zaman tüneli
naruto dayı
#3512792 sevgili fahri kankacim ben de seni pek severim. insan sevdiği insanların yanında nazı çekilecek kadar hatrı da varsa daha mutlu hissediyor. çok teşekkür ederim, iyi ki varsın.
devamını gör...
günaydın mesajı aldığınız sözlük erkeği sayısı
söyleyemem bereketi kaçar.
devamını gör...
sloclap
devamını gör...
güne iyi başlatan şarkılar
ufaktan
devamını gör...
günaydın mesajı aldığınız sözlük erkeği sayısı
neyse ki sıfır. sıfırın birden büyük olduğu nadir anlardan.
devamını gör...
güne iyi başlatan şarkılar
grrrrr
devamını gör...
nuray mert
bir ara da kansere yakalandığı için siyasi yorum yapmayı bırakmıştı. hayatı entelektüel görünüm altında, duygusuz, nobran, eleştirel yaklaşıyorum kisvesi altında hakikati örten bir yaklaşımla geçti. öğrenilmiş bir şartlı refleks gibi, her sonradan görme solcunun saptığı kürtçü harekete vagon olma halini de hiç bırakmadı. bu uğurda ağzına geleni yorum diye üfürürken, en az kendisi kadar egosantrisi yüksek başka bir doğu karadenizlinin hışmına uğrayarak merkez medya televizyonlarına çıkma şansını kaybetti.
ihvancı ve islamcı rejimin teşkilinde çorbada tuz mesabesinde de olsa emeği vardır ama öylesine ukala ve kibirli bir karakterdir ki hatasını kabul edip nedamet bile getirmedi. tüm bu hengamda belki tek hizmeti ahmet hakan'a biraz egzersiz yaptırmış olmasıydı. yoksa ahcoş, o yozgat köylüsü kokan hali ve beyaz çoraplarıyla pelin batu'yu ayıklayamazdı. dilerim düşündüğün gibi herhangi bir yaratıcı yoktur nuray mert, yoksa işler senin için epey zor olacak.
ihvancı ve islamcı rejimin teşkilinde çorbada tuz mesabesinde de olsa emeği vardır ama öylesine ukala ve kibirli bir karakterdir ki hatasını kabul edip nedamet bile getirmedi. tüm bu hengamda belki tek hizmeti ahmet hakan'a biraz egzersiz yaptırmış olmasıydı. yoksa ahcoş, o yozgat köylüsü kokan hali ve beyaz çoraplarıyla pelin batu'yu ayıklayamazdı. dilerim düşündüğün gibi herhangi bir yaratıcı yoktur nuray mert, yoksa işler senin için epey zor olacak.
devamını gör...
polis akademisi 2: ilk görev
buradaki çete lideri zed karakteri çok tuttuğu için, sonraki filmde polis olmaya karar vermişti ve akademiye katılmıştı. bence teğmen mauser ve yancısı practor gibi karakterlerin karikatürize edilmeden safi komik olduğu film. 3. filmden sonra fena bozmuşlardı. bu filmde tuckleberry gibi saykolar hala güldürücü.
devamını gör...
suzan suzi
nereye ağlıyoruz.....?
devamını gör...
sigarayı bırakmak
4 yıl bıraktıktan sonra sevdiğim adamı kaybedince tekrar başladım. 5 ay köpek gibi içtim. ama öyle böyle değil. yaklaşık 3 hafta önce artık çok rahatsız olduğum için biorezanans yöntemi ile bıraktım.
bir defa kriz yaşadım. o da çok sürmedi.
benim için içkiyi tamamen bırakmak imkansız. çok içmiyorum. günde bir tane bira. arada rakı ve şarap. ama hiç içmeme düşüncesi bile rahatsız ediyor.
bir defa kriz yaşadım. o da çok sürmedi.
benim için içkiyi tamamen bırakmak imkansız. çok içmiyorum. günde bir tane bira. arada rakı ve şarap. ama hiç içmeme düşüncesi bile rahatsız ediyor.
devamını gör...
güne iyi başlatan şarkılar
güzel bir gece, biraz hüzünlü ama güzel bir sabah, güzel bir şarkı..
devamını gör...
günün anlam ve önemi
bugünün bir önemi yok ama, yine yaklaştık bir kere daha, yarın ayın on dördü.
...
soğuk ay öptü beyaz ensesini
sardı her uzvunu bir ince sızı;
bu öpüş gül gibi soldurdu kızı.
bugünün kıymeti yok ama, yarın ayın on dördü.
bir ayın on dördünde ölürsem, benden mutlusu olmaz.
...
soğuk ay öptü beyaz ensesini
sardı her uzvunu bir ince sızı;
bu öpüş gül gibi soldurdu kızı.
bugünün kıymeti yok ama, yarın ayın on dördü.
bir ayın on dördünde ölürsem, benden mutlusu olmaz.
devamını gör...
2025 bahreyn gp
oscar piastri’nin sıralamalarda birinci olduğu ve 13 nisan pazar günü saat 18:00’de başlayacak yarış.
ekleme: yarış fena değildi. piastri yarışı domine ederek kazandı. ikinci russell üçüncü norris oldu. yuki'nin ilk 10 da redbull aracıyla bitirmesi ve bearman'ın son sıradan gelip onuncu bitirmesi yarışın önemli olaylarındandı.
ekleme: yarış fena değildi. piastri yarışı domine ederek kazandı. ikinci russell üçüncü norris oldu. yuki'nin ilk 10 da redbull aracıyla bitirmesi ve bearman'ın son sıradan gelip onuncu bitirmesi yarışın önemli olaylarındandı.
devamını gör...
elma kurdu (yazar)
#3512933
hayatım çok sevindim 30 olmana, 31'den bildiriyorum, 30lar hiç şüphesiz ki akıl sahibi olanlar için muazzam bir yaş.
hem hâlâ yaşlı değilsin. hem 20lerin sapıtık ergenliği geride kalıyor artık. daha sakin, daha net ve kendine de dönük bir hayata merhaba diyorsun.
20ler baştan sona çok zorladı beni.
güzel ama zorlayıcıydı.
yemin ediyorum 30da huzur var.
içlerinden geçeriz evelallah ya, o ergenlerin 30la alakalı en aşina olduğu şey 31 çünkü, sayı olan da değil.
öpüyorum çok.
hayatım çok sevindim 30 olmana, 31'den bildiriyorum, 30lar hiç şüphesiz ki akıl sahibi olanlar için muazzam bir yaş.
hem hâlâ yaşlı değilsin. hem 20lerin sapıtık ergenliği geride kalıyor artık. daha sakin, daha net ve kendine de dönük bir hayata merhaba diyorsun.
20ler baştan sona çok zorladı beni.
güzel ama zorlayıcıydı.
yemin ediyorum 30da huzur var.
içlerinden geçeriz evelallah ya, o ergenlerin 30la alakalı en aşina olduğu şey 31 çünkü, sayı olan da değil.
öpüyorum çok.
devamını gör...
ben saksı değilim diyen kişinin amacı
her olayın, her şeyin farkındayım, bende kandırılacak göz yok, zırvalamayı kesin mesajı vermektir.
daha edebi haliyle, her şeyin farkındayım demektir. bunu da en güzel sabahattin ali açıklar;
kimseyle hiçbir konuda yarış halinde değilim. kimseden akıllı, kimseden güzel kimseden iyi olma gibi bir iddiam yok. kimse için en değilim. daha değilim. bu devasa iddiasızlığın bana verdiği özgürlüğün hastasıyım...
daha edebi haliyle, her şeyin farkındayım demektir. bunu da en güzel sabahattin ali açıklar;
kimseyle hiçbir konuda yarış halinde değilim. kimseden akıllı, kimseden güzel kimseden iyi olma gibi bir iddiam yok. kimse için en değilim. daha değilim. bu devasa iddiasızlığın bana verdiği özgürlüğün hastasıyım...
devamını gör...
mary and max
en sevdiğim animasyon filmi olan memoir of a snail ile aynı kişi tarafından yönetildiği için bir süredir merak edip ertelediğim bir animasyon filmiydi, sonunda izleyebildim.
adam elliot tarafından yazılıp yönetilen ve stop-motion tekniğiyle yapılmış olan bir yetişkin animasyonu.
kısaca konusuna değinmem gerekirse sekiz yaşındaki küçük kız çocuğu olan ve hiçbir arkadaşı olmayan mary'nin bir gün rastgele bir telefon numarasının olduğu adrese mektup göndermesiyle max ile olan mektuplaşmaları, arkadaşlıkları başlamış olur.
ikisinin de birbirlerine anlatacakları çok fazla şey vardır, çünkü ikisinin de arkadaşı ve çevrelerinde iyi anlaşabilecekleri insanlar yoktur, ikisi de hayatlarının belli dönemlerinde dışlanmış ve hayattan olan beklentilerini düşürmek zorunda kalmışlardır.
bu yönler açısından birbirlerine çok benzetirim, max sanki mary'nin yıllar sonraki hali gibi geldi gözüme. fakat filmin ortalarına doğru aslında mary kendisine çok daha farklı bir çizgi çiziyor, ailesinin ölümünden sonra çizmek zorunda bırakılıyor.
hayatlarının hangi dönemlerinde olurlarsa olsunlar mektuplaşmaya devam ediyorlar , birbirlerine çeşitli çikolatalar göndererek kimseye anlatamadıklarını birbirlerine anlatıyorlar.
bu süreci izlerken arkadaşlık ve dostluk kavramları bir yana insan ilişkilerine dair birçok şeyi daha iyi fark ettim.
bana hissettirdiği şeylerden bahsedecek olursam da memoir of nail'de olduğu gibi yerden yere vurmadı fakat hafiften yerde sürükledi diyebilirim.
bazı sahnelerde gerçekten büyük bir hüzün kapladı, karakterlere sarılmak istediğim çok fazla an oldu, karakterlerin hayatlarındaki yan karakterlere sövdüğüm çok fazla an oldu.
yine de karakterlerin tatlışlıkları ve arkadaşlıkları birçok konuda sakinleştirmeye ve yumuş yumuş etmeye yetti.
max ,mary'e ağlayamadığını söylediğinde mary'nin max için gözyaşlarını kavanoza doldurup ona gönderdiği sahne beni en çok yaralayan sahnelerden birisiydi bu filme dair. o an ikisine de sarılmak istedim mesela ekrandan. bir de en son sahne var tabii. filmin başından beri beklediğim o gün geldiğinde max'in ölümü ve mary'nin o evde kendine dair olan şeyleri görünce kendisinin max için ne kadar değerli olduğunu daha iyi anlaması...yine bir duygulandım
filmde çalınmasıyla farkına vardığım que sera sera şarkısını da ayrı bir beğendiğimi söylemeliyim.
hem mary ile hem de kendimle çok bağdaştırdığım bir şarkı.
ponçik karakterlerin sizi derin bir hüzne boğmasını izlemek isterseniz filme bir göz atın derim.
adam elliot tarafından yazılıp yönetilen ve stop-motion tekniğiyle yapılmış olan bir yetişkin animasyonu.
kısaca konusuna değinmem gerekirse sekiz yaşındaki küçük kız çocuğu olan ve hiçbir arkadaşı olmayan mary'nin bir gün rastgele bir telefon numarasının olduğu adrese mektup göndermesiyle max ile olan mektuplaşmaları, arkadaşlıkları başlamış olur.
ikisinin de birbirlerine anlatacakları çok fazla şey vardır, çünkü ikisinin de arkadaşı ve çevrelerinde iyi anlaşabilecekleri insanlar yoktur, ikisi de hayatlarının belli dönemlerinde dışlanmış ve hayattan olan beklentilerini düşürmek zorunda kalmışlardır.
bu yönler açısından birbirlerine çok benzetirim, max sanki mary'nin yıllar sonraki hali gibi geldi gözüme. fakat filmin ortalarına doğru aslında mary kendisine çok daha farklı bir çizgi çiziyor, ailesinin ölümünden sonra çizmek zorunda bırakılıyor.
hayatlarının hangi dönemlerinde olurlarsa olsunlar mektuplaşmaya devam ediyorlar , birbirlerine çeşitli çikolatalar göndererek kimseye anlatamadıklarını birbirlerine anlatıyorlar.
bu süreci izlerken arkadaşlık ve dostluk kavramları bir yana insan ilişkilerine dair birçok şeyi daha iyi fark ettim.
bana hissettirdiği şeylerden bahsedecek olursam da memoir of nail'de olduğu gibi yerden yere vurmadı fakat hafiften yerde sürükledi diyebilirim.
bazı sahnelerde gerçekten büyük bir hüzün kapladı, karakterlere sarılmak istediğim çok fazla an oldu, karakterlerin hayatlarındaki yan karakterlere sövdüğüm çok fazla an oldu.
yine de karakterlerin tatlışlıkları ve arkadaşlıkları birçok konuda sakinleştirmeye ve yumuş yumuş etmeye yetti.
max ,mary'e ağlayamadığını söylediğinde mary'nin max için gözyaşlarını kavanoza doldurup ona gönderdiği sahne beni en çok yaralayan sahnelerden birisiydi bu filme dair. o an ikisine de sarılmak istedim mesela ekrandan. bir de en son sahne var tabii. filmin başından beri beklediğim o gün geldiğinde max'in ölümü ve mary'nin o evde kendine dair olan şeyleri görünce kendisinin max için ne kadar değerli olduğunu daha iyi anlaması...yine bir duygulandım
filmde çalınmasıyla farkına vardığım que sera sera şarkısını da ayrı bir beğendiğimi söylemeliyim.
hem mary ile hem de kendimle çok bağdaştırdığım bir şarkı.
ponçik karakterlerin sizi derin bir hüzne boğmasını izlemek isterseniz filme bir göz atın derim.
devamını gör...
hiçbir sözlük kadınının tatlişkosu olamamak
abi niye birinin tatlişkosu olmayı istiyorsun ?
devamını gör...
ted kotcheff
first blood gerçekten iyi bir film. rambo henüz bir aksiyon süper kahramanı değildi.
'rambo'nun yönetmeni ted kotcheff, hayatını kaybetti
'rambo'nun yönetmeni ted kotcheff, hayatını kaybetti
devamını gör...

