zaman tüneli
ilk defa meme görmek
ilk kez meme gördüğümde ağlamıştım. sekiz yaşında sırtında çanta ile eve dönerken, mahallemizin en güzeli olan alt kat komşumuz zeynep abla penceredeydi. tam ben pencere önünden geçerken hişt diye seslendi bana dönüp baktığımda sütyenini indirip memelerini gösterdi. ooo helaluya ...
bir kaç saniye hareketsiz kaldıktan sonra koşarak eve gittim, odama girdim ve yatağa yatıp yorganı kafama çekip ağlamaya başladım, burnumda çiğ süt kokusu içimde unutulmuş bir özlem ile. bu olay hayatımda sarsıcı bir etki yaratmadı, peki özneler değişseydi ya ben kız olsaydım ve burcu abla burhan abi olsaydı sonuç ne olurdu?
işte bu değişen cevap taciz mağduru insanların hayatlarını alt üst etmektedir. çünkü taciz/tecavüz mağduru konu alan bir suçtur, sinema filmlerinde tecavüz sahnelerini tecavüzcünün gözünden izleriz, kamera kadrajı bize asla soğuk bir zemine dökülen gözyaşlarını izletmez ve gazete küpürlerinde tecavüzcünün değil gözü bantla kapatılmış mağdurun fotoğrafı yer alır. çünkü mağdur topluma göre kirlenmiştir. bu aptalca zihniyet tecavüzü bir namus suçu haline getirerek mağdurları zedelemektedir.
çünkü korunması gereken bu suça karşı bir insan değil toplumsal bir ahlak yasası halini alan namustur, mağdur toplumun ahlaki duruşudur, asla bir insan değildir. bu yüzden ben sekiz yaşında tacize uğradığımda bunun etkisini üzerimden çabuk attım çünkü bir yıl sonra pipimi göstermem için beni şevklendiren bir toplum vardı, ancak bir kız çocuğu olsaydım bu benim için bir utanç olacaktı ve tüm hayatımı bu boktan toplumsal yasa çerçevesinde kendimi fark etmeden suçlayarak yaşayacaktım.
kadını koruduğumuzu iddia ederken bile aslında kendi namus kavramımızı korumaya çalışıyoruz. işte bu yüzden ben zeynep ablanın memelerini gülerek anlatabiliyorum işte bu yüzden tecavüze uğrayan kadınların gözleri haber bültenlerinde kapatılıyor. bu durum iki şeyi doğuruyor, bir tecavüz uğrayan kadınlar bir çoğu bunu anlatmaya çekiniyor ve suçlular ceza bulamıyor, iki mağdur farkına varmadan kendini suçlu ve kirlenmiş hissettiği için artık hayatı travmatik bir hal alıyor.
bir kaç saniye hareketsiz kaldıktan sonra koşarak eve gittim, odama girdim ve yatağa yatıp yorganı kafama çekip ağlamaya başladım, burnumda çiğ süt kokusu içimde unutulmuş bir özlem ile. bu olay hayatımda sarsıcı bir etki yaratmadı, peki özneler değişseydi ya ben kız olsaydım ve burcu abla burhan abi olsaydı sonuç ne olurdu?
işte bu değişen cevap taciz mağduru insanların hayatlarını alt üst etmektedir. çünkü taciz/tecavüz mağduru konu alan bir suçtur, sinema filmlerinde tecavüz sahnelerini tecavüzcünün gözünden izleriz, kamera kadrajı bize asla soğuk bir zemine dökülen gözyaşlarını izletmez ve gazete küpürlerinde tecavüzcünün değil gözü bantla kapatılmış mağdurun fotoğrafı yer alır. çünkü mağdur topluma göre kirlenmiştir. bu aptalca zihniyet tecavüzü bir namus suçu haline getirerek mağdurları zedelemektedir.
çünkü korunması gereken bu suça karşı bir insan değil toplumsal bir ahlak yasası halini alan namustur, mağdur toplumun ahlaki duruşudur, asla bir insan değildir. bu yüzden ben sekiz yaşında tacize uğradığımda bunun etkisini üzerimden çabuk attım çünkü bir yıl sonra pipimi göstermem için beni şevklendiren bir toplum vardı, ancak bir kız çocuğu olsaydım bu benim için bir utanç olacaktı ve tüm hayatımı bu boktan toplumsal yasa çerçevesinde kendimi fark etmeden suçlayarak yaşayacaktım.
kadını koruduğumuzu iddia ederken bile aslında kendi namus kavramımızı korumaya çalışıyoruz. işte bu yüzden ben zeynep ablanın memelerini gülerek anlatabiliyorum işte bu yüzden tecavüze uğrayan kadınların gözleri haber bültenlerinde kapatılıyor. bu durum iki şeyi doğuruyor, bir tecavüz uğrayan kadınlar bir çoğu bunu anlatmaya çekiniyor ve suçlular ceza bulamıyor, iki mağdur farkına varmadan kendini suçlu ve kirlenmiş hissettiği için artık hayatı travmatik bir hal alıyor.
devamını gör...
selin
"gür akan su" anlamına gelen kız ismi.
devamını gör...
zaman yok
zaman yooooook
geçerrken bana bi uğrasan
ama soru sormasann
yalan yoooooook
ama itiraf etmek çok zor kendimi
hiç bilmediğimiiiiii
insan alışıyor
alışıyor
alışıyor
bugünlere bile bugünlere bileee
unutursam bana hatırlat bana hatırlaaat
bu pisliğin içinde biiiiiirrr
adam vaaaaaaaaar
geçerrken bana bi uğrasan
ama soru sormasann
yalan yoooooook
ama itiraf etmek çok zor kendimi
hiç bilmediğimiiiiii
insan alışıyor
alışıyor
alışıyor
bugünlere bile bugünlere bileee
unutursam bana hatırlat bana hatırlaaat
bu pisliğin içinde biiiiiirrr
adam vaaaaaaaaar
devamını gör...
helvanı yerim inşallah senin
"allah belanı versin" isimli baş yapıttan çok daha ağır; şiddet, olumsuz örnek oluşturabilecek davranışlar ve korku ögeleri içeren +16 bir sanat eserimsidir.
devamını gör...
dans ma peau
türkçeleştirilmiş haliyle derimin altında.
marina de van tarafından yazılıp yönetilen ve oynanan fransız yapımı psikolojik dram/body horror filmi.
filmin varlığını david le breton'un ten ve iz kitabıyla keşfettim, tam olarak kitapta anlatılan konuyu çok iyi işleyen bir film olduğunu düşünüyorum. bu yüzden daha da merak ettiğim bir film olmuştu.
izlediğimde de kitaptaki aynı hisleri yaşadım resmen.
öncelikle herkesin izleyebileceği ya da izlemesi gerektiği bir film olduğunu düşünmüyorum, kendine zarar verme/ kendini yaralama konusunda fazlasıyla tetikleyici unsurlar barındırıyor. film zaten tamamen bu konu üzerine.
ten ve iz kitabında bu filmin 'bir cana bağlı olmanın endişe verici tuhaflığıyla ilgili' olduğundan bahsedilmiş.
gerçekten de benim için de öyle bir filmdi.
insanın kendini kesmesinin altındaki sebep her zaman çok büyük travmalardan geçmeyebiliyor ve filmde de kişinin iyi bir işi, sevdiği ve sevildiği bir ilişkisi, hatta en yakın arkadaşı tarafından kıskanıldığını düşündüğüm bir hayatı olsa da kişi sadece bir bedene sahip olmanın endişesi ile başa çıkamıyor.
başa çıkabileceğini düşünerek kendine yaralar açıyor ve kendince yeni bir benlik arayışına giriyor bu süreçte.
aslında bu yeni benlik arayışı bile büyük bir travma sebebi olabilecekken esther 'mutlu bir kadın gibi' gözüktüğü için çevresi tarafından fark edilmiyor, hiç değilse neden kendisine zarar verdiğini kimseye anlatamıyor.
anlatamadıkça daha da yanlış anlaşılıyor.
yine aynı kitapta bahsedildiği gibi 'yaşamak yetmez artık ona, gerçek duyguları içinde değildir. yaşadığını hissetmek ister ama bedelini ödeyerek'.
filmin fazlasıyla huzursuz edici bir yanı olsa da esther karakterini analaybildiğimi düşündüğüm için huzursuzluğu rahatsız etmedi beni.
marina de van tarafından yazılıp yönetilen ve oynanan fransız yapımı psikolojik dram/body horror filmi.
filmin varlığını david le breton'un ten ve iz kitabıyla keşfettim, tam olarak kitapta anlatılan konuyu çok iyi işleyen bir film olduğunu düşünüyorum. bu yüzden daha da merak ettiğim bir film olmuştu.
izlediğimde de kitaptaki aynı hisleri yaşadım resmen.
öncelikle herkesin izleyebileceği ya da izlemesi gerektiği bir film olduğunu düşünmüyorum, kendine zarar verme/ kendini yaralama konusunda fazlasıyla tetikleyici unsurlar barındırıyor. film zaten tamamen bu konu üzerine.
ten ve iz kitabında bu filmin 'bir cana bağlı olmanın endişe verici tuhaflığıyla ilgili' olduğundan bahsedilmiş.
gerçekten de benim için de öyle bir filmdi.
insanın kendini kesmesinin altındaki sebep her zaman çok büyük travmalardan geçmeyebiliyor ve filmde de kişinin iyi bir işi, sevdiği ve sevildiği bir ilişkisi, hatta en yakın arkadaşı tarafından kıskanıldığını düşündüğüm bir hayatı olsa da kişi sadece bir bedene sahip olmanın endişesi ile başa çıkamıyor.
başa çıkabileceğini düşünerek kendine yaralar açıyor ve kendince yeni bir benlik arayışına giriyor bu süreçte.
aslında bu yeni benlik arayışı bile büyük bir travma sebebi olabilecekken esther 'mutlu bir kadın gibi' gözüktüğü için çevresi tarafından fark edilmiyor, hiç değilse neden kendisine zarar verdiğini kimseye anlatamıyor.
anlatamadıkça daha da yanlış anlaşılıyor.
yine aynı kitapta bahsedildiği gibi 'yaşamak yetmez artık ona, gerçek duyguları içinde değildir. yaşadığını hissetmek ister ama bedelini ödeyerek'.
filmin fazlasıyla huzursuz edici bir yanı olsa da esther karakterini analaybildiğimi düşündüğüm için huzursuzluğu rahatsız etmedi beni.
devamını gör...
dolap
zaten çabuk sinirlenen bir insanım. şu an o satıcıyı bulsam mesih yeryüzüne inene kadar döverdim. hem aktif oluyorsun hem 4 gündür bir kot ceketi kargoya veremedin. inşallah cırcır olduğun bir gün dışarıda tuvalet arar da bulamazsın.
devamını gör...
helvanı yerim inşallah senin
ibonun sesinin çatallaştığı ve ergen sesiyle söylediği şarkıdır...
bi dönem kafamızı biken şarkılardan biriydi.
ayrıca klipteki genç kızın küçük ibo'ya bakacağını düşünmüyorum. aralarında bir şey geçmiş olması imkansız.
küçük ibo platonik aşık olmuş, kafasında kurmuş,
kız başka bir erkekle flörtleşti diye küçük ibo kıza beddua ediyor...
rezil bi hikaye, rezil bir şarkı.
bi dönem kafamızı biken şarkılardan biriydi.
ayrıca klipteki genç kızın küçük ibo'ya bakacağını düşünmüyorum. aralarında bir şey geçmiş olması imkansız.
küçük ibo platonik aşık olmuş, kafasında kurmuş,
kız başka bir erkekle flörtleşti diye küçük ibo kıza beddua ediyor...
rezil bi hikaye, rezil bir şarkı.
devamını gör...
denizüstü rüzgar enerji santrali
türkiyenin enerji geleceği için en önemli temiz kaynaklardan biridir. marmara denizi ve trakya kıyılarında yer değiştiren hava kütleleri yıl boyu enerji kaynağı sağlamaktadır. denizüstü -res geleceğimizdir.
dres projeleri, çok sayıda yan sektöre iş verir ve karasal res’lere kıyasla istihdamda on kata varan artış sağlayabilir. türkiye’de öngörülen yeka alanları—marmara denizi, çanakkale açıkları ve trakya’nın karadeniz kıyıları—aynı zamanda elektrik tüketiminin yüksek ve sanayinin yoğun olduğu bölgelere yakın konumda. bu durum, enerji üretimi ile yerel sanayiye entegrasyon arasında güçlü bir sinerji yaratma potansiyeli sunuyor
dres projeleri, çok sayıda yan sektöre iş verir ve karasal res’lere kıyasla istihdamda on kata varan artış sağlayabilir. türkiye’de öngörülen yeka alanları—marmara denizi, çanakkale açıkları ve trakya’nın karadeniz kıyıları—aynı zamanda elektrik tüketiminin yüksek ve sanayinin yoğun olduğu bölgelere yakın konumda. bu durum, enerji üretimi ile yerel sanayiye entegrasyon arasında güçlü bir sinerji yaratma potansiyeli sunuyor
devamını gör...
alınan ilk evlenme teklifi
valla henüz nasip olmadı nasıl bir his bilmiyorum.
devamını gör...
doğum sancısı
bulutsular da çeker yeni yıldızlar için,
bir yıldızı seçersin, ölür ve sızlar için.
bir yıldızı seçersin, ölür ve sızlar için.
devamını gör...
şarkılarda sorulan en zor soru
endurdun kaşlaruni
babanu mi eldurdum?
babanu mi eldurdum?
devamını gör...
helvanı yerim inşallah senin
küçük ibo'nun küçük olduğu dönemlerde söylediği şarkı.
devamını gör...
şarkılarda sorulan en zor soru
kız sen istanbul'un neresindensin?
şarkıdaki kız güngörenli olsa gerek, çünkü inatla söylemiyor neresinden olduğunu. *
şarkıdaki kız güngörenli olsa gerek, çünkü inatla söylemiyor neresinden olduğunu. *
devamını gör...





