zaman tüneli

güncel yazında sıkça rastladığımız, fakat ortalama okurun ilk görüşte tanıyamadığı çöp edebiyat türüdür.

okumaya büyük değer atfedip “okumuyorsa gönül verme” romantizmini savunan insanların, bu topraklarda öncelikle kabullenmesi gereken şey, her şeyin hem niteliklisi hem niteliksizi olduğudur. asıl öncelik, doğrudan okumaya veya okuyana odaklanmak değil, niteliksizi nitelikliden ayırt edebilme yetisini kazanmak ve bu yetiye sahip insanlara değer atfetmektir diye düşünüyorum. doğru düşünmüyor da olabilirim. bir iki saat sonra tam aksini de savunabilirim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
her okuyanın nitelikli şeyler okumadığını ve her kitabın da kıymetli olmadığını gösterebilmek için birkaç uç örnek vereceğim. maalesef hepsi gerçektir. edebi metnin "niteliksiz" olarak nitelendirilebilmesi için böyle uç örneklere de gerek yok tabii. fakat birkaç saat sonra gerek olduğunu da düşünebileceğimden şu an bunları paylaşmakta beis görmedim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

aklıma bir sürü felaket senaryosu geliyor.
sosyal medya dikkat dağınıklığı yarattı.
aşılarla birlikle ruhsal ve bedensel rahatsızlıklar arttı.
yaş faktörü bile artık pembe yalanlar kısmında.
tembelliğe ve deliliğe vurduğumuz bu süreçte 'emek vermek' yerini 'odaklanmakta güçlük çekmeye' bıraktı.
sözlükte yazmak bile corona dan sonra hayatıma girmeye başladı. telefonla geçirilen süre, ömründe ziyan. basit bir kaybolma yöntemi. yapay zeka ise beyin küçültme projesi..

insan hayatı üzerinde ciddi oynamalar yapıldı.. işte benim felaket senaryom yoksa ben akıllı bir insandım. ****
yeter artık odaklan!!!
devamını gör...

akillara erdal komurcu'nun annesini getirmistir.
devamını gör...

oreo hanım… evin en yaramaz çılgını.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

millet "ekmek bana dokunuyor", "makarna sevmem" deyip biraz az yiyerek hayatına devam ediyordu.

şimdi dava oldu dava, hepsi tıp okumuş gibi, insan kurtarır gibi uzun uzun anlatıyorlar.

kolpa işlerin dava edilmediği yıllarmış o yıllar.
devamını gör...

sen malsın emine. sen iflah olmazsın. sen, sen,....

geçen kızımın beni nasıl fakirleştirdiğini anlatmıştım. kendisi şu sırada hasta ve okula gidemiyor. boyama, güreş, dans gibi etkinliklerden de bir süre sonra sıkıldı ve o malum soru geldi, anne çiftçi oyununu oynayabilir miyim? bu çocuk artık kaç yaşına geldi bir daha paralarımı çarçur etmez zaten diyerek eline verdim. o sıra sinek ilacı aniden kafasına sıkılmış da düştüğü yerde çarpık bir şekilde ölen sivrisinek gibi uyuyakalmışım. zaten yamuk uyuduğum için her yerim acıyor. bir de kızımın kucağına koymuştum kafamı, bacakları acıyınca da beni iteklemiş. aaaay boynum. uyandım ve her şey normaldi. telefonla oyun oynanmıyordu. iyi dedim kendi kendine bırakmış. oyuncaklarıyla bir şeyler yapıyor. efendim yaklaşık 1 2 saat sonra şu domatesleri hasat edeyim diye oyuna bir girdim ve aman tanrım o da ne? 1 liram bile yok. ülkeyi soyan bir akpli gibi her şeyimi satmış. yargılanacaksınız!

şimdi o kadar parayı tekrar kazanacağım. ben fabrika açacaktım birikimlerimle ya. kalkınacaktık. insanlara aş verecektim. görüyorsunuz, muasır medeniyetler seviyesine çıkmama engel oluyorlar. bunlar iç minnak!
devamını gör...

kraldır, reisdir. bi bardak tokuşturmuşluğumuz yoktur ama elbet bir gün
devamını gör...

"şu kıyafetin üstüne bu olmuş mu!", "o oda o renge boyanır mı!" gibi, 1.5 gram gördüğüyle laf atmaya çalışan tipler çıkıyor.

işte bu tiplere "beğenmeyenin anına koyayım" demek, kendime saygım var davranışıdır.
devamını gör...

ne idüğü belirsiz çağlardı. ben çocuktum, ergendim. seksenli yıllar.

tektip beyaz ekmek vardı, üzerine margarin* sürüp, reçel* sürüp yerdik.

bi de sokakta top oynarken salça* sürülmüş ekmek.. saçma sapan çocukalrdık, zaten sonuçta ortada: mal bu mal...

ama yediğinizin resmini çekip millete hava atmak için paylaşacaksınız deseler, inanamazdık. ''asla asla'' derdik ayıptı.
devamını gör...

ekranları kapatın düzeliyor.

elde bik bik telefon gezdiğimiz için beyin pelte hepimizde.
devamını gör...

evinde köpek besleyen bazı kadınların kendilerine uygun buldukları sıfat. köpek babası olunuyor mu bilmiyorum ben köpek babasıyım diye tutturan var mı babalar gününe has evdeki köpeğini evladı sayan adam var mı bilmiyorum ama köpek annesiyim diye dolaşanları gördüğüm için böyle daralttım tanımı.

anne değilsiniz. köpek de değilsiniz. he anneliğinize mani değil bir insan yavrusu doğurursanız anne olursunuz zira anne olmak böyle bir şey. bakıp beslemekle de olmaz doğurup bırakmakla da ama teknik olarak doğurmak yeterli. eğer rahminizden çıkmadı ise sizi şok edecek bir bilgi vereyim o köpeğin anası siz değilsiniz. bence bu bilgiyi kullanın çok işinize yarar ilerleyen zamanlarda.
devamını gör...

en aptalcalarından biri:
herkes dahidir ama bir balığı ağaca tırmanma sınavına sokarsanız aptal olduğuna inanırsınız -sahte einstein
devamını gör...

tayt giymeleri.
devamını gör...

bir tane çerkes vardı ahu gibi peri gibi, bir defa gördüm ve ailesiyleydi ve de bir daha görmedim o mekanda... kendisini etkilemek için müzikal yeteneklerimi sunardım.

hani bir kız vardı seneler önce
kalbin çarpmıştı onu görünce
hey garson benim biram nerede
haberim olsun o kız gelince

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bunu varya neyse ya..

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

önemli olan seslerinin bir gün kesilmesi değil.. belli üniversitelerde belli kitleler yerleşik haldeler.. bana kalırsa sadece öğrenciler de değil..
devamını gör...

bir konakta, yalı da yaşayabilirsin ama yetim/öksüz olabilirsin. ebeveyn sevgisinden, anne şefkatinden, baba rol modelinden yoksun olabilirsin. varsıl varsıl...

kentin çeperinde gecekonduda yaşayabilirsin ya da bir mezrada, dağ köyünde ama ananın kucağında uyumayı, babanla beraber tarlaya çıkmayı yaşayabilirsin. yoksul yoksul...

bu versusta yoksunluğu gösterme tanrım derim. tarafımı belli ederim.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bugün kendimde iyice farkına vardığım bir durum maalesef. uzun soruları okurken hiçbir şey anlamadığımı ve gram odaklanamadığımı fark ettim. zaten sorunun yarısında sıkılmaya başlıyorum, uzun süre boyunca odağımı korumam lazımken benim odak süresi reels süreleriyle kapışıyor resmen. bunu aşmam lazım. instayı kapatmak için bir sebep daha çıktı.
devamını gör...

her pişt diyene gitmemek, o'nlara kibarca teşekkür etmek.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim