zaman tüneli
13 mart 2026 fatih karagümrük fenerbahçe maçı
ikinci yarı hakem odasına telefon ulaşır, bu maç 5-1 falan biter içiniz rahat olsun.
devamını gör...
okuduğun kitaptan bir alıntı bırak
çamaşır makinenizin ekranında a1 kodunu görürseniz fişten çekip bir süre bekleyiniz
çok heyecanlıydı.
devamını gör...
13 mart 2026 fatih karagümrük fenerbahçe maçı
yahu normal fenerbahçe bu destek olmasınlar değil 2 ligde kalamaz . ne koydular beaaa
devamını gör...
şu an ihtiyacım var dediğin şey
tanım: eksikliğini sürekli hissettiren maddi veya manevi her şey.
sağlık. sağlığa ihtiyacım var uzun süredir.
sağlık olmayakca ölüm, ölüme ihtiyacım var.
sağlık. sağlığa ihtiyacım var uzun süredir.
sağlık olmayakca ölüm, ölüme ihtiyacım var.
devamını gör...
tansiyon düşmesine iyi gelen şeyler
ayy valla bayılacam
tuzlu ayran içtim, ilaç içtim yok yani geçmiyor.
tuzlu ayran içtim, ilaç içtim yok yani geçmiyor.
devamını gör...
onu hatırlatan küçük detaylar
tanım: metin oktay, on numara.
gerçi bu küçük bir detay olmadı.
gerçi bu küçük bir detay olmadı.
devamını gör...
13 mart 2026 fatih karagümrük fenerbahçe maçı
bu maç için nasıl başlık açılmamış anlamadım. artık fenerbahçe seyircisi şampiyonluk ümidini kaybetti mi yoksa?
maça gelirsek, lig sonuncusu ve düşmesi hemen hemen garanti gibi olan karagümrük 1- 0 önde ve az önce de bana göre penaltı olan pozisyonda hakem devam ettirdi.
maça gelirsek, lig sonuncusu ve düşmesi hemen hemen garanti gibi olan karagümrük 1- 0 önde ve az önce de bana göre penaltı olan pozisyonda hakem devam ettirdi.
devamını gör...
onu hatırlatan küçük detaylar
turuncu ve tonlarından nefret ediyorum. bir huzursuzluk, bir iç sıkıntısı veriyor.
devamını gör...
doktora yapmış çirkin ukala kendini beğenmiş egolu erkek
ağzınıza geleni saydırmışsınız, bize bir şey kalmamış tiplemesi.
okumak cehaleti alır, baki kalan mühim. *
okumak cehaleti alır, baki kalan mühim. *
devamını gör...
cem adrian dinleyip ağlayan erkek
hüzünlenmiştir, cem adriyan da tam hüznüne denk gelmiştir, normaldir yani hali..
nalan orada bir metafor, bir ruh hali.. eğer illa isim uyumu arayacaksak, her ayrılık sonrası spotify’da sevgilimizin ismini aratıp çıkan sonuçlara göre mi hüzünleneceğiz..?
hem cem adrian’ın o bas notaları ciğerine oturursa, nalan değil de sarı gelin bile seni perişan edebilir. evet..
nalan orada bir metafor, bir ruh hali.. eğer illa isim uyumu arayacaksak, her ayrılık sonrası spotify’da sevgilimizin ismini aratıp çıkan sonuçlara göre mi hüzünleneceğiz..?
hem cem adrian’ın o bas notaları ciğerine oturursa, nalan değil de sarı gelin bile seni perişan edebilir. evet..
devamını gör...
doktora yapmış çirkin ukala kendini beğenmiş egolu erkek
ikisi de değil. o doktora nasıl bitiyor, bilmenizi isterdim..
millet doktorayı dandik master’la bir tutuyor. master ne ki? sıfırdan ver kendi mesleğimle ilgili bir konuyu, 2 ayda tezi yazayım.
o tezin yazımı, hocalardan görülen o işkenceler, kaprisler.. tezin kendisinde o kadar bir şey olmuyor da o süreç insanın beynini bitiriyor. iki hoca birbiriyle tartıştı diye savunmaya gireceğim zaman danışmak jüriyi değiştirdi, yeni gelen kadın danışmanımın arkadaşıydı, rahat biter diye düşünüyorum ama hoca tezi şöylece bir dinleyip “tez tamam ama benim hiç katkım olmadı” diye bir dönem uzatma verdi. onun isteklerini yapayım dedim, meğer iki arkadaş o kadar da iyi arkadaş değilmiş. kadın bana “katkı” olarak bir kaç kaynak verip yardımcı oldu (ben öyle sanıyorum), bunları kullandım, 2 ay falan geçti, “savunmaya gireceğiz” diye enstitüye dilekçe vermemizden hemen önce danışmanım dedi ki, “ben o kaynağı yazan hocayla kavgalıyım, onları kullanma, başka kaynaklarda aynı sonuca gidecek bilgiler bul”.. ölür müsün, öldürür müsün.. bunu yaptım, hoca da artık jüriyi bir daha değiştirmedi, doktoram bu şekilde bitti. şehir dışından gelen hocaların uçak biletinden ikramlarına kadar konulara hiç girmiyorum, para olduktan sonra onlar işin en kolay kısmı..
mesela ne oldu.. makale zorunluluğu var diye bulduğum bir dergiye makale yolladım. zaten bir senede yayınlanıyor, atlanacak bir konu değil diye baştan hallettim. hoca tam savunmanım öncesinde “gerçi senin makalen de eksik” dedi, ben “yok, makalem tam” dedim. sen misin, diyen.. “vay efendim ortak makale olmazsa olmaz”.. çünkü hocalar her yıl makaleleri üniversiteye kaydettiriyor, üniversite yök’ten, hoca ise üniversiteden yayım başına belli bir para alıyor. hocalar onun derdinde.. bem artık isyan edince “e hadi savunmaya böyle girelim” dedi.. bunlar master’da olan süreçler değil..
bence onun sinir boşalması bazılarında karaktere bağlı olarak yanlış biçimde tezahür ediyor olabilir.
mesela ben dalış takımlarını sırtımdan çıkarmamıştım, neredeyse solungaçlarım çıkacaktı. denizi bırak, gece vakti baraj gölüne zıpkınla dalıp turna balığı avlıyordum.
millet doktorayı dandik master’la bir tutuyor. master ne ki? sıfırdan ver kendi mesleğimle ilgili bir konuyu, 2 ayda tezi yazayım.
o tezin yazımı, hocalardan görülen o işkenceler, kaprisler.. tezin kendisinde o kadar bir şey olmuyor da o süreç insanın beynini bitiriyor. iki hoca birbiriyle tartıştı diye savunmaya gireceğim zaman danışmak jüriyi değiştirdi, yeni gelen kadın danışmanımın arkadaşıydı, rahat biter diye düşünüyorum ama hoca tezi şöylece bir dinleyip “tez tamam ama benim hiç katkım olmadı” diye bir dönem uzatma verdi. onun isteklerini yapayım dedim, meğer iki arkadaş o kadar da iyi arkadaş değilmiş. kadın bana “katkı” olarak bir kaç kaynak verip yardımcı oldu (ben öyle sanıyorum), bunları kullandım, 2 ay falan geçti, “savunmaya gireceğiz” diye enstitüye dilekçe vermemizden hemen önce danışmanım dedi ki, “ben o kaynağı yazan hocayla kavgalıyım, onları kullanma, başka kaynaklarda aynı sonuca gidecek bilgiler bul”.. ölür müsün, öldürür müsün.. bunu yaptım, hoca da artık jüriyi bir daha değiştirmedi, doktoram bu şekilde bitti. şehir dışından gelen hocaların uçak biletinden ikramlarına kadar konulara hiç girmiyorum, para olduktan sonra onlar işin en kolay kısmı..
mesela ne oldu.. makale zorunluluğu var diye bulduğum bir dergiye makale yolladım. zaten bir senede yayınlanıyor, atlanacak bir konu değil diye baştan hallettim. hoca tam savunmanım öncesinde “gerçi senin makalen de eksik” dedi, ben “yok, makalem tam” dedim. sen misin, diyen.. “vay efendim ortak makale olmazsa olmaz”.. çünkü hocalar her yıl makaleleri üniversiteye kaydettiriyor, üniversite yök’ten, hoca ise üniversiteden yayım başına belli bir para alıyor. hocalar onun derdinde.. bem artık isyan edince “e hadi savunmaya böyle girelim” dedi.. bunlar master’da olan süreçler değil..
bence onun sinir boşalması bazılarında karaktere bağlı olarak yanlış biçimde tezahür ediyor olabilir.
mesela ben dalış takımlarını sırtımdan çıkarmamıştım, neredeyse solungaçlarım çıkacaktı. denizi bırak, gece vakti baraj gölüne zıpkınla dalıp turna balığı avlıyordum.
devamını gör...
tahsilsiz mütevazı saygılı orta tip erkek
görücü usülü evlilik enerjisi verdi.
devamını gör...
yarış atını kesip kavurma yapan vicdansız
aramızdaki mersin büyük olamayan belediyesi çalışanlarını da ortaya çıkarmış olan başlık.
kontrol edeceksin kontrol!
başına dikeceksin o etlerin veterinerini, gıda mühendisini yeter mi?
yetmez onları da kontrol edeceksin.
kontrol etmezsen böyle tarraaak gibi açıklama yaparsın ben de acaba o aşevinde başka neler dönüyor diye merak ederim.
sanki hangisinin ne halt olduğunu bilmiyoruz, siyasallaştırmayacakmışız...
tamam sayın bilmemne yaptığımın evladı siyasallaştırmayız!
kontrol edeceksin kontrol!
başına dikeceksin o etlerin veterinerini, gıda mühendisini yeter mi?
yetmez onları da kontrol edeceksin.
kontrol etmezsen böyle tarraaak gibi açıklama yaparsın ben de acaba o aşevinde başka neler dönüyor diye merak ederim.
sanki hangisinin ne halt olduğunu bilmiyoruz, siyasallaştırmayacakmışız...
tamam sayın bilmemne yaptığımın evladı siyasallaştırmayız!
devamını gör...
okuduğun kitaptan bir alıntı bırak
gönle ya aşk vurur mührünü yada nefret.
(mühr-ü kalp)
(mühr-ü kalp)
devamını gör...
şu an ihtiyacım var dediğin şey
şuan ihtiyacım olan şeylere sahibim ne mutlu bana.. sakin bir akşam.. işler güçler halledildi, mutfak temizlendi, çamaşırlar makinaya atıldı, çocukların ihtiyaçları gözetildi.. tarçının sevgi, ilgi ve maması verildi. geriye sessizlik, kahve ve müzik kaldı. sana da afiyet olsun sözlük.
devamını gör...
kızlar niye siyaset ve futbol ile ilgilenmiyor sorusu
siyaset ve futbolun aynı kefede anılması hem saçmalık hem de bir bakıma haklı bir argüman.
saçmalık şuradan kaynaklı; ideal bir evrende siyaset, vatandaş ile toplum arasındaki tüm ilişkileri düzenleyen ve hayatın nasıl yaşanacağını doğrudan belirleyen bir mekanizma. bu noktada, kapitalizmin neredeyse kelime karşılığı haline gelmiş bir kitle eğlencesi ve avuntusu olan futbolun siyaset gibi bir bilimle aynı cümlede anılması bile absürt.
öte yandan futbolun da, siyasetin de kelli felli, ayrıcalıklı tiplerin çıkarlarına hizmet ediyor olması ve ikisinden de bir pislik akması, onları birbirine çok yakıştırıyor.
ama ben siyasetin ideal haline obsesif bir şekilde takıntılıyım ve bu noktadaki inancımı da asla yitirmiyorum. buradan bakınca siyasetle epey ilgili olmamın yanında futboldan tiksiniyorum ve tamamen gerzekçe buluyorum.
oldu mu sayın erkek bireyler?
saçmalık şuradan kaynaklı; ideal bir evrende siyaset, vatandaş ile toplum arasındaki tüm ilişkileri düzenleyen ve hayatın nasıl yaşanacağını doğrudan belirleyen bir mekanizma. bu noktada, kapitalizmin neredeyse kelime karşılığı haline gelmiş bir kitle eğlencesi ve avuntusu olan futbolun siyaset gibi bir bilimle aynı cümlede anılması bile absürt.
öte yandan futbolun da, siyasetin de kelli felli, ayrıcalıklı tiplerin çıkarlarına hizmet ediyor olması ve ikisinden de bir pislik akması, onları birbirine çok yakıştırıyor.
ama ben siyasetin ideal haline obsesif bir şekilde takıntılıyım ve bu noktadaki inancımı da asla yitirmiyorum. buradan bakınca siyasetle epey ilgili olmamın yanında futboldan tiksiniyorum ve tamamen gerzekçe buluyorum.
oldu mu sayın erkek bireyler?
devamını gör...
tahsilsiz mütevazı saygılı orta tip erkek
tanım: bir erkek tiplemesi.
yok mu şöyle beni tanımlayacak bir şey?
kültürsüz, aptal ve çirkin erkek.
yok mu şöyle beni tanımlayacak bir şey?
kültürsüz, aptal ve çirkin erkek.
devamını gör...
ilber ortaylı
rahmet dilemekten başka elimizden bir şey gelmeyen büyük münevver, tarihçi, bilim adamı.
kendisini özellikle memleketin önemli meselelerinde kendine has verdiği haklı tepkilerle ama illa ki "ben cumhuriyet torunuyum" dediği halleriyle hatırlayacağım ve elimden geldikçe kendisini anlatacağım.
bir yerde 56 kitabı olduğundan bahsediliyordu. bunlar için alınan dersler, yapılan araştırmalar, ingilizce, rusça, almanca gibi alakasız olduğu kadar da öğrenmesi en zor diller, en az iki katı katkıda bulunduğu kitaplar, sayısız çalısmalar ve ayrıca lisans, yüksek lisans, doktora v.b. tezlere verdiği danışmanlıklar jüri üyelikleri, konferanslar, tv programları, yt programları....
yazarken başım döndü...
bu topraklar ve bu cumhuriyet daha çok inalcıklar, ortayĺılar yetiştirir.
kendisinin doğru yönlendirdikleri de onun yolundan gidecektir.
not:
hayatı boyunca 56 kitap okuyamamış beyinsiz ve cahil andavalların diyebileceği hiçbir şey hocanın değerini düşürmeyeceği gibi kendine has parıltısını artırır.
kendisini özellikle memleketin önemli meselelerinde kendine has verdiği haklı tepkilerle ama illa ki "ben cumhuriyet torunuyum" dediği halleriyle hatırlayacağım ve elimden geldikçe kendisini anlatacağım.
bir yerde 56 kitabı olduğundan bahsediliyordu. bunlar için alınan dersler, yapılan araştırmalar, ingilizce, rusça, almanca gibi alakasız olduğu kadar da öğrenmesi en zor diller, en az iki katı katkıda bulunduğu kitaplar, sayısız çalısmalar ve ayrıca lisans, yüksek lisans, doktora v.b. tezlere verdiği danışmanlıklar jüri üyelikleri, konferanslar, tv programları, yt programları....
yazarken başım döndü...
bu topraklar ve bu cumhuriyet daha çok inalcıklar, ortayĺılar yetiştirir.
kendisinin doğru yönlendirdikleri de onun yolundan gidecektir.
not:
hayatı boyunca 56 kitap okuyamamış beyinsiz ve cahil andavalların diyebileceği hiçbir şey hocanın değerini düşürmeyeceği gibi kendine has parıltısını artırır.
devamını gör...

