zaman tüneli

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

85e giyiyorum
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

iki galatasaray efsanesinin fransız as monaco fc takımına attıkları birer adet duran toptan oluşan gollerin kıyaslanmasıdır.

belirtmek isterim ki galatsaray formasıyla atılmış iki adet güzide goldür.

(bkz: galatasaray)
devamını gör...

ağzı doluyken konuşmaması gerektiğini bilmeyenlerden.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

doğum gününüz kutlu olsunn.
devamını gör...

meme kaplarında göğüs kısmının büyüklüğünü ifade eder
abcdef diye gidiyor
devamını gör...

düzeltme işaretidir ve doğru kullanımı çok önemlidir.

şapkalı a'nın karşılık geldiği sesi telaffuz edemeyen bir fabrika sahibi, herkesin içinde yaptığı konuşmada

- karımı işçilerimle paylaşıyorum

demiştir. halbuki adamcağız kâr demek istiyormuş.
devamını gör...

kültür dediğimiz kuşaktan kuşağa aktarılır ve bu aktarım yaşanırken evrim geçirir. sadece aile yapmaz bunu, eğitim sistemi dahil toplumun tümü rol oynar.

bugün almanya'da ve diğer ab ülkelerinde neredeyse 40 yıl çalışıp emekli olmuş insanların üç kuruş maaş artı biraz sosyal yardım almalarına geçinmekte güçlük çekmeleri ve buna rağmen gururlarına yediremedikleri için kötü şeyler yapmamaları, gıda ve giyim konusunda ücretsiz, uygun fiyatlı, hatta ikinci el mallara yönelmeleri; geri dönüşümü az da olsa para kazandıran çöpleri toplayarak ek gelir peşinde koşmaları ile bu ülkelere sonradan göçüp neredeyse bu insanlar kadar sosyal yardım alanların, dil ve iş kurslarına katılsa da katılmasa da çalışmaktan kaçınıp kriminal faaliyetlere girişmeleri sadece ahlakla, ekonomiyle, o anki insanların dünya görüşüyle ilgili değil. bu bir süreçle oluşturulur.

o avrupa'daki medeni insanlar topraktan bitmediler, üç günde ortaya çıkmadılar, uzaylılar tarafından getirilmediler. 19. yy'da tüm avrupa ülkeleri kendi taşralılarını, kente geldikten sonra sırtlarından sopayı eksik etmeyerek medenileştirdi. özellikle 1850-1950 arası yüz yıllık süreçte... sonra meydana "yav biz bunları yaptık ama yanlıştı, bundan sonra her kültürü olduğu gibi kabul edelim, kimseyi zorla ya da güzellikle modernleştirmeyelim" diyen ibibikler çıktı ve olaylar gelişti. en sonunda ortaya, kendi halkına davar gibi davranan çin hc'yi övüp, geçmişte çok daha azını yapan batı'yı yerin dibine sokup ırkçılıkla suçlayan dalyapraklar çıktı.

sonuç: ciddiyeti severim, disipline hayranım.

o modernleşme dönemini canlı yaşayan ziya paşa da güzel söylemişti: nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.
devamını gör...

atanmış olarak kutu gibi evimde huzurum yerinde şekilde yaşıyor olmak, amin.
devamını gör...

şehir hattından çektiğim kabloyla ısıttığım sobanın sıcaklığı ile tüm herkesi selamlıyorum
devamını gör...

hiç çağırmıyosunuz
ayıb
devamını gör...

en az 20 sant…
pardon yanlış hesaptan yazmışım
devamını gör...

yine ve yeniden mevcut konumu ve durumu korumak.
devamını gör...

fakirin hayatta kalmak için icat ettiği bir avuntu
devamını gör...

bir tanımından yakalamıştır beni mesela.
ya da güldürmüştür.
politik dili bam telime basmıyordur.
elimde libidom kimi takibe alayım bugün diye gelmiyorum buraya.
efendiliği , hanımefendiliği daha önemli cinsiyetinden.
devamını gör...

teşekkür etme eylemidir.bazen insanlara fakat çoğunlukla yaratıcıya edilen teşekkürdür. yaratıcınıza teşekkür etmeyi unutmayınız.
devamını gör...

dgko.
devamını gör...

#3867115
nil daha sonra özür dilemiş, neşet ertaş ise kendisine yakışanı yaparak olayı hiç uzatmamıştır.

başlığa gelirsek. son dönem türk dizilerini izleyerek hiç birşey öğrenileceğini düşünmüyorum.
devamını gör...

afet hanım, kafasını kaldırıp peron numaralarını okumaya başladı. evet doğru peronda duruyordu. eşiyle ayrıldıktan sonra felsefe öğretmenliği yaparak okuttuğu, üniversiteye gönderdiği kızını bekliyordu.

birkaç dakika sonra otobüs göründü. otobüs yaklaştı, perona girdi ve durdu. kapı açılınca başta muavin olarak yolcular inmeye başladılar. sevinç ve heyecanla kızını beklerken bir anda dona kaldı. kızının başı örtülüydü. onlarca ihtimal geçti aklından. kızı hızlı adımlar ve mütebessim bir yüzle ona koştu. ellerine sarıldı, öptü ve kucakladı. o da sarıldı.

bir anda adet olarak sorulması gereken her şeyi unutmuştu. kızı yağmur başladı konuşmaya:
-nasılsın anne?
- iyiyim kızım teşekkür ederim sen nasılsın yolculuk nasıl geçti?
bu soruları sorarken aklı sadece kızının başındaki örtüdeydi. kendisi henüz 20 yaşında ateist olmuştu. kızını da yıllarca çağdaş bir şekilde yetiştirmeye çalışmıştı. aslında son aylarda bir gariplik seziyordu ama yine de yaşadığı şok büyüktü. şimdi bu halde görünce biraz da korkmuştu. bavulu alıp eve gittiler. yol boyunca hiç konuşmadılar. eve gelince artık dayanamayıp sordu:
- kızım bu ne hal? ne oldu sana?
- annecim çok güzel bir şey oldu. ben rabbimi ve onun elçisini tanıdım. başımda da onun emrini taşıyorum. sana telefonda yarım yamalak bahsetmek istemedim. beni bağışla.
- kızım ne diyeceğimi bilemiyorum. bunların eski masallar olduğunu sana defalarca anlatmıştım. nasıl olur da inanabilirsin diye hayret ediyorum.
- hayır annecim, din masal değil, evrenin hakikati. hatta zaman ihtiyarladıkça kur'an gençleşiyor. mesela senin kullandığın 'eski masallar' ifadesine benzer bir ifade kur'an'da müşriklerin iddiası olarak geçiyor. yani kur'an-ı kerim eski bir mitoloji değil devam eden bir davanın, hükmü devam eden ilancısı.
- inanamıyorum. benim kızım mı bunları söylüyor? neyse sakinleşmeye çalışıyorum. inancın elbette seni ilgilendirir. ama bu inanç insanı sıkan, sınırlayan bir inanç. seni mutsuz etmesinden korkuyorum.
- hiç endişelenme anneciğim. ben olabilecek en mesud halimdeyim. rabbimi tanıyorum. onun rahmetinin her şeyi kuşattığına inanıyorum. içimde sonsuz bir huzur var.

afet hanım bir süre sustu. sonra konuşmaya başladı:
- hayır izin vermiyorum. tamam istediğin şeye inanabilirsin. ama başını örtmene veya gidiyorsan herhangi bir tarikata, cemaate gitmene izin vermem.
- annecim sen benim adıma hürmete en layık insansın ama allah'ın emrinin olduğu bir konuda seni dinleyemem.
- nasıl yani? sana verdiğim onca emeği inkâr mı ediyorsun?
- hayır, asla. imanımla çelişmeyen her emrini yerine getiririm ve sana da ömrümün sonuna kadar bakarım.
- nankörsün.
- hayır anne! ben senin bana karşı şefkatini ve ikramlarını inkar etmiyorum. bunlar için teşekkür de ederim. ama seni ve beni yaratan, senin kalbine bana karşı şefkati yerleştiren rabbime nankörlük edemem.
- o şefkati biri vermedi. biyolojik süreçlerle oluştu.

yağmur, birden gülümsedi.

- annecim biyolojik süreçler böyle hikmetli ve rahmetli işleri yapamazlar. şuursuz maddelerden bu kadar hikmetli işlerin çıkması mümkün değil. bu işleri yapan perde arkasında biri var. beni her an binlerce rahmet tecellisiyle yaşatan biri var. ve ben "o"na şükür ediyorum.
- ne yani sebep-sonuç ilişkilerini de mi inkâr ediyorsun?
- bir bakıma evet. bir bakıma hayır. doğru, allah bu kâinata bazı adetler koymuştur. ama sonuçları yaratan kendisidir. anne sen daha iyi bilirsin zaman da bir boyuttur değil mi? peki şu andaki maddeleri bir sonraki ana taşıyan şey ne? nasıl uzayda ki boyutların bir sebebi varsa zamanın da bir sebebi olmalı. her an her şey yeniden yaratılır. sadece biz akışın içinde olduğumuz için farkında değiliz.

afet hanım söyleyecek bir şey bulamadı. kızının aklı başında tavrı ve cümleleri onu etkilemişti. sonra konuşmaya başladı:
- neyse sen duş al, üstünü değiştir. ben de biraz dinleneceğim.

odasına gitti. kızının söyledikleri aklından gitmiyordu. birden gözüne fotoğraf makinesi ilişti. birkaç yıldır doğa fotoğrafları çekmeye başlamıştı. manzaralara büyük bir hayranlık duyuyordu. ara sıra bu manzaraları verdiği için bir güce teşekkür etmek istediğini hatırladı. doğa'nın ne manzaraları hediye edecek kadar düşünceli ne de teşekkürü anlayacak kadar bilinçli olmadığına hayıflandı. kızının teşekkür ve şükür hakkında söylediklerini düşündü. kalktı kızının el çantasını açtı. orada ismini daha önce duyduğu "bediüzzaman said nursi"nin yazdığı "tabiat risalesi"ni gördü. açıp okumaya başladı.

( şükür risalesini okurken aklıma gelen bir hikaye. tabi hikaye hayali ama bazı hakikatlerin anlaşılmasına bir mirsad-ı tefekkür olabilir diye kaleme aldım.)
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim