zaman tüneli
tanrıça (yazar)
#3554845 zındık.
devamını gör...
bankolu okey

okeyin en bi egzantrik, ekstrem varyantı.
her parti 9 el oynanır. ilk 7 el herkes mutlaka 1 kez banko demek zorundadır. banko gösterge açılmadan önce denir. ikili, üçlü hatta dörtlü banko söylenebilir. 8. el toplar eldir, 9. el parti biter.
biri bittiği zaman oyuncuların elinde per yapamadığı sayıları gösterge ile çarparak hanesine yazılır. diğer sayılardan farklı olarak gösterge 1 ise 14’le çarpılır.
örnek veriyorum birisi bitti ve sizin elinizde 10 sayı var, gösterge 1 ise 140 yersiniz, okey atmışsalar 280 yersiniz, eğer o elde iki kişi banko demişse ve banko diyenlerden biri de sizseniz 560 yersiniz.
bittiğiniz her el yediğiniz sayılardan 100 düşer, okey atmışsanız 200 düşer, banko deyip okey atmışsanız 400 düşer.
eğer oyun boyunca hiç açamasanız bile elinizde 1-2 gibi küçük sayılar varsa masadan 1. olarak kalkabilirsiniz, öyle de ilginç bir oyun.
devamını gör...
insan tatmadığı bir şeyin yoksunluğunu hisseder mi sorusu
hisseder
hissediyorum
hissediyorum
devamını gör...
mabel matiz
kuşçu hüseyin diye biliyoruz biz kendisini.
devamını gör...
sardunya
kapı önü bahçesi ve mezerlık çiçeği.
devamını gör...
tespihle gezen bahis yapan bıcır bıcır kirli sakallı manita
iphone 16 pro max kullanır. topukçudur çakal.
devamını gör...
yazarlar hakkında gereksiz bilgiler
az önce heidi gibi tatlış ve iyi hissettiren bir kitabı neşet ertaş'ın türküsü eşliğinde okuduğumu fark ettim.
heidi mutlu mutlu dağlarda çayırlarda koşarkene, peter heidi'ye yetişmeye çalışıyor. o sırada neşet ertaş'ın sesinden 'usandım bu canımdan, dert ile geze geze' duyuyorum.
sonra niye bu tatlış kitap daha da kötü hissettiriyor..
bu yüzdenmiş meğersem.
neyse biraz da diğer türküleriyle okumayı tadayım.
heidi mutlu mutlu dağlarda çayırlarda koşarkene, peter heidi'ye yetişmeye çalışıyor. o sırada neşet ertaş'ın sesinden 'usandım bu canımdan, dert ile geze geze' duyuyorum.
sonra niye bu tatlış kitap daha da kötü hissettiriyor..
bu yüzdenmiş meğersem.
neyse biraz da diğer türküleriyle okumayı tadayım.
devamını gör...
yağ satarım bal satarım
siyah önlüklü çocukların bahçede oyun oynadığı bir zeki demirkubuz filminde geçmesi olası ifade.
devamını gör...
sırrı süreyya önder'in serveti
#3554823
ölünün ardından konuşmayalım, damad beyden devam edelim. dün başlığı açarken yazdığım üzere babasının un değirmeni işlettiğini biliyoruz. damad beyin iş tecrübelerine bakalım.
www.linkedin.com/in/yasin-c... linkedin sayfasında yazdığına göre gezi makinesi diye bir girişimi olmuş. 6 yıl orda devam etmiş. işletmenin çapını instagram hesabında görebilirsiniz.
www.instagram.com/gezimakin...
burda işleri nasıl tıkırında gittiyse 6 yılda alaçatı'ya çökebilecek sermayesi olmuş abimizin.

