zaman tüneli

toplumu olumsuz etkileyendir. eskortumsu kadın ordusu yarattılar. bunu deyince incel olmuyoruz durum tespiti. yazın görürsünüz mahallenizdeki aç kadınların otel otel gezdiğini.
devamını gör...

evi çekip çevirecek hamarat türbanlı lazım evet doğrudur. mehrini verdik mi gerisi tamam.
devamını gör...

bu ilişkide benim için tek ve yegane bir sorun var ve o sorun az buz bir şey değil. önce sorunun ne olmadığını açıklayayım.

1- yaş fakından kaynaklanan biyolojik gereksinim farkları: bu tamamen bir abazan yanılgısı. yaşın performansını çok etkilemediği pek çok erkek bildiğim gibi, kadınlar bu konuda o kadar da bağnaz değiller. dramatik bir yaş farkı yoksa, bu durum genç kadınlarca tercih sebebi bile olabiliyor.

2- kuşak farkı ve ilgi alanlarıyla dünyaya dair edinilmiş nosyonların uyuşmaması. daha önce alain delon başlığında yazmıştım. hakikaten heteroseksüel yaşlı erkekler belli bir zaman sonra faşistleşiyorlar. buna ben de dahilim. zira aldığımız terbiye ve eğitimde bizden beklenen görevin tanımıyla, gerçekleştirdiğimiz başarılara rağmen yeterince takdir görmemeniz, üstüne üstlük genç neslin bunun çeyreğini bile yapmamasına rağmen el üzerinde tutulması bizleri faşistleştiriyor. öte yandan genç nesle mensup olup da çok rahat fikir alışverişi yapabileceğiniz, gayet uyumlu, açık fikirli ve zeki genç kızlar var. çoğunlukta değiller ama varlar. dolayısıyla taraflar beklentilerde ve değişen sosyal normlarda ortak bir zemin yakalayabilirse, arkadaş da kalına bilinen, olgun erkek genç kadın ilişkisi mümkün.

3- erkekten kaynaklanan yaş kompleksi. aslında kompleks yaptığın ve yapacağın bir hususa balıklama dalıyorsan, o konudaki eleştirilere de göğüs germelisin. kadının sorun yapmadığı bir hususu sorun yapmak, senin erkeklik egona zarar veriyorsa, gören şahısların kızın mı yeğenin mi diye manalı sorular sorması seni üzüyorsa, yaşına yakın kadın arkadaşlar seçmelisin. buna takılan erkeklerin, o kızla sadece genç bir bedeni arzuladıklarından ve kendilerini hala aynada 20 yaşlarındaki halleriyle gördüklerinden eminim.

gelelim bence esas sorun teşkil eden kısma.

son uzun süreli ilişkim yaklaşık 1 buçuk sene sürdü. benden takriben 15 yaş küçüktü. beni pek çok konuda tolere de etmiştir. sonunda bir şekilde aldatıldığımı düşünüyorum. zira bir adamın döşeğinden kalkıp, instagramda başka adamlarla romantik ilişki pişiriyorsanız, teknik olarak bu, sizi ihanet eden taraf yapar. ama ihaneti benle değil, kendi travmalarıyla alakalıydı. ben olgun erkek genç kadın ilişkisinde kendi tecrübeme göre en büyük problemi söyleyeyim :

siz o insandan karar alırken veya harici durumla göre pozisyon alırken sizin perspektifinizle bakmasını istiyor ve o bakış açısını göstermeyince hayal kırıklığına uğruyorsunuz. oysa ki siz, o kadının yaşında neler düşünüyor ve neler yapıyordunuz ? bir de meseleye bu yönden bakmalısınız. bu olgunluktan ziyade tecrübeye dayalı bir şey. üstelik kadın kişisinin belli hayal kırıklıkları ve deneyimleri yaşamadan, sırf sizin için hayata dair kararları alması, onu kendi kişiliğinden kopartan bir durum. eğer arada dramatik bir hayata bakış farkı yoksa, genç kadın partnerinizin bazı şeyleri yaşarayak öğrenmesi için ona anlayış göstermelisiniz. benim kendi adıma yanlış yaptığımı düşündüğüm husus bu. genç kadın arkadaşıma yaşıtım ve hemcinsim gibi yaklaştım.
devamını gör...

en iyi arkadas kavrami bir yanilgi degil bence. bilakis arkadaslik kavraminin ebeveyn ve akrabalik gibi iliski turlerinden cok daha gercekci oldugunu dusunurum ben. cunku kader aglariyla orulmus bir iliskiden ziyade hur iradeyle tercih edilmis alis veris soz konusudur. acikcasi hayatim boyunca dostum ya da canim cigerim diyebilecegim bir arkadasim olmadi benim, insan iliskilerinin kalici olabilmesi icin belirli bir dengede ve sınırda kalması gerektigine inanirim zira. ama birlikte buyudugum kuzenimden bile halimi daha iyi bilen arkadaslarim da vardir. bu arada insan yas aldikca kendi kabuguna sığınır ve kendine benzeyen, halini arz etmeden anlayan bireylere istemsizce cekilir. cok zor arkadas edinir cikarimi da bu yuzden yanlis anlasilir. zor arkadas edinilmez kısaca, secilerek/ ayiklanarak arkadas edinilir.

kadin/ erkek arkadasliginin anatomisi de hayli farklidir, boyle bir gercegimiz de mevcut hani. erkekler cok kolay arkadas edinebilirken kadinlar bu konuda daha secici davranir. ve gozlemledigim kadariyla iki kadinin arkadasligi bircok dinamitin uzerine kurulur. lakin kadinlarin arkadasligi cok daha gercekci ve paylasim icerir. her alanda birbirlerini tutar/ korur kollarlar. erkekler de bu durum tersine isler gibi. belirli bir standartta al gulum ver gulum de kalmaya daha meyilliler. bunun altindaki neden de bana kalirsa hayatlarindaki oncelik zorunlulugu. erkek maddi manevi tum enerjisini paylasmak zorunda zira. onceligi koruyup kollamasi gereken ailesinindir her zaman. bu da arkadas/ dost iliskisine de yansir elbet. bir de sanirim iliskilerinde olusan bir puruzun etkisi cok daha yikici ve yok edici olabiliyor. ve yalnizlik, sosyal soyutlanma durumu erkek tarafinda daha derin yasaniyor.
devamını gör...

insanlar kendileriyle oldukları kadar iyi dost kimseyle olamazlar. "en iyi arkadaş" kavramının olmadığını düşünmüyorum. sadece çok nadir bulunabilecek bir bağdır. eski jenerasyonda 70-80-90'lar daha sık kurulabiliyordu çünkü toplum "modern kültür" ile bozulmamıştı. şu an insan kendi aile bireylerine güvenemeyecek hale geldi. bırakın dışarıdan tanıştığınız insanları...

birinin sizden çıkarı olduğu sürece sizin dostunuz olduğu gerçeğini atlamayalım. çıkarlar bittiğinde, aradığınız kişiyi bulamazsınız. bunu bilerek, hayatınızı kimseye %100 açmamanız gerekiyor. her zaman size karşı cephe alabileceklerini düşünerek yaşayın ve kendinizle, duygusal yaşamınızla ilgili hayati bilgileri vermeyin. işler ters gitmeye başladığında, size karşı kullanabilecekleri hiçbir şeyi bulamazlar.

ben bunu hesaba katarak yaşıyorum. her bağımı bunu kenarda tutarak kurarım. her dostum dediğim insan ile aram bozulduğunda, benimle ilgili kullanabileceği şeyler zaten benim şu an planlayarak izin verdiğim kadardır.
devamını gör...

kadınların bu şekilde kendilerini kapatarak erişilmez olmalarının sebepleri erkeklerin bu coğrafya üzerinde yaptıkları her şeyin birikmesi ve nesilden nesile aktarılması sebebiyledir.

neredeyse yüzyıllardır erkeklerin sadakatsizlikleri ve bunu normalleştirmeleri, kadınları estetik açıdan yetersiz bulduklarında başkalarını tercih etmeleri, yaptıkları çocukları kabul etmemeleri, kadını psikolojik/ fiziksel şiddetle bastırmaları vb bir sürü kötü etkenle uğraşıyoruz ve bunları görerek büyüyoruz. her yeni nesil, bir önceki nesilin( evdeki kadının) travmasına şahit olarak yetişiyor. günün sonunda böyle bir portre ile karşılaşıyorsunuz. soy ağacında en az 5 nesil farklı sebeplerle acı çekmiş kadın bulunan bir yetişkin kadın, size neden sempati ile gelsin ki? sonuçta sizde o acı çektiren tarafın devam soyusunuz? ( rasyonel açıdan bakarsanız, bu işin algoritması bu. haksız bulunma şansımız yok. şimdi daha da objektif olduğum bir alt paragrafa bakın.)

bir kadın karşısındaki erkeği anlar ve ona göre yaklaşır. bizim duyguları analiz etme ve insan okuma yetimiz çok farklı çalışıyor. dolayısıyla, bir kadın çok nadir olarak bir erkek hakkında yanılabilir. duygusal dünyanız ve mantığınız her türlü okumaya açık ve toksik davranışlarınız maalesef fazlasıyla öngörülebilir. kadın göremiyor olsa, anneanne/ babaanne veya anne mutlaka durdurup "yolu değiştir" uyarısı yapıyor. yani bu iş sadece kadının kendisiyle alakalı değil. bu coğrafyada erkek nüfusu - küçük bir oran dışında- ciddi problemdir ve her kadın bu problemi nokta atışı tanır.

size bir sır vereyim: bir kadın size gelmiyorsa, o işin içerisinde aile büyükleri olan kadınlar garanti vardır. yani kesin uyarılmıştır. anneleri, babaanneleri/ anneanneleri sakın yok saymayın. siz gitmeye çalışırken, onlar tur atıyor.

ayrıca cok nadir bulunan bir aile yapısından da bahsetmek istiyorum:

bazı ailelerde bu konuda babalar ve amcalar inanılmaz etkendir. mesela benim ailem tam olarak böyle bir ailedir. babam ve amcalarımla aram annemden daha iyidir. dolayısıyla, cıktığım / görüştüğüm erkekler konusunda net uyarılırım. hepsinin fikrini alırım. eğer hoşlanmıyorlarsa, anında söylerler. bu hoşlanmama olayı derin analiz ve gözlem sonucunda oluşur. genelde nokta atışı kusurları sıralarlar ve uzak durmamı söylerler.

yani sizin kendi hemcinslerinizinde bizi uyardığı durumlar var.

kısaca bir kadın gelmiyorsa, kendisi + ailesinin ortak kararıdır. ve görünen olgular üstünden, uzun vadeli elde edilmiş çıkarımlara dayanır.
devamını gör...

doğum günün kutlu olsun kardeşim. sevdiklerinle nice sağlıklı yıllar görürsün inşallah.
devamını gör...

gece gece uyuyamadığım için bir süredir üzerinde düşündüğüm bir mefhumu sorunsal başlığı olarak açtım. belki bazı düşünen yazarlar, kendi tecrübeleri nispetince katkı verirler. aslında ekşi sözlük gibi platformlarda ''insanın belli yaştan sonra arkadaş edinememesi'' '' belli yaşa geldikten sonra kimseye tahammül edememesi yahut eyvallahı olmaması'' gibi başlıklar altında benzer tartışmalar döndü. bilhassa olgunlaşma durumuna göre, 40-45 yaş bandını geçince artık insan, arkadaşlık mefhumunu da sorguluyor.

ben genelde hayatımın belirli dönemlerinde tek bir samimi denilebilecek arkadaş ve ona göre daha az samimi diyebileceğim birkaç kişiden oluşan dar arkadaş gruplarında yer aldım. o yüzden lise, üniversite ve olgunluk döneminde, en yakın arkadaşım diyebileceğim toplamda 4-5 kişiyi sayabilirim. öte yandan bugünkü aklımla dönüp geçmişi prodüksiyon makinasıyla süzdüğümde 40 yaş öncesinde samimi olduğum hiçbir arkadaşımla artık bugün irtibatımın kalmadığını, sadece bir tanesiyle seyrekçe görüşüp telefonlaştığımı fark ettim. işte arkadaşlık kavramı veya en iyi arkadaş mefhumunun yanılgı olabileceğine beni inandıran şey, onun hakkında değişen fikirlerim oldu.

geçen zamanda o sözde en iyi arkadaşımla yaşadığımız anıları ve sohbetlerimizi süzdüğümde bende kalan tortular, sağlam entelektüel ve ahlak felsefesi içeren diyalogların dışında karanlık tortular bırakmış. bu tür arkadaşlık ilişkilerinde sanki bir kadın ve bir koca var. kadın olarak nitelendirdiğim cenah arkadaşlığa daha fazla önem atfederken, arkadaşlıklarının bitmesi halinde yoksunluğu daha çok hissedecek kişi görünümünü veriyor. arkadaşlar iki erkek olsa da bu böyle. ilişkide alttan alan ve domine eden bir taraf var. kendi karakterinden taviz vermesen bile, bir noktadan sonra sen dinleyici oluyor ve onun hayata ve kainatta yaratılmış her şeye karşı ne kadar haklı olduğunu dinlemeye başlıyorsun. ve bu yıllaaar yıllarca sürüyor. sözde dominant ama toksik masküleniteden veya kadınsa prenses sendromundan kırılan arkadaş kişisinin mağduriyetleri hiç bitmiyor. işte bu kırılma anını sağlıklı yaşayan kişiye düşen, belki de çok önceden alması gereken kararı alarak, hayatına hiçbir olumlu etkisi olmayan bu kişiyi çemberin dışına itmek. mesele bunu doğru zamanda ve kararlıkla uygulayabilmekte.

instagramda yüzünü gözünü makyajlayıp pudralarken hayat dersi vermeye çalışan, yahut sen değerlisin, kimse senden kıymetli değil şeklinde herzeler yumurtlayan kişilerle karıştırılmak istemem. ancak şunu bilin ki sizler hiç kimsenin mastürbasyon malzemesi değilsiniz. her tür ilişkide alma-verme dengesini iyi ayarlamalısınız. kadınlar için özellikle de genç olanları için bu uygulamak zor olacaktır. zira genç kızlar daha fazla onaya ihtiyaç duyup, arkadaş suretindeki kişilerin yarattığı çemberden güç olan varlıklar. erkekler kısmen daha az. ancak bahsettiğim toksik arkadaş tipleri cinsiyet fark etmeksizin aramızda mevcutlar.
devamını gör...

bir kadın olarak "prenses erkek" teriminden nefret ediyorum. popüler kültür o kadar yaftalama yapmaya meraklı ki, her yeni türetilen kelime topluluğu insanı biraz daha delirtiyor.

türk milleti kendisine/ kendi hanesine bakmaz ama herkese bahane bulur. yargılamayı çok seven bir milletiz -- ama başkalarını.
yineliyorum : bir kadın olarak bu yaklaşımları çok çirkin buluyorum. insanların hayat biçimlerinden, hayatlarını ekonomik açıdan sürdürme şekillerinden size ne?
devamını gör...

türkiye'de en iyi zaman dilimi gece 12:00 ile sabah 6:00 arasıdır. bütün boş kalabalık uykuya dalar, şehirler gerçekten düşünebilen- üretebilen insanlara kalır. ben bu saatlerde çıkıp araba sürmeyi, bir şeyler içmeyi seviyorum. bize ait tek zaman dilimi bu.
devamını gör...

devamını gör...

ben gündüz insanıyım.bu ara biraz kaydı gece -gündüz dengesi ama yeniden gündüz insanı olacağım.gece sadece uyumak içindir.
*gece daha umutsuz,depresif,stresli,gergin,duygusal oluyorum.
devamını gör...

mutlu yıllarınız olsun sağlık ile , sevdiceğiniz ile çok mutlu günler yaşayınız.
devamını gör...

eveeet, ramazan bitti. artık harbi gececiler var. geceleri sözlükte olanlara selam olsun.
devamını gör...

oooo nice yıllara beyim. eskiden olsa " sevdiklerinle inşallah " derdim ama artık inşallaha da gerek kalmadı.*
daha mutlu, huzurlu bir yaşın olsun dileğiyle.
devamını gör...

sıkıntılar çözülür.bazen uzun sürer ama çözülür.
oturup karalar bağlayınca çözülmez.bazen kimse yardım da edemez.kalkıp devam edeceksin.
not:çoğu geçti,gelenler de var.hallederiz.
devamını gör...

okusa da okumasa da ne fark eder. o ben değilim, o o değil. artık başka insanlarız. para insanlar mevkiler...
ben seni seven ben olamam. o zaman güzeldi.

öyle o zaman işte
devamını gör...

felina editiyle müthiş uyumlu olan mac demarco şarkısı. sanki mac demarco felina izledikten sonra bu şarkıyı yazmış. edit zaten müthiş.

devamını gör...

tam bir incel cümlesidir.
devamını gör...

youtube.com/shorts/PFxMFUAp...

şunu izleyin mutlaka izleyin. bana teşekkür edeceksiniz.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim