zaman tüneli
mercedes vs bmw vs audi
mercedes her türlü ezer geçer.
devamını gör...
annelerin söylediği yalanlar
-kalk haydi, öğle oldu! (halbüse daha saat 08:15'tir.)
-acı değil bu, sadece birazcık biber salçası koymuştum. (o biberin acı olduğunu ve dilden alev çıkaracağını çok iyi bilir aslında)
-doğruyu söylersen kızmayacağım. (inanma, bu bir tuzak:))
-sadece temizlik yaptım, ben senin eşyalarına hiç dokunmadım. (odada aradığınız o tişörtü ya atmıştır ya da düzenli olsun diye kimsenin bulamayacağı bir yere saklamıştır)
-acı değil bu, sadece birazcık biber salçası koymuştum. (o biberin acı olduğunu ve dilden alev çıkaracağını çok iyi bilir aslında)
-doğruyu söylersen kızmayacağım. (inanma, bu bir tuzak:))
-sadece temizlik yaptım, ben senin eşyalarına hiç dokunmadım. (odada aradığınız o tişörtü ya atmıştır ya da düzenli olsun diye kimsenin bulamayacağı bir yere saklamıştır)
devamını gör...
eksi butonu neden olmamalı
yazarların bazıları beğendikleri entrylere bile artı oy vermiyor, çok pahalı çünkü.
ama eksiye abanırlar. çünkü eksi vermek bedava.
burada eksi butonu olmamalı, bazen öyle gruplaşmalar oluyor ki daha entryi göndermeden 8-10 tane eksi alır yazarların çoğu.
pozitif bir amaç güden beğeni veya favori butonu bile kısır bir döngüdeyse, eksi butonu çok yanlış şekilde kullanılır.
ama eksiye abanırlar. çünkü eksi vermek bedava.
burada eksi butonu olmamalı, bazen öyle gruplaşmalar oluyor ki daha entryi göndermeden 8-10 tane eksi alır yazarların çoğu.
pozitif bir amaç güden beğeni veya favori butonu bile kısır bir döngüdeyse, eksi butonu çok yanlış şekilde kullanılır.
devamını gör...
ilişki
insan iliskileri olsun
dostluklar olsun
is iliskileri olsun
hobiler olsun.
mantık cok basit aslında.
bana iyi geliyor mu? karnımı doyuruyor mu? ustumu ortuyor mu? bedenen ve ruhen can ve mal guvenligimi saglıyor mu? maddi manevi besliyor mu? ruhuma iyi geliyor mu? kendimden daha iyi seyler yapmam icin motive ediyor mu? hayallerimi destekliyor mu? nesemi ve saglıgımı arttıyor mu? mutlu muyum?
cevaplarınızı kendiniz bulun.
ona gore tamam ya da devam hayatın her alanında.
dostluklar olsun
is iliskileri olsun
hobiler olsun.
mantık cok basit aslında.
bana iyi geliyor mu? karnımı doyuruyor mu? ustumu ortuyor mu? bedenen ve ruhen can ve mal guvenligimi saglıyor mu? maddi manevi besliyor mu? ruhuma iyi geliyor mu? kendimden daha iyi seyler yapmam icin motive ediyor mu? hayallerimi destekliyor mu? nesemi ve saglıgımı arttıyor mu? mutlu muyum?
cevaplarınızı kendiniz bulun.
ona gore tamam ya da devam hayatın her alanında.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
insan sahip olduklarının nankörü, sahip olmak istediklerinin kölesi, sahip olamadıklarının ise delisidir. sen ben hepimiz aynıyız, geçelim!
devamını gör...
ilk buluşmada hesabı kim öder sorunsalı
#3202290
sözümün arkasındayım.buluşma nedir ya bu devirde oturun evinizde.
sözümün arkasındayım.buluşma nedir ya bu devirde oturun evinizde.
devamını gör...
kadehinde zehir olsa
soyle:
bu insanlar kotu insanlar degil
bana kotu bi sey yapmıyorlardır
diye diye iciyoruz valla.
bu insanlar kotu insanlar degil
bana kotu bi sey yapmıyorlardır
diye diye iciyoruz valla.
devamını gör...
kambur (necati tosuner)
" yaşamak mı,
artık pek aldırdığım yoktu. "
1944 doğumlu türk yazar necati tosuner imzalı eser; öykü türünde yer alır iken 1972 yılında yayınlandığı bilinmektedir.
necati tosuner ne yazık ki kısa bir zaman önce hayatını kaybetti, bizlere bırakmış olduğu eserleri için kendisine minnettârız.
yazarın özgürlük masalı adlı eserinden sonra kendisinden okuduğum ikinci kitap bu oldu, diğer kitaplarını da okuyacağıma eminim.
kitabımızdaki bazı öykülerin isimleri ise şöyle; iki gün, kambur, sonun öncesi, edi ile büdü, tavşancıl, çok şey.
iki gün adlı ilk öyküde remzi adlı genç bir memurun evlenme hayalleri, topallığının aşık olmaya ve evlenmeye engel oluşu, "farklı" olan insanın toplumun nezdindeki konumu gibi durumlar konu ediniliyor, benzememenin yarattığı yalnızlığı hissettiren bir öyküydü, bazı cümleleri etkileyici olan bir öyküydü benim için.
ikinci öykü olan pastırmalı yumurtanın çokça dokunduğu gecenin hikâyesi öyküde ise bir adamın trajik sonu onun son anlarıyla birlikte kendi ağzından aktarılıyor, bazı cümlelerini iyi bulmakla birlikte, pek benimseyemediğim bir öykü oldu.
kitaba adını veren kambur öyküsü ise kambur olan ve meliha adlı bir genç kıza aşık olan gencin iç dünyasındaki umutsuzluk, yalnızlık, kabul görmeme korkusu, dış görünüşün kader üzerindeki etkisi konu ediniliyor, bu öykü bence yazarın yaşamından izler taşır nitelikteydi, kambur olmak, yalnızlık çekmek, dış görünüşünün bedelini ödemek, üzücü şeylerdi.
edi ile büdü öyküsü ise ilişkiler ve duygular üzerine düşündüren bir öyküydü benim için.
diyeşet adlı öyküde ise sepet örerek yaşayan birinin hayallerine tutunuşu, sevdalanmakla ilgili düşünceleri, yaşamından kısa bir kesit karşımıza çıkıyor.
yırtılmış bir mektup içindir öyküsü ise tek taraflı bir aşkın ızdırâbını derinden hissettiriyor, sevdiği tarafından sevilmeyen, hatta nefret edilen bir insanın kederi ve burukluğu daima hissediliyor.
şimdi ise kitapla ilgili kişisel izlenimlerime geçmek istiyorum;
sıklıkla yazarın kişisel hayatından izler taşıyan öyküler olduğunu düşünüyorum,
topal olmak, kamburluk, yalnızlık, evliliğe, sevilmeye, aşık olunmaya değer görülmemek, yazarın da öykülerde karşımıza çıktığı gibi, az çok yaşadığı, bildiği, tanıdığı duygu ve durumlardandı bence.
yazarın anlatımını etkileyici bulduğum bir kitaptı, yaşamı etkileyen duyguların hissettirilmesi etkileyiciydi.
okurken seçtiğim bazı cümleleri bırakarak burada bir son veriyorum.

değişik bir şeyin olmayışıydı sıkıntı:
belki buydu. her günkü gibi oluşuydu.
biliyorum, çaresizliğim ve usanmışlığım okunuyor yüzümden. ve bunu en iyi annem okuyor, biliyorum.
hani görünüşe bakılırsa, felsefe okuyordum. kötü başladı da sayılmaz. otobüste ve sinemada kolaylık sağlar bir öğrenci kartım vardı, birkaç arkadaşım, falan... ve kızlar vardı tutulduğum ve bir şey beklemediğim kızlar... ve umutsuzluk ve yine de umut...
ve geleceğin günleri ve geleceğin insanları... yaşamaksa, çok bir şey değildi.
hiçbir şey, hiçbir şey bundan kötü olamaz. bu da mı bir avuntu?
sevinsin, bir masal kahramanı değilim.
ne çok şeyi seviyorum. ve ne çok şeyin az bir bölümüyle katlanıyorum yaşamaya.
bu bitmeli artık, değil mi?
ondan bana hiçbir güzelliğin ve iyiliğin gelmeyeceğini biliyorum. acı ve yıkımdan başka... biliyorum, bu sırtımdakinin bana edeceklerinin daha bitmediğini, biliyorum..
umulmaz şeydi. boyumu aşan şeydi, sevdim.
ben yitmişim artık.
yaşamak mı, artık pek aldırdığım yoktu.
beni anlamanı hiç ummadım...
artık pek aldırdığım yoktu. "
1944 doğumlu türk yazar necati tosuner imzalı eser; öykü türünde yer alır iken 1972 yılında yayınlandığı bilinmektedir.
necati tosuner ne yazık ki kısa bir zaman önce hayatını kaybetti, bizlere bırakmış olduğu eserleri için kendisine minnettârız.
yazarın özgürlük masalı adlı eserinden sonra kendisinden okuduğum ikinci kitap bu oldu, diğer kitaplarını da okuyacağıma eminim.
kitabımızdaki bazı öykülerin isimleri ise şöyle; iki gün, kambur, sonun öncesi, edi ile büdü, tavşancıl, çok şey.
iki gün adlı ilk öyküde remzi adlı genç bir memurun evlenme hayalleri, topallığının aşık olmaya ve evlenmeye engel oluşu, "farklı" olan insanın toplumun nezdindeki konumu gibi durumlar konu ediniliyor, benzememenin yarattığı yalnızlığı hissettiren bir öyküydü, bazı cümleleri etkileyici olan bir öyküydü benim için.
ikinci öykü olan pastırmalı yumurtanın çokça dokunduğu gecenin hikâyesi öyküde ise bir adamın trajik sonu onun son anlarıyla birlikte kendi ağzından aktarılıyor, bazı cümlelerini iyi bulmakla birlikte, pek benimseyemediğim bir öykü oldu.
kitaba adını veren kambur öyküsü ise kambur olan ve meliha adlı bir genç kıza aşık olan gencin iç dünyasındaki umutsuzluk, yalnızlık, kabul görmeme korkusu, dış görünüşün kader üzerindeki etkisi konu ediniliyor, bu öykü bence yazarın yaşamından izler taşır nitelikteydi, kambur olmak, yalnızlık çekmek, dış görünüşünün bedelini ödemek, üzücü şeylerdi.
edi ile büdü öyküsü ise ilişkiler ve duygular üzerine düşündüren bir öyküydü benim için.
diyeşet adlı öyküde ise sepet örerek yaşayan birinin hayallerine tutunuşu, sevdalanmakla ilgili düşünceleri, yaşamından kısa bir kesit karşımıza çıkıyor.
yırtılmış bir mektup içindir öyküsü ise tek taraflı bir aşkın ızdırâbını derinden hissettiriyor, sevdiği tarafından sevilmeyen, hatta nefret edilen bir insanın kederi ve burukluğu daima hissediliyor.
şimdi ise kitapla ilgili kişisel izlenimlerime geçmek istiyorum;
sıklıkla yazarın kişisel hayatından izler taşıyan öyküler olduğunu düşünüyorum,
topal olmak, kamburluk, yalnızlık, evliliğe, sevilmeye, aşık olunmaya değer görülmemek, yazarın da öykülerde karşımıza çıktığı gibi, az çok yaşadığı, bildiği, tanıdığı duygu ve durumlardandı bence.
yazarın anlatımını etkileyici bulduğum bir kitaptı, yaşamı etkileyen duyguların hissettirilmesi etkileyiciydi.
okurken seçtiğim bazı cümleleri bırakarak burada bir son veriyorum.

değişik bir şeyin olmayışıydı sıkıntı:
belki buydu. her günkü gibi oluşuydu.
biliyorum, çaresizliğim ve usanmışlığım okunuyor yüzümden. ve bunu en iyi annem okuyor, biliyorum.
hani görünüşe bakılırsa, felsefe okuyordum. kötü başladı da sayılmaz. otobüste ve sinemada kolaylık sağlar bir öğrenci kartım vardı, birkaç arkadaşım, falan... ve kızlar vardı tutulduğum ve bir şey beklemediğim kızlar... ve umutsuzluk ve yine de umut...
ve geleceğin günleri ve geleceğin insanları... yaşamaksa, çok bir şey değildi.
hiçbir şey, hiçbir şey bundan kötü olamaz. bu da mı bir avuntu?
sevinsin, bir masal kahramanı değilim.
ne çok şeyi seviyorum. ve ne çok şeyin az bir bölümüyle katlanıyorum yaşamaya.
bu bitmeli artık, değil mi?
ondan bana hiçbir güzelliğin ve iyiliğin gelmeyeceğini biliyorum. acı ve yıkımdan başka... biliyorum, bu sırtımdakinin bana edeceklerinin daha bitmediğini, biliyorum..
umulmaz şeydi. boyumu aşan şeydi, sevdim.
ben yitmişim artık.
yaşamak mı, artık pek aldırdığım yoktu.
beni anlamanı hiç ummadım...
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
son zamanlarda çok sevdiğim bir arkadaşımın soğukluğunu hissediyordum. benim de bir huyum var, biri soğuk yapınca genelde sormam. o nasıl davranırsa öyle davranırım çünkü ben bozmadım.
neyse, bayramın ilk günü aradım bayramlaşma için çok soğuktu, “bir sorun mu var kuzum, sen iyi misin?” dedim , “ iş arkadaşlarımla arama mesafe koymaya karar verdim.” dedi. kalakaldım yerimde. o buz gibi havada içim yandı. çünkü bu arkadaşımın evinde kaldım, eşiyle aralarını ben yaptım, nişanlarında her şeye koştum, fotoğrafçılığını yaptım, evini dizmesine yardım ettim, evlerine her gittiğimde elim dolu gittim. cömertimdir, paranın lafını asla yapmam. içimin yanma sebebi bu idi; bu kadar koşulsuz gittiğim bir insanın beni , suçum olmayan bir olay yüzünden ötekileştirmesiydi. eski sevgilimle o tanıştırdı, o kadar kötü ve acı bir ilişki yaşamama rağmen hiç yüzümü çevirmedim ona.
her neyse, sebebini sorduğumda ise; “beni diğer şubeye aldılar, şikayet edilmişim. ha bu arada hamileyim, kimin parmağı varsa en sevdiği ile sınansın.” dedi.
buz gibi oldum o an; çünkü rotasyon benim ayarlamalarım ile yapılıyor, müdüre fikir veriyorum ama ben izindeyken bunlar olmuş, haberim yoktu hiçbir şeyden.o ise inkar etse de beni suçladı belki de.
dün dönerken sadece sevdiğim insanlara çam sakızı çoban armağanı tatlı aldım. o da hamile olunca onlara da aldım.
sabah bana “müdürle konuştun mu ?” diye buz gibi bir mesaj attı. müdürle konuştuktan sonra aradım onu, elimden geleni yaptığımı da söyledim ama bilmediğim, arka planda olan şeyler var o yüzden müdür çok netti.
arkadaş o konuşmadaki soğukluğumu görünce reels atmaya başladı. sonra “tatlıyı da yedim, çok teşekkür ederim canım.” yazan bir mesaj attı.
çocuk çok istiyordu ve ben de çok dua ediyordum. allah sağlıkla kucağına almayı nasip etsin ama içim çok kırıldı. aynı sofraya oturduğum insanın, diğer insanların yaptıkları yüzünden beni atmasına çok üzüldüm.
velhasıl, insanoğlu tamamen hayal kırıklığı ve nankörlükten ibaret. günlerdir bunu düşünüyorum. çok üzgünüm.. düzeltmeye çalışsa da artık boş.
neyse, bayramın ilk günü aradım bayramlaşma için çok soğuktu, “bir sorun mu var kuzum, sen iyi misin?” dedim , “ iş arkadaşlarımla arama mesafe koymaya karar verdim.” dedi. kalakaldım yerimde. o buz gibi havada içim yandı. çünkü bu arkadaşımın evinde kaldım, eşiyle aralarını ben yaptım, nişanlarında her şeye koştum, fotoğrafçılığını yaptım, evini dizmesine yardım ettim, evlerine her gittiğimde elim dolu gittim. cömertimdir, paranın lafını asla yapmam. içimin yanma sebebi bu idi; bu kadar koşulsuz gittiğim bir insanın beni , suçum olmayan bir olay yüzünden ötekileştirmesiydi. eski sevgilimle o tanıştırdı, o kadar kötü ve acı bir ilişki yaşamama rağmen hiç yüzümü çevirmedim ona.
her neyse, sebebini sorduğumda ise; “beni diğer şubeye aldılar, şikayet edilmişim. ha bu arada hamileyim, kimin parmağı varsa en sevdiği ile sınansın.” dedi.
buz gibi oldum o an; çünkü rotasyon benim ayarlamalarım ile yapılıyor, müdüre fikir veriyorum ama ben izindeyken bunlar olmuş, haberim yoktu hiçbir şeyden.o ise inkar etse de beni suçladı belki de.
dün dönerken sadece sevdiğim insanlara çam sakızı çoban armağanı tatlı aldım. o da hamile olunca onlara da aldım.
sabah bana “müdürle konuştun mu ?” diye buz gibi bir mesaj attı. müdürle konuştuktan sonra aradım onu, elimden geleni yaptığımı da söyledim ama bilmediğim, arka planda olan şeyler var o yüzden müdür çok netti.
arkadaş o konuşmadaki soğukluğumu görünce reels atmaya başladı. sonra “tatlıyı da yedim, çok teşekkür ederim canım.” yazan bir mesaj attı.
çocuk çok istiyordu ve ben de çok dua ediyordum. allah sağlıkla kucağına almayı nasip etsin ama içim çok kırıldı. aynı sofraya oturduğum insanın, diğer insanların yaptıkları yüzünden beni atmasına çok üzüldüm.
velhasıl, insanoğlu tamamen hayal kırıklığı ve nankörlükten ibaret. günlerdir bunu düşünüyorum. çok üzgünüm.. düzeltmeye çalışsa da artık boş.
devamını gör...
motive eden erkek
ikili ilişkilerde kesinlikle olması gereken bir durum.. olayı sadece erkek ile sınırlamak olmaz bence.. sizlerde motive edin hanımlar.
devamını gör...
pompacı aranıyor
bazen böyle iş ilanları görüyor insan keyfi yerindeyse gülüp geçiyor ama durum kötüyse acaba diyerek şansını deniyor
devamını gör...
arabaya takılan aksesuarlar
bagajda kazma sapı. direksiyonda kazmanın kendisi.
devamını gör...
memoli
mehmet ali alabora 1999-2002 yılları arasında yayımlanan yılan hikâyesi dizisinde canlandırdığı karakterin adı.
yıllar önce kendisiyle katıldığı bir programda görüşmüştüm. gayet kibar, temiz biriydi.
ülkeyi sarmaşık gibi sarıp çürüten belalı ciasal islamın kurbanı oldu. canını maalesef yurt dışına zor attı. her güzel şey gibi, akp ve recep tayyip erdoğan'ın gelişiyle türkiye'den uzaklaştı.
yıllar önce kendisiyle katıldığı bir programda görüşmüştüm. gayet kibar, temiz biriydi.
ülkeyi sarmaşık gibi sarıp çürüten belalı ciasal islamın kurbanı oldu. canını maalesef yurt dışına zor attı. her güzel şey gibi, akp ve recep tayyip erdoğan'ın gelişiyle türkiye'den uzaklaştı.
devamını gör...
arabaya takılan aksesuarlar
civciv ailesiyle vedalaşmam gerekiyor.üzgünüm..
devamını gör...
lucky luke
redkitin ismidir
devamını gör...
annelerin söylediği yalanlar
5 dakikaya biter cümlesi yalandır.benim annem çok kullanır.
temizlik ne zaman bitecek anne? 5 dakikaya.
yapmak istemiyorum.5 dakikacık.
ne zaman gelirsiniz? 5 dakikaya.
oturmaya gidelim,5 dakika oturur geliriz.
temizlik ne zaman bitecek anne? 5 dakikaya.
yapmak istemiyorum.5 dakikacık.
ne zaman gelirsiniz? 5 dakikaya.
oturmaya gidelim,5 dakika oturur geliriz.
devamını gör...