başlık altında damadının servetinin ssö'yü bağlamadığı yazılmış. o zaman espressolab'ı da boykot etmek yok okey mi? o zaman akpli bakan/bürokratların damatlarının yolsuzlukları ortaya çıktığında woaaa demek yok ok mu?
adam 2014'te ne olduysa (ssö'nün ibb seçimlerini akp'ye hediye ettiği yıl. chp'yi paramparça edeceğim demişliği var) muazzam bir sermaye ile muazzam lokasyonlarda muazzam mekanlara konmuş. çok ilginç.
ben yolsuzluk, hırsızlık iması yapmam yapamam ama kürt mafyasının batı sahilindeki etkinliği, pkk'nın uyuşturucu trafiği, ssö'nün apo'ya ben para işini hallettim demesi, aynı ssö'nün günahım kadar sevmediğim enver aysever'i kapısına örgüt yığmakla tehdit etmesi falan kafamı çok kurcalıyor.
ölünün ardından konuşmayalım, damad beyden devam edelim. dün başlığı açarken yazdığım üzere babasının un değirmeni işlettiğini biliyoruz. damad beyin iş tecrübelerine bakalım.
www.linkedin.com/in/yasin-c... linkedin sayfasında yazdığına göre gezi makinesi diye bir girişimi olmuş. 6 yıl orda devam etmiş. işletmenin çapını instagram hesabında görebilirsiniz.
www.instagram.com/gezimakin...
burda işleri nasıl tıkırında gittiyse 6 yılda alaçatı'ya çökebilecek sermayesi olmuş abimizin.

başlık altında damadının servetinin ssö'yü bağlamadığı yazılmış. o zaman espressolab'ı da boykot etmek yok okey mi? o zaman akpli bakan/bürokratların damatlarının yolsuzlukları ortaya çıktığında woaaa demek yok ok mu?
adam 2014'te ne olduysa (ssö'nün ibb seçimlerini akp'ye hediye ettiği yıl. chp'yi paramparça edeceğim demişliği var) muazzam bir sermaye ile muazzam lokasyonlarda muazzam mekanlara konmuş. çok ilginç.
ben yolsuzluk, hırsızlık iması yapmam yapamam ama kürt mafyasının batı sahilindeki etkinliği, pkk'nın uyuşturucu trafiği, ssö'nün apo'ya ben para işini hallettim demesi, aynı ssö'nün günahım kadar sevmediğim enver aysever'i kapısına örgüt yığmakla tehdit etmesi falan kafamı çok kurcalıyor.
devamını gör...
tanrıça (yazar)
benim yeni tanrıçam
artık sana tapıyorum.
artık sana tapıyorum.
devamını gör...
sadece bir oyunla oynayabilecek olsanız seçeceğiniz oyun
(bkz: bankolu okey)
devamını gör...
ruben dairo seçme şiirler
asıl adı félix rubén garcía sarmiento olan nikaragualı şair rubén darío imzalı eser; dilimize ise adnan özer tarafından çevrilmiştir, türkçe'ye çevrilen birkaç kitabı daha vardır.
" bütün latin amerika ve ispanyol şiirini etkileyen modernismo hareketinin öncüsü sayılan nikaragualı şair ruben dario (1867-1916) "
şimdi ise biraz da kitap hakkında konuşmakta fayda var.
şairin okuduğum ilk kitabı bu oldu, diğer kitaplarını da belki okurum, okumam gerektiğine ikna eden bir şiir dünyası vardı.
şiirlerin konusuna geçecek olursam; ki artık anlatmak o kadar da kolay gelmiyor sanki, dünyadaki her şey herkes için farklı anlamlar taşıdığından okunulan her metnin anlamı da istendiği gibi yansıtılamayabilir, kelimeler yetersiz olduğundan değil de sana anlam taşıyan başkasına anlamsız gelebilir, tam olarak bundan mütevellit.
bu şiirlerin melankolik bir hâlet-i ruhiye ile yazılmış olduğunu düşünüyorum, keder ve acı, ayrılışlar, yok oluş, ölüm ve yitirmek, hasret duymak, her şeyin ve bilhassa da güzel şeylerin çabucak bitmeye mâhkum oluşu, birisi olmadan yaşamanın artık imkânsız gelişi, ölene kadar ruhunun hüzünlü olacağına inanması, şiirlerin muhteviyatında barındırdığı temalardandı.
ayrıca şunu da eklemem gerekir ki, aşık olduğu kişiden duyacağı tek bir kahredici söz ile öleceğini hissediyor olduğu dize de etkiliydi, kelimelerin gücünü hatırlatır nitelikteydi.
bence iyi şiirlerdi, beklentimi karşılayan dizelerin olması güzeldi, ancak her şiirini de çok iyi bulduğumu elbette söyleyemem, hiçbir etki yaratmayan şiir ve dizeleri de muhakkak olacaktır.
şairin duygularını yansıtma biçimi kendine özgü bir ifade biçimiyle karşımıza çıkıyor.
güldüğüm bir dize de vardı.
arjantinliydi, ağlıyordu nedense komik geldi, arjantin ve ağlamak sözcükleri hangi muhayyilenin ürünüydü, hangi bağlamda bir araya gelebildi, bu fikir komikti.
birkaç dize ile tanımıma burada bir son veriyorum.

sonunda tanrı’nın dediği olur!
gülmek isterim.
neden ağlamaktayım ben?
yüzüme bir bak ve söyleme ötesini,
çünkü bir sözcük daha
öldürebilir belki de beni.
gençliğim, gençliğim benim miydi?
gidersin dönmemek üzere!
ağlamak ister, ağlayamam bazen
bazen de ağlarım hiç istemeden.
düşlerime girer hâlâ sarılması.
ve bir beladır düşlemek.
geç ve unut, dalar kalırsan düşlerine bir kere, dalar kalırsın gitgide solan ömür ateşine.
âşık değilsen eğer, bırak kapını çalsın aşk, âlem dediğin ağrıtacak sen gittikçe,
dipsiz olacak,
mutluluk ve keder aynı zamanda vuracak.
sözün özü:
bir uçurumdur aşk, gölge ve ışık,
şiir ve manzum, orda nice nesnenin sureti,
mahzun ve aynı zamanda neşeli yansıyacak.
sefalettir o, dehşettir tarifsiz
fakat onsuz yaşamak da imkânsız.
" bütün latin amerika ve ispanyol şiirini etkileyen modernismo hareketinin öncüsü sayılan nikaragualı şair ruben dario (1867-1916) "
şimdi ise biraz da kitap hakkında konuşmakta fayda var.
şairin okuduğum ilk kitabı bu oldu, diğer kitaplarını da belki okurum, okumam gerektiğine ikna eden bir şiir dünyası vardı.
şiirlerin konusuna geçecek olursam; ki artık anlatmak o kadar da kolay gelmiyor sanki, dünyadaki her şey herkes için farklı anlamlar taşıdığından okunulan her metnin anlamı da istendiği gibi yansıtılamayabilir, kelimeler yetersiz olduğundan değil de sana anlam taşıyan başkasına anlamsız gelebilir, tam olarak bundan mütevellit.
bu şiirlerin melankolik bir hâlet-i ruhiye ile yazılmış olduğunu düşünüyorum, keder ve acı, ayrılışlar, yok oluş, ölüm ve yitirmek, hasret duymak, her şeyin ve bilhassa da güzel şeylerin çabucak bitmeye mâhkum oluşu, birisi olmadan yaşamanın artık imkânsız gelişi, ölene kadar ruhunun hüzünlü olacağına inanması, şiirlerin muhteviyatında barındırdığı temalardandı.
ayrıca şunu da eklemem gerekir ki, aşık olduğu kişiden duyacağı tek bir kahredici söz ile öleceğini hissediyor olduğu dize de etkiliydi, kelimelerin gücünü hatırlatır nitelikteydi.
bence iyi şiirlerdi, beklentimi karşılayan dizelerin olması güzeldi, ancak her şiirini de çok iyi bulduğumu elbette söyleyemem, hiçbir etki yaratmayan şiir ve dizeleri de muhakkak olacaktır.
şairin duygularını yansıtma biçimi kendine özgü bir ifade biçimiyle karşımıza çıkıyor.
güldüğüm bir dize de vardı.
arjantinliydi, ağlıyordu nedense komik geldi, arjantin ve ağlamak sözcükleri hangi muhayyilenin ürünüydü, hangi bağlamda bir araya gelebildi, bu fikir komikti.
birkaç dize ile tanımıma burada bir son veriyorum.

sonunda tanrı’nın dediği olur!
gülmek isterim.
neden ağlamaktayım ben?
yüzüme bir bak ve söyleme ötesini,
çünkü bir sözcük daha
öldürebilir belki de beni.
gençliğim, gençliğim benim miydi?
gidersin dönmemek üzere!
ağlamak ister, ağlayamam bazen
bazen de ağlarım hiç istemeden.
düşlerime girer hâlâ sarılması.
ve bir beladır düşlemek.
geç ve unut, dalar kalırsan düşlerine bir kere, dalar kalırsın gitgide solan ömür ateşine.
âşık değilsen eğer, bırak kapını çalsın aşk, âlem dediğin ağrıtacak sen gittikçe,
dipsiz olacak,
mutluluk ve keder aynı zamanda vuracak.
sözün özü:
bir uçurumdur aşk, gölge ve ışık,
şiir ve manzum, orda nice nesnenin sureti,
mahzun ve aynı zamanda neşeli yansıyacak.
sefalettir o, dehşettir tarifsiz
fakat onsuz yaşamak da imkânsız.
devamını gör...
bedaş
cengiz'in beceriksizlerinin başında işten anlayan mühendis olduğunu bile düşünmüyorum.
avrupa yakası gibi yerin ortasında 12 saat, 16 saat gibi sürelerle elektriği kesiyorlar. dümeni kurmuşlar. 10'da arıyorsun 186'yı, 12.00 da gelecek diyor. 12 olunca 13.30 diyor. bu şekilde sabaha kadar kesik.
dolap ziyanları için maddeleri var sözleşmede, buna para ödememek için sanki elektrik verilmiş yeniden kesilmiş gibi yapıyorlar büyük ihtimal. perpa'daki göt kadar yerleri hariç, bu adamlara ulaşım imkanı yok. telefon vermiyorlar. kafalarına göre sayaç değişiyorlar, kaçak yazdıkları da oluyor. itiraz etmek için çağlayan'daki avukatlık bürolarına gidiyorsun. hepsi öğretlenmiş buzdan duvar. lan lanet olsun ülkedeki en kalabalık yeri bu yandaşlara vermişler, cimer'e yazsan, kimi kime şikayet ediyorsun durumu oluyor. ekşi'de bin kere yazılmış rezillikleri, yönetim şekilleri, bir gram ilerleme yok. kursağınızda kalsın yediğiniz. şikayet edilecek en küçük kurumdan en büyüğüne kadar edeceğim. ağlayarak canlı yayında havadan uçup reisin konvoyunun önüne atlayacağım sizi şark kurnazı çakallar.
avrupa yakası gibi yerin ortasında 12 saat, 16 saat gibi sürelerle elektriği kesiyorlar. dümeni kurmuşlar. 10'da arıyorsun 186'yı, 12.00 da gelecek diyor. 12 olunca 13.30 diyor. bu şekilde sabaha kadar kesik.
dolap ziyanları için maddeleri var sözleşmede, buna para ödememek için sanki elektrik verilmiş yeniden kesilmiş gibi yapıyorlar büyük ihtimal. perpa'daki göt kadar yerleri hariç, bu adamlara ulaşım imkanı yok. telefon vermiyorlar. kafalarına göre sayaç değişiyorlar, kaçak yazdıkları da oluyor. itiraz etmek için çağlayan'daki avukatlık bürolarına gidiyorsun. hepsi öğretlenmiş buzdan duvar. lan lanet olsun ülkedeki en kalabalık yeri bu yandaşlara vermişler, cimer'e yazsan, kimi kime şikayet ediyorsun durumu oluyor. ekşi'de bin kere yazılmış rezillikleri, yönetim şekilleri, bir gram ilerleme yok. kursağınızda kalsın yediğiniz. şikayet edilecek en küçük kurumdan en büyüğüne kadar edeceğim. ağlayarak canlı yayında havadan uçup reisin konvoyunun önüne atlayacağım sizi şark kurnazı çakallar.
devamını gör...
sadece bir oyunla oynayabilecek olsanız seçeceğiniz oyun
güzel kızlarla şişe çevirmece
devamını gör...
sscb'nin sosyalizmi emperyal arzusu için kullandığı gerçeği
zaten sosyalizm budur. insanları sömürmek ve köle etmek hedefindedir.
şu yazımda değinmiştim: emre1974tr.blogspot.com/201...
şu yazımda değinmiştim: emre1974tr.blogspot.com/201...
devamını gör...
sırrı süreyya önder'in serveti
bizim milletimiz okuduğunu anlamıyor ben bunu anladım. hâlâ adamın damadının serveti deniyor. babası ortalama bir gelir sahibi hiç bir insan kısa zamanda bu kadar servet sahibi olamaz. herhangi bir yeni iş fikrine dair yeni bir yatırım da olmadığına göre bu kadar büyümesi mümkün değil.
toki'den bile ev alamadım derken de ekliyor benim olmadığı gibi ailemin de yok. yani kızını da fakir edebiyatına dahil ediyor. şimdi benim babam kızımın hiçbir şeyi yok derken benim eşimin böyle mal varlığı olduğunu öğrenen tanıdıklar babama at yalanını seveyim derlerdi. bu hümanizm görünümlü terör seviciler başkalarının çocuklarını dağlara yöneltirken kendi çocuklarını yurtdışında en iyi üniversitelere gönderirler. hayatları konfor içinde geçer ama çok mütevazı (!) yaşarlar. sözde halkta özde hamuduyla götüren bunlardır. şaşırtmadı.
toki'den bile ev alamadım derken de ekliyor benim olmadığı gibi ailemin de yok. yani kızını da fakir edebiyatına dahil ediyor. şimdi benim babam kızımın hiçbir şeyi yok derken benim eşimin böyle mal varlığı olduğunu öğrenen tanıdıklar babama at yalanını seveyim derlerdi. bu hümanizm görünümlü terör seviciler başkalarının çocuklarını dağlara yöneltirken kendi çocuklarını yurtdışında en iyi üniversitelere gönderirler. hayatları konfor içinde geçer ama çok mütevazı (!) yaşarlar. sözde halkta özde hamuduyla götüren bunlardır. şaşırtmadı.
devamını gör...
insan tatmadığı bir şeyin yoksunluğunu hisseder mi sorusu
ya bu o şeyin ne olduğuyla da alakalı ,bulunduğun ortam,çevre koşulları,örnekler var mı mesela?
tatmadığın şeyi bilmiyorsun belki ama herkesin elinde o şeyden olduğunu görünce, eksikliğini bildiğinden bile daha çok hissediyorsun.
o yüzden bazen neye özlem duyduğunu bile bilmeden özlüyorsun.kalbinde adı olmayan bir boşluk oluyor,neyle dolduracağını bilmiyorsun ama boş olduğunu da biliyorsun.
bu yüzdendir ki * insanı en çok yoran, eksik olan değil de eksik olduğunu bilmeden sürdürdüğü hayatıdır.
tatmadığın şeyi bilmiyorsun belki ama herkesin elinde o şeyden olduğunu görünce, eksikliğini bildiğinden bile daha çok hissediyorsun.
o yüzden bazen neye özlem duyduğunu bile bilmeden özlüyorsun.kalbinde adı olmayan bir boşluk oluyor,neyle dolduracağını bilmiyorsun ama boş olduğunu da biliyorsun.
bu yüzdendir ki * insanı en çok yoran, eksik olan değil de eksik olduğunu bilmeden sürdürdüğü hayatıdır.
devamını gör...
tespihle gezen bahis yapan bıcır bıcır kirli sakallı manita
dar gömleğinin yanından taşan yağları ve döşünün kılları da atlanmaması gereken hayallerin erkeği. altın zincir opsiyonel. üst segmentteki bazı modellerde siyah bileklik ve yüzük de eklenebiliyor.
devamını gör...
moğol komutanı zenci kadın
james bond'u bile zenci hanım yapmayı planlıyorlar buna mı şaşırdınız.
devamını gör...





