zaman tüneli
gerginlik
son zamanlarda başıma dert olan durumdur. okumak isteyecek olanlar için anlatayım.
şimdi öncelikle bu gerginlik geçmeyen bir durum. yatıyorum gerginim, uyanıyorum gerginim. nedensiz bir gerginlik hali. gün içinde sürekli kendime telkinlerde bulunuyorum. şu an her şey yolunda wells gerilecek bir şey yok, olmayan meseleleri kafana takma, yaşanmamış şeyler üzerine düşünme, kontrol edemediğin şeyleri bırak gitsin vs... ama nafile beynim deliler gibi çırpınıp duruyor ve bir şekilde gerginliğin içine dalıyor. anlamsız bir durum.
eminim vardır benim gibileri. siz bulabildiniz mi bir neden veya çözüm?
şimdi öncelikle bu gerginlik geçmeyen bir durum. yatıyorum gerginim, uyanıyorum gerginim. nedensiz bir gerginlik hali. gün içinde sürekli kendime telkinlerde bulunuyorum. şu an her şey yolunda wells gerilecek bir şey yok, olmayan meseleleri kafana takma, yaşanmamış şeyler üzerine düşünme, kontrol edemediğin şeyleri bırak gitsin vs... ama nafile beynim deliler gibi çırpınıp duruyor ve bir şekilde gerginliğin içine dalıyor. anlamsız bir durum.
eminim vardır benim gibileri. siz bulabildiniz mi bir neden veya çözüm?
devamını gör...
nick vermeden bir yazara seslen
erken kalkan yol alır.
damlaya damlaya da göl olur.
ona göre.
damlaya damlaya da göl olur.
ona göre.
devamını gör...
aklı şeytanlığa çalışan toplum üretmek
toplumsal düşünmeyen, bencil ve menfağatçı toplum üretmektir mevzu.
bu toplumun mensupları, dinini ve siyasi görüşünü de kendi menfağatı için kullanır; lakin çaktırmamaya çalışır.
herhal rejimin, halkını sömürmesi ve aralarında adalet ve liyakat sağlamaması yüzünden ortaya çıkar bu toplum. rejimin ne olduğu farketmez.
bu toplumun mensupları, dinini ve siyasi görüşünü de kendi menfağatı için kullanır; lakin çaktırmamaya çalışır.
herhal rejimin, halkını sömürmesi ve aralarında adalet ve liyakat sağlamaması yüzünden ortaya çıkar bu toplum. rejimin ne olduğu farketmez.
devamını gör...
fabl
fabl benim teyzem buldu. şaka şaka yemediniz değil mi?
masallarda insan yerine hayvan kullanmak kimin aklına gelmişse aklını sevmek lazım, ama gerçekten sevmek küfürsel değil. neyse küçükken benim teyzem anlatırdı bana ve o zamanları düşündüğümde o masalları dinlediğim anlar bile artık birer masal oldu.
düşünsenize bir ev var ve onun önünde hayvanlar için yapılan ahır var geceleri buraya yataklar serilirdi yazın tabii. hava mis yıldızlar ışıl ışıl ve teyzeniz size masal anlatıyor. ayağına diken batan bir kuşun hikayesi. bu hikayeyi o zaman dinlerken boğazım düğümlenirdi şimdi aklıma geliyor hikayeden aklıma sadece ayağına diken battığı kalmış ama yine de boğazım düğüm düğüm oluyor.
size bir görsek bırakmak isterdim ama benzer tarzda evleri bulamadım.
anlatarak yaşatmak gerekirse yokuşta yapıldığı için merdiven şeklinde düşünün bir basamak ev onun aşağısı ağır onunda aşağısı ağırın avlusu. zaten evlerin sağından solundan hatta bazen arkasından bile girişler oluyor. çünkü bu evler sürekli olarak odalar eklenen evlerdi. eskiden aileler çoğunlukla iç içe yaşadığı için normaldi.
en yakın resmi buldum galiba.

bunlar biraz fazla abartmış tabii bunun bir ev versiyonunu ama aynı şekilde aşağı doğru geldiğini düşünün. sizi biraz masallar diyarına götürdüm gibi gezintiyi sevdiyseniz haber edin devamını yazarız. glck.
aslında bu başlıkta isyan edecektim bu batılar yine bizim hikayelerimize çökmüş diye ama düşündüm ki adamlar unutulacak olan hikayelerimizi kitaplara koymuş daha ne yapsınlar. bizimkiler hak etmiş dedim ve size kendi hikaye ile büyüme hikayemi anlattım. belki ben de burada anlatılan hikayeleri bir gün size sunarım. bakalım zaman bize ne fabllar yazdıracak.
masallarda insan yerine hayvan kullanmak kimin aklına gelmişse aklını sevmek lazım, ama gerçekten sevmek küfürsel değil. neyse küçükken benim teyzem anlatırdı bana ve o zamanları düşündüğümde o masalları dinlediğim anlar bile artık birer masal oldu.
düşünsenize bir ev var ve onun önünde hayvanlar için yapılan ahır var geceleri buraya yataklar serilirdi yazın tabii. hava mis yıldızlar ışıl ışıl ve teyzeniz size masal anlatıyor. ayağına diken batan bir kuşun hikayesi. bu hikayeyi o zaman dinlerken boğazım düğümlenirdi şimdi aklıma geliyor hikayeden aklıma sadece ayağına diken battığı kalmış ama yine de boğazım düğüm düğüm oluyor.
size bir görsek bırakmak isterdim ama benzer tarzda evleri bulamadım.
anlatarak yaşatmak gerekirse yokuşta yapıldığı için merdiven şeklinde düşünün bir basamak ev onun aşağısı ağır onunda aşağısı ağırın avlusu. zaten evlerin sağından solundan hatta bazen arkasından bile girişler oluyor. çünkü bu evler sürekli olarak odalar eklenen evlerdi. eskiden aileler çoğunlukla iç içe yaşadığı için normaldi.
en yakın resmi buldum galiba.

bunlar biraz fazla abartmış tabii bunun bir ev versiyonunu ama aynı şekilde aşağı doğru geldiğini düşünün. sizi biraz masallar diyarına götürdüm gibi gezintiyi sevdiyseniz haber edin devamını yazarız. glck.
aslında bu başlıkta isyan edecektim bu batılar yine bizim hikayelerimize çökmüş diye ama düşündüm ki adamlar unutulacak olan hikayelerimizi kitaplara koymuş daha ne yapsınlar. bizimkiler hak etmiş dedim ve size kendi hikaye ile büyüme hikayemi anlattım. belki ben de burada anlatılan hikayeleri bir gün size sunarım. bakalım zaman bize ne fabllar yazdıracak.
devamını gör...
gerginlik
biraz insan içine karıştığınız zaman kaynayan bir kazanın içinde olduğunuzu fark ediyorsunuz. sürekli mutsuz yüzler ve insanlar en ufak bir hatalarında dünyanın sonu gelecekmiş modunda olduklarını görüyorsunuz.
devamını gör...
hayatım kayarken yapmaya bayılıyorum denilen şeyler
kötü şaka.
devamını gör...
kupa ile çay içmek
çayı içerken görmeyi seviyorum. cam olduğu zaman sıkıntı olmuyor. ama kupa siyah ise sanki dipsiz bir kuyuda kaybolacak gibi hissediyorumm. ben o çayın rengini göreceğim ki demini anlayayım.
devamını gör...
türk milliyetçiliği
bir ideolojiden çok süreçler göz önüne alındığında türk budun için her zaman envanterde tutulan bir silahtır öyle bir silahtır ki türk ismi ne zaman tehlikeye girse fikri olgunluğunu kazandıktan sonra bu düşünce biçimi ortaya çıkmıştır.
osmanlı dağılırken per perişan olan türk halkı bu ideoloji ve etrafında toplanarak kurtuldu.
türkiye cumhuriyeti devleti yapıları çöküme yaklaştığında cumhuriyetin emanetçisi gençler bu ideoloji çevresinde kendilerine kimlik bulmaya başladı.
ziya gökalp ve arkadaşlarının nasıl bir fikri ve fiziki mücadelenin temellerini attığını anladığımız zaman hayrete düşmemek gibi bir durum yok.
öyle ki bugün türk karşıtı olan bütün güruhlar bu fikri mücadelenin dehalarından bir çok şey aşırmaya türk'ün bayramını, adını, sözünü, tarihini çalmaya çalışıyorlar.
sebep doğal olarak gelişmeyen hep dış desteklere ihtiyaç duyan ve kaybetmeye mahkum bir halk olarak tarihin her aşamasında güçlenmiş yeri geldiğinde yok olmanın eşiğine gelmiş ama yine de hayata ve tarihe tutunmuş yüce bir milleti örnek almaları çok doğal.
ırkçı veya faşist yaftaları ile yıpratmaya çalıştıkları bu yapının karşısında bu insanlar ile tartışmaya girmekte gereksizdir. bizler ırkçı değiliz bizler faşist değiliz bizler sadece toprağını, ata mirasını, ailesini ve en önemlisi şuuruna eriştiğimiz andan beri kudret ve cesaret bulduğumuz türk adına türk kimliğine ve türk töresini savunmanın derdindeyiz. töresi, tarihi ve şuuru olmayanların anlamasını beklemiyoruz.
sadece bize bulaşmayın çünkü ne zaman türk adına saldırsanız, türk başbuğlarını karalamaya çalışsanız daha güçlü ve daha bilinçli hale geliyoruz.
iktidarlar çıkarları doğrultusunda hareket ederler ama tarihin her dönüm noktasında belli zaaflar ve zafiyetler ortaya çıkar işte o anda dolunayda ormandan çıkan kurtlar ovalarda otlayan eşekleri avlar.
geliyor gelmekte olan... 𐱅𐰭𐰼𐰃:𐱅𐰇𐰼𐰜𐰇:𐰸𐰆𐰺𐰽𐰣
osmanlı dağılırken per perişan olan türk halkı bu ideoloji ve etrafında toplanarak kurtuldu.
türkiye cumhuriyeti devleti yapıları çöküme yaklaştığında cumhuriyetin emanetçisi gençler bu ideoloji çevresinde kendilerine kimlik bulmaya başladı.
ziya gökalp ve arkadaşlarının nasıl bir fikri ve fiziki mücadelenin temellerini attığını anladığımız zaman hayrete düşmemek gibi bir durum yok.
öyle ki bugün türk karşıtı olan bütün güruhlar bu fikri mücadelenin dehalarından bir çok şey aşırmaya türk'ün bayramını, adını, sözünü, tarihini çalmaya çalışıyorlar.
sebep doğal olarak gelişmeyen hep dış desteklere ihtiyaç duyan ve kaybetmeye mahkum bir halk olarak tarihin her aşamasında güçlenmiş yeri geldiğinde yok olmanın eşiğine gelmiş ama yine de hayata ve tarihe tutunmuş yüce bir milleti örnek almaları çok doğal.
ırkçı veya faşist yaftaları ile yıpratmaya çalıştıkları bu yapının karşısında bu insanlar ile tartışmaya girmekte gereksizdir. bizler ırkçı değiliz bizler faşist değiliz bizler sadece toprağını, ata mirasını, ailesini ve en önemlisi şuuruna eriştiğimiz andan beri kudret ve cesaret bulduğumuz türk adına türk kimliğine ve türk töresini savunmanın derdindeyiz. töresi, tarihi ve şuuru olmayanların anlamasını beklemiyoruz.
sadece bize bulaşmayın çünkü ne zaman türk adına saldırsanız, türk başbuğlarını karalamaya çalışsanız daha güçlü ve daha bilinçli hale geliyoruz.
iktidarlar çıkarları doğrultusunda hareket ederler ama tarihin her dönüm noktasında belli zaaflar ve zafiyetler ortaya çıkar işte o anda dolunayda ormandan çıkan kurtlar ovalarda otlayan eşekleri avlar.
