zaman tüneli
yanlış anlaşılmak
acaba beni yanlış anladı mı diye çekinip kendini açıklama hissiyatı içindeysen ve kendini tam anlatmaya çalışıyorsan orada durmayacaksın.
devamını gör...
yanlış anlaşılmak
yanlış anlaşılmıyorsun. insanlar işine geleni anlıyor.
ekseriyetle böyle.
ekseriyetle böyle.
devamını gör...
köfteci yusuf
köftesini beğenmiyorum lastik gibi. döneri ilk çıktığı sıralar iyi idi ama son yediğimde beğenmedim çok sinirliydi.sucuk idare eder.
bonfile fiyat performans, denenebilir.
ekmek kadayıfı için gidilir.
cep dostu daha ne olsun. şubeleşmese millet ete hasret kalır.
bonfile fiyat performans, denenebilir.
ekmek kadayıfı için gidilir.
cep dostu daha ne olsun. şubeleşmese millet ete hasret kalır.
devamını gör...
sen bana mı oynuyorsun koçum
ne? ağzından mı öpmüş?!?
devamını gör...
mutlaka okuyun dediğiniz kitaplar
agent provocateur 26 kataloğu
bol resimli
bol resimli
devamını gör...
mutlaka okuyun dediğiniz kitaplar
9 numaralı otobüsle cennete.
çok sevdiğim bir kitaptır.
çok sevdiğim bir kitaptır.
devamını gör...
geceye bir osuruk bırak
bulunduğunuz yerde bırakın ihtiyacı olan alsın
devamını gör...
evrenin yaşı
yaklaşık 13.8 milyar yıl olan.
hesaplama mantığı basit ama sonlara doğru süreç biraz karmaşıklaşıyor.
başlangıç noktası zaman = yol / hız formülü. neden? çünkü galaksilerin birbirinden uzaklaştığını 1920'lerden bu yana biliyoruz. uzaklaştıklarına göre birer hıza sahip olduklarını da biliyoruz. o zaman bu hızı ve uzaklıkları bilirsek, bu formülle zamanı hesaplayabiliriz demektir.
uzaklığı nasıl hesaplarız?
bu iş için kullandığımız bazı gök cisimleri var. bunlardan biri süpernovalar, diğeri astronomide adına standart mumlar dediğimiz, sefeid değişen yıldızları. diyelim ki sefeidleri kullanacağız. uzaklaşan bir galaksi içerisinde bunlardan varsa şöyle yapıyoruz; bunlara değişen yıldızlar denmesinin nedeni, parlaklıklarının sabit olmaması. bu yıldızların parlaklıklarının artış ve azalış dönemlerini gözlemliyoruz. bu artıp azalmalar, oldukça düzenli şekilde gerçekleşiyor. bu gözlemler sonucunda parlaklığın ne kadar zamanda bir pik ve dip yaptığını çıkarabiliyoruz. bu değere periyot (p) diyoruz.
p'yi bulduktan sonra bunların mutlak parlaklık, yani gerçek parlaklık değerlerini buluyoruz. bunu da bulduktan sonra bu kez görünür parlaklık değerini buluyoruz. tüm bunların basit formülleri var ama o detaylara girmeyeceğim. bu değerlerin tek yerde toplandığı, uzaklığı da içeren bir formül var. hepsini burada yerlerine koyarak uzaklığı bulmuş oluyoruz.
hız hesabına bakalım şimdi de.
hızı hesaplama yönteminin arkasında kırmızıya kayma olayı var. ışık bir elektromanyetik dalgadır. renklerine bağlı olarak belirli dalga boyu değerlerine sahiptir. şuna bakalım:

görsel buradan alıntı
en üstteki eğriye bakın. sol tarafta epey sıkışık hâlde ama sağa doğru gittikçe açılıp genişliyor. bu çizgi, dalga boyunun bir temsili. soldaki mavi taraftan sağdaki kırmızı tarafa doğru dalga boyunun büyüdüğünü ve enerjinin aynı yöne doğru gidildikçe azaldığını gösteriyor. yani mesela mavi ışık bir nedenden ötürü enerji kaybına uğrayacak olsaydı, enerji kaybettikçe kırmızıya doğru bir renk değişikliği görecektik bunda. bu durumda bu mavi ışığın kırmızıya kaydığını söyleyecektik. bu duruma rastladığımız bir başka yer de uzaklaşan veya yaklaşan cisimlerin var olduğu yerler. mesela bir galaksi bize doğru yaklaşınca, aradaki ışığın elektromanyetik dalgaları gittikçe sıkışıyor gibi düşünebilirsiniz. bu durumda frekansı ve enerjisi artar. bu da maviye kayma olarak adlandırılır. tersi durumda, galaksi uzaklaşırken dalgalar iyice açılıp yayılır. enerjisi ve frekansı azalır. bu da kırmızıya kaymadır. galaksilerin uzaklaştığını ve evrenin genişlediğini buradan biliyoruz.
hızı hesaplamak için ihtiyaç duyduğumuz bilgi, "bu galaksi duruyor olsaydı bundan hangi dalga boyunda ışık alırdık" sorusunun cevabıyla "uzaklaşırken hangi dalga boyunda ışık alıyoruz" sorusunun cevabı arasındaki ilişkide gizli. dursaydı hangi dalga boyunda ışık alırdık? nereden bilebiliriz böyle bir şeyin cevabını? şuradan; mesela hidrojen. bu element yıldızların hammaddelerinin en başında geliyor. yani her galakside var. dünya üzerinde bir laboratuvarda, hidrojen gazının içerisinden elektrik akımı geçirirsiniz ve hidrojen atomlarını uyarırsınız. başka yöntemler de var ama bu en basiti. bu sayede ortaya çıkan ışınların dalga boyunu ölçersiniz (nasıl ölçtüğünüze burada girmeyeyim) ve bunu bir galaksiden gelen ışınım içerisindeki hidrojenin dalga boyu ile kıyasladığınız bir formüle yazarsınız. voila! kırmızıya kayma değerini buldunuz. bu değer, yine bir formülde yerine yazılarak doğrudan hız değerine ulaşılabiliyor. görece düşük veya ışık hızına yakın yüksek hızlar için farklı 2 formülü var bu işin.
evet, uzaklığı da hızı da hesapladığımıza göre sıra geldi esas konuya; yaş hesabı.
en başta yazdığım zaman = yol / hız formülünde bunları yerine koyduğunuz zaman ulaşacağınız sayı yaklaşık olarak 14.4 milyar yıl. peki o zaman neden evrenin yaşı yaklaşık 13.8 milyar yıl oluyor?
oluyor, çünkü bu iş bu kadar basit değil. en başta sorun şu; evren sabit bir hızla genişlemiyor. karanlık madde, normal yani baryonik madde, karanlık enerji gibi faktörler giriyor işin içine, çünkü mesela karanlık enerji genişlemeyi hızlandırıcı etki yaparken madde yavaşlatıcı etki yapıyor. genişlemenin hızlı ya da yavaş ilerlemesinde bakılan şey, hangisinin hangi dönemde baskın çıktığı. mesela evren ilk oluştuğu zaman inanılmaz büyük bir hızla genişlerken madde oluşumu başladıkça bu hız gittikçe azaldı. ardından bugünkü formunu alınca bu kez karanlık enerjinin hızlandırma etkisi baskın çıktığı için yeniden bir artış söz konusu oldu ama bu, oluşum anındaki genişleme hızına kıyasla yine de düşük kalıyor. özetle, sabit değil dalgalı bir genişleme hızı söz konusu. bu nedenle göreliliğin ürünü olan friedmann denklemlerini kullanmak zorunda kalıyoruz evrenin yaşını hesaplamak için, çünkü madde ve enerjinin miktarına bağlı olarak hızlanmanın ne oranda olabileceğini ancak bu formül eliyle hesaplayabiliyoruz. bunun sonucunda da karşımıza yaklaşık 13.8 milyar yıl çıkıyor işte.
özellikle son zamanlarda alevlenen "karanlık enerji gerçekten var mı" tartışmalarına belki denk gelmişsinizdir. bunun var olmadığını, hatta karanlık maddenin de var olmadığını iddia eden bilim insanları var. bunların yaptığı hesaplamalara bakarsanız evren yaklaşık 26.7 milyar yaşında. neredeyse 2 katı bir sayıdan bahsediyoruz ama bu sayılar, gözlemlerle pek uyuşmuyor. o nedenle pek de yaygın şekilde kabul gördüğünü söyleyemiyoruz.
hesaplama mantığı basit ama sonlara doğru süreç biraz karmaşıklaşıyor.
başlangıç noktası zaman = yol / hız formülü. neden? çünkü galaksilerin birbirinden uzaklaştığını 1920'lerden bu yana biliyoruz. uzaklaştıklarına göre birer hıza sahip olduklarını da biliyoruz. o zaman bu hızı ve uzaklıkları bilirsek, bu formülle zamanı hesaplayabiliriz demektir.
uzaklığı nasıl hesaplarız?
bu iş için kullandığımız bazı gök cisimleri var. bunlardan biri süpernovalar, diğeri astronomide adına standart mumlar dediğimiz, sefeid değişen yıldızları. diyelim ki sefeidleri kullanacağız. uzaklaşan bir galaksi içerisinde bunlardan varsa şöyle yapıyoruz; bunlara değişen yıldızlar denmesinin nedeni, parlaklıklarının sabit olmaması. bu yıldızların parlaklıklarının artış ve azalış dönemlerini gözlemliyoruz. bu artıp azalmalar, oldukça düzenli şekilde gerçekleşiyor. bu gözlemler sonucunda parlaklığın ne kadar zamanda bir pik ve dip yaptığını çıkarabiliyoruz. bu değere periyot (p) diyoruz.
p'yi bulduktan sonra bunların mutlak parlaklık, yani gerçek parlaklık değerlerini buluyoruz. bunu da bulduktan sonra bu kez görünür parlaklık değerini buluyoruz. tüm bunların basit formülleri var ama o detaylara girmeyeceğim. bu değerlerin tek yerde toplandığı, uzaklığı da içeren bir formül var. hepsini burada yerlerine koyarak uzaklığı bulmuş oluyoruz.
hız hesabına bakalım şimdi de.
hızı hesaplama yönteminin arkasında kırmızıya kayma olayı var. ışık bir elektromanyetik dalgadır. renklerine bağlı olarak belirli dalga boyu değerlerine sahiptir. şuna bakalım:

görsel buradan alıntı
en üstteki eğriye bakın. sol tarafta epey sıkışık hâlde ama sağa doğru gittikçe açılıp genişliyor. bu çizgi, dalga boyunun bir temsili. soldaki mavi taraftan sağdaki kırmızı tarafa doğru dalga boyunun büyüdüğünü ve enerjinin aynı yöne doğru gidildikçe azaldığını gösteriyor. yani mesela mavi ışık bir nedenden ötürü enerji kaybına uğrayacak olsaydı, enerji kaybettikçe kırmızıya doğru bir renk değişikliği görecektik bunda. bu durumda bu mavi ışığın kırmızıya kaydığını söyleyecektik. bu duruma rastladığımız bir başka yer de uzaklaşan veya yaklaşan cisimlerin var olduğu yerler. mesela bir galaksi bize doğru yaklaşınca, aradaki ışığın elektromanyetik dalgaları gittikçe sıkışıyor gibi düşünebilirsiniz. bu durumda frekansı ve enerjisi artar. bu da maviye kayma olarak adlandırılır. tersi durumda, galaksi uzaklaşırken dalgalar iyice açılıp yayılır. enerjisi ve frekansı azalır. bu da kırmızıya kaymadır. galaksilerin uzaklaştığını ve evrenin genişlediğini buradan biliyoruz.
hızı hesaplamak için ihtiyaç duyduğumuz bilgi, "bu galaksi duruyor olsaydı bundan hangi dalga boyunda ışık alırdık" sorusunun cevabıyla "uzaklaşırken hangi dalga boyunda ışık alıyoruz" sorusunun cevabı arasındaki ilişkide gizli. dursaydı hangi dalga boyunda ışık alırdık? nereden bilebiliriz böyle bir şeyin cevabını? şuradan; mesela hidrojen. bu element yıldızların hammaddelerinin en başında geliyor. yani her galakside var. dünya üzerinde bir laboratuvarda, hidrojen gazının içerisinden elektrik akımı geçirirsiniz ve hidrojen atomlarını uyarırsınız. başka yöntemler de var ama bu en basiti. bu sayede ortaya çıkan ışınların dalga boyunu ölçersiniz (nasıl ölçtüğünüze burada girmeyeyim) ve bunu bir galaksiden gelen ışınım içerisindeki hidrojenin dalga boyu ile kıyasladığınız bir formüle yazarsınız. voila! kırmızıya kayma değerini buldunuz. bu değer, yine bir formülde yerine yazılarak doğrudan hız değerine ulaşılabiliyor. görece düşük veya ışık hızına yakın yüksek hızlar için farklı 2 formülü var bu işin.
evet, uzaklığı da hızı da hesapladığımıza göre sıra geldi esas konuya; yaş hesabı.
en başta yazdığım zaman = yol / hız formülünde bunları yerine koyduğunuz zaman ulaşacağınız sayı yaklaşık olarak 14.4 milyar yıl. peki o zaman neden evrenin yaşı yaklaşık 13.8 milyar yıl oluyor?
oluyor, çünkü bu iş bu kadar basit değil. en başta sorun şu; evren sabit bir hızla genişlemiyor. karanlık madde, normal yani baryonik madde, karanlık enerji gibi faktörler giriyor işin içine, çünkü mesela karanlık enerji genişlemeyi hızlandırıcı etki yaparken madde yavaşlatıcı etki yapıyor. genişlemenin hızlı ya da yavaş ilerlemesinde bakılan şey, hangisinin hangi dönemde baskın çıktığı. mesela evren ilk oluştuğu zaman inanılmaz büyük bir hızla genişlerken madde oluşumu başladıkça bu hız gittikçe azaldı. ardından bugünkü formunu alınca bu kez karanlık enerjinin hızlandırma etkisi baskın çıktığı için yeniden bir artış söz konusu oldu ama bu, oluşum anındaki genişleme hızına kıyasla yine de düşük kalıyor. özetle, sabit değil dalgalı bir genişleme hızı söz konusu. bu nedenle göreliliğin ürünü olan friedmann denklemlerini kullanmak zorunda kalıyoruz evrenin yaşını hesaplamak için, çünkü madde ve enerjinin miktarına bağlı olarak hızlanmanın ne oranda olabileceğini ancak bu formül eliyle hesaplayabiliyoruz. bunun sonucunda da karşımıza yaklaşık 13.8 milyar yıl çıkıyor işte.
özellikle son zamanlarda alevlenen "karanlık enerji gerçekten var mı" tartışmalarına belki denk gelmişsinizdir. bunun var olmadığını, hatta karanlık maddenin de var olmadığını iddia eden bilim insanları var. bunların yaptığı hesaplamalara bakarsanız evren yaklaşık 26.7 milyar yaşında. neredeyse 2 katı bir sayıdan bahsediyoruz ama bu sayılar, gözlemlerle pek uyuşmuyor. o nedenle pek de yaygın şekilde kabul gördüğünü söyleyemiyoruz.
devamını gör...
pozitif duygu veren hayat dolu kadınlar
yogasını yapmış
tıkalı çakralarını açmış
esnemiş ve gevşemiş kadındır
bizi cennetinde yogacı kadınlara komşu eyle
ya rab
tıkalı çakralarını açmış
esnemiş ve gevşemiş kadındır
bizi cennetinde yogacı kadınlara komşu eyle
ya rab
devamını gör...
yanlış anlaşılmak
bazen acıklama gerektirir:
simdi ozellikle belirtme ihtiyacım var.
yanlıs isler yapmayı dusunmuyorum.
tobe hasa.
ben oyle kendi kendime takılırım.
beni herkes bilir burda.
simdi ozellikle belirtme ihtiyacım var.
yanlıs isler yapmayı dusunmuyorum.
tobe hasa.
ben oyle kendi kendime takılırım.
beni herkes bilir burda.
devamını gör...
fazla naz aşık usandırır
her şeyin fazlası zarar olduğu gibi nazın da fazlası zarar. nazlanmayın demiyorum, işve cilve yapmadan olma kabul de bokunu çıkarmayın hanımlar.
işveli hatunlar eklesin.
işveli hatunlar eklesin.
devamını gör...
fazla naz aşık usandırır
aynen öyle, ne öyle o olmaz, bu olmaz. yok ben hazır değilim falan. seven insan bam bam bam olacak! seven insanlar arasında naz mı olurmuş?
kah çay koy.*
kah çay koy.*
devamını gör...
otobüste engelli gencin kucağına oturan ihtiyar
kendisine yer verilmesini zorunlu zanneden embesil yaşlılar ne zaman yok olacak. gençler size yer vermeye mecbur değil, verirse nezaketen veriyor. aynı parayı veriyorsunuz. gençler ayakta gidecek diye yazılı bir kural yok. oturmak istiyorsan gidip taksiye bineceksin.
gençlere hayatın her evresinde bela olan şu kafadaki ihtiyarlar bir an önce ölsün artık.
gençlere hayatın her evresinde bela olan şu kafadaki ihtiyarlar bir an önce ölsün artık.
devamını gör...
geceye bir türkü bırak
ben yine hemşerim, rahmetliyi bırakıyorum.
devamını gör...
fazla naz aşık usandırır
nazlanacağın birinin olması çok güzel bir şey. o kalpte sözünün bir ederi var. yani kıymetlisin. yani paha biçilmezsin. onun yanında nazlanmaya hakkın var. sitem etmeye, gönlünün alınmasını dilemeye hakkın var. naz çeken aslında diyor ki; "sevgin de baş üstüne sitemin de"
devamını gör...
mutlaka okuyun dediğiniz kitaplar
otostopçunun galaksi rehberi.
devamını gör...



