmedik.
gülü bir gün seni hergün...
sözlük için fazla ciddi bir başlıktı, dağıttım, maksat muhabbet olsun.
devamını gör...
akashi kaikyo köprüsü
明石海峡大橋
japonya'da yer alan ve dünyanın en uzun asma köprülerinden biri olarak bilinen, 10 yılda tamamlanan köprüdür.
japonya'da kobe şehri ile awaji adasını birbirine bağlayan, 1915 çanakkale köprüsü'nden sonra dünyanın en uzun 2. asma köprüsüdür.
yapımı 10 yıl süren köprünün uzunluğu 1991 ve en yüksek noktası 282,2 metredir.

buradan
japonya'da yer alan ve dünyanın en uzun asma köprülerinden biri olarak bilinen, 10 yılda tamamlanan köprüdür.
japonya'da kobe şehri ile awaji adasını birbirine bağlayan, 1915 çanakkale köprüsü'nden sonra dünyanın en uzun 2. asma köprüsüdür.
yapımı 10 yıl süren köprünün uzunluğu 1991 ve en yüksek noktası 282,2 metredir.

buradan
devamını gör...
ingilizce deyimler
life is life .
devamını gör...
çalışan kadının kocasıyla eşit olması
kadın erkek eşitliği olması için kadının çalışmasına gerek yok ki...
soyunuzda da boyumuzda da kadınlar önemli mertebelere yer almış ve saygı görmüştür.
soyunuzda da boyumuzda da kadınlar önemli mertebelere yer almış ve saygı görmüştür.
devamını gör...
üniversitede bölüm değiştirmek
ben 22 yaşımda yaptım, erkeğim. 3 yıl pdr okuduktan sonra yaptım, şu an son sınıf olacaktım, yani mezuniyeti vardı. ama gel gör ki, ybs bölümüne geçtim ve 1. sınıfım.
myp ile geçersen geri eski bölümüne dönebiliyorsun bunu belirteyim.
zorlukları için eğer cinsiyetçilik yapmak istemem ama erkeksen bu ülke seni psikolojik olarak zorlar ailen çok zengin değil ise veya çok baskıcı ise. ekonomik bağımsızlık erkekte bir belki birkaç adım daha sert vuruyor 20'li yaşlara. bu dönemde tabi bunlar da normal içsel çatışmalar, mezun olmak ve sonrasında işe girmek, bu meslekte memnun muyum gibi sorgulamalar olması normal. ancak ben en başından ybs istiyordum, hocaların yönlendirmesi vesaire yüzünden pdr seçtim. tabi benden de kaynaklı faktörler vardı. bu kararı aslında bıçak kemiğe dayandığında aldım ve bu ana kadar hep pdr'yi sevmeye çalıştım. gönüllü staj da yaptım. zor karar ancak şunu düşünmek lazım gibi, bu meslekte 20 yıl-30 yıl sonra ben var mıyım, istiyor muyum? unutmamak lazım ki ikinci kez yks veya açıköğretim okumadığın sürece bölümün diplomasını isteyen mesleklere yönelmek zor, haliyle bitirdiğin bölüm ömründe çok önemli yer kaplayacak. günün 9-10 saati belki daha fazla o meslek olacak, kendini geliştireceksin ki bu mesleğin, hayatının çalışma dışı bölümlerinde de olacağı anlamına gelir. bu bölüm ile diğer bölümü yetenekler ve ilgiler doğrultusunda mesleğin ekonomik imkanlarına da dikkat ederek karar vermek lazım kanımca. şu an ben mutluyum, kendimi çok daha olmak istediğim alanda hissediyorum, psikoloji hâlâ hayatımın bir köşesinde var, faydalanıyorum da ama ybs'yi bırakıp geri o bölüme dönmeyi düşünmüyorum.
direk şunu yap, geç, kal diyemem; ancak kendim yaşantıladığımdan deneyimimi paylaşabilirim. umarım fayda sağlar.
ek olarak bu dönemde buradan ziyade faydalanılabilecek olan üniversitenin kariyer danışmanlığı hizmeti var.
myp ile geçersen geri eski bölümüne dönebiliyorsun bunu belirteyim.
zorlukları için eğer cinsiyetçilik yapmak istemem ama erkeksen bu ülke seni psikolojik olarak zorlar ailen çok zengin değil ise veya çok baskıcı ise. ekonomik bağımsızlık erkekte bir belki birkaç adım daha sert vuruyor 20'li yaşlara. bu dönemde tabi bunlar da normal içsel çatışmalar, mezun olmak ve sonrasında işe girmek, bu meslekte memnun muyum gibi sorgulamalar olması normal. ancak ben en başından ybs istiyordum, hocaların yönlendirmesi vesaire yüzünden pdr seçtim. tabi benden de kaynaklı faktörler vardı. bu kararı aslında bıçak kemiğe dayandığında aldım ve bu ana kadar hep pdr'yi sevmeye çalıştım. gönüllü staj da yaptım. zor karar ancak şunu düşünmek lazım gibi, bu meslekte 20 yıl-30 yıl sonra ben var mıyım, istiyor muyum? unutmamak lazım ki ikinci kez yks veya açıköğretim okumadığın sürece bölümün diplomasını isteyen mesleklere yönelmek zor, haliyle bitirdiğin bölüm ömründe çok önemli yer kaplayacak. günün 9-10 saati belki daha fazla o meslek olacak, kendini geliştireceksin ki bu mesleğin, hayatının çalışma dışı bölümlerinde de olacağı anlamına gelir. bu bölüm ile diğer bölümü yetenekler ve ilgiler doğrultusunda mesleğin ekonomik imkanlarına da dikkat ederek karar vermek lazım kanımca. şu an ben mutluyum, kendimi çok daha olmak istediğim alanda hissediyorum, psikoloji hâlâ hayatımın bir köşesinde var, faydalanıyorum da ama ybs'yi bırakıp geri o bölüme dönmeyi düşünmüyorum.
direk şunu yap, geç, kal diyemem; ancak kendim yaşantıladığımdan deneyimimi paylaşabilirim. umarım fayda sağlar.
ek olarak bu dönemde buradan ziyade faydalanılabilecek olan üniversitenin kariyer danışmanlığı hizmeti var.
devamını gör...
aşk yeniden
açıkcası benim bittiğine baya üzüldüğüm diziydi. new york'a olan tutkum sebebiyle dizi dikkatimi baya çekmişti çünkü dizinin ilk bölümü için tüm ekip new york'a gitmişti. aileminde karadenizli olması ve aradaki tatlı kültür farkına kendi ailemde de sahip olmam diziye olan ilgimi körüklemişti. biz ailecek izlerdik hatta annem su aralar baştan başladı, bütün bölümlerini yine izliyor. kurduğu ve idealize ettiği dünya çok güzeldi. tamam senaryo tanıdık olsa bile, bu tanıdık havayı bozan ve sizi bir yerlerden şaşırtabilen extraordinary karakterler vardı. mesela şevket, fatihin annesi mukaddes, şaziment, şazimentin annesi.. ve tabi buğra gülsoy'un efsanevi " aptallık seviyesinde saf olan fatih karakteri".
o diziden sonra buğra gülsoy'un bir farklı sevdim ben. arada düşünürüm keşke çocuklar duymasında olduğu gibi, dizi günümüzün zaman diliminde, zaman atlaması dahilinde ( mesela 7-8 yıl sonrası şeklinde izleyiciye verilecek ibare ile) çekilmeye devam etse diye. ben fatih ve zeynebin 7-8 yıl sonra ne durumda olduğunu merak etmeden duramıyorum. günümüzde yaşasalar, ne durumda olurlardı? hele fatih şekercizade...
hala izledikçe ilham dolarım. dizi mutlulukla başlayıp, mutlulukla bitti ama keşke finali new york'ta çekselerdi..
ıt might have been like it was finished where it firstly began.
o diziden sonra buğra gülsoy'un bir farklı sevdim ben. arada düşünürüm keşke çocuklar duymasında olduğu gibi, dizi günümüzün zaman diliminde, zaman atlaması dahilinde ( mesela 7-8 yıl sonrası şeklinde izleyiciye verilecek ibare ile) çekilmeye devam etse diye. ben fatih ve zeynebin 7-8 yıl sonra ne durumda olduğunu merak etmeden duramıyorum. günümüzde yaşasalar, ne durumda olurlardı? hele fatih şekercizade...
hala izledikçe ilham dolarım. dizi mutlulukla başlayıp, mutlulukla bitti ama keşke finali new york'ta çekselerdi..
ıt might have been like it was finished where it firstly began.
devamını gör...
selma lagerlöf
selma lagerlöf
1858/1940 yılları arasında yaşamış isveçli yazar olup nobel edebiyat ödülü alan ilk kadın yazar olarak bilinir.