geliyor gelmekte olan... 𐱅𐰭𐰼𐰃:𐱅𐰇𐰼𐰜𐰇:𐰸𐰆𐰺𐰽𐰣
devamını gör...
gerginlik
devamını gör...
sivrisinek
zatı şahaneleri yüzünden köye çıkamıyorum. özellikle mayıs'dan haziran sonuna kadar sazlıklar, su birikintileri kurumadığı için sayıcak çok fazlalar. birde kıştan çıktılar , acayip açlar insan gibi emcüklemiyorlar. eskiden daha büyüklerdi şimdi evrim geçirdiler ya da ülkemizin sınırlının açıklığından faydalanıp bize iltica etmiş olabilirler. daha küçükler ve bir noktadan kan almaktansa çalışmalarını geniş bir alana yaymayı seviyorlar.
devamını gör...
ordoliberalizm
ordoliberalizm, almanya'da gelişen ve özellikle 20. yüzyılın ortalarında etkili olan bir ekonomik ve toplumsal düşünce akımıdır. bu akım, serbest piyasa ekonomisinin düzenlenmesini savunur ve devletin, ekonomideki serbest rekabetin düzgün işleyebilmesi için müdahale etmesi gerektiğini vurgular. ancak, bu müdahale, piyasa işleyişini engellemeyecek şekilde olmalıdır. ordoliberalizmin temel amacı, serbest piyasanın işleyişinin düzgün olmasını sağlamak ve piyasa dışı gücün (örneğin, tekellerin) toplum üzerinde olumsuz etkilerini engellemektir.
ordoliberalizmin temel özellikleri şunlardır:
serbest piyasa ekonomisi: piyasa ekonomisinin en verimli sistem olduğuna inanılır.
devletin düzenleyici rolü: devlet, piyasa mekanizmalarının düzgün işlemesi için gerekli yasal çerçeveleri sağlar, ancak piyasaların kendisine müdahale etmez.
rekabetin korunması: piyasada tekellerin veya büyük firmaların rekabeti engellemesinin önlenmesi gerektiği vurgulanır.
özgürlük ve hukuk devleti: bireysel özgürlüklerin korunması gerektiği savunulur, ancak özgürlüklerin sınırsız olmaması, toplumsal denetimin sağlanması önemlidir.
ordoliberalizm ile liberalizm arasındaki farklar:
devletin rolü:
liberalizm, genellikle devletin ekonomik alandaki müdahalesinin minimumda olmasını savunur. devlet, sadece serbest piyasa işlemleri için gerekli olan temel yasal çerçeveyi sağlamakla yükümlüdür.
ordoliberalizm, serbest piyasa ekonomisini savunsa da, devletin aktif olarak ekonomiyi düzenlemesi gerektiğini öne sürer. piyasa mekanizmalarının düzgün işlemesi için gerekli müdahaleler ve yasal düzenlemeler devlet tarafından yapılmalıdır.
rekabetin korunması:
liberalizm serbest piyasanın rekabeti kendi başına yaratacağına inanır ve devletin sadece tekelleşmeye karşı müdahale etmesini kabul eder.
ordoliberalizm, rekabetin korunması için çok daha ayrıntılı ve aktif bir devlet müdahalesi gerektiğini savunur. tekelleşmeye karşı daha güçlü bir yaklaşım benimser.
piyasa dışı güçler:
liberalizm, piyasanın genellikle kendi kendine denetleyici bir mekanizma olduğunu kabul eder ve devlet müdahalesine karşı çıkar.
ordoliberalizm, ekonomik gücün sadece serbest piyasa tarafından değil, aynı zamanda devletin düzenlemeleriyle de denetlenmesi gerektiğini savunur. toplumsal denetim ve piyasa dışı güçlerin kontrolü ordoliberalizmde daha önemli bir yer tutar.
ordoliberalizmin temel özellikleri şunlardır:
serbest piyasa ekonomisi: piyasa ekonomisinin en verimli sistem olduğuna inanılır.
devletin düzenleyici rolü: devlet, piyasa mekanizmalarının düzgün işlemesi için gerekli yasal çerçeveleri sağlar, ancak piyasaların kendisine müdahale etmez.
rekabetin korunması: piyasada tekellerin veya büyük firmaların rekabeti engellemesinin önlenmesi gerektiği vurgulanır.
özgürlük ve hukuk devleti: bireysel özgürlüklerin korunması gerektiği savunulur, ancak özgürlüklerin sınırsız olmaması, toplumsal denetimin sağlanması önemlidir.
ordoliberalizm ile liberalizm arasındaki farklar:
devletin rolü:
liberalizm, genellikle devletin ekonomik alandaki müdahalesinin minimumda olmasını savunur. devlet, sadece serbest piyasa işlemleri için gerekli olan temel yasal çerçeveyi sağlamakla yükümlüdür.
ordoliberalizm, serbest piyasa ekonomisini savunsa da, devletin aktif olarak ekonomiyi düzenlemesi gerektiğini öne sürer. piyasa mekanizmalarının düzgün işlemesi için gerekli müdahaleler ve yasal düzenlemeler devlet tarafından yapılmalıdır.
rekabetin korunması:
liberalizm serbest piyasanın rekabeti kendi başına yaratacağına inanır ve devletin sadece tekelleşmeye karşı müdahale etmesini kabul eder.
ordoliberalizm, rekabetin korunması için çok daha ayrıntılı ve aktif bir devlet müdahalesi gerektiğini savunur. tekelleşmeye karşı daha güçlü bir yaklaşım benimser.
piyasa dışı güçler:
liberalizm, piyasanın genellikle kendi kendine denetleyici bir mekanizma olduğunu kabul eder ve devlet müdahalesine karşı çıkar.
ordoliberalizm, ekonomik gücün sadece serbest piyasa tarafından değil, aynı zamanda devletin düzenlemeleriyle de denetlenmesi gerektiğini savunur. toplumsal denetim ve piyasa dışı güçlerin kontrolü ordoliberalizmde daha önemli bir yer tutar.
devamını gör...
cildinizin güzelliğini neye borçlusunuz sorusu
çillerime.
devamını gör...
david bowie
70'lerin başında fetiş statüsü kazanan bowie, (bkz: punk)ı en etkileyen sanatçı olmuştur. onun taşra sinemalarındaki ve victorian belediye binasındaki ilk konserleri, gangsta şapkalarının altına sakladığı portakal rengi saçlarıyla yüzlerce bowie hayranı için bir çekim alanı haline geliyordu.) oysa bowie , ne günün politik sorunlarıyla ne de çalışan sınıfla ilgileniyordu. onun estetiği "gerçek" dünyadan, bu dünyanın yaşandığı, tanımlandığı ve yeniden üretildiği dilden ısrarlı bir kaçıştı...
kodlanmış cinsellikten ve hatta kişilikten olabildiğince uzaklaşarak, kimi kez geçmiş fantezisine, kimi zaman da bilim kurgu bir geleceğe kaçıyordu o.
kodlanmış cinsellikten ve hatta kişilikten olabildiğince uzaklaşarak, kimi kez geçmiş fantezisine, kimi zaman da bilim kurgu bir geleceğe kaçıyordu o.
devamını gör...
hayatım kayarken yapmaya bayılıyorum denilen şeyler
direksiyonu kaydığım yöne kırmak.
devamını gör...
hayatım kayarken yapmaya bayılıyorum denilen şeyler
hayatımı daha çok kaydıracak olan şarkılar eşliğinde hayatımı daha da karartacak olan düşüncelerle boğuşmak.
devamını gör...
hayatım kayarken yapmaya bayılıyorum denilen şeyler
önce frene hafifçe abanmak sonra direksiyon kırmak. öyle kalırsın işte, arkamdan bakakalırsın!..
devamını gör...
sizin değil bir arkadaşınızın yaptığı şeyler
sizin asla yapmadığımız ama arkadaşlarınızın içinden geçtiği şeyler.
devamını gör...
hayatım kayarken yapmaya bayılıyorum denilen şeyler
suçu başkasına atmak.
çok zevkli oluyor.
çok zevkli oluyor.
devamını gör...

