zaman tüneli

aklıma bir siyasetçi geliyor ama mahpusa girmek için çok gencim.
devamını gör...

bitmiyor ankara romantikleri.

herhangi bir şehirde aşık olmaktan farksız durumdur. bir şehrin bu kadar romantize edilmesini de gereksiz buluyorum.
devamını gör...

valla kimseye de güven olmuyor ki.. dün zürrüyetsiiizz.. diye bağırdığı zürriyetsizi baştacı yapıp onunla kolkola giren zürriyetli tanıyorum.
al birini vur ötekine.. yani zürriyet falan hikaye..
devamını gör...

#3837261
5 de yetmez 10 milyon.
devamını gör...

sanki hepsi hasret senin nefesine
sen...
devamını gör...

kanada ya dair cok bi sey bilmedigimi fark ettim.
the english patient ı biliyorum.
life of pi yi biliyorum.
baska kanada yapımı bi sey gelmiyor aklıma.
2026 da biraz kanada edebiyatı okumaya niyet ettim;)

kanadalılara dair bildigim tek sey de asırı kibar ve naif insanlar oldukları.
devamını gör...

senaryosu mustafa nebi filik tarafından yazılan ve tuğçe kayaarası tarafından yönetilen 19 dakikalık kısa film; bu sene yayınlanmıştır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
film bu sene yayınlanmış olsa da olaylar 2023 yılında geçmekte ve 6 şubat depreminde ailesini yitiren genç bir annenin son umudunu konu almaktadır.

genç kadının öğretmen eşi ve çocuğu depremde hayatını kaybeder, deprem olduğu zaman hâmiledir ve onu hayata bağlayan tek kişi ise doğmamış evlâdından başkası değildir.

genç kadın pansiyon işletmektedir ama işler hep böyle rast gitmeyecektir, işi kötüye gittiği için artık sadece ördüğü örgüleri satarak geçimini sağlayacaktır, kızı dünyaya gelmiş ve aradan yıllar geçmiştir.

kızı okullu olur, kendisinin tek ve son umudu odur, kalbindeki acılara dayanabilmesinin en büyük nedenidir, ondan başka kimsesi de yoktur.

kızının okullu olması ve annesini gururlandırmasıyla filmimizin sonlarına doğru yaklaşırız.

benim için duygusal sayılabilecek bir kısa filmdi, konusu ve oyunculuklar çok üst düzeyde değildi belki ama düşündürmeyen hiçbir yanı da yok değildi.

yaşanılan kayıplara rağmen kişinin umudunu muhafaza etmesi gerektiğini hatırlatan bir kısa filmdi.

bana düşündürdüğü en büyük şey şu oldu;

bazen artık yaşamak istemezsin, kaybetmişsindir, daha ne kadar acı çekebilirim ki dersin ama sevdiğin bir insandan geriye kalan tek şey senin yaşama sebebin olur...

devamını gör...

kaygılı bağlanmanın özellikleri:

- *kontrol ihtiyacı:* kişi, partnerinin sürekli yanında olmasını ve onu kontrol etmesini ister.
- *sevgi arayışı:* kişi, partnerinden sürekli sevgi ve onay bekler.
- *korku ve endişe:* kişi, partnerinin kendisini terk edeceği veya sevmediği korkusuyla yaşar.
- *bağımlılık:* kişi, partnerine aşırı derecede bağımlıdır ve onsuz yapamaz.

ilginç. kaygılı bağlanma problemim olduğunu öğrendim.
devamını gör...

hedef 5 milyon...
devamını gör...

geçenlerde bir görsel atmıştım bazı arkadaşlar itiraz etmiş o zaman bize de sapla butonuna basmak düşer. *

insan doğasını zerre bilmeden laboratuvar ortamında üretilmiş, teoride pırlanta gibi parlayan ama gerçek hayatta sscb de, kübada,venezüela da, korede, çinde ve hatta marsta bile çalışmayacak o meşhur ideolojik mastürbasyon.

herkes eşittir bir masaldır, sosyalizm, kağıt üzerinde sınıfsız bir toplum vaat ederken; pratiğe döküldüğünde karşımıza devasa, hantal ve her şeye burnunu sokan bir devlet aygıtı çıkarır. tam bu noktada faşizm ile yolları, sanki aynı liseden mezun olmuşlar gibi kesişir.

