zaman tüneli

anlamadığım bir husus var. anlayanlar anlatırsa sevinirim.

vatandaş temudan bir ürün alacak. ürünün değeri 10 dolar olsun. devlet diyor ki ey vatandaş sen bu ürünü temudan aldığında ben bütçe açığı veriyorum. ithalat-ihracat dengesi bozuluyor. gel sen bu ürünü yurt dışından alma. illa alacam diyorsan ben seni caydırmak için abartı vergi koyarım. yurt dışından alma yurt içinden al.

peki diyorsun. devletime milletime zeval gelmesin. 10 dolar temuya gitmesin 30 dolara yurt içinde bizden biri olan gobel pazarlamaya gitsin. peki gobel pazarlama bu ürünü kendimi üretti? yoo o da gitti temudan aldı. ben ne anladım bu işten?

ek olarak gobel pazarlama temunun 10 dolara ürettiği ürünü kendisi 20 dolara üretebiliyor varsayımında bulunalım (bkz: varsayalım ismail). gobelciğim hiçbir şekilde temu ile yarışamıyor. tamam temuya yasak getir, ekstra vergi getir. hepsine kabulüm ama bunu yaparken bireysel tüketiciyle sınırlama. gobel 20 dolara üretirken işçi ücretlerini çinle yarıştırma. ürün 20 dolarsa işçi o ürünü alabilsin. o da yok.

zaten içinde bulunduğumuz sistemde her ürünü kendin üretemezsin. kapalı ekonomilerde yaşamıyoruz. ithal ikameci üretim modeli yok artık. samanı bulgardan al, eti sırptan al, nohutu kanadadan al sonra mamudo gurban temudan ucuza don bulmuş, ona çök hemen.
devamını gör...

sokak röportajları.
devamını gör...

dedemin babası da annesi de hayattaydı benim ergenliğimde. hep derlerdi ki "biz birlikte ölcez, el ele gitcez öbür tarafa" diye. günlerden bir gün sabaha karşı büyük ninem uyandırıyor bizim büyük dedeyi ve "hacı ben gidiyorum, hadi gel sen de" diye davet ediyor. bizim dede "sen git ben gelmeyecem" diyip reddediyor karısının ölüm davetini.* düşününce baya kadın anlamış, hissetmiş öleceğini. bunu hissediyor muyuz acaba diye düşünsem de zaman zaman sanırım o gün gelene kadar öğrenemeyeceğim, nasıl bi his tatmadan bilemeyeceğim.
devamını gör...

israil - üçüncü dünya savaşı - su savaşları ve yastık savaşları dortgeninde sayın bakanın bakanlık yaptığı kişiler güney bölgemizi ona buna peşkeş çektiği için bize ugramayacak savaştır.

yani mecliste biri çıkıp kürdistan'ın sularını kürdistan halkına satıyormuşuz diye bir şeyler sıçıyor ve kimse ses çıkarmıyor. o günler gelene kadaaar... bizim böyle bir derdimiz olmayacak gibi. zaten yeraltı suları çekilmiş, akarsular yabancı şirketlerin siyanürü ile zehirlenmiş memleketin dört bir tarafı bir fiil işgal edilmiş içeride ve dışarıda hai... neyse önemli değil. ver zammı bakanım fazla takma bunları kafana.
devamını gör...

(bkz: dere otu)
(bkz: maydonoz)
(bkz: tarçın)
(bkz: kişniş)
devamını gör...

muazzamdır ve çok severim…
devamını gör...

fransız marka. modayı “giyilebilir sanat” olarak ele alıyorlar. abartılı formlar, heykelsi silüetler ve tarihsel referansları falan çok şık.
devamını gör...

kırmızı etli yemeğe katılan herhangi bir baharat. köfteye katılan ekmek içi. ben etin baharatlanmasından, soğan ve tuz dışında ilave bir şey eklenmesinden hoşlanmıyorum.

benim için, karabiber, kimyon, tatlı kırmızı biber, kekik vs sebze bazlı yemekler ve tavuk için kullanılan baharatlar.
devamını gör...

insana ölmeyi öğreten, aslında yaşamayı öğretiyordur.*
devamını gör...

bazı şarkıları iyiki dizilerde çalıyorlar ve hatta o diziyi çeken yazan kimse iyiki o şarkıyı biliyor..

şimdi dinledim, (bkz: alef) 2. sezon final bölümünde.. sanki şarkıyı dinlerken hikaye şekillenmiş de satır satır akmış gelmiş gibi..

"bizler tanrı'nın kırık hayalleri"
devamını gör...

ahh o kökünden kesilesi saçlar...

başka bir ülkede olsa teröre destek vermekten bunları içeri atarlar. erkek fatma tıraşı yapıp hapishane tulumuyla kelepçeli hallerini servis ederler.. kadın da olsa teröre destek suçtur. pyd/ypg/pkk/pjak a destek vermek tutuklanmak için yeterli sebep.
devamını gör...

insan gibi yaşamamıza izin vermedikleri gibi ecelimizle ölmemize bile izin vermiyorlar.
buna da sesimizi çıkartmamamızı bekliyorlar.

gerçekten şaka gibi, keşke korkunç bir şakadan ibaret olsaydı.
devamını gör...

mutlu yılları olsun.
devamını gör...

biri size yarın öleceğinizi söylese, yemeden içmeden kesilirsiniz kardeşim…
devamını gör...

birisi gülüp eğlenirken diğeri sabahı zor ediyor
devamını gör...

valhalla'nın kargası
devamını gör...

bu da hakaret etmeden eleştiremiyor mu?
devamını gör...

vermek istiyorum. ama uygulamaya koyamıyorum. çünkü vücut şeklim şu an tam istediğim şekilde, bunu bozmak istemiyorum. sadece göbek bölgesinden kilo verecek şekilde ayarlayabilsem keşke.
devamını gör...

bu ülkede kadınlar öldürülüyor..
yanlış anlaşılmasın! “ölüyor” değil, öldürülüyor..
genellikle en yakınları tarafından..
eşi, eski eşi, sevgilisi, ayrıldığı adam, “benimsin” diyen biri tarafından..
fail çoğu zaman tanıdık, gerekçe çoğu zaman tanıdık..
ayrılmak istemek, boşanmak, reddetmek, kendi hayatını seçmek..
sonra haber dili devreye giriyor..
“cinnet getirdi.”
“tartışma çıktı.”
“iyi hal indirimi uygulandı.”
bir kadın daha istatistiğe dönüşüyor..

kadın cinayetleri, sadece kadınların değil, toplumun tüm bireylerinin yaşam alanını zehirliyor.. kadınların gündelik hayatlarında güvenli olması gerektiği gerçeği, ne yazık ki hâlâ birçok kadın için privilege (ayrıcalık) olmaktan öteye geçemiyor..
bu mesele sadece sayılarla değil, canlı hayatlarla konuşulmalı
her kayıp, geri döndürülmez bir zamandır.. çocuklar, kardeşler, anneler, arkadaşlar… ardında bıraktıkları acılar, yok sayılamayacak kadar derin..
bir çocuk daha “annem yok artık” cümlesiyle büyüyor..
türkiye’de kadın cinayetleri bireysel değil, sistematik..
koruma kararı olan kadınlar öldürülüyor..
şikâyet eden kadınlar öldürülüyor..
defalarca “ölürüm” diyen kadınlar, gerçekten öldürülüyor..
ama suç çoğu zaman failde kalmıyor..
kıyafeti sorgulanıyor..
geçmişi didikleniyor..
“niye ayrılmak istedi?” diye soruluyor..
kimse “niye öldürdün?” sorusunu yeterince yüksek sesle sormuyor..

türkiye’de yasalar var.. 6284 var.. sorun şurada başlıyor.. uygulanmıyor!!
uzaklaştırma kararları çoğu zaman kâğıt parçası..
elektronik kelepçe ya geç takılıyor ya hiç takılmıyor..
“bir şey olursa gel” denilen kadın, bir şey olduktan sonra zaten gelemiyor..
-koruma kararları anında, istisnasız, denetimli uygulanmalı..
risk değerlendirmesi “erkek beyanı”na değil, kadının geçmiş şikâyetlerine göre yapılmalı..

“aile” kutsal değil, hayat kutsal
türkiye’de kadın cinayetlerinin büyük kısmı “aile içi” diye geçiyor..
bu tanım masum değil.. yaptığı tek şey şu.. “karışmayalım”
oysa şiddet, kapalı kapılar ardında daha da cesaretleniyor..
“aile birliği” söylemi, şiddeti örtmenin bahanesi olmaktan çıkarılmalı..
devletin refleksi barıştırmak değil, ayırmak ve korumak olmalı..

“iyi hal”, “tahrik”, “pişmanım”
bu kelimeler türkiye’de kadınların mezar taşına kazınıyor..
kravat taktı diye indirim
“seviyordum” dedi diye hafifletme
“anlık öfke” diye aklama
kadın cinayetlerinde indirimler kaldırılmalı..
failin psikolojisi değil, kadının hayatı merkeze alınmalı..

ve ileriye dönük olarak da tabiki toplumun diğer kanayan yarası eğitim.. geç kalınmış ve bir toplum için asla vazgeçilmemesi gereken en büyük insan haklarından biri.. okulda başlar, evde pekişir, sokakta görünür olur..
erkek çocuklara “sahip olmak” değil, sınır öğretilmeli..
kız çocuklara “idare etmek” değil, hayır deme hakkı öğretilmeli..

bir ülkede kadınlar
ayrılmak istediği için,
yaşamak istediği için,
kendi hayatını seçtiği için öldürülüyorsa…
orada sorun kadınlarda değildir.
orada sorun düzenin kendisindedir..

kadınlar ölmek istemiyor..
sadece yaşamak istiyor..
bu kadar basit..
bu kadar ağır..
devamını gör...

bunun sonu acıklı olur.
çünkü terörizmin kan ve dehşetten başka bir amacı yoktur.
gerçek tablo şu: özgürlük savaşçıları değil, teröristler...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
video link: x.com/mustafasejari/status/...
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim