zaman tüneli
güne bir şarkı bırak
devamını gör...
15 nisan 2026 kahramanmaraş okul saldırısı
mersinde de bir öğrencinin çantasından yenice silah çıkmış. neyseki yakalanmış. artık gerekiyorsa xray ile girilmeli çünkü bu olayların üst üste bir anda patlaması bağlantılı olsa bile, aklında en ufak bu düşünceyi taşıyan herkes de cesaretlenecek. memleketin net özeti de bu. vuran da çocuk, öldüren de çocuk. yazık.
devamını gör...
güne bir kedi bırak
yakışıklımı veterinere götürdüm, 60 günlük bir tedavi sürecine başladık. nasıl sıkıldıysa artık, içeri girmedi. kendini yeşilliklerin arasına attı, özgür özgür dolaşıyor…
şu asilliğe, şu yakışıklılığa bakar mısınız? bir de çenesi düşük, susmadı gelene kadar… uzun uzun konuştu. ah, bir de ne dediğini anlayabilseydim…*
şu asilliğe, şu yakışıklılığa bakar mısınız? bir de çenesi düşük, susmadı gelene kadar… uzun uzun konuştu. ah, bir de ne dediğini anlayabilseydim…*
devamını gör...
althalus'un dönüşümü
david eddings'in belli bir seriye bağlı olmayan fantastik romanı. kahramanı aslında başlangıçta anti-kahraman olan bir roman. althaus, zamanının en iyi hırsızlarından, hikayesinin hala hatırlandığı efsanevi soygunlar yapmış bir hırsız. bir gün biri tarafından dünyanın sonundaki evden bir kitap çalmak için kiralanıyor. bilmediği ise bu ev aslında bir tanrıça'ya ait. bu eve girdikten sonra seneler boyunca bu evde aslında tanrıça olan bir kedi ile yaşıyor ve onun eğitiminden geçerek bir kitap okumaya başlıyor. bu kitap aslında tanrıça'nın kardeşi olan ve dünyayı inşa eden tanrı'ya ait olduğunu bilmiyor. daha sonra tanrıça'nın dünyayı yok etmek isteyen kardeşinin adamları ile althalus'un topladığı grup arasında bir mücadele hikayesi ile kitap ilerliyor. hatta bu mücadele kitabın %80i gibi bir şey.
keyifli bir okuma, akıcı bir dil ve sürükleyici karakterler. althalus'un hırsızlıktan dünya kurtarıcılığında ve tanrıça'nın hayat arkadaşı olmaya giden sürecini anlatan bir hikaye. kitabı aldığımda seneler evvel bir cuma akşamıydı. eve gidince okumaya başlamıştım ve kitabı bitirene kadar uyumamak için mücadele ettim. sonunda sabaha karı daha fazla dayanamayıp uyuduğumu hatırlıyorum ama o hafta sonu kitabı bitirdim. bu arada kitap ufak bir kitap değil, oldukça kalın. türkçede baskısı tükenmiş gibi gördüm ama ingilizcesi dijital kitap olarak da satılıyor amazonda.
keyifli bir okuma, akıcı bir dil ve sürükleyici karakterler. althalus'un hırsızlıktan dünya kurtarıcılığında ve tanrıça'nın hayat arkadaşı olmaya giden sürecini anlatan bir hikaye. kitabı aldığımda seneler evvel bir cuma akşamıydı. eve gidince okumaya başlamıştım ve kitabı bitirene kadar uyumamak için mücadele ettim. sonunda sabaha karı daha fazla dayanamayıp uyuduğumu hatırlıyorum ama o hafta sonu kitabı bitirdim. bu arada kitap ufak bir kitap değil, oldukça kalın. türkçede baskısı tükenmiş gibi gördüm ama ingilizcesi dijital kitap olarak da satılıyor amazonda.
devamını gör...
15 nisan 2026 kahramanmaraş okul saldırısı
göğsüme öküz oturdu sanki, içim daralıyor. iki günden beri ekran bana ben ekrana bakıp duruyoruz bırak birisiyle hasbihal etmeyi şuraya dahi tek kelam yazasım yok.
insanlar çıldırmış gibi çok kötü zamanlarda yaşıyoruz. ne söylenir bilmiyorum, çocuklar mevzu bahis olunca akan sular duruyor benim de çocuğum var okula gidiyor eşim öğretmen yani insan empati bile yapamıyor. allah'ın dediği olur amenna, herkesin vakti ve nasıl gideceği bellidir bunun önüne hiçbir şey geçemez o yüzden yaradanım sen beni sevdiklerimle sınama diyorum.
ölenlere rahmet sevdiklerine bol sabır diliyorum.
insanlar çıldırmış gibi çok kötü zamanlarda yaşıyoruz. ne söylenir bilmiyorum, çocuklar mevzu bahis olunca akan sular duruyor benim de çocuğum var okula gidiyor eşim öğretmen yani insan empati bile yapamıyor. allah'ın dediği olur amenna, herkesin vakti ve nasıl gideceği bellidir bunun önüne hiçbir şey geçemez o yüzden yaradanım sen beni sevdiklerimle sınama diyorum.
ölenlere rahmet sevdiklerine bol sabır diliyorum.
devamını gör...
15 nisan 2026 kahramanmaraş okul saldırısı
bunlar amerika ve israil işbirliği içerisinde planlı programlı terör propagandaları, alt kültürler de görülen eylemler bunlar. alt kültürün yüceltilmesi zaten bir süredir ülkemizde görülen bir toplumsal çürüme, bu tarz alt kültür terör eylemlerini kısa zaman içerisinde çokça yaşayacağız.
devamını gör...
yasakçı zihniyet
ironik olacak ama bu insanları yasaklayabilir miyiz dünyadan.
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
devamını gör...
bilgisayar oyunları neden şiddet üzerine kuruludur sorusu
yine mi aynı zırva.
onyıllardır oyundaki şiddet sabitken (ki 90'larda en ufak denetim yok, 6 yaşında bebeler kafa kopartıyor omurlik söküyor) neden toplumdaki şiddetin dönem dönem arttığını, bazen çıldırdığını, bazen sıfıra yaklaştığını açıklamıyor böyle koltuğunda profesör iddiaları.
+ yukarıda söylenmiş, bu nasıl başlık: milyar tane oyun var sıfır şiddet, çiçek böcek toplatan.
onyıllardır oyundaki şiddet sabitken (ki 90'larda en ufak denetim yok, 6 yaşında bebeler kafa kopartıyor omurlik söküyor) neden toplumdaki şiddetin dönem dönem arttığını, bazen çıldırdığını, bazen sıfıra yaklaştığını açıklamıyor böyle koltuğunda profesör iddiaları.
+ yukarıda söylenmiş, bu nasıl başlık: milyar tane oyun var sıfır şiddet, çiçek böcek toplatan.
devamını gör...
zeka düşüklüğü belirtisi
gürültü yapma, millete kendini dinletme ihtiyacı.
şaşmaz, böğüren, anırarak konuşan, ses kökleyen, birşeyleri dinletmeden rahat etmeyen tipler düşük zekalıdır
şaşmaz, böğüren, anırarak konuşan, ses kökleyen, birşeyleri dinletmeden rahat etmeyen tipler düşük zekalıdır
devamını gör...
vatanı korumak çocukları korumakla başlar
herkese 3 çocuk yapın demekle değil.
devamını gör...
bilgisayar oyunları neden şiddet üzerine kuruludur sorusu
tek bir sebeple açıklanamayacak konudur.
şiddet oyunları aslında "hayatta kalma" üzerine kurulu olduğu için oyundaki akışa kitlenme, kahramanlık hikayelerinin içinde güçlü olduğunu hissettirerek kişinin ekranda daha çok aktif kalması, satış ve sektör vs gibi şeyler aklıma geldi açıkçası. şiddeti normalleştirmeyi bir amaç olarak benimsemek değil de kitleyi kolay ve uzun süreli tutma gibi.
para diyorum yani.
ha ama özellikle çocuk ve ergen grubunu şiddeti normalleştirme noktasında etkiliyor mu? etkiliyor. bu konularda yapılmış yüzlerce belki binlerce çalışma, araştırma, yazılmış makale var. "şiddet içeren yayın, çizgi film, bilgisayar oyunlarının çocuklar üzerindeki etkilerine dair" vb şekilde biraz bakınca çoğu (hepsini okumadım tabi) orantılı sonuca ulaşıyor.
bir tanesinde mesela 4. ve 5. sınıf öğrencisi çocuklara önce şiddet içerikli oyun oynayıp oynamadıkları soruluyor. çoğu oynamadığını işaretliyor. oyun içeren bir liste verilip oynadıkları oyunları işaretlemeleri istendiğinde çocukların aslında neyin şiddet içerip içermediğini bile anlamayarak oynadıkları fark ediliyor. bu bile çoğu şeyi açıklayıp yeni sorular getiriyor aslında.
o yüzden ne "ben yapmadım, iradeliyim, başkası yapıyorsa zaten maldır" gibi bir düşünce, ne de şiddeti fıtrat diyerek meşrulaştırmak, kendi iradesini bir bilgisayar oyununa emanet edecek kadar zayıf görmek ve dünyayı sadece kendi sınırlı tecrübesinden ibaret sanmak mantıklı geliyor açıkçası. avcılığı ve hayatta kalma içgüdüsünü, bir ekranda sebepsizce birilerini vurmakla bir tutmayı ve artık oyunun sadece erkekler tarafından oynanmadığını düşününce biraz ne bileyim yani ne diyeceğine diyip diyemeyeceğine... erkekleri de ayrıca küçük gösteriyor gibi.
koca koca insanlar da bir zahmet ne kendisini ilkokul ve üstü çocuklarla ne de yetiştiği dönemin şartlarıyla karşılaştırma yaparak bir tutmasın. dönem değişiyor, sistem değişiyor, çocukların ve ergenlerin merakları, konuşmaları değişiyor. önceden zorbalık diye bir şey yokken/çok azken son 4-5 senedir artık kesici, delici aletlerle yaralamaya varan fiziksel şiddetler, zorbalıklar gündem oluyor vs.
gündem üzerinden direkt şiddeti insan öldürme davranışı olarak görüp, "öldürme" niyetiyle hareket etmeyen insan çoğunluğu sebebiyle bu oyunların şiddeti normalleştirdiği gerçeğini yok sayarak konuşmaya, görsellere sürekli maruz kalmanın yarattığı duyarsızlaşmayı reddetmeye gerek yok. bence.
önce ebeveynlere sonra eğitim sistemine akıl ve de fikir diliyorum.
şiddet oyunları aslında "hayatta kalma" üzerine kurulu olduğu için oyundaki akışa kitlenme, kahramanlık hikayelerinin içinde güçlü olduğunu hissettirerek kişinin ekranda daha çok aktif kalması, satış ve sektör vs gibi şeyler aklıma geldi açıkçası. şiddeti normalleştirmeyi bir amaç olarak benimsemek değil de kitleyi kolay ve uzun süreli tutma gibi.
para diyorum yani.
ha ama özellikle çocuk ve ergen grubunu şiddeti normalleştirme noktasında etkiliyor mu? etkiliyor. bu konularda yapılmış yüzlerce belki binlerce çalışma, araştırma, yazılmış makale var. "şiddet içeren yayın, çizgi film, bilgisayar oyunlarının çocuklar üzerindeki etkilerine dair" vb şekilde biraz bakınca çoğu (hepsini okumadım tabi) orantılı sonuca ulaşıyor.
bir tanesinde mesela 4. ve 5. sınıf öğrencisi çocuklara önce şiddet içerikli oyun oynayıp oynamadıkları soruluyor. çoğu oynamadığını işaretliyor. oyun içeren bir liste verilip oynadıkları oyunları işaretlemeleri istendiğinde çocukların aslında neyin şiddet içerip içermediğini bile anlamayarak oynadıkları fark ediliyor. bu bile çoğu şeyi açıklayıp yeni sorular getiriyor aslında.
o yüzden ne "ben yapmadım, iradeliyim, başkası yapıyorsa zaten maldır" gibi bir düşünce, ne de şiddeti fıtrat diyerek meşrulaştırmak, kendi iradesini bir bilgisayar oyununa emanet edecek kadar zayıf görmek ve dünyayı sadece kendi sınırlı tecrübesinden ibaret sanmak mantıklı geliyor açıkçası. avcılığı ve hayatta kalma içgüdüsünü, bir ekranda sebepsizce birilerini vurmakla bir tutmayı ve artık oyunun sadece erkekler tarafından oynanmadığını düşününce biraz ne bileyim yani ne diyeceğine diyip diyemeyeceğine... erkekleri de ayrıca küçük gösteriyor gibi.
koca koca insanlar da bir zahmet ne kendisini ilkokul ve üstü çocuklarla ne de yetiştiği dönemin şartlarıyla karşılaştırma yaparak bir tutmasın. dönem değişiyor, sistem değişiyor, çocukların ve ergenlerin merakları, konuşmaları değişiyor. önceden zorbalık diye bir şey yokken/çok azken son 4-5 senedir artık kesici, delici aletlerle yaralamaya varan fiziksel şiddetler, zorbalıklar gündem oluyor vs.
gündem üzerinden direkt şiddeti insan öldürme davranışı olarak görüp, "öldürme" niyetiyle hareket etmeyen insan çoğunluğu sebebiyle bu oyunların şiddeti normalleştirdiği gerçeğini yok sayarak konuşmaya, görsellere sürekli maruz kalmanın yarattığı duyarsızlaşmayı reddetmeye gerek yok. bence.
önce ebeveynlere sonra eğitim sistemine akıl ve de fikir diliyorum.
devamını gör...
zeka düşüklüğü belirtisi
her türlü dini, ideolojik, felsefi konuda (bkz: fanatizm) içeren davranışlarda bulunmak. değişken ve açık fikirli olmamak. kendi desteklediği tarafın yanlışları söylenince karşı tarafın yanlışlarını söyleyip kendi yanlışını aklamaya çalışmak ya da karşı taraf ilan etmek.
devamını gör...
zeka düşüklüğü belirtisi
"insanlar sabaha kadar demokrasi nöbeti tuttu orda sen ne yaptın?" *
devamını gör...
zeka düşüklüğü belirtisi
kendi ülkesinin demografik yapısının, kaynağı belirsiz sayıca milyonları bulan kaçak akışı ve durmayan mülteci dalgasıyla değişmesini “kardeşlik” diye normalleştiren bir norveçli olmak. *
devamını gör...
reddit taramasıyla bilimsel çalışma yayınlamak
konu dandik, metod dandik. yz 10 dakikada yapar bunu deep search ile.
ama teknik olarak bir sorun yok. burada çalışma glp-1 lerin etkileri/ yan etkileri üzerine değil, kullanıcıların bunu nasıl ifade ettiği üzerine.
kıl kısmı, reddit'e bu bildirimi verenlerin gerçekten glp-1 kullanıcısı olup olmadığının teyidinin imkansız olması. o zaman çalışma "reddit'te glp-1 kullandığını iddia edenlerin yan etkiler üzerine ifadeleri" gidi pek bi kıymeti olmayan bir şeye dönüşüyor.
ama teknik olarak bir sorun yok. burada çalışma glp-1 lerin etkileri/ yan etkileri üzerine değil, kullanıcıların bunu nasıl ifade ettiği üzerine.
kıl kısmı, reddit'e bu bildirimi verenlerin gerçekten glp-1 kullanıcısı olup olmadığının teyidinin imkansız olması. o zaman çalışma "reddit'te glp-1 kullandığını iddia edenlerin yan etkiler üzerine ifadeleri" gidi pek bi kıymeti olmayan bir şeye dönüşüyor.
devamını gör...
pistol packin' mama
favori dizim olan 12 monkeys (dizi)'i bir kez daha izlerken 2. sezonunun 3. epizotunun başında çalmasına denk gelmemle başlığını açayım dediğim hoş parça. 1942'de kaydedilip 1943'te yayımlanmış ilk olarak. şarkı yazarı al dexter. aynı adlı 1943 tarihli filmde de kullanılmış bu parça. billboard popüler müzik listesinin en tepesine çıkabilen ilk "country" şarkısı olmuş bu. jukebox listesinde de 28 hafta kalmış ve bunun 14 haftasına, aşağı ilk sırada koyacağım bill crosby versiyonu da dahil, ki dizide de bu versiyon çalıyor. bir altına da orijinalini koyacağım. yani crosby versiyonu elbette daha güzel bence.
"'hillbilly'-honky tonk" parçası olarak geçiyor. yani abd'nin kırsal kesim (köy) gece mekanı şarkısı diye çevirebiliriz sanırım. hillbilly günümüzde genelde aşağılayıcı bir ifade, yani hödük falan gibi bir anlama gelebiliyor ama 1940'larda böyle olmayabilir. bu yani herhalde işte o dönemin abd köylerinin gece mekanlarınn hitap eden tarzda bir parçaymış ama bir şekilde büyük bir hit olabilmiş ülke çapında. hit demişken hitler de diyelim... yani 2. dünya savaşı döneminin bayağı popüler bir parçası işte aşağıdaki.
ilgili dizide bunu ve diğer parçaları charlie haggard seçmiş galiba, yani music supervisor olarak kendisi görünüyor dizinin 47 bölümünde de. bir tek kerri drootin sadece ilk sezonun ilk bölümünde müzik süpervizörlüğü yapmış bilgisine rastladım ama onda da haggard da var yine. yani nasıl bir çalışma yürütüldü bilemiyorum açıkçası, müzik editörlerinden falan parça seçimlerinde yardım alındı mı, yoksa tek kişi mi kendi bilgisi ve araştırmalarıyla sahnelere göre parçalar belirledi... her halükarda dizideki parça seçimleri cidden süper.
"'hillbilly'-honky tonk" parçası olarak geçiyor. yani abd'nin kırsal kesim (köy) gece mekanı şarkısı diye çevirebiliriz sanırım. hillbilly günümüzde genelde aşağılayıcı bir ifade, yani hödük falan gibi bir anlama gelebiliyor ama 1940'larda böyle olmayabilir. bu yani herhalde işte o dönemin abd köylerinin gece mekanlarınn hitap eden tarzda bir parçaymış ama bir şekilde büyük bir hit olabilmiş ülke çapında. hit demişken hitler de diyelim... yani 2. dünya savaşı döneminin bayağı popüler bir parçası işte aşağıdaki.
ilgili dizide bunu ve diğer parçaları charlie haggard seçmiş galiba, yani music supervisor olarak kendisi görünüyor dizinin 47 bölümünde de. bir tek kerri drootin sadece ilk sezonun ilk bölümünde müzik süpervizörlüğü yapmış bilgisine rastladım ama onda da haggard da var yine. yani nasıl bir çalışma yürütüldü bilemiyorum açıkçası, müzik editörlerinden falan parça seçimlerinde yardım alındı mı, yoksa tek kişi mi kendi bilgisi ve araştırmalarıyla sahnelere göre parçalar belirledi... her halükarda dizideki parça seçimleri cidden süper.
devamını gör...
konu anüs olunca ilgi artışı
'göt' başlığı açıp hüsrana uğrayanlar; müjde!
anüs başlığı açarak bir mecradan beklediğiniz etkileşime erişebilirsiniz.
bu gün bu anüs şeklinde çikolata başlığı 'ne me nem' bir halk olduğumuzun turnusolu oldu.
ders alınız. ben tiksindim zaten çikolataya da mesafeliyimdir, iyice uzaklaştım. de get!
anüs başlığı açarak bir mecradan beklediğiniz etkileşime erişebilirsiniz.
bu gün bu anüs şeklinde çikolata başlığı 'ne me nem' bir halk olduğumuzun turnusolu oldu.
ders alınız. ben tiksindim zaten çikolataya da mesafeliyimdir, iyice uzaklaştım. de get!
devamını gör...
reddit taramasıyla bilimsel çalışma yayınlamak
bazı konularda denek grubu bulmak zor.
eldeki halka açık veriyi işlemek kötü bir fikir değil.
kendi öğrencilerine saçma bir anket yapıp (hepi topu 20 tanesini doldurmuş) bu saçma anketten sonuç çıkarmayı beceremeyen profesor var bizim ülkede.
eldeki halka açık veriyi işlemek kötü bir fikir değil.
kendi öğrencilerine saçma bir anket yapıp (hepi topu 20 tanesini doldurmuş) bu saçma anketten sonuç çıkarmayı beceremeyen profesor var bizim ülkede.
devamını gör...
