zaman tüneli
memento vs inception
her ikisi de.
ayrım yapmam çünkü olmayan bütçesi ile memento kült bir yapımdır ve öyle incelikli bir filmdir ki übermensch zekam ve ben bildiğin ikincide not alarak izledik. nolan denen deyyusun kalfalık eseridir. araya attığı soslar çok az malzemeyle yapılmış derinlikli ve şahane bir yemektir.
en son not alarak okuduğum kitap ise das kapital'dir. *
inception ise film içinde film içinde filmdir. bol malzemeyi nasıl dengeli ve sürprizli sunarım sorusunun cevabıdır ve sonu adamı the prestige'den alır memento'ya çarpar.
tenet ile beraber bence nolan denen pislik herifin ustalık eseridir.
ve evet iyi tasarımlara karşı aşırı kıskançlığım var ve evet nolan pislik bir deyyus ve evet neden bizde böyle herifler yok diye artık merak etmiyorum ve evet...
ayrım yapmam çünkü olmayan bütçesi ile memento kült bir yapımdır ve öyle incelikli bir filmdir ki übermensch zekam ve ben bildiğin ikincide not alarak izledik. nolan denen deyyusun kalfalık eseridir. araya attığı soslar çok az malzemeyle yapılmış derinlikli ve şahane bir yemektir.
en son not alarak okuduğum kitap ise das kapital'dir. *
inception ise film içinde film içinde filmdir. bol malzemeyi nasıl dengeli ve sürprizli sunarım sorusunun cevabıdır ve sonu adamı the prestige'den alır memento'ya çarpar.
tenet ile beraber bence nolan denen pislik herifin ustalık eseridir.
ve evet iyi tasarımlara karşı aşırı kıskançlığım var ve evet nolan pislik bir deyyus ve evet neden bizde böyle herifler yok diye artık merak etmiyorum ve evet...
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
gecenin bu saatinde iki dilim fıstıklı baklava yuttum. bu saatte tatlı yemenin mutluluğunu yaşıyorum şu an.
iyi ki yedim. kim demiş gece tatlı yenmez diye!
iyi ki yedim. kim demiş gece tatlı yenmez diye!
devamını gör...
geceye bir park adı bırak
yoğurtçu parkı
devamını gör...
august diehl
4 ocak 1976 batı berlin doğumlu alman oyuncu.
devamını gör...
eski bir majeste ile pazar akşamı monarşisi
aşkta uyum aynı olmak değil, farklıyken kavga etmeden kalabilmektir.
aynı müzikleri dinlemek değil, birbirinin sesine tahammül edebilmektir.
hep anlaşmak değil, anlaşamadığında da gitmemeyi seçmektir.
çünkü ilk başta herkes uyumlu zaten.
esas mesele, iş zorlaştığında hâlâ yan yana kalabilmek.
o yüzden aşk “uyum var mı?” sorusundan çok,
“uyumsuzlukta ne yapıyoruz?” sorusuyla ayakta kalır.
aynı müzikleri dinlemek değil, birbirinin sesine tahammül edebilmektir.
hep anlaşmak değil, anlaşamadığında da gitmemeyi seçmektir.
çünkü ilk başta herkes uyumlu zaten.
esas mesele, iş zorlaştığında hâlâ yan yana kalabilmek.
o yüzden aşk “uyum var mı?” sorusundan çok,
“uyumsuzlukta ne yapıyoruz?” sorusuyla ayakta kalır.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
hissetmekten öte.. düşündüğüm bir şeyler.. belki düşündüklerimin hissettirdikleri akar ne olduğunu birlikte buluruz. sizinle değil tabiki.. kendi kendimle.
hayatın içinde bazı oluş anları, kendiliğinden mi olmuş, kim demiş neden demiş nasıl böyle süregelmiş mesela? çok karmaşık hissettiriyor. asla duygumu tanımlayabildiğim bir yer değil.
bakmazsan görmezsin genelde bakmayı da tercih etmem. bakarsam kaybolurum. kaybolmamak için tutunduğum kendi hayatım..
ölüm acı, hastalıktan tüketerek olanı daha acı, canın ciğerin gördüğün duyduğun bildiğin o insanın ölmesi daha da acı.. acı gibi de değil sızım sızım bir his.. hatırladıkça güzelliğini ne hastalığını yakıştırıyorsun ne ölümünü. zor duygu geçişleri.. hangi duyguda kalsan bilemiyorsun..
asıl söylemek istediğim.. ölenin ardından başlayan süreç.. yıkanması mesela kendi kızı ve annesi girdi.. tabi bir de benim annem girmiş aah illa bilecek güzel güzel aklanıp paklandığını.. o ana kadar kendi kızı donuk kendi halindeydi çok normal karşılamış gibiydi bizim içimiz yanarken, yangın gözyaşı olup akarken onun normalliğine takıldım mesela.. ama sonra gasilhaneden çıktıktan sonra bir daha kendine gelemedi. düştü ateşe… olması gereken.. annensi ölmüştü çünkü.. öldüğünü kabul etmek, artık yok olduğunu bilmek için de görmesi bakması gerekiyormuş.. sonra da tabutu başında kalması sonra toprağa girdiğini görmesi..
olanlar olması gerekenlermiş aslında.. kocaman bir boşluk dolmuş gibi hissediyorum.. o süreçlerin aslında anlamının ne kadar derin bir şeyler kapsıyor olması.. insana devam ediyor olduğunu hatırlatması.. ve ağlamak o acının en güzeli şifası olduğu.. hisler karışık adı yok.. her şey garip bir yerden anlam kazandı. belki biraz huzur.
gidene içimiz alev alev…
hayatın içinde bazı oluş anları, kendiliğinden mi olmuş, kim demiş neden demiş nasıl böyle süregelmiş mesela? çok karmaşık hissettiriyor. asla duygumu tanımlayabildiğim bir yer değil.
bakmazsan görmezsin genelde bakmayı da tercih etmem. bakarsam kaybolurum. kaybolmamak için tutunduğum kendi hayatım..
ölüm acı, hastalıktan tüketerek olanı daha acı, canın ciğerin gördüğün duyduğun bildiğin o insanın ölmesi daha da acı.. acı gibi de değil sızım sızım bir his.. hatırladıkça güzelliğini ne hastalığını yakıştırıyorsun ne ölümünü. zor duygu geçişleri.. hangi duyguda kalsan bilemiyorsun..
asıl söylemek istediğim.. ölenin ardından başlayan süreç.. yıkanması mesela kendi kızı ve annesi girdi.. tabi bir de benim annem girmiş aah illa bilecek güzel güzel aklanıp paklandığını.. o ana kadar kendi kızı donuk kendi halindeydi çok normal karşılamış gibiydi bizim içimiz yanarken, yangın gözyaşı olup akarken onun normalliğine takıldım mesela.. ama sonra gasilhaneden çıktıktan sonra bir daha kendine gelemedi. düştü ateşe… olması gereken.. annensi ölmüştü çünkü.. öldüğünü kabul etmek, artık yok olduğunu bilmek için de görmesi bakması gerekiyormuş.. sonra da tabutu başında kalması sonra toprağa girdiğini görmesi..
olanlar olması gerekenlermiş aslında.. kocaman bir boşluk dolmuş gibi hissediyorum.. o süreçlerin aslında anlamının ne kadar derin bir şeyler kapsıyor olması.. insana devam ediyor olduğunu hatırlatması.. ve ağlamak o acının en güzeli şifası olduğu.. hisler karışık adı yok.. her şey garip bir yerden anlam kazandı. belki biraz huzur.
gidene içimiz alev alev…
devamını gör...
sarı kedi
küçüktüm ve bir köpekle bağ kurmuştum. o zamanlar çekingen ve çok içine kapanıktım. hayvan sevmeyen cehenneme odun olasıca bir insan yüzünden köpeğimden ayırdılar beni. resmen travma oldu. zaten öncesinde de travmaları olan bir çocuktum. neyse efendim. o günden sonra hayvanlardan uzak durdum. yıllar sonra bir gün bir sarı kedi. ama nasıl tatlı. pamuk koyduk adını. anası doğurdu biz büyüttük. kardeşleri öldü falan. bir o kaldı. akşam eve giriyor sabah çıkıyor, geziyor, bahçede kuş avlıyor. canı ne zaman isterse o zaman yanımıza geliyor. ve beni çok seviyor, ben de onu çok seviyorum. o evden taşındık. pamuk yeni mahalleye alışmadı. eski yerine gitti. anneme o zaman yalvardım eve alalım tamamen başına bir şey gelecek diye. ne çare! her gün diğer evin oraya ve çevresine mama taşıdım. bazı günler yarım saat pamuuuk, pamuuk diye bağırmışımdır. çevredeki insanlardan da özür falan dilemiyorum. her neyse. bir gün pamuk gelmedi, sonraki gün de parkın köşesinde ölü buldum. insan 22 yaşında yaa tutar mı bir hayvan için? tutuyor. o günden sonra da tövbe ettim ve bir daha hiçbir hayvan ile gönül bağı kurmadım. tüh, yine ağlıyoruz. bu garibin yüzü ne zaman gülecek. hepinizi allah'a şikayet edeceğim. zalim insanlar.
devamını gör...
eski bir majeste ile pazar akşamı monarşisi
ohh be... şu güzel muhabbete bu güzel kuğu gerekiyordu. geldi ve yayını kurtardı.
erkekler koğuşu gibiydik.
şimdi kalite geldi yayına. hoşgeldin kuğu. kendiyayınlarına da bekleriz onu.
erkekler koğuşu gibiydik.
şimdi kalite geldi yayına. hoşgeldin kuğu. kendiyayınlarına da bekleriz onu.
devamını gör...
eski bir majeste ile pazar akşamı monarşisi
yalnız yayında hepimiz adeta bir enkaz gibiyiz… belediyeyi arasak bu saatte gelmez, zaten kimi arasan “yarın sabah bakarız” der. e peki biz ne olacağız? bu kadar kırığı, döküğü, yorgunluğu kim toplayacak şimdi? anlaşılan o ki herkes kendi enkazını kendi kaldıracak… sadece bazılarımızın altında hala birileri kalmış gibi.
devamını gör...
hayatını anlatan bir replik
"insanı öldürmeyen şey tuhaflaştırır."
devamını gör...
hayatını anlatan bir replik
(bkz: neredesin firuze)
devamını gör...
mahlası görüldüğünde güvendeyim hissi veren yazarlar
eşrefoğlu süleyman ama eskisi kadar girmiyorum sözlüğe sanırım bir değişiklik yapmış gene.
sülüman beni bul, durup dururken kaynamayalım birbirimize.*
diğerleri ise zaten kendilerini biliyor. onlara sevgiler saygılar. pek belli etmesem bile seviyorum aslında onları ama kendi tarzımla.
belki de sevmiyorumdur o kadar...*
sülüman beni bul, durup dururken kaynamayalım birbirimize.*
diğerleri ise zaten kendilerini biliyor. onlara sevgiler saygılar. pek belli etmesem bile seviyorum aslında onları ama kendi tarzımla.
belki de sevmiyorumdur o kadar...*
devamını gör...
sarı kedi
depremde kurtuluş caddesinde bir kedi vardı, gözleri kapalı bekliyordu saray cadesine inen yokuşta, sildim fotoğrafını, hayvanlar bile kapatmıştı acı yüzünden gözlerini, toza akmıştı ruhum o şehirde, ailem sen değiştin diyor, siz de değişebilseydiniz keşke, keşke tamamen aklımı yitirip bakıköye yatsaydım, öyle olmuyormuş…
devamını gör...
hayatını anlatan bir replik
herkes cennette doğar bazıları cehennemde büyür. benim gibi...
devamını gör...
sözlüğe bir hayat tecrübesi bırak
kendi değerinizi bilmezseniz değersizleştirilirsiniz. hem de 5 para etmeyecek kişiler tarafından. açıklayameycem şimdi uzun uzun. herkes payına düşeni alsın.
devamını gör...
hayatını anlatan bir replik
"en azından hayattayız, bu da birşey be abi"
devamını gör...
alice cullen

tam ismi mary alice brandon kitapta kısa siyah saçlı, minyon tipli, zarif bir yürüyüşe sahip çok güzel biri olarak tasvir ediliyor. 1901 yılında biloxi, mississippi'de doğmuştur. ya bu kızın hayatı ayrı bir zor geçmiş ya. çok kötü şeyler yaşadı alice'imm. küçük bir kız çocuğuyken bile alice hep bir şeyleri görme, tahmin etme yetisine sahipti. tabi vampir olduğu zamanlardaki kadar güçlü ve net değil. ama yine de gördükleri ve söyledikleri genelde hiç sekmezdi. ailesiyle dışarıya çıkacak diyelim alice ne derse, ne söylerse o gerçekleşiyordu. bu arada alice yaş aldıkça bu özelliğinden az bahsetmeye başlıyor çünkü komşuları, akrabaları bundan rahatsız olmaya başlıyor. alice'in annesi de bu görülerini kendi can güvenliği için saklamasını söylüyor taa ki korkunç bir rüya görene dek.
annesini katleden bir insanı görüyor rüyasında. hemen bunu annesine anlatıyor. annesi de alice'e küçüklüğünden beri inanan birisi olduğu için evden çok nadir çıkmaya başlıyor, çıktığında da yanında hep birisi oluyor. tabi alice'in babası bu işe bir son verin diye bir serzenişte bulunuyor. gel zaman git zaman baktılar ki bir olay yaşamadı. ne rahatsız eden var, ne de korkulacak bir sorun yaşanıyor. artık alice'in annesi son günlerde iyice salmaya başlıyor.
alice bu rüyanın üstüne bir rüya daha görüyor. bir tane adam annesini arabayla sıkıştırmış ve uçurum kenarından düşürdüğünü görüyor. korkarak rüyasından uyanıyor ve annesini uyarmaya gidiyor ama ne yazık ki annesi çoktan evden çıkmış...
alice annesinin peşinden koşmaya başlıyor ama ne yazık ki olay gerçekleşmiş oluyor. annesinin ölümü kayıtlara kaza olarak geçiyor. brandon (alice'in babası) annesinin ölümünden 6 ay sonra yeni bir kadınla evleniyor. üvey annesinin davranışları ve konuşmalarından bu evliliğin planlanmış olduğunu öğreniyor. ve alice tekrar bir rüya görüyor. annesinin ölümünden bu kadının ve babasının sorumlu olduğunu, babasının alice'in annesini öldüren adama para verdiğini görüyor. alice emniyet müdürlüğüne gidip şikayette bulunuyor ama babası ondan önce çoktan varmış oluyor ve öz kızının deli olduğunu ihbar ediyor.
alice apar topar ikinci eyaletteki bir akıl hastanesine yatırılıyor. tedavi altına alınmaya başlanıyor. o dönemin tedavilerinden biri olan elektroşok tedavisi görüyor. ve bu durum hafızasının büyük bir kısmını kaybetmesine sebep oluyor. bu arada hastanede akıl hastalarının, doktorların bilmediği bir şey var. hastanede bahçıvan olarak çalışan adamın vampir olduğu. bu bahçıvan, zamanla alice ile güzel bir bağ kuruyor ve bu vampir abimiz gün geçtikçe alice'in görü yeteneğinin farkına varıyor.
günlerden bir gün alice bir görü yaşıyor. kırmızı gözlü, sarı saçlı bir vampiri görüyor. bu vampir sizce kim??? tabiki james

. hazırladınız mı? ilk bölümde bella'yı kafasına takan, takipçi bir özelliği olan james. üstelik alice, james'in kan şarkıcısı. tıpkı bella'nın edward'ın kan şarkıcısı olduğu gibi.
not: kan şarkıcısını başka bir enrtyde anlatacağım.
bahçıvan ve alice bir sürü planlar yapıyor ama bu planlar sonucu alice hep james'in onu bulduğunu ve takip ettiğini görüyor (sezgisel olarak) bütün çarelerin tükendiği esnada bahçıvan vampir, alice'i vampire dönüştürmeyi teklif ediyor. alice de geleceği görüp bu kararın doğru olduğuna kanaat getiriyor. bahçıvan vampir alice'i ısırıyor ve dönüşüm başlıyor. bahçıvan, alice'i daha güvenilir bir yere götürüyor dönüşümünü tamamlaması için. tabi bu esnada bahçıvan, james ile karşılaşıyor ve kavgaları sonucu ölüyor. bu esnada alice çoktan vampir dönüşümünü tamamlamış oluyor. iş bu alice artık vampir olduğu için james takipçiliği bırakıyor, kan şarkıcısı olayını da es geçiyor. alice uyandığında insan hayatına dair hiçbir şey hatırlamıyor. her şeyi unutuyor. araştırmaya koyuluyor. geçmişte insan olduğu yaşamını araştırırken kendi adında bir mezar taşı buluyor. mezar taşında yazan tarihlerde onun akıl hastanesine kapatıldığı tarihlerle uyuştuğunu fark ediyor. bunlardan sonra alice, ailesinin o hastaneye yattıktan sonra alice'in ölmüş gibi davrandıklarını anlamış oluyor. yine yoğun araştırmaları sonucunda cynthia adında bir kız kardeşi olduğunu ve onun kızının (alice'in yeğeni) hâlâ biloxi'de yaşadığını öğreniyor. tek tesellisi ise vampirliğinden sonra daha da gelişen duru görü özelliği sayesinde gelecekte sevgilisi olan jasper ile tanışması oluyor

. ki bunu da tutulma bölümünde bir sahnede anlatmıştı.
şimdi alice geleceği görüyor dedik ama... aması da var. gördükleri değişkendir. eğer kişi fikrini değiştirirse alice'in gördükleri de doğal olarak değişir. ve bu gücü vampirlerin ve insanların geleceğini görmekle sınırlı kalıyor. kurt adamların ve renesmee (edward ve bella'nın kızları) gibi yarı insan yarı vampirlerin geleceğini göremiyor maalesef. şafak vakti'nde bu konuyla ilgili bir teori üretiyor. ona göre vampirlerinkini görebilmesinin nedeni bir vampir olması, insanlarınkini görebilmesinin nedeni de eskiden bir insan olmasıdır. ancak hiçbir zaman bir kurt adam ya da yarı insan yarı vampir olmadığı için onların geleceğini göremezzzz.
devamını gör...
ölümü soyup okşamak
azrail bir kadın desem kara gözlü ismi de döndü, kara fatma’nın torunu kurtuluş savaşında mücadele eden, soyunur mu bilmem ama diliyle kalbi okşar. keşke yaşamak hastalığı için reçete yazan doktorlar olsaydı, ölümünüz gelmiş deyip bizi uyutsalardı.
devamını gör...
estetik tartışması
kimse kusura bakmasın ama bir yerden sonra artık sağlıklı olduğunu düşünmüyorum. modaya göre estetik yaptıranlar var. kız o öyle olur mu? büyük göt moda diye büyütüyor, modası geçiyor aldırıyor. ama en üzücüsü bazı vücut özelliklerinin dönemsel olarak öne çıkarılıp öyle olmayanların zorbalanması sonucu yaptırılan estetikler. bir ara ince dudaklı insanlara sinsilik karakteri yakıştırılıyordu. hatırladınız mı? geçen gün el estetiği gördüm. ele dolgu yapılıyor. aman tanrım başımıza taş yağacak. el kemikli olunca çok erkeksi duruyormuş. az önce de köprücük kemiği aldırma ameliyatları yaptıranları gördüm. yav hepimiz çok güzel ve seksiyiz. kendinize gelin. durduk yere sinirlendim.
gerçekten öyle gözükünce mutlu olacağını düşünenler yaptırsın tabii. ama vücudumuz bir popülerite kurbanı olmasın. çok üzülüyorum. sigara içsem buna bir paket tüketmiştim.
of!
gerçekten öyle gözükünce mutlu olacağını düşünenler yaptırsın tabii. ama vücudumuz bir popülerite kurbanı olmasın. çok üzülüyorum. sigara içsem buna bir paket tüketmiştim.
of!
devamını gör...