zaman tüneli

dunyanin en gereksiz eylemi. yaklasik kac sene disimi fircalamadim, dogdugumdan beri disimi fircalamadim. hic fircalamadim. dislerim sariydi, ne sansliyim ki curugum yok anca siyah lekeler vardi, cizgiler. sebnem ferah'in gozlerinin etrafindaki cizgiler misali dislerimde cizgiler vardi. var'di' dedigime bakmayin, simdi son herhalde bi 6 aydir dis fircaliyorumdur. noldu, dislerim hala sari, o cizgiler hala var. eee ne anladim ki ben bu isten.

simdi burda su sonuca varilabilir, aman sari zaten disin dogal rengi falan filan. e o zaman neden dis fircaliyoruz oglum biz. madem disin dogal rengi sari, ben neden disimi yikiyorum. diyolar ki mikroplar ölsün diye. lan o mikrobun benim hayatima zarari ne. banane, olmesin. curuk ali ve mikrop necati yasasin benim disimde yani benim iznim var. gayet de sempatiklerdi yani her sabah izlerdik.

haliyle cok gereksizmis bu dis fircalama eylemi, bugun, bu dakikadan itibaren birakiyorum. kalan arkadaslara da basarilar dilerim. artik dis fircalamak yok benim hayatimda. evet.

(bkz: diş fırçalamak diş fırçasına oral seks yapmaktır)
devamını gör...

evet, yanlış görmediniz. hayatınızda biraz neşe, biraz eğlence, biraz da minik şımartılmalar mı arıyorsunuz? o halde doğru yerdesiniz! kadınları özel hissettirmeyi misyon edinerek sadece güzelliklerini övmüyor aynı zamanda onları şımartmanın yollarını da sunuyorum. peki paket içeriği nelerden mi oluşuyor, neleri övüyorum?

- gülüşünüz (gereksiz mutluluk sebebi olacak seviyede)
- aşçılığınız (yumurta kırmış olsanız bile michelin yıldızı tonunda)
- sesiniz (kulaklık takıp tekrar dinleme isteği uyandıracak şekilde)
- espri yeteneğiniz (gülmesem ayıp olur noktasında değil, gerçekten komikmiş gibi)
- çektiğiniz fotoğraflar (ışık, açı, ruh... hepsi çözülür)
- film/dizi zevkiniz (entelektüel kimliğinizi irdeleyerek)
- kombinleriniz (sokakta görsem dönüp tekrar tekrar bakarım seviyesinde)
- ghibli estetiğiniz (nostalji + zarafet karışımı yorumlanır)
- yoga pozlarınız (esnekliğinize ve dengenize sayfalarca övgü)
- kahveleriniz (içmesem bile kahve seçimlerinizden ne kadar kaliteli ve niş zevkleriniz olduğu vurgulanır)
- ve evet, güzelliğiniz (burada lafı dolandırmam, çat çat sıralarım)

pakete dahil olmayanlar (ekstra hizmetler):

- sözlük içi kavgalarda araya girip tepkiyi üstüme çekme
- sözlük içi kavgalarda karşı tarafı stratejik şekilde kışkırtma (ince işçilik)
- sizi artı yağmuruna tutma operasyonu
- kişiye özel şarkı (çapkın gitarist paketi)
- kişiye özel şiir / akrostiş (romantik şair paketi – duygusal hasar garantili)
- nick vererek hitap (hatip paketi – tonlama opsiyonlu)

neden ben?

kalite: herkese aynı iltifatı yazmam. stok cümle kullanmam. sizin malzemeniz neyse, onu parlatırım.

denge: ne cringe, ne fazla ciddi. tam kararında.

fiyat: piyasanın altında, özgüvenin üstünde.

kısacası; günlük doz iltifatınızı outsource etmek istiyorsanız doğru yerdesiniz. ben överim, siz keyfinize bakarsınız.
devamını gör...

vatan senden hizmet bekliyor evlat, ayıkla bizi bu cendereden.
devamını gör...

yarın akşam hava kararana kadar gördüğü en büyük saldırıları yaşayacak. pesah başlamadan önce, belirlenen önemli hedefler yoğun şekilde bombalanacak. son günlerde yaşadıkları bombardımanın daha ağırına şahit olacak molla rejimi.

tahran'da vurulacak hedefler azaldığı için uçaklar geri dönmeden önce benzin istasyonlarını da vuruyorlar artık.
devamını gör...

köpekler kadar cana yakın, insana bu kadar içten bağlanan başka bir canlı bulmak gerçekten zor. sahibini karşılıksız seven, kapıda saatlerce bekleyen, bir bakışından ruh halini anlayan bir canlıdan bahsediyoruz. ölesiye bağlıdırlar. seninle uyum sağlarlar, sen üzgünsen sessizce yanına sokulurlar, mutluluğunu paylaşırlar. sadakat dediğimiz şey varsa, onun vücut bulmuş halidir köpekler.
ve şimdi düşün… böyle bir canlıyı sahipleniyorsun, sana güveniyor, seni dünyası yapıyor… sonra kalkıp güya çok yemek yiyor diye ağaca asıyorsun. bu nasıl bir akıl tutulması, nasıl bir vicdansızlık..!? aç kalınca bile seni terk etmeyecek bir hayvanı, sen gözünü kırpmadan ölüme terk ediyorsun. üstelik bunu savunabiliyorsun. insanlıktan çıkmanın da bir sınırı olmalı ama bu, o sınırın çok ötesinde.
köpekler üç gün aç kalsa yine şikayet etmez, yine seni bırakmaz. hatta öldükten sonra sahibinin mezarı başında günlerce bekleyen, orayı terk etmeyen sayısız örnek var. bu kadar derin bir bağ kurabilen bir canlıya bunu yapmak… gerçekten aklım, havsalam almıyor.
bu yapılan şey sadece kötülük değil ya. bu, aşağılığın da aşağısı bir karakter çürümesi. içinde zerre merhamet olmayan birinin, bir canlının gözünün içine bakarak bunu yapabilmesi korkunç. böyle insanların aramızda dolaşıyor olması insanı daha da ürkütüyor.
yazıklar olsun. gerçekten yazıklar olsun!..
allah o köpeğin çektiği acıyı misliyle yaşatsın o insana. çünkü başka türlü bu vicdansızlığın bir karşılığı yok.
nasıl bir dünyadayız biz… gerçekten insan utanıyor aynı havayı soluduğuna.
devamını gör...

yüksek lisans ödevlerimden biri bu konuyla ilgili ve eğitim camiasında giderek artan bir düşünce haline gelmekte.

okul okumak şu an ki dünya düzeni için zorlunu. bir kere devletler kendi istedikleri özelliklerde bireyler yetiştirmek için devlet temelli eğitim vermekte, vatanına-milletine hayırlı vatandaşlar yetiştirmek istemekte. okullar size nasıl bir vatandaş, insan olmanız gerektiğini anlatır. toplumsal kuralları, gelenekleri görenekleri anlatır. böyle yazınca yanlış gibi gelmiyor değil mi? devam ediyorum, yazımın sonunda ne açıdan yanlış olduğunu da anlatacağım.

aynı zamanda devletler devamlılığını sağlayabilmek için üreten insan gücüne ihtiyaç duymakta. yine bunu vatandaşlarını okullarda eğiterek sağlayabilmekte. yine bu kurumlarda ürettiklerini de nasıl tüketmesi gerektiği öğretilmektedir.

sanayi toplumlarına baktığımızda aradığı işçi özelliklerine sahip kişileri okullarına ve diplomalarına göre seçmekte. yani şunu diyebilir miyiz? ülkede sanayi eğitime yön vermektedir?

dünya genelinde çalışabilmeniz de diplomanız hatta bazen mezun olduğunuz okula bağlıdır. çoğu ülke diplomanızı beğenmeyip kendi ülkelerinde bir üniversite mezuniyeti isteyebilir sizden. hani okullar ve diplomalar çok önemliydi?

modern dünyada anne babalar çalışmakta. bu durumda çocuklarla ilgilenecek aile yapıları giderek çözülmekte ve çocuğu bırakacak bir yer ihtiyacı doğmakta. o da ne? aaa okul? okullar aynı zamanda ailelerin çocuklarını bırakmaktan rahatsız olmadıkları bir yer. kitlesel olarak bir hareket yanlış kabul edilmez, hatalı olamaz. aynı zamanda çocuğun başarısı toplumlarda ebeveynin başarısı olarak görüldüğü için örgün eğtimdeki öğrenci sayıları her geçen gün artmaktadır. yetişkinlerin egolarını besleyen çocukların duygu, düşünce ve istekleri önemli değildir.

toplumda mezuniyetiniz çok büyük önem arz eder. bu sizin için "ye kürküm, ye" etiketini sağlayabilmektedir. bir çöpçü bizim gibi ülkelerde hor görülürken bir mühendis inanılmaz saygı görür. peki mühendis şeytan gibi bir karakterken çöpçü melek gibi biriyse? diploma ne açıdan işe yarar? ama unutmayın ki bir çok kuruma da diplomasız giremezsiniz. ehliyet için bile örgün eğitimi belli seviyede tamamlamış olmanız gerekmektedir.

şu an aklıma gelmeyen binlerce açıdan okulun, okul siteminin, okulun yarattığı sanayi ve küresel çarkların; bu çarklardan faydalanan, kaymağını yiyen elit kısmın yarattığı okulla ilgili eğitim camiasında konuşulan fikirler bulunmakta.

örgün sistem küçüklükten itibaren etrafınızda size bir sosyal ortam oluşturur ve bu ortamı koruyarak "torpil" bile yapar, yaptırır hale gelebilirsiniz. etrafınızdaki insanları kullanabilirsiniz. çünkü yıllarınız geçmiştir. okul size bu imkanı da sağlar.

okul temelde bireyi tek tip yetiştiren, bir insan prototipi olan ve gelen herkesi o şekide yetiştiren bir kurumdur günümüzde. bunun tek suçlusu okul değil tabii ki. devletler, kültürler, toplumlar, sanayiciler, küreselleşme v.b.

okul kişinin özgür olduğu, özgürlüğünü yaşayabileceği, istediklerini öğrenirken istemediklerini göz ardı edebileceği, kendi kendine öğreneceği, kendi kendine keşfedeceği, kimsenin baskısı yönlendirmesi olmadan "ben" olabileceği bir yer olmalıdır diyor bazı eğitim bilimciler. diyor ki toplum , kültürler, gelenek görenekler, devletler değil kişi kendi kendini eğitirse o zaman insan olabilir, özgür olabilir, eğitilmiş olabilir.

şimdi bir düşünün, en son kaç yaşında bir şeyi sorguladınız? sorguladığınız için azarlamaktan bıkıp düşünmekten vaz geçtiniz? insanlar garip bulsa bile "ben böyleyim." demekten utanmadınız? standart sosyal ve toplumsal davranışlara uymadığınız için kendinizi en son ne zaman suçlu hissettiniz? kişiliğiniz normal olarak adlandırılmadığı için en son ne zaman insan içine çıktınız?

yaşadığınız toplumu bile şekillendirip sizi ayrık hale getiren bir şeydir okul. sizin duygu, düşünce ve isteklerinizi önemsemez. önemli olan devletlerin sadece devamıdır.

işte bazı eğitim bilimleri uzmanları son zamanlarda diyor ki: kişinin kendisi olabilip, kimseye zarar vermediği, kimsenin kimseyi varlığı ve kişiliği sebebiyle kınamayı-eleştirmediği, istediği işi yapıp, istediği şeyden para kazabildiği ve devletlerin de istekleri devamlılığını sağlayabildiği bir eğitim sistemi mümkün değil midir? diplomalar, binalar, öğretmenler olmadan eğitim olamaz mı?

ve eski eğitim bilimciler bu duruma şöyle bakıyor: kişi birey olamaz. toplum gelenekler-göreneklerden ibarettir. toplum bireyden önemlidir. birey topluma, devlete göre şekillenmelidir. diplomalar bu sebepten herkesin yerini bilmesi için önemlidir.

örgün eğitim almış olmama rağmen toplumun normlarından farklı kişilik geliştirmiş bir birey olarak diyebilirim ki eski eğitim bilimciler haklı. çok fazla dışlandım. otobüste kitap okuyorum diye kınandım. tv izlemiyorum diye "sen yaşıyor musun?" gibi cümleler duydum. doğru olduğum ve doğrumdan vaz geçmediğim için "savaşçı ruhlu olmak sana zarar verir, herkes gibi itaatkar ol." da denildi. arkadam konuştukları için insanlarla görüşmüyorum diye asosyal oldum. oysa böyle bir insan olmak bir başarısızlık ya da bir hata değil. o zaman neden eleştiriliyorum?
yani "ben" olmak ,var olan düzende çok fazla size bir şey getirmiyor. "ben" olabilmeniz için önce durumu fark etmeniz, istemeniz, sistemin aykırısı olmanız, doğrunun bir tane olmadığını anlamanız ve anlatmanız gerekir. işte bu da bizi yeni eğitim bilimcilerin "okul eğitiminin iflası" olarak adlandırdığı duruma getiriyor. şu anki sistemde "ben" olmak yıpratıcı bir şey.
biraz uzun oldu değil mi? aslında sistemle ilgili yazacak çok şey var ama birilerinin aklında bir miktar şüphe uyandırabildiysem ne mutlu bana.
devamını gör...

vardiyadaki arkadaşlarla gitmenin hayalini kurduğumuz uzakdoğu ülkesi. bir grup filipinlere gidelim diyor ama bakalım ya. vize muafiyeti olan hangisiyse ona gideriz artık.
devamını gör...

şiir gelsin; ( en sevdiklerimden)

bazen; hayat yorar insanı..
şarkılar yorar
beklemek yorar
özlemek yorar
affetmek yorar
hoş görmek yorar
boş vermek bile yorar
ve insan susar
her şeye, herkese rağmen...
elinden gelen tek şeyi yapar;
bağıra bağıra susar..

can yücel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bazen güzel bir şiirdir;

ey hayat, sen şavkı sularda bir dolunaysın.
aslında yokum ben bu oyunda,
ömrüm beni yok saysın...

yaşam bir ıstaka;
gelir vurur ömrünün coşkusuna.
hani tutulur dilin,
konuşamazsın…

tırmandıkça yücelir dağlar.
sen mağlupsun sen ıssız
ve kalbinde kuşların gömütlüğü;
tutunamazsın!

eloğlu sevdalardan dem tutar,
aşk büyütür yıldızlardan;
senin ise düşlerin yasak,
dokunamazsın...

birini sevmişsindir geçen yıllarda.
açık bir yara gibidir hâlâ.
hâlâ ne çok özlersin onu,
ağlayamazsın…

yolunda köprüler çürür.
sesin, sessizlik sanki bir uğultuda.
savurur hayat kül eyler seni,
doğrulamazsın!

yapayalnız bir ünlemsin
dünyayı ıslatan şu yağmurlarda.
her şey çeker ve iter,
anlatamazsın...

yaşam bir ıstaka,
gelir vurur işte ömrünün coşkusuna.
sesinde çığlıklar boğulur ama,
bağıramazsın…

sonra vakt erişir, toprak gülümser sana;
upuzun bir ömrün ortasında
ne hayata ne ölüme
yakışamazsın…

yazdırmalısın mezar taşına:
ey hayat, sen şavkı sularda bir dolunaysın,
aslında hiç olmadım ben bu oyunda
ömrüm beni yok saysın…

yılmaz odabaşı
devamını gör...

altlık.
devamı feneri nerede söndürürsem. kısmet.
rbfle salı gecesi içip, sıçıp, sapıtma seansı gururla sunar.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

aç çomardır köpek bile doyuramayan beyinsiz asalaktır. hadi doyuramadın sal gitsin madem tipe bak tipsiz.
devamını gör...

eskilerin kullandığı ironik ve sitemli bir deyim.
burada yakınan kişi diyor ki insanlar sadece işleri düştüğünde ya da çıkarları olduğunda arayıp soruyorlar, gerçekten hal hatır sormak için aramazlar... haklıdır, aşağılık insanoğlu çıkarı olmadığına selam vermez.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...


belki de iyi kalpli insanlar odaya giren ışık huzmeleri gibi insanlığın aydınlık yüzleriydi.


saklı asa...
devamını gör...

eve ilk taşındığımda merdiven basamaklarını halıflex döşerken 1 kilo kullanmıştım.

güzel kafası var ama.*
devamını gör...

insanları çerçeveye sokmanın modern karşılığı, tabii insan bazen çerçeveyede girmeli fakat başkalarının belirlediği çerçeveye değil.
devamını gör...

50 yaşından sonra adama shaqır shaqır türkçe konuşturmuşlar. tabii aslında shaq'ın değil paranın konuşmasıdır.
hatta trump turkcell'e çok darıldım ben o paraya trakya şivesi ile bile konuşurdum demiş.
devamını gör...

indirimleri kaçırmatın makarna stoklayın.
devamını gör...

bu konuda söyleyebileceğim ve dert yanacağım çok nokta var...

bahsetmek istediğim durumu dışarıda sohbet ederken ve konu da okula, eğitime gelmişse illa ki dile getiriyorum ancak burada daha çok kişiye ulaşma olasılığından dolayı tekrar etmekte fayda var.

eğitim, okulda verilmez. hatta okulun, akranların kötü davranışlarından ötürü eğitim açısından olumsuz sonuçlar doğurması, olumlu sonuçlar doğurmasından daha olasıdır. bi kere, çocuğu kim eğitecek? öğretmen. peki öğretmen ne kadar eğitimli? matematik veya tarih dersinden 100 alınca çok mu eğitimli bireyler çıkıyor ortaya? her dönem takdir alıp da iki kelimeyi bir araya getiremeyen kaç tane öğrenci tanıdım ve bir o kadar da tersi örnekleri. öğretim ve eğitim birbirinden tamamen farklı olgulardır. evet, okulda bir şeyler öğretebilirsiniz ancak eğitemezsiniz.

sosyal medyanın, internetin ve televizyonun bu kadar yoğun kullanıldığı ve çok kolay şekilde paraların kazanıldığının gösterildiği dönemde kimse öğretmenini dinlemez, öğretmeni bırak ana babasını da dinlemez ki dinlemiyorlar zaten.

eğitim, tamamen toplumsal ve sosyal bir olgudur. öyle sadece anne babanın veya öğretmenin sırtlanabileceği bir yük değildir.

ve evet eğitim tabi ki ailede başlar ancak bunun da sınırları o kişinin karakteri ile alakalı. karakteri de ortaya çıkaran temel iki faktörü de genetik ve çevre olarak söyleyebiliriz. burada tabi ki bireyin ilk çevresi olan aile çok önemli bir rol oynuyor ancak az önce söylediğim gibi çocuğun karakterini değiştiremezsiniz. elinizdeki oyun hamuru değil.

velhasılı kelam, sosyal ve varoluşsal konuları da içerisine alan çok fazla dinamiği ve kolu olan bir olgudur.

"eğitim şart hocam yieeaa" ile olmuyor maalesef.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim