zaman tüneli
bankta yanınıza oturan yaşlı amca
aydınlanmaya sebep olmuş amcadır. teşekkürler ona.
devamını gör...
soru cevap oyunu
çok sevdim
devamını gör...
teşkilat
trt,de oynuyor komedi dizisi
aşırı komik
yabancı ülke ajanları türkiyenin ürettiği son teknoloji silahların peşindeler
seyredin çok güleceksiniz
motorsuz savaş uçakları
motorsuz tanklar
uçak inemeyen savaş gemileri
( uçan evliyalardan daha haberleri yok kafirlerin )
allah korusun teknolojimizi bir ele geçirirlerse
yandı gülüm keten helva
a haberi bırakın
seyredin seyrettirin...
aşırı komik
yabancı ülke ajanları türkiyenin ürettiği son teknoloji silahların peşindeler
seyredin çok güleceksiniz
motorsuz savaş uçakları
motorsuz tanklar
uçak inemeyen savaş gemileri
( uçan evliyalardan daha haberleri yok kafirlerin )
allah korusun teknolojimizi bir ele geçirirlerse
yandı gülüm keten helva
a haberi bırakın
seyredin seyrettirin...
devamını gör...
odaklanma sorunu olan yazarlara tavsiyeler
can, mal, namus güvenliği ve size gelecek sunmayan bir ülkede yaşıyorsunuz, bunu kabullenin.
devamını gör...
uyuşturucuyu satmak serbest kullanmak yasak
bak! uyuşturucu satanları devlet affetti, dışarı saldı. uyuşturucu içenleri içeri attı.
eskiden " askerde mantık arama" derlerdi, akp ile bu " siyasette mantık arama" zihniyetine döndü.
eskiden " askerde mantık arama" derlerdi, akp ile bu " siyasette mantık arama" zihniyetine döndü.
devamını gör...
odaklanma sorunu olan yazarlara tavsiyeler
hemen anlatıyorum.. çok yavaş ve tane tane yazıyorum.. aslında yavaşladığımı göstermek için harfler arasında da bir nefeslik boşluk bıraksam mı acaba diye düşündüm ama aşırı gereksiz bir detay bu..
evet arkadaşlar odaklanma sorunu yaşıyorsanız, odaklanmayın çok da önemli değil bence o an odaklanmak.. şaka şaka..
ben de mesela şu an yapmam gereken işe odaklanmıyorum ne yapıyorum kafamı dağıtmaya niyet ettim, düştüm buraya saçmalıyorum.. o zaman önce odaklanamama hali ile kalıp biraz saçmalayıp beyin elektiriğini ki bunu şimdi uydurdum atıyoruz, beyni aşırı yüklenmeden kurtarıyoruz..
sınırlı imkan yoksa biraz yürümek, kahve içmek, aklının bir köşesinde askıda kalacak ne varsa önceden onu yapmak işe yarayan bir şey bence...
şu an bunları yapamıyorsak.. biraz instagram reels kaydırmaca, biraz görüntülü not atmaca, belki bir iş arkadaşını işletmece, belki bir kahve, belki de bir şeyler karalamak işe yarar.. deneyin bana da söyleyin sonuçları lütfen.. her şeyi uydurdum çünkü..
evet arkadaşlar odaklanma sorunu yaşıyorsanız, odaklanmayın çok da önemli değil bence o an odaklanmak.. şaka şaka..
ben de mesela şu an yapmam gereken işe odaklanmıyorum ne yapıyorum kafamı dağıtmaya niyet ettim, düştüm buraya saçmalıyorum.. o zaman önce odaklanamama hali ile kalıp biraz saçmalayıp beyin elektiriğini ki bunu şimdi uydurdum atıyoruz, beyni aşırı yüklenmeden kurtarıyoruz..
sınırlı imkan yoksa biraz yürümek, kahve içmek, aklının bir köşesinde askıda kalacak ne varsa önceden onu yapmak işe yarayan bir şey bence...
şu an bunları yapamıyorsak.. biraz instagram reels kaydırmaca, biraz görüntülü not atmaca, belki bir iş arkadaşını işletmece, belki bir kahve, belki de bir şeyler karalamak işe yarar.. deneyin bana da söyleyin sonuçları lütfen.. her şeyi uydurdum çünkü..
devamını gör...
şule ç. bir ankara felsefesi
spin off istiyorsanız şans çarkı talihlilerini bekliyor denilen hadise.
umarım sonu behzat ç.'ye benzemez. evet.
umarım sonu behzat ç.'ye benzemez. evet.
devamını gör...
nickin bir tatlı olsaydı ne olurdu sorusu
"hünkar beğenmedi tatlısı" olurdu bence.
devamını gör...
şule ç. bir ankara felsefesi
şöyle bir spin-off başlasa da izlesek dedirtendir.
devamını gör...
öv beni
devamını gör...
cartel
türkçe konuşamayanların kurduğu eski bir türkçe rap grubudur. üretimleri ve zamanındaki öncülükleri sebebiyle kendilerini takdir etsem de, müzikleri ve sözleri bence rezalet ötesiydi. öyle olduğu için de çok uzun ömürlü olamadı maalesef.
devamını gör...
voor de meisjes
çok beğendiğim 2025 yapımı dram filmi. ingilizce adını da yazalım, kafa karışıklığı olmasın. (bkz: our girls)
film bir anne kızın yanına gelen başka bir anne kızla tanışmaları ve kaynaşmasıyla başlıyor. kızlar küçük. muhtemelen yaşları 3 4. ilk sahnede bile sarışın kızın diğerinin yüzüne kürekle vurması bize bir işaret. etiketleme ilk sahnede izleyiciye sunulmuş. küçük sarışın çılgın yalan söyler, kumral kız arka planda kalır ve hiçbir zaman doğrudan şaşmaz. filmin devamında görüyoruz ki bu iki aile bir tatil geleneği oluşturmuş. her yaz ortak aldıkları bir evde bir hafta beraber tatil yapıyorlar. filmin kırılma noktası ise iki ergen kızlarının bir kaza yapmasıyla oluşuyor. burada bile sarışın kızın annesi kesin benim kızım bir şeyler yapmış ve kazaya sebep olmuştur diye düşünüyor. işte çocuğumuzu gerçek anlamda tanıyamama ve onların ailelerinin yanında oluşturdukları kişiden bağımsız bir var oluşla dışarıda bir karakter inşa etmelerine çok güzel bir örnek. çocukların bu iki zıt halini bir arkadaşının evine misafirliğe gidip onu ailesinin yanında gözlemleme şansına erişenler daha iyi anlayacaktır. iki bambaşka insan sanki.
film ergenlik ve büyüme sancılarının yanında çok önemli bir şeyi de anlatıyordu. en azından beni bu yönü daha çok etkiledi. ebeveynler. özellikle anneler. * çocuğunun sana göstermediği o yanıyla tanışma, o endişe ve aradaki bağın sanıldığı gibi olmaması gerçeğiyle yüzleşme. (ki bu(u: çocukların hali) aslında çok doğaldır ama ebeveynler çocuklarının her düşüncesine nüfuz etme gibi bir hastalığa sahiptirler içgüdüsel olarak) bilmedikleri bir yönünün olması onları her zaman sarsar. saygı duy işte kardeşim. sinir etme insanı. neyse. çocuk için her şeyi yapmaya hazır oluş hali, histerik bir duygusallık, ebeveynler arasında olan rol yapmalar ve çocuğa etkileri, çocuktan vazgeçme eşiği ve daha bir sürü şey. çok beğendim. oyunculuklar, hikayenin işleniş şekli beni mutlu etti.
ayrıca filmin çekildiği yer itibariyle de etkilenmemi engelleyemezdim. içimdeki köylü yüce dağlar, yeşil çimenler görünce tarhana kaşıklama isteği ile doluyor. hemen o çayırlara çıkıp bayır aşağı koşma isteğime karşı koyamıyorum.
film bir anne kızın yanına gelen başka bir anne kızla tanışmaları ve kaynaşmasıyla başlıyor. kızlar küçük. muhtemelen yaşları 3 4. ilk sahnede bile sarışın kızın diğerinin yüzüne kürekle vurması bize bir işaret. etiketleme ilk sahnede izleyiciye sunulmuş. küçük sarışın çılgın yalan söyler, kumral kız arka planda kalır ve hiçbir zaman doğrudan şaşmaz. filmin devamında görüyoruz ki bu iki aile bir tatil geleneği oluşturmuş. her yaz ortak aldıkları bir evde bir hafta beraber tatil yapıyorlar. filmin kırılma noktası ise iki ergen kızlarının bir kaza yapmasıyla oluşuyor. burada bile sarışın kızın annesi kesin benim kızım bir şeyler yapmış ve kazaya sebep olmuştur diye düşünüyor. işte çocuğumuzu gerçek anlamda tanıyamama ve onların ailelerinin yanında oluşturdukları kişiden bağımsız bir var oluşla dışarıda bir karakter inşa etmelerine çok güzel bir örnek. çocukların bu iki zıt halini bir arkadaşının evine misafirliğe gidip onu ailesinin yanında gözlemleme şansına erişenler daha iyi anlayacaktır. iki bambaşka insan sanki.
film ergenlik ve büyüme sancılarının yanında çok önemli bir şeyi de anlatıyordu. en azından beni bu yönü daha çok etkiledi. ebeveynler. özellikle anneler. * çocuğunun sana göstermediği o yanıyla tanışma, o endişe ve aradaki bağın sanıldığı gibi olmaması gerçeğiyle yüzleşme. (ki bu(u: çocukların hali) aslında çok doğaldır ama ebeveynler çocuklarının her düşüncesine nüfuz etme gibi bir hastalığa sahiptirler içgüdüsel olarak) bilmedikleri bir yönünün olması onları her zaman sarsar. saygı duy işte kardeşim. sinir etme insanı. neyse. çocuk için her şeyi yapmaya hazır oluş hali, histerik bir duygusallık, ebeveynler arasında olan rol yapmalar ve çocuğa etkileri, çocuktan vazgeçme eşiği ve daha bir sürü şey. çok beğendim. oyunculuklar, hikayenin işleniş şekli beni mutlu etti.
ayrıca filmin çekildiği yer itibariyle de etkilenmemi engelleyemezdim. içimdeki köylü yüce dağlar, yeşil çimenler görünce tarhana kaşıklama isteği ile doluyor. hemen o çayırlara çıkıp bayır aşağı koşma isteğime karşı koyamıyorum.
devamını gör...
veri merkezlerinin uzaya taşınması
veri merkezleri soğutma için devasa miktarda enerji ve su harcamaya yol açıyor. çözüm uzay'da soğutma. ne de olsa lazer ışınıyla veriler sorunsuz taşınabiliyor. google projeye başladı bile:
şirket ceo’su sundar pichai, yaptığı açıklamada tamamen güneş enerjisiyle çalışan veri merkezlerini 2027’den itibaren yörüngeye yerleştirmeye başlayacaklarını duyurdu. bu hamle, hem yapay zeka altyapısının büyüyen enerji ihtiyacına yanıt vermeyi hem de geleneksel tesislerin yarattığı elektrik yükünü azaltmayı amaçlıyor. - kaynak: donanimhaber.com
buradan
dünya yapay zeka veri merkezleriiçin dar geliyor, sınırları sorun yaratıyor. düşün bak...ba ba ba baaa.
şirket ceo’su sundar pichai, yaptığı açıklamada tamamen güneş enerjisiyle çalışan veri merkezlerini 2027’den itibaren yörüngeye yerleştirmeye başlayacaklarını duyurdu. bu hamle, hem yapay zeka altyapısının büyüyen enerji ihtiyacına yanıt vermeyi hem de geleneksel tesislerin yarattığı elektrik yükünü azaltmayı amaçlıyor. - kaynak: donanimhaber.com
dünya yapay zeka veri merkezleriiçin dar geliyor, sınırları sorun yaratıyor. düşün bak...ba ba ba baaa.
devamını gör...
bankta yanınıza oturan yaşlı amca
sadece gevezelik yapmak için sizi kendine kurban seçmiş bir amca olabileceği kadar, huzurunuzu kaçırmak istemeden sizle konuşabilmenin yollarını aramak isteyen bir amca da olabilir...
bazı amcalar rahatsızlık vermek istemediklerini belli eder gibi sorar, müsaade var mıdır? şu nahifliğe bakar mısınız? heyy be, kaldı mı böyle amcalar...
hayatın nice çetin yollarından geçmiş oldukları tavırlarından anlaşılan insanların bu tarz inceliklerinde kendilerinden genç insanlara göstermek istedikleri bir şefkat saklı gibi geliyor bana. çünkü yaklaşımdaki hassasiyet bunları içeriyor.
yakın zaman önce benim de güzel yürekli bir amcayla faydalı, hoş bir sohbetim oldu. samimiyetle açtım ona içimi, sıkıntılarımı.
hiç de huyum olmamasına rağmen...
çünkü yargılayıcı değildi, anlamak isteyen, samimi, sıcak bir tavrı vardı. tanımadığım, bir daha görmeyeceğim insanlara bile, bana bir zararı dokunmayacak olsa da içimdeki şeyleri söyleyemem, yüzeysel konuşmaktan öteye geçemem, kıramam kabuğumu, kasılırım, rahat olamam, gevşeyemem. böyle biriyim işte.. amca bunu anlamıştı. bu yüzden buna göre yaklaşmıştı.
neler yaptığımdan, yapamadığımdan konuştuk.. çevresinde benimle benzer durumda olan tanıdıkları olduğundan bahsetti, karşısındaki insanı rahatlatan bir yaklaşımı vardı.
bir insana yapılabilecek en büyük iyiliğin, o kişinin içinde bulunduğu psikolojiye doğru bir bakışla açıklık, anlaşılırlık kazandırmak olabileceği fikrine sahip biri olduğunu düşündüm.
benden kendimle ilgili gerekli bilgileri aldıktan sonra bana bir ayna tuttu,
konuşmayı laf kalabalığına boğmadan ustalıkla yaptı bunu.
düşünceleri konuşmasının temposunu belirliyordu. bazen en doğru cümleyi tasarlayan zihni konuşmasında bir kaç saniye için duraklaması gerektiğini ona emrediyordu. onun berrak cümlelerinin hafızamdan silinmesi belki de bu yüzden mümkün olmadı...
senin köklü sorunun değersizlik hissi değil evlat, dedi.
uzun süredir kendine verdiğin sözleri tutamamış olman.
insanın özsaygısını yerle bir eden budur. dedi.
sen bozuk değilsin, eksik de değilsin.
ama askıya alınmış bir hayatın içindesin. dedi.
değişim için adım atmak sana zor geliyor. çünkü, sabah kalkmak, yapmak istemediğini yapmak, kendinle pazarlık etmemek, içindeki boşvermişliğin sunduğu 'sahte huzuru' tehdit ediyor. dedi.
tanıdığın, tanımadığın insanlardan kaçıyorsun, çünkü halini beğenmiyorsun, kendini kimsenin karşısına çıkabilecek biri olarak görmüyorsun, eleştiriyorsun,
fakat yapman gerekenler hep gözünde büyüyor,
başlayamayınca kendine saygın düşüyor,
saygın düştükçe kaçıyorsun,
kaçtıkça yükün artıyor.
şu halinle de görüleceksin.
ve sen diyorsun ki,
ben görülmesi gereken biri değilim.
bu yüzden geri çekiliyorsun, kaçıyorsun, saklanıyorsun.
bir şey yapmadıkça, ben sorumluluk alıyorum demedikçe kendine saygı duyamazsın,
kendinle barışmak için kayıtsız şartsız mücadele etmelisin, tek senin değil, her insanın ilacı bu. dedi. ve sırtımı sıvazladı...
teşekkürler amca. bana bildiklerimi. ama bildiğim halde bugüne kadar cümleye dökemediklerimi o güzel üslubunla açıkladığın için.. teşekkürler...
bazı amcalar rahatsızlık vermek istemediklerini belli eder gibi sorar, müsaade var mıdır? şu nahifliğe bakar mısınız? heyy be, kaldı mı böyle amcalar...
hayatın nice çetin yollarından geçmiş oldukları tavırlarından anlaşılan insanların bu tarz inceliklerinde kendilerinden genç insanlara göstermek istedikleri bir şefkat saklı gibi geliyor bana. çünkü yaklaşımdaki hassasiyet bunları içeriyor.
yakın zaman önce benim de güzel yürekli bir amcayla faydalı, hoş bir sohbetim oldu. samimiyetle açtım ona içimi, sıkıntılarımı.
hiç de huyum olmamasına rağmen...
çünkü yargılayıcı değildi, anlamak isteyen, samimi, sıcak bir tavrı vardı. tanımadığım, bir daha görmeyeceğim insanlara bile, bana bir zararı dokunmayacak olsa da içimdeki şeyleri söyleyemem, yüzeysel konuşmaktan öteye geçemem, kıramam kabuğumu, kasılırım, rahat olamam, gevşeyemem. böyle biriyim işte.. amca bunu anlamıştı. bu yüzden buna göre yaklaşmıştı.
neler yaptığımdan, yapamadığımdan konuştuk.. çevresinde benimle benzer durumda olan tanıdıkları olduğundan bahsetti, karşısındaki insanı rahatlatan bir yaklaşımı vardı.
bir insana yapılabilecek en büyük iyiliğin, o kişinin içinde bulunduğu psikolojiye doğru bir bakışla açıklık, anlaşılırlık kazandırmak olabileceği fikrine sahip biri olduğunu düşündüm.
benden kendimle ilgili gerekli bilgileri aldıktan sonra bana bir ayna tuttu,
konuşmayı laf kalabalığına boğmadan ustalıkla yaptı bunu.
düşünceleri konuşmasının temposunu belirliyordu. bazen en doğru cümleyi tasarlayan zihni konuşmasında bir kaç saniye için duraklaması gerektiğini ona emrediyordu. onun berrak cümlelerinin hafızamdan silinmesi belki de bu yüzden mümkün olmadı...
senin köklü sorunun değersizlik hissi değil evlat, dedi.
uzun süredir kendine verdiğin sözleri tutamamış olman.
insanın özsaygısını yerle bir eden budur. dedi.
sen bozuk değilsin, eksik de değilsin.
ama askıya alınmış bir hayatın içindesin. dedi.
değişim için adım atmak sana zor geliyor. çünkü, sabah kalkmak, yapmak istemediğini yapmak, kendinle pazarlık etmemek, içindeki boşvermişliğin sunduğu 'sahte huzuru' tehdit ediyor. dedi.
tanıdığın, tanımadığın insanlardan kaçıyorsun, çünkü halini beğenmiyorsun, kendini kimsenin karşısına çıkabilecek biri olarak görmüyorsun, eleştiriyorsun,
fakat yapman gerekenler hep gözünde büyüyor,
başlayamayınca kendine saygın düşüyor,
saygın düştükçe kaçıyorsun,
kaçtıkça yükün artıyor.
şu halinle de görüleceksin.
ve sen diyorsun ki,
ben görülmesi gereken biri değilim.
bu yüzden geri çekiliyorsun, kaçıyorsun, saklanıyorsun.
bir şey yapmadıkça, ben sorumluluk alıyorum demedikçe kendine saygı duyamazsın,
kendinle barışmak için kayıtsız şartsız mücadele etmelisin, tek senin değil, her insanın ilacı bu. dedi. ve sırtımı sıvazladı...
teşekkürler amca. bana bildiklerimi. ama bildiğim halde bugüne kadar cümleye dökemediklerimi o güzel üslubunla açıkladığın için.. teşekkürler...
devamını gör...
ben ben ben
ortamlarda ya da dyalogtayken..kendimi anlatmaktan, güzelliğimden, sevimliliğimden, prensesliğimden bahsetmek istemem.. bunları böyle istemediğimi anlatırken mecburiyetten kullanılabilecek kelimeler oluyor kendileri.
devamını gör...
neredeyim ben sorusu
what the hell am ı
devamını gör...
neredeyim ben sorusu
özellikle sabahları sorarım bu soruyu.
serviste uyumuşum, iş yerine gelmişim. aniden kalkmam, toparlanıp inmem lazım.
o an servis kapısı rüya kapısı gibi açılır. mesaiye mi gidiyorum, başka bir evrene mi giriyorum işte o an anlayamıyorum.
serviste uyumuşum, iş yerine gelmişim. aniden kalkmam, toparlanıp inmem lazım.
o an servis kapısı rüya kapısı gibi açılır. mesaiye mi gidiyorum, başka bir evrene mi giriyorum işte o an anlayamıyorum.
devamını gör...


