zaman tüneli
çözüm için daha kaç kere seçilmeniz gerekiyor?
bir ekrem imamoğlu beyanatıdır.
ekrem imamoğlu silvri cezaevinden bir açıklama yayınlayark, tayyip erdoğan'ının , eğer beni seçerseniz süreci ilerletirim anlayışını eleştirdi ve şunları ekledi.
çözüm için daha kaç kere seçilmeniz gerekiyor? türkiye’nin kaderi oturduğunuz koltuğun kaderine bağlanamaz! milletimizin geleceğine şantaj yapılamaz.
türkiye’nin parlak geleceğinin karşısında durmaktan artık vazgeçin!
ayrıntılı bilgi için: www.birgun.net/haber/imamog...
ekrem imamoğlu silvri cezaevinden bir açıklama yayınlayark, tayyip erdoğan'ının , eğer beni seçerseniz süreci ilerletirim anlayışını eleştirdi ve şunları ekledi.
çözüm için daha kaç kere seçilmeniz gerekiyor? türkiye’nin kaderi oturduğunuz koltuğun kaderine bağlanamaz! milletimizin geleceğine şantaj yapılamaz.
türkiye’nin parlak geleceğinin karşısında durmaktan artık vazgeçin!
ayrıntılı bilgi için: www.birgun.net/haber/imamog...
devamını gör...
sözlük yazarlarının başına gelen en saçma olay
yazın perakende bir kuruyemiş marketinde çalışırken bir hanımefendi 20 liralık çekirdek istedi sonrasında tartıya geçtik çekirdek 19.99 gelmiş içeriye bir fazla çekirdek atsan 20.25 kuruş falan oluyor. kasaya geldi hanımefendi 20 lira dedim, verdi sonrasında bu 19.99 tutmuş benim 1 kuruşumu vereceksin diye yarım saat başımda durup beni polise şikayet etmekle tehdit etti. diyorum abla 1 kuruş merkez bankasında bile yoktur, istersen biraz daha çekirdek ekleyelim falan dedim ama bana nasıl bilendiyse kabul etmedi. müdürümü çağırdım ve uzun uğraşlar sonu tatlıya bağlandı. o gün anladım ki hizmet sektörü çok zor bir sektör.
devamını gör...
üstteki yazarın yaşını tahmin et
26.
devamını gör...
luis enrique
bugünkü psg paris saint germain takımının teknik direktörü. bugünkü modern futbolda inanılmaz teknik buluşlarla takımı oynatan çok saçma görünmesine rağmen çok zekice hamleler yaptıran, örneğin santra vuruşuyla topu rakip sahada taca attırıp tac atılana kadar rakip sahaya yerleşen türden bir anlayışla oynayan bir teknik adam.
girdap dönenceli orta saha falan diye devam yolları olan bu taktik anlayış, sinekten yağ çıkarmak. bu sayede psg bugün hem dünyanın en atak futbolunu oynuyor hem de dar alanda cok katı defans yapabiliyor.
luis enrique ' nin kızı xana 9 yaşındayken kemik kanserinden ölmüş. geçen yıl bir röportajda "o hep benimle birlikte yaşayacak !" demişti. çok da efendi bir adam portresi çizer, luis enrique.
girdap dönenceli orta saha falan diye devam yolları olan bu taktik anlayış, sinekten yağ çıkarmak. bu sayede psg bugün hem dünyanın en atak futbolunu oynuyor hem de dar alanda cok katı defans yapabiliyor.
luis enrique ' nin kızı xana 9 yaşındayken kemik kanserinden ölmüş. geçen yıl bir röportajda "o hep benimle birlikte yaşayacak !" demişti. çok da efendi bir adam portresi çizer, luis enrique.
devamını gör...
sözlük yazarlarının başına gelen en saçma olay
"elimizde başlıktaki bilgi yok ama siz bir de bu hikayeyi deneyin" diyeceğim bir hikaye, bir arkadaşımın başına geldi.. anne ve babası uzaktan akraba, bütün sülalenin soyadı aynı, aile iç anadolu'dan yani bütün ailede isimler ahmet, mehmet gibi klasik isimler.
hikayede 2 mehmet var, her ikisi de amcaoğlu, mehmet'lerden biri eşiyle çok mutlu, diğeri boşanma arefesinde.
- alo, abla merhaba ben (eşiyle mutsuz) mehmet s. (kısa kesiyorum), amcamı ziyarete geleyim dedim..
- kaç zaman oldu, nerelerdesin sen?
- abla daha yeni uğradım ya,
- tabii canım.. neyse, annem de eşin filancayı da özlemişti, iyi olur, görüşürler..
- abla onu getiremeyebilirim.
- o kadar da severek evlendin, şimdi mi getirmiyorsun..
- haklısın abla, ne diyeyim..
oğlanın morali yerlere düşer, ben bu kıza ne yaptım der ama bir gün sonra da gelip sessiz sessiz oturur.
bizimki konuya uyanmaz, "bak eşiyle mutlu mehmet yine gelmemiş de, eşiyle mutsuz mehmet vefalı davranıp gelmiş", der.. bir saat falan geçer, mutfakta çay koyarken dank eder..
- mehmet biz seninle dün konuştuk mu?
- konuştuk abla..
- e ben sana çok kötü konuştum..
- halı diye çiğnedin abla..
- oğlum eşiyle mutlu mehmet'in karısının adını da verip çağırdım, niye düzeltmedin?
- onu da yanlışlıkla söyledin sandım.. düzeltirsem daha beter laf sayarsın diye korktum..
bizimki durur durur, telefonu eline alır, eşiyle mutlu mehmet'i arar, "senin yüzünden eşiyle mutsuz mehmet'e dünya laf ettim" diye lafları bir de hak sahibine teslim eder. mutsuz mehmet yerlere yatar, mutlu mehmet'in günü durduk yere zehir olur.
hikayede 2 mehmet var, her ikisi de amcaoğlu, mehmet'lerden biri eşiyle çok mutlu, diğeri boşanma arefesinde.
- alo, abla merhaba ben (eşiyle mutsuz) mehmet s. (kısa kesiyorum), amcamı ziyarete geleyim dedim..
- kaç zaman oldu, nerelerdesin sen?
- abla daha yeni uğradım ya,
- tabii canım.. neyse, annem de eşin filancayı da özlemişti, iyi olur, görüşürler..
- abla onu getiremeyebilirim.
- o kadar da severek evlendin, şimdi mi getirmiyorsun..
- haklısın abla, ne diyeyim..
oğlanın morali yerlere düşer, ben bu kıza ne yaptım der ama bir gün sonra da gelip sessiz sessiz oturur.
bizimki konuya uyanmaz, "bak eşiyle mutlu mehmet yine gelmemiş de, eşiyle mutsuz mehmet vefalı davranıp gelmiş", der.. bir saat falan geçer, mutfakta çay koyarken dank eder..
- mehmet biz seninle dün konuştuk mu?
- konuştuk abla..
- e ben sana çok kötü konuştum..
- halı diye çiğnedin abla..
- oğlum eşiyle mutlu mehmet'in karısının adını da verip çağırdım, niye düzeltmedin?
- onu da yanlışlıkla söyledin sandım.. düzeltirsem daha beter laf sayarsın diye korktum..
bizimki durur durur, telefonu eline alır, eşiyle mutlu mehmet'i arar, "senin yüzünden eşiyle mutsuz mehmet'e dünya laf ettim" diye lafları bir de hak sahibine teslim eder. mutsuz mehmet yerlere yatar, mutlu mehmet'in günü durduk yere zehir olur.
devamını gör...
sözlük yazarlarının başına gelen en saçma olay
(bkz: doğmak)
ne gerek vardı, gerçekten hiç bilmiyorum…
ne gerek vardı, gerçekten hiç bilmiyorum…
devamını gör...
ülkedeki üniversitelilerin kavgacılık merakı
odtü'den bahsediliyorsa durumun kavgacılıkla bir ilgisinin olduğunu sanmıyorum.
devamını gör...
sözlük yazarlarının başına gelen en saçma olay
dün akşama doğru bir mağazanın kasasının önünde beklerken ve de az önce bir şeylerle uğraşırken nerde olduğumu unuttum. anlık olarak zihnimden gitti mekan kavramı. ikisinde de hatırlamak için birkaç saniye bekledim.
devamını gör...
ülkedeki üniversitelilerin kavgacılık merakı
kavga önemli arkadaşlar,
özellikle solcuları, mhplileri ve dincileri günde 5 öğün döveceksin belki akıllanırlar.
özellikle solcuları, mhplileri ve dincileri günde 5 öğün döveceksin belki akıllanırlar.
devamını gör...
palto (öykü)
ukraynalı yazar gogol'un trajik öyküsüdür. dünya edebiyatında bu kadar az sayıda eser verip bu kadar çok ünlü olan başka bir yazar yoktur desek şaşırtıcı olmaz. evet gogol'dan bahsediyorum, rus edebiyatından söz ederken artık bir motto haline gelen "hepimiz gogol'un paltosundan çıktık" lafının münessibi, puşkin, dostoyevski, çehov, tolstoy, zoşçenko * gibi büyük yazarlarla beraber anılan büyük slav yazar.
slav diyorum çünkü gogol sanılanın aksine rus değil ukrayna doğumludur ama eserlerini rus dilinde yazdığı için rus edebiyatçısı sayılır. yüzyılın bu ünlü edebiyatçısının çocukluğu, rus köylerinde bir gelenek olan, köylülerin birbirine anlattığı cin, peri ve şeytan masalları dinlemekle geçti. bu tarz korku öykülerin kaynağı genellikle çevresi mezarlıklarla çevrili, ışığın olmadığı, gölgelerin birbirinin içine kaynaştığı, küçük kulübelerden, ıssız ve tekinsiz yerlerden oluşan köylerdir. şehirde ışığın, büyük yerleşimlerin olduğu ve ıssızlığın bulunmadığı yerlerde korku öyküsü pek olmaz.
gogol'un anlattığına göre çocukluğundan dinlediği korku hikayeleri onun hayal gücünü besleyerek, edebiyatını geliştirmede büyük bir rol oynayacaktır.
gogol'da dostoyevski gibi koyu bir slav milliyetçisi (bkz: taras bulba) ve inançlı ortodoks bir dindardır. onu dünya edebiyatının baş köşesine yerleştiren şey ise küçük insanların, küçük dünyalarını anlatmasıdır. aslında rus edebiyatı'nın evrenselliği, büyüklüğü ve gücü de buradan gelir. dostoyevski'nin ve gogol'un kahramanları büyük idealler, ülküler peşinde koşan kahramanlar değil tersine küçük hedefleri olan, iç dünyası zengin, gerçekçi karakterlerdir.
bir öykü karakterinin dünyasını ne kadar çok küçültürseniz gerçekçiliği o kadar çok yakalar, kahramana psikolojik derinlik katar ve yaşayan karakterler yaratırsınız. diğer türlü karakteriniz bir fikire, anlayışa göre belirlenmiş tepkiler veren, derinliksiz figürlere ve tiplere dönüşür (bkz: recep ivedik, sihirbaz dışındaki cem yılmaz filmlerindeki tipler)
gogol'un paltosu anlattıklarıma en iyi örneklerden birisidir. öykü hayattaki biricik amacı, kendini güçlü, güvende hissettirecek bir palto satın almak olan 7. derece bir memurun öyküsüdür. öykünün kahramanı akakiy akakiyeviç bin bir zorlukla satın aldığı paltosu çalınınca, ne yapacağını bilemez bir halde bir siyasetçiden yardım ister. siyasetçiden yediği azar akakiyeviç'in dünyasını başına yıkacak, ölüme kadar olan giden süreci başlatacaktır.
akakiy akakiyeviç'in ölümünden bir süre sonra, kasabada , akakiyeviç'in hayaletinin dolaştığı ve geceleri insanların paltolarını çaldığına dair söylentiler dolaşmaya başlayacaktır. söylentiler ve akakiy akakiyeviç huzursuzluğu, siyasetçinin paltosunun çalınmasıyla birlikte bitecek ve akakiyeviç büyük bir huzura kavuşacaktır.
slav diyorum çünkü gogol sanılanın aksine rus değil ukrayna doğumludur ama eserlerini rus dilinde yazdığı için rus edebiyatçısı sayılır. yüzyılın bu ünlü edebiyatçısının çocukluğu, rus köylerinde bir gelenek olan, köylülerin birbirine anlattığı cin, peri ve şeytan masalları dinlemekle geçti. bu tarz korku öykülerin kaynağı genellikle çevresi mezarlıklarla çevrili, ışığın olmadığı, gölgelerin birbirinin içine kaynaştığı, küçük kulübelerden, ıssız ve tekinsiz yerlerden oluşan köylerdir. şehirde ışığın, büyük yerleşimlerin olduğu ve ıssızlığın bulunmadığı yerlerde korku öyküsü pek olmaz.
gogol'un anlattığına göre çocukluğundan dinlediği korku hikayeleri onun hayal gücünü besleyerek, edebiyatını geliştirmede büyük bir rol oynayacaktır.
gogol'da dostoyevski gibi koyu bir slav milliyetçisi (bkz: taras bulba) ve inançlı ortodoks bir dindardır. onu dünya edebiyatının baş köşesine yerleştiren şey ise küçük insanların, küçük dünyalarını anlatmasıdır. aslında rus edebiyatı'nın evrenselliği, büyüklüğü ve gücü de buradan gelir. dostoyevski'nin ve gogol'un kahramanları büyük idealler, ülküler peşinde koşan kahramanlar değil tersine küçük hedefleri olan, iç dünyası zengin, gerçekçi karakterlerdir.
bir öykü karakterinin dünyasını ne kadar çok küçültürseniz gerçekçiliği o kadar çok yakalar, kahramana psikolojik derinlik katar ve yaşayan karakterler yaratırsınız. diğer türlü karakteriniz bir fikire, anlayışa göre belirlenmiş tepkiler veren, derinliksiz figürlere ve tiplere dönüşür (bkz: recep ivedik, sihirbaz dışındaki cem yılmaz filmlerindeki tipler)
gogol'un paltosu anlattıklarıma en iyi örneklerden birisidir. öykü hayattaki biricik amacı, kendini güçlü, güvende hissettirecek bir palto satın almak olan 7. derece bir memurun öyküsüdür. öykünün kahramanı akakiy akakiyeviç bin bir zorlukla satın aldığı paltosu çalınınca, ne yapacağını bilemez bir halde bir siyasetçiden yardım ister. siyasetçiden yediği azar akakiyeviç'in dünyasını başına yıkacak, ölüme kadar olan giden süreci başlatacaktır.
akakiy akakiyeviç'in ölümünden bir süre sonra, kasabada , akakiyeviç'in hayaletinin dolaştığı ve geceleri insanların paltolarını çaldığına dair söylentiler dolaşmaya başlayacaktır. söylentiler ve akakiy akakiyeviç huzursuzluğu, siyasetçinin paltosunun çalınmasıyla birlikte bitecek ve akakiyeviç büyük bir huzura kavuşacaktır.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemekten nefret ettiği söz
iyi bakalım.
devamını gör...
savunma sanayide motor ve balistik füze tartışması
valla ben motordan anlamam ;
ama yalanın kokusunu saatte 280 km değil 600 m hızla bile geçse önümden anlarım çünkü son 25 yıldır sürekli duyuyorum o yalanlar.. pardon kokuyu.
bu ülkede yaşayan hiç kimsenin ülkesiyle ilgili bir derdi yok , hepimiz türkiyenin dünyada söz sahibi olduğu konular olmasını ve kalkınmasını isteriz.
ama bu iktidar elinde o kadar çok "sözde" proje şişirilip şişirilip patlatıldı ve ülkeyi ilgilendiren konularda söylemler ile eylemler o kadar farklı oldu , tutarsızlık dolu utançtan yoksun çapsızlarla dolu tüm kurumların gözümüze gözümüze sokmaya çalıştığı hiç bir şeye körü körüne bravo demeyiz. hepsine kuşkuyla bakar , doğruluk payını araştırırız. bunun içinde özür dilemeyiz, kimse kusura bakmasın. sorunu olanda ağlayarak günlüğüne yazsın.
ama yalanın kokusunu saatte 280 km değil 600 m hızla bile geçse önümden anlarım çünkü son 25 yıldır sürekli duyuyorum o yalanlar.. pardon kokuyu.
bu ülkede yaşayan hiç kimsenin ülkesiyle ilgili bir derdi yok , hepimiz türkiyenin dünyada söz sahibi olduğu konular olmasını ve kalkınmasını isteriz.
ama bu iktidar elinde o kadar çok "sözde" proje şişirilip şişirilip patlatıldı ve ülkeyi ilgilendiren konularda söylemler ile eylemler o kadar farklı oldu , tutarsızlık dolu utançtan yoksun çapsızlarla dolu tüm kurumların gözümüze gözümüze sokmaya çalıştığı hiç bir şeye körü körüne bravo demeyiz. hepsine kuşkuyla bakar , doğruluk payını araştırırız. bunun içinde özür dilemeyiz, kimse kusura bakmasın. sorunu olanda ağlayarak günlüğüne yazsın.
devamını gör...
şeytan benim için ceza düşünmedi şunu söyledi
“benim yapacağım bir şey kalmamış.”
bu size felsefi cümleler kurarken benimle uğraşmak istemedi herhalde.
bu size felsefi cümleler kurarken benimle uğraşmak istemedi herhalde.
devamını gör...
hatununa bir güzellik harikasıymış gibi bakan erkek
aile ve sosyal hizmetler bakanı erkek
devamını gör...
hatununa bir güzellik harikasıymış gibi bakan erkek
hatununun eline, yüzüne hayranlık ve büyük bir sevgiyle bakan erkektir.
bu güzelliğe alışamayacağını ve bir gün gelip de bu güzelliği sıradan bulmayacağını söyleyen bakışlarla bunu yapıyorsa, inanıyorum ki samimiyeti kadın tarafından kucaklanır. kabul edilir.
allah cümlemize bu duyguları yaşatsın inş. diyelim. hayran olarak sevelim hep. ona duyulan aşkla tutunalım hayata. hayatın tadına o güzellikte varalım. amin.
bu güzelliğe alışamayacağını ve bir gün gelip de bu güzelliği sıradan bulmayacağını söyleyen bakışlarla bunu yapıyorsa, inanıyorum ki samimiyeti kadın tarafından kucaklanır. kabul edilir.
allah cümlemize bu duyguları yaşatsın inş. diyelim. hayran olarak sevelim hep. ona duyulan aşkla tutunalım hayata. hayatın tadına o güzellikte varalım. amin.
devamını gör...




