zaman tüneli
erkeklerin her zaman çocuk kaldığı gerçeği
ona yetişkinliğe erişememiş denir , çocuk almış değil.
insan olmanın doğasında olan bir kusur değil bu üstelik , doğru yetiştirilmemiş olmanın sonucu yetişkinleşememek.
insan olmanın doğasında olan bir kusur değil bu üstelik , doğru yetiştirilmemiş olmanın sonucu yetişkinleşememek.
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
efenim bir miktar aradan sonra müthiş bir radyo krizim geldi. eğer kimse yapmayacaksa bizden, saat 22.00'da yayında olacağım.
biraz müzik ve biraz laklak olacak.
sevgiler, saygılar.
biraz müzik ve biraz laklak olacak.
sevgiler, saygılar.
devamını gör...
hayatın her alanında değer kaybı olması
onun için hep '' iyi ki 90'larda çocuktum, gençtim '' diyorum. gerçekten çok şanslıyım.
devamını gör...
hayatın her alanında değer kaybı olması
bana göre bugün hayatın neredeyse her alanında bir değer kaybı hissediyorsak, bunun en temel nedeni hızla tüketen bir düzene alışmış olmamız. artık her şey çok çabuk elde ediliyor, çok çabuk vazgeçiliyor ve aynı hızla unutuluyor. oysa değer dediğimiz şey biraz da zamanla kurulan bir bağ. emek verdikçe, bekledikçe, üzerine düşündükçe derinleşen bir şey..
eskiden bir şeye ulaşmak daha uzun sürerdi. bu da ister istemez ona yüklenen anlamı artırırdı. şimdi ise hem maddi hem manevi pek çok şey hemen ulaşılabilir durumda. ama bu kolaylık, beraberinde yüzeyselliği de getiriyor. üzerinde durmadığımız, uğruna çabalamadığımız şeylerin kıymetini de doğal olarak hissedemiyoruz.
benim gözümde mesele sadece maddiyat da değil, ilişkilerde, dostlukta, hatta insanın kendiyle kurduğu bağda bile aynı hız ve yüzeysellik var. kimsenin uzun uzun düşünmeye, sabretmeye, emek vermeye tahammülü kalmamış gibi. bu yüzden de her şey biraz geçici, biraz eksik, biraz da değersizleşmiş hissi veriyor.
sanırım değer, hala mümkün ama eskisi gibi kendiliğinden oluşmuyor. üzerine özellikle eğilmek, zaman ayırmak ve emek vermek gerekiyor. aksi halde kolay erişilen her şey gibi, kolayca gözden de düşüyor.
ah, kimselerin vakti yok
durup ince şeyleri anlamaya..
gülten akın
eskiden bir şeye ulaşmak daha uzun sürerdi. bu da ister istemez ona yüklenen anlamı artırırdı. şimdi ise hem maddi hem manevi pek çok şey hemen ulaşılabilir durumda. ama bu kolaylık, beraberinde yüzeyselliği de getiriyor. üzerinde durmadığımız, uğruna çabalamadığımız şeylerin kıymetini de doğal olarak hissedemiyoruz.
benim gözümde mesele sadece maddiyat da değil, ilişkilerde, dostlukta, hatta insanın kendiyle kurduğu bağda bile aynı hız ve yüzeysellik var. kimsenin uzun uzun düşünmeye, sabretmeye, emek vermeye tahammülü kalmamış gibi. bu yüzden de her şey biraz geçici, biraz eksik, biraz da değersizleşmiş hissi veriyor.
sanırım değer, hala mümkün ama eskisi gibi kendiliğinden oluşmuyor. üzerine özellikle eğilmek, zaman ayırmak ve emek vermek gerekiyor. aksi halde kolay erişilen her şey gibi, kolayca gözden de düşüyor.
ah, kimselerin vakti yok
durup ince şeyleri anlamaya..
gülten akın
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
xxl popeyes menü yemek istiyorum
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
bir insanı sevdiğinde tüm ihtimalleri silmek diye bir şey var sanırım. bunu ilk kez bir başkasında fark ettiğimde çok şaşırmış, hatta aptalca bulmuştum; sanki ben hiç yapmamışım gibi.
insan sevildiğinden hiçbir zaman tam olarak emin olamaz bence ama buna rağmen birinin bizi sevdiğine inanmak isteriz. hele ki biz seviyorsak… karşı tarafın her davranışını kendimize yorar, hatalarını görmezden gelir, mutlaka bir açıklama buluruz.
aslında büyük bir kumar oynuyoruz. tüm paramızı onun da bizi sevdiği ihtimaline yatırıyoruz. aklımız sevmiyor derken bile içimizde bir yer ısrarla aslında seviyor demeye devam eder.
ben bu hissi bir tür inanç olarak görüyorum. sevdikçe büyüyen bir inanç… belki de ihtiyaç duydukça. çünkü bazen büyüyen şey sevgi değil, o insana duyulan ihtiyaçtır.
bazıları bunu 'o seni sevdiği için sen de onu seviyorsun' diye yorumluyor. mantıksız değil ama benim bakış açıma göre süreç ters işliyor; sen seviyorsun diye onun da seni sevdiğine inanıyorsun.
sonuçta çok farklı yerlere çıkmıyor gibi görünse de, süreç tamamen başka bir yerden başlıyor.
insan sevildiğinden hiçbir zaman tam olarak emin olamaz bence ama buna rağmen birinin bizi sevdiğine inanmak isteriz. hele ki biz seviyorsak… karşı tarafın her davranışını kendimize yorar, hatalarını görmezden gelir, mutlaka bir açıklama buluruz.
aslında büyük bir kumar oynuyoruz. tüm paramızı onun da bizi sevdiği ihtimaline yatırıyoruz. aklımız sevmiyor derken bile içimizde bir yer ısrarla aslında seviyor demeye devam eder.
ben bu hissi bir tür inanç olarak görüyorum. sevdikçe büyüyen bir inanç… belki de ihtiyaç duydukça. çünkü bazen büyüyen şey sevgi değil, o insana duyulan ihtiyaçtır.
bazıları bunu 'o seni sevdiği için sen de onu seviyorsun' diye yorumluyor. mantıksız değil ama benim bakış açıma göre süreç ters işliyor; sen seviyorsun diye onun da seni sevdiğine inanıyorsun.
sonuçta çok farklı yerlere çıkmıyor gibi görünse de, süreç tamamen başka bir yerden başlıyor.
devamını gör...
rabia naz vatan
vatanı biz burada üçüncü kez kaybettik, vatan şaşmaz veya nebati ari ırk değil he, kemal’imiz sunardı her şeyi ama ali’mizi güldü buna değil mi öyle he??? neyin semptomu bu bkm, o mutfuck neden öyle, niye yılmıyoruz şair beylerimiz, sonra diyorsunuz mustafa kemal tek adamdı evet bu ülkeye gelen tek adam oydu, atamdı, atamın dibi de benim. ben anadoluyum şiirini ezberletin de vatan biraz şaşırsın. ağlayabilsem rahatlarım ama benim gözümde yaş kalmadı, yemin ediyorum dünya tarihi böyle bir çağ ve ülke hiç görmedi, pompei, lut kavmi, valla size yemin olsun cahiliye devri bile böyle pislik içinde yüzmedi. ne diyeceğiz kime güveneceğiz, kiminle sigara içeceğiz. bir çağ yangını falan değil bu, bir dağ vurgunu da değil, açık konuşan muhatap yok, herkes derin olmuş, ailem deli diyor, komşum zaten beni sallamaz makam mevkisi var büyük adam, kardeşim psikoloğuma beni satıyor bunu hastaneye yatıralım istiyoruz diyor, hayatı boyunca beni düşünmeyen ailem yine elaleme göre davranıyor, kurumda zaten sevenim yok çalışalım proje yapalım istiyoruz mümkün değilmiş, üniversiteye gidiyoruz keltoşun neferleri nefret dolu bana silah gösteriyorsunuz. çocuğunuzu torununuzu bu bozuk düzende yetiştirmek istiyorsunuz ama hep de benim kapıma geliyorsunuz, gelmeyin artık. ben 2019 senesinde nemrut dağı eteğinde sabah 5.34 de gördüğüm bir minik kara kedi yavrusunu bile düşünecek kadar hem de 8 sene he, düşüncek kadar salak bir insanım, o kediyi rojin bilecek ve onun için 8 aydır ölüme gidecek kadar salak bir insanım o bunu hiç iplemese de, bana çirkin diye hakaret etse de. sizin sokaklarınız çok güvenli, ben 29 yaşında bir gencim, sadece kendi hayatımı istiyorum, aynı şekilde devam edin, ne diyebilirim ki, bir kişi bile gelmedi, bir kişi bile tamam senin meselen değil bu demedi, haftaya birisi gelsin ve desin, bu senin meselen değil desin, deli falan da kabul he, mevki sahipleri allah onlar gelemez tabi. cümleyi li ile bitireceğim hani her b.ku analiz ediyorsunuz uzman takımı, şimdi bana ne demeli.
devamını gör...
yeditepe istanbul
eksiden bir yazar yazmıs. alnından opuyorum:
hayatımın bu diziden geçmesini çok isterdim. mesala bu hayatta beni susarak dinleyecek ve anladığından emin olacağım bir ali, başımı dizine koyduğumda kederi unutacağım bir havva, derdim olduğunda çağıracağım bir yusuf, her türlü benden uzak meseleyi soracağım bir ömer, içimi dökmekten çekinmeyeceğim bir önem, bilmediğim hikâyeleri dinleyeceğim bir ferman ve kuyunun dibindeyken bana ışık olacak bir olcay isterdim. bunları düşünürken, hikâyenin olmazsa olmazı olcay olduğuna hep şaşırmışımdır.
hayatımın bu diziden geçmesini çok isterdim. mesala bu hayatta beni susarak dinleyecek ve anladığından emin olacağım bir ali, başımı dizine koyduğumda kederi unutacağım bir havva, derdim olduğunda çağıracağım bir yusuf, her türlü benden uzak meseleyi soracağım bir ömer, içimi dökmekten çekinmeyeceğim bir önem, bilmediğim hikâyeleri dinleyeceğim bir ferman ve kuyunun dibindeyken bana ışık olacak bir olcay isterdim. bunları düşünürken, hikâyenin olmazsa olmazı olcay olduğuna hep şaşırmışımdır.
devamını gör...
normal sözlük'ün ele geçirilmekten korkması
çok isterseniz vereyim elinize
devamını gör...
çay
çok çay içen biri sayılmam. gün içinde bir bardak içerim ya da hiç içmem. ama buna rağmen etrafımda sürekli çay demlenen bir ortam olsun isterim. o buhar, o ince belli bardaklar, arada dönen muhabbet… bana hep huzur verir.
çayın kendisinden çok, etrafında kurulan samimiyeti seviyorum ben. insanların bir araya gelmesi, lafın uzaması, bazen hiçbir şey konuşulmasa bile o sıcaklığın paylaşılması… bunlar bana çok bizden geliyor. sanki çay, bahanesi olan bir yakınlık gibi..
o yüzden ben içmesem bile çay hep olsun isterim. demlensin, kokusu yayılsın, insanlar toplaşsın. hadi siz çayı koyun, ben yine gelirim...
çayın kendisinden çok, etrafında kurulan samimiyeti seviyorum ben. insanların bir araya gelmesi, lafın uzaması, bazen hiçbir şey konuşulmasa bile o sıcaklığın paylaşılması… bunlar bana çok bizden geliyor. sanki çay, bahanesi olan bir yakınlık gibi..
o yüzden ben içmesem bile çay hep olsun isterim. demlensin, kokusu yayılsın, insanlar toplaşsın. hadi siz çayı koyun, ben yine gelirim...
devamını gör...
geceye bir 90'lar şarkısı bırak
devamını gör...
normal sözlük'ün ele geçirilmekten korkması
korkmak mı? alın sizin olsun.
kimler sahiplenmedi ki bu sözlüğü alın birazda siz oynayın.
"mal sahibi mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi? mal da yalan, mülk de yalan, var biraz da sen oyalan"
yunus emre
kimler sahiplenmedi ki bu sözlüğü alın birazda siz oynayın.
"mal sahibi mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi? mal da yalan, mülk de yalan, var biraz da sen oyalan"
yunus emre
devamını gör...
kendinizi kısıtlamak
başlarda kendimi koruduğumu düşünüyordum ama artık bu fikrim değişmeye başladı ya da artık korunmaya çalıştığım şey bana eskisi kadar zarar vermiyor -vermiyormuş-
bilmiyorum...
sadece kendime haksızlık etmekten korkuyorum çünkü birileri uğruna - önemsiz şeyler yüzünden - kendimi çok hırpalamış gibi hissediyorum
hofff keşke sosyal medya kullanmak için ehliyet almak zorunda olsak yaa..
bilmiyorum...
sadece kendime haksızlık etmekten korkuyorum çünkü birileri uğruna - önemsiz şeyler yüzünden - kendimi çok hırpalamış gibi hissediyorum
hofff keşke sosyal medya kullanmak için ehliyet almak zorunda olsak yaa..
devamını gör...
normal sözlük'e kimlik zorunluluğu getirilmesi
(bkz: hoçça ğalın ğidiyom ben)
devamını gör...
japonya'da canlı canlı karides pişirilmesi
türkiye'de de kerevitler canlı canlı haşlanarak hazırlanıyor ona bakarsan. her uygarlığın vahşiliği kendi içinde, ayrı ayrı..
devamını gör...
yazarların şu an dinledikleri şarkı
seni tanıdığım günden sonra yeşerdim..
zehir olsan, aksan yine bana, içerdim...
...kapatamadığım yaraları gizlemeyi denedim ama çare yoktu
sana sevgimi, sen de dahil tüm sevgililerim duydu
acımadın hiç bana; bi' gün bile yok mu insaf hiç senin içinde?
yine de açılır sana bu güllerim, her şarkımın hâlâ sen içinde...
devamını gör...




