zaman tüneli

"abicim, kalk oradan bak yaşlı adam duruyor burada. hadi abim."

"şşştt delikanlı, amcaya yer versene bak gencecik hâlinle oturmuşsun oraya."

"bu nesil nesil değil, ne saygı kalmış ne de anlayış. cık cık cık..."

bu ve buna benzer cümleleri toplu taşıma vasıtalarında istemediğimiz sıklıkta duyarız. birileri gereği hiç olmadığı hâlde yaşlılarımıza bayındırlık ve iskân sağlama görevi edinir kendine. kimin, nerede, ne kadar süre ve nasıl oturacağı bütünüyle bu görevlilerimizce belirlenir. onlar istemezse de katî surette değişemez!

değiştiremeyeceğimiz olgulara üzülmeli miyiz peki? elbette hayır. fikrimce bizi zaman zaman gözleriyle, bakış ve tavırlarıyla yer istediğini belli ederek alt etmeye çalışan yaşlılarımıza ve onların işgüzar destekçilerine onlar gibi davranarak incinmiş ve ötekileşmiş hissettirmeliyiz. nasıl mı?

(oturan yaşlılara) "hey heeeyy, hey gidi hey! bizim zamanımızdaki yaşlılar böyle miydi... gençlere hemen yer verirlerdi. yaşlılık bitmiş bitmiiişşş!"

(oturan yaşlıdan çok yaşlıcılara) "abla/abi bak burada yaşlımız var, oturmuşsun oraya. ayıp ayıp! aynı zamanda da yazık. kalk bakayım oradan. tembel beleşçi hazırcı seni..."

eğer bu davranış sistematiğini oturtursak kimse bizi tembel beleşçi hazırcı olmakla suçlayamaz çünkü biz o suç ithamını zat-ı âlilerine çoktan yöneltmişizdir :) bazen zekâ devreye girer ve bütün saldırıları defeder. iyi 18.58'ler dostlar.
devamını gör...

yerli ve milli demekten dilinde tüy biten tayyipin en son lafı. başlığı daha önce açıldı mı görmedim.
"türkiye’yi çok uluslu şirketler için bölgesel yönetim ve transit ticarette cazibe merkezi, istanbul'u da dünyanın önde gelen finans merkezlerinden biri yapmaya çalışıyoruz" demiş. yani geçen gün blackrock ceo'su larry fink geldiğinde türkiye'yi komple satın almış muhtemelen.

giresun'da, akbelen'de, kaz dağlarında ve türkiye'nin her yerinde türklerin topraklarına çökülmesinin ve maden şirketlerine verilmesinin sebebi buymuş. demek ki emir gelmiş, adam da uyguluyor. senin kıt kanaat paranla mahalle statüsüne geçirilmiş köyden aldığın 300-500 m2 arazine bile çöküyorlar. çünkü şöyle diyorlar; "sen kim köpek insan gibi yaşayacaksın. geç 20 katlı beton yığınlarındaki ufacık hapishanende otur, günde 12 saat çalış ve öl. sen bunu hak ediyorsun.". türkiye'deki sözcüsü ve uygulayıcısı da malum kişi işte.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
tayyipin bahsettiği çok uluslu şirketler de (bkz: wef)in yani dünya ekonomik forumunun falan gediklileri, sermaye sahipleri, senin benim aklımızın alamayacağı her yerde şirketlere sahip zenginler. 2030 yılına kadar the great reset yani büyük sıfırlama dedikleri şeyi gerçekleştirmek için adım adım her ülkeyi ele geçiriyorlar. yani yerli ve milli diye oy toplayan tayyip ülkeyi kimlere peşkeş çekiyor biliyor musunuz? "su, toprak ve hava sonsuza kadar bedava erişilebilir olmamalıdır. bunlar küresel ekonomik bilançolarda yer alması gereken varlıklardır." diyen davos'taki züppelere. bunların arasında muhtemelen epstein adasında takılan insan kanı içip çocuklara tecavüz eden canavarlar da vardır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
hani "hiçbir şeye sahip olmayacaksınız ama mutlu olacaksınız." diyen tipler var ya, hani "su insan hakkı değildir."* diyen zenginler. işte artık bunlar dünyayı ve ülkemizi yönetecek. bu geçiş sürecinde siyasetçiler sadece biz koyunları güden çoban gibi takılacak sanıyorum. ulus devletlerin devrini kapatıyorlar. bizim siyasetçiler de türkiye'yi de erkenden çabucak bu zenginlere verivermişler. geçmiş olsun. artık gerçek bir milli mücadele yapmadan ülkemizi ve bağımsızlığımızı geri alamayız. cephe savaşı görmeden dünyadaki ekonomik savaşı kaybettik, işgal edildik ve yönetimimizi kaybettik.
muhtemelen verdim gitti denilen anın fotoğrafını tekrar ekleyeyim. bu an muhtemelen vatanımızı ve özgürlüğümüzü tamamen kaybettiğimiz an. umarım yanılıyorumdur.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
benzer şeyleri yabancılar da yazıyor. onların ülkeleri ve bağımsızlıkları da bir avuç kertenkele tarafından yok ediliyor. dijital ödemeler, dijital kimlik, absürd fiyatlara ulaşmış emlak piyasası, işten çıkarmalar, iş kurmanın zorlaştırılması vs.
abd'li birinin bu konudaki eleştirisinin çevirisini ekleyeyim. bu kim ki tıvitini buraya taşıyorsunuz diyebilirsiniz. yazarların rastgele fotoğraflarıyla dolu sözlükte bu tıvit de dursun, ne olacak. bkz tıvit
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

klaus schwab, sessizce kabul edilen gerçeği yüksek sesle itiraf etti.

"dünya artık amerika gibi süper güçler tarafından yönetilmeyecek... dünya ekonomik forumu ve paydaşları; blackrock, bill gates ve küresel elitin geri kalanı tarafından yönetilecek."

artık rol bile yapmıyorlar...

ulusal hükümetler mi?

yok.

özgürlüğünüz mü?

bir abonelik hizmeti.

geleceğiniz mi?

davos'ta seçilmemiş milyarderler tarafından yönetilecek.

bu, gerçek zamanlı büyük sıfırlama... gezegenin şirketler tarafından ele geçirilmesi.

uyanın.

karşı koyun.

erkan trükten adlı bir siyasetçinin tıvitini aşağıya alıntılıyorum. twitter bağlantısı

erdoğan en sonunda sadede geldi ve

"türkiye’yi çok uluslu şirketler için bölgesel yönetim ve transit ticarette cazibe merkezi, istanbul'u da dünyanın önde gelen finans merkezlerinden biri yapmaya çalışıyoruz" dedi.

şifremiz: "çok uluslu şirketler için!"

vatanı, bayrağı, yeri yurdu olmayan o şirketler için çalışacağız bundan böyle.

çok uluslu şirket → davranış modeli
finans merkezi → kontrol
transit ticaret → bağımlılık getirir.

sen şirketi getirdiğini sanıyorsun
ama aslında:

bu ulus ötesi kurumlar seni ve ülkeni fena halde dönüştürüyor ve
hukuk, gelen küresel şirketin ekonomik ve sosyolojik çıkarına göre şekilleniyor, insan profili de ona göre “optimize ediliyor”.

bazıları buna sermayenin türkiye'yi batılılaştırması diyecek kadar şuursuz.

23 senelik erdoğan hükümeti, öz sermayemizi ve devlet kurumlarını çok uluslu şirketlere batı sermayesi ile entegrasyon için sata sata ne avrupa kıvamında batılılaştı, ne de devlet yüksek standartlı hukuk devleti oldu.

ne mi oldu?

eskiden ülkede ürettiğimiz en temel tarımsal ihtiyaçlarımızı dahi üretemez duruma geldik.

tüm bu batılılaşma sevdasıyla özelleştirme furyasından sonra dünyanın en büyük gıda enflasyonu da bizde.

coğrafya derslerinde öğretilen "türkiye bir tarım ülkesidir" ibaresinden kurtulduk ama onun yerine bir sanayi, hatta yarı sanayi ülkesi bile olamadık.

devlete ait olan sanayi tesislerini bir bir elden çıkarıp, çok ulusluluk için feda ettik.

tabii, bunun zenginlik, bolluk ve istikrar getireceği vaadi ile vatandaşın ağızına bir parça bal da çaldılar.

"şahlanıyorduk"

"türkiye, dünyaya açılıyor" dediler.
"türkiye zincirlerini kırıyor" dediler.

ve dönemin bakanı unakıtanın "start" vermesiyle özelleştirip babalar gibi sattılar.

zenginleşmeden sonra ne mi oldu? para bitti.

tarlasını satıp zengin oldum sanan çiftçi, parayı çarçur edince, aslında sadece parayı değil, temel gelir kaynağını ve işini de kaybettiğini ancak elindeki para bitince anladı.

eskiden mülkü vardı ama verimli çalışmıyordu. şimdi satıştan gelen parası vardı ama mülk elden gitmişti ve nihayet para da bitmişti.

parayla balayı sona erdi!

o zaman da köylümüz satacak başka şeyler aramaya koyuldu.

kendisi de tefeciye rehin düştü.

özelleştirme kısa vadede nakit getirir
ama üretim kapasitesi zayıflarsa uzun vadede büyük sorun çıkar.

senden önceki iktidarların yaptığı köprüleri bile satışa çıkartacak kadar düşersin.

böyle bakınca, iktidarın neden sürekli" yerli ve milli" diye avazı çıktığı kadar bağırdığını daha iyi anlıyorum.

"türkiyemizi daha fazla yerli ve milli hale getirebilmek için ülkemizi çok uluslu şirketlerin merkezi haline getireceğiz"

orwell'in çift düşün dili gibi.

"nasıl yahu?"

ne dedi, ne dedi?

hem çok uluslu şirketlerin merkezi olacağız, hem daha fazla yerli ve milli olacağız dedi.

blackrock geldikten sonra...

dünyanın en büyük ve güçlü çokuluslu şirketinin ceo'su larry fink türkiye'ye gelip erdoğanla görüştükten sonra olup biten bu...

çok uluslu şirket gelince sadece para gelmez.

bir yaşam biçimi gelir.

ve eğer dikkat etmezsen:
sen şirketleri yönetmezsin…
onlar seni sistemleştirir.

onların istediği tek siyaseti yaparsın.

onların istediği tek sağlık politikasını uygularsın.

onların istediği tek geleceğe oynarsın.

türkiye bunların hangisinin dışına çıktı?

"tek devlet, tek millet, tek bayrak, tek dil."

ama bu söylemin bizimle hiç de ilgisi yok.

galiba buradaki tek, başka birinin malı.

o halde bayrağın da, milletin de, dilin de, devletin de başkasının elinde olan bu tekel ile sana aitliği kalmıyor.

evet bir devlet var ama...
evet bir bayrak var ama...
evet bir millet var ama...
evet bir dil var ama...

var işte.

mesele, var mı yok mu ise var.
mesele bu kadar basitse, var.
mesele, isimse, bayraksa bunların hepsi sayı olarak var. nicel olarak var. kurum olarak var, kağıt üstünde, bez üstünde var.

ama ya temsil ettikleri değerler?
devamını gör...

açlıktan mıdır bilmiyorum bezelye bile gözüme güzel geldi.
bir erkeğin en güzel çeyizi yaptığı yemeklerdir efenim.
en iyisi ben bi yemek yiyeyim. ahahha.
devamını gör...

rahmetli onur can özcan kardeşimin sesi ne kadar da güzeldi. bu şarkıda onu bir kez daha hissettim.

“bilen varsa konuşsun şu ayrılığın dilinden…” diyor ya; ne kadar mahcup ve de üzgün… aşkı ne güzel anlatmış. allah rahmet eylesin. güzel insan.
devamını gör...

patlamış mısır.
devamını gör...

yaprak sarma.. diğerleri de amerikan salatasıyla yoğurtlu mor lahana salatası

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

insanlarla gereğinden fazla muhatap olmamak. mesela geçenlerde müdürüm bir konuya binaen bana özel olarak şöyle dedi: “bak mesela şimdi dedikodu yapmak niyetinde değilim seninle ama bazılarına biraz yakın davransam çalışmıyorlar, laubalilik devreye giriyor. sen ise o çizgiyi özenle koruyorsun, seninle yakın olabiliyorum” falan. kendisine teşekkür edip aslında benim yaptığımın doğal olduğunun altını çizdim ama maalesef haklıydı. laubalilik, sınır çizmemek iş stresini ve problemleri artırıyor. herkes yerini bilmeli, işini yapıp geçmeli bence. fazlasına gerek yok. kaosu hiçbir alanda sevmiyorum gerçekten.
devamını gör...

var olan şükrediyor, sonra gençliği yaktığın yerlere bakıp içindeki isyanları bastıyorsun.

akıl sağlığını korumanın zor olduğu şu çağ. dijital mijital vantuz gibi emiyor ömrümüzü.

ah insan!
hep zararda hep keyifsiz ve tam olamama haliyle ölen canlı.
devamını gör...

kuru dolma, yuvalama, ekşili köfte, lazanya, her türlü mangal, kuru fasulye, pilav, kavurma, haşlama, el yapımı mantı.
devamını gör...

havuçlar bile şekilli kesilmiş, baya iyi duruyo eline sağlık.*
devamını gör...

çok cihatçıysanız mücahitseniz dört yanımız savaş, dört bir yanımız cephe. buyrun gidin.
devamını gör...

şu 18.000'e yakın takipçili haber sayfası mesela... x.com/RealWestern2003/statu...

kuzey kore, abd'nin iran'a verdiği ültimatoma karşılık tel aviv ve washington'a nükleer saldırı yapacağı yönünde tehdit etmiş.

elbette yalan, haha. ama böyle bir şey olursa da amma havaları olur "biz biliyorduk" diye. haha.
devamını gör...

nefret ettiğimdir. millet denize giriyor a.k yerinde hala soğukla hastalıkla uğraşıyorum.
devamını gör...

açıkcası 2020 yılından sonra pazartesi ne zaman cuma ne ara oldu aha bahar işte güneş a kış sonra birden bire bir yılbaşı partisinde buluyorum kendimi.

yıllar mı hızlandı yoksa,
ne çabuk geçiyor upuzun günler geceler..
zaman geçmek bilmezdi oysa..
meğer herkes kurarmış böyle cümleler!
devamını gör...

sadece sizin babanız değil ,
1938'den sonra tüm babalar o ilüzyon yüzünden ömür berhava eylediler.
devamını gör...

sıvı birikmesi bir şekilde boşaltılmayınca, didem abla güzel gelebilir. ben de sözlüğün en yamuk vücutlu kızına, isim vermeden gıyabında senden bebek yapmak istiyorum yazmıştım. harlanma döneminde çirkinler daha tahrik edici oluyor.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

etli bezelye bunlardan birisidir.
devamını gör...

bugün didem abla'nın programını izledim biraz...

makyaji, saçı çok güzeldi... kıyafeti de.
devamını gör...

otobuste surunmeyi severim
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sadece mi
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim