zaman tüneli
ekonomi
mal ve hizmetlerin üretim, dağıtım ve tüketimini inceleyen sosyal bilim dalı.
az önce küçük esnafın dünyanın her yerinde zorlandığına dair bir haber gördüm. ingiltere'de bir kırtasiye zinciri kapanma kararı alıp %70 indirim başlatmış. türkiye'de de ekonomi genel olarak ayvayı yemiş durumdayken sıradan vatandaş haklı olarak sadece kendi cebini düşünüyor. yarın ne olacağını önemsemesi gereken devlet yöneticileri bile ekonomilerin büyük kısmını döndüren küçük ve orta büyüklükteki işletmeleri önemsemiyor.
tüm küçük ve orta ölçekli işletmelerin işlerinin böyle kötüye gitmesi, amazon, trendyol(çinli alibaba grup satın aldı), hepsiburada(kazakistan merkezli bir şirket satın aldı) gibi internet mağazacılarının her sektördeki parayı kendilerinde en tepede toplaması çok ciddi bir ekonomik sorun.
kimi insanlar eskiden kırtasiyeciler güzel paralar kazandılar, şimdi fahiş fiyata satıyorlar, batsınlar diyor. ama küçük işletme döndürmenin ekonomik girdi ve çıktılarını, üretici-dağıtıcı-perakende fiyat farklılıklarının sebeplerini vs. kimse sorgulamıyor. devletlerin aldığı vergiler karşısında küçük esnafları ezerken büyük şirketlerin devasa vergi borçlarını silinmesinin ve onlara kıyak ihaleler vermesinin sokaktaki ekonomiye etkisini kimse düşünmüyor. aslında maaşlı çalışanlar ve küçük işletme sahipleri büyük şirketler ve devlet yöneticileri karşısında aynı ekonomik sınıfta yer alıyor. ama düşman yaratma yada böl ve yönet stratejisiyle insanlar güdülüyor.
türkiye'de ve dünyada sınıf bilinci gelişmiş olsa maaşlı çalışanlar esnafları batıran sistemi görünce sevinçten dört köşe olmaz, olmamalı. maaşlı çalışanların da bir gün dükkan açma ihtimalini/özgürlüğünü neredeyse yok ettiği için devlet yöneticilerine ve onları satın alan büyük şirketlere karşı duruş sergiler. örneğin ingiltere'de bir kesim vatandaş zincir olmayan(bağımsız) küçük işletmeleri tercih etme üzerine farkındalık kampanyaları yapıyor. bağımsız kahvecilere, publara, restoranlara, marketlere gidilmesi öneriliyor. türkiye'de ekmek aslanın midesinde olduğu için kimse cebimizi ve hayatlarımızı etkileyen böyle faktörleri düşünmüyor.
eskiden kırtasiyeciler mahallemizde yaşayan insanlardı ve haliyle kazandıkları parayı yine mahallesindeki yada şehrindeki ekonomide döndürüyordu. sen kalem alıyordun, kırtasiyeci gidip et alıyordu, kasap gidip ekmek alıyordu, fırıncı gidip duvar boyası alıyordu, boyacı gidip kundurada ayakkabısını tamir ettiriyordu, kunduracı gidip terziye elbise diktiriyordu vs. ayrıca tüm bu işlemlerden vergiler veriliyor ve memurlar maaşını alıyordu. yani para çoğunlukla mahallelerimizde dönüyordu.
şimdi siz yıllardır kötü ekonomi yönetimine kurban edilen, ev-araba bile almaya yetiremediğiniz maaşınızı, merkezi taa okyanus ötesinde bulunan amazon'a veriyorsunuz mesela. jeff bezos ise türkiye'nin ufak bir mahallesinden kazandığı paradan her gün 1000 dolar harcayarak "yüzbinlerce yıl" harcasa da bitiremeyeceği servetinin arasına ekliyor. jeff bezos, parayı sizin mahallenizden kazandığı için yine sizin mahallenize yatırım yada istihdam getirmiyor. sizin mahallenize gelip sizden kazandığı parayla kasaptan et almıyor. böylece dünyanın ilk dolar trilyonerlerinden biri olmaya doğru yürüyor. sonra jeff bezos otomasyona, yapay zekaya yatırım yapıp, depolarında köle gibi çalıştırdığı işçileri bile işten atıyor. dünyanın her yerinde mahallelere giren para miktarı azalıyor. ama çıkan para miktarı hep 3-5 tane dolar milyarderinde yada vergilerle devlet yöneticilerinde toplanıyor.
burada bahsettiğim ekonomik problem (kimileri servet transferi yada tekno-feodalite diyor) sizi de rahatsız etmiyor mu? dünya genelinde 1980'lerden sonra yaratılmaya başlanmış (bkz: ekonomik adaletsizliği)n derecesini algılayabiliyor musunuz? dünya fakir değil. ama çok çok kötü yönetiliyor. ve çok çok kötü insanlar tarafından yönetiliyor. youtube'da bir yorum görmüştüm, şöyle yazıyordu: dünyada sadece 5000 kadar kişi yaşıyor, geri kalanımız onlara hizmet etmek için varız.
az önce küçük esnafın dünyanın her yerinde zorlandığına dair bir haber gördüm. ingiltere'de bir kırtasiye zinciri kapanma kararı alıp %70 indirim başlatmış. türkiye'de de ekonomi genel olarak ayvayı yemiş durumdayken sıradan vatandaş haklı olarak sadece kendi cebini düşünüyor. yarın ne olacağını önemsemesi gereken devlet yöneticileri bile ekonomilerin büyük kısmını döndüren küçük ve orta büyüklükteki işletmeleri önemsemiyor.
tüm küçük ve orta ölçekli işletmelerin işlerinin böyle kötüye gitmesi, amazon, trendyol(çinli alibaba grup satın aldı), hepsiburada(kazakistan merkezli bir şirket satın aldı) gibi internet mağazacılarının her sektördeki parayı kendilerinde en tepede toplaması çok ciddi bir ekonomik sorun.
kimi insanlar eskiden kırtasiyeciler güzel paralar kazandılar, şimdi fahiş fiyata satıyorlar, batsınlar diyor. ama küçük işletme döndürmenin ekonomik girdi ve çıktılarını, üretici-dağıtıcı-perakende fiyat farklılıklarının sebeplerini vs. kimse sorgulamıyor. devletlerin aldığı vergiler karşısında küçük esnafları ezerken büyük şirketlerin devasa vergi borçlarını silinmesinin ve onlara kıyak ihaleler vermesinin sokaktaki ekonomiye etkisini kimse düşünmüyor. aslında maaşlı çalışanlar ve küçük işletme sahipleri büyük şirketler ve devlet yöneticileri karşısında aynı ekonomik sınıfta yer alıyor. ama düşman yaratma yada böl ve yönet stratejisiyle insanlar güdülüyor.
türkiye'de ve dünyada sınıf bilinci gelişmiş olsa maaşlı çalışanlar esnafları batıran sistemi görünce sevinçten dört köşe olmaz, olmamalı. maaşlı çalışanların da bir gün dükkan açma ihtimalini/özgürlüğünü neredeyse yok ettiği için devlet yöneticilerine ve onları satın alan büyük şirketlere karşı duruş sergiler. örneğin ingiltere'de bir kesim vatandaş zincir olmayan(bağımsız) küçük işletmeleri tercih etme üzerine farkındalık kampanyaları yapıyor. bağımsız kahvecilere, publara, restoranlara, marketlere gidilmesi öneriliyor. türkiye'de ekmek aslanın midesinde olduğu için kimse cebimizi ve hayatlarımızı etkileyen böyle faktörleri düşünmüyor.
eskiden kırtasiyeciler mahallemizde yaşayan insanlardı ve haliyle kazandıkları parayı yine mahallesindeki yada şehrindeki ekonomide döndürüyordu. sen kalem alıyordun, kırtasiyeci gidip et alıyordu, kasap gidip ekmek alıyordu, fırıncı gidip duvar boyası alıyordu, boyacı gidip kundurada ayakkabısını tamir ettiriyordu, kunduracı gidip terziye elbise diktiriyordu vs. ayrıca tüm bu işlemlerden vergiler veriliyor ve memurlar maaşını alıyordu. yani para çoğunlukla mahallelerimizde dönüyordu.
şimdi siz yıllardır kötü ekonomi yönetimine kurban edilen, ev-araba bile almaya yetiremediğiniz maaşınızı, merkezi taa okyanus ötesinde bulunan amazon'a veriyorsunuz mesela. jeff bezos ise türkiye'nin ufak bir mahallesinden kazandığı paradan her gün 1000 dolar harcayarak "yüzbinlerce yıl" harcasa da bitiremeyeceği servetinin arasına ekliyor. jeff bezos, parayı sizin mahallenizden kazandığı için yine sizin mahallenize yatırım yada istihdam getirmiyor. sizin mahallenize gelip sizden kazandığı parayla kasaptan et almıyor. böylece dünyanın ilk dolar trilyonerlerinden biri olmaya doğru yürüyor. sonra jeff bezos otomasyona, yapay zekaya yatırım yapıp, depolarında köle gibi çalıştırdığı işçileri bile işten atıyor. dünyanın her yerinde mahallelere giren para miktarı azalıyor. ama çıkan para miktarı hep 3-5 tane dolar milyarderinde yada vergilerle devlet yöneticilerinde toplanıyor.
burada bahsettiğim ekonomik problem (kimileri servet transferi yada tekno-feodalite diyor) sizi de rahatsız etmiyor mu? dünya genelinde 1980'lerden sonra yaratılmaya başlanmış (bkz: ekonomik adaletsizliği)n derecesini algılayabiliyor musunuz? dünya fakir değil. ama çok çok kötü yönetiliyor. ve çok çok kötü insanlar tarafından yönetiliyor. youtube'da bir yorum görmüştüm, şöyle yazıyordu: dünyada sadece 5000 kadar kişi yaşıyor, geri kalanımız onlara hizmet etmek için varız.
devamını gör...
alkollü ortam
ağzıyla içenler olduğunda güzeldir, tadından yenmez.
devamını gör...
durmadan arayan flört
durmadan aramasına gerek yok bence.
gunde bi defa arayınca anlıyorum ben.
zaten bi sey vaad ettigi de yok. ara sıra aklına esince hobi olarak ust uste beni arıyor. guleryuzlu donus yapsan aylarca yuzune bakmıyor. sonra seneye tekrar arıyor, ben yokken sevgilin olmus pis kasar diye ve telefonu kapıyor.
boyle border bi ilişkimiz var bes senedir;)
degişik hobilerimiz var hayatta. seviyorum deliyi.
gunde bi defa arayınca anlıyorum ben.
zaten bi sey vaad ettigi de yok. ara sıra aklına esince hobi olarak ust uste beni arıyor. guleryuzlu donus yapsan aylarca yuzune bakmıyor. sonra seneye tekrar arıyor, ben yokken sevgilin olmus pis kasar diye ve telefonu kapıyor.
boyle border bi ilişkimiz var bes senedir;)
degişik hobilerimiz var hayatta. seviyorum deliyi.
devamını gör...
alkollü ortam
içenler taşıyabilen tiplerse eğlenceli olur, diğer türlüsü evlat olsa sevilmez. içki sohbet ehliyle içilir depresifle içersen keyfin kaçabilir.
devamını gör...
alkollü ortam
tanınmayan ortama girilmez hele alkollüyse hiç girilmez. cebine uyuşturucu koyarlar bir şey olur boş yere başın ağrır. ilk tanışılan kişiyle alkollü ortama gidilmez.
devamını gör...
müzik aleti denince yazarların aklına gelen şeyler
devamını gör...
alkollü ortam
"o kadar içmişiz ki ortam bile alkollü" cümlesindeki ortam.
devamını gör...
4 nisan 2026 mustafa bozbey'in tutuklanması
van belediye başkanı pkklı olduğu için gözaltına alınmak istendiğinde özgür özel, aaa olmaz demokrasi, arkamızda amerika var, pkklı ajanları içeri atamazsın gibi şeyler söylemişti.
tayyip bey de; o zaman sizin yolsuzluk dosyalarına eğilme zamanı geldi diye yanıtlamıştı.
bunlar tüm türkiyenin gözü önünde oldu.
bu davalar siyasi değildir, mali de değildir.
terörle mücadele için yapıldığı gayet açık.
pkknın foncusu ve pon pon kızı olanları birer birer içeri tıkıyolar. sıra size de gelecek...
tayyip bey de; o zaman sizin yolsuzluk dosyalarına eğilme zamanı geldi diye yanıtlamıştı.
bunlar tüm türkiyenin gözü önünde oldu.
bu davalar siyasi değildir, mali de değildir.
terörle mücadele için yapıldığı gayet açık.
pkknın foncusu ve pon pon kızı olanları birer birer içeri tıkıyolar. sıra size de gelecek...
devamını gör...
hatşepsut (yazar)
(bkz: efsane geri döndü)
devamını gör...
alkollü ortam
sıkıntı kardesim.
diyeceksiniz paranoyaksın.
hicbir paronoya kendi kendine olmuyor.
20-25 yas arası hayatın toyuyken masum masum girdigim içkili ortamlarda sıkıntılar yasadım birkac kere. aniden bi cocugun dudagımdan opmesi gibi seyler.
20 senedir ickili hicbir ortama girmedim. tovbeliyim. basıma da bi daha hic boyle seyler gelmedi.
ha sevgilimle ya da kocamla bas basa bi şarap içmişim. bu olur. onun dısında kimseyle icmem. yeminim var.
diyeceksiniz paranoyaksın.
hicbir paronoya kendi kendine olmuyor.
20-25 yas arası hayatın toyuyken masum masum girdigim içkili ortamlarda sıkıntılar yasadım birkac kere. aniden bi cocugun dudagımdan opmesi gibi seyler.
20 senedir ickili hicbir ortama girmedim. tovbeliyim. basıma da bi daha hic boyle seyler gelmedi.
ha sevgilimle ya da kocamla bas basa bi şarap içmişim. bu olur. onun dısında kimseyle icmem. yeminim var.
devamını gör...
patagonyalı (yazar)
#3947025
teşekkür ederim sevgili pata, hoş buldum. iş gailesi içinde boğulmamak için soluğu burada aldım.*
teşekkür ederim sevgili pata, hoş buldum. iş gailesi içinde boğulmamak için soluğu burada aldım.*
devamını gör...
ekonomik kriz
milleti ete hasret bırakmıştır. üç harfli market eti kıyması alıyor insanlar. tekrar söyleyeyim nasıl başkanlık tatlı geldi mi daha da tatlı olacak(şabanın sesiyle okuyun).
devamını gör...
28 şubat 2026 abd ile israil'in iran'a saldırması
son günlerde iran'ın kimya ve petrokimya tesisleri de vuruluyor. bunun yanında önemli çimento fabrikaları da hedef alınacak gibi görünüyor. "en ufak medeniyette alayınızı yakarım".
mahşehr özel sanayi bölgesinde birden fazla tesis hedef alınmış. burası düşen f-15 uçağına yakın bir bölge.
aynı bölgeye yakın şalamçeh ırak-iran sınır kapısı yakınlarında iran yanlısı şii milislerin tırları vurulmuş. şalamçeh sınır gümrük kapısı ve tesisleri de hedef alınmış. video video2
hedef alınan yerler abd'nin kara harekatını başlatması düşünülen bölge. aynı zamanda düşen f-15 uçağının henüz kimse tarafından bulunamayan silah operatörünün de arandığı coğrafya. iran'ın en önemli petrol kaynakları da burası ve biraz daha doğusu.
***
henüz kimselerin bulamadığı amerikalı havacıyla ilgili mizahi yapay zeka görselleri hazırlamış iranlı muhalifler:


bu arada iran molla rejimi gerçekten zor durumda olsa gerek, afganistan'dan devşirdikleri şiileri de sanki yedi göbektir molla rejimini destekleyen iranlılar gibi sunuyor. hatta onlardan askeri birlik bile kurmuşlardı ve suriye'de savaştırmışlardı on beş yıl kadar önce.
mahşehr özel sanayi bölgesinde birden fazla tesis hedef alınmış. burası düşen f-15 uçağına yakın bir bölge.
aynı bölgeye yakın şalamçeh ırak-iran sınır kapısı yakınlarında iran yanlısı şii milislerin tırları vurulmuş. şalamçeh sınır gümrük kapısı ve tesisleri de hedef alınmış. video video2
hedef alınan yerler abd'nin kara harekatını başlatması düşünülen bölge. aynı zamanda düşen f-15 uçağının henüz kimse tarafından bulunamayan silah operatörünün de arandığı coğrafya. iran'ın en önemli petrol kaynakları da burası ve biraz daha doğusu.
***
henüz kimselerin bulamadığı amerikalı havacıyla ilgili mizahi yapay zeka görselleri hazırlamış iranlı muhalifler:


bu arada iran molla rejimi gerçekten zor durumda olsa gerek, afganistan'dan devşirdikleri şiileri de sanki yedi göbektir molla rejimini destekleyen iranlılar gibi sunuyor. hatta onlardan askeri birlik bile kurmuşlardı ve suriye'de savaştırmışlardı on beş yıl kadar önce.
devamını gör...
ekonomik kriz
kasıtlı olarak neredeyse 10 yıldır sürdürüldüğüne emin olduğum ekonomik çıkmazdır.
bir gecede %7500 faizin olduğu 2001 krizinin bankacılık reformları ve imf programı ile maksimum 3 yıl sürdüğünü hatırlatırım. 4 yıl sonra gelen 2008 krizi ise küresel ölçekte yıkıcı olmasına rağmen türkiye’de görece sınırlı etkiler bırakmış ve birkaç yıl içinde toparlanma sağlanmıştı.
ama bitti mi? bitmedi. yenisi ortaya çıktı bir müddet sonra. nitekim 8 yıldır da kesintisiz olarak boğuşuyoruz bu krizle. boğuşuyoruz dediysem halk boğuşuyor. saray ve avanesi değil.
öte yandan, 2020 yılına gelmişken, dünya çapında koronavirüs salgını baş gösterdi. bu salgın tüm dünyadaki ülkelerin ekonomilerini olumsuz yönde etkiledi. dünya genelinde fiyatlarda gözle görülür bir artış yaşandı doğal olarak. ancak türkiye hariç, ülkelerin merkez bankaları bu durumda her şeyi kitabına göre yaptı ve çoğu ülke politika faizini yükseltti. bu durum insanların daha az alışveriş yapmasına ve para tasarrufu yapmasına yol açtı. böylece fiyatların hızlı artışının da önüne geçildi. bununla birlikte hükumetler kamu harcamalarını gözle görülür derecede kıstı. bu da ülkelerin hazinelerinden gereksiz para çıkışına mani oldu.
biz mi? tam tersini yaptık. birileri ekonomiden iyi anladığını iddia ederek "ben ekonomistim" diyerek tepeden tırnağa çok yanlış bir ekonomi politikası izledi. merkez bankası bağımsız kararlar alamaz oldu. yine o birisi, sürekli faizin haram olduğunu söyleyerek, politika faizini zorla düşürttü. hatta bu mevzubahis kişi tarihe geçecek gülünç bir cümle kurdu: "faiz sebep enflasyon neticedir" dedi. aslında başına "düşük" kelimesini getirseydi haklı olabilirdi...
politika faizinin düşmesi de birtakım yandaş kişiler için ucuz kredi anlamına geliyordu ve öyle de oldu. tabi doğal olarak piyasaya para arzı bol oldu. merkez bankası sürekli para bastı. karşılığı olmayan para arzı da enflasyonu yani para şişkinliğini ciddi şekilde arttırdı.
ayrıca bir ürünün talebi fazla, arzı düşük olunca fiyatı artıyor sonuçta. sonrasında kur korumalı mevduat gibi bir garabet devreye alındı, bu da bütçe üzerinde ilave yük oluşturdu.
tüm bu süreçte de türk lirası'nın diğer para birimleri karşısında değer kaybı inanılmaz oldu.
sonunda bu, domino etkisi yaptı ve ülkede her şeyin fiyatı uçtu, ama öyle böyle değil bayağı uçtu. 2022 yılının ekim ayında enflasyon oranı trading economics'e göre %85.51 oranında oldu. (kaynağı aşağıya bırakacağım)
(not: tüik'e kimse inanmıyor bu yüzden farklı bir kaynak buldum.)
ülkede zaten ağır ve fazla olan vergiler, enflasyon ile birlikte hepten yük oldu halkın sırtına.
dahası, kamu harcamaları kısılıp tasarruf yapılması gerekirken, aksine, zirve yaptı. itibardan tasarruf olmaz politikası ile korkunç miktarlar harcandı. ülke birtakım parti yandaşlarının dolduğu bir memur devleti oldu aynı zamanda.
sonuç mu? orta sınıfı yok olan, gelir dağılımı uçurumu yaşayan, işsziliğin, adaletsizliğin ve türlü türlü olumsuzlukların baş gösterdiği, gençlerinin umutsuz olduğu, gıda enflasyonu'nda şampiyon olan, özel sektörde başıboşluğun yaşandığı, ahlaken çökmüş bir türkiye.
bir yanda, yıllardır yüksek enflasyon oranları ile kasıtlı olarak yoksullaştırılan, alım gücü düşen halk, ve öbür yanda ortaya çıkan yeni zenginler... hem de öyle böyle değil, ultra mega zenginler.... işte bu yüzden bunun adı bence ekonomik kriz olmaktan çıkmıştır. bunun adı servet transferi olmuştur.
bir gün tüm bu yaşatılanların hesabının sorulması umuduyla...
son olarak da kaynak
buradan
bir gecede %7500 faizin olduğu 2001 krizinin bankacılık reformları ve imf programı ile maksimum 3 yıl sürdüğünü hatırlatırım. 4 yıl sonra gelen 2008 krizi ise küresel ölçekte yıkıcı olmasına rağmen türkiye’de görece sınırlı etkiler bırakmış ve birkaç yıl içinde toparlanma sağlanmıştı.
ama bitti mi? bitmedi. yenisi ortaya çıktı bir müddet sonra. nitekim 8 yıldır da kesintisiz olarak boğuşuyoruz bu krizle. boğuşuyoruz dediysem halk boğuşuyor. saray ve avanesi değil.
öte yandan, 2020 yılına gelmişken, dünya çapında koronavirüs salgını baş gösterdi. bu salgın tüm dünyadaki ülkelerin ekonomilerini olumsuz yönde etkiledi. dünya genelinde fiyatlarda gözle görülür bir artış yaşandı doğal olarak. ancak türkiye hariç, ülkelerin merkez bankaları bu durumda her şeyi kitabına göre yaptı ve çoğu ülke politika faizini yükseltti. bu durum insanların daha az alışveriş yapmasına ve para tasarrufu yapmasına yol açtı. böylece fiyatların hızlı artışının da önüne geçildi. bununla birlikte hükumetler kamu harcamalarını gözle görülür derecede kıstı. bu da ülkelerin hazinelerinden gereksiz para çıkışına mani oldu.
biz mi? tam tersini yaptık. birileri ekonomiden iyi anladığını iddia ederek "ben ekonomistim" diyerek tepeden tırnağa çok yanlış bir ekonomi politikası izledi. merkez bankası bağımsız kararlar alamaz oldu. yine o birisi, sürekli faizin haram olduğunu söyleyerek, politika faizini zorla düşürttü. hatta bu mevzubahis kişi tarihe geçecek gülünç bir cümle kurdu: "faiz sebep enflasyon neticedir" dedi. aslında başına "düşük" kelimesini getirseydi haklı olabilirdi...
politika faizinin düşmesi de birtakım yandaş kişiler için ucuz kredi anlamına geliyordu ve öyle de oldu. tabi doğal olarak piyasaya para arzı bol oldu. merkez bankası sürekli para bastı. karşılığı olmayan para arzı da enflasyonu yani para şişkinliğini ciddi şekilde arttırdı.
ayrıca bir ürünün talebi fazla, arzı düşük olunca fiyatı artıyor sonuçta. sonrasında kur korumalı mevduat gibi bir garabet devreye alındı, bu da bütçe üzerinde ilave yük oluşturdu.
tüm bu süreçte de türk lirası'nın diğer para birimleri karşısında değer kaybı inanılmaz oldu.
sonunda bu, domino etkisi yaptı ve ülkede her şeyin fiyatı uçtu, ama öyle böyle değil bayağı uçtu. 2022 yılının ekim ayında enflasyon oranı trading economics'e göre %85.51 oranında oldu. (kaynağı aşağıya bırakacağım)
(not: tüik'e kimse inanmıyor bu yüzden farklı bir kaynak buldum.)
ülkede zaten ağır ve fazla olan vergiler, enflasyon ile birlikte hepten yük oldu halkın sırtına.
dahası, kamu harcamaları kısılıp tasarruf yapılması gerekirken, aksine, zirve yaptı. itibardan tasarruf olmaz politikası ile korkunç miktarlar harcandı. ülke birtakım parti yandaşlarının dolduğu bir memur devleti oldu aynı zamanda.
sonuç mu? orta sınıfı yok olan, gelir dağılımı uçurumu yaşayan, işsziliğin, adaletsizliğin ve türlü türlü olumsuzlukların baş gösterdiği, gençlerinin umutsuz olduğu, gıda enflasyonu'nda şampiyon olan, özel sektörde başıboşluğun yaşandığı, ahlaken çökmüş bir türkiye.
bir yanda, yıllardır yüksek enflasyon oranları ile kasıtlı olarak yoksullaştırılan, alım gücü düşen halk, ve öbür yanda ortaya çıkan yeni zenginler... hem de öyle böyle değil, ultra mega zenginler.... işte bu yüzden bunun adı bence ekonomik kriz olmaktan çıkmıştır. bunun adı servet transferi olmuştur.
bir gün tüm bu yaşatılanların hesabının sorulması umuduyla...
son olarak da kaynak
buradan
devamını gör...
soyadınız dünya olsa çocuğunuza koyacağınız isim
ey gidi goca dünya.
devamını gör...
müzik aleti denince yazarların aklına gelen şeyler
fülüg.
devamını gör...
susma sustukça sıra sana gelecek
(bkz: susurluk eylemleri)
devamını gör...
ankara'da kızılay'a uğramadan bir yere gidilememesi
kan meselesi sandım. ali kınıktan sonra ben kan vermem. pardon kerem olacaktı. hacamat yapınca kan almıyorlarmış, öyle söyledi nusrettin hocam.
devamını gör...