çocukluğunun bir dönemini hasta olarak geçirmiş, yazmaya devam etmiştir.
kitapları sinemaya uyarlanmış, masal ve efsaneye dayanan kitapları ile tanınmıştır.
birkaç kitabı türkçe'ye de çevrilmiş olup kendisi döneminin önemli isimlerindendir.
dünyada hiç kimse bahçenizi sizden iyi ekip biçemez.
1858/1940 yılları arasında yaşamış isveçli yazar olup nobel edebiyat ödülü alan ilk kadın yazar olarak bilinir.
çocukluğunun bir dönemini hasta olarak geçirmiş, yazmaya devam etmiştir.
kitapları sinemaya uyarlanmış, masal ve efsaneye dayanan kitapları ile tanınmıştır.
birkaç kitabı türkçe'ye de çevrilmiş olup kendisi döneminin önemli isimlerindendir.
dünyada hiç kimse bahçenizi sizden iyi ekip biçemez.
devamını gör...
30 kasım 2023 nordsjælland fenerbahçe maçı
random gülüşte klavyede çıkan harfler gibi adı olan ve yaş ortalaması 19 olan bir takımdan 19 gol yemekten kurtuldu fener. u 19 takımını bile çıkarsan bu kadar gol yemezdi.
fakat yine de bakıyorum ki fenerlilerden doğru düzgün bir eleştiri bile yok. sırf feneri eleştiren fenerli olmamak adına sus pus yatıyorlar. bak işte cimbom farkı bu. böyle bir durumda biz olsak teknik direktöründen , yöneticisi , çaycısına kadar ölümüne eleştirip hepsini itin dotune sokup sokup çıkartırız.
ölümüne bir eleştiri kültürü var çünkü. lan biz 6 milyar euro nakit parası olan ünal aysal'ı bile 2 günde , 6 tane adamın konuşmasıyla kovmuş bir camiayız. siz bırak yalı çocuğuna laf etmeyi arap ismail'e bile bir şey diyemiyorsunuz. yazık hakkaten.
fakat yine de bakıyorum ki fenerlilerden doğru düzgün bir eleştiri bile yok. sırf feneri eleştiren fenerli olmamak adına sus pus yatıyorlar. bak işte cimbom farkı bu. böyle bir durumda biz olsak teknik direktöründen , yöneticisi , çaycısına kadar ölümüne eleştirip hepsini itin dotune sokup sokup çıkartırız.
ölümüne bir eleştiri kültürü var çünkü. lan biz 6 milyar euro nakit parası olan ünal aysal'ı bile 2 günde , 6 tane adamın konuşmasıyla kovmuş bir camiayız. siz bırak yalı çocuğuna laf etmeyi arap ismail'e bile bir şey diyemiyorsunuz. yazık hakkaten.
devamını gör...
üniversitede bölüm değiştirmek
hayatta pişman olduğum tek şey diyebilirim. üstelik ödleklik yapıp burnumun dikine gitmediğim, inat etmediğim tek şey de bu. şimdi, o herkesin "30 olmadan" dediği şeyin de eşiğindeyim. hâlâ bir üniversiteyi baştan okuma arzum var.
eğer bir tavsiye vermem elzemse "mutsuzsanız yapın" derim. en fazla pişman olur, tekrar sınava girer, en fazla 4 yılı başa sararsınız. insan ömründe 4 yıl şaka gibi bir süreç. geçenlerde bölüm değiştirmeye cesaret eden bir arkadaşıma denk geldim, işe girmiş. ben senelerdir "yapsam mı?" diye dolanıyorum. ötekiler doktora falan yaptı, ben "yapsam mı?"... yine sinirlendim, anksiyetem tutacak.
eğer bir tavsiye vermem elzemse "mutsuzsanız yapın" derim. en fazla pişman olur, tekrar sınava girer, en fazla 4 yılı başa sararsınız. insan ömründe 4 yıl şaka gibi bir süreç. geçenlerde bölüm değiştirmeye cesaret eden bir arkadaşıma denk geldim, işe girmiş. ben senelerdir "yapsam mı?" diye dolanıyorum. ötekiler doktora falan yaptı, ben "yapsam mı?"... yine sinirlendim, anksiyetem tutacak.
devamını gör...
aralık ayından beklentiler
maaş her ayında beşinde yatıyor. maaş yatsın yeter. diğer aylardan beklentim de aynı. bana maaş yatsa yetiyor.
devamını gör...
palmiye vs hurma
palmiye, bu ağaç türlerinin üst kimliğidir. hindistan cevizi de palmiyedir, hurma ağacı da palmiyedir. birde meyve vermeyen palmiye vardır ona da
süs palmiyesi denir.
süs palmiyesi denir.
devamını gör...
çalışan kadının kocasıyla eşit olması
kadınların kocalarıyla demeyeceğim; erkekler ile eşit olması için çalışması/ çalışmaması gibi kriter mevzu bahis değildir. hakları yasalaramızca güvence altına alınmıştır. gri eşofmanı çekip uzanmak, bir plazanın 27. katındaki ofiste hayati toplantılar yapmak, lokanta mutfağında bulaşık yıkamak, evde sınavlara hazırlanmak veya hiçbir şey yapmamak kimseyi daha az vatandaş yapmaz. "kadınların da..." gibi ifadeler bir kere çok sıkıntılı. "kadınların da medeni hakları vardır" değil, "kadınların medeni hakları vardır" örneğin ve ne yapıp yapmadıkları da kendilerini bağlar.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
etrafımdaki hemen hemen herkes iphone kullanıyor. hatta galiba hepimizin etrafındaki hemen hemen herkes iphone kullanıcısı. bu telefonun popüler birkaç zil sesi var. ya öyle çalıyor senin ya da arkadaşının, sevgilinin telefonu ya öbür türlü. 4-5 seçenekten fazlası değil. kalabalık bir ortamda bir iphone çaldı mı herkes önce bi kendi telefonunu boşuna yoklamıyor.
ee senem? di mi, evet, eee. şimdi anlatamayacağım, ben anlatmadığımda da tahminle ulaşamayacağınız bir yaşanmışlıktan, o yaşanmışlığın sebebiyet verdiği bir travmadan ötürü iphone olmayan bir telefonun yine sıklıkla kullanılan, popüler bir melodisinden aşırı bir şekilde tetikleniyorum. tamam biliyorum her şeye travma dememek gerek. travma öyle basit bir şey mi? değil. ama benim tetiklenişim de hiç öyle basit bir şekilde vuku bulmuyor. aradan bunca zaman geçti hala travmanın sebebiyle kurduğum tek somut bağ olan bu sesten nabzım yükseliyor, modum o an ne yapmakta olursam olayım major bir şekilde değişiyor.
neyse, az önce yine pek az işittiğim bu melodinin etki/çekim alanına girmiş bulundum. her denk gelişimde hissettiğim şeyi de (şeyi tarif etmiş olmasam da bu anlatıda, hissediyor olduğumu ifade ettim en azından) not düşmek istedim buraya. neden? çünkü alıcısı buralarda bir yerlerde hala sanırım. ne yapacak bu bilgiyle? hiçbir şey. ama iyi ki telefonunu değiştirmişsin diye mesaj atamayacağıma göre yapabileceğim en iyi şey buydu. umarım melodin iphone'un sık kullanılan melodilerinden biridir diyerek de bitireyim madem.
ben iyi biriyim. başkaları için iyi şeyler dileyecek biri.
ee senem? di mi, evet, eee. şimdi anlatamayacağım, ben anlatmadığımda da tahminle ulaşamayacağınız bir yaşanmışlıktan, o yaşanmışlığın sebebiyet verdiği bir travmadan ötürü iphone olmayan bir telefonun yine sıklıkla kullanılan, popüler bir melodisinden aşırı bir şekilde tetikleniyorum. tamam biliyorum her şeye travma dememek gerek. travma öyle basit bir şey mi? değil. ama benim tetiklenişim de hiç öyle basit bir şekilde vuku bulmuyor. aradan bunca zaman geçti hala travmanın sebebiyle kurduğum tek somut bağ olan bu sesten nabzım yükseliyor, modum o an ne yapmakta olursam olayım major bir şekilde değişiyor.
neyse, az önce yine pek az işittiğim bu melodinin etki/çekim alanına girmiş bulundum. her denk gelişimde hissettiğim şeyi de (şeyi tarif etmiş olmasam da bu anlatıda, hissediyor olduğumu ifade ettim en azından) not düşmek istedim buraya. neden? çünkü alıcısı buralarda bir yerlerde hala sanırım. ne yapacak bu bilgiyle? hiçbir şey. ama iyi ki telefonunu değiştirmişsin diye mesaj atamayacağıma göre yapabileceğim en iyi şey buydu. umarım melodin iphone'un sık kullanılan melodilerinden biridir diyerek de bitireyim madem.
ben iyi biriyim. başkaları için iyi şeyler dileyecek biri.
devamını gör...
30 kasım 2023 nordsjælland fenerbahçe maçı
valla neb'lim. sözlük formatına aykırı ama:
hahhahhahhahhahahahahahahaaaaaaa.
hahhahhahhahhahahahahahahaaaaaaa.
devamını gör...
peşin satan veresiye satan
ağlayan çocuk posterinin karşısına asılırdı.
devamını gör...
üniversitede bölüm değiştirmek
%50 rulet oynadığını söylememe izin ver.
ne istediğinden %100 eminsen, bu riski al derim ama bunu yine olasılık üstüne bir olguya bağlayarak yapacaksan( bölüm değişiminden bahsediyorum) yapmaman daha hayırlı olabilir çünkü ilerde değiştirdiğine pişman olabilirsin bu sefer.
ben genelde bu kararların üniversite sınavından sonra tercih listesi oluşturulurken verilmesi taraftarıyım. bir karar verin ve geri dönmeyin. bunun için kendinizi ve ne istediğinizi iyi anlamanız gerekiyor.
üniversitede bu iş zor oluyor çünkü yerleştirildiğiniz bölümün jargonuna alışmaya başladığınızda, farklı bir alan hem zor geliyor hemde içine yeni girdiğiniz sektöre karşı yabancılık hissini bir süre aşamıyorsunuz ayrıca kaybettiğiniz süre ileride iş hayatında sizi etkiliyor. 21 yaşında mezun olmak ayrı, bölüm değiştirip 25-26'da ayrı.
yapamazsınız demiyorum ama bu sefer %100 emin olun ve her şeyi hesaplayın. bölüm değiştirip, mutsuz olup yine 1 kez daha benzer bir durumda aksiyon almanız kariyer hayatınızın yarısını götürür. sahada çalışırken, deneyim eksikliğinden çok kaybedersiniz çünkü üniversite mezunları zaten 26-27 yaşına kadar sadece mesleklerinde deneyim elde ediyor yani pişiyorlar. bu süreçte ne çalışma şartları ne alınan maaşlar iyi olmuyor. 4-5 yıl deneyim biriktikten sonra herkes kendi ağırlığını koyup, iş görüşmelerinde karşı tarafa istediği maaşı sunabiliyor.
böyle bir platformda, akranlarınızın 26-27 yaşı artık ortalamanın üstünde maaş talep edebildikleri döneme denk geliyor. onların kariyer inşa ettiği yaşta, sizin yeni mezun olmanız iş bulmada ve düzgün ücret almada sıkıntı olabilir sizin için ( tabi türkiye bandında). sonuçta kimse 27 yaşında deneyimi olan insan yerine, yeni mezun birini bünyesine katmak istemez. genelde iş hayatında risk alınmaz özellikle büyük kâr getirisi olan şirketler hiç risk almayı tercih etmez.
bir kavşaktasınız ve her yerden trafiğe açıksınız. hangisi daha iyi olacaksa, iyi düşünün. bir karar bir sürü şeyi etkileyecek. :)
ne istediğinden %100 eminsen, bu riski al derim ama bunu yine olasılık üstüne bir olguya bağlayarak yapacaksan( bölüm değişiminden bahsediyorum) yapmaman daha hayırlı olabilir çünkü ilerde değiştirdiğine pişman olabilirsin bu sefer.
ben genelde bu kararların üniversite sınavından sonra tercih listesi oluşturulurken verilmesi taraftarıyım. bir karar verin ve geri dönmeyin. bunun için kendinizi ve ne istediğinizi iyi anlamanız gerekiyor.
üniversitede bu iş zor oluyor çünkü yerleştirildiğiniz bölümün jargonuna alışmaya başladığınızda, farklı bir alan hem zor geliyor hemde içine yeni girdiğiniz sektöre karşı yabancılık hissini bir süre aşamıyorsunuz ayrıca kaybettiğiniz süre ileride iş hayatında sizi etkiliyor. 21 yaşında mezun olmak ayrı, bölüm değiştirip 25-26'da ayrı.
yapamazsınız demiyorum ama bu sefer %100 emin olun ve her şeyi hesaplayın. bölüm değiştirip, mutsuz olup yine 1 kez daha benzer bir durumda aksiyon almanız kariyer hayatınızın yarısını götürür. sahada çalışırken, deneyim eksikliğinden çok kaybedersiniz çünkü üniversite mezunları zaten 26-27 yaşına kadar sadece mesleklerinde deneyim elde ediyor yani pişiyorlar. bu süreçte ne çalışma şartları ne alınan maaşlar iyi olmuyor. 4-5 yıl deneyim biriktikten sonra herkes kendi ağırlığını koyup, iş görüşmelerinde karşı tarafa istediği maaşı sunabiliyor.
böyle bir platformda, akranlarınızın 26-27 yaşı artık ortalamanın üstünde maaş talep edebildikleri döneme denk geliyor. onların kariyer inşa ettiği yaşta, sizin yeni mezun olmanız iş bulmada ve düzgün ücret almada sıkıntı olabilir sizin için ( tabi türkiye bandında). sonuçta kimse 27 yaşında deneyimi olan insan yerine, yeni mezun birini bünyesine katmak istemez. genelde iş hayatında risk alınmaz özellikle büyük kâr getirisi olan şirketler hiç risk almayı tercih etmez.
bir kavşaktasınız ve her yerden trafiğe açıksınız. hangisi daha iyi olacaksa, iyi düşünün. bir karar bir sürü şeyi etkileyecek. :)
devamını gör...
peşin satan veresiye satan
bir dönem hemen her dükkanın duvarlarını süsleyen, vergi levhasıyla atatürk fotoğrafı arasında yer alan gravür. muhtemelen avrupa'dan bize gelmiş bu gravür müşteriye "veresiye istemeyin, sonra borçlarınızı ödemiyorsunuz ve bizim dükkan böyle batıyor" altmetnini sunar.
"veresiye satan" başlığı altında, dağınık giyimli bir esnaf sadece ödenmemiş senetlerin olduğu kasasına hüzünlü bir ifadeyle bakmaktadır. ceketi bol gelecek kadar çelimsiz adamın ayağının altından geçen bir fare kompozisyonu tamamlar. "peşin satan" başlığı altındaki esnaf ise, çil çil altınla dolu kasasına sırıtarak bakarken tasvir edilir. g.t göbek salmış esnafımızın üstü başı gayet düzgün olup ağzında da uzun bir puro göze çarpar. her iki gravürün altında da şu mani yer alır:
veresiye veremem
arkan sıra gelemem
gelirsem de bulamam
bulursam da alamam
ha bu postere rağmen veresiye olur muydu? elbette olurdu. çünkü kredi kartı, eft gibi teknolojilerin olmadığı dönem ticaret veresiye üstünden yürürdü. kriz mriz olmadıkça da öyle büyük çaplı batışlar olmazdı.
"veresiye satan" başlığı altında, dağınık giyimli bir esnaf sadece ödenmemiş senetlerin olduğu kasasına hüzünlü bir ifadeyle bakmaktadır. ceketi bol gelecek kadar çelimsiz adamın ayağının altından geçen bir fare kompozisyonu tamamlar. "peşin satan" başlığı altındaki esnaf ise, çil çil altınla dolu kasasına sırıtarak bakarken tasvir edilir. g.t göbek salmış esnafımızın üstü başı gayet düzgün olup ağzında da uzun bir puro göze çarpar. her iki gravürün altında da şu mani yer alır:
veresiye veremem
arkan sıra gelemem
gelirsem de bulamam
bulursam da alamam
ha bu postere rağmen veresiye olur muydu? elbette olurdu. çünkü kredi kartı, eft gibi teknolojilerin olmadığı dönem ticaret veresiye üstünden yürürdü. kriz mriz olmadıkça da öyle büyük çaplı batışlar olmazdı.
devamını gör...
selman öğüt
cumhurbaşkanı kararı ile “esenyurt üniversitesi rektörlüğü’ne” atanmış isim. vay anasını be.
x.com/selmanogut/status/173...
x.com/selmanogut/status/173...
devamını gör...
damlalar
sanırım türk tv tarihinde yapılmış en iyi türk halk müziği programıydı. brt denen bir kanalda yayınlanmıştı. şu listeye bakın:
00:08 ahu gözlerini sevdiğim dilber
05:04 anam ağlar baş ucumda oturur
10:11 beyaz giyme toz olur
15:16 mezar arasında harman olur mu
19:19 kova kova indirdiler yazıya
23:49 siyah perçemini dökmüş yüzüne
26:12 daha senden gayrı aşık mı yoktur
00:08 ahu gözlerini sevdiğim dilber
05:04 anam ağlar baş ucumda oturur
10:11 beyaz giyme toz olur
15:16 mezar arasında harman olur mu
19:19 kova kova indirdiler yazıya
23:49 siyah perçemini dökmüş yüzüne
26:12 daha senden gayrı aşık mı yoktur
devamını gör...


