zaman tüneli
şarkıcı katy perry’nin uzaya çıkması
çıkmışken klip çeksin. öyle olmaz.
bir haber. hakikaten bizden biri yapsa bunu ne matrak olurdu ya.
bir haber. hakikaten bizden biri yapsa bunu ne matrak olurdu ya.
devamını gör...
teselli etmek
her babayiğidin harcı değildir. insanoğlunun üzerindeki kara bulutları uygun sözcük ve mimiklerle dağıtabilen kimselerin elini ayağını öpmek lazım.
bu hususta -nazar değmesin- babam açık ara zirvededir. teselli esnasında dudaklarından öyle şeyler dökülür ki, dinleyici kişisi küllerinden doğup hayata yeniden tutunur.
yirmi küsur yaşına dek hiç sevgilisi olmadığı için kendisi dahil herkese küsen bir arkadaşımla kafayı bozmuştum. inzivaya çekilerek evini neredeyse manastıra çevirmiş çocuğun hali hiç hoşuma gitmiyordu. durgunluğum bir akşam peder beyin dikkatini çekti. ve babam, babacan bir tavırla neler olup bittiğini sordu.
her şeyi tane tane anlattım. biraz laflamak bana da iyi gelmişti.
-üzülme artık. çok yakında arkadaşının bir sevgilisi olacak.
oturduğum yerde sevinçle kıpırdadım.
+gerçekten mi? iyi ama nasıl bu kadar emin konuşuyorsun?
hayretle yüzüme baktı.
-sen bile sevgili yapabilmiş adamsın oğlum, o neden yapamasın dedi.
bu hususta -nazar değmesin- babam açık ara zirvededir. teselli esnasında dudaklarından öyle şeyler dökülür ki, dinleyici kişisi küllerinden doğup hayata yeniden tutunur.
yirmi küsur yaşına dek hiç sevgilisi olmadığı için kendisi dahil herkese küsen bir arkadaşımla kafayı bozmuştum. inzivaya çekilerek evini neredeyse manastıra çevirmiş çocuğun hali hiç hoşuma gitmiyordu. durgunluğum bir akşam peder beyin dikkatini çekti. ve babam, babacan bir tavırla neler olup bittiğini sordu.
her şeyi tane tane anlattım. biraz laflamak bana da iyi gelmişti.
-üzülme artık. çok yakında arkadaşının bir sevgilisi olacak.
oturduğum yerde sevinçle kıpırdadım.
+gerçekten mi? iyi ama nasıl bu kadar emin konuşuyorsun?
hayretle yüzüme baktı.
-sen bile sevgili yapabilmiş adamsın oğlum, o neden yapamasın dedi.
devamını gör...
sözlük erkeklerinin kadın halleri
tadı kaçtı bu işin.
devamını gör...
hatay kahvaltısı
geçen sabah bi mesaj geldi. kızlar adamkayalar'a kahvaltıya çağırıyor. hatay kahvaltısı yazmış özellikle. adamkayalar hangi kıtada lan dedim hatay'ın orada ne işi var ben yüreğir'deyim. tamam dedim toplandık çıktık yola.
kızkalesi'ne girince sağda jandarma var. kızlardan birisi ay ne güzel kontrol var diyor. benim estetik anlayışımda jandarma'nın yeri komutanının yanıdır yani yolda durmasınlar böyle.
kolluk kuvvetimiz bizi durdurdu, kimlikleri alayım dedi. kızlar şıkır şıkır çantalarının içinden gıcır gıcır kartlar arasından pırıl pırıl kimliklerini çıkardı. kardeş neyi bekliyorsun dedi bana bakıp. belki bi sürpriz dedim içimden. neyse verdim ve sen in dediler bana. gelecek planlarında askere gitmek var mı dedi ama sorunun bana gelişi "napıyon lan vatan haini, sınırları twitterdan korumayı bırak seni ekipte görmek istiyoruz" gibi bişeydi. amirim dedim, gülmeye başladılar. komutanım dedim, yine güldüler. gel bakayım araca doğru dediler. kızlar? dedim. hani kızlar da gelsin mi anlamındaydı. kızlar gülmedi, türk silahlı kuvvetleri'nin bu konuda tutumu net, tavrı sert.
doğum yerim aydın nazilli. gel bakalım goca yörük, neden gitmedin askere dedi. kafamda 3 şık var. kaç, bayıl, doğruyu söyle. dördüncüyü seçtim; yetişemedim abi dedim. abi demek o gün yaptığım ne ilk ne de son hataydı. zaten beni orduya sürükleyen de hatay'dı. bok mu var emenike otur evinde tostunu ye.
bu kızları nereden buldun dedi alaycı bi ifadeyle. ben de denk geldi dedim son derece asabi bi ciddiyetle. denk gelmez dedi. beni jandarma trafik yazan bi araca bindirdiler. migros'un önündeki ışıklarda indirip yarın gel teslim ol dediler. emredersiniz komutanım dedim. erlerden birisi vatan sana minnettar japon dedi. bu ifade tanıdık geldi. geçmişten gelen ses buydu.
gittik, yedik. çok güzeldi allah var. karakola da gitmedim.
kızkalesi'ne girince sağda jandarma var. kızlardan birisi ay ne güzel kontrol var diyor. benim estetik anlayışımda jandarma'nın yeri komutanının yanıdır yani yolda durmasınlar böyle.
kolluk kuvvetimiz bizi durdurdu, kimlikleri alayım dedi. kızlar şıkır şıkır çantalarının içinden gıcır gıcır kartlar arasından pırıl pırıl kimliklerini çıkardı. kardeş neyi bekliyorsun dedi bana bakıp. belki bi sürpriz dedim içimden. neyse verdim ve sen in dediler bana. gelecek planlarında askere gitmek var mı dedi ama sorunun bana gelişi "napıyon lan vatan haini, sınırları twitterdan korumayı bırak seni ekipte görmek istiyoruz" gibi bişeydi. amirim dedim, gülmeye başladılar. komutanım dedim, yine güldüler. gel bakayım araca doğru dediler. kızlar? dedim. hani kızlar da gelsin mi anlamındaydı. kızlar gülmedi, türk silahlı kuvvetleri'nin bu konuda tutumu net, tavrı sert.
doğum yerim aydın nazilli. gel bakalım goca yörük, neden gitmedin askere dedi. kafamda 3 şık var. kaç, bayıl, doğruyu söyle. dördüncüyü seçtim; yetişemedim abi dedim. abi demek o gün yaptığım ne ilk ne de son hataydı. zaten beni orduya sürükleyen de hatay'dı. bok mu var emenike otur evinde tostunu ye.
bu kızları nereden buldun dedi alaycı bi ifadeyle. ben de denk geldi dedim son derece asabi bi ciddiyetle. denk gelmez dedi. beni jandarma trafik yazan bi araca bindirdiler. migros'un önündeki ışıklarda indirip yarın gel teslim ol dediler. emredersiniz komutanım dedim. erlerden birisi vatan sana minnettar japon dedi. bu ifade tanıdık geldi. geçmişten gelen ses buydu.
gittik, yedik. çok güzeldi allah var. karakola da gitmedim.
devamını gör...
sözlük erkeklerinin kadın halleri
bursalıyım ama o kadar da bursalı değilim.
devamını gör...
yeğen
-bu gece yanında uyusam olur mu?
+hayyı!
-pekiii, bu gece dayına sarılıp uyumak ister misin?
+hmm, ebed!
t: deli.
+hayyı!
-pekiii, bu gece dayına sarılıp uyumak ister misin?
+hmm, ebed!
t: deli.
devamını gör...
sözlük erkeklerinin kadın halleri
bir filmde küçük ama önemli bir rol için 2017 yılında ben de biraz bakıma girmiştim. sağolsunlar makyözler beni de yeniden yaratmışlardı.
bu arada oynadığım film ödül de almıstı. sanat için kadın da oldum. utanacak değilim. oyuncu her rolün hakkını verebilmeli.
görsel için #3860136
bu arada oynadığım film ödül de almıstı. sanat için kadın da oldum. utanacak değilim. oyuncu her rolün hakkını verebilmeli.
görsel için #3860136
devamını gör...
babanın ölmesi
iki arkadaş işletme dersini bir türlü veremiyor, nerdeyse her gün tüm sınıfın alaylı bakışlarına ve imalı dokundurmalarına maruz kalıyorduk. ben bir yerden sonra iyice folloş olduğumdan dolayı kimseye aldırmıyor ve hiçbir lafa gocunmuyordum fakat olayı artık izzet-i nefis meselesi haline getirmiş olan arkadaşım için durum bambaşka boyutlarda seyrediyordu.
odasına gidip hocayla konuşalım abi dedi bir gün. vizeden yine komik notlar almışız. final haftası yaklaşıyor. iyi hoş da elin herifiyle ne konuşacağız? yapamıyoruz, malız, elimizden anca bu kadarı geliyor diye salya sümük ağlayacak mıyız? yahu boşver, başladık mı gerisi gelir diye beni ikna edince kendimizi vicdansız adamın kapısında buluyorduk.
hoca da tam hoca. sınavları her sene daha da zorlaşıyor kitapsızın. hıyarağası bu gidişle bizi mezun etmeyecek. mazallah odalarımızın duvarları çerçeveli diplomalardan mahrum falan kalacak. tanrım! düşüncesi bile korkunç.
tıkladık kapıyı, içeri girdik. oturan boğa her zamanki yerindeydi. acele edin, sizinle mi uğraşacağım salaklar anlamında bir "evet?" lutfetti. elimiz ayağımıza dolaştı tabi. önce güzelce kem küm ettik, sonra konuya girdi bizimki:
-hocam son sınıfız.
+eee?
-ailelerimiz bu yıl okulun biteceğine kesin gözüyle bakıyor.
+eee?
-geçen sene bir iki puanla kaçırdık geçmeyi zaten.
+kaçırmasaydınız!
-yardım edin hocam.
+çalışın.
-çalışıyoruz.
+daha çok çalışın.
-ama hocam...
+size kaç kere bana bunlarla gelmeyin dedim. vaktimi boşa harcıyorsunuz.
şimdi ne olacak diye merakla beklemeye başladım. arkadaşımın suratı çaresizlikten ve öfkeden kıpkırmızı kesilmişti. nedense pes etmeyeceğini, son kozunu henüz oynamadığını sezinledim.
bakışları bulanıklaştı, sesi titredi. gürültüyle yutkunup:
-hocam, babam öldü benim.
dedi.
kulaklarıma inanamadım. yok öyle bir şey halbuki. ulan insan evvelden ayıktırmaz mı, neye uğradığımı şaşırdım. gülsem mi ağlasam mı bilemedim. tavanı izlemeye koyuldum.
koskoca adam öyle afalladı ki, ne "ne zaman" diye sormayı, ne de "başın sağolsun ama bu dersten geçmeni sağlamam için sence geçerli bir sebep mi" demeyi akıl edebildi. ve "hadi seni geçirdim, ya şu yanındaki zebani hangi yüzle onu geçirmemi istiyor?" diye haklı olarak sert çıkmayı. hepsini unuttu. p-p-peki deyip uğurladı bizi.
sonra finalde bize lazım olan puanı fazlasıyla verdi. geçmiştik. boyumuz falan da uzamış olmalıydı.
odasına gidip hocayla konuşalım abi dedi bir gün. vizeden yine komik notlar almışız. final haftası yaklaşıyor. iyi hoş da elin herifiyle ne konuşacağız? yapamıyoruz, malız, elimizden anca bu kadarı geliyor diye salya sümük ağlayacak mıyız? yahu boşver, başladık mı gerisi gelir diye beni ikna edince kendimizi vicdansız adamın kapısında buluyorduk.
hoca da tam hoca. sınavları her sene daha da zorlaşıyor kitapsızın. hıyarağası bu gidişle bizi mezun etmeyecek. mazallah odalarımızın duvarları çerçeveli diplomalardan mahrum falan kalacak. tanrım! düşüncesi bile korkunç.
tıkladık kapıyı, içeri girdik. oturan boğa her zamanki yerindeydi. acele edin, sizinle mi uğraşacağım salaklar anlamında bir "evet?" lutfetti. elimiz ayağımıza dolaştı tabi. önce güzelce kem küm ettik, sonra konuya girdi bizimki:
-hocam son sınıfız.
+eee?
-ailelerimiz bu yıl okulun biteceğine kesin gözüyle bakıyor.
+eee?
-geçen sene bir iki puanla kaçırdık geçmeyi zaten.
+kaçırmasaydınız!
-yardım edin hocam.
+çalışın.
-çalışıyoruz.
+daha çok çalışın.
-ama hocam...
+size kaç kere bana bunlarla gelmeyin dedim. vaktimi boşa harcıyorsunuz.
şimdi ne olacak diye merakla beklemeye başladım. arkadaşımın suratı çaresizlikten ve öfkeden kıpkırmızı kesilmişti. nedense pes etmeyeceğini, son kozunu henüz oynamadığını sezinledim.
bakışları bulanıklaştı, sesi titredi. gürültüyle yutkunup:
-hocam, babam öldü benim.
dedi.
kulaklarıma inanamadım. yok öyle bir şey halbuki. ulan insan evvelden ayıktırmaz mı, neye uğradığımı şaşırdım. gülsem mi ağlasam mı bilemedim. tavanı izlemeye koyuldum.
koskoca adam öyle afalladı ki, ne "ne zaman" diye sormayı, ne de "başın sağolsun ama bu dersten geçmeni sağlamam için sence geçerli bir sebep mi" demeyi akıl edebildi. ve "hadi seni geçirdim, ya şu yanındaki zebani hangi yüzle onu geçirmemi istiyor?" diye haklı olarak sert çıkmayı. hepsini unuttu. p-p-peki deyip uğurladı bizi.
sonra finalde bize lazım olan puanı fazlasıyla verdi. geçmiştik. boyumuz falan da uzamış olmalıydı.
devamını gör...
yeşil pasaport
yeşil pasaport devlet memuru pasaportu. devlet memuru olduğun için düzenli bir işin var ve her nereye gidiyorsan geri geleceksin demek oluyor. devlet memurluğunun da öyle privileged bir yanı yok. yani ben bu güne kadar tespit edemedim en azından.
yeşil pasaportlu 10 yıl çalışmış sıradan çinko karbon memura torpilli muamelesi yapmak yerine devlet itibarını biraz güçlendirip kırmızı pasaportu biraz daha işlevsel hale getirsek nasıl olur? mimar ve mühendis arkadaşlar da rahat rahat nereye gidecekse gider mesela.
her memur egemen bağış değil neticede.
(bkz: sıradan çinko karbon pillere yapılan büyük ayıp)
bosnia'nın pasaportu bile daha prestijli. bence bi kafa yoralım buna.
yeşil pasaportlu 10 yıl çalışmış sıradan çinko karbon memura torpilli muamelesi yapmak yerine devlet itibarını biraz güçlendirip kırmızı pasaportu biraz daha işlevsel hale getirsek nasıl olur? mimar ve mühendis arkadaşlar da rahat rahat nereye gidecekse gider mesela.
her memur egemen bağış değil neticede.
(bkz: sıradan çinko karbon pillere yapılan büyük ayıp)
bosnia'nın pasaportu bile daha prestijli. bence bi kafa yoralım buna.
devamını gör...
i swear
mük bir film. sarkazma kayan yönler olsa da gözlerim dolu dolu izledim. o yalnızlık hissi ve en yakının tarafından bile kabul görememek çok acı. aynı zamanda ilham verici bir hikaye. bu filmi herkeslere izlettirip adamın yaşadığı o mücadeleyi göstermek istiyorum.
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
derse gittim. kahve içeyim diye avm ye geldim ama farkettim ki acıkmışım, yemeğimi yedim, herhalde bir kahve içip tekrar derse gideceğim.
devamını gör...
ehliyet sınavı
frene öyle bir basıyorum ki komisyon üyeleri ön camdan dışarı fırlamaz inşallah...
devamını gör...
şarkıcı katy perry’nin uzaya çıkması
her bulduğuna yapışıyor bu karı bir tanesinde karar kılamadı ,inş uzaylı filan bulup çocuk peydahlamaz.
magazin: şarkıcı katty perry nişanlı olduğu uzaylı zogiyui ile aşkının meyvesi olduğunu ifade etti.
magazin: şarkıcı katty perry nişanlı olduğu uzaylı zogiyui ile aşkının meyvesi olduğunu ifade etti.
devamını gör...
sözlük erkeklerinin makyajlı fotoğrafları
devamını gör...
öğrenci yurdunda kalmak
hiç farkında değilken bile güç gösterisinde bulunabilen dünyalar tatlısı bir oda arkadaşım vardı benim. ismi hulusi idi. kendisi hâlâ zihnimin kuytu köşelerinde cirit atıp, karşısına ne çıkarsa yağmalayıp, işgal ve iğfal turuna devam ediyor.
devlet yurdunun sınırsız imkanlarından geberesiye faydalandığım üniversite yıllarında yaklaşık yüz elli kilo ağırlığında olan bu muhterem şahsiyetin altındaki yatakta uyuyordum. her seferinde o cüsseyle tarzan misali yuvasına tırmanması fizik kurallarına, yatağımın dile gelip "bu trajediye neden göz yumuyorsun lan?" diye isyan etmemesi ise eşyanın tabiatına aykırıydı.
yine bir gece rutin hoşbeşten sonra kulaklığımı takarak bir şey diyor musun, zıbaracağım artık dedim. sen uyu, bir sıkıntı olursa ranzayı sallarım diyince onaylayıp bangır bangır nejat alp'in son singılına kulak kabarttım.
aradan ne kadar zaman geçtiğini hak teâlâ bilir. ranza deprem oluyormuşçasına sallanmaya başladı. yarı uyanık vaziyette yerimden sıçradım. biricik arkadaşını bu denli şiddet ve öfkeyle duvardan duvara, demir yığınlarına savurduğuna göre başımızdaki musibet muhakkak sandığımdan daha fenaydı. panik halinde kulaklığımı çıkarıp yukarı seslendim:
-abi noldu noldu, iyi misin?
+yok bir şey lan, dedi. yan döndüm.
devlet yurdunun sınırsız imkanlarından geberesiye faydalandığım üniversite yıllarında yaklaşık yüz elli kilo ağırlığında olan bu muhterem şahsiyetin altındaki yatakta uyuyordum. her seferinde o cüsseyle tarzan misali yuvasına tırmanması fizik kurallarına, yatağımın dile gelip "bu trajediye neden göz yumuyorsun lan?" diye isyan etmemesi ise eşyanın tabiatına aykırıydı.
yine bir gece rutin hoşbeşten sonra kulaklığımı takarak bir şey diyor musun, zıbaracağım artık dedim. sen uyu, bir sıkıntı olursa ranzayı sallarım diyince onaylayıp bangır bangır nejat alp'in son singılına kulak kabarttım.
aradan ne kadar zaman geçtiğini hak teâlâ bilir. ranza deprem oluyormuşçasına sallanmaya başladı. yarı uyanık vaziyette yerimden sıçradım. biricik arkadaşını bu denli şiddet ve öfkeyle duvardan duvara, demir yığınlarına savurduğuna göre başımızdaki musibet muhakkak sandığımdan daha fenaydı. panik halinde kulaklığımı çıkarıp yukarı seslendim:
-abi noldu noldu, iyi misin?
+yok bir şey lan, dedi. yan döndüm.
devamını gör...
hiç nasırlı ayaklarla yoga yapan kadın olmaması
ayak tabanımızı da incelemeyin, gerçekten her geçen gün sapıklıklarınız artıyor.
herkezin hayatına gimse garışamaz. isteyen ayak tabanı inceler isteyen gözlerdeki bakışın derinliğini inceler. ayrıca apla sen yogaseverler derneği başkanı mısın her yoga lafı geçtiğinde hopluyorsun sdxggfgd
devamını gör...
düşük zeka göstergesi
karşısındaki kişinin sözü bitmeden anladığı yerden cevap vermeye kalkmak mesela... beklesen belki ben zaten senin üstün zeka pırıltısı ile vermeye çalıştığın cevap harici bir şey sormaya çalışıyorum belki değil mi tatlım?
ay sinirlendim.
ay sinirlendim.
devamını gör...


