zaman tüneli

indirim
iltifat *
mücevher
devamını gör...

"onun da mı mühendisliği varmış?"
devamını gör...

anlaşılan popüler birisi- birileri. haklarında 70 entry var. yetmiş. madem bu kızlar bu kadar popüler, kitap kulüpleri niye üç-beş kişi?
devamını gör...

konu çok dağılmış..
71 yaşındaki s.a. ile 40 yaşındaki bir erkekle ilişkisi: tamam.
şarkıcı s.a.’nın veteriner bir erkekle ilişkisi: tamam.
ama bu haliyle konunun sıklet merkezini, yani neye dikkat etmem gerektiğini anlamadım.

hristiyan ismail’den bağımsız olarak haber (muhtemelen asıl kaynakta) o kadar damdan düşer gibi verilmiş ki, okuyucunun dikkatini dağıtan başka detaylar da verilmiş.

“iş yerinde sorun yaşıyormuş”.. işe gitmemek nedeniyle sorun yaşıyorsa o bir sene sürmez, 10 günde koyarlar kapıya.
iş yeri kendisininse yanına bir tane genç veteriner alır, sorun biter.

“artık ne oluyorsa bir senedir” lafı da manidar. “iki ay eve kapandılar” deseler anlarım da en kudretli adam bile bir sene eve kapanmaya kalkarsa kemik veremi olur, allah esirgesin.. iliği kurur.

yani ilk akla gelen şey o değildir, başka bir şey yapıyorlardır. belki küçük küçük dünya turu yapıyorlardır.
devamını gör...

sabun yapan kavgacı bi adam oynuyor.
devamını gör...

taş. çakıl taşı, kaldırım taşı, ponza taşı. takılıp düşerler.
devamını gör...

sümüğünü tablete sürerken skibidi toilet izlemek. gerçi onun modası geçti minecraft, süper bear adventure, pkxd, filan oynayıp videosunu izlemekten.
yediklerini içtiklerini saymıyorum bile hep hormonlu ve paketli gıda.
devamını gör...

god is an astronaut'un 2005 yılında çıkardığı albüm, albüme adını veren parça.
post-rock nedir? sorusunun binlerce cevabından biridir bu şarkı. beni post-rock ile tanıştıran, içine çeken, sürükleyen. kararan, ışıldayan, yavaşlayan ve hızlanan bir şeydir.

devamını gör...

vallahi de billahi de
normalsozluk

haftaya dönem başlıyor hoş. mecbur bırakılacak.
devamını gör...

vermeyince mabud, neylesin sultan mahmut...
devamını gör...

" mutluluk daha sonrası içindi,
öteki dünyadaydı.
"

sf/ 92

okurken bazı satırlarında burnumun direğinin sızladığı jean louis fournier imzalı eser; özgün adı ma mère du nord olan kitap 2015 yılında yayınlanmıştır.

eser, dilimize ise aysel bora tarafından çevrilmiştir.

yazarın asla kimseyi öldürmedi benim babam, nereye gidiyoruz baba, bekleyecek vaktim kalmadı artık, tek yalnız ben değilim (kitap) ve dul (kitap) eserlerinden sonra okuduğum son kitabı bu oldu.

yazarı kişisel hayatından önemli ölçüde izler barındıran bu kitaplarından dolayı biraz olsun tanıdığıma inanıyorum, doktor ve alkolik babası, iki engelli çocuğu, ölen eşini ve şimdi de annesini biraz olsun tanıyor, hissediyorum.

kuzeyli annem derken aslında annesinin kuzeyli olmasından ziyade, soğuk, katı, ciddi ve mesafeli bir insan olduğunu vurguluyor yazar, bunu belirtmekte fayda var.

anne ve babasının tanışma zamanlarından, annesinin öldüğü zamana kadar olan zamanı, anıları, annesini, ailesini, alkolik ve doktor olan babasını, kendisini, hayatın trajik yanlarını mizah sosuna batırarak anlatıyor her zamanki gibi.

annesi bu doktor gence kolayca ısınmış ve evleniyorlar, yazar dünyaya geliyor, kardeşleri, yıllar sonra da kız kardeşi catherine doğuyor, babasının 2 farklı kişiliği olduğu görülüyor, bazen bir fırtına gibi, bazen bir güneş, annesi ise yanlış bir evlilik yaptığını geç anlıyor, bu evliliğe çocukları için katlanıyor.

annesi hem çok saf, hem de kendine özgün bir kadın, kendini geliştirmiş bir insan olduğu hissediliyor, kuzeyli olsa da çocuklarını seviyor, bazen ise kocasının ölümünü dilediği zamanları oluyor,
tanrı dileğini duymuş olmalı...

kuzeyli annenin yaşlanması ile kitabımızın sonlarına doğru yaklaşıyoruz.

şimdi ise kitap hakkında kişisel fikirlerime geçmek istiyorum;

yas tutma eyleminin bir ömür sürebileceğini düşündüren bir kitaptı benim için, üzerinden kaç yıl geçerse geçsin acı eskimezdi, insana hiçbir şey en sevdiği insanın mezarı kadar acı veremezdi...

4 ay önce annemi kaybettiğim için okurken beni etkileyen bir kitaptı, insan annesinin, babasının, sevdiği bir insanın ya da canlının değerini onu yitirdikten sonra anlayabiliyor, yaşarken de anlamış olsan da bu yok oluş daima canını yakıyor, özellikle de keşkeler, yarım kalan hayaller, kitabı okurken bu hisse de kapılabiliyor insan.

yazarın anlatımını her zamanki gibi iyi ve etkileyici buldum, acı çekerken güldürmeyi de ihmâl etmiyor yine de, annesini ne kadar özlediğini anlatmak için yazmış aslında bu kitabı, sonsuz bir sevginin edebî yansıması niteliğinde bir eser olduğu da söylenebilir biraz da.

yazar bu kitabını annesi için yazmış iken ben de bu tanımı canım anneme ithaf ediyorum,
sen kuzeyli değildin, ellerin, gülüşün güneşten de sıcaktı canım annem...

seni ne kadar özlediğimi bilemezsin...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


annem mesafeli ve ketumdu.
ne kendisinden bahsetmekten, ne de başkalarının kendisinden bahsetmesinden hoşlanırdı. hiçbir zaman başrolde olmamıştı, neden bir kitabın başlığı olsundu ki?

ailesinde başrol annesinindi; evde babamın; babamın ölümün­ den sonra biraz da ben başrolde oldum. en büyük çocuktum, onu az üzmedim ama belki de en sevdiği çocuğu bendim.


bir gün ben otuz beş yaşıma girdim, bu bana tuhaf geldi, an­nemin yaşındaydım.
insanların yaşıyla her zaman sorunum olmuştur. zamanın sa­dece geçtiğini, durmadığını unutuyorum, insan ancak sonradan, bıraktığı izlerden anlıyor zamanı.


mutluluk daha sonrası içindi,
öteki dünyadaydı.


cennete inanmazdı, mutluluğa inanırdı.

annem dünyayı anlamaya çalışmaya devam ediyordu. merak duygusunun ateşi daima harlıydı, alevi bizi aydınlatmak için her an yeniden parlamaya hazırdı.


bunları onu yeniden yaşatmak için yazdığımı anlayabilecek mi?
çünkü onu özlediğimi.

kız kardeşimin kocası bana haber verdiğinde, annemin acı çekip çekmediğini sordum.
acı çekmemiş.
acı çekecek olan bizlerdik...


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dayak şart dayak.
bu pedagoglar bizi bitirdi. çocuk ailesinden korkacak.
ama maşallah şimdi yeni nesil ebeveynler çocuklarından korkuyor.
devamını gör...

ikisinden de anlayan bir kadın ballı lokma tatlısıdır.

ikisinin de iyi tüketicisiyimdir.
kanıt isteyene kanıt.
cümlelerim ve basenlerim.

yakşamlar.
devamını gör...

bakir kardeşlerime duyuru. hiçbir kadın böyle bir söz söylemez. libidosu yüksek olan da bunu dillendirmez sadece yaşar. sana gelince ne kadar haşmetli ve cinsellik açısından zirvede bir erkek olursan ol, bir noktadan sonra sana sadece muhteşem seks sunan kadından sıkılırsın. insan yalnız etten, kemikten, hayvani hislerden oluşan bir varlık değil. aslında neye ihtiyacın olduğunu, işin bittiğinde o kadının yanından köpek leşinden uzaklaşır gibi uzaklaşmak istemenden anlayabilirsin. sarılıp uyuyacağın, temiz, iyi huylu, yaşınıza denk kadınlar bulun ve belli vasıflara sahip olduğunu görüyorsanız, kendinize de güveniyorsanız evlenin.
devamını gör...

iki ihtimal var ya ailesi iyi çocuk berbat bu durumda aile de üzülür çocuğa kızar ben seni böyle mi yetiştirdim vs ya da ailesi de çocuk da bozuk ailesi çocuğun pisliğini örter ya da çocuğu motive eder kötülük ve zorbalık için hadi yaparsın arkandayım falan ikinci durumda ailesine de laf atmak ve küfür etmek kendini savunmak için uygundur.
devamını gör...

-insanlar:

anlayışsızlıklarından, iki yüzlülüklerinden, saçmalıklarından, yıpratıcı ilişkilerinden, kurnazlığa oynamalarından cidden yoruldum.


-hayal kırıklığı:

bir şeyde çabalayıp sonunda hüsrana uğramaktan yoruldum.


-insanı germekten başka bir işe yaramayan, sürekli diken üstündeymişsin hissi veren ve çoğu zaman senin elinde olmadan gerçekleşen düşünceler.



bonus: bu ülkede genç bir birey olmaktan.
devamını gör...

adamın biri derenin içinde bi yüzük bulur ve olaylar gelişir.
devamını gör...

instagramından ''özel abonelik'' açmış sunucu. aylık seksenliya abonelik yaptıranlara pek özel paylaşımlar yapacakmış.

kırkından sonra azana ne olurdu ece? yavaşşşş... bu yaştaki kadına abonelik ödeyen aboneye de ne diyim... hoşt diyim. evet.

ünlü sunucu ece erken sosyal medya hesabından abonelere özel içerik üretme kararı aldı. kısa sürede takipçi sayısı artan erken'in kazanacağı ücret dudak uçuklattı.
buradan
devamını gör...

zaten sokaklarda doğru düzgün hayvan bırakmadılar ki daha türlerinin yok olmasını mı istiyorsunuz bu köpeklerin ben anlamadım.
ulan sokakta bir tane sevecek köpek bulamıyorum. vallahi daha geçen gün arkadaşıma söylüyordum ne zamandır köpek sevemedim diye.
ben istiyorum sokaklarda köpek ya.
insanların bu hayvanlara doğaya ve birbirlerine olan nefreti neden çığ gibi büyüyor gerçekten anlayamıyorum.
devamını gör...

yanığa iyi geliyomuş
dhdfjf
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim