zaman tüneli
aynı evde yaşıyormuş gibi entryler
yulaf yemem çay da içmem. portakal almıştım geçende portakal sıksın biri de kahvaltı edelim. hâlâ hazırlamamışsınız, işe gideceğim.
devamını gör...
silahşor
stephen king'in fantastik edebiyatın ustası tolkien'den etkilenerek yazdığı, fantastik kara kule serisinin giriş kitabı. kara kule serisi fantastik edebiyatla, westerni birleştiren bir seri. s. king, s. leone ve spagetthi western hayranıydı. seriyi kafasında tasarlarken aklına western kalıplarıyla yazmak gelir.
kişisel olarak da kitap "yarım kalan kitaplar kulübü" nün nadide bir üyesi oldu. çünkü altın yayınları'nın çevirisi gerçekten felaket.
king'le ve kitapla ilgili söyleyeceğim ilginç şey ise, s. king kara kule serisinin 4. cildini henüz tamamlamışken talihsiz bir trafik kazası geçirir ve uzun bir süre hastanede tedavi görmek zorunda kalır. kara kule'nin sıkı hayranları da hastanede canıyla boğuşmakta olan s. king'e roland'a ve serinin sonunda ne olacağını öğrenmek için hastaneyi mail yağmuruna tutarlar.
king, geçirdiği talihsiz trafik kazasından sonra bir daha rahat bir şekilde oturup yazamaz hale gelir.
bu da bir anekdotumdur
kişisel olarak da kitap "yarım kalan kitaplar kulübü" nün nadide bir üyesi oldu. çünkü altın yayınları'nın çevirisi gerçekten felaket.
king'le ve kitapla ilgili söyleyeceğim ilginç şey ise, s. king kara kule serisinin 4. cildini henüz tamamlamışken talihsiz bir trafik kazası geçirir ve uzun bir süre hastanede tedavi görmek zorunda kalır. kara kule'nin sıkı hayranları da hastanede canıyla boğuşmakta olan s. king'e roland'a ve serinin sonunda ne olacağını öğrenmek için hastaneyi mail yağmuruna tutarlar.
king, geçirdiği talihsiz trafik kazasından sonra bir daha rahat bir şekilde oturup yazamaz hale gelir.
bu da bir anekdotumdur
devamını gör...
sophie rain
yetişkin içerik üreticisi .
devamını gör...
don kişot
edebiyatın ve sinemanın en önemli anlatım (narrative) kuralları don kişot'ta çok önemli bir rol oynar, cervantes öykü boyunca anlatım perspektifleri ve mesafeleri ile ustaca oynayıp, kurgu içinde kurgu yaparak okuyucuyu kurgusal bir oyun içine sokar. don kişot'u dünyaca ünlü yapan ve modern romanın kurucusu yapan şey de budur.
anlatım mesafesi ve anlatım perspektifi bir eserde anlatıcının yaşanan olaya ve okuyucuya karşı konumlanışı, diğer bir deyişle hikayeyi kimin anlattığı ve kimin gözünden olaya tanık olduğudur.
don kişotun kendisi kurmaca bir karakterdir. ama bu kurmaca karakter, okuduğu kahramanlık romanlarının etkisi ile kendisine kurmaca bir karakter yaratır ( kurmacanın içinde kurmaca)
romanın girişinde öyküyü anlatan kişi, kendi köyünde don kişot adlı birisinin yaşadığını ve okuduğu kahramanlık öyküleri sonucunda, okuduğu öyküye dönüştüğünü belirterek, olaya sanki ilk elden tanık olmuş gibi anlatır ama öykünün devamında birden bire "ünlü tarihçinin anlattığına göre don kişot okuduğu romanları..." ifadesini kullanarak birden bire sanki kendisi de olanlara yakından tanık olmamış, başkasının tanıklığından dolayı anlatmış gibi , yaşanan olaya mesafe koyar ve hikayenin anlatıcı kipini değiştirir.
roman boyunca bu anlatım kipi sürekli değişir. örneğin don kişot okuduğu kahramanlık hikayelerin etkisiyle, gerçek hayatı bir masal gibi yaşarken, zamanla onun hikayelerinin ağızdan ağıza anlatılmasına tanık olur ve ününün yayıldığını zannederek çok hoşuna gider. ama duydukları, yaşadıklarından çok farklıdır. don kişot ise hikayenin öyle yaşanmadığını belirterek, anlatıcı olarak hikayeyi baştan kurgular, arada da okuyucuyla sohbet ederek, hikayenin doğrusu açıklar. roman boyuncada yazar hikaye arasına girerek yaşananların gerçek olmadığını , başka bir şekilde olduğunu söyleyerek okuyucuyla birebir diyalog kurar.
cervantes don kişot'da anlatım kipleriyle oynamanın dışında, siyasi, dini kahramanlık hikayeleriyle, mitolojik öykülerle de ironi yoluyla dalga geçer. aslında don kişot'un okuduğu öykülerin bizdeki kara murat serileriyle sinemaya aktarılan abartılı, kurgusal tarihi kahramanlık öykülerinden hiçbir farkı yoktur.
don kişot kendisini dünyaca ünlü bir şövalye olarak kurgularken başına gelen birbirinden trajikomik olaylar, cervantes'in üstün kurgusunun, incelikli ironisinin ve mizahının bir göstergesidir.
tek kişilik krallığında, krallıkta önemli bir rol oynayacağı vaadiyle kandırdığı gariban sanço panzayı yanına aldıran bu kurgu kahramanın öyküsü, yüzyılın en başarılı öykülerinden birisidir ve başucu eseri olarak okunmalıdır.
anlatım mesafesi ve anlatım perspektifi bir eserde anlatıcının yaşanan olaya ve okuyucuya karşı konumlanışı, diğer bir deyişle hikayeyi kimin anlattığı ve kimin gözünden olaya tanık olduğudur.
don kişotun kendisi kurmaca bir karakterdir. ama bu kurmaca karakter, okuduğu kahramanlık romanlarının etkisi ile kendisine kurmaca bir karakter yaratır ( kurmacanın içinde kurmaca)
romanın girişinde öyküyü anlatan kişi, kendi köyünde don kişot adlı birisinin yaşadığını ve okuduğu kahramanlık öyküleri sonucunda, okuduğu öyküye dönüştüğünü belirterek, olaya sanki ilk elden tanık olmuş gibi anlatır ama öykünün devamında birden bire "ünlü tarihçinin anlattığına göre don kişot okuduğu romanları..." ifadesini kullanarak birden bire sanki kendisi de olanlara yakından tanık olmamış, başkasının tanıklığından dolayı anlatmış gibi , yaşanan olaya mesafe koyar ve hikayenin anlatıcı kipini değiştirir.
roman boyunca bu anlatım kipi sürekli değişir. örneğin don kişot okuduğu kahramanlık hikayelerin etkisiyle, gerçek hayatı bir masal gibi yaşarken, zamanla onun hikayelerinin ağızdan ağıza anlatılmasına tanık olur ve ününün yayıldığını zannederek çok hoşuna gider. ama duydukları, yaşadıklarından çok farklıdır. don kişot ise hikayenin öyle yaşanmadığını belirterek, anlatıcı olarak hikayeyi baştan kurgular, arada da okuyucuyla sohbet ederek, hikayenin doğrusu açıklar. roman boyuncada yazar hikaye arasına girerek yaşananların gerçek olmadığını , başka bir şekilde olduğunu söyleyerek okuyucuyla birebir diyalog kurar.
cervantes don kişot'da anlatım kipleriyle oynamanın dışında, siyasi, dini kahramanlık hikayeleriyle, mitolojik öykülerle de ironi yoluyla dalga geçer. aslında don kişot'un okuduğu öykülerin bizdeki kara murat serileriyle sinemaya aktarılan abartılı, kurgusal tarihi kahramanlık öykülerinden hiçbir farkı yoktur.
don kişot kendisini dünyaca ünlü bir şövalye olarak kurgularken başına gelen birbirinden trajikomik olaylar, cervantes'in üstün kurgusunun, incelikli ironisinin ve mizahının bir göstergesidir.
tek kişilik krallığında, krallıkta önemli bir rol oynayacağı vaadiyle kandırdığı gariban sanço panzayı yanına aldıran bu kurgu kahramanın öyküsü, yüzyılın en başarılı öykülerinden birisidir ve başucu eseri olarak okunmalıdır.
devamını gör...
ingilizlerden korkmak
ingilizden (ingiliz halkından bahsetmiyorum, büyük britanyacı baronlardan bahsediyorum) korkmayıp sömürgesi olduğumuzu farkedersek yardakçısı ingiliz valilerini kovalayabilir, tam bağımsız türkiyeye çok kısa zamanda kavuşabiliriz. atatürk öyle yapmıştı.
devamını gör...
aziz yıldırım
(bkz: aykut kocaman ve yedi önliberolar)
(bkz: üçleme olması yönünde hiçbir talep olmadığı halde üçleme yapılan filmler)
(bkz: üçleme olması yönünde hiçbir talep olmadığı halde üçleme yapılan filmler)
devamını gör...
savunma sanayide motor ve balistik füze tartışması
aselsan mühendislerinin teker teker ölümünü izleyen, askeriyenin fabrikalarını ingiltere yardakçıları tarafından satıldığına şahit olan, kaanın vesairenin sadece reklamını gören, siyonizme satılmış limanlarımızın siyonizme hizmet eden iktidar gemiciklerinin cevabını alamayan halkın tabi ki inanmadığı tartışma. en basiti şu an başkomutan teyyib ulan teyyib. savunma sanayi diye yutturulmaya çalışılan şey de onun ingiltere ayakçısı damadı. hala akpnin savunma sanayi balonlarına inanan saftirik varsa elimde kelepir köprü var.
devamını gör...
fareler ve insanlar
steinbeck amerikan edebiyatının en önemli yazarlarından birisidir. yapıtlarının bir çoğunu toplumsal gerçekçilik akımında yazmıştır. setinbeck'in yaşadığı dönemde kapitalizm 1929 ekonomik buhranını yaşıyordu ve amerikan toplumu krizden dolayı geleceğe olan inancını ve umudunu kaybetmişti.
steinbeck'in gazap üzümleri, bitmeyen kavga, fareler ve insanların toplumsal ve ekonomik arka planında bu büyük ekonomik buhran vardır.
steinbeck bu hikayeyi irlanda'lı ünlü bir yazarın bir tarla faresinin bütün bir mevsim boyunca çalışıp tarlaya yaptığı yuvasının ve emeğinin bir çiftçinin tırpanıyla yıkılmasını anlatan bir şiirden esinlenmiştir.
roman iş aramak amacıyla başka köylere göç eden zihinsel engelli lennie ile kankası george'un sonu trajik biten dostluklarını anlatır. lennie, güçlü fiziği yüzünden canlıları severken istemeden öldüren zihinsel engelli, saf, masum birisidir. george ise lennie'ye her anlamda yol gösteren hayat arkadaşıdır. büyük ekonomik buhrandan dolayı , ekonomik güçlüğe giren ve iş aramaya çıkan bu ikiliyi hayatta tutan tek şey, beraber kuracağı çiftlik ve mutlu bir yaşamdır. ama hayatın trajedisi baskın çıkacak ve george bu ikilinin kadim dostluklarını ve gelecek hayallerini istemeden ve trajik bir biçimde sonlandırmak zorunda kalacaktır.
bir edebi metinin başarı ölçüsü, o metnin yeniden kurgulanabilmesi ve evrensel olabilmesidir. fareler ve insanlar'ın büyük bir eser olmasının ve sayısını hatırlamayacağım kadar filme, hikayeye konu olmasının nedeni de budur. stephen king'in green mile'ındaki siyah karakter, lennie'nin siyah versiyonundan başkası değildir. yada edward scissorhand'deki insanlara dokunamayan edward gibi.
bununla beraber romandaki ikinci tartışma, bir insanın zihinsel engelli olsa bile suç işlemesi halinde idamı hak edip etmeyeceğidir
(bkz: gazap üzümleri)
(bkz: bitmeyen kavga)
steinbeck'in gazap üzümleri, bitmeyen kavga, fareler ve insanların toplumsal ve ekonomik arka planında bu büyük ekonomik buhran vardır.
steinbeck bu hikayeyi irlanda'lı ünlü bir yazarın bir tarla faresinin bütün bir mevsim boyunca çalışıp tarlaya yaptığı yuvasının ve emeğinin bir çiftçinin tırpanıyla yıkılmasını anlatan bir şiirden esinlenmiştir.
roman iş aramak amacıyla başka köylere göç eden zihinsel engelli lennie ile kankası george'un sonu trajik biten dostluklarını anlatır. lennie, güçlü fiziği yüzünden canlıları severken istemeden öldüren zihinsel engelli, saf, masum birisidir. george ise lennie'ye her anlamda yol gösteren hayat arkadaşıdır. büyük ekonomik buhrandan dolayı , ekonomik güçlüğe giren ve iş aramaya çıkan bu ikiliyi hayatta tutan tek şey, beraber kuracağı çiftlik ve mutlu bir yaşamdır. ama hayatın trajedisi baskın çıkacak ve george bu ikilinin kadim dostluklarını ve gelecek hayallerini istemeden ve trajik bir biçimde sonlandırmak zorunda kalacaktır.
bir edebi metinin başarı ölçüsü, o metnin yeniden kurgulanabilmesi ve evrensel olabilmesidir. fareler ve insanlar'ın büyük bir eser olmasının ve sayısını hatırlamayacağım kadar filme, hikayeye konu olmasının nedeni de budur. stephen king'in green mile'ındaki siyah karakter, lennie'nin siyah versiyonundan başkası değildir. yada edward scissorhand'deki insanlara dokunamayan edward gibi.
bununla beraber romandaki ikinci tartışma, bir insanın zihinsel engelli olsa bile suç işlemesi halinde idamı hak edip etmeyeceğidir
(bkz: gazap üzümleri)
(bkz: bitmeyen kavga)
devamını gör...
işe geç kalmak
şu an çalıştığım iş yerinde böyle bir lüksümün, ihtimalimin, ihtimalimin i'sinin bile söz konusu olmadığı yaşanabilecek hadise.
işi bırak servise bile geç kalamam ben, ancak servis bana geç kalır yolda trafik olur, hayatın olağan akışında olabilecek bir şey olur benden bağımsız.. eee kader o da..
işi bırak servise bile geç kalamam ben, ancak servis bana geç kalır yolda trafik olur, hayatın olağan akışında olabilecek bir şey olur benden bağımsız.. eee kader o da..
devamını gör...
aynı evde yaşıyormuş gibi entryler
yulaf lapası yapmak isterseniz dolapta süt ve yulaf var, ben kahvaltıya kalamiycim...
devamını gör...
bel-ami
bir eşcinsel porno yapım şirketi.
genelde kılsız genç erkekler kullanıyorlar filmlerde. aktörler güzel ama bana hitap etmez.
genelde kılsız genç erkekler kullanıyorlar filmlerde. aktörler güzel ama bana hitap etmez.
devamını gör...
işe geç kalmak
bugün 9:15 de geldim. aman 15 dk geç kalmışım normal bence.
devamını gör...
gülün adı
hristiyanlıktaki ve kilisedeki yozlaşmayı anlatmak için bu kadar sıkıcı bir roman yazmaya ne gerek var. zorla bitirdim. sadece feodal-ortaçağ'ın nasıl bir dönem olduğunu merak ediyorsanız okuyun derim.
devamını gör...
ana
dostoyevski'nin korktuğu şeyi gorki yapmış. sosyalist gerçekçiliğin en iyi örneklerinden. bir kadının, ana'nın adım adım nasıl bir devrimciye dönüştüğünü gösteriyor.
devamını gör...
bel-ami
guy de maupassant ın özgün olmayan ve beni hayalkirikligina uğratan romanı. tamamiyle gogol hayranligindan dolayı kitap sanki ölü canlar veya herhangi bir gogol romanı gibi yazılmış. maupassant'den daha özgün bir iş beklerdim. kitabı kütüphaneden ödünç aldım sanırım bitirmeden geri vereceğim.
devamını gör...
birini anlamak ve anlaşılmak
parcaların birbirine gectigi noktalardaki tolerans noktalarina benzetiyorum. kafamizda bi kalip var, bunu bi kenara birakip karsi tarafin aktardigi veriyi onun mantigina gore gorebiliyorsaniz anlarsiniz. kendi mantik suzgecinizden gecirdiginiz surece 'anlayamiyorum' olacaktir cevabiniz. bu asllinda anlayamiyorum degil, senin dusuncen benim suzgecimden gecmedi, sen benim gibi dusunmuyorsun ve dusuncen umrumda degil demek 'bence'. diger taraftan 'anlasilmak' konusu ya da cabasi biraz daha zor. ilk cumledeki sizin dusunceniz olan parcayi karsi tarafin parcasina olabildigince surtunmesiz sekilde oturtabiliyorsaniz anlasilabilir oluyorsunuz. tabi bunu ne kadar yaparsaniz yapin, ne kadar caba gosterirseniz gosterin o parcayi surtunmesiz bir sekilde oturtabileceginizi dusunsenizde, becerseniz de, karsi taraf yine kendi mantik suzgecinden gecirdigi surece yine anlasilmaz olacaksiniz, anlayamiyor olacak. kavgalarin cogu sebebi de bundan oluyor zannimca. biraz empati.
devamını gör...
aynı evde yaşıyormuş gibi entryler
ben çayın suyunu koydum, gerisini siz halledin. ekmek var mı bir bakın da ona göre ekmek de alın ben yeterince katkıda bulundum.
devamını gör...
indiana
dostoyevski'nin de hayranı olduğu, fransız kadın feminist yazar sand'in in bir aşk üçgeninde gelişen, dönemin kadınlar üzerindeki geleneklerden kaynaklanan baskıcı yapısını ve muhafazakar ortamını anlatan eser. romanda kadınların duygusallıgı ve bağımlılığı ile kolay yönlendirilen yapısı göz önüne serilirken , erkek karakter ise iki yüzlülügü ve makyavelci firsatçılığı ile kötü olarak canlandırılmıştır. romanın ana karakterinin hayatini karşılıksız aşkını onu en iyi anladığını ve güveneceği tek kişi olarak düşündüğü kuzeni ile beraber sonlandırarak etkileyici bir finalle bitirmiş.. görselliğe uygun tabirleri ile romantizmi realizmle (gerçekçilikle) anlatan başarılı bir kitap. tavsiye
devamını gör...