birey ne ola ki?: her iki sistem de "toplumun ali menfaatleri" uğruna bireyi bir dişli çarkına indirger. faşizm bunu "ulus/ırk" yada “ulus/millet” sosuyla servis eder, sosyalizm ise "proletarya/sınıf" sosuyla. sonuç değişmez: sabah kaçta kalkacağından neyi alkışlayacağına kadar devlet karar verir.

kollektif mallık: ikisinde de devlet bir "tanrı-kurum" haline gelir. farklı sesler korodan çıkarılır, aykırı notalar ise genellikle çalışma kamplarında son bulur.

ekonomik sömürü sosyalizmin ekonomik teorisi, aslında olmayan bir pastayı adilce bölüştürmeye çalışırken pastaneyi yakma hikayesidir.

teşvik mekanizmasının g.te gelmesi: kapitalizm, insanın en ilkel ama en güçlü motoru olan "kendini geliştirme ve daha fazlasına sahip olma" güdüsünü (kâr hırsı) üretim için yakıt olarak kullanır. bir kapitalist, daha iyi bir ayakkabı üretir çünkü daha çok satmak ister. sosyalizmde ise "zaten maaşım aynı, neden daha iyi bir cıvata üreteyim ki?" diyen bir işçinin elinde sistem yavaş yavaş paslanır.

fiyat mekanizması nerede lan allahsız gomünisler: kapitalizmde fiyatlar bir sinyaldir; arz ve talep arasındaki dengenin gps’idir. sosyalizmde fiyatlar merkezden belirlendiği için, sistem kör bir dev gibidir. bir bakarsınız ülkede milyonlarca sol ayak ayakkabısı üretilmiş ama kimsenin giyecek sağ ayakkabısı kalmamış.


kapitalizm kusursuz mu? kesinlikle hayır, hatta bazen oldukça vahşi. ancak bir üstünlüğü var: üretim odaklı olması. kapitalist sistem, "önce o kaynağı yaratalım, sonra (belki) paylaşırız" der. sosyalizm ise "kaynağı nasıl paylaştıracağımızı bulalım" derken, eldeki kaynağı da verimsizlik denizinde boğar.

sosyalizm, bir toplumun tamamını tek bir dev şirkete (devlet) dönüştürmeye çalışır. ancak bu şirketin ne ik departmanı düzgün çalışır ne de ar-ge'si.

20 yılda araba almak: sovyetler'de bir araba almak için 10 yıl sıra beklerdiniz. sonunda aldığınız o lada, 1960'ların teknolojisini 1980'lerde size sunardı. neden? çünkü rekabet yoktu. "daha iyisini yapmazsam batarım" korkusunun olmadığı yerde, teknolojik gelişme sadece askeri sanayiye hapsolur.

kore deneyi: aynı genetik yapıya, aynı dile ve aynı tarihe sahip bir halkı ortadan ikiye böldüler. birine "merkezi planlama" (kuzey), diğerine "vahşi piyasa" (güney) verdiler. bugün biri dünyayı kasıp kavuran akıllı telefonlar ve diziler üretiyor, diğeri ise sadece "büyük lider" fotoğrafları ve kıtlık haberleri. bu, ekonomik teorinin en acımasız sağlamasıdır.

kapitalizm, sadece bir ekonomik sistem değil, aynı zamanda bir "verimlilik takıntısı" dır. peki nasıl bu kadar büyüdü?

sanayi devrimi ve artık değerin yeniden yatırımı: kapitalizmin sırrı, kazandığı parayı yemek yerine onu tekrar makinaya yatırmasıdır. sosyalizmde devlet bu parayı "sosyal yardım" veya "bürokrasi" için eritirken, kapitalist yeni bir fabrika açar.

ölçek ekonomisi: kapitalizm "herkesin bir tane olsun" demez, "herkese ucuza milyonlarca satayım" der. bu hırs, üretimi o kadar devasa boyutlara taşır ki, bugün orta sınıf bir insanın sahip olduğu imkanlar, 200 yıl önceki bir kralın hayal bile edemeyeceği seviyeye gelir.

yaratıcı yıkım: sosyalizmde verimsiz bir fabrika "işçiler işsiz kalmasın" diye 50 yıl boyunca devlet zararıyla ayakta tutulur. kapitalizmde ise verimsiz olan batar, yerine yenisi gelir. acımasızdır ama sistemin taze kalmasını sağlar.

birçok kişi bu ikisini zıt kutuplar sansa da, ekonomi yönetiminde birbirlerinin "aynalı görüntüsü" gibidirler.

şirketçilik ve devletçilik: faşizmde (özellikle mussolini italyası ve nazi almanyası) mülkiyet kağıt üzerinde şahıslardadır ama neyi, ne kadar, hangi fiyata üreteceğinize devlet karar verir. sosyalizmde ise mülkiyet zaten direkt devletindir.

sonuç ikisinde de serbest piyasanın "fiyat sinyalleri" susturulur. devlet, ekonomiyi bir ordu gibi yönetmeye çalışır. ancak ekonomi orduya benzemez; ekonomi daha çok bir ormana benzer. kendi dengesini bulması gerekir, aksi takdirde ağaçlar kurur.
devamını gör...

ne güzel şehirdi
10 sene öncesine kadar
çok göç aldı maalesef
trafikte nerdeyse 10 araçtan 3^ü ankara plakalı değil
eski halini fazlasıyla özletir oldu
eski kışlarını da...
devamını gör...

3.260.000'e az kaldı..
devamını gör...

''hanımların dikkatine!
overlok makinesi ayağınıza geldi.
halı, kilim, paspas, yolluk kenarına, halıfleks kenarına overlok yapılır. beş dakikada yapılır, hemen teslim edilir.''
devamını gör...

bir tane alkol kullanmayan yok mu aranızda lsjdksksksks. yemin ederim ilk sayfam rakı, şarap, bira ve adını bilmediğim milyonlarca bişiiiiyle doluuu.kendimi pozitif tam sayı ve negatif tam sayı arasında sıkışıp kalmış sıfır gibi hissettim ksjdkskska.
neyse, ben kafeinden devam ksjdkskska
ben kime kırk yıl kitlicemmmm???
eeee dedikodu da yapacaktık hanisin
böyle olmaz arkadaşlar.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


siz kaybettiniz ben kendime kırk yılı kitlerim.
canım kendimmmm
devamını gör...

"vodafonda indirim vağr vodafonda indirim vaağr. kampanyaaaa"

buradan
devamını gör...

hayalimdeki çiftliği tamamlamış bulunmaktayım. :)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bağlanma kitabına göre "sıkıcı" bulduğu kişilerle olabildiğince buluşup görüşmesi gereken kişilerin bağlanma stili.
başka biri tarafından ortaya atılan(adını unuttum. bakmaya da üşendim) yabancı ortam deneyi'ne göre yetişkin davranışlarını bağlanma üzerinden örnek göstererek inceliyorlardı. *o deneyde de çocuklar anneleriyle birlikte oyuncakların olduğu bir odaya alınıyor. anne bir süre sonra gidiyor. çocukların tepkileri gözlemleniyor.
kaygılı çocuklar, anne gidince huzursuz oluyor, aşırı tepkiler veriyor. geri döndüğünde anneyle yakın olmak isteseler bile öfke duydukları için ikircikli davranıyorlar. bu ikili de diyor ki, ha bu kaygılı kişiler ilişkilerinde de bunu yansıtıyorlar. partneri biraz soğuk davrandığında "kesin beni bırakacak" diye düşünüyor. sürekli mesaj, arama vs sonrası partnerle yakınlaşma çabasına girip partner geri döndüğünde soğuk davranıp bir şekilde onu bıraktığını düşündürdüğü için cezalandırmaya çalışıyor. yine gider korkusuyla da asla tamamen güvenemiyor.
kitap mala anlatır gibi anlattığı için acayip akan, basit bir kitaptı. içinde bir de ilişki envanteri vardı. eski partnerlerinizi yazılı şekilde gözünüzün önüne getirebileceğiniz.
kaygılıyız. kaygılı.
devamını gör...

bu yıl çok kayıp verdim sanki o toprak sevdiklerimin üstüne değil de benim üstüme atıldı
devamını gör...

yarın hınca hınç dolu olacak başlık. ben de viskimi alıp geliyorum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim