zaman tüneli

(bkz: kaynak neydi kaynak emekti)
t: menbaını öğrensek de öyle konuşsak dediğim bir hadise.
devamını gör...

artık veri seti daha düzenli, ayrıca kategorisini ve eklenme tarihinide ekledim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

aslınds kategori zaten vardı veride ama tabloda yoktu, eklenme tarihi ise yeni geldi. ileride alfabetik sıralamanın yanına eklenme tarihine göre sıralamada gelecek.

eskiden böyle idi bu arada
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

işlevsellik neredeyse aynıydı ama yemeğiniz ne kadar iyi olursa olsun görsel olarak zayıfsa, sunum tabağı kötü ise, restoran pis ise insanlar tatmaz bile o yemeği. bu mantık ile olabildiğince iyi bir ui ve ux tasarımı yapmaya çalışıyorum. her şeyden önce brn kendim için yapıyorum esasen, yani benim sevmem lazım ki kullanayım. noktan bir arayüze saatlerce bakamam. ki daha bu bitmedi boşluk ayarları, sütun ayarları, büyütme küçültme ayarı falan gelecek.
devamını gör...

meb ilkokul birinci sınıf ve ikinci sınıflarda 'öğrenci gelişim raporu'na geçti.

atatürk ve istiklal marşı kaldırılarak yerine akp dönemindeki bazı projelerin görselleri kullanıldı.

bu da karne gününe bir gün kala öğrenildi.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

edit: yeni bir haber olduğu için yarın kesin olarak öğrenmiş olacağız.
devamını gör...

“gari” kelimesini sık kullanmam.
devamını gör...

90lardaki müzik kültürünü anlatacak bir belgesel çekilirse kesinlikle olması gereken 2 gruptan bir tanesidir. diğeri için (bkz: grup vitamin)

daha önce bu topraklarda denenmemiş bir müzik türü almanyadan ithal olarak türkce sözlerle hayatımıza necmettin batırel'in şakkadanak 10 milyar dolar satışı gibi girmişti. neo-nazi karşıtı protest sözleri ve anadolu ezgilerinden fırlamış melodisiyle tüm gençliği etkisi altında bıraktı. sokaklarda cartel t-shirtleriyle gururla gezen asi gençlerimiz vardı artık. (bkz: isyanın kime? keke)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

türkiye bu yeni gruba hemen alıştı. gençler grubun içinde favori rapçilerinin diğerlerinden daha iyi olduğu konusunda birbirlerini ikna etmeye çalışıyorlardı. atların dili olan almancaya bile sempati arttmıştı çünkü şarkı içinde almanca bir kısım bile vardı.

sonları grup türkiyede unutuldu, almanya durumlar nasıldı bilinmez. grubun hala 90 kuşağı üzerinde sempatisi vardır. 25 yaşında 100 binlik araba gibi sözleri türk lirasıyla alman markı arasındaki uçurumu yüzümüze tokat gibi vurmasaydı almanyanın bizi kıskandığına o yıllarda inanmaya başlardık.
devamını gör...

mümkün değildir. yokluğunu ve hiçliğini ispat etmek de aynı ölçüde namümkündür. ancak, herkes inanmakta yahut inanmamakta hürdür.
devamını gör...

çatışma hayatın ve diyalektiğin kalbidir... varoluşun itici gücüdür diye düşünüyorum. karşıtlıklar olmasa hareket olmaz, hareket olmasa zaman beni sıkmaya başlar, hayat da yerinde sayar. soru doğmadan cevap, çelişki ortaya çıkmadan bilinç gelişmez. insanın içindeki iyiyle kötü, toplumdaki eskiyle yeni, düşüncedeki tezle antitez bir arada uslu uslu oturmaz... çatışır, didişir, sonra da beni dönüştürür. zaten herkes aynı fikirde olsaydı, felsefeye değil belki uzun ve derin bir uykuya ihtiyacımız olurdu.
diyalektikten anladığım; çatışma bir yıkım değildir, doğru okunduğunda gelişimin motorudur gibi geliyor bana. kaçtığım çatışmalar beni konforlu ama hareketsiz kılar, yüzleştiğim çatışmalar ise biraz rahatsız eder ama ileri taşır. her yüzleşmem, bilincimin kendisiyle yaptığı ciddi bir sohbettir... arada sesler yükselir, kapılar çarpılır ama mesele tam da budur. insan çelişkilerini yok ederek değil, onları düşüncenin süzgecinden geçirerek olgunlaşır.
umut da tam burada başlar. çatışmanın tamamen bitmesinde değil, onun içinden yeni bir denge kurabilme ihtimalinde. hayat bana pürüzsüz bir yol vadetmez, ama dönüşme şansı sunar. belki de en güzel tarafı şu desem yanlış olmaz... beni geliştiren şey, her şeyin yolunda gitmesi değil, yolunda gitmeyenlerle ne yaptığımdır. ve buna hala gülümseyebiliyorsam, diyalektik görevini fazlasıyla iyi yapıyor demektir.
devamını gör...

her fırsatta terlikleri park edip bağdaş kurarak oturmak.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

angaralı bir yazar.
devamını gör...

2008 nobel edebiyat ödülünü alan jean marie gustave le clezio tarafından yazılmış 200 sayfalık kitap. içinde iki roman var. fırtına, kimliksiz kadın. nobele gerek var mıydı bilmiyorum. evet çok güzeldi ikisi de. ama nobelin ne kadar önemseneceği konusunda beni bir kez daha aydınlattı kitap. beğenerek okudum.


fırtına bir adada acı bir olay yaşayan adamın uzun süre sonra adaya geri dönmesini ve orada geçirdiği değişimi anlatıyor. ilk başta adamın hikayesi dikkatinizi çekerken hikaye ilerledikçe bir kız çocuğunun hızla bir yetişkine dönüşmesinin öyküsü ele geçiriyor sizi. yetişkinliğin yüze yerleşen o soğuk ifadesi, yürüyüşün bile değişmesi, hislerin bambaşka şeylere dönüşmesini çok güzel anlatmış yazar. ayrıca o kızın ait olamama hissinin aktarılış şeklini çok beğendim. yazar ruhumuzu sarımsak eziciyle ezip geçti. bir yandan küçük bir çocukken bir yandan hayatı anlamlandırmakta zorlanan ve bunu çok da istemeyen bir yetişkine dönüştük. hepimizin olduğu gibi. kitapta adaya gelen adamın çok daha derin bir ruhunun olduğunu düşünmüştüm başta. kitap biterken ne kadar basit olduğunu düşünüp ona küfürler ediyordum. etkileyici bir hikayeydi.


kimliksiz kadın ise annesi ve babası olmayan kızın bir ailenin yanında büyümesini ve gerçek bir sevgi görmediği için dönüştüğü kadını anlatıyor. çok zor çok. evde anne konumunda olan cadı yüzünden yavrucak ne acılar çekti. bir ruha zarar vermek ne kadar kolay. nerden gelip nereye gittiğini bilememe, seni dünyaya getiren kadın hakkında bile bir fikrinin olmaması, hem resmi olarak hem de varoluş açısından bir kimliksiz olmak iyi anlatılmıştı. fırtına'yı daha çok sevdiğimi düşünüyorum ama bu anlatıyı da beğendim.


keyifle okunacak bir kitap. güzel iki hikaye. fırtına ilerleyen dönemlerde mutlaka rüyama girer. bilinçaltıma işlediğini şimdiden hissedebiliyorum. belki de nobel almayı hak etmiştir. okuyun.
devamını gör...

her okuduğumda gururlandiğim marş
devamını gör...

...
noktayı koyayım, sırası geçmesin öyle yazayım devamını. (artık her üstteki tanıma böyle yapıyorum)

evetttt sevgili yazarımız: mnemosyne
bekleyiniz.
gece yarısını geçtiği için 16.01.2026 23.59 a kadar tanımınızı yazarım.

edit: dedim ve yazdım.

çok uzun tanım yapmayacağım, sıkılmasın sözlük yazarlarımız.

mnemosyne nickinin aslı ile ilgili konuşalım biraz.
yaşadığına inanılan dönem teyyyyyyyyyy geometrik döneme denk geliyor. homereos’un ilyadasına kadar uzanıyor yani. isa’dan önce 1800 lü yıllar.
mnemosyne eski yunan’da ya da mitolojide bellek tanrıçası gaia ve uranüsün kızı. ama bi dana gözlü güzel tanrıça “hera” değil. afrodit te değil. bu mnemosyne günümüz kadınlarının bir kısmı gibi. güzel ama şirret, çirkef, nalet biraz. unutmuyor, 10 sene öncesi tanrı olan sevgilisinin yaptığı şeyleri cımbızla çekerek pişirip, önüne koyan bir tanrıca. babası yunan asıllı olsa da anası aslen mamak’lı. bir başka rivayete göre babası da antik yunana kırşehir kaman savcılıbüyükoba’dan göçmüş. kırıkkale keskinli diyen de var. biraz kökenleri karışık.

neyse bu kadar detay tarih bilgisinden sonra, biz yazar olan mnemosyne’ye geri dönelim. bu nicki neden kullandığını kendisi de hatırlamıyor.
10. ayın 29 u 2025 te kendisi de zaten gerekirse nickini değiştireceğini yazmış.
sözlükte bayağı eski ama sessiz sakin kalmayı başarabilmiş. acaba önceden başka bir nick mi kullanıyor dedirtecek cinsten. sözlük 2022 nin sonu doğumlu. reelde ise bana göre; “playstation 2” konsolun ilk çıktığı seneden 3 sene sonra doğdu. başka bir ifadeyle “el aksa intifadası” nın başladığı seneden 3 sene sonra doğdu. artı eksi 2 yıl diyelim. boğa burcu.

45 takipçisi olduğuna göre erkek değil onu anladık.
tanımşör, nitelikli olarak 438 tanımı var an itibariyle 27 tanımı öne çıkan tanımlardan, 15 madalyalı tanımı var. bu da demek oluyor ki yazdıklarının %9,58904109589’u (yani %10’u) madalya ve öne çıkan olarak nitelendirilmiş.
25 başlık açmış, açtığı başlığın 12 tanesi ingilizce bu da demek oluyor ki %48 i ingilizce. haliyle bugün kpds, yök-dil,üds ye girse rahat 84 alır. aile komple yabancı dil kültürü düşkünü. anne hanımefendisi de sanskritçenin konuşulduğu yörenin film-dizilerine bayılıyor.
dtcf de mi okuyor, gazi mi hbv mi bakacağız. ona göre “nazal n” kullanmalı mı kullanmamalı mı karar vereceğiz.
bulduk tamam.
edebiyattan n.ö.f hocaya selamlar. iibf den de hüsniye hocaya selamlar.

sosyal özellikleri: takipçi kasma derdine giren, ilgi budalalarıyla pek mesafeli, sevmiyor onları.
kimseyi ve beni de ilgilendirmez ama tam ortadirek aile sosyo-ekonomik statüsüne sahip, yani bir çok memleketim insanından yine de zengin. belki de yalnızca gönlü zengindir. ama ucuza mal alacak kadar zengin değil. bu düsturla hareket ettiğini gözlemledim. nicelikçi değil nitelikçi. bir ajandayı çok sevse de "öğrenciyim almayayım" diyecek kadar da tevazu gösteriyor, oysaki alabilir yani parası da var, o kısım bizi ilgilendirmez allah daha fazla versin.
uzun muhabbetleri de filmleri de sevmez, kısa filmler, mütevazı sohbetler insanı. anlam çıkarsın bu etkinliklerden yeter onun için.
manifestten başka türkçe müzik yok tanımlarında.
tembel teneke, çalışsa aslında zeki de çalışmıyor. yoksa o potansiyel var kendisinde, hırs eksik, bıkkınlık var. herkeste var bıkkınlık. dün bir başlık altına yazmıştım, sadece sana özgü değil bu durum, insanların hepsi içsel bir arayış içerisinde, bu sadece bizim ülkemize has bir durum da değil ama bizim ülkemizde mevcut şartlarda biraz daha fazla hissediyoruz. düzelir ama, takma kafaya. geçmez dediğin günler, dertler hepsi geçer. hatırlamazsın bile. yaşadığın, üzüldüğün, en kötü olarak niteleyebileceğin kaç gün oldu ve en kötüsünü mutlu olduğunda hatırlıyor musun? hayır. mutlu ol, mutlu et ki kötülükler tarihe gömülsün. (bu kadar psikolojik motivasyon bir müddet götürür seni)
hedef koy önüne, bir de neticesine bir ödül bırak, motive etsin seni. baban gibi konuştum. ama öyle. sağlık olsun. iş, güç, ders gelir geçer. aklına mukayyet ol.
nedir bu akreplerin çektiği, kadını da anlaşamıyor erkeğide. ben akrep değilim ama onları gereksiz bir savunma dürtüsü geldi içime.
japon filmlerini seviyor ancak animelerle arası pek yok, yine de izliyor, hatta bazen kitaplarını da okuyor. önümüzdeki senelerde daha çok okursun, otur da derslerine çalış biraz (şimdi de annen gibi oldum.) ama annen de haklı makarna yapmayı beceremiyorsun daha. para kazan ki başkaları yemek yapsın sen ye. yemek yapanın, temizlikçilerin olsun e mi.
plan, program ve calendar teknikleri geliştimiş kendine “bullet journal” gibi, brovo hanım kız.
venom, mobland ve legend dizi-filmlerinde rollenen arkadaşımız en yakışıklı bulduğu aktörlerden. inanmayacaksın ama onu da tanıyorum, onun da soyadı aslen hardy değil halil. babası çankırı’dan birleşik krallığa göç etmiş bir tuz lambası imalatçısı.

varlık, yokluk, tefekkür üzerine çok düşünüyor. çık şu mitoloji ve madde ötesinden. iç anadololusun sen. bozkırın soğuğu yüzünü kızartarak çatlatmış.
etnoğrafya müzesine de gider. armada avm yi de sever. gençlik caddesini de anıttepeyi de. saraçhane mahallesinde de gezer. botanik parkta çiçek te izler, film izler gibi.
seğmenlerden aşağı inerken iran caddesinden eski cumhurbaşkanımız süleyman demirel’in evinin olduğu güniz sokağa da git evinin önünden geç nostalji olsun. oradan da aşağı iner tunalı’da d&r a gidersin aşağıda da starbucks ta kahve içersin.
bence şahbaz olma “piercing” yaptırmaktan vazgeç. şah ol, x-ray cihazlarında ötme.
şu tiktok izleme olayını da bırak. canbequit kaosları zaman zaman keyifli oluyor da tiktok senin gibi okuyan birini geriletimez mi?

dediğim gibi fazla uzatmayayım ki okuması kolay olsun. sağlıcakla kal. allah muvaffak eylesin. başarılı ol.
devamını gör...

baldur’s gate 3’ten kedi tara. kendisi gale’in kedisi olmakla birlikte aşırı hoş bir görevlendirmesi var. gerçi hayvanlarla konuşma iksiri içtikten sonra oyundaki tüm kediler için birçok diyalog var ama tara bir başka.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bi de en sevmediğim npc var pek tabi. o da yine bg3’ten wulbren bongle. macera mı yaşıyoruz yoksa oyun boyu bu manyağı düştüğü kötü durumlardan kurtarmaya mı çalışıyoruz belli değil. hayır bi de uslanmıyor bu gnome…

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir soru. malumunuz bir süredir iran'a abd müdahalesi konuşuluyor. böyle bir durumda mollalar, bölgedeki tüm amerikan üslerinin hedef olacağını söyledi. malum bizde de bu üsler var. yani demem o ki olası bir abd saldırısı sonrası türkiye'deki amerikan üsleri de hedef olur mu? ve bu senaryoda bizim durumumuz nice olur?
cevap bekleyen sorular bunlar bende.
devamını gör...

hiçbir şeyin sebepsiz ortaya çıkmadığını kabul ediyorsak sebepler zinciri ya sonsuza kadar uzuyor * ya da bir yerde “burası başlangıç” diyoruz. o başlangıca da tanrı deniyor. mesele iman değil, açıklama ihtiyacı.

tek tanrı kısmı daha net. iki tane sınırsız varlık fikri matematiksel olarak bile sorunlu. ya birbirlerinden farkları var *, ya da farkları yok *. politeizm, pratikte çöküyor.

gerisi kişisel tercih. kimisi burada ikna olur. kimisi ben bu argümanı beğenmedim der geçer. sözlükte de zaten herkes fikrini beğendirmek zorunda değil. ayrıca birilerini imana getirme ya da imandan etme yeri de değil sözlük.
devamını gör...

bu başlıkta yatıp kalktığını düşünüyorum.
edit: muhtar için yazmıştım.
devamını gör...

adam da terk edilmeyi bekliyormuş diye yorumladım.
devamını gör...

geniş zaman
devamını gör...

güldürür. hem adamı yüzüstü bırakıp git hem de vay efendim nasıl hemen yeni sevgili bulurmuş. ya ne yapacaktı ömür boyu senin için gözyaşı mı dökecekti? senin için müslüm dinleyip kendini mi jiletleyecekti? herhalde yeni sevgili bulacak adam helal olsun koçuma, evet.
devamını gör...

başına buyruk yoldaşım.

(bkz: roach)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